Gittik, gezdik, gorduk, donduk.
Sayili gun kesinlikle cok cabuk geciyor :)
Oncelikle sunu soyleyeyim; Toluosue kesinlikle bekledigim gibi bir yer degildi. Benim icin guzel bir surpriz oldu.
Ben gitmeden oyle kucuk, daha once gordugumuz yerlere benzeyen bir Avrupa sehri olacagini dusunmustum. Yine de gitmeyi istedim, cunku bir araya ihtiyacim vardi. Ofisten uzakta olacagim bir kac gunun bana iyi gelecegini biliyordum. Evet, hakli ciktim. Cunku bu ara bana iyi geldi. Ama bir konuda yanildim. Toulouse hic de oyle bekledigim gibi bir yer degildi.
Dun dedim ki Ozan'a, Toulouse hakkindaki hissiyatim su: Fransiz isimli, Ispanyol ruhlu bir sehir.
Aslinda sehrin cografi konumu bu hissiyati destekliyor. Fransanin Ispanya sinirina yakin bir yerde Toulouse. Orada duyduguma gore halki da kendini Ispanya'ya daha yakin hissediyor Fransiz hukumetiyle ozellikle de Parislilerle cok gecinemiyorlarmis. Hatta Fransa ve Ispanyol takimlari arasindaki maclarda Ispanya takimlarini destekliyorlarmis.
Gunluk hayatin pek cok yerinde de Ispanyollara benzerliklerini hissediyorsunuz zaten. Mesela oturdunuz bir yerde bira soylediniz, hop yaninda ufak bir tapas geliyor :) Insanlarin cana yakinligindan bir onceki yazida bahsetmistim zaten. Dusununce iste ulke siniri denilen seyin kagit ustunde oldugunun buyuk bir kaniti belki de Toulouse. Gonul nereye yakinda insanin icindeki memleketi orasi oluyor...
Sehir kucuk. Hani 1 gunde gezer bitirisiniz. Hem de cok rahat bitirisiniz.
Peki Gulcin sen 5 gun ne yaptin orada derseniz cevabim su: Keyif yaptim. Sanki orada yasiyormuscasina sehrin keyfini cikardim.
Sehri pek cok Avrupa sehrinde oldugu gibi eski sehir ve yeni sehir diye ikiye ayirmak mumkun. Eski sehir; dar sokaklari, eski evleri ve beklemediginiz yerlerde karsiniza cikan binalari ile bence sehrin en tatli kismi. Yeni sehir, tahmin ettiginiz uzere artan nufusla birlikte sehrin buyumesiyle olusmus. Eski sehire yakin kisimlari fena degil ama sehrin disina ciktikca apartmanlar, alisveris merkezleri artiyor. Ben iste o kisimlara tahmin edebileceginiz gibi pek ugramadim :)
Ben yurudum. Eski sehirde yurudum.
Sokaklarin arasinda balkonlara, panjurlara baka baka yurudum.
Bir yandan insallah yere falan kapaklanmam diye dusune dusune yurudum :)
Fransa'da en sevdigim seylerden biri dil demistim. Insanlari dinlemeyi seviyorum. Anlamiyorum. Olsun. Dinliyorum.
Fransa'da bir baska cok sevdigim seyde balkonlar.
Kucukken hatirlarim arada derlerdi, bilmem ne hanimlar Fransiz Balkonu yaptirmis diye. O zaman anlamiyordum da. SImdi o bilmem ne hanimlari herkes takip etseymis de etrafimiz hep fransiz balkonu olsaymis diyorum. Dusunsenize tum sokaklarimizin bu balkonlarla kapli oldugunu.
Bu balkon demirlerinin cogu mavi. Cumartesi gunu konferansin duzenledigi bir yurume turuna katildik. Rehberimiz sagolsun bize bir seyler anlatmaya calisti. Bunca yidir bir cok Fransizla calistim. Yani aslinda Fransizlarin konustugu Ingilizceye cok yabanci degilimdir. Ama yok kizcagazin dediklerinin yarisini anlamadim :) Anladiklarimdan biri su ki bu mavi renk aslinda Toulouse'un simgelerinden biriymis. Toulouse mavisi. Civit bitkisinden yaptiklari bu boyayla toulouselular zamaninda cok zengin olmus.
Bu kismi anladim ama Toulouse neden Pembe sehir olarak aniliyor bunu hala anlayamiyorum. Hangi internet sitesini, hangi yaziyi acsaniz karsiniza cikan ilk cumle bu oluyor; Toulouse Pembe Sehir. Anlatilanlara gore binalarin renginden geliyormus Toulouse'un bu ismi.
Yani tamam, sehirdeki binalarin rengi cok guzel. Hele ustelrine gunes vurunca ayri bir guzel. Ama bana sorsaniz bu sehri pastel mavi ya da lavanta rengi diye anardim. Zaten instagramda da yazdigim gibi ulkelerin renkleri osaydi bence lila rengi kesin Fransa'nin olurdu...
Sonra ben yedim. Hem de cok ama cok yedim Toulouse'ta.
Yemekler tek kelimeyle sahane!
Fransiz mutfagi da ispanyol mutfaginin guzellikleri bir araya gelmis. Dusunun. Insan nasil yemesin?
Toulouse yemek icin ucuz bir yer degil. Baktiginiz sitelerde pahali degil diyor. Evet pahali degil. Ama ucuz da degil. Benim okuduklarim arasinda yemek konusundaki hislerimi en iyi aciklayan cumle su oldu. Toulouse'a ucuz degil leziz yemekler yiyeceginizi dusunerek gelin. Dogru. Yedigim hersey hakikaten lezizdi.
Victor Hugo, Toulouse'un gunluk marketi. Hergun 10-13 arasinda acik. Ispanyada Madrid'te ve Barcelona da gormustum bu gunluk marketleri. Ayni onlar gibi. Icinde et, balik, peynir ne ararsaniz sailiyor. Benim anladigim kadariyla iyi restoranlarin da cogu buradan alisveris yapiyor. Gunesli bir gunde marketten yiyeceklerinizi alip cilere yayilmak yapabileceginiz en guzel seylerden biri. Hah iste o durumda yemek hem leziz hem ucuz. Denemenizi tavsiye ederim :)
Bir de kucuk sandvic dukkanlari var. Peynir ekmek isterseniz jambon. Aman efendim ne guzel yemek :)
Ama gercekten oraya gidince imkanlar dahilinde guzel restoranlara da gitmek guzel olur. Secenek cok. Restoranlarin menuleri var. Alakart yemeyip menu alirsaniz hesapli oluyor. Ordek yemeden donmeyin diyorlar, Leziz kesinlikle. Ama benim gonlumu en cok calan neydi dersiniz cikolatali sufle oldu. Ozan soylemisti bu sufleyi. Yarisini yedi bakti gozum hep onun tabaginda gerisini sen ye istersen dedi. Hic hayir demedim ve hemen el koydum. Pisman degilim :)
Sonra ben dukkanlari dolastim.
O dukkan senin bu dukkan benim dolandim durdum.
Gittigim yerden illa bir sey alayim hissim yok benim. Eskiden vardi. Ama tasinma sonrasinda alisveris hissim hic kalmadi. O yuzden Toulouse'dan bir igne bile almadim. Ama Toulouse'da ozellikle Eski sehirdeki dukkanlarin cogunu dolastim.
Sehrin en guzel yanlarindan biri o dar eski sokaklardaki kucuk dukkanlar. Sabuncular, yunculer, seytinyagcilar, el yapimi ayakkabicilar, oyuncakcilar. Akliniza ne gelirse. Zincir magazalar degil. Hepsi tek tek oyle kucuk dukkanlar. Zincir magazalar da var tabi. Ama ben onlarin civarina ugramadim :)
Bu dukkanlara giriyorsunuz kimse pesinizde kosmuyor. BonJour yani iyi gunler diyorlar, islerine bakiyorlar. Sen gonlun istedigince bak urunlere. Gul, gulumse, incele. Hic ama almiyorsunuz demiyorlar. Yalniz cikarken bir Arouvoir yani hoscakal bekliyorlar :) Ha arada bana bakma, al diyen olduysa da zaten Fransizca ben anlamamisimdir orasi da ayri :)
Sonra ben meydanlari kesfettim.
Pek cok meydan var sehirde. Haritaya baksaniz yurunmez bunlarin arasinda uzak dersiniz. Bakmayin o haritaya. Hepsinin arasinda yurunur. Ben Cuma gunu havanin da guzelligini firsat bilip 3 tur falan attim eski sehirde. Butun meydanlara ugradim.
Meydanlarinin en unlusu Capitol. Bizim otelimiz o meydana yakindi. Kendisi benim ofisim oldu, Ozani bekleme duragim oldu, mola yerim oldu. Zaten sehirdeki butun yollar Capitole cikiyor. Gercekten. O yuzden bir yeri tarif edeceklerse referans Capitolden basliyor :)
Bu Capitol meydaninda bir de gorkemli Capitol binasi var. Belediye sanirim. Benim icin guzelligi nikahlara ev sahipligi yapiyor olmasi oldu. Oturdum gelin izledim :) Cumartesi gunleri disinda halka acik, icini girip ucretsiz gezebiliyorsunuz. Bir ugramaya deger :)
Ama en sevdigin meydan hangisiydi derseniz Saint Georges oldu. Boyle minnacik bir meydan. Etrafi hep kucuk dukkanlar, restoralar ve cay evleri. Ben bu cay evi konseptini cok sevdim. Cay Toulouse'da kahveden daha pahali bir sey. Cunku hakikaten ozel caylari var. Benim gibi keyif icin cayi kahveye her daim tercih edenler icin cok nefis bir sey. Caylarin, tatlilarin keyfini cikardim. Bir de zarif sunum yapiyorlar ki sormayin :)
Bir de ek cok meydanda atli karinca var. Bu neden anlamadim. Ama ben zaten ne zaman atli karinca gorsem sevinirim :)
Sonra ben uzun uzun dere kenarinda yurudum.
Oradaoldugumuz 4 gun hava sahaneydi. 5. gun yagmur ki ne yagmur. Iyi ki ilk dort gun dere kenarinda yuruyuslerin keyfini cikarmisiz.
Benim bir sehri sevmemde icinden su geciyor olmasi buyuk bir etken. Oyle ne yapayim. Icinden su gecen sehirlere bir baska kayniyor isim. Bak belki de o yuzdn Hollandaya o kadar alistim, Her yan su :)
Toulouse Garonne nehrinin kiyisinda kurulmus. Cok buyuk! Gercekten cok buyuk bir nehir. Anladigim kadariyla nehir Atlantik okyanusuna dokulmeden once kontrol edilebilecegi son nokta oldugundan sehri buraya kurmuslar. Doganin gucu! Bu nehir kiyisinda bol yesillik ve yurume yollari var. En sevdiklerim.
Geceleri genclerin duragi oluyor nehir kiyisi. Eline bir sise kola, bir sise votka alan solugu nehir kiyisinda aliyor. Baya iciyorlar anladigim kadariyla :) Zaten sehirde soyle tabelalar varken evet bence cok iciliyordur :) Bakiniz 3 litre sex on the beach 30 euro :) Toptan al ucuz olsun :)
Bir de otelimiz merkezde oldugundan biz kendilerinin sabah 4-5 e kadar suren gurultulerine de baya maruz kaldik. Sikayet edecegim de yasim orataya cikacak susuyorum :)
Gece genclerin sehir, gunduz yaslilarin. Oyle garip bir denge var. Yaslilar sokakta, pazarlarda, yollarda. Sehrin gecesini de gunduzunu de ayri sevdim :)
Sonra ben tarihi binalari gezdim.
Ama cok degil. Hava guzelken muzeye falan girmek istemedi canim. Yalniz kulturel aktivitelere yatkinligimin havaya ilintili olmasi da sahane yani. Cok entel bir insanim yahu :) Budurumda tam olarak sunu soyleyebiliriz yagmurlu hava enteli :) Kinama blog sever arkadasim kinama beni bu kuzey Avrupa ulkeleri boyle yapti :))
Gezdiklerimiz icinde en begendigim Joccobins kilisesi oldu. Bu kiliseyi Katolikler Kristiyanliktan uzaklasanlari geri kazanmak icin yapmislar. Cok sade. Cok bos. Bayildim. Bence ibadet evleri oyle olmali iste. Bence.
Gezdiklerimiz icinde en begenmedigim de Tolulouse muzesi oldu. Bir ovduler muzeyi bir ovduler. Hava da yagmur, haydi gideim dedik. Bir suru de yol yuruduk. Hicbirsey yoktu vallahi. Ama sonra dusundum oenler kimdi? Tur rehberi. O'nu zaten gec. Ve konferansa katilan Amerikalilar. Amerikalidan muze tavsiyesi alirsan boyle olur :)
Muzenin en guzel yeri bahcesi o kadar soyleyeyim :)
Iste boyle gecti Toulouse gunleri.
Bir gezinin daha sonu boyle geldi.
Buu da hatiralarimiz arasinda yerini aldi.
Ne mutlu :)
Kisa kisa:
- Havalani sehire cok yakin. Hemen onunden sehire bir otobus kalkiyor, tek yon 5,5 euro. Taksiye hic gerek yok yani. Yalniz bilet 8 euro olacakmis. Nasil bir zamnsa artik %50. Yuh!
- Gunluk tutist kartlari var, 19,5 euro. Toplu tasima ve muzeleri kapsiyor. Ben almadim. Yurudum. Ama aklinizda bulunsun.
- Begendigimiz restoralar soyleydi: Winter Garden, Occi Fast Good (kahvalti ya da ogle yemegi icin), Sherpa (krepleri nefis), Les Jardin's dela Opera (burada sufleyi Ozandan kaptim iste :))
- Restoranlarin cogu 12-3 arasinda acik. Sonra kapaniyor. Aksam yemegi servisi de 7 hatta genelde 8 de basliyor. Gezi programlarini buna gore ayarlamak iyi olabilir.
PS: Gulcince seni fotografa bogacagim demistim degil mi :)