Dun aksam oyle ipadde eski notlarima bakarken o kadar sevdigim bir yazi buldum ki.
Tam 28 hafta once yazmisim.
Hatirlarsiniz belkii blogda bana bir yardim eder misiniz? demis bir filmin adini sormustum.
Ebru, bahar, gozde, miskin Gulcin My Life, Hayatim o film demislerdi.
Ben de hemen o hafta bulup o filmi izlemis ve ayni aksam bu yaziyi yazmistim. Daha o zaman Nil Karaibrahimgil cocukluguna seslenen yaziyi bile yazmamisti :)
Neden buraya eklememisim ki...
Olsun simdi ekleyeyim...
Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin,
Aslına bakarsan bu filmi izlediğinde kaç yaşındaydın tam olarak hatırlamıyorum. Ama değil mi ki yıllarca aklında kalmış bu film, ve hatta yeniden izleyebilmek icin peşine düşmüşsün, demek ki oyle cok etkilemiş seni.
Derler ki yaşadıklarımız bizi bugünkü biz yapanlar. Belki de bu filmde bugünkü Gülçin'e bir şeyler katmış.
Şimdi bu film çekildikten 20küsur sene, sen bu filmi izledikten inan bilmiyorum kaç sene sonra oturdum ve izledim aynı filmi. Anlayamadım sen o yaşında bu filmi nasıl öyle sevdin? Aklının bir karış havada olması gereken zamanlarda sen bu filmden nasıl bu kadar etkilendin?
Düşündüm bunu, cok dusundum. Gecirdigin yillari getirdim gozumun onune, aklindan gecirdiklerini hatirlattim kendime ve şunu buldum. Sen hep böyleydin. 12-13 yasinda da, 20lerinde de. Duygusal. Hassas. Az biraz melankolik.
Haberleri izler ağlardın. Gazete haberleri, kitaplar, hikayeler hep gözlerini doldururdu. Sinemaya gidip de gozlerin dolmadan ciktigin olmazdi. Yıllar sonra karşısında oturacağın bir doktor, psikolog empatin çok yüksek diyecek sana. Öyle yüksek ki herşeye biraz sebep olduğunu düşünüyorsun. Iste o yuzden baskalarinin hayatlarina dair hikayelerden bile bu kadar cok etkileniyorsun. Yapma diyecek. Ne komik sen bu filmi izleyip evinizin salonunda ağladığında eminim ki empati kelimesini bile bilmiyordun.
Bilme. Ama şunu bil 12- 13 yasindaki Gülçin belki bir şeyi gerçekten bu filmle biraz daha iyi öğrenmişsindir. Hayatta en önemli şey sağlık, nefes aldığımız her gün güzel. Canımızın bir parçasının bile acımadığı her gün bir hediye.
Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin. Sana gelecekten sesleniyorum. O kucucuk halinle, bu filmi izlediğinde bir an bile hayatim boyunca sağlıklı olalım yeter, en çok buna şükredeceğim diye düşündüysem eğer, buyudugunde bunu başardın. Aferin sana. Belki her şeyi çok güzel yapamıyorsun ve yapamayacaksin bu hayatta. Laf aramızda tökezlediğin anlar çok olacak. Ama inan bana sağlığa şükretmeyi biliyorsun.
Şimdi gözümün önünde, bir yaz gunu, akşamüstü uzanmışsin salonunuzda o zaman yeşil olan üçlü koltuğa. Bu filmin karşısında yanaklarındaki yaşları siliyorsun. Çok akacak o gözyaşların Gülçin. YIllar boyunca sen hep o goz yaslarini sileceksin. Ama inan bana sen sadece aglamayan, gülen, anı yaşamak için çabalayan bir insan olacaksın. Biliyorum da söylüyorum :)
Ah bir de evet sen de roller costerlardan kokuyordun. Belki de bu yuzden yakin hissetmistin o karakteri kendine.
Hep korkacaksin sen roller costerlardan. Hep lunaparklarda onlardan kacacak urkerek karsidan izleyeceksin onlari.
Ama sana bir sey soyleyeyim mi; geçen yaz bir roller costera binmeyi ve hatta o yukseklerden asagiya duserken ellerini bırakmayı başardın.
Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin bu film senin yaşın için çok ağırmış. Ama belki de sen bu filmi yıllar sonra hatırlamak için izlemişsindir. Ve şükretmeye devam etmek için. Ve belki de hayatini arkadaslarinla ve ailenle dolu dolu yasaman gerektigini hep hatirlamak icin.
Öyleyse eger, başardın.
Simid sil o gozyaslarini ve hayatinin keyfini cikar.
Yanaklarından öperim benim küçüklük halim :)
Imza:
Buyumus kocaman olmus Gulcin...