1 Ekim 2018 Pazartesi

Deniz artik 2 oldu

Ne diyorlardi... Cocugun ilk 3 senesi gecelerin uzun yillarin kisa oldugu zamanlardir. Ne dogru. Iste 2 sene goz acip kapayincaya kadar gecti bitti. Bir yandan uykusuz her gecenin izi yuzumde, goz altlarimda, beyazlayan saclarimda. Diger yandan daha dun minnacik kucagimda olan kizim simdi kosuyor, oynuyor, bicir bicir konusuyor. Zaman yavasla!

Hani isyerinde falan biriyle tanistiginizda, konu doner dolasir cocuk kismina gelir ya. "Cocugumuz yok ama cocuklari cok severim" dedigim gunler dun gibi aklimdayken simdi "iki yasinda bir kizim var" diyorum soranlara. Iki yasinda...  Buyumus diyorlar. Kafami sallliyorum. Icimden hayir buyumedi, ufacik daha, bebek o tamam mi bebek diye saymaya basliyorum. Deniz buyuyor, cok sukur cok guzel buyuyor ama ben hala bazen ona baktigimda 2-3 aylik hallerini oruyorum. Dissiz agzini yaya yaya gulusu, ipek saclari, hic durmadan bisiklet ceviren bacaklari, boncuk gozleri. Hayattaki en buyuk mutluluklarimdan biri o gunleri doya doya yasamis olmak. Hic bir seye bakmadan sadace kizima bakip, sikayet etmeden gunu kabullenerek o gunleri gecirmis olmak. gercekten en buyuk sevinclerimden biri bu iste.

Deniz artik 2 yasinda.
Konusuyor, cok konusuyor. Bildiginiz sizin benim gibi konusuyor. Yanlis soyledigi ya da soyleyemedigi cok az kelime var. Onlari da gun be gun duzeltiyor zaten. Duzeltmesin diye ne ugrasiyorum bir gorseniz. BEYZA diyor beyaza. Sirf beyaz demesin diye ben de beyza diyorum ama yok, duzeltiyor iste. DOTAMES, domates. TORNAVIVILIDA, tornavida. Zaten bu kadar. gerisini gayet rahat soyluyor. Arada yanlis soylerse ucuyorum sevincten, cocuk kesin beni deli saniyor :)


Sabah gozunu acar acmaz konusmaya basliyor ve gun boyu konusuyor. kendi kendine knusuyor. bebegiyle konusuyor. Anneannesine bir seyler anlatiyor. Bana, babasina anlatiyor. Anlatiyor da anlatiyor. 
Annesi bakar misin? 
Annesi gelir misin?
Annesi, annesi, annesi...
Beni bir dakika yerimde oturtmuyor.

Deniz oyle kendine kendine uzun sureler oynayan bir cocuk degil. Benimle, babasiyla ama illa benimle oynamak istiyor. Anliyorum onu da. zaten krest butun gun. ozluyor bizi. bir de aksam kendi kendine oynamak istemmesinden dogal ne var aslinda. Biz de oynuyoruz. evde oldugumuz zamanin cogunda biz denizle oynuyoruz.

Deniz artik 2 yasinda... 
Su aralar en sevdigi oyun, bebeklerinin altni degistirmek. Annesi bu kaka yapmis dedi mi, bazen kacacak yer ariyoru. Cunku bu o bebegin altini 1608976 kez degistirecegimizi gosteren baslangic dudugu! SOnra basliyoruz, sil, yika, kurula, krem sur, kapat. Ben daha kapatma islemine baslayamadan deniz "Yine kaka yapti" diyor. haydi bastan. "Yine kaka yapti" hop bastan! Iste bu boyle dakikalarca devam ediyor :)


Bir baska cok sevdigi sey hamularla oynamak. O hamurlardan yemek yapiyoruz, agac yapiyoruz, cicek yapiyoruz. Ama illa illa illa balik yapiyoruz. "Beyaz balik yapa misin?", "kizmizi balik yapa misin?", "Turuncu balik yapa misin?". Adigimiz butun renklerde baliklar yapiyoruz, sonra onlarin kuyruklarini kopraip birbirine takyor :)


Ikea'dan aldigimiz mutfakla ilk adligimizda (sanirim 18 aylikti) cok oynamis, sonra uzun bir sure yuzune bakmamisti. Simdi mutfak en sevdigi oyuncagi desem yeri. Habire makarna, corba pisiriyor. Evin her yani makarna! Onlar da bsainca kiriliyor iyi mi, evin resmen her yani makarna! Olsun, oynuyor iste. Ve tabi bu oyunun sonucunda biz habire yemek yiyoruz."sen simdi corbani ic", "Sen simdi mantar ye bi de pilav ye". Boyle boyle tabaklar gelip gidiyo onumuze.

Boya kalemleri, ucakta oyalanir diye aldigim stampler de oynadiklari arasinda. Ama onlara ilgisi cok degil.


Bir de scooter'i var cok sevdigi, hatta bayildigi desem yeri. Deniz, hic bebek arabasini sevmedi. Hic ama. O uzden scooter ona cok guze geliyor simdi. Krese gidip gelmek eglenceli hale geldi. Allahtan, kaska takmayi da kabul ettirdik de basimiza bir de kaska mucadelesi cikmadi :)


Deniz artik 2 yasinda...
Hala kitaplarina ilgisi bir baska. Yeni bir kitap aldiysak, dunya bir yana o kitabi bir yana oluyor. Ayni kitabi defalarca okutuyor, gozlerini dikip dudaklarini buzup dakikalarca sayfalari izliyor. 

Su aralar en sevdigi kitabi "gergedanlar krep yemez". ne zaman bu kitabin ismini soylesek ardindan Yeeerrrr diye bir ses yukseliyor Denizden :) Bir de evde "hayir o ..... degiillll, kocaman mor bir gergedan" diye dolasiyor :) Bu kitabi aldigimizdan beri krebin en sevdigi yemeklerden oldugun soylememe gerek yok heralde :)


Bir baska sevdigi kitabi Yayazula. Yine Turkiyedeyken aldiklarimdan. ben korkar sandim ama yok bayiliyor onu okumamiza. yayzula aslinda Ingiliz bir yazarin kitabi. Burada Graffalo adiyla cok unlu. deniz de sevenlerinden oldu. Spotify'da sarkilari var onlari da dinliyor. 

Sesini kaybeden aslan, Albert'in agaci, balerin baligi yine cok cok cok sevdigi kitaplari.

Bir de Turkiyeden aldigimiz sesli kitaplari var. hani boyle dugmeye basiyorsun da sayfalari birisi okuyor. Hah onlar da benim en sevdiklerim :) Zira Deniz ben okumadan kitaplarla vakit gecirmis oluyor :D


Deniz artik 2 yasinda...
Muzik dinlemeyi cok seviyor. Spotify'da bir lisesi var. tembel Cocuk, Ari viz viz viz, Elleim tombik tombik, twinkle twinkle little star. Iste oyle bildigimiz cocuk parcalari sirali. Biz araya bir iki raffi kattik. Buyuklerin de dinleyebilecegi cocuk sarkilari diye gaciyor. hakikaten 16065836 kez ayni sarkilari dinlerken bu bize biraz iyi geliyor :)

Pek cok sarkiyi turkce ve ingilizce bastan sona soyleyebiliyor. bize de soyklettiriyor. Anem tabi ingilizceleri soyleyemiyor ya ondan da kendine aglence cikardi. "Anneannesi soyleyemiyor" diye guluyr da guluyor :)

Dans emeyi de seviyor ama kendine ozgu bir dans sitili var diyelim :) Boyle degisik. Anlatilmaz yasanir cinsten. O dans ederken bana bir gule geliyor :)


Deniz artik 2 yasinda.
Hareketli bir cocuk degil, sakin bir cocuk. Oley! Yavas yavas tirmanmaya, hizli kosmaya basladi. Bu aralar en buyuk cabasi ziplamak. Ayaklarin ikisi bir den yerden kalkmaya yeni yeni basladi.


Evde salon ile mutfak arasini kac kere gidip geliyor bilmiyorum. Bir sey yaptigi da yok. sadece gidiyor geliyor. gidiyor geliyor. Oyle :) bazen bir makarna goturuyor, bazen sokak kapisina bakip donuyor. Ama volta gibi o arayi habire yuruyor :)

Parmak ucunda yurumeye basladi. Yeni cikti bu huy. Arada parmak ucunda yuruyor. Surekli dgeil ama arada sanirim hosuna gidiyor.


Evdeki merdivenlerden sanirim korkuyor. Onlari biz elinden tutsak bile yuruyerek inmek istemiyor. Ama disarida merdiven inmek icin calismalara basladi. Evde de disarida da elinden tutarsak merdivenleri yuruyerek cikmak istiyor. 

Genel olarak, diger 2 yas bebeklerine gore oldukca sakin diyebiliriz. Zaten bebekliginden beri biliyorsunuz Deniz fiziksel olarak cok aktif hic olmadi. 10,5 aylik emekledi, 15,5 aylik ilk adimlarini atti ama 17,5 aylik yurudu. O zamanki temkini simdi de devam ediyor. Acikcasi bundan hic sikayetim yok. isime bile geliyor :)


Ote yanda yuzmeye bayiliyor. Butun ayzi suda gecirdi. Kolluklarini cikarip yuzmek istedigi bile cok oldu.iste benim kizim deniz dedin mi huyu da degisiyor. Adinin hakkini veriyor :)



Deniz artik 2 yasinda.
Bebekliginden beri oldugu gibi simdi de sokaklari, sokakta olmayi, gezmeyi tozmayi cok seviyor. Gecen yaz emin olduk cocukgun ruhu hovarda! Yemege gidilsin, mumkunse muzikli bir yer olsun, yenilsin icilsin, calinsin oynansin, hatta mumkunse bunlar aksam da yapilsin deniz bayiliyor. Serefe yapiinca kadehi agzina goturmeden yere birakmaz mesela cocugun sofra adabi var :)


Bu gezme tozma aski tatillerde bize cok cok yardimci oldu, oluyor. Deniz tatillerde yollarda am bir arkadas! Vur yola gezsin, eglensin. canim benim anne babasina uyuyor.


Deniz artik 2 yasinda.
Genel olarak laf dinleyen bir cocuk. Kriz naalarini saymazsak, bir seyi duzgunce anllatigimizda sozumuzu dinliyor. Eger gerekcelerini aciklarsak kararimizi cok sorgulamiyor. Oyle bizi anladigi zamanlarda kendi kendine soylediklerimizi tekrar edip yenilesi yutulasi bir kivama geliyor.

"Deniz seker yemiyor, seker zallali"
"Deniz yolda el tutacak, alaba gecer!"


En zorlandigimiz donemler dis cikarma donemleri. Hem de ne zorlanma! deniz cikan her bir disinde aci cekiyor. iziksel olarak cektigi aci da davranislarina yansiyor. Buyumesi cabuk olmasin diyorum hep biliyorsunuz ama iste is dise gelince, cektigi aciyi gorunce bitse de kurtulsak demeden edemiyorum!


Deniz artik iki yasinda...
Paylasmayi sevmiyor. Eger kendi ortamindaysa, asla baska bir cocugun oyuncaklaiyla oynamasina, kitaplarina dokunmasina izin vermiyor. Izin verdigi zamanlar bir elin parmaklarini gecmez. Biz ne kadar paylasmak guzel diye anlatsak da yok olmuyor. Lafa gelince mangalda kul yok!

"Deniz aakadaslaiyla paylasacak", "deniz oyubncagini verecek", "deniz beraber oynayacak" diye anlatip duruyor. Ama is uygulamaya gelince peh peh peh! "Benimmmm", "be oynicam" "Simdi sira bende!" diye bagirip duruyor.


En sinirli oldugu zamanlar iste bu paylasmama zamanlari. Oyuncaklarini, ilgiyi ve ozellikle beni paylasmayi asla istemiyor. Bir yerdeysek ve ben birisiyle uzun uzun konusuyorsam ilgili cekmek icin her seyi yapiyor. Yalniz buyuen bir cocuk, ilginin odaginda bir cocuk normal diyorum ama bu halleri beni cok sorluyor.


Deniz artik 2 yasinda...
Iki yas krizinin kitabini yazar! A'dan Z'ye iki yas krizi ne gerektiriyorsa deniz hepsini yapiyor, eksiksiz! 
Hayir, 
Ben yacam,
Elleme!
Ozan sen orda dur! gelme!
Of dicem ama artik size!
gibi sozler arada havada ucusuyor. Inadi tuttumu, ne olursa olsu fikrini degistirmiyor. Bu yemek konusunda olabilir, giyinme olabilir, evden cima, oyuncak. Akliniza ne gelirse.


Deniz daha kucukken de istekleri konusunda israrciydi. Simdi yeni modaya uyup, inatci falan diye etiketlemek istemiyorum cocugu. Ama daha ufacik bir bekken bile istekleri netti. karakter. Simdi onlari dile de getirebildiginde, bazen durum sarpa sarabiliyor. 


Her konuda ikna edilmesi gerekiyor. Oyle kafasini dagitayim, kandirayim falan bir yere kadar ise yariyor ama asla unutmuyor ve konu ayni yere dondugunde kaldigi yerden devam edebiliyor. Anlatiyoruz. Dilimizde tuy bityiyor ama anlatiyoruz iste :)

Yine asla uzalasamadigimiz bir konu dis fircalama. Kitaplar aldik, oyunlar yaptik, onunde fircaladik yok yok yok. deniz dis fircalamayi kesinlikle istemiyor. E artik 18 disi var. Nasil olacak bu durum bilmiyorum. Calismalarimiz devam ediyor.

Deniz artik iki yasinda...
hayvanlari cok cok cok seviyor. hayvanlara ilgili kitap okuyalim, hikayeler anlatalim bayiliyor. Sinirlendiginde, aglama krizlerine girdiginde en buyuk kurtaricilarimiz yoldan gecen kediler ve kopekler.


Sokakta hayvanlarin peisnde ayrilmiyor. Sadece kediler kopekler degil, orumcekler, karincalar, oeygamber develeri, cekirgeler. hepsinin poesinde hepsini incelemek istiyor. ben korkarim oyle bortu bocekten. Ama ne yapayim, o korkmasin diye korkumu yutuyorum! Resmen yutuyorum! Aa evet annecim bir peygamber devesi derken icim korkudan titriyor ama ben gulumsuyorum :)


Deniz sayesinde bu sene gitmedigim kadar cok ciftlige gittim, gormedigim kadar inek gordum. Sevmedigim kadar keci sevdim, koyun elledim hatta tavsan kucagima aldim. Ah o honey Bunny yumusacik derken yuzundeki gulumsemeyi gorseniz. Iste insan o gulumsemeyi gorunce dur ben bir safari ayarlayayim diye bile dusunuyor :)

Deniz artik iki yasinda...

Hayvanlari sevdigi kadar parklari da seviyor. Butun yazi parklarda gecirdik desem yeridir. Parka gittik spor yaptik, parka gittik insanlari izledik. Bir gun babasiyla kresten donuyorlarmis sanirim 19 aylikti. "babasi istersen paaaka gidelim" demis :) Inigiliz topragindan midir nedir boyle politik konusmalarla bizi hep bir sekilde parka goturuyor.

Parkta en sevdigi kaydirak. Birakiyor da kendini. Ama bazi gun yanina yanasmak istemiyor. 


18 aylikken salincaga benim kucagimda binmeye basladi. Ondan once yuzune bakmiyordu. Sonra yalniz binmeler basladi. Simdi arada biniyor salincaga, arada binmek icin sira bekleyemeyecek kadar cok seviyor salincagi ama izli sallamamizi asla istemiyor. "Yavas salla", "Inicem", "Assaaa" boyle durumlarda hemen soyledikleri. 

Her parka gidisimizde tek tek agaclar, yapraklar, cicekler inceleniyor. Hatta agaclara sarilip opuyor. canim deniz iste o anlarda gozletrim doluyor... 


  
Deniz artik iki yasinda...
Yemeklerle arasi cok acildi. Ilk 1 sene tas yiyen bebegimiz gitti, baska bir bebek var artik. ha yemiyor mu? Yiyor. majkarna, pilav ver yiyor. Hatta bazen onu bile yemiyor. Ama saglikli yemekler dersen, sebze dersen yuzune bile bakmiyor. Bu da bir donem mi bilmiyorum ama yemek isi bizi son 3-4 aydir baya zorluyor. 


Bu ara sute duskun. Ver sut icsin. Aklinda hep sut va. Yogurt verelim diyoruz ama onu da cok tercih etmiyor. Illa o sut isitilacak onune konacak.


Hala seker yemiyor. Ama yedigi tuz miktari biraz artti. "ben buyuyunce seker de iyecegim" diye ortalikta dolaniyor. Bu da turkiye tatilinin bize armagani. Artik seker, tatli buinlain varoldugunu biliyor!

Deniz artik iki yasinda...
Guzle giyinmek diye bir sey var Deniz icin. Elbiselerini kendisi secmek istiyor. hala benim sectiklerimi giyor ama kendisi secince elbiselerini cok mutlu oluyor. Etek giysin, elbise giysin, saci guzel olsun bayiliyor. Eskiden cocuklarin bunu ogrendigii sanirdim. Artik emin degilim. yani tamam ben de cok paspal sayilmam ama oyle asiri suslu bir insan da degilim. Bir de Deniz'e bak! Demek ki diyorum insanin biraz da icinden geliyor :)


Topuklu ayakkabi kavramini Italyada ogrendi. Ah o ilk topuklu ayakkabiyi gordugunde yuzunun aldigi sekli gorseydiniz! Simdi nerede topuklu ayakkabi gose, sokak, kitap, dergi, gazete dikkatini cekiyor :)


Su aralar en buyu takintisi ise Oje! kendisinin oje suremeyecegini sanirim kabullendi. Simdilik hamurdan ojeleri ile idare ediyor da, benim oje surmem konusunda israrci. 

Annesi kirmizi oje sur!
Annesi ustune seffaf sur
Annesi turuncu da alalim. 

Bu aralar bizim evde oje sihbetleri cok oluyor :)


Deniz artik 2 yasinda...
Ailemizden, arkadaslarimizin cogundan uzakta yalniz buyuyor. Biz onu her gun cok cok sevdigimizi gostermek icin elimizden geleni yapiyoruz ama iste sonucta Turkiyede olsak yasayacagi o buyuk sevgiyi buradayken yasayamiyor. Elimizden geleni yapiyoruz, hemen hemen her gun bir sevdigimizle telefonda konusuyor. Buldugumuz her firsatta sevdiklerimizin yanina gidiyoruz onlarla vakit geciriyor.


Anneannesi en iyi arkadaslarindan beri. Birlikte harika zaman geciriyorlar. dede deken gozleri baska parkliyor. Ama abimle iliskisi bambaska. Onunla oynarken attigi kahkahalar bambaska. Nilgun anneannesi, Memo amcasi, Zineb yengesi dilinden dusurmedikleri. Goncayi, Gulruyu, Alizeyi, urunu saymiyorum bile.


Bilmem o kucucuk kafasinda kalbide, bunlari nasil kodluyor ama uzakta da olsak deniz kocaman bir sevginin tam ortasinda buyuyor...

Deniz artik 2 yasinda...
Krese iyice alisti. hatta tatil donusleri bile artik problem olmuyor, severek krese gidiyor. Tabi sabahlari arada agliyor, tabi arada bizi birakmak istemiyor ama genel resim guzel ve mutluluk verici.


Sevdigi arkadaslari var. Mafa, dani, Monika, Ebi. Onlarla oynayacagim diye sevinerek krese gidiyor. gecen yil tam da bu zamanlarda baslamisti krese. hala o donem icimi yakar. hala o donem kalbimi sikistirir. Ama Deniz artik kreste cok mutlu. Cok sukur ki Ingilizce konusmaya baslamis, arkadaslari olan, mutlu bir cocuk oldu...




Deniz artik 2 yasinda...
Yazsam daha sayfalar dolar onunla yasadiklarimiz. her gun birbirine cok bezniyor ama slinda her gun yeni bir macera onunla...  Hayatimda hic bu kadar birbirinin ayni gunu ard arda yasayip, hic bu kadar farkli anilar aklmia kalbime yazmamistim galiba.

Benim guleryuzlu kizim, benim isigim, benim dilli dudugum, benim minigim, benim ince ellim, benim elma yanaklim.... Hayatinin bu iikinci yilinda sen bizi yine cok cok cok mutlu ettin annecim. Dilerim belleginin bir yerine biz de guzel hatiralar birakabilmisizdir. 

Sen ne yazik ki bu yillari hatirlamayacaksin guzel bebegim. Sabah kalktiginda sana verdigim opucukleri, parklarda babanla kosmalarinizi, Turkiyede doya doya yasadigin sevgiyi, minik adimlarinla krese yuruken yaptigimiz sohbetleri, bir babaycinoya eslik eden gulusmelerimizi, sana kitap okurken yaptigimiz canlandirmalari ve senin o muhtesem gulusunun yuzumuzde yarattigi gulumsemeyi ne yazik ki hatirlamayacaksin annecim. Ama dilerim buralari okuyup bir nebze seni ne cok sevdigimizi, nasil foya doya sevgiyle seni buyuttugumuzu anlayabilirsin.

Senin 2. dogumgununde instagrama sunu yazmistim annecim...
Deniz 2 yasinda...Doğduğunda çok sevinmiştim ama öyle ilk görüşte aşk değildi bizimkisi. Hiç eksikmisim tamamlandım gibi hissetmedim, hiç aradığım buymuş hissi gelmedi. Hatta o an "acaba yeterince sevmeyecek miyim onu?" diye bile düşündüm. Iki yıl geçti. Denizle dolu dolu iki yıl ve artık eminim ben bu hayatta en çok Deniz'i seviyorum. İlk doğduğu zamanlar neredeyse şeffaf olan ellerini, daha ilk günden çipil çipil bakan zeytin gözlerini, heyecanlanınca ayaklarını çırpışını, 2 yaşına bir hafta kala ilk kez kestiğimiz ipek saçlarını, annesi derken başını yana eğişini, yeni bir şey duyduğunda gözünü dikip dikkatle dinlemesini, şarkı söylerken dudaklarını büzüşünü, konsantre olduğunda ağzını ördek gibi yapışını, heyecanla her söylediğimi tekrar edişini, yeni bir kelime söylediğinde muzurca bakışını, kollarımı açıp Deniz diye seslendiğimde her nerede olursa olsun koşup gelip bana kocaman sarilmasini... Ben bu hayatta en çok Denizi seviyorum. Ve iki yıldır ben Denizi her gün daha çok daha çok seviyorum. Iyi ki doğdun annecim. Iyi ki doğdun bebeğim... #debizipbuyuyor #denizip2yasinda

Tam da oyle iste bebegim. Iyi ki dogdun iyi ki 2 oldun...
Seni gokyuzu kadar cok seviyorum Denizim, bulutlar kadar cok.
Sen benim hep gunesli, hep piril piril hep masmavi gokyuzumsun annecim... 

7 Ağustos 2018 Salı

Calisan anne olmak

Eski bir yazi. Tam da o zaman yazdigim gibi taslakta kalmis. Gelsin o zaman buraya... 

****

Annem Turkiye'ye gitti :( Yine kaldik bir basimiza. Yine calisan anne olmak cok zor dedigim gunler geldi. O zaman bu yaziyi yazayim dedim. 

Dogum iznim biteli neredeyse 6 ay oldu. Deniz dogduktan 13 ay sonra ise dondum. 6 aydir da bifiil calisiyorum. Bana calismaya donmemle ilgili cok soru soruluyor ve evet ben hicbirini cevaplayamiyorum cunku vaktim olmuyor. Su an da mesela bu satirlari yazacagima mail cevaplamaliyim. Zaten tahminimce bu da baslanmis ama tamamlanamamis bir yazi olarak taslaklarda kalacak. Oyle cok yazi var ki baslayip tamamlayamadigim. Ah ah...

Calismaya basladiktan sonra benim icin her sey degisti. 13 ay boyunca Deniz'e cogunlukla Ozan ve ben yalniz baktik. Evet kolay degildi. Evet Izmirde oldugumuz zamanlari dusununce iki basimiza olmak hic kolay degildi ama cok da zor degildi. Bir sekilde halledebildik.


Benim calismaya baslamamla hayatimiz cok zorlasti. Hakikaten cok zorlasti. Sunu yazayim burada bizim tam zamanli bir yardimcimizin olmasi mumkun degil. Ekonomik olarak bunu karsilayamazyiz. Su anda eve haftada 1 yarim gun gelen Sengul teyzemiz var. Sagolsun toparliyor bizi. Cok zorlanirsak 2 yarim gun geliyor. Zaten ekonomik olarak karsilayabilecegimizin maksimumu bu. Yani evin butun isi yuku de bizimle beraber.

Ben ne zaman calisan anne olmakla ilgili bir sey yazsam, e ama iste daha az yorulur insan falan yazanlar oluyor. Bilmiyorum ne dusunuyorlar, calisma hayatini nasil hayal ediyorlar. Ben zaten ne onlarin ne dusundugunu biliyorum, ne de baska calisan annelerin kosullarini. Kimsenin kosullari beni ilgilendirmiyor. Ne baskasinin evine gelen yardimcinin bana faydasi var, ne de benim gibi yarim gun bile yardim alamayan ama calisan annelere merhem olabilirim. Ne yazik ki bu gercekten her koyunun kendi bacagindan asildigi, herkesin kendi basinin caresine bakmak zorunda oldugu bir durum. O kadar! Dolayisiyla calisan annelikle ilgili bir sey yazdigimda sadece kendimle ilgili yazmis oluyorum. Kendi calisan anneligimle ilgili yazmis oluyorum. Tum calisan anneleri kapsayamaz yazdiklarim, tum calismayan annelere de bir mesaj verme kaygisinda degilim. Hic olmadim.

Ben sadece diyorum ki, benim icin, benim anneligim icin calisiyor olmak calismiyor olmaktan daha zor. Benim kosullarimda, benim Deniz ile yasadigim anne kiz seruveninde bana calisan anne olmak, calismayan anne olmaktan daha zor geliyor. Bu kadar. Cunku... Cunku gecen yil calismiyorken yaptigim herseyin ustune bu yil bir de tam zamanli calismam gerekiyor. E zor olmasin mi?

Aslina bakarsaniz calismaya donmek benim icin dusundugumden daha kolay oldu. Hic oyle ofisten sogumus degildim. Aman calismak dunyanin en sacma seyi ne isim var benim burada gibi dusuncelerim olmadi. Ozlemis misin derseniz? Yoo oyle deli gibi ozlemis de degildim. Daha dogrusu calismaya basladigimda Deniz'i oyle cok ozledim, onu oyle cok dusundum ki isi ozledim mi diye dusunecek vaktim de halim de olmadi. Kalbimin ozlem kotasi kizima olan ozlemimle doluydu...

Ama.. Gayet enerjik dondum ise. Hatta mudurlerim sonradan dondugundeki motivasyonun ve konsantrasyonun bizi sasirtti dediler. Simdi donup bakinca ilk 3 aya ben de sasiriyorum. Insan cocugunu deli gibi ozluyorken, o krese alisirken delicesine endiselerle bogusuyorken ve ustune bir de uykusuzken de gayet cok calisabiliyormus demek ki.

Nasil oldu bilmiyorum ama dedigim gibi ise donmek, yeniden calismak, toplantilara girmek falan dusundugum kadar zor olmadi. Kaldigim yerden devam edebildim. Ise yabanci hisstmedim, calismaya yabanci hisssetmedim. Sadece kizimi cok ozledim ama anlasilan o da performansimi etkilemedi. Zaten Deniz'i ozlemek, cok cok cok ozlemek disinda beni psikolojik olarak etkileyen bir sey de olmadi. Ay cayimi ictim, iki insanla muhabbet ettim gibi olumlu bir hal de gelmedi ustume. Calismiyor ve sadece Deniz'e bakiyorken de cayimi iciyordum. Evet soguk iciyordum ama olsun iciyordum. Zaten ofiste de ay simdi bir cay keyfi yapayim diyemiyorum, o cay yine soguyor. Denizle surekli disarida oldugumuzdan insan ozlemim de yoktu. Ote yandan Denizi ozlemek disinda olumsuz bir etkisi de olmadi calismanin bana. Dolayisiyla notrdu durum. Bir sey haric! Ozledigim tek sey yapin dedigim seyin hemen yapilmasi olmus sanirim. Malum 1 yasindan kucuk bir bebege istedigin kadar bunu yap annecim de karsiligi pek olmuyor :)

Peki ne oldu da ise donus surecini goresi kolay atlattim? Kabul ettim. Calismam lazim ve yapabilecegimin maksimumunda kizimla  beraber vakit gecirdim simdi calisma vaktidir dedim ve bu durumu kabul ettim. Sanirim bana en cok yardimci olan bu oldu. Amma velakin dedigim gibi her ne kadar ise donus kolay olsa da, ben ise dondukten sonra hayat bizim icin hic kolay olmadi. Cunku gecen yil yaptigimiz her seyin ustune bir de tam zamanli calismaya baslamam gerekti.

Benim zor bir isim var. Sorumlulugu buyuk, temposu yogun bir isim var. Belki onun da etkisiyle ise dondukten sonra hayatimiz gercekten zorlasti. Saklamadim, saklayacak da degilim. Bir iki ornek vereyim:

Calismiyorken de evin isini, temizligi, bulasigi, camasiri, utuyu biz yapiyorduk. O zaman da baslarda haftada 2 yarim gun, sonra haftada 1 yarim gun gelen yardimcimiz vardi. O kadar. gerisini biz hallettik. Simdi de evde isler ayni. ve aslinda daha zor. Cunku gecen yilin ilk 6 ayi, Deniz sadece anne sutu ile besleniyordu. Ikinci 6 ayda da temel besini anne sutu idi. Simdi de cok sukur anne sutu aliyor ama yemek konusu cok daha cetrefilli. Aman dengeli yedi mi, sebzesi pisti mi, meyvesi var mi. vs. vs. yemek isi bildiginiz organizasyon gerekiyor. Evet, Deniz krese gidiyor ve evet ogle yemegini orada pisiriyorlar ve yiyor. Ama hala aksam yemegi icin organize olmamiz gerekiyor. Gecen yil biz disaridan falan yiyorduk bu kadar zor degildi.

Temizlik konusu da zorlasti. Deniz emeklediginde biliyorsunuz 9,5 aylikti. Dolayisiyla gecen yilin buyuk kisminda tabi ki evimizin temizligi bizim icin cok onemliydi ama yerlerde dolanan bir bebegimiz olmadigindan bu kadar kritik degildi. Bu sene ozellikle Deniz'in sadece emekledigi henuz yurumedigi aylarda temizlik cok daha zor oldu. bizi cok daha fazla zorladi.

Krese gittigi icin artan hastaliklari, hasta bebeginize bakabilmek icin iptal etmeniz gereken toplantilari, evden calismak icin yapmak gereken ayarlamalari, gece onu uyutup uzun saatler calismalari saymiyorum bile. Benim calisan anneligimin bebegim saglikliyken olan basit zorluklarindan bahsediyorum bu yazida sadece. Yoksa bebeginiz hastayken yasanan zorlugun kelimelerle cumlelerle tarif edilmesi mumkun bile degil bence...

Onlari bir yana koyarsak, calismaya basladiktan sonra beni en zorlayan sey zamansizlik oldu. Esnek calisma saatleri olan bir isim var. Cok sukur. Yani gec baslayip, erken bitirip Deniz uyuduktan sonra ise devam edebiliyorum. Ve bunu yapiyorum. Ama yine de zaman yetmiyor. Hic bir seye yetmiyor hem de. Ne ise, ne eve yetisemiyorum. Onceligim Deniz, onunla gecirecegim vaktin etkilenmemesi en onemlisi benim icin. Dolayisiyla is aksiyor, ev aksiyor hep bir seyler aksiyor. Kendime zaman ayirmaktan bahsetmiyorum bile zaten.

Hicbir zaman sabah insani olmadim ben. Hic! Genelde oglene kadar goy goy yapip, basit seyleri halledip ogleden sonra zor isleri yapardim. Aksam 6dan sonra da ofiste kalip sessizlikte en zor isleri yapardim. Simdi boyle bir luksum yok ve sanirim su gectigimiz 6 ayda beni en cok zorlayan bu oldu. Alistigim bir calisma sekli var ama yanina bile yanasamiyorum. Zira evde bekleyen bir bebegim var :)

Yine eskiden aksam evde asla calismazdim ben. Dunya yansa bana o bilgisayari actiramazdiniz. Telefonumdan, ipadden mail cevaplardim ama bilgisayar yok. Cogu zaman eve bile goturmezdim. Simdi aksam Deniz uyuduktan sonra calismak bir rutin oldu. Zaten calismiyorsam da ertesi gunun yemegini hazirlamam gerekiyor. Ya da camasir yikanmis oluyor onlari asmam, utu yapmam, Denizin oyuncaklarini, evin dolaplarini vs duzeltmem gerekiyor. Doalyisiyla aksamlari izledigim filmler, diziler ya da yayilip yaptigim keyifler hayal oldu.

Bunlari sikayet olsun diye yazmiyorum. Hayatimdan memnunum. Deniz calismami, kariyerimi ala asla asla olumsuz etkilemedi. Bilakis garip bir konsantrasyon var ustumde. Kisa zamanda daha cok is halledebilir oldum. Daha fazla isi delege edebilir oldum. Bana sosrasaniz daha iyi bir yonetici oldum. Kizim bana iyi geldi. Her konuda oldugu gibi bu konuda da Deniz bana iyi geldi.

Ama zorlaniyorum. hem de cok zorlaniyorum. Dedim ya hep bir eksiklik hissi var. Ya yemek eksik, ya temizlik eksik, ya iste bir mail eksik, ya bir konu eksik. Zaten kendime ayirdigim vakit hepten eksik. Surekli kosuyorum. Yavaslamam mumkun degil. Hep kosuyorum ama yine de illa bir seyler eksik.

Gecen yil bunu hissetmezdim. Hic mukemmelin pesinde degilim anneligimde, Denizin her zaman eksikleri olacak biliyorum. Saglikli mutlu bir bebegim var gerisini de zerre kadar onemsemiyorum. Ama gecen yil is yokken aksamlari bir oturabiliyordum. En azindan sadece evin islerine kostugumdan bir nefes alabiliyordum. o kalmadi.

Ondandir diyorum ya benim kosullarimda calisan anne olmak calismayan anne olmaktan zor oldu. Ama idare ediyoruz bir sekilde.

Zaten deniz mutlu oldugu surece, her sey olur gider bir sekilde ben de boyle bir icimi doktum iste.
Dinlediginiz icin tesekkur ederim.

2 Ağustos 2018 Perşembe

ic dokme...

Bu ara kendimi biraz yalniz hissediyorum. Birkac gun once yazsam bunlari sdece garip hissediyorum derdim. Su son bir kac gunde kendimi dinledim, dusundum ve bu hissimin yalnizliktan olduguna karar verdim. 

Is yogun hem de cok yogun. Ofiste koca bir ekibi idare ediyorum. Bir suru insanla konusuyorum. Ve surekli kosuyorum.

Ev de yogun. Ozanla aramizda paslasarak herseyi idare etmeye calisiyoruz. BU aralar Ozan daha cok sey yapiyor evde. Onun isi daha az yogun su aralar. Ama isten eve kosarak gidiyorum ve Denizle oyna, Denizi yika, Denizle kitap oku, Denizle kudur, Denizi uyut sureclerinin birnden digerine kosuyorum. Bu aralar Deniz 2 yas krizinin esiginde. Belki de atladi bile o esigi gobeginde. Arada cok zor oluyor Denizi idare etmek. O yuzden evde de hep kosuyorum. 


Deniz uyuduktan sonra Ozanla bir film ya da dizi izliyoruz. Ikimiz de sonuna kadar dayanabilirsek. Sonra sabah oluyor ve ayni kosturma yeniden basliyor.

Sikayetim tabi ki yok. Biz saglikliyiz, deniz saglikli. Guzel guzel buyuyor. Tabi ki mutluyum. Ama bazen bu donguyu kirmak istiyorum. Baska bir sey yapmak istiyorum. BIraz bu rutinden cikmak istiyorum. 

Dun sirkette cok zor bir gundu. Bu ara her gun zor zaten ya. Ozan'a dedim ki, Ozan ben bir arim saat gec gelebilir miyim? Isten cikinca eve kosmadan bir sey yapayim. Sagolsun tabi dedi. Hep oyle der zaten.

Ciktim ofisten, biraz dukkan dolastim. Bir iki bir sey aldim. Denizi ve Ozani ozledim geri donemek istedim. Ama iste o an bir sey farkettim daha cok yalniz oldugum icin geri donmek istedim. Cunku ben rutini bir basima kirmak istemiyorum ki. Hatta rutinden sikayetim yok. sadece bu rutini Ozanla iki basimiza donduruyor olmak cok yorucu artik. O kdar.

Iki sohbet edecek biri olsaydi dun aksam biraz daha kalirdim disarida. Ama yalniz basima disarida durmak da anlamli gelmedi.

Iste bir suru arkadasim var. Ama o degil iste ihtiyacim olan. Ihtiyacim olan is disindan arkadaslarim. Onlarla sohbet etmek, vakit gecirmek farkindayim.

Iste onlar olmadigi icin de bu aralar kendimi biraz yalniz hissediyorum.

Tatile gidecegiz Turkiyeye. Ama Cesmede olacagiz. Sonucta o da benim bu ihtiyacimi gidermeyecek. Istanbula gidecegiz ama bayram ustu olacak yine kimse olmayacak. 

Yurtdisinda yasamanin zorluklari bunlar iste. Dondugunuzde, hele cocuk olunca, aileler onu gorsun istiyorsunuz ama o arada sizin istediginiz baska seyler tabi ki olamiyor.

Olsun tatil olsun bizim olsun tabi ki.

Ama iste oyle icimi dokeyim dedim. BU ara biraz boyle. Gecer ama. 10 yildir defalarca bu his gelip gecmedi mi... Omur de boyle gecmedi mi?


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails