19 Şubat 2020 Çarşamba

Oradan buradan bu aralar Gulcin

Gunler uzamaya basladi. En azindan saat 3te hava kararmiyor artik. Ama hala soguk. Cok soguk. Ve ben sogukla arasi iyi bir insan degilim. Zaten kisla arasi iyi olan bir insan da degilim. Ama bu sene iyi idare ediyorum bence!

Elimden geldigince kendimi mesgul tutmaya calisiyorum. Ki tam zamanli calisan bir anne olarak bu konuda cok zorlandigimi soyleyemeyecegim :) Ama yapmaya calistgim sey biraz baska aslinda. Kendimi is ve ev disinda seylerle mesgul tutmaya calisiyorum. Isten sonra, bazi aksamlar, kendime biraz zaman ayirmaya calisiyorum. Olabildigince kendimi mutlu tutmaya calisiyorum. Cunku buna ihtyacim var.

Bundan birkac sene once is yerinde bir mudurumle konusurken soyle demisti bana; Gulcin sen enerjisi cok yuksek bir insnasin, Enerjinle etrafindakileri de olumlu etkileyip ofisin havasini degistirebiliyorsun. Bu cok guzel. Ama su var. tersini de yapabiliyorsun. Mutsuzsan, enerjin dusukse etrafindakiler de bundan etkilenebiliyor. Bu ekibin sana bagli oldugu icin oluyor. Ama daha cok yuksek enerjine alisik olduklari ve buna ihtiyaclari oldugu icin de olabiliyor. Yani senin kisisel enerjin bu takim icin belirleyici.

Hic sevmemistim bu yorumu. Cunku olumlu gibi gorunse de degil. Bana ne arkadasim sizin enerjinizden. Ben kendim mutlu olurum, mutsuz olurum takilirim. Siz de takilin iste. Ama hakliydi biliyordum. Hakliydi iste.Cunku mutsuzsam gercekten etrafimin enerjisini de asagiya cekebiliyorum ben. Bu cok kotu bir sey. Ama oyle. 

Bu ev icin de gecerli. Ben iyiysem evin enerjisi daha iyi oluyor. Ben kotuysem evi de etkiliyorum. Ve Deniz hayatimiza girdiginden beri evin enerjisini olumsuz etkilememek icin ekstra caba sarfediyorum. Zor oluyor ama yapmam lazim.

Bu kis bana iyi gelenlerden biri kitap okumak oldu. Masallah, nazar degmesin, tahtaya dokunayim naparsam yapayim da su halim degismesin ne olur... Cunku bu ara guzel okuyorum. Mutlu olarak okuyorum. Iyigeliyor okumak bana. Kendimi baya iyi hissediyorum. O yuzden elimden geldigince okuyorum.

En son Alamut kitabini okudum. ve cok sevdim. Bu sene okuduklarim arasinda en sevdigim Alamut oldu sanirim. 

KItap Hasan Sabbahin, Alamutta kurdugu duzeni anlatiyor. Ve tarihin ilk "canli bombalarini" nasil yetistirdigini. Urpertici. Hasan Sabbah'a pek cok kaynak tarihin ilk teroristi diyor. Bu kitapta da insan tarihin ilk teroristinin aklina yaklasiyor. Urpertici demistim degil mi?

Dusundukleri urpertici. Yaptiklari urpertici. Yapabilecekleri urpertici ama en cok vagecebilecekleri urpertici. Ben urperdim. Ama kitabi okumayi da cok sevdim. Keske devami olsaydi diyordum ki varmis. Sagolsun instagramdan bir arkadasim yazmis Turkiyeye gidince hemen bakacagim.

Yeni kitabima basladim umarim onu da severim ve umrim bu kisi enerjim dusmeden bitirebilirim :)


4 Şubat 2020 Salı

Deniz baleye basladi

Deniz Ocak ayinda baleye basladi. Belki bunu daha once yazmisimdir ama buna ait ayri bir yazi olsun istedim blogumda. Tarihe bir baska not :)

Deniz oyle muzik acinca hemen dans eden, kiritan bir bebek olmadi hic. Zaten diyorum ya sakin bir bebekti, sakin de bir cocuk. Oyle kipir ipir halleri pek olmuyor bizim kuzunun.

Dans edince de bir komik dans ediyordu ki sormayin. Cok guluyordum. Boyle zipliyor falan. Kuzum ya :) Ritim duygusu hep iyiydi ama. Muziklere, sarkilara pek guzel eslik ederdi. Kendi kendine oynarken hep sarki soylerdi. Yani muzige ilgisi vardi ama dansa pek yoktu. 

Ama bir sure once durum biraz degismeye basladi. Hic elsa izlememis kizimiz, kresteki arkadaslarinin etkisiyle ben Elsa gibi dans ediyorum diye ortalikta dolanmaya asladi. Anne hadi muzik acalim dans edelim demeye basladi. Dansa da yavastan ilgi duymaya basladi. Ve bir gun televizyonda Peppa izliyordu, Peppa bale yapiyor. "anne ben de bale yapabilir miyim?" dedi. "Tabi yapabilirsin Deniz, ben bakayim mi senin icin bale?" dedi. Hevesle "evet" dedi.

Ben aslinda Deniz icin jimnastik istiyordum bu kis. Onu da bir turlu bize uyan saatte bulamadim. Ona bakarken bale de bakmaya basladim. Cocuk malum. Daha da 3 yasinda kuzum. Hevesleri istekleri hizla degisebiliyor. O yuzden jimnastik bulamadim bale buldum ama sadece deneme dersi icin kayit yaptirdim hani bir bakalim diye. 

Ve Deniz ders icin gun saymaya basladi. Ne zaman baleye gidecegiz diye. Bir Cuma aksami bale kiyafetlerini denize denettigimizde oyle mutlu oldu ki sastik kaldi. Ben Denizi giydigi herhangi bir sey icin cok az bu derece mutlu gordum diyebilirim. Cildirdi. Guldu, kahkahalar atti, etrafta dondu durdu. Cok tatliydi :)

Ve ertesi gun baleye gittik. Hemen cembere katildi. 

Denizi hep anlatiyorum ya size. Deniz bir ortama girince hemen o ortama karismiyor. Once izliyor. Biz de onu ogrendik artik. Oyle durumlarda Denize hadi bak sen de yap, yap, yap vs demenin hicbir anlami yok biliyoruz. Onun kendine ait bir ritmi var. izleyecek, gozlemleyecek, kendisi hazir hissettiginde katilacak. Boyle bizim kuzumuz.

Ben de o gun o izlerken hemen yaninda oturdum. sadece oturdum. Arada bana sarildi ben de sarildi. Gozunu kirpmadan izledi bir sure. Sanirim 5 dakika falan. Sonra bana bakti guldu. Ve yavastan katilmaya basladi yapilanlara. Ve dersin ilerleyen zamanlarinda Deniz herkese katildi. Ve dersin sonunda cok mutlydu :)

Ders dedigime bakmayin. 45 dakika suruyor bunun belki 10 dakikasi sadece bale gibi bale. Onun disinda kosuyorlar zipliyorlar. Ellerine kurdeleler, bayraklar, ayilar veriyorlar onlarla bir seyler yapiyorlar. Tam benim istedigim gibi. Daha 3 aysinda oyle cok sisiplinli bir seye ihtiyaci yok bence. Eglensin iste.

O gun yani ilk gun Deniz derse evet katildi ama cogu hareketleri tabi ki yapamiyordu. Deniz ne guzel cabaladin dedik. Aferin cok guzel denedin dedik. Sonraki unlerde Deniz evde de bale yapmak istedi. Bacaklarimi nasil yapicam goster dedi. Bak bu piliye piliye diye evde dolasmaya basladi. Ve o gunden beri deniz baleye kosarak gidiyor.

Sabhlari bale var mi diye uyaniyor. Baleye kac gun kaldi diyor. Ve bugun bale var dedigimizde gozlerinin ici guluyor. 

Denizi bebekleiginden beri boyle eglenebilecegi aktivitelere goturuyoruz ama hicbir sey konusunda bu kadar hevesli oldugunu gormemistik. O yuzden deneme suremiz bitince de devam etmeye karar verdik.

Ve ben bunu neden buraya not etmek istedim. Cunku bu surecte Denizin, hep dusundugum gibi, bana ne kadar cok benzedigini bir kez daha gormus oldum. 

Bir konuda Deniz'e asla israrci olmamamiz gerektigini, sevdigi seyleri secmeisni icin ona firsat verip geriye cekilip beklememiz gerektigini bir kez daha gordum. Kizimi biraz daha tanidim. Ve onun sevdigi bir seyi bulabildigimiz icin cok ama cok mutlu oldum.

Deniz baleye de istedigi surece gidecek. Istemedigi zaman elbette birakacak. Ama omrunun cougunu dansla gecirmis, hayatta en mutlu oldugu yerlerden biri sahne olan bir insan olarak, kizim dansa ilgi gostedrigi icin cok ama cok mutluyum. E o kadarcik da olsun canim :)

Ve olur da her ne formada olursa olsun dansa devam edecek olursa, bu da Denizin dansa baslama hikayesi olarak burada olsun :)

27 Ocak 2020 Pazartesi

Neyin derdindeyiz?

Yine deprem.
Yine gocuk altinda kalan insanlar.
Yine gozleri dolu dolu haber sunanlar.
Yine orada o sogukta "sesimi duyuyor musun" diye bir umut bagiran, canini disine takip calisan muhtesem insanlar.
Yine yardim cagrilari.
Yine bir olacagiz halledecegiz vaatleri.
Yine yikilan evler.
Yine yikilan hayatlar.
Yine.
Yine
Yine.

Elazigda hava buz.
Eksilere dusuyor.
Insanlar ustlerinde betonlarla kurtarilmayi bekliyor.
Kurtarma calismasi yapanlarin elleri soguktan kipkirmizi.
Burunlari aglamaktan...
Goruntulere bakiyorum. 
Bakamiyorum degil.
Bakiyorum.
Cunku insanlar orada onu yasarken, ay bakamiyorum diyemiyorum.
Bir anne once kizimi alin diyor. oburu komsumuz yalnizdi evde haber var mi diyor daha kendisi gocuk altindayken.

Hastanede bir amca ile konusuyorlar. Depremde esini ve cocugunu kaybetmis. Bombos gozlerle bakiyor konusurken. Ben hayatimda hic bu kadar bos bakan golzer gormedim. Onu dinlerken icim bosaliyor.

Yine hastanede bir teyze ile konusuyorlar. Biz Suriyelilere tas atariz ya, Mahmud adinda Suriyeli bir genc elleri kanaya kanaya topraklari kaziyip cikardi beni gocuk altindan diye anlatiyor. Sonra Mahmud evlerine geliyor. Tum aile o taopraklari kazimis elleri opuyor opuyor. ONlari izlerken icim dopdolu oluyor.

Her deprem ya da baska dogal afet sonrasinda oldugu gibi herkes iste hayat bu kadar diyor. Pamuk ipligine bagliyiz, neyin derdindeyiz. 
Ben de oyle hissediyorum. 
Neyin derdindeyiz diyorum.
Insanlar orada molozlarin basinda sevdiklerini beklerken neyin derdindeyiz,

Sonra televizyonda depremzedeler icin 51 milyon toplandigi haberini okuyorum bir siteden. 

Ne guzel.
Daha da cok toplansa keske.
Ama insan dusunmeden edemiyor. Ya biz niye her depremden sonra para topluyoruz?
Neden bir dogal afette bile devlete ve imkanlarina siginamiyoruz.
Neden ama neden her felakette para icin seferber olmak zorunda kaliyoruz?
Boyle olmasin, ihtiyac halinde hazir olsun diye yillardir Deprem vergisi odemiyor muyuz biz?
Neden o parayi devlet cikarip koymuyor masanin ustune?
Neden biz sadece oradaki canlara uzulemiyoruz da para derdine dusmek zorunda kaliyoruz?
Neden?

Siz bunlari daha aklinizdan gecirirken birileri sizi vatan haini ilan ediyor. 
Su anda bile devlete laf soyluyorsunuz diyorlar.
E ben "su anda bile" devlete guvenemeyeceksem ne zaman guvenecegim diyecek oluyorsunuz daha cok ustune geliyorlar insanin. 
Susun diyorlar, uyumsuzluk yapmayin diyorlar.
Yahu ne uyumsuzlugu yillardir cani gondulden verdigimiz bir paranin nerede oldugunu sormak neden Uyumsuzluk olsun diyorsun.
Haklisin sonuna kadar hem de ama soyletmiyorlar.

Yine televizyonda SMSlerle para toplaniyor, yardim kuruluslar ortaya cikiyor. Herkes bir elden bir seyler yapmaya calisiyor.
Sen de elinden geleni yapiyorsun.
Ha bir de susuyorsun. Aklindaki sorulari bir kenara birakiyorsun.
Pasa pasa  deprem vergisi odemeye de devam ediyorsun.
Cunku orada insanlar molozlarin basinda sevdiklerini beklerken her sey onemini yitiriyor biliyorsun.

Aklindan, kalbinden gecen tek seyi diliyorsun. 

Ne olur her kim o molozlarina ltindaysa sag salim kurtulsun...

22 Ocak 2020 Çarşamba

Isterim anne...

Haftasonu sifayi kaptim. Nezle. Burun cesme gibi akiyor, hapsuruklar ust uste siralaniyor, gozler sipir sipir sulaniyor. Iste klasik nezle. Ve tabi o nezle kucagimdan asla inmeyen, biraz oksurdugu icin gece uyanip uyanip yanima gelen ve kucagimda uyumak isteyen kizima da bulasti. Beklenen son. 

Deniz benim kadar kotu olmadi cok sukur. Kuvvetli bir virus ya da bakteri degilse cocuklar daha cabuk atlatiyor. Ben ateslendim falan ama o cok daha iyiydi. Yine de Pazartesi gunu babasiyla evdeydi. Dun de ben hazir evde duracakken Onu da krese gondermek istemedim. Beraber evdeydik. 

Krese gitmesine engel olacak bir hali yok. Sadece burnu akiyordu dun sabah. Ki bu yaslarda genelde burunlari akiyor zaten. Ama iste ben evdeyken o da dursun dedim. Bu durumda benim cekindigim sey bagisikligi gorece daha dusuk olacagindan nezle nedeniyle baska seyleri daha cabuk kapma ihtimali. Hani varolan nezlesi icin degil de baska yakalanabilecegi hastaliklari icin gondermiyorum aslinda. Bir de bahane iste beraber oluyoruz, kucak kucaga vakit geciriyoruz kizimla.

Bu aralar bir baska tatli. Tamam biliyorum, ben hep boyle soyluyorum ama bu donem gercekten bir baska tatli. 

Tam bir bicirik. Soylediklerine, konusmalarina yetisemiyorum yazmak icin artik. Aklima geldikce not ediyorum  ama iste yetismek ne mumkun. Her konusmamizda bir baska gulduruyor beni. Her sey oyun onun icin. Bir bakiyorsun, hayat normal akisinda devam ederken bir oyunun icine girivermissin. 

Gecen gun Deniz karnin doydu mu dedim mesela. Bakti bana guldu. "Hokus pokus karnimiz tokuz" dedi :) Ondan sonrasi Denizin sihirbaz oldugu bizim guldugumuz dakikalar :)

En sevdigim anlar onun oyun kuruo beni de icine dahil ettigi anlar. Dun evdeydik ya bu tabi cok oldu. Bir baktim aksamustu ikimiz koltuk altinda, mutfak dolabinda canavar ariyoruz :) Canavari buluyoruz ama bitmiyor. Gozlerini kapat 20ye kadar say diyor, o sirada canavar baska yere saklaniyormus :)

Ben cok oyuncu bir insan degilim. Oyun kurmayi falan cok beceremiyorum. Oturalim kitap okuyalim, sohbet edelim, mutfakta beraber birseyler yapalim, yurusyuse cikalim falan tamam. Ama diger oyunlarda biraz guduk kaliyorum. Gercek bu ama farkediyorum ki o simdi oyun istiyor, olmayan bir canavari arayalim, olmayan bir kopege mama verelim, bir civciv hayal edip konusturalim. Iste elimden geldigince Denize uymaya calisiyorum ama itiraf edeyim cok zorlaniyorum.

3 yas hayal gcunun cok gelistigi bir donemmis. Oyle. Bizim evde bu ara canavarlar araniyor, baheye ayilar gelip dans ediyor, gokyuzunden kuslar geciyor diye tavanlar izleniyor.Oyle iste garip seyler. Bir yandan urkek bir kus. Baleye basladi kucuk hanim, bale kursunun maskotu da kucuk bir ayicik. Her derste bunlara ayi dagitiyorlar, o ayiyi uyutuyorlar, dans ettiriyorlar. evet boyle bir baleye gidiyor, bale degil de oyun diyelim :) Hah iste o ayicigin buyuk maketini getirdiler bir derse yanina yanasmadi :) E hani bahcede ayilar dans ediyordu diyemedik tabi :) Istemiyorsan yaklasma kuzum dedik :) Iste bir yandan ruhu kanatlanip ucmek istiyor bir yandan gercek dunyanin buyuklugunden hala urkuyor benim kucuk kusum

Bu yazi nereye gidiyor bilmiyorum ama yaziyorum su an. Bir kac kez ara vermek zorunda kaldim o yuzden iyice kopmus olabilir konular birbirinden ama idare ediverin :)

hayal dunyasi ya da degil bizim hayatimizin en onemli gerceklerinden biri su: Deniz evi, evde vakit gecirmeyi cok seviyor. Evde olsun, oyuncaklariyla oynasin, koltugunda smoothie icsin, bizimle kahve keyfi yapsin. ciksin odasinda bebeklerine kitap okusun. Bunlar varsa bizim kizimiz cok mutlu. Evdeysek oyle disari cikmayi cok istemiyor. Dun de istemedi mesela.

Kac defe annecim seni parka gotureyim dedim, yuruyuse cikalim dedim, babycino izmeye gidelim anne-kiz dedim hepsinde ayni cevabi verdi: simdi degil anne. Ne zaman Deniz? Ben simdi bebeklerin altini degistireyim, sonra onlari parka gotureyim, sonra senle canavar kovalayalim sonra tamam mi?... Tamam diyorum. Cunku belki de evi ozluyor diye dusunuyorum. Istemedigi seylere vaktimiz musaitken zorlamak istemiyorum. Evse ev, durmaksa durmak peki Deniz diyorum.

Zaten hafta ici biz ise yetisecekken, ne kadar onun temposuna uymak icin erken kalksak da acele ettiriyoruz onu. Mecburuz. Denizi zaten 8:30-9da birakiyoruz krese, kim kree biraktiysa Denizi ise gitmesi 10u buluyor. Daha da esnetmemiz mumkun degil sabahi. O yuzden evdeysek tamam diyorum evde duralim gitmeyelim bir yere.

Dun de oyle dedim. Disari gitmek yerine kek yapmak istedi tamam dedim. O da benim gibi kekin dibini, pismis halinden daha cok seviyor L( Azcik yemesine musade ediyorum artik :) Oturdu biraz kek dibi yaladi. Sonra kekimizi piknik yaparak bahcede yiyelim dedi kabul etti. E yeter kis gunu bahce keyfi de bize ne yapalim. BIraz kek yeme, biraz trampolin. biraz bahcede top oynama derken hava aldi iste. Hic yoktan iyidir.

Iste boylece bir anne kiz gunumuz daha oldu,


Cok seviyorum onunla boyle zaman gecirmeyi. Ama ertesi gun bir baka ozluyorum onu. Sabah cok cok cok sarildik denizle. Cok cok cok gulduk. Bebekligine baktik. MInnacik oldugu zamanlari gorunce bir baska sizladi icim. Buyuyor, ben ne yaparsam yapayim doyamiyorum onunla gecirdigim zamana. Al iste ilk bir yil yanindan ayrilmadim 10 dakika doydum mu o zamana? Hayir. Cuku doyulmuyor. Bugunleri de ileride bakip icim sizlayarak doyamamiz olarak hatirlayacagim biliyorum. O yuzde isim azsa hemen kaciyorum, o yuzden daha buyuk projelere evet demiyorum. deniz okula baslamadan olabildigince anne kiz zamani yasayaim istiyorum. SOnra da yasayacagiz elbet ama bunlar da baska.


Bu arada beraber o buyuyunce yapacaklarimizin hayalini kuruyoruz. 

D: Ben buyuyunce bana da makyaj malzemesi alacak miyiz?
G: Aliriz tabi
D: Kahve de icer miyim?
G: Icersin tabi. Beraber alisverise gideriz, sonra oturur kahve iceriz. Kek de aliriz yaninda.
D: peki ben buyuyunce sarap da icecek miyim?
G: Istersen evet. Istersen kahveden sonra dolasiriz, dolasiriz, sonra cok guzel bir restorana gideriz. Anne kiz. Cam kenarinda bir masaya otururuz. Sarap da soyleriz. Seninle ben sohbet ederiz, sarap iceriz. Yemek yeriz. Konusuruz, onusuruz. 
D: Isterim anne. Yapalim, isterim.

Ben de isterim Deniz. Hem de cok. Bakma bebekligine cocukluguna doyamama, ben senin buyumeni de sabirsizlikla bekliyorum. Birlikte yapacagimiz her seyi ama herseyi sabirsizlikla bekleiyoum benim guzel kuzum.

16 Ocak 2020 Perşembe

Zor bir 2 hafta basliyor

Benim icin sikintili olabilecek bir 2 hafta yarin baslayacak. Biraz gerginim. Mecburen, icinde olmak istemedigim bir durumda olacagim ve bu beni rahatsiz ediyor. Ama ote yandan bunu engellemek icin yapabilecegim cok bir sey yok. Yani bu donem yasanacak, maalesef, ne kadar yasanmasini istemesem de. 

Saglikla ilgili bir problem degil. O yuzden gecer. Ha fiziksel olarak sagligimi etkilemeyen bu sey duygusal sagligimi etkileyecek, hatta simdiden etkiliyor. Ama iste dedigim gibi yapacak bir sey ne yazik ki yok. Yasayip gorecegiz. 

Kendimdeki hasari kontrol altinda tutabilmek icin bu olayi kafamda cok fazla buyutmemeye calisiyorum sadece, yapabildigim tek sey bu. Kendi gunluk, haftalik rutinimizi olabildigice bozmadan bu sureci atlatmak tek istedigim. Umarim yapabilirim.

Boyle yurtdisinda yasarken bu duzen isleri cok kritik oluyor. Siraze  bir sasarsa bir daha toparlamak en zoru. O yuzden onumuzdeki iki hafta sadece ona odaklanmayi dusunuyorum. Bir de kendime. 

Kendimi biraz simartacagim. Masaja gidecegim mesela. Sonra arkadaslarimla bulusacagim. Bir aksam da Kingstona gidip aksam orada kendim takilmak istiyorum. Alisveris yaparim, kendi kendime yemek yerim. Bu da bana hep iyi geliyor cunku. 

Ama bu kendimi simartma kismi da evden cok uzak kalmak anlamina gelirse yanabiliriz. Cunku o zaman da Denizin ayarlari sasiyor. Onun da hayatinin dengesi biraz benimle ne kadar vakit gecirdigine bagli. Benimle yeterince vakit gecirmezse Deniz huzursuz oluyor. Ve bu huzursuzluk bize yol su elektrik olarak olmasa da gece uykusunda bozulma, hircinlik, buluttan nem kapma gibi hallerle geri donuyor.

Yani anlayacaginiz onumuzdeki iki hafta benim icin biraz dengeler acisindan kritik. 
Kendimi, kizimi ve duzenimizi koruyabilmeyi umuyorum ve kendime kocaman bir sans diliyorum.
Haydi insallah.

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails