20 Haziran 2016 Pazartesi

27. hafta

Cok mutluyum! 

Sonunda soguk alginliginin butun etkilerinden kurtuldum. Evet, bu kadar uzun surdu malesef. O karnimdaki sizi da gitti, ki bu beni nasil mutlu etti anlatamam. Haftasonu yeniden yuruyuslerime de basaldim. O kadar hafiflemis hissediyorum ki kendimi anlatamam. Musadenizle kendime bir masallah diyecegim :) Ah bu hamilelik insani bak ne hallere getiriyor :) Olsun diyelim hepbirlikte bir masallah artik :)

Bu sikayetleri de hayatimizdan cikarinca, geriye keyifli bir hafta kaldi. Sanirim hamileligin en keyifli zamanlarindan birindeyim. Yuvarlacik bir karin, hala iyi olan bir enerji seviyesi ve her gun artan bebegimizin hareketleri. ana sorarsaniz, en ama en keyifli zamanlardan biri bu haftalar, o kadar sevdim bu haftalari. Biliyorum, ileride cok ozleyecegim bu gunleri. O yuzden, her zaman oldugu gibi, yine keyfini cikarmaya calisiyorum. 

Bebegimiz buyuyor. Bazen boyle karnimin en onune dogru iktiriyor kendini. Oraya yerlesip bir sure orada kaliyor. Saniriyoruz poposunu ya da kafasini yasliyor karnimin on tarafina. O zaman dokunabiliyoruz O'na. Bildiginiz elimize geliyor. Avucumuzun icini dolduruyor. O'na boyle de olsa dokunabilmek cok eglenceli, cok heyecanli bir sey. Biz onu bir sure oksadiktan sonra yine arkaya kaciyor kucuk balik! Boyle onu sevmemizden hoslaniyor mu, yoksa rahatini bozuyoruz o yuzden mi arkaya kaciyor bilemiyoruz. Ama ben ona dokunabildigim bu anlari cok sevdigim icin, kendimi onu oksamaktan alamiyorum. Minigim. Resmen buyuyor. Ve ben hala icimde bir insan yavrusunun gun be gun buyumesine inanamiyorum. Cok garip bir sey!

27. hafta ile birlikte, biz de anne-baba adaylari olarak bebegimize ilk kez bir sey aldik. Oyle buyuk bir sey degil. Ama bizim kizimiz icin aldigimiz ilk sey :) Hastaneden cikarken kullanmak icin bir tulum takimi. Penye guzel bir battaniyesi falan var. Filli bir takim. Cok sevdim. Ustune eve gelip de, yeni dogan minnak (!) bir fille ilgili bir belgesel izleyince daha da sevdim aldigimiz seyi. O fil de bebek. Hem de nasil tatli bir bebek. Iste dedim bizimki de boyle bir bebek olacak. Ne farkeder insan yavrus olmus, fil yavrusu olmus, hepsi bebek :)

Bunun disinda, buyuk esyalari icin yavas yavas bakmaya devam ediyoruz. Ve evimizi bosaltmak icin elimizden geleni yapiyoruz. Iste rutin durumlar. Bizim cephede baska degisen bir sey yok yani :)

Bu arada sunu da yazmadan gecemeyecegim, gecen hafta is yerinde de yogun ama cok guzel bir hafta gecirdik. Benbu haftalarin planini yaptigimda kimse o plani gerceklestirebilecegimize inanmamisti. Ama planladiklarimin bir kismini gecen hafta basardik. Takimimla gurur duydum. Bunu basarabildigimiz icin gercekten kendimizle gurur duydum. Onumuzde daha cok is var ama olsun. Gecen hafta bize iyi geldi.

Ve biliyorum, benim is yerinde mutlu olmam, basaridan tatmin olmam kizimiza da iyi geldi. Cunku annesinin kizi :) Bebegimiz dogdugunda, boyle surekli bize is yaptiran, planlar yapan bir sey olursa hic sasirmayacagim. Simdiden baya toplanti idare etmeyi falan ogreniyor :) Tehlikenin farkinda miyiz :)

Iste bitti 27. hafta. Dilerim her gelen hafta bir oncekinden guzel olsun. Iyi ki varsin bebegim. Iyi ki seninle geciyoruz bu yollardan. Umarim sen de benim kadar egleniyorsundur :)


17 Haziran 2016 Cuma

Kaldi onumuzde tam tamina 3 ay...


Havadan cok bunaldim blogsever arkadasim. Ama gercekten cok bunaldim. Haziran ortasi ve durmadan yagmur yagiyor. Hava gri. Bulutlar sanki ustume ustume geliyor. Cok bunaldim.

Bir yandan hamilesin sen, sicagi ne yapacaksin diyorlar. Haklilar. Sicak neme lazim benim. Ama biraz gunes olsa. Gokyuzu mavi olsa. Hani yazi gectim ama en azindan hava bahar gibi olsa. Gercekten disariya bakmak bile icime kasvet dolduruyor.

Buyuk ihtimalle tatile gidemeyecek olmamiz da cabasi. Malum neredeyse 27 haftalik hamileyim. Hala ucabilirim. Ama ucmasam daha iyi. E niye simdiye kadar gitmedin diyeceksiniz. Cunku ebeler 20. haftadan sonra su kan uyuzmazligi ignesini olana kadar, mumkunse gezme artik dedi. Kan igneleri 28. haftanin basinda yani 27 haziranda yapilacak. Biz bir de arada Turkiyeye gittik.Cunku bu konusmadan once biletleri almistik. Bir sey olmadi cok sukur. 

Size soylemedim galiba ben. Bir de bizim 20. haftada yapilan kontrollerde plesanta dusuklugu cikti. Hayatimda ilk defa duydugum seyler. Neyse anlattilar bize hastanede. Bebegin bir esi oluyormus anne karninda, plesanta. O plesanta bazi gebelerde -benim gibi- asagida oluyormus ve dogum yolunu kapatiyormus. Bunu yasayan cogu hamilede bebek dolayisiyla rahim buyudukce plesantada yukari cekilirmis. Yani ortada sorun kalmazmis. Ama cekilmezse normal dogum yapmiyorlarmis burada, sezeryana yonlendiriyorlarmis.Bu yuzden 34. haftada bir  daha bakacaklar ultrasonla. Plesanta cekilmediyse de sezeryana yonlendirecekler.

Her seyin dogalindan yanayim. Ama bu konuda hic takintim yok. Dogum benim icin bebege kavusma. Bebegim ve benim icin en saglikli yol neyse, o yolla kavusalim istiyorum. Gorecegiz bakalim neler olacak.

Yine ebe ve doktor bana dedi ki, normal hayatinda hicbir degisiklik yapmana gerek yok. Kafana takma bu durumu. Hayatina devam et. Oyle yapiyorum.Sonucta ben ne yaparsam yapayim sonuc degismeyecek.

Ama bir de dediler ki, plesanta dusuklugunde kanama cok gorulur. Ve sizde kan uyusmazligi da oldugundan, kanama igneyi olmadan once mumkunse yasamamani istedigimiz bir sey. O yuzden Turkiyeye git, don (mayistaki gidisimiz) ama sonra igneleri olana kadar burada kal. Peki. 

Oyle her seye karismadiklarindan, bir sey soylediklerinde dinliyorum. Zaten olabildigince rahat ol diyen insanlar, buna dikkat et diyorlarsa vardir bir bildikleri diyorum. Risk almaya gerek yok.

Ama bir yandan da gercekten gunes gormek istiyorum. Bedenimi bilmem ama ruhumun gercekten buna cok ihtiyaci var.

Yanisira devam eden bir vize karmasamiz, benim ucmama izin verip vermeyecklerini bilmeyisimiz, islerin cok ama cok ama cok yogun olmasi gibi sebeplerle hakikaten tatile cikabilecek miyiz bilmiyorum. 31, 32. haftadan sonra zaten kipirdamasam iyi olur diye bir dusunce de var aklimda. Aktif bir hamileyim ama agirlasiyorum.

Dusunuyorum, dusunuyorum ve dusunurken hep kendimi bir deniz kenarinda oldugumu, dalgalar ayaklarima gelirken yurudugumu hayal ederken buluyorum. Biliyorsunuz ben yaz insaniyim... Ama olsun bu yazin bir de seneyesi var. Ne olacak ki yeter ki kizimiz saglikli olsun. yeter ki guzel guzel buyusun. Bakmayin siz bana.

Ah bir de bizim kizimiz icin verilen tahmini dogum tarihi 17 Eylul. Yani bugun itibariyle dolu dolu 3 ay kaldi sadece onumuzde. Ben bu hamilelikte hafta, ay olayini bir turlu anlayamadim :) Simdi galiba ben dolu dolu 6 aylik bir hamileyim. Vay be :) Ama iste ay hesabi-hafta hesabi kafami karistirdigi icin onumde 3 ay var diye hesaplamak daha kolayima gidiyor :)

3 ay... Allahim ne kadar az! Her sey olur gider. yeter ki bebegimiz saglikli buyusun. 3 ay sonra kavusmayi heyecanla  bekliyorum :)

15 Haziran 2016 Çarşamba

Avrupa Kupasi ustune soylenesim gelmis!

Avrupa kupasi basladi. Insafsizlar, neredeyse her gun, gunde 3 mac koymuslar. Evdeyken butun gun mac acik oluyor. Oradan oraya kosan adamlar.

Ben futbol izlemeyi seviyorum. Ama izlemek icin iyice havamda olmam lazim. Yoksa icimde cilgin bir taraftar oldugu son Istanbul gezimizde de gorduk. Sansimiza bizim Istanbul'a gectigimiz aksam, Besiktasin da sampiyonlugu neredeyse kesinlesmisti., Yollarda taraftarlar cosuyordu. Ozan ve Goncanin saskin bakislari arasinda ben de kutlamalara katildim. 
Besiktasliyiz besiktasli, lay la lay la lay la la la la! 
Anlayamaz kimse bu aski, lay la lay la lay la la la la! 
Bekcisizyiz kopas kiyameettttt...
Siyah beyaz bize menaetttt... 

Evet, yollarda boyle dolastigim dogrudur! Gerci sonra yanimizdan bir kamyon dolusu (gercekten kamyona dolusmuslar), ellerinde bira, anlamadigim bir dilde boguren cilgin besiktas taraftari gecince, ben kendimi biraz geri cektim. Neme lazim! Cok da galeyana gelmemek lazim:) 

Iste boyle cilgin (!) bir taraftar olan ben, Avrupa kupasinda pek de havaya giremedim. Henuz sarmadi beni bu maclar.

Bir kere Hollanda yok turnuvada. Turkiye elemis Hollandayi. Baska takimi eleseymisiz iyiymis bence. Hollandasiz turnuva mi olur?

Sonra Alman takiinin teknik direktoru, beyaz gomlek giymiyor bu sene. Boyle dandik bir gri tisort gecirmis ustune. Neden? Ben sirf onlar jilet gibi giyiniyor diye seviyordum Almanya maclarini. ldu mu simdi?

Sonra maclardan cok holiganlarin rezilliginizi izliyoruz televizyonda. Bu sabah gazetede okudum Rusya taraftarlari Ingiliz bir taraftari dovup komaya sokmus. Ingiliz holiganlar Lille'de cam cerceve birakmamis. Bu ne ya!

Hadi maclara odaklanayim diyeyim. Ofiste turkiye'nin macindan sonra rezil olmus durumdayim. Heralde bilmem ne mahallesinin takimi ciksa daha iyi oynardi! Bir de herkes Fatih Terimin turnuvanin en cok kazanan 3. teknik direktoru olmasi hakkinda ne dusundugumu soruyor bana ofiste. Tabi insanlar o paraya ortaya efsane bir takim cikmasi lazim, bu takimin hali ne diye dusunuyor muhtemelen.

Onlara da soyluyorum, buraya da yazayim: Fatih Terimi hic sevmem. Ve itiraf ediyorum, sirf takimin basinda o var diye can-i gonulden takimimi destekleyemiyorum. Hayatta gicik oldugum insanlar listesinde ilk 10'a bile girebilir; o kadar hazetmiyorum kendisinden.

Neden dediler bana sirkette. Dusundum buldum. Simd soyle olmustu. Bu Fatih Terim Italya'dan teklif alip, Galatasarayi (sanirim) tak diye birakip gitisti. O zaman daha Gezi olmamisti ben Carsili degil Galatasarayliydim. Ay bir ovgu Italyaya itmis de bilmem ne de. Iyi gitsin, yolu acik olsun.

O zaman milli takimin basinda Senol Gunes vardi. Oyle cok tanidigim bir insan degildi. Simdi daha cok taniyorum ve seviyorum kendisini. Futbol disinda da konusmalari cok hosuma gidiyor. gayet akli selim bir insan. Iste o zamanlar Senol Gunes, Milli takimi baya basarili yapmisti da bir yerlerde ilk uce girmistik. Nerede hatirlamiyorum. Iyiydi takim yani. ve Senol Gunes gayet mutevazi bir maasla calisiyordu.

Bu Fatih Terim italyada hicbir sey beceremedi. Bildiginiz rezil oldu. Ama bir sekilde bir kral edasiyla Turkiyeye geri dondu. Senol Gunes'i kovdurdu. Yerine, dudak ucuklatacak paralarla, milli takimin basina gecti. Bildiginiz kiskandi adami. Isinden gucunden etti. Kendi basarisizligini da bir sekilde (guya) orttu. Hah iste o gun, bugundur ben bu Fatih Terimden hic hazetmem. O yuzden o takimin basindayken de havaya giremiyorum kimse kusura bakmasin.

Bunun yanisira, Mehmet Agar gibi birinin kankasi olmasini, iktidarda kim gucluyse ona yanasmasini, ve ben cok saygin bir aile babasiyim edasiyla herkese tepeden bakmasini saymiyorum bile. Bildiginiz itici geliyor bana. Velhasil kelam, sirkettekiler sorunca dusunup dusunup bunu buldum ve kendisini sevmemekte cok hakli olduguma karar verdim. 

Ne doluymusum be adama!

Ama milli takimin durumuna iliskin tek elstirim de bu degil. O futbolcularin hali ne Allah askina! ozellikle Arda ve Ozan. O nasil bir kilo! Kosamiyorlar bile. Eskiden futbolcular fit olurdu. Bunlarin haline bk. Olur mu oyle yahu! Arda topu alacak da, kosacak, da atak yapacak. Peki. 

Umarim duzelirler, cunku insan yine de tabi ki takimi basarili olsun istiyor. 



Bu sabah da bir icimi dokesim varmis. Bir huysuzmusum megerse. Ama olsun yazdim rahatladim: Fatih terim aldigin parayi da , bulundugun yeri de haketmiyorsun. ve ben haksizligi hic sevmiyorum. O yuzden seni de sevmiyorum. 

Yine de dilerim isler iyi gider de takim bir seyler yapar turnuvada. Cunku sana ragmen hala o takim benim de takimim!

Bir de rica edecegim kalecinin formasinin rengine biri el atsin!

Soylenmem bitti tesekkur ederim :)

13 Haziran 2016 Pazartesi

26. hafta

Haftalar bir bir geciyordu blogsever arkadasim. sunun surasinda onumuzde 14 hafta kadar kaldi. Heyecanim artiyor. Karnim buyuyor. Bebegimiz daha cok tekmeliyor. Ve bizim evde resmen bebek bekleme havasi an be an buyuyor. Cok eglenceli!

Bir yandan 26. hafta beni biraz zorladi. Gecen haftanin cogunda bana, karnimdaki ince bir sizi eslik etti. Oyle buyuk bir agri degil. Ama iste hic kesilmeyen bir sizi. Surekli bir rahatsizlik hissi. Biliyorsunuz pek kendimi dinleyen bir insan degilim. O yuzden baslarda cok onemsemedim. Ama 4 gun boyunca gecmeyince ebeyi aradim. 

Bu haftalarda bunlarin yasanmasi normalmis. Bebek ve dolayisiyla rahim hizla buyudugunden agrilar olabilirmis. Ama yine de uzun surmesi hos degilmis. Dinlenmemi tavsiye etti. Soz dinledim. Cuma aksami arkadaslarimla yemege cikacaktim, beni affedin dedim. Cumartesi Ozanla bir yere gidecektik iptal ettik. Pazar gunu yaptigimiz 1,5 saatlik mothercare ziyareti disinda bu haftasonunu hep evde, cogunlukla da uzanarak gecirdim. 

Agri gecti. Bu sabah ise gelirken yine biraz yokladi ama gecen haftaki gibi degil. Farkettim ki cok hizli yurudugumde oluyor. Ama ben de bazen oyle hizli yuruyorum ki inanamazsiniz. Nilgun ablam Izmirdeyken her evden ciktigimda arkamdan yavas yuru diye sesleniyordu, o kadar. Biraz tempomu yavaslatinca farkettim ki agri da azaldi. Simdi bu haftayi da biraz sakin gecireyim diyorum. Fazla kosturmadan. Oradan oraya yetismeye calismadan bir hafta planlayayim. Iyi gelir bence. Gelir. Gelir.

26. haftada bunun disinda bebegimizin buyuk esyalarina bakarak zaman gecirdik. Arabasi, yatagi, hala karar veremedigimiz buyuk kalemler. Evimiz kucuk oldugu icin oyle buyuk planlarimiz yok. Olamiyor da zaten. Eve biz zor sigiyorduk, simdi bir de bebekle nasil sigacagiz diye dusunuyoruz. Ama bir sure daha sartlar geregi bu evimizde kalmak durumundayiz. Esyalari atiyoruz, bebegimizin esyalarina yer acmaya caisiyoruz. Ama yine de yerimiz dar. O yuzden kucuk esyalar ve cozumlerle ilerlemeye calisacagiz.

Boynumdan dolayi bir de her seyin en hafifine yonelmeye calisiyoruz. Yoksa benim boyumu biliyorsunuz. Zaten marazli. Gerci cok sukur eskisi kadar degil ama yine de marazli. O yuzden bazi seyler sekil olarak cok hosumuza gitmese de, sagligimi dusunup hafiflere yoneliyoruz. Ne de olsa bebek buyutmek bir iki gunluk mesela olmayacak. Bu uzun aratonda, boynuma iyi davranmam sart!

Bir de tecrubeli anneleri cok dinliyorum bu konuda ben. Hepsi diyorlar ki bebek dogmadan deli gibi alisveris yapmayin. Temel seyleri alin. Sonra bebege gore alisveris yapmaya devam edersiniz. Onlardan iyi bilecek degilim ya. Soz dinliyorum yine. Gonul herseyi istiyor. Tabi ki hevesimi alacak kadar bir seyler aliyorum. Ama abartmadan. Sakince ilerliyoruz alisveris konusunda. Sonucta bebegimiz bir gelsin. Onun ihityaclarina gore daha almamiz gereken ne varsa alacagiz. Nihayetinde Londrada yasiyoruz, her sey elimizinn altinda. Aceleye gerek yok diye dusunuyorum.

Belki hislerim onumuzdeki haftalarda degisir ama su anda boyle iste. Bir hafta daha gecip gitmisken ben de her gunun, her haftanin keyfini cikarmaya calisiyorum. Sonucta yasadigimiz hangi donem geri geliyor ki. Bu da geri gelmeyecek. Hah iste tam da o yuzden, her bir gunun kiymetini biliyorum. Ve, evet artik yavas yavas ayaklari gorememeye basliyorum :)





10 Haziran 2016 Cuma

Bebegime mektuplar...

Canim bebegim.

Son haftalarda oyle hareketlendin ki, o icerideki minnacik alanda nasil bu kadar hareket ediyorsun sasiriyorum. Bir saga gidiyorsun, bir sola. Bir bakiyoruz durulmussun, bir bakiyoruz tekmeler yumruklar savuruyorsun. 

Gectigimiz hafta ilk kez o minik hareketlerini disaridan da gorduk. Dizi izliyorduk babanla. Bir anda karnimda bir hareket hisettim. Sen... Babani da eli bos birakmadin tabi. O baktiginda da kucuk bir tekme daha sallayiverdin. Bu seni karnimin disindan ilk kez farkedisimizdi bebegim.

Geceleri daha cok hissediyoruz hareketlerini. Muhtemelen bu yerinde durmayan annen, bir uzandiginda sen de huzura eriyorsun. Bazen seni cok mu yoruyorum acaba diye korkuyorum. hem de cok korkuyorum. Ama bir yandan sanki hareketli olmami sen de seviyorsun. Umarim oyledir bebegim, umarim seni yormuyorumdur.

Artik karsidan bakanlar da seni farkedebiliyor. E kolay degil tam 26 haftalik olsun. Boyle yuvarlacik bir karin verdin bana. Genelde 6 aylik olduguna inanmasalar da bence kocamansin. Kocaman, saglikli, enerjik bir bebeksin. Bizim bebegimizsin.

Diger bebek kardeslerin gibi tatliyi seviyor, tatli bir sey yersem daha da hareketleniyorsun. Bir de anlamadigimiz bir sekilde ete duskunlugun var. O kismi kitaplar yazmiyor ama sen de benim gibi mangal insani mi olacaksin acaba diye sakalasiyoruz arada. Umarim yemegi seven ve en cok yediginden keyif alan bir bebek olursun. 

Artik daha cok konusuyorum seninle. Bazen gittigimiz yerleri anlatiyorum. Bazen yapacaklarimizi. Bazen iyigeceler diyorum, bazen gunaydin. Sen de bir kucuk tekme ya da yumrukla karsilik veriyorsun bazen bana. Yoksa gercekten dediklerimi duyuyor musun? Anliyor musun?

Arada dans ediyorum. En cok o zamanlarda neseleniyormussun gibi geliyor bana. Sen dogunca, kucagima alacagim seni, daha cok danslar edecegiz seninle. Artik, cogu zaman bunlari hayal ederken buluyorum kendimi.

Cok kalmadi. 14-15 hafta var insallah bulusmamiza. Hazir miyiz? Seni sevmeye evet! Hem de cok ama cok haziriz bebegim. Seni buyutmeye de hazirlaniyoruz iste yavas yavas. Hic korkma sen, bir sekilde kotaracagiz her seyi. Seninle cok guzel bir takim olacagiz. Dusecegiz, kalkacagiz ama bir sekilde halledecehiz bebegim. 

Hic korkma sen. Guzel guzel buyu. 
O icimde hissettigim minnacik ellerinden ayaklarindan operim....

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails