14 Temmuz 2015 Salı

Bir dakika sessizlik

Gectigimiz haftalarda ofiste 2 gun sirenler caldi. Bu kez yangin alarmi icin degildi calan sirenler. 1 dakika sessizlik icin caldilar. 

Ilk gun, Tunusta olen Ingiliz turistler icindi sessizlik. Ikinci gun bundan tam 10 yil once Londrada metrolarda patlayan bombalar sonucunda olen 52 Londrali icindi sessizlik.

Her ikisinde de toplantilar durdu. Telefon konusmalarina ara verildi. Bir dakika sessizlik yasandi ofiste.

Her iki olayda terorist saldirilar sonucunda yasanmisti. Ve her iki olayi da Musluman guruplar uslenmisti. Bu durumun bizim gibi burada calisan muslumanlar icin ne kadar zor oldugunu kestirmek zor degil sanirim. 

Benim politik gorusum ofiste biliniyor. Bu dogru bir sey olmayabilir, ofislerde politika konusulmaz pek. Ama yasadigimiz son 3 yildan sonra bu benim engelleyemeyecegim bir seydi. Herkes hepbirlikte ulkemiz icin verdigimiz mucadeleyi biliyor burada. Ben de saklamiyorum.

Politik gorusume paralel olarak tabi ki terorun her turlusune karsiyim. Onlar da bunun farkindalar. Kimse bana aa bak gordun mu gibi bakislar atmiyor. Ama beni uzen zaten muslumanlarin bunu yapmis olamsi degil. Masum insanlarin olmus olmasi. Hic bir kutsal amac insan canindan ote olamaz benim icin. O yuzden burada o olen londralilar ya da ingilizler icin yasanan bir dakikalik sessizlige gonulden katiliyorum.

Bir yandan da dusunuyorum. Bizim ulkemizde ugruna bir dakika sessizlik yapmamiz gereken ne cok olay var. Dunyanin her yerinde de bu boyle. Dusunsenize yasanan her saldiri icin bir dakika sessizlik yapabilsek ne cok sessizligimiz olur degil mi? Keske yapabilsek. Cunku bu lanet saldirilarda olen her masum bunu hakediyor. Haketmedikleri sey zaten bu lanet olasica teror saldirisi sonucu olum...

O saldirilarin kacinin altinda Ingilterenin yurttugu politikalarin etkisi var diye de dusunuyorum. Eminim ki hic az degil. Hem de hic. Ve her o bir dakika sessizlikler yasandiginda ben bu dunya politikalarini dusunuyorum. Biz masumlarin bedelini odemek zorunda kaldigi bu dunya politikalari. Biz hic birimiz desteklemiyoruz ki bunlari... Dolayisiyla Ingilizlerin dunyadaki pek cok olumde parmagi olsa da yolda yuruyen Ingilizler mi suclusu bunun? Degil... 

Cok zor cok karmasi geliyor insana bu durumlar. Ama alinda degil. Cok basit her sey.
Bunlar yasanmamali.
Dunyanin hicbir yerinde yasanmamali...

Iste o yuzden ben her o bir dakika sessizliklerde kendi kendime yendein soz veriyorum. Bir basima, Gulcin olarak bu olumleri durdurabilecek elime ne firsat gecerse degerlendirecegim. Ve hicbir zaman bunlari normal gormeye baslamayacagim. Cunku sokakta yuruyen, isine giden, tatil yapan, askerde olan ve dahi nefes alan hicbir canli sorumlusu olmadigi kararlarin hesabini odememeli.

Ne olursa olsun hickimsenin cani tehdit edilememeli.

Unutmayacagim bunu.
Kendime soz veriyorum... 

10 Temmuz 2015 Cuma

Gulcin'den bir kucucuk dogum gunu surprizi :)

Gunler su gibi akiyor degil mi blogum?
Bir bakmissin bir yil daha gecmis de yine yeniden dogum gunun gelmis.
Bir yas daha eklenmis anilara, yenisine kucak acilmis.

Bu sene dogum gunumu yine Hollada'da kutlamak varmis.
Bugun degil, yarin dogum gunum.
Ama bugun Ozanla Rotterdamda olacagiz.
Dedi ki Ozan gel biz seninle yillarimizin gectigi sokaklarda dolasarak kutlamaya baslayalim dogum gununu.
Benim gibi anilarina gonulden baglanan bir insan icin daha guzel bir kutlama dusunemiyorum...


Simdi ikimiz de ofislerdeyiz, islerimizin basinda.
Bir an once aksam olsun da Ozan Rotterdama gelsin, "bizim" sokaklarimizda el ele dolasmaya baslayalim diye bekliyorum.

Gecen yasimi dusundum bugun.
Guzeldi bu yasim. Binlerce kez sukur.
Alismanin yasi oldu benim icin.
Yeniden alismanin.
Yeni bir yere, yeni bir ofise, yeni bir ise, etrafimdaki yeni insanlara, yurudugum sokaklara, bu yeni duzenimize alismanin yasi.
Sana bir sey diyeyim mi sevgili blogum, insan her seye alisiyor. 
Er ya da gec, kolay ya da zor alisiyor.
Yeter ki saglik olsun...

Simdi Hollandaya geri gelip, buradaki arkadaslarimla kucaklasirken, haberlesirken, bulusma planlari yaparken yeniden sunu farketim.
Bazi seyler degisiyor ama degismeyen, ayni kalan ve hatta cogalansa hayatimdaki insanlar oluyor.
Ailem, arkadaslarim, kardeslerim, blog dostlarim..
Ne mutllu!
Onlar hic degismesinler zaten.
Bu hayatta insan dunyanin neresinde olursa olsun, sevdigi insanlarla haberlestigi surece gulumseyebiliyor...

Bugun bir arkadasim bana mesajinda demis ki...
Gulcin yine gozlerinin icinin guldugu bir yasin olsun...
Ne guzel bir dilek...
Hepimizin hep gozlerinin ici bile gulsun.
O zaman bugun Gulcin blogunda da gulsun... 
Iste bu da bir kucukcuk dogum gunu surprizi olsun ve 6 yil sonra Gulcin'in Gulcincedeki ilk fotografi olsun :)


Buyuyorum ben blogum.
Yarin yine dogum gunum...
Dogum gunum kutllu olsun :)

9 Temmuz 2015 Perşembe

Gulcin Hollanda'dan bildiriyor :)

Evet Hollanda'dayim.
Ve hatta Holladadayiz.
Neredeyse iki yil sonra yine yeniden ikimiz buradayiz.


Ozan is icin Hollandaya gidecegim dediginde hic dusunmeden ben de gelecegim dedim. Ikimiz de calisiriz, sonra haftasonunu da beraber orada gecirip doneriz dedik, aldik biletlerimizi.

Hani resmen gun saydim diyebilirim gelmek icin. Tasindiktan sonra bir kez haftasonu icin beraber gelmistik Ozanla. Ondan sonra bir daha hic beraber gelmekdenk gelmedi. Zaten tasinali da ancak iki yil oldu, normal yani :) 

Dun yola cikarken bir garip hissettim kendimi. Icim icime sigmadi. Oyle tatli bir sevinc.
Belki o sevincin etkisiyle yol su gibi gecti. Bu arada ilk kez trenle geldim Londara'dan buraya. Bir daha ucagi tercih etmeyebilirim diye dusunuyorum. Oyle rahat ki anlatamam. Kesinlikle ucak yerine treni tavsiye ederim bu mesafe icin.

Sonra geldim buraya...
Her yer ayni. BIraktigimiz gibi. Sanki donmesek, iki yil once biraktigimiz yerden devam edecek hayat. 
Yollar ayni.
Trenlerin kalktigi platformlar ayni.
Binalar ayni.
Ve tabi hava ayni. Yagmurlu :)



Dun Rotterdam'a vardigimda yagmuru gorunce bana bir gulme geldi ki sormayin. Hani degil kuresel isinma, kainatsal isinma da olsa o yagmur burada yaz gunu yagacak arkadas! Baska yolu yok! :)

Cok fazla vaktim yoktu aksma Rotterdam'da. Ozanin isi dolayisiyla Utrechtte kaliyoruz bu sefer. Ama yine de istasyondan disari bir kosu ciktim. Tam istasyonun karsisinda bu otel vardir Rotterdamda. Eskiden adi Westin idi. Simdi Manhattan otel.

Biz bundan yillar once iki cocuk, evlenip eimizde bir suru bavulla Rotterdama geldigimizde ilk bu otelde kalmistik. 
Su yanindaki binada da ofisim vardi. 
Yani Rotterdamdaki ilk gunleri suralarda gecmisti...
Hey gidi gunler...

Tam 1,5 ay kaldik bu otelde Ozanla. O zamanlar Rotterdam'da ev bulmak kolay degildi, Ne cektik bu biz ev aramalardan yahu! Sonra hep burayi Westin evimiz diye andik. Cunku beraber yasadigimiz ilk yer iste bu oteldi. :) Dun de ilk bu otele baktim. Ben yine geldim dedim. Ama bu sefer kalici degilim...

Bu gezi biraz nostalji, biraz geriye donup bakma ama cokca gulumseme birakacak bize biliyorum.

Simdi onumuzde cok kisa ama uzun uzun gecmesini diledigim 2-3 gunumuz var...

Bakalim Hollanda bu sefer bize neler yasatacak :) Gercekten merakla bekliyorum :)

7 Temmuz 2015 Salı

Potansiyelinizi ortaya cikarmak (1)

10 senedir calisiyorum. Cok kotu zamanlar da gecirdim. Cok iyi zamanlar da. 10 senedir calistigimi soyledigimde gecen gun sirkette ne buyuk deneyim dediler. Aslina hep tam zamanli calistigimi dusununce sanirim oyle.

Artik gittigim egitimlere baska gozle bakiyorum. Onlar isi anlatiyor ben aliyorum o anlattiklarini hayatimin her yerine yaymaya calisiyorum. Iyi oluyor.

Birkac ay once yine bir egitime gittim. Adi Thrive idi. Sozcuk karsiligi basarmak. Ama tam olarak hissiyati vermiyor. Aslinda potansiyelinizi ortaya cikarmak demek daha dogru.

O egitimde anlatilanlari ben yine aldim hem is hayatima hem de gunluk hayatima uygulamaya calistim. Bazen ise yaradi bazen yaramadi. Ama dedim ki bunlari bloguma yazmaliyim. Yazmaya basladim bir yazi yetmedi o yuzden bu yazinin devami da umarim gelecek...

Her sey bizim sirketin CEOsunun blogunda yazdigi bir yaziyla basladi.
Diyordu ki...
Basarili olmak istiyorsaniz su 4 alana dikkat etmek zorundasiniz
- Bedensel sagliginiz
- Duygusal sagliginiz
- Zihinsel sagliginiz
- Manevi dengeniz

Oyleyse ben de once o yazinin bir ozetini buraya cevirmeye calisayim. Cok begendim bu yaziyi. Sanki bazi seyleri basitlestirdi kafamda. Umarim sizin de hosunuza gider...

                                                       *****************************************************

Bu yilin baslarinda New York Times'da bir yazi cikiyor. Neden Isimizden nefret ediyoruz? Bu yazinin temelindeki arastirmalara gore calisan insanlarin sadece  %13 civari isine bagli ve severek calisiyor. Kapitalizmin gobegi Amerikada bile bu oran ancak %30lari bulabiliyor. Gerisi mutsuz calisanlar...

Iste bu asagidaki yaziyi bizim CEOmus o yaziyi okuduktan sonra yaziyor.

Diyor ki...

Sansliydim ki ben hicbir zaman mutsuz olarak calismadim. Bazi kotu gecen gunleri ve donemsel olarak birlikte calismaktan memnun olmadigim mudurleri saymazsak genelde mutlu calistim. Sansliydim. Ama ben sansliydim, ya da sansliyim diye sunu gozardi edemiyorum; Calisanlardan beklenenler, gun gectikce kapasitelerinin cok ustunde olmaya basliyor. Ve bu artan talep kapasitemizi ortaya cikarmamiz icin gereken enerjiyi somuruyor. Sonucta ne is hayatinda ne de ozel hayatimizda varolan kapasitemizi kullanmaz hale geliyoruz.Bu talep artisinda teknolojisinin yayginlasmasinin da etkisi buyuk. Sadece isle ilgili dusunmeyin. Elimizdeki telefonlara surekli yeni bilgiler geliyor. Mailler, sosyal medyadan gelen bildirimler. Ve bu gecmiste asla benzeri gorulmemis yigilan bilgi ve istekler bizim gece gunduz surekli birseylere cevap vermek zorundaymisiz gibi hissetmemize sebep oluyor.

Size sunu soylemek zorundayim. Bu durum degismeyecek. Hayatimiz kolaylasmayacak. Tam da bu yuzden bizlerin bu kosullarin etkisini hafifletmek  ve isimizi asla basa cikamadigimiz bir yuk olarak gormekten uzaklasmak icin bir seyler yapmamiz gerekiyor. 

Cok da umutsuzluga gerek yok. New york Times'taki yazida baska bir arastirmadan daha soz ediliyor. 12.000 calisan uzerinde yapilan bu arastirmaya gore calisanlar su 4 alandaki istekleri belli bir oranda tatmin edildiginde daha mutlu ve tatmin olmus bir sekilde calistiklarini, daha da oemlisi yasadiklarini soyluyorlar. 

Physical - fiziksel, emotinal - duygusal, mental - zihinsel ve spritual - manevi.

Kullanilan terimlerin dogrulugunu tartisabilirsiniz ama mesaj gayet acik. Ben bu dort terimden anladigimi yazmaya calisacagim.

Physical - Fiziksel
Saglam kafa saglam vucutta bulunur bir klise olabilir ama dogruluk payi kesinlikle var. Iste bu yuzden Londra ofisinde calisanlar sabahin erken saatlerinde beni spor salonunda gorebilirler. Spor yaptiginizda kesinlikle beyniniz de daha saglikli dusunebiliyor. 

Emotional - Duygusal
Calistigi sirket icin degerli oldugunu hissetmek, yaptiklarinin takdir edildigini gormek herkese iyi gelir. Bunu sadece kendiniz icin beklemeyin. Sizin icin calisan insanlara da yaptiklarini takdir ettiginizi gosterin. Hem de sadece yil sonu degerlendirmelerinde degil. Her zaman. En basitinden Tesekkur ederim, iyi is cikardin gibi cumleler soylemek sadece saniyelerinizi alir. Cok buyuk efor gerektiren, zamaninizi alacak seyler degil bunlar. Bunlari yeri geldiginde yapin. Bu basit esyeler insanlari motive eder, mutlu eder. Sizin 1-2 saniyenizi alan tesekkur ederim belki 1 gun onun huzurlu calismasini saglar.

Mental - Zihinsel
O arastirmada insanlarin yorgun ve motivasyonsuz hissetmesinin en onemli nedenlerinden birinin konsantrasyon zorlugu olmasini okudugumda hic sasirmadim. Sizler de cesitli ortamlar da bize bunlari soyluyordunuz. Cogu zaman ise baslamanin, isi bitirmekten daha fazla zaman aldigini belirtiyordunuz. Bu dogru. 

Zihinsel saglik -motivasyon konsantrayon - kucuk seylerin cok buyutulmesi, dikkat dagitici gereksiz seyler, bazi seylerin oldugundan daha karmasik, kompleks hale getirilmesi, gibi seylerle dagilabilir. Onemli olan yaptiginiz isi basitlestirebilmek, gereksiz ayrintilarda vakit kaybetmeyi birakmak ve asil konuya odaklanabilmektir. 

Suphesiz ki zihinsel saglik oyle birkac cumleyle anlatilabilecek bir sey degil. Ama soylemeye calistigim sey su: Zihinsel sagliginiz cok onemli, ve bu konuda rahatsizlik duyuyorsaniz bunun cozumune odaklanmak bu konuda zaman harcamak size iyi gelecek bir sey.

Spiritual- Manevi
Ya da benim anladigim sekliyle purpose driven - amaca yonelik hareket etmek.
Yani yaptigimiz seyin bir anlami olduguna inanmak, ozel hayatinizda amaclariniza calisma hayatinizda yaptiginiz ise, sirkete baglilik duymak. Bunu aciklamak da bu konuda tavsiye vermek de kolay degil. Ama yaptiginizin bir anlami olduguna ve o anlamin sizin icin bir ey ifade ettigine inanmak onemli.

Ozetle, bu  dort alanda kendinize iyi bakin. Ve davranislarinizin baskalari ustundei etkisini dusunun. Bunlar hem sizin icin hem de isiniz icin onemli.

Tabi ki ben bu sirketi yonetiyorum. Dolayisyla bu soylediklerim sirketin iyiligi icin de gerekli. Bizlerin saglikli olmasi,guclenen bir organizasyon olmamiz ve ileriye gitmemiz icin en onemli bilesen. 

Bugune kadar birlikte basardiklarimiz icin tesekkurler.

Unutmadan... Hayattan keyif almayi ve ani yasamayi unutmayin. 


3 Temmuz 2015 Cuma

Haftamin "en"leri

Ben bu hafta oyle cok oyle cok calistim ki sanirsin 1 ay gecti hafta basindan beri.
Topu topu 5 gun ama bana sorsaniz her bir gun bir hafta gibiydi.

Simdi bugun ben bu hafta neler yaptim diye dusununce, hic bir sey hatirlamadigimi farkettim. 
Sagolsun instagram!

Haydi bakayim haftamin enleri neymis :)

En sevincli an, Pazartesi sabahiydi. 

Mudurum tatilden dondu. Cok sukur. Kendi islerimin ustune bir de onun islerini yapiyor oldugumdan donusu beni  cok sevindirdi :) Ama  beni sevindiren bir sey daha vardi. Tatilden donerken seviyorum, topluyorum diye bana magnet getirmis. Boyle insani seyler ofiste beni cok mutlu ediyor. Hani sadece calisan makinalar olmadigimizi hatirliyorum. Arkadas da oluyoruz. Ne guzel. Nasil sevinmeyeyim buna :)



En mutlu an, Sali gunuydu. Tum gun :)
Ay Londraya yaz geldi :) Baska seyleri bilmiyorum ama gunesin mutlulukla kesinlikle bir alakasi var. En azindan benim icin var.

Sali gunu oyle sebepsiz bir mutluluk hali vardi ki ustumde anlatamam. Isim basimi asmis ama ne gam!

Ve hatta oglen bir toplantidan erken cikip, bir tanesini de iptal edip kendime disari cikacak bir ara bile yarattim. Bu aralar. Ah bu is hayatindan geri kopardigimiz aralar. Onlarin hepsi bir mutluluk sebebi...


En stresli an, ofisteki her andi. Neredeyse. 
Cok calisiyorum derken saka yapmiyorum. Bakin boyle bir toplanti trafigi vardi bu hafta. Insan ister istemez strese giriyor tabi. Ama bir seyi becerebilmeye basladim hafiften, ofisten ciktim mi hayat benim. Isi  kapatmayi az da olsa basarabiliyorum. Az da olsa! Daha yol cok uzun :)



En huzurlu an; aksamlar...
Bu ara Ozanla yeniden Game of Thrones izliyoruz. Oyle evde meyvelerimizi aliyoruz kucagimiza, koltugumuzda keyif yapiyoruz. IKimizin de evde oldugu o anlar cok huzurlu. Iyi ki varlar...


En sakin an, bu sabah...
Ofise gelirken yine parkima ugradim. Hava cok guzeldi. Park sessizdi. Ve benim Firuzanin hikayelerinden birinde 5 sayfacigim kalmisti. Aman dedim ne var azcik gec gideyim ofise. Oturdum parka sabah serinliginde 3 sayfa kitabimi okudum. Oh, Mis.

Toplantiya gec kalmasaydim iyiydi tabi :)


Laf aramizda bugunun bitmesini iple cekiyorum. Bitsin de bir dinlenelim, bir oh diyelim.
Haftasonu ne guzel sey ya :)


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails