2. yil bitti.
Bundan iki yil once yasadigimiz duygu firtinasini hatirlamak bile heyecanlandiriyor beni. Kaybettiklerimizi hatirlamaksa hala icimi sizlatiyor.
Kiydilar. Gozlerini kirpmadan kiydilar gencecik cocuklara.
Bu sene secimlerin Geziyi yasadigimiz zamanlara denk gelmesi hakkinda ise ne dusunecegimi bilemiyorum. Londra icin oy verme islemi bu Cumartesi ve Pazar. Yani Turkiye'den bir hafta once. Heyecan bir hafta once basliyor ve 8 Haziran'a kadar bitmeyecek.
O oylari verirken Ali Ismal'in yuzu gelsin insanlarin gozune umarim. Umarim Abdocan'i hatirlasinlar, umarim tek tek kaybettigimiz, yaralanan, sokaklarda kosan insanlar gozlerinin onune gelsin. Ve oyle versinler oylarini. Vicdanlari herseyin onune gecsin dilerim. Ve dilerim onumuzde bir kapi acsin bu secim. Bir umut kapisi...
Simdi iste tam da Gezi zamaninda yasadigimiz birlige ihtiyacimiz var. Muhalefet yaratabilmek icin. O, bu, su demeden muhalefet yaratabilmek icin. Ancak o zaman iktidar yaratacagimiz gunler de gelecek.
Gecenlerde de yazmistim, yaptigimiz seylerin kisa vadede bir seyleri degistirecegine dair inancim neredeyse kalmadi artik. Ama umudum? Iste onu kaybedemem. Ulkemin gelecegine dair umudumu kaybedemem. O yuzden haftasonu sandik basinda olmaya calisacagim.
Bugun sabah instagramda pek cok takip ettigim insan #geziyihatirla etiketiyle fotograflar paylasti. Yine icim sizladi. Yine kalbimde bir kipirti oldu. Bu hisler hic bitmeyecek biliyorum. Bitmesin zaten. Hem ne demistik "Unutursak Kalbimiz kurusun"
Iyi ki dogdun Gezi.
Ama keske seni yasarken azalmamis olsaydik...