23 Eylül 2015 Çarşamba

Gecen yil bu zamanlar :)

Gecen yil bu zamanlar ne yapiyorsum acaba diye merak ettigimde hemen bloguma kosuyorum.
Bu bloglar var ya hazine!
Vallahi hazine!

Hayatlarimizin hkayesini yaziyoruz yahu var mi otesi.
Olabilir mi bundan guzeli?
Bosuna degil bu bloglardan vazgecememiz bizim :)

Taa 2011'in 23 Eylulunde Kaag yazisi yazmisim mesela.
O zaman Hollandadaydik, Rafadan kafadan vardi, geziyorduk.
Guzel yerdir Kaag.
2-3 gunlugune Hollandadaysaniz, gitmenize gerek yok da daha uzun kalacaksaniz, bence gidin :)


2013'un 23 Eylulunde tasinmakla ugrasiyormusuz.
Ay yarabbim ne zordu tasinmak!
O ne cileydi.
O toplanmak, o vedalar...
Hele hele o Londrada ev aramak!
Allahim hakikaten cok ama cok zordu.
neyse ki bitti :)

Ve gecen sene tam da bugun yine ofisteymisim.
Ofisteki hayatla ilgili bir yazi...

Diyecegim o ki...
Simdi bu blogum olmasa hatirlar miydim ben bunlari?
Muhtemelen bu detaylarla hayir.
O yzuden iyi ki yaziyoruz.

Haydi iyi bayramlar olsun hepimize :)
Buyuklerimin ellerinden kucuklerimin gozlerinden, aysitlarimin yanaklarindan operim :)

18 Eylül 2015 Cuma

ve hayal kurmaktan asla vazgecmeyen bu ruhum...

Bu sabah metrodan indim ofise dogru yuruyorum.
Hava guzel.
Sicak degil ama yagmur da yagmiyor.
Hafif bir serinlik var ama bulutlar yuksek, ferah.

Baktim insanlar kosturuyorlar.
Herkes ise yetisme telasinda.
Cuma gunleri merkez Londradaki ofise geliyorum genelde. Buradaki insanlarin telasi hep ise yetismek.
Normalde ofisim Kingston'da. Londra'nin guneyinde daha kucuk bir yerlesim bolgesi Kingston.
Orada insanlarin telasi cocuklari okula yetistirmek, kosedeki marketten ekmek almak.

Ayni sehrin baska insanlari.
Ayni sehrin baska telaslari.

Etrafimi izliyorum sabahlari.
Nerede olursam olayim bakiyorum insanlara.
Kimisi kafasini telefonundan kaldirmiyor. Hem yuruyup hem telefona bakmak da kolay degil, arada ben de yapiyorum da oradan biliyorum.
Kimisi kulaklikla muzik dinliyor.
Bir de kendi kendine gulumseyenler, konusanlar var sokaklarda.
En cok onlari gordugumde gulumsuyorum.

Cunku biliyorum; arada ben de onlardan biri oluyorum. 
Yururken hayaller kurdugumda...

Yurumeyi sevmemin en buyuk sebebi bu.
Bana uzun uzun hayal kurma firsatini vermesi.
Cocuklugumdan beri hic degismeyen bir sey bu.
Ben hep hayaller kuruyorum.
Hep.
O yuzden firsat buldukca kendimi sokaklara atip yuruyorum.
Hayallerimin icinde yavas yavas, doya doya yuruyorum.
Dakikalarca,saatlerce...

Bazen bir deniz kenarinda oluyorum, bazen bir sehrin sokaklarinda.
Bazen arkadaslarimla, bazen bir basima.
Eminim ben de oyle zamanlarda kendi kendime gulumsuyorum yollarda.
O yuzden sokaklarda kendi kendine gulumseyenleri kendime yakin buluyorum.

Bu sabah, oyle kendi kendine gulumseyen bir teyzeyle goz goze geldik bir anda.
Kisa bir saskinlik.
Sonra o bana gulumsedi, ben ona.

Tam o sirada telefonuma bir mesaj geldi.
Saat 9'daki toplanti iptal olmus.
Teyzenin arkasindan baktim bir kafeye giriyordu.
Hic ofise gitmek istemedi canim.
Kendime kisa bir bosluk hediye etmek istedim. 

Teyzeyi takip ettim, ben de girdim o kafeye.
Teyze bir sutlu kahve istedi ben latte.

Oturduk karsilikli iki masaya.
Yine gulumseedik birbirimize, sonra donduk kendi dunyalarimiza. 
Hic konusmadik.
Ama bu sabah kahve keyfini paylastik teyzeyle.


O kafede oturmus, iptal olan toplantinin bana hediye ettigi kahvati zamanini yasarken; belki dedim yillar sonra ben iste bu teyze gibi olacagim...

Belki de...

Kim bilir hangi sehrin sokaklarinda olacagim o zaman?
Bilmiyorum.

Ama bir seyi biliyorum sanki.
Hangi sehrin sokaklarinda yuruyor olursam olayim, kac yasinda olursam olayim ben ayni o teyze gibi, ara sira yolda kendi kendime gulumsuyor olacagim.

Cunku nereye gidersem gideyim hayallerim benimle gelecek.
Ve hayal kurmaktan asla vazgecmeyen bu ruhum...

Iyi haftasonlari diliyorum...

16 Eylül 2015 Çarşamba

Korkuyorum...

Yanlis meslek secenlerin ne kadar aci cektiklerini ben de bildigim icin Orhan'i ornek gostermek isterim boylelerine. 
Karsilarinda koca bir omur varken bes yil hatta on yil yitirdim diye yilmasinlar, asil sevdikleri isi cesaretle yapsinlar...


Mina Urgan'in Bir Dinazor'un Gezileri kitabinda okumustum bu cumleleri.
O zaman daha Hollandadaydik.
Hatirlarsiniz "Calismayi cok seviyorum ama bu isi hic sevmiyorum.", "Ne yapacagim da bu halden kurtulacagim?" dedigim, buraya oyle yazilar yazdigim zamanlardi.

Cok iyi hatirliyorum bu satirlari okudugum ani.
O cok sevdigimiz salonumuzda, o hic sevmedigim koltukta oturuyordum.
Bu satirlari okudugumda durup kalmistim.
Donup bir daha okudum her kelimeyi.
Sonra gozumden suzuldu yaslar...

Cok caresiz hissediyordum kendimi.
Dilini bilmediginiz bir ulkede oldugunuzu dusunun.
Orada yasamaniz icin gerekli olan vize isinize bagli.
O hic sevmediginiz isinize.
Ustelik para kazanmaniz gerekiyor.
Cok da tercih sansim yoktu yani.
Belki de vardi.
Ama garantor bir insan oldugmdan bana yok gibi geliyordu.
Bilmiyorum, oyleydi iste halim...

O yuzden sadece gozumden suzulen yaslar vardi elimde.
Toparladim kendimi, devam ettim hayatima.
Ama aklimda kaldi bu cumleler.
Yuregimde de kaldilar...

Sonrasini biliyorsunuz.
Ingiltereye geldik.
Ben bir patlama noktasina geldim.
Onumde yeni bir kapi acildi, yeni bir role gectim. 
Cok ama cok severek calistim son 1,5 yildir.
Cok calistim, cok zorlu zamanlar da gecirdim ama mutlu calistigim her gune sukrettim.
O mutlu calismanin odulunu aldim gectigimiz gunlerde, yeni bir kapi daha acildi onumde. Sonunda dedim...
Sonunda basardim...

Ama simdi geldim yine sana icimi dokuyorum sevgili blogum ve blogsever arkadasim.
Cunku farkettim ki bu onumde acilan yeni kapidan gecmekten cok korkuyorum...
Etrafimdaki herkes bana, her sey daha guzel olacak diyor.
Bunun zamani geldi diyor.
Basardin diyor.
Yapmalisin Gulcin diyor.
Ben korkuyorum.

Onlari dinleyince, soyledikleri her seye hak veriyorum.
Aklimla mantigimla evet bunun zamani geldi diyorum. 
Bu adimi atmam lazim diyorum.
Ama icimde bir yerde korkuyorum, hem de cok korkuyorum.
Ya sevemezsem o isi?
Ya yine mutsuz olursam?
Ya su andaki isimdeki kadar mutlu olamazsam?
Ya mutsuz oldugum icin basaramazsam...

Bu hani oyle daha fazla sorumluluk almaktan korkmak degil.
Gercekten degil.
Ne olacak calisir insan.
Ben sadece mutsuz olmaktan korkuyorum.
O mutsuzlugu bir daha kaldiramamaktan korkuyorum.
Mina Urgan'in cumleleri geliyor aklima.
Korkuyorum...

Mudurlerimle konusuyorum.
Mutluluk sartlari degisen bir sey Gulcin diyorlar.
Seni bu rolde mutlu eden kosullarin hep burada olacagini garanti edemezsin ki...
Haklilar diyorum.

Gecmiste yasananlar sadece isle ilgili degildi, insanlarla da ilgiliydi.
Simdi gecmisle ayni degil diyorlar.
Haklilar diyorum.

Gecmisinle yuzlesmelisin diyorlar. Korkularini yenmelisin.
Hep korkarak oldugun yerde kalamazsin. Yurumeli ve ilerlemelisin. diyorlar.
Haklilar diyorum.

Sonra Mina Urgan'in sozleri geliyor aklima.
Eski rolde gecirdigim 3 sene geliyor aklima.
Korkuyorum blogum.
Cok korkuyorum.

Korkmak istemiyorum, cesaretle bu yolda yurumek isttiyorum ama iste...
Iste oyle...

Korkmamaliyim degil mi?
Yapabilirim degil mi?
Yine mutsuz olmam degil mi?
Bu sadece bir degisiklik, eskiye donmek degil degil mi?
Hem bugun olmazsa bir gun mutlaka bu degisim olacak zaten degil mi?

Bilmiyorum...

Iste bugunlerde ben hep bu sorularla bogusuyorum.
Iste boyleyim...
Korkuyorum blogum korkuyorum...

15 Eylül 2015 Salı

Yaz(ama)mak

Bu sabah ise geldim, blogumu actim.
Illa bir seyler yazmak istiyorum bloguma.
Ama yok, olmuyor.
Aklima bir sey gelmiyor.

Hadi dedim eski yazilara bakayim.
Oyle cok yazi var ki, bir zamanlar yazip da -neden bilmem0- buraya eklemedigim.
Bir tanesini seceyim dedim.

Birine baktim begenmedim.
Oburu hic hosuma gitmedi.
Beriki icimi bunaltti.
Derken oradan da bir sey cikmadi.

Dedim sevdigim bloglari okuyayim biraz.
Oyle oluyor bana, arada resmen ilham geliyor baska bloglari okurken. Cok hosuma gidiyor.
OKudum, goz gezdirdim.
Yok, o da olmadi.

Biraz muzik dinleyeyim dedim.
O da iyi gelir bana.
Dinledim ama oradan da aklima bir sey gelmedi.

Tabi butun bunlar toplamda 30 dakika icinde yasandi.
Hani biraz dar zamanda kisa paslasmalar diyebiliriz.
E dedim, yok yani Gulcin bugun de yazma.

Ama yok!
Illa bloguma bir sey yazmak istiyorum.
Niyeyse.
deli miyim, neyim anlamadim.
Ama oyle illa tazmak istiyorum.

Oyleyse dedim ben de bu yazmak icin verdigim cabayi yazarim.
Bugun de bunu yazarim.

Oyle iste blogsever arkadasim.
Bir Gulcinin yazmak icin verdigi cabayi okudunuz.
Ha birak yazma degil mi?
Degilmis iste ne yaplim.
Bugun de boyle beni mazur gorun :)

Sevgilerimi sunarim

14 Eylül 2015 Pazartesi

Soguk alginligi

Carsamba aksami gayet iyiydim.
Sirketten ayrilan bir arkadasimiz icin is sonrasi puba gittik.
Birer kadeh sarap icip evlerimize donduk.

Ozanla beraber ertesi gun icin yemek yaptik.
Gayet iyiydim.
Sadece bir usume vardi ustumde.
Yattim.

Gece bogazimda bir agriyla uyandim.
Kurumus bir bogaz, tikal bir burun, gozlerde agri.
Eyvah dedim geliyor...

Persembe gunu ise gelmek zorundaydim cunku nasilsa yarin da gelecegim diye bilgisayarimi da ofiste birakmistim.
Ustelik 9 tane toplantim vardi.
Ise yeni giren birine de yapacaklarini anlatmam gerekiyordu.

Derken, gun boyunca toplantilar arasinda kostum.
Gun boyunca konustum.
Arada aldigim parasetamoller beynimi uyusturup, bana soyleyeceklerimi unutturuyor olsa da calistim, anlattim gun boyu.

Gunun son toplantisiydi.
45 dakikalik toplanti 1 saat gecmesine ragmen bitmemisti.
Iste sadece o zaman, dedim ki ben artik anlamiyorum. Anlasam da kafamda soylediklerinizi tartamiyorum. Tartsam da dusunup size cevap veremiyorum. Yeter bitirelim.
Getirin imzalanacklari imzalarsa bugun imzalar dediler :)
Neyse ki ellerinden kurtuldum :)

Sonra eve giden o 1,5 saatlik yol nasil gecti bilmiyorum.
Uzun zamandir kendimi boyle hasta hissettigimi hatirlamiyorum.
Resmen surundum.
Sonunda basarip eve vardigimda artik ayakta duracak halim bile kalmamisti.

Benim oyle hastayim diye ise gitmedigim zamanlar cok azdir.
Hastaysam da evden calisirim idare ederim.
Ama Cuma gunu idare edecek halim yoktu.
Butun gun Ozan'in bana yaptigi tarhana corbasini icip uyudum.
Uyudum.
Uyudum.

Cuma aksami dktora gittigimde beni hic de sasirtmayan bir sey soyledi.
Bizim yapabilecegimiz bir sey yok.
Evet atesiniz var, evet hastasiniz.
Ama bekleyin.
Dinlenin.
Yorulmayin.
Iyilesirsiniz.

O an icin doktora kiziyor insan.
Yahu bir bak bari diye dusunuyor yalan degil.
Ama adam hakliydi aslinda.
Ben de yattim evde butun haftasonu.
Instagramdan gelen onerileri degerlendirdim.
Taze zencefilli caylar ictim, dinlendim.
Butun oneriler icin cok tesekkurler :)

Sonuc; bu sabah ise geldim.
Iyiyim bence.
Tamam, tamam hemen heyecanlanip kendimi yormayacagim ama bence iyilestim.

Uzun zamandir gecirdigim en agir soguk alginligini atlatmis olmanin keyfiyle
Iyi haftalar efendim :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails