14 Mayıs 2019 Salı

Deniz 32 aylik

Deniz 32 aylik oldu.

Bu aralar tam bir bal. Bicir bicir halleri, etrafta zip zip tavsan gibi ziplamasi, kendine kendine hic durmadan konusmasi, sohbetlere bir sekilde dahil olmasi ve hatta sohbeti yonlendirmesi bizi gulduruyor da gulduruyor. Birkac ay once tabiri caizse canimiza okuyan Deniz, bu aralar bizi neseden neseye surukluyor. 

Gectigimiz ay annem de burada olunca ve 2 haftamiz da Turkiyede gecince konusmasi iyice ilerledi. Gecenlerde "Deniz yaramaz degil ama dedenin yataginda debelenince yaramaz oluyor" dedi mesela. Agzim acik kaldi desem yeri. Degisik bir kelime kullanildi mi bir anda aciliyor gozleri. O anlari cok seviyorum, o bir anda gozlerinin acilisi, dudaklarinin buzulusu, kafasini o kelimeyi yazmaya calisisi... bu zamanlarina dair keske unutmasam diyecegim seyler arasinda bunlar.

Bu ara mimiklerini cok kullanmaya basladi. Bazen bir sey anlatirken agzini buzup gozlerini kisiyor. Keske yakalasam da fotograflasam o ani ama olmadi. Hani boyle iste ne yapsin o da boyle der gibi bir hal. O anlarda genelde "demek ki... oysa... halbuki" gibi yahu sen bu kelimeyi nereden biliyorsun diyecegimiz seyler soyluyor. Mesela gecenlerde halam ona "cikolata misi sen?" dedi. Bizimki tabi ki "Hayir, Deniz cikolata degil. Deniz insan" diye yapistirdi cevabi. Sonra gozlerini kisti, dudaklarini buzdu kafayi hafif yana yatirdi "demek ki sen beni cikolata sandin" dedi :)

Turkce konusma konusunda hicbir sorunu yok. Ingilizcesi turkcesine gore daha yavas ilerliyor. Bu beni endiselendirmiyor cunku illa Ingilizceyi ogrenecek, cocuk Ingilterede yasiyor. Krestekilere gore Ingilizcesi 2-3 yas cocuklari kadarmis, e Deniz de zaten 2,5 yasnda. Turkcesi cok iyi oldugu icin Ingilizcesinden de ayni seyi bekliyoruz bazen. Ama beklememek lazim bence. Sonucta anliyor, isterse cevap veriyor. Ha istemezse agzini bile acmiyor :) Genelde kendi yasitlariyla ingilizce konusmayi tercih ederken buyuklerle ingilizce konusmayi pek istemiyor. Bana benzetiyorum Denizi bu konuda. Sonucta buyuklerle daha derin seyler konusmak istiyor cocuk e ingilizcesi yetmeyince de turkce devam ediyor :) dedigim gibi Ingilterede yasarken ve 5 gun krese giderken illa Deniz ingilizce ogrenecek o yuzden ben hala sadece Turkce konusuyorum Denizle.

Ote yandan Deniz artik 2 ayri dil oldugunun ve onun kresteki cocuklardan baska bir dli de konustugunun iyice farkina vardi. Arada bize bunun ingilizcesi ne? diye sormaya basladi. Eskiden ben bunlari da turkce cevapliyordum ama artik hayir ingilizcesini soyle diyor. Sorarsa ingilizcesinin ne oldugunu soyluyoruz. Ama sorarsa.

Turkiyedeyken Denizin iki dilli olusu baya ilgi cekiyor. Bize Deniz dogdudgundan beri sorulan sorulara bir de Denize sorulan sorular eklendi.  Bunun ingilizcesi ne?, sen ingilizce konusuyor musun? hadi bunun ingilizcesini soyle gibi cumlele geliyor arada. Deniz cevap verirse veriyor arada. Ama bence bu sorulardan sikiliyor, iste oyle oldugunu hissettigim anda kaciriyorum Denizi ortamdan. Zira ben de cok sikiliyorum bu durumdan.

Gectigimiz ay Deniz buyuk bir esik atladi ve bezi birakti. Tamamen kendi istegiyle hatta israriyla oldu bu durum ki yazmistim. Yoksa bana kalsa yaza kadar beze devam ederdi. Ama iyi ki de yaza kalmadi! Ben seyahatte bu isler nasil olacak diye dusunurken Deniz seyahatte attigi adimlari arrttirdi kakasinin da tuvalete ya da lazimliga yapmaya basladi. Ustelik once gunduz uykularindaki sonra gece uykularindaki bezi de cikardi atti. Bunlar da yine hep kendi talebi ve istegi ile oldu. Bence baya iyi ilerliyor. Ama yine seyahatin etkisiyle 1 hafta ust uste kuru uyanan bebek bir gece altini islatti. Ondan sonra da arada bu kazalar yasanmaya basladi. Ustunde durmuyoruz, asla istemedigi icin bez de baglamiyoruz. Eve doneli daha 2 gun oldu durumun duzelmesini umuyorum. Sonucta gece bezini birakmayi kendisi istedi ve 2 hafta hic kazasiz gecti. Sanirim mekan degisiklikleri ve yorgunluk Denize fazla geldi. Bakalim umarim duzelecek, bekliyoruz.

Deniz gectigimiz ay uzun bir seyahat yapti ve cok mutluyum ki 30. ayda yasadigi ucak korkusu yavas yavas gecmeye basladi. Bu ucuslar bence cok onemliydi, cunku gecen sefer bir sekilde Ingiltereye donmus olsak da Deniz ucaga binmeyecegim ben ucmayi sevmiyorum diyip duruyordu. Izmir'e direk bilet aldik bu sefer ve annem de yanimdaydi. Bu ucuslara tabiri caizse dogum cantasi hazirlar gibi hazirlandim. Kitaplar, oyunlar, yiyecekler, atistirmaliklar. Havalaninda annem ah gor bak cok rahat ucacak derken, ucagin korugune geldigimiz anda Deniz huzursuzlandi. Ki zaten havalaninda hep iyi, derdi ucaklarla. Kucagima geldi, kafasini gogsume gomdu. Neyse ki hazirliklar ise yaradi ve kafasi gogsume omulu basladigi yolculugu kendi koltugunda bitirdi. Oh! bunun ayrintilarini bir ara yazarim.

Deniz gectigimiz ay ilk dugunune ve kina gecesine de katildi. Sesi cok sevmeyen kizim ikisinden de basta rahatsiz oldu. Ama ayni zamanda muzigi ve dans etmeyi pek seven kizim, ikisinde de sahnelere firladi dans etti :) Boyle zip zip dans ediyor. Ben de kucukken oyle dans edermisim. Bakalim sonunda o da ziplamaktan vazgececek mi? Ben simdi o minnak boyuyla sahnelerde ziplamasinin keyfine bakiyorum :)

Deniz gectigimiz ayin cogunu genis ailemizle gecirdi. Genelde bizimle yalniz zaman geciren bir cocuk oldugu icin aile ile biraraya geldiginde ben cok seviniyorum. Deniz de sevindi. Dayi, amca, kuzen, teyze simardi da simardi. Simarsin hic onemli degil. Abimle kostu, amcasinin esi yengesiyle oyunlar oynadi, kucaktan kucaga kostu. Tanimadigi insanlarin yuzune falan dokunmasini, yanagini falan sikistirmasini ya da onu kucaklamasini hic sevmiyor. Hemen tepkisini de koyuyor hayir diyor. Desin. Cunku biz Denize istemedigin bir sey olursa, bir arkadasin sana vurusa falan hayir diyeceksin diyoruz. O da aynisini onu sikistirmaya calisanlara yapiyor. Iyi de yapiyor. Ama kim ki ona konusarak yaklasirsa, onunla oyuncak degil de insanmis gibi iletisim kurarasa onun pesinden ayrilmiyor. :)

Hic ama bak o da seni sevmek istiyor, guluver, opuver falan demiyoruz. Istemiyorsa istemiyor, isterse seviyor sevdiriyor cocuk. Acikcasi ben de oyle durduk yere yanaklarini sikmalarini falan sevmedigimden mudahale etmiyorum :) Yahu sokaktan gecen herhangi bir insanin yanagini sikiyor musunuz da bunu cocuklara yapiyorsunuz? Vallahi anlamiyorum.

Deniz gectigimiz ay iyice oyuncu oldu. Hayal dunyasi genisliyor. Kendi kendine oyunlar kurmaya calisiyor. Buyumesinin en izlemesi keyifli asamalarindan biri bu bence. En cok kitaplari canlandirmayi seviyor. Kircil ayi ile kinali sincap kitabini canlandirmak bu aralar en sevdigi. "aa orada bir karalti var" dedi mi oyun basliyor :) Ben de "ne acaba o karalti" diyorum. Hemen gelip elimi tutup beni o tarafa goturmeye basliyor. Kitabin sonuna kadar satir atlamadan canlandirma devam ediyor :)

Bunun disinda en sevdigi sey kesinlikle ziplamak. Cocuk gec zipladi, bir zipladi, pir zipladi. Evde, yolda, belde surekli ama surekli zipliyor. 
Deniz is a jumping bean
Biggest bean I've ever seen
She can jump so high
She can almost touch the sky  
Bu aralar bizim en cok soyledigimiz sarki bu. Kreste oynadiklari bir oyun. hepsi etrafta oturuyor kimin ismi soylenirse o ortaya cikip bu sarki esliginde zipliyor. Biz neredeysek bu oyun orada :) Evdeyse illa koltugun ustunde zipliyor. Baska yerlerdeyse ziplayacak bir alan secip aasliyor sarkiya. Etrfata kim varsa oyuna katilacak ama :) Sadece etrafta olanlar degil, oyuncaklar da Danny, Sian, Monica olarak katiliyorlar oyuna :)

Kres arkadaslari, ozellikle de Sian, surekli yanimizdaymis gibi davraniyor ara ara. Yani hayali bir arkadas gibi degil de. Mesela elindeki kitap Sian oluyor, ona etrafi gosteriyor. Ya da bebek, plastik bir catal vs. Ama illa Sian, bazen Danny yanimizdaymis gibi yapiyor. Bana da "bak Sian Deniz ablan ne guzel cicekleri kokluyor" de gibi cumleler soyletiyor. Soyluyorum ama insallah yanlis yapmiyorum :)

Yemeklerle arasi iyi. Ama kendisi yemek isterse. Bizim evde bu konuda kurallar belli, yemek isterse yiyor, yemezse israr edilmiyor. Yerse yiyen bir cocuk oldugu icin boyle yapmayi tercih ediyoruz. Hic yemiyor olsaydi belki farkli davranirdik. Yemeyen cocuk zor azizim o konu bambaska bir sey. Bir de inada binmemesi icin boyle davraniyoruz biz. Zira bir sey Deniz icin inada binerse en sevdigi sey bile olsa yapmayabiliyor. 

Merdivenleri hicbir yere tutunmadan inip cikmaya basladi. Zaten bunu takiben de bezi birakti. O yuzden ben de artik ikisi arasindaki iliskiye cani gonulden inaniyorum. Nerede merdiven gorursek inip cikmak istiyor. Ve illa son basamaktan ziplayarak iniyor. Bu ne kadar uzun zaman alsa da olabildigince birakiyoruz ki insin ciksin. Cunku inip ciktikca kendine guveni yerine geliyor goruyoruz. Velakin bir yerden bir yere baya uzun zamanda gidebiliyoruz :)

Ziplarken bir iki kez dustu. Birinde kaldirimdan zipliyordu. Deniz bu konuda bana cok benziyor bir seyi yapmadi mi, bir daha yapmak istemiyor ama biliyorum icinde de kaliyor. O yuzden bu aralar Denizin cok tesvik edilmesi gerekiyor. Merdiven cikamadi mi? Ya da atlarken dustu mu? Hemen cocuklar dusebilir Deniz diyorum. Ama denemeye devam etmeleri lazim. Boyle ogrenirler. Bazen hemen denemek istiyor, bazen istemiyor. Zorlamiyorum ama denemek istediginde hemen tesvik ediyorum. Sonrasi kocaman gulumseme ve bak basardim bakislari :) SImdi dusunce kendisi de cocuklar dusebilir ki demeye basladi :) Ben hayatim boyunca mukemmelliyetci bir insan oldum ve bundan cok ama cok cektim. Bir seyi deneyip yapamadim mi birakirdim ve icimde kalirdi. O, oyle olmasin dilerim, denemekten bikmasin, basarisiz olmaktan cekinmesin benim gibi. Ha istemiyorsa da yapmasin ama o yuzden israr etmemeye calisiyorum.

Stickerlara bayiliyor. Ama resmen bayiliyor bu ara. El becerileri baya gelisti zaten. Artik stickerlari kendisi cikarabiliyor. Oh yani bu isten kurtuldum zira beni elleri olarak kullaniyordu :) 3-4 hafta pek rahat ettim ama simdi yeni bir alanda beni kullanmaya basladi. Neymis efendim stickerlar tam cizgilerin icine denk gelmiyormus. Ay gelmesin disarida kalsin. Yok efendim :)

Sut icmek, ve mumkunse biz kahve icerken icmek, ve mumkunse bizim kahve ictigimiz fincanlarda sutunu icmek en sevdigi seylerden biri. Ictigi sut miktarini azaltmaya calisiyoruz ki cok da icmiyor ama bu keyiften de geri kalmasin icsin ne yapaim diyorum. Bazen uykuya gecmeden 1-2 yudum sut istiyor. O da uykuyu geciktirmek icin!

Cok merhametli cok ama. Gecenlerde Konak meydaninda kuslara yem veriyoruz. Oyuncak satan birisi yaklasti yanimiza. Ama Denize gore oyuncaklar degil. Tesekkurler dedim uzaklastik. Yok takip ediyor habire yanimizda belki 15 dakika. Sonunda almayacagiz bu bebek 2,5 yasinda ve bunlar ona uygun degil lutfen dedim. Adam sonunda gitti. Ama Deniz bana dondu ve "Neden sesini yukseltin? Neden sinirlendin?" dedi. Anlattim ama sanirim  uzuldu sesimi yukseltmeme :( Annem mesela ben yasliyim seni kucagimda tasiyamam Deniz demis bir kere. O gunden beri anneannem yasli, beni tasiyamaz. Ben kendim yurumeliyim yorulsam da diyor. Bazen bu kadar empatik olmasa mi diyorum ama huyu bu iste...

Kitaplar tabi ki hala evin bastaci. Cougunu ezberledi bastan sona anlatiyor. Dun aksam Deniz kendi kendine yine kitap okuyordu.  Babasi "sana kelimeler kelimeler kitabini okuyayim mi Deniz" dedi. dondu "SImdi ben okuyorum" dedi :)  Yeter ki okumak olsun. gazete, cizgi roman, paket arkasi, ne gorurse bize okutuyor.


Gectigimiz hafta ilk dondurmasini yedi! Cocuk bildiginiz mutluluktan delirdi :) Sasliya hayvanat bahcesine gitmistik annemlerle. Bir abisi oradaki Denize birazcik dondurma hediye etti. Bir yuzume bakisi vardi ki yiyebilir miyim diye kiyamadim, ye dedim. Sonrasini gormeliydiniz. O yuzundeki mutluluk, o agzini sapirdatisi, o bir dondurmayi bes agzinin etrafini yalayisi :)

Ucarken cizgi film izliyor biliyorsunuz. 20 dakika sonra sikilip kendisi birakiyor. Anladim ki uzmanlar 20 dakika derken varmis bir bildikleri. E dondurmayi da yedi. Kim tutar artik cocuk denizi :)

Artik don giydigi icin cok mutlu. Ama cisini ve kakasini tuvalete yaptigi icin temiz kiz oldugunu ve dolayisiyla banyo yapmasi gerekmedigine karar verdi! Cocugu haftada bir anca yikayabiliyoruz o da saatlerce ikna cabasindan sonra. Pazar gunu ikna da edemedik. E sabah kalktiginda kaza olmus her yani cis, ustelik yoldan geldik inekleri mi sevmedi, kuzulari mi opmedi. Yok dedim yikayacagim. Aman ne agladi. Tamam aglamasin istiyorum ama iste bazen cok cok cok inat ediyor. 

Zaten inat Denizin karakterinin en belirgin ozelligi. Bir hayir diyisi var ki gormelisiniz.

Inadi, bana sarilip minik elleriyle sirtimi sevmesi, boynuma dolanan kucucuk kollari, annesi seni seviyorum demesi, gozumun icine bakip gulmesi, kiyafetlerini begendiyse etraftakilere gostererek dolasmasi, simarinca dilini agzinin icinde dolandirisi, cekinince ellerini agzina sokmasi, ben buyuk oldum, Deniz bebek degil diye her firsatta dile getirisi, annesi yemekten sonra smotthie? diye sormasi, sonra istahla catali agzina goturusu, buldugu her kaldirimdan atlayisi, biraz gozu korktuysa annesi elimi tut diye yanima gelisi, kacmaca oynarken ciglik cigliga bagirisi, bir seyi anlatirken elerini kullanisi, mimikleriyle duygularini anlatmaya calisisi, bir yandan kendi istediklerini yapmak icin israr ederken bir yandan hala ne diyecegim diye gozumun icine bakisi, bir yandan ozgurlesmek icin cabalarken bir yandan her firsatta koynuma siginisi... Deniz buyuyor goruyorum. Ben ne kadar yavas gecsin bu surec diye icimden dualar etsem de Deniz hizla buyuyor. Ve kalbim her yeni gunle biraz daha Denizi seviyor, biraz daha, biraz daha. Hem de daha cok sevemem heralde derken her gun biraz daha...

13 Mayıs 2019 Pazartesi

ic dokme

Bu aralar biraz tatsizim. Nedenini bilmiyorum. Ama uzerimde oyle genel bir mutsuzluk hali var.

Birkac adim geri cekilip baktigimda mutsuz olmam icin bir sebep yok. Herseyden ote saglikliyiz. Ama iste arada olur ya insana boyle. Bana da oldu iste. Yeni tatilden dondugum hade boyleyim. Sanirim bir sure de boyle olacak gibiyim.

Arada arkadaslarimla konustugumda su dokuluyor dilimden; kumulatif bir yorgunluk var ustumde. Hani su an, simdi, bir kac gun once yasadigim bir sey degil bu halimin sebebi. Ust uste birikti sanki bir seyler. Ve simdi icime sigmaz oldu.

En fenasi da su. Bunlari hissediyorum ve donra deli gibi pisman oluyorum. Bunca zorlukla ugrasan insan varken benim boyle hissetmeye hakkim mi var diyorum. Saglikliyim, guzel bir isim var, ailem yanimda, her seyden ote saglikli tatli bir cocugum var. Iste bunlari dusununce oyle buyuk bir pismanlik duyuyorum ki yasafigim o yorgunluk daha da artiyor. Sonra o pismanlik ve yorgunluk arasinda eziliyorum.

Bir nevi kapana kisilmislik hissi. 

Bazen oyle cabuk geciyor ki gunler, hangi gun oldugunu unutuyorum. Bazen tek bir gun gecmek bilmiyor oyle saat sayiyorum. Bazen her gun ayni seyleri yapmaktan cok ama cok bunaliyorum. Bazen farkli bir sey yapayim istiyorum, ama enerji bulamiyorum.

Ben ki etrafta enerji topu olarak dolasan insan bazen elimi kolumu kaldirmak dahi istemiyorum.

Bana ne iyi gelir bilmiyorum. Ama iyi hissetmiyorken iyiymis gibi yapmak da istemiyorum. Evet, cok sukur, cok cok sukur guzel bir hayatim var. Ama benim de arada bunalmaya hakim yok mu? 

Evet karsidan bakarken, hatta icinde yasarken mutlu olunmasi gereken bir hayata sahibim, cok sukur ama benim de arada mutsuz olmaya hakkim yok mu?

Bu cemberde yok olmak istemiyorum. Ama biraz mutsuz olma hakkimi kullanmak istiyorum. Icim boyle yorgunken gulucukler sacarak dolanmak istemiyorum. Biraz kendime zaman vermek istiyorum. BIraz durmak, durulmak, gerekirse evet bunalmak ama biraz canim ne isterse onu yapmak istiyorum.

Bazen sunu hissediyorum. Etrafimdaki herkesi o kadar cok dusunuyorum ki, kendimi dusunmez oluyorum. Yahu ne olacak ben bununla yasayabiliyorum diye bazen basi seyleri ustume aliyorum da aliyorum. Iste de boyle, hayatimda da. Deniz gelmeden once daha kolay kaldiriyordum bunu ama simdi sanirim daha agir geliyor bu bana. Cunku onceliklerimi Deniz belirliyor olsa da, kalan yerde kendime acacak yer kalmadigini hissediyorum.

Bu annelikten bir sikayet degil. Denizle yaptigim herseyi cok seviyorum. Ama yorgunum. Saklayamam. Annem yardim etse de yorgunum, ailemin yanina gitsem de yorgunum. Deniz tabi ki benden pek cok sey talep ediyor ve ben de tabi ki annesi olarak bunlara yetismeye calisiyorum. Bu sorun degil. Ama anneligimin etrafindaki baska seyler de benden bir seyler talep ettikce bir bakiyorum Gulcine hic yer kalmamis. Sanirim anne olmadan once, su an Denize ayirdigim buyuk alanda kendime biraz yer yaratabiliyordum, o da beni idare ediyordu. Ama simdi o yok. Olmasin da zaten, Deniz'e ayirdigim vakit ya da alan degil derdim. Ama baska seyler hala ayni oranda benden taleplerine devam ettigi icin Gulcine hic alan kalmadi, kalmiyor.

Ha o alan yaratilamaz mi? Yaratilir elbette. Ama diyorum ya yorgunum. Bazen hic bunlarla ugasacak enerji bulamiyorum. 

Biraz daha mesgul oldugumda, bunlari dusunecek vaktim olmadiginda bu kadar bunalmiyorum aslinda.E bu ne yaman celiski diyeceksiniz biliyorum. Ama oyle. IS cok yogunsa, gece gunduz calisiyorsam mesela zaten otomatik pilotta yasiyorum. Hicbir seyi sorgulayacak vaktim olmuyorum. E bu iyi mi? Degil ki. Erteliyorum iste, bastiriyorum, simdi kendini dusunmeye vaktin yok Gulcin diyorum, birak isine bak diyorum. Isime bakiyorum. Sonra bir bosluk olustugunda o bastirdigim her sey cikiyor ortaya. Pek Gulcin gercekten ne istiyor diye soruyorum kendime. Ve o kadar yorgun oluyorum ki cevap bulamiyorum. 

Dedim ya bana ne ii gelir bilmiyorum. Genelde yazmak iyi gelir diye yazdim iste. Yazmak hep iyi gelir cunku bana. zaten burayi okuyan bir elin parmagi insan kaldik sanirim belki daha da cok icimi dokebilirim buraya. Kalanlar zaten beni batan beri taniyanlardir kacmaya, duygularimi kacirmaya gerek yok ki onlardan.

Ama yuzlesmek mi iyi, yoksa yine otelemek mi bilmiyorum. Ben hep boyle yapaim cunku, etrafimdakiler uzulmesin diye gecmis gibi yaparim, bitmis gibi, sindiirim kendimi hayatima devam ederim. Onu yapmak istemiyorum ama kolay olan da o. Acisiz olan da o belki. Bastirmak, bitti gitti demek, bir dalgaydi gecti demek.

Bilmiyorum iste. Ama bu aralar boyleyim. Ani yasarken bir problemim yok. Guluyorum, mutlu oluyorum, o ani sveiyorum. Ama bir durunca boyle icimde bir sey buyuyor gibi oluyorum.

Belki kossam iyi gelir bana. Hollanda zamanindaki gibi. O zaman kosmak iyi gelmisti mesela. Bir de kanavice iyi gelmisti ama ona sabrim da vaktim de yok simdi.

Oyle bir ic doktum iste. Onu, sonu olmayan bir yazi.
Bazen de boyle oluyor, insan boyle yazmak istiyor.
Cunku yazmak bana iyi geliyor.
Yine gelir mi?

26 Nisan 2019 Cuma

Deniz bezi birakiyor

14 Nisan Pazar sabahi kalktik. Gayet siradan bir sekilde baslayan gunumuz, Denizin "Ben artik don giyecegim" demesiyle degisti. Insan yataktan ben don giyeyim artik diye kalkar mi yahu? Ruyasinda neler gordu, vahiy mi geldi, ne oldu bilmiyorum. Ama Deniz ne istedigini biliyordu. Don giyecekti. Nokta.

Ben bu tuvelet isini hep yazin hallederiz diye dusundugumden hic haziliklik degildim duruma. Dolayisiyla evde don falan da yoktu. Ta 12-18 aylik elbiselerinden kalma donlar vardi sadece. hani o elbise altina giydirilenlerden. Cikardim onlardan giydirdim. Cunku Deniz gayet kararli. 

Evde ikeadan aldigimiz bir lazimlik ve tuvalet aparati vardi. Lazimlik uzun zamandir ortalardaydi Deniz istegince oturuyordu falan. Ama uzun zaman dedigim belki 8-9 ay o kadar uzun yani. Sanki evimizin bir parcasi. Aslinda Deniz daha o lazimligi aldigimiz ilk zamanlarda lazimliga baya lgi gostermisti. Ben tuvalete gidersem o da illa lazimligina oturuyordu falan. Ama ne yalan soyleyeyim ben bunlari hic ciddiye almadim. Cunku unlu bir anne blogger olan Blogcu Annenin dedigi gibi bu tuvalet isinde bebenin gecise hazir olmasi kadar, annein gecise hazir olmasi da onemli. Ve ben, Gulcin, bu gecise 8-9 ay once hic hazir degildim. O yuzden iste deniz fikire alisti, lazimlik evde bizimle yasamaya, oyle gittik. 

Ayni ben Gulcin aslinda simdi de bu gecise hazir degildim aslinda. O yuzden o pazar gununu Deniz alti acik olarak gecirdi. Ama o gun evin disina cikarken ve ema ertesi gun krese giderken bagliyoruz annecim dedim. Biraz itiraz etti, etmedi degil ama tamam dedi. Yani Denizi duydum ve dedigini anladim ama biraz duymazliktan geldim diyelim. Aslinda bu benim pek yapmadigim bir sey biliyorsunuz ama yaptim. Aklimdakiler sunlardi:

- Pazar gunu tamam bezsizdi ama 3-4 kaza oldu. Tuvalete de gitmek istemdei. Istedigi don giymekti temelde. Yani tuvalet olayini kavradigindan emin degildim.
- Bu ise giriseceksek en az 2-3 gun benim yanimda olmasini itedim. O hafta krese gidecekti bu gecis sureini bensiz gecirsin istemedim.
- 10 gun sonra 2 haftalik bri Turkiye seyahatine cikacaktik. Syahat oncesi olsun istemedim.

Benim aklimdakiler bunlardi ama Denizin aklinda da bezi birakmak vardi. Bunda kresin etkisi buyuk. En yakin arkadaslari birer birer bezi birakiyor. O da onlarin yaptiklarini yapmak istiyor. Ama ote yandan biz de bu asamaya yaklastigimizi hissediyorduk aslinda.

- Deniz icin bir suredir iki bez degistirme arasindaki sure uzamisti. Kresten de ogretmeni bazen bezini kuru degistiriyorum artik diyordu. (kreste ne olursa olsun en gec 3 saatte bir bezlerini degistiriyorlar. gerekirse daha sik)
- Deniz artik merdivenleri minimum destekle yalniz basina cikip inebiliyordu. Ben bunu bir yerde okumustum merdiven cikma da popo kasi oldugundan bire bir iliskisi varmis :)
- E biliyorsunuz iki ayagini yerden kesecek sekilde ziplamayi da basarmisti. Yine bazi kaynaklar ziplamanin popo kaslariyla iliskisi oldugundan tuvalet konusunda bir isaret sayilabilecegini soyluyor. 
- ve en onemlisi Deniz zaten bir suredir, buyuyen bebekler bez takmaz, ben buyuyorum diye solanmaya baslamisti.

Dedigim gibi ben tabi ki bunlari goruyordum ama ustune dusmuyordum. Cunku Deniz hazirdi ama ben degildim :) Hatta instagramda ne yapayim ben seyahate de cikacagiz diye sordum. Cok guzel tavsiyeler geldi. Hepsini aklima yazdim ve Denizi izlemeye devam ettim.

O pazartesi Deniz bezini bagladi krese gitti. Ben de ise gittim. Tuvalet sayfasi burada kapanmis olabilirdi. Ama olmayabilirdi de. Ben Denize israr etmeyecektim bezi biraksin diye ama hazirliklarim da tam olsun dedim. 

- Denize tuvaletle ilgili bir kitap aldim
- Bir suru kulot aldim
- Sevdigi cikarymalardan aldim
- Burada pull up diyorlar. Kulot bez de degilde ara dere bir sey. Huggiesin var. bez gibi emici degil. |Cocuk islakligi hissediyor. Onlardan aldim.
- Kendimi hazirlamaya calistim. Okudum. Cogu yerde seyahat oncesi girismeyin bu ise diyordu. Bana kalsa girismeyecegim de diye soylendim. 
- Ve yaklasmakta olan Easter tatilini beklemeye basladim.

19 Nisan Cuma ve 22 Nisan Pazartesi tatildi burada. Hava da gzuel olacakti. Niyetimiz gezmekti ama erteledik. 

Cuma sabahi kalktik. Ve Deniz yine ben bez istemiyorum dedi. Aldim karsima konustum. Konusmanin detaylarina girmeyeyim. Sonucta Deniz benim gozlerimin icine bakti -Ayni arada benim ona yaptigim gibi- ve "Annesi ben bez giymicem, don giycem tamam mi?" dedi. 

Her zamanki gibi, hayatindaki degisikligin zamanina o karar vermisti ve belli ki kararini vermisti. 

Ben de aklimdaki her seyi bir yana atip kizima bir sans vermeye ve denemeye karar verdim.

"Tamam annecim al bak sana dondurmali don aldim ben" dedim. Cocuk daha dondurma yemedi ama pek kiymetli dondurma endisi icin. O yuzden havalara uctu. Ve boylece macera basladi.

1. Gun
Deniz aklinda olaya hazirdi ama tuvalete gitmeyi bilmiyordu. Ilk gun bol kazalarla ve tuvalette gecirilen dakikalarla devm etti.

Deniz tuvalete oturdu, biz yanina. Kitap okuduk, sarki soyledik, cisin ne oldugunu anlattik, herkesin cis yaptigini anlattik, cis yapmanin cok guzel oldugunu anlattik. Ama o gun Deniz ne tuvalete ne lazimliga hic cis yapmadi.

Tum gun cisim var dedi lazimliga oturdu, yaptim dedi kalkti, sifonu cekti, elerini yikadi. Yani teoride superdi. Ama pratikte bir cis yapilmadi.

Yaptigi anlarda kosarak tuvalete yetistirdik, bak yaptin aferin dedik. Sevindi. Ama yine de ilk gun tuvalete bir damla dahi cis gitmedi.

2. Gun    
Sunu soyleyeyim ben denizin uykuda oglen ve aksam hala altini bagliyorum. Sabah kalktik bezini cikardi ve don istiyorum dedi. Macera devam ediyordu :)

O sabah lazimliga oturmak istedi. Lazimlikta otururken ben ona kitap okuyordum. Belki yarim saatten fazladir oradaydik ve Deniz ilk cisini o anda yapti. Aman bizde bir sevinc, kutlamalar sormayin gitsin.

Ama sonrasinda oglene kadar yine cis yapmadi. Oturdu, kalkti, kazalar yasadi ama tuvalete cisini yapmadi. 

O gun bizim evde cok misafir vardi. Belki de bu bir hataydi bilmiyorum. Amamisafirlere daldi, dans etti, oynadi, kostu, sakalasti derken o gunu de kazalarla ama tuvalete yapilmamis cislerle kapattik.

Bu arada her kazada, "Olabilir boyle seyler, alisacaksin dedik." Deniz bu durumlarda uzulmeye baslamisti goruyordum. O yuzden olayi buyutmemeden kazalar olabilir seklinde devam ettik.

3. Gun
Gunlerden Pazardi. Biz yine evdeydik. Deniz o sabah "Ben donuma cis yapmak istemiyorum" diye uyandi. Bunu bekliyordum. Cunku uzulmeye baslamisti goruyordum. "Annecim kazalar olabilir. Ama haber verirsen donuna gelmez cisler o da olur" dedim. 

Kizimi taniyorum. Uzuldugunu de goruyordum. O yuzden o gun aklimdan deger mi ya bu cocugun hirplanamasina. Baglayalim bezi diye gecti. Ama goruyordum, deniyordu. Simdi hal oyleyken zorla bez baglamak da asla istemiyordum. 

Kendimi ev islerine verdim. Kafam dagilsin diye deniz uyrken bahcenin citlerini boyadim. 

Bizim evde 3. gun de lazimliga son anda yetistirilen cisler ve konusmalarla gecti. Evet artik 3. gundu bazi seylerin ogrenilmis olmasi lazimdi ama bizde biraz yavas ilerliyordu surec. Sevdigim arkadaslarimla da konustuk. O gun de oyle gecti.

Ama aksam, deniz banyo oncesinde tuvalete kakasini yapti. ve evde yeni bir sevinc yasandi. 

O Aksam Denize insanlarin her seyi ogrenebilecegini anlattim. Bir dergi bakiyorduk beraber. Bak Deniz bu amca kayak yapiyor, ama aslinda kayak yapmayi bilmiyordu, dusuyordu, ogrendi. Bu abla paten kayiyor, biliyor musun o da paten kaymayi bilmiyordu, hep dusuyordu ama ogrendi diye anlattim. Sen de simdi tuvalete gitmeyi ogreniyorsun. Insanlar her seyi ogrenebilir Deniz biliyor musun dedim. Sen de ogreneceksin. Eskiden senin kadarken ben de tuvalete gitmeyi bilmiyordum ogrendim. Insanlar her seyi ogrenir Deniz dedim.

Deniz uyudu.

4. gun
Tatilin son gunuydu. Ertesi gun ben ise Deniz krese donecekti. Daha onemlisi o pazar yani 5 gun sonra biz 2 haftaligina Turkiyeye gidecektik. Acikcasi aklimda su vardi. Bugun de hicbir ilerleme olmazsa, Sali krese giderken denize disari cikarken bez takalim diyecektim. Biliyordum hata olabilirdi, bu dusuncemden emin degildim ama onumuzdeki seyahat benim kafami kurcaliyordu.

O sabah Deniz uzun sohbetler, kitap okumalar, sarki soylemeler sonunda cisini lazimliga yapti. Oley!

Yalniz sonrasinda 4-5 saat, defalarca tuvaletim var diyerek tuvalete oturmus olsa da cisini yapmadi. Bir de kaka kazasi yasandi. ben kazadan cok Denizin cisini tutmaya baslamasindan korkuyordum bu surece baslarken. Tutmaya baslayinca biraz dusuncelere kapildim.

O gun evde cok az kaza yasandi. Sunu farketmistik habire tuvalete oturtunca sinirleniyordu. E hakli habire oyunu bolunuyor. Ama kendisi de cisim geldi demiyordu. O yuzden bizim Denizi takip etmemiz gerekiyordu. Ettik. elyle cisini yapar gibi yapiyordu kazalardan once, onceki gunlerde bunu anlamistik. 4. gun bu isaret gelse de gerisi gelmedi. Tuvalete oturtsak da yapmadi. Ama kaza da olmadi. 

Denizi biliyorum, altima yapmayacagim diye kendini tutuyor olabilirdi. Annem ve Ozan alisverise gitmislerdi. Oyun oynarken yine Denizle konustum. "Deniz biliyor musun, cisler icimizde bir torba var onu dolduruyor. Ama o torbayi boslatmamiz lazim cis yapip. Cunku su icince, sut icince, smoothie icince cisler o torbaya gidiyor. Bosaltmazsak yer kalmaz. SOnra smoothie icemeyiz." dedim "Ben smoothie icmek istedigim icin bosaltiyorum cis yapip torbayi. yeni smoothielere yer aciyorum hep" dedim.

DInledi. Bir sey demedi. Ama oyle yapar zaten. Kendisi tartar sonra kafasinda biliyorum.

O gun aksam tuvalete cisini yapti yine uzun konusmalar, kitap okumalar esliginde. Ama bu da bir adimdi. ben de yolumuza devam etmeye karar verdim ve oturdum krese uzun bir mail yazdim. 

Sureci, gordugumuz isaretleri, neler yaptigimizi anlattim. 

5. gun
Iste kres gunu gelmisti. Denizin cantasina bir suru don ve kiyafet koydum. O sabah ise gec gidecegimi soyledim ve onunla krese gittim. Maili okuduklaindan Denizi bekliyorlardi. Ogretmenlei "Deniz tebrik ederiz" diye karsiladilar onu. Aman bizimkinde bir sevinc.

Sonra bana tuvaletleri gostermesini istedik. Beraber gittik. Yine oturdu ama yapmadi. Ben biraz kreste kaldim o sabah. Berbaer tuvaletleri gezdik, ogretmeniyle konustuk.

O gun kreste hic tuvalete ya da lazimliga yapmamis cisini. Kazalar da olmus. Almaya gittigimde de tam bir kazani ustune denk geldim hatta. olsun annecim dedim. Bana ogreniyorum ben dedi. abi de kayak yapmayi bilmiyormus. 
O zaman anlattigimiz ya da yaptigimiz hicbir seyin bosa olmadigina bir kez daha inandim. 

6. ve 7. gunler
Deniz carsamba ve dun de yine kresteydi. Carsamba gunu 2 kaza olmus. Dun hic kaza olmamis ve arik cisini gidip yapmaya balamis. Ha bu arada kaka konusunda hala cok ilerleme yok.

Evde artik kendisi gidip tuvalet aparatini - su merdivenle cikilan- koyuyor ve cisini yapiyor. Oturmasi ve cisini yapmasi arasindaki sure baya azaldi. 

Bu is bitti demiyorum. Cunku seyahatten korkuyorum yalan degil!
Ama sanirim onemli bir ilerleme oldu.
Umarim devami da boyle gelir ve umarim seyahat sureci olumsuz etkilemez. 
Yasayip gorecegiz.

Sonraki sureci de yasadikca yazarim.

Bu arada ozetle isimize yarayanlar

- Denizi dinlemek ve bezi birakmak istediginde ona sans vermek. Yoksa bize kalsa hala bezliydi vallahi :)
- Gece bezini baglamaya devam etmek. Bu konuda cok farkli gorusler var ama ben deniz ozelinde gece kaslarina hakim olamayacagi icin uzulecegini dusunup buna karar verdim. Gunduz bile kacirinca uzulen bir cocuk. Strese girmesini geceleri istemedim.
- Stickerlar. Ufacik stickerlar aldim cis yapinca yapistirdi cok hosuna gitti.
- Cis dansi! Cisini yapinca beraber dans ettik :)
- Sifona basma, el yikama rutini. Bunlari da kendisi ypinca cok sevindi.

Umarim Denizde bir hasar kalmadan atlatiyoruzdur bu esigi de. Kendisi ben cok buyuk oldum artik, buyudum diye dolaniyor ortalikta simdilik memnun gibi ama bakalim. 
Su seyahat baska evler sehirler etkilenemsin cocugu baska dilegim yok iste :)


15 Nisan 2019 Pazartesi

Bebekten sonra calismak

Bugun sirketten bir arkadasimla konusuyorduk. Hamile :) 5 aylik. Zaten o yuzden benimle konusmak istemis.

Gulcin dedi, sana sadece sunu soracagim, hala nasil bu kadar cok calisabiliyorsun. Deniz varken nasil bu kadar ise de konsantre olabiliyorsun?

Dusundum.

Deniz oldugu icin dedim. Zaten Deniz oldgu icin ise bu kadar konsantre olabiliyorum.

Ise dondugum ilk zamanlardi. Yogundum. Calisan annelige alismak, ah onu yasayan bilir. Biliyorsunuz zaten ben ise adapte olmak konusunda hic zorlanmadim. Geldim ve calismaya basladim. Ama calisan annelige adapte olmak cok zordu. Allahim denizi oyle cok ozluyordum ki anlatamam. Bazen mesela iki tplanti arasi, iki mail arasi bir an oluyordu. Bir an. Sanki kalbim yaniyordu. Emziren anneler o gogusteki siziyi bilir. Boyle bazen gogsunuzde sut sizisi olur. Iste gunun cogunda gogsumde o sizi oluyordu. Bana calismaya dondugunde en zor neydi derseniz o sizi derim...

Iste o gunlerde ben yine calismaya dalmisken kendi kendime sunu dusunmustum. Ben Denizi ardimda birakip bu ofise geliyorsam bu sadece para icin olamaz. Ben bizim icn iyi bir sey yapmayacaksam, bu siziyi yasayamam. Buraya gelmem, burada gecirdigim vakit anlamli olmali. Iyi olmali burada gecen vakit. O yuzden elimden gelenin en iyisini yapmaliyim. Cok calismam gerekiyorsa, cok calismaliyim ama Denizden ayri kaliyorsam hakkini vermeliyim.

Bunu herkesin anlamasini beklemiyorum. Bazi insanlara bu cok sacma gelebilir. Oyle de olabilir. Ama ben calismayi seven bir insanim. Gulcini Gulcin yapan ozelliklerinden biri bu inanin. Caliskan olmak. Cocuklugumdan beri boyle bu. Biri bana bunu dayattigi icin degil. Seviyorum iste. Uretim hatasi belki de :)

Dolayisiyla bu benim icin onemliydi. Kizim olduktan sonra ise konsantrasynum azalmayip blakis arttiysa iste bu yuzden oldu. Cunku icimde bir yer bana hep sunu soyledi, Denizden ayriysan buna degsin. Hakkini ver Gulcin!

Arkadasima da onu soyledim. Bu her calisan anne icin boyle olmak zorunda degil dedim. Ama benim icin boyle. Ben hakkini vererek calismak istiyorum. Zaman doldurmak degil, o zamandan bir sey kazanmak istiyorum. Iste o yuzden bilakis ben Denizden sonra cok daha iyi calisiyorum.

Buraya da yazayim dedim. Inanin deli degilim. Calisma manyagi da degilim. Calismayi seviyorum ama hayatimin en buyuk vazgecilmezi degil. Tabi ki Deniz calismaktan da isten de cok cok daha onemli. Ondan daha onemli olmasi mumkun degil kariyerimin. Ama ise geliyorsam ve Denizden ayri kaliyorsam bir anlami olmali diye calisiyorum. Butun derdim, motivasyonum bu iste benim...

Deniz, bir gun burayi okursan bu kisim sana. Sen beni isimde daha iyi yaptin annecim. Sen benim kariyerime asla engel olmadin. Bilakis sen beni kaiyerimi de daha guzel yaptin. Cunku seninle onceliklerim sekillendi Denizim. Bir gun biri sana, anneler kendini feda eder, kariyerini feda eder, hayatlarini feda eder evlatlari icin falan derse, ki genelde bunu erkekler der. Bir sekilde kulagina boyle laflar gelir de icine bir acaba annem de benden sonra kotu etkilendi mi diye bir suphe duserse, bil ki asla asla asla oyle bir sey olmadi Deniz. O anneleri zorlayan cocuklari degil, acimasiz calisma sartlari olur ki o da sizin probleminiz degil. Ama senin ve benim icin Deniz inan bana sen bana cok iyi geldin bebegim. Icinde en ufak bir suphe olmasin. Ben seninle kendimi cok daha iyi hissettim bebegim. Tesekkur ederim.


11 Nisan 2019 Perşembe

Deniz 31 aylik oldu

Deniz bugun 31 aylik oldu. Yani resmen 2,5 yasini dahi gecis bir kizim var. Bu buyume isinin hizina benim gercekten aklim ermiyor. Yahu dun eliyle burnunu bulamayan, elini kesfedip gun boyu aa benim elim varmis diye bakan bebek, ansil 2,5 yasinda oldu. Sanki gozumu kapadim actim zaman akti gecti...

BFarkettik ki Denizin su aralar en sevdigi sey evde olmak. Oyuncaklariyla oynasin, bizimle sohbet etsin, kitap okutsun. Mumkunse oyle kendi ortaminda takilsin. Bizim kadar gezmeye duskun iki insanin bu kadar evde oturmayi seven bir cocugunun olmasina sasiriyorum. Ama bir yandan bu yas boyleymis diyorlar. Buyudukce gececegini umuyorum :)

Legolardan kocaman kuleler yapmayi cok seviyor bu ara. Oturup dakikalarca lego duplo ya da mega bloklara kuleler yapiyor. Ama dumduz kuleler. Oyle varyasyon yok. Ev yapayim, bina yapaym, ucak yapayim yok. Bile isteye upuzun kuleler yapiyor sadece. Bir de parcalari renklerine gore ayirarak diziyor genelde. Ben kucukken elma yerken bile sirayla duzgun bir cizgi olusturacak sekilde isisrimisim. Sanirim bu tarafi bana cekmis. Biraz takintili gibi laf aramizda.

Kendisi dakikalarca bu oyunla ugrassa da, kendi kendine oynuyor diyemeyecegim. Cunku genelde, her zaman olmasa da genelde, bizi oynarken illa yaninda istiyor. Annesi sen de bana katili misin? Annesi hadi gel bakalim beraber oynayalim. Aa bak ne guzel kuleler var gibi cumlelerle beni illa oyuna dahil etmeye calisiyor. Laf aramizda kendi kendisine oynayacagi vebnim de bir kosede cayimi kahvemi icecegim gunleri iple cekiyorum!

Bana cok duskun. Cok ama. Ortamda ben varsam baska kimsenin yanimiza yanasmasini bile istemiyor. Onunla ilgili her seyi benim yapmami istiyor. Anne yapsin. Ben annemi istiyorum. Annem yapacak. gibi cumleler ben etraftaysam cok duyuluyor. Ote yandan ben yoksam babasiyla da anneannesiyle de cok iyi vakit geciriyor. Aslinda onu da anliyorum cocuk sonucta beni ozluyor ve ben oratmdaysam ilgiim sadece onun olsun istiyor. Ama tahmin edersiniz ki bu bazen yorucu oluyor. O zamanlarda kendimi her gunun bir daha yasanmamak uzere elimizden kayip gittigini hatirlatiyorum. Kendime geliyorum. Ama evet, bazen cok yoruluyorum.

Gecenlerde hava guzel olunca, ki simdi yine berbat!, krese Denizi almaya giderken scooterini aldim. Kresten cikip da scooterini gorunce nasil sevindigini gormenizi isterdim. Uctu! Hemen kaskini takti eve kadar mutlulukla geldi. Hatta tam eve girecekken, annesi dolasalim mi dedi. Etrafta dolastik. Ayni Denizin kucuklugunde yaptigimiz gibi. O konustu ben dinledim. Ben sordum o cevapladi. Eskiden Deniz kucukken ne cok yururdum onunla. Aklima o gunler geldi. Sonra Denize baktim. Ah bebegim yeterince yaninda olabiliyor muyum diye dusundum. Yeteri yok ki. Onuna gecen zaman nasill yeter ki... Iste bir yandan huc bensiz bir sey yapmiyor derken bir yandan onunla gecen zaman yetmiyor demek de annelik deliligi baska bir sey degil :)

Bir de evdeki bizikleti pek kiymetli bu aralar. Scooter evin disinda, bisiklet evin icinde elinden dusmez oldu :)

Denize bir makas aldim. Dunyasi degisti. Dun aksam yatirmak icin kucagima aldiginda bile makasla renkli kagit kesmek cok zevkli dedi. Bir zamandir makaslara cok ilgi gosteriyor. Kirlenir, bozulur dye eline vermedigimiz bir sey yok. Ama makas da veremiyorum eline. Yaninda olsam bile cekiniyorum. Cocuklar icin olan makaslardan aldim. 3 yas ustu diyor ama artik 3-5 ayin hesabi olmaz. Kullanirken de yaninda duruyorum zaten. Habire kagit kesiyor sipa :)

Yine cok cok cok severek oynadigi bir sey, hamurdan tirnaklara oje surmak oldu. Ojeler bu kadar korkunc kokmasa o oyunla baya oyalanacak ama yok feci kokuyor ojeler o yuzden o oyunu unutturmaya calisiyorum ona :)

BU aralar banyo yapmayi da cok seviyor. Deniz banyo yapmayi pek sevmezdi. Hic oyle cok sevmedi yani. Ama ben Denize baska turlu bir banyo kopugu aldim. Daha cok baloncuk oluyor. Iste o kopuk bizim eve geldiginden beri Deniz banyoya girmek icin firsat kolluyor. Kopuk kopuk yapiyoruz banyoyu, bir ordegi bir pengueni yikiyor. O banyodaki konusmalari oyle tatli ki! Ben simdi seni yikicam ordek. Kopuk kopuk yikicam. Tamam mi ordek? Ben seni simdi fosur fosur yikicam. Tamam mi ordek? Ordekten cevap alamadik hic daha ama Deniz sormaktan vazgecmiyor :)

KOnusmasi gun be gun daha tatli oluyor. Turkcesi artik iyice ilerledi. Gecen gun lokomotif falan diyordu. Bak annesi bu tren. Bu en ondeki motorlu lokomotif. Bu arkadakiler vagon. Sanirim daha ogretecegim bir sey kalmadi :) Saka tabi :)

En cok kitaplardan ogreniyor. O kadar cok kitap okutuyor ki. Bazen kacasim geliyor yalan degil! Yahu bir insan kac kitabi arka arkaya dinleyebilir? Dinliyor 10 tane oku 10 tane dinliyor! Gecen gunlerde Kumkurduna takildi. Habire onu okuyalim istiyordu. Okuyoruz tamam ama tabi bir sure sonra dikkati dagiliyor. Birakiyoruz. Yeniden elimize alinca tekrar en bastan baslamak istiyor. Annecim bak uzun kitaplarda kaldigin yerden baslarsin diye anlattim ama yok o konsepti kabullenemedi Deniz. Biz hep en bastan okuyoruz. E tabi her seferinde anca 1-2 sayfa fazladan ilerleyebiliyoruz. Bu gidisle Deniz liseye baslarken bitirriz :)

Mutfakta Deniz hep yardim eder bize. Bulasik makinasini yerelestirir falan. Ama gecen hafta kendine yeni bir alan acti. Sofra hazirlamaya basladi. Kreste yapiyorlarmis da. Bir de guzel hazirliyor ki. Kasiklar sagda, catallar solda, herkeisn bardagi sagda :) Bir sorun var yalniz israrla renkli tabaklari kullanmak istiyor. Gunlerdir yamagimizi renkli tabaklarda yiyoruz :) Napalim cocugum hazirlamis kullanmayalim mi :)

Bir de cok guzel kurabiye, pogaca yapmaya yardim etmeye basladi. Onceden sadece izliyordu. Yaga falan cok dokunmak istemiyordu. Catalla karistirma falan yapiyordu. SImdi bildiginiz daliyor hamura. O minnacik ellerini yumruk yaparak yuguruyor hamurlari. Onunla yapinca kurabiyeler falan daha lezzetli oluyor tabi. 

Uykuya gecisi geciktirmak icin elinden geleni yapiyor. Ona bebeklerin uykuda buyudugunu anlattim. Biraz ise yaradi. Simdi benim buyume hormonalarim calisacak uyucam diyor. Ama o uyucam ile gercek uyuma arasindaki sure bir turlu kisalamiyor. Ben simdi 2 dakika kosayim uyucam tamam mi? diye bir de bizimle pazarlik yapiyor :)
O iki dakika tahmin edebileceginiz gibi 20 dakikayi buluyor. Ah Deniz ah :)

Kitaplar, oyuncaklar, gezmeler, tozmalar, alisverisler, yemeklerden sonra icilen smoothiler, boynumza her firsatta sarilan kollar, yuzumu oksayan minicik eller, bir anda uzayan boyu, yemek yiyince sisen gobegi, agzini saplatmasi, bagira bagira buyuk bir ciddiyetle sarki soylemesi, arada sinirlenip durduk yere bagirmaya baslamasi, uyumicam diye tutturmasi, elini gogsume sokup uyumasi, saclarini yuzunden cekisi, babasiyla simarik gulmeleri, ben onu gidiklayinca kafasini arkaya aip gulusu... Hepsini aklimin en derinlerine yazmaya calisiyorum. Bu canim cocukluguna dair hicbir seyi unutmamak istiyorum. Hep hatirlayayim istiyorum. Bu bebeklikten cocukluga gecisini, bu bicir bicir konusmasini, bu sevgi dolulugunu. Hep hatirlayayim. Deniz seni cok ama cok ama cok seviyorum.....

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails