11 Mayıs 2015 Pazartesi

Uyku

Öncelikle bu satırları okuyan annelerden özür diliyorum. Hatta okumayın siz bu yazıyı. Vallahi bak okumayın :)

Uykuyu seven bir insanım ben. Uykusuzluğa gerekirse dayanırım. Ya da şöyle diyeyim dayanırDım. Üniversite yıllarında gezip gezip son anda sınavlardan önce çalışayım diye 1 saat uykuyla sınava girmişliğim çoktur.

Çalışkan bir öğrenciydim. Hiç öyle çalışmadan 0  bilgi sınava girmişliğim olmadı. Ama son ana kadar gezip, sonra az daha çalışmak için saati 3 dakika sonraya kurup vallahi bak 3 dakika uyuyup kalkıp çalışmaya devam etmişliğim vardır. Gençlik işte. Dur şimdi uyuyayım diyip gamsız tassız yastığa 5 kala uyuyabildiğin, 3 dakika uykuya bile şarj olabildiğin zamanlar. Gençlik işte. Güzel be :)

Bebekliğinden beri uykuyu sevirmişim ben. 
Mis gibi uyumak gibisi var mı yahu? Gençlik mençlik eğlenmek için -gönüllü olarak- az uyuduğumuz zamanları çıkarırsak hayatım boyunca uykuyu seven bir insan oldum. Oh mis. 
Yalnız bu uyku hikayesinde uyumama engel tek bir şey var: 
Ozan !

Arkadaş bir insan bu kadar mı uykuyu sevmez? Haftanın 7 günü bir insan neden en gec 7 -ki cogu zaman daha erken- ya da bilemedin 8de -o da çok ender- kalkar? Hafta içi tamam işe gidiyoruz ama haftasonu neden 7 de kalkıyoruz biz? Deli miyiz? Divane miyiz? Çoluğumuz yok, çocuğumuz yok biz neden uyumuyoruz? 
Neredeyse 8 yıllık evlilik hayatımızda Ozanla EN anlaşamadığımız konu bu: Uyku. 
Temel noktada fikir ayrılığı yaşıyoruz. 
Ben uykuya bayılıyorum. Ozan evet uykuyu seviyor am bir noktadan sonra vakit kaybı olduğunu düşünüyor. Uyuyacağına gezermiş, okurmuş, eğlenirmiş vs. 
Ya ben sana bunları yapma demiyorum. Yap yine yap. 
Ama önce uyu sonra yap!
Ya da tamam sen uyuma. Git ne yaparsn yap bana ne. 

Ama yok arkadaş beni de uyutmuyor! 

Ona sorsanız öyle bir niyeti yokmuş. Ha tabi tabi. Bence de yok! O beni uyandırmak asla istemiyormuş. Sadece bir karısına sarılmak istiyormuş. Sarılma! Dur bir karımı öpeyim diyormuş. Öpme ya! Öpme! Uyuyacağım ben öpme!

Neyse çemkire çemkire bu konuda bir ilerleme sağladım sandım ben. Evlendikten hatrı sayılır yıllar sonra baktım Ozan yine sabahın esselatında uyanıyor ama bana dokunmuyor. Akıllı çocuk biliyor dokunsa söylene söylene kafasının etini yiyorum. 


Ha böyle oldu da uyuyabildiğin mi sanıyorsunuz? Yok!

Tamam sarılmıyor, tamam öpmüyor. Iyi de bu sefer de sabahın köründe evde garip sesler oluşmaya başladı.

Elinden kaçmış da kapı çarpıvermiş.
Nasıl oldu anlamamış bardak bir anda düşmüş kırılmış.
Terlikleri o hep öyle yürürken yere sürtermiş!

Allah Allah! Bütün gün dublörün mü yürüyor evde yahu? 
Niye sadece sabah ben uyurken o garip sesi çıkarıyor terlikler? 
Bir de sanırsın Ziyagillerin yalısında yaşıyoruz! 
Ya arkadaş sabahın köründe bizim evde bu kadar yürüyecek ne olabilir? 
Bir insan bu kadarcik bir evin neresinde boylesine uzun uzun! yürüyebilir?

Yok kabul ettim. Uyandı mı beni de uyutmuyor. Nokta.

Aslında hakkını yemeyeyim genelde kendisi 6:30 - 7 gibi uyanıyor. Dayanıyor dayanıyor 8 gibi bu istemsiz uyandırma faaliyetlerine başlıyor. Istemsiz tabi tabi istemsiz :) 7 neredeyse 8 yıldır bu hep böyle. Bunca yıldır şu bedenim haftasonu da dahil 9u uyuyarak göremiyor.

Neden ama neden?

Çocuğumuz bile yokken bu uykusuzluk neden? Bıraksan ben zaten en geç 9 da uyanacağım. Çok mu şey 9 a kadar uyumak istemek?


Derken....
Geçenlerde bir Cumartesi 10:00 da uyandım ya ben. Vallahi bak. 10:00 diyorum.
Şok olmuşum. Ozan yoktu o sabah. Yeni tutkusu aıkıdonun kollarındaydı. Ve evet Cumartesi sabahlari az daha uyumak icin aikidoya gitmesi icin ben kendisini tesvik ettim. Ama normalde gitmeden uyandırır illa -nedense?-. Nasıl olduysa o sabah bırakmış beni uyuyayım diye. 10:00 a kadar uyumuştum. Oh mis.

Anneler okuduysanız kusura bakmayın. Ama bunu yazmasam olmazdı. Insaf edin çoçuksuz haliyle 7-8 yıl sonra ilk defa uzun uzun uyuyabilmiş bir insan olarak çok mutluyum. Evlendiğimizde beri ilk defa 10:00 kadar uyudum. Kalktım sanki gençleşmişim. Cildim parlamış, ruhum cilalanmış.

Uyku güzel şey arkadaş. Bırakın uyuyalım.

Blogum sana yazıyorum Ozan sen dinle :)

Bırakın uyuyalım :)

8 Mayıs 2015 Cuma

Cocuklugum... Guzel cocuklugum...

Cocukluguma donecegim...

Kocaman bir aileyiz biz denir ya.
Biz hakikaten tam da oyle kocaman bir aileydik.
Hala da oyleyiz cok sukur.
Babamlar 4 kardes.
4 kardesten 10 kuzeniz biz.

10 kuzen hep birlikte buyuduk.
Babanemler ve halamlardan ikisi Torbali'da yasarlardi.
Biz ve diger halam Izmirde.
Ama yaz oldu mu hepimiz firsat buldukca Torbalidaydik.
Babanem ve Emel halamlar altli ustlu otururlardi.
Alt katta babanem, ust katta halamlar kocaman bahce icinde bir ev.
Hah iste o evlerde o bahcede olurduk yazin arada.
Coluk, cocuk, torun torba derler ya oyle.

Cocukluk anisi dediniz mi, aklima ilk gelenlerdir o bahceli evde yasadiklarimiz.
Enistem, canim, cocuklara asiktir.
Gercekten.
Hic yahu 10 cocuk zor oluyor demezdi. Hic ama sessiz olun demezdi. Hic aa yeter demezdi.
Aksine biz beraber olalim, birlikte oynayalim, orada kalalim diye herseyi yapardi.
Hala da yapar.

Mesela kucuk bir sus havuzu vardi bahcede. 
Enistemin tepesinde ziplardik doldur eniste diye.
Usenmez kalkar havuzu temizler, doldurur, bizi oynatirdi.
Bahceye isik ceker, mangallar yakardi,
Bir de ust evin balkonuna bizi serer videolar izlerdi bizimle.

Hatirlarsiniz bizim cocuklugumuzda VHS videolar vardi.
Enistemin hakikaten baya buyuk bir arsivi vardi o zaman icin.
Eski turk filmleri, en cok Kemal Sunal filmleri. 
Bir de biz seviyoruz diye cokca Adile Nasit filmleri.
Ama en cok kabereler.


Evet, en cok kabereleri izlerdik.
Yasaklar, Deli Deli, Devekusu. 
Kabareler.
Sarkilarini ezbere bilirdik cogunun.
Onlarla beraber biz de soylerdik.
Biz cok ama gercekten cok kabere izlerdik.

Ne gulerdik. Ne guzel gunlerdi. Ne mutluyduk.

Zeki Alasya vefat etmis bugun.
Allah rahmet eylesin.
Bence cok genc. 
Duyunca icim bir ciz etti...
Aldi beni cocukluguma goturdu bu haber.


Enistemin gobegine bak ansil gucluyum diye yumruklar attigim, babanemin yufka ekmeklerine tulum peynirleri sarip gulus ahenk kahvalti ettigim, halamla doktorum ben de diye hastalara baktigim, sus havuzunda olimpik havuz edasinda yuzdugum, kuzenlerimle videolar seyrettigim cocukluguma.

Guzel cocuklugum.
Benim cok guzel cocuklugum.

Zeki Alasyanin da katkisi vardi iste o guzelim cocukluguma.
Sagolsun.
Gonlumun taa icinden O'na hersey icin tesekkur ediyorum.
Nur icinde yatsin.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Gulcin'in Hidrellez mucadelesi

Ay ben dun aksam kendim ne guldum :)

Dun hidrellezdi malum.
Yani malum degil aslinda, bana degildi en azindan.
Gunduz okumustum hidrellezi ama gun icinde aklimdan cikmis gitmis.

Ama aksam bi baktim instagrama ay her yan Hidrellez.
Sokakta ateslerden atlayanlar, suslu kagitlarda dilekler, gul agaclari, sular...
Hidrellez he yerde :)

Ben eve gelmisim.
Evde gul agaci yok, hayir bu sene gul bile yok.
E ne olacak?
Hidrellezden geri mi kalacagim?

Sana bi sey soyleyeyim mi?
Bence soyal medya baskisi diye bi sey var :)
Inan bana var :)

Boyle isten gelmissin, uzanmissin koltuga, gozlerin kapaniyor hafiften.
Bir bakiyorsun instagrama dilekler dilendi mi? Gul agacina asildi mi? Pencereler acildi mi? diye sorular.

Yorgundum, uyuyasim vardi ama nasil oldu bilmiyorum kendimi sorulari cevaplarken buldum:
Dileklerimi dilemedim. 
Gul agaci nerede bulacagim yahu?
Hava 10 derece camlari acmasam olmaz mi?
Olur neden olmasin!
Ama yok instagramdaki fotografla ve sorular devam ediyordu.
Uyku sersemligiyle soyle bir hal geldi ustume o dilekler bu gece dilenecek!

Velhasil kelam blogsever arkadasim.
Bu sosyal medya beni o koltuktan kaldirdi.
Dilekleri kagida yazdirdi.
Dilekleri yazdim da hangi agaca asacagim?
Yola bakim hic oyle gul benzeye bi bitki yok!

O sirada an komsunun balkonundaki saksi dikkatimi cekti.
Gul degil.
Ne oldugunu hic bilmiyorum.
Ama bitki!

Olur mu?
Olur dedim kendime.

Ne olur yahu?
Insan komsunun balkonundaki cicegine kagit sokusturur mu?
Hayir o sirada komsu ciksa hidrellezi nasil aciklayacagim?
Daha gorusup gunaydin demisligimiz yok birbirimize, garip bi adam acikcasi, gecenin vakti dileklerimi adama mi anlatacagim?
Ama yok gozum donmus.
Baya bir ben saksiya baktim, saksi bana bakti.
Pencerede kilitler var, eger cicege ulasmak istiyorsam onlari sokmem lazim.
Anahtar arandi bulundu.
Tam kilide soktum anahtari, donmuyor.
Hah iste o anda aklim basima geldi.
Dileklerimi usulca saksiya bakan pencere kenaina birakip uzaklastim.
Tabi evdeki vazo ciceklerimi de dileklerimin basina koydum.

Cicek var, dalinda degil.
Agac var, dileklerim altinda degil.
E ama oldugu kadar :)

Artik bende bu kadar!
Canim Hizir ve Ilyas umaim beni mazu gorur dileklerimin gerceklesmesi icin bir el atarsiniz.
Ben elimden geleni yaptim.
Tam gelenege uygun olmadi ama beni idare ediverin :)

Yalniz du aksam tum bunlari yapip yataga yattigimda bana bir gulme geldi ki sormayin.
Hey sosyal medya sen nelere kadirsin :)
Dileklerim olursa, bak soz yanaklarindan opecegim :)

5 Mayıs 2015 Salı

Ic dokme

Bir sey olsun hem cok istiyorum.
Hem de hic istemiyorum.

Hem cok heyecanlaniyorum.
Hem de cok korkuyorum.

Hem istedigim bu diyoum.
Hem de emin olamiyoum.

Hem iyi olacak diyiyorum.
Hem de ya olmazsa diye korkuyoum.

Hem olsun diye elimden geleni yapiyorum.
Hem olmasa mi diye dusunurken kendimi yakaliyoum.

Hem oyle.
Hem boyle.

Anlayacaginiz cok karistim.
O yuzden sadece hayirlisi olsun diyorum.

Hayirlisi neyse o olsun.

Degil mi?
Oyle olsun...

Boyle ustu kapali oldu azicik ama kusuruma bakmayin.
Daha sonra uzun uzun yazarim...

Hayirlisi neyse o olsun.

Degil mi?
Oyle olsun...


1 Mayıs 2015 Cuma

Cok kisa

1 Mayis.

Alninin teriyle ekmegini kazanan herkes icin kutlu olsun.

Bu kadar.


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails