20 Aralık 2013 Cuma

Gulcin Barcelona'dan bildiriyordu... Gezdim, gordum, dondum.

Bu Ispanya cok guzel memleket. Havasi guzel, yemegi guzel, binalari guzel. Seviyorum Ispanyayi. Daha sadece iki sehrini gordum Ispanya’nin. Madrid ve Barcelona. Ikisini de seviyorum. Hatta bir kez gezmek, iki kez de is icin gittigim Barcelonayi her gidisimde daha cok seviyorum.

Bir kere son iki seferdir kis aylarinda gittim Barcelona’ya. Birinde Subatti ve hava 18 dereceydi. Bu sefer Aralik 15 derece. Su Kuzey Avrupa soguklarindan sonra cennet cennet. Ayni Turkiyem gibi.


Sonra ne zaman gitsem midem bayram ediyor. Hic ac kalmadim hic. Bir sabah otelde kahvaltiya yetisemedim. Ne gam. Ofiste alalade bir sandvic alivereyim dedim. Ekmegin ustune domates suruyorlar, peynir. O kadar. Ama nasil lezzetli anlatamam. Sabah aksam yersin yani. Oglen de ondan yedim ben mesela.

Aksam yemekleri benim icin esittir tapas. Ufak porsiyonlar halinde gelen o cesit cesit yemeklerin herbirine ayri ayri bayliyorum. Benim bu sefer ki favorilerim patatas bravas, pimientos (vazgecilmezim), kroket ve grajanho (emin degilim boyle yazildigindan) denilen sandvicler oldu. Ah bir de olur da siz de benim favori restoranlarimdan biri olan El Vaso de Oro' ya giderseniz tuna baligi ve peynir tabagini kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.


Yazinin basindan itibaren Barselonadaki vaktimin tamamini yemek yiyerek gecirmis gibi gorunsem de ve bunun dogruluk payi olsa da yok yok sadece yemek yemedim. Oncelikle calistim. Malum gidiz nedenimiz is. 2 gun kapandik odaya toplantilar toplantilar. Sizi bir sey soyleyeyim mi daha bir de bunlar iyi gunlerimiz. Of ki ne of :)

Gecen gun Sittirellaya da yaziyordum. Is seyahatlerinden pestil gibi donuyorum. Ama sebep sadece is ya da yol falan degil. Aksamlari ofisten cikip oteline gel dinlen degil mi? Yook ben dolaniyorum da dolaniyorum. Sabah uyu da dinlen degil mi? Yok ben mumkunse sabah da erkenden kalkip dolaniyorum da dolaniyorum. Sonra is seyahatleri neden yorucu? Neden acaba :)

Bu ara seyahtler cok ust uste olunca gitmeden ne otel ne de cevresi hakkinda en ufacik bir fikrim bile yoktu. Ilk aksam projeden arkadasimla dur etrafta ne varmis acaba diye oylesine yuruken bir anda karsimiza Casa Batllo cikmasin mi? Gaudi'nin muhtesem binasi. 3. Gorusum. Her gordugumde baska bir seviyor, binaya bakarken baska seyler goruyorum.


Aslinda Barcelonayla ilgili hangi kaynaga baksaniz bu binayi gorebilrisiniz. Sanirim ve bence hakederek Barcelonadaki en unlu yapilardan biri. Aslinda baya islek bir caddede bir apartman. Hani insan gidince yahu bu kadar guzel bir sey boyle bir yerde ilginc diye de dusunmuyor degil.


Evet 3, kez gordum casa Battloyu ama bir kere bile icine girmedim. Ici de disi kadar guzel ve etkileyiciymis. Su siteden fotograflarina baktim evet kesinlikle cok guzel. Aslinda her gidisimde grime sansim vardi icine zira sanirim aksam 9a kadar ziyarete acik. Ama iceri girmek 26 euro. Evet evet 1 yetiskin 26 euro. Ne kadar dogrudur bilmem ama saniriyorum 5 sene kadar once bu binayi bir sirket satin almis ve iste ondan sonra bilet fiyatlari firlamis gitmis. 5 sene once gitsek Barcelonaya iyiymis. 



Deger mi? Muhtemelen deger. Ama bilmem ben simdilik girmemeyi tercih ediyorum. Laf aramizda hele aksamlari isiklandirildiginda disaridan binayi izlemenin verdigi keyif yetiyor bana. Tavsiye ederim tam karsisindaki bankalara outrun ve keyfini cikarin.




Aslinda karsi kaldirimdan da bakmak istiyorum da onunde kocamannn bir agac var. Vallahi karsi kaldirimdan binayi kapatiyor goremiyorum. Elin adami Casa Batllonun onundeki agaci bile kesmesin biz taksimde agac birakmayalim aferin. Of tutamiyorum bak yine kendimi.


Hikaye dogru mudur bilmem ama duydugum kadarila bu ev boyle yapilmamis direk. Normal bir binaymis aslinda. Josep Batlló’nun eviymis. O da zamanin unlu zenginlerinden biri. Yanindaki evi sahibi Belcika evlerinden esinlenip dizayn ettirince o da Gaudiye gitmis. Benim evim Onunkinden guzel olsun. Goster sanatini demis. Gaudide iste o siradan evi bu hale getirmis. Hikaye dogru mu bilmiyorum ama dogruysa bu sahane eseri bir kiskancliga borcluyuz yani. Ah bir de Gaudinin muhtesem dehasina tabi. Bayiliyorum, bakmaya doyamiyorum.


Bu Barcelona gezisinde hakikaten hatiri sayilir bir zamani oturup Casa batlioyu izleyerek gecirmis olsam da sehirdeki Christmas isiklari arasinda yuruyecek zamani da buldum. Vurdum kendimi yollara otelden La Ramblaya kadar yurudum. Her yer isil isil. Cok guzel suslemisler Barcelonayi. 



Daha once de soylemistim ya bana La Rambla bahane sagindaki solundaki kucuk sokaklar sahane. Her bir sokak ayri isiklandirilmis. Hicbir dukkana girmedim. Ben oyle isiklara baka baka avare avare yurudum yollarda.


Bir de her zaman ki duragim marketime gidip meyve suyumu ictim ve olasi sarap keyiflerimiz icin peynirlerimi aldim. Bir gun beni ulkeler arasinda peynir tasimaciligindan enselerlerse fena bir insan degildir aslinda, malda mulkte gozu yok sadece konu peynir olunca dayanamiyor der misiniz? Simdiden bir savunma hazirlayip koyayim kenara diyorum o ulkeden bu ulkeye peynir tasimaktan kendimi alamiyorum :)


Bir aksam da sahilde yurudum Barcelona’da. La Rambladan Barcelonataya kadar yavas yavas salina salina yurudum. Palmiyeler var yolda bir suru. Ve hala yesillerdi biliyor musunuz? Yesil Palmiyeler, 15 derece hava ve bir yandan arada burnuma gelen deniz kokusu. Farkettim ki deniz kokusunu ozlemisim. 



Ve farekettim ki bu sefer Barcelonayi bana Turkiyeyi hatirlattigi icin daha cok sevdim. Iste gittim geldim. Sadece calismadim biraz da eglendim. Simdi yine baslasin Londra gunleri…



19 Aralık 2013 Perşembe

El insaf

Yemin ederim midem bulaniyor haberleri okudukca, dinledikce, izledikce. 

Tabi ki herseyin gulluk gulistanlik oldugunu dusunecek kadar saf degildim. Bir suru yolsuzlugun, hirsizligin dondugunu dusunuyordum. Ama el-insaf! 

Tabi ki cok degil daha 6 ay once hakkimizda soylenmeyen kalmadiginda, her gun adimizin onune yok capulcu yok terbiyesiz diye yeni sifatlar eklendiginde, haksizca suclandigimizda bugunun bir de yarini var diye dusunuyordum. Ama el insaf!

Tabi ki bir bir insanlar gozaltina alinirken, evinin yolunda bile polisler insanlari taciz ederken, Taksimde yuruken acaba etrafimizdaki kim bizi gozetliyor dinliyordur diye dusunurken bir yerlerde bambaska hesaplar oldugunu dusunuyordum. Ama el insaf!

Bu kadarina hakikaten el insaf! 

Evet gun oldu devran dondu. Belki. 
Evet bizim hakkimizda diline geleni sirgemeden soyleyenler simdi okkanin altinda. Belki.
Evet bizi ulkemize zarar vermekle suclayanlarin kirli camasirlari dokuluyor ortaya. Belki.
Evet sosyal medya cok canli, sokakta gaz yiyen cop yiyen insanlar yani bizler bazi seylerin ortaya cikmasina sevinmekte cok hakliyiz, orantisiz zeka yine kendini en guzel yuzuyle gosterdi. Belki degil bunlar kesin bilgi....

Ama ben oyle sevinc icinde hissetmiyorum kendimi.
Yemin ederim midem bulaniyor haberleri okudukca, dinledikce, izledikce. 
Sadece bir devran donuyor etrafimizda. Dun yan yana olanlar bir yana cekiliyorlar bir yerlerde. 
Ama daha iyi mi olacak hersey sizce?
Bence olmayacak.
Keske bunlar daha guzel gunlerin habercisi olsa.
Ama bence su haliyle olmayacak.

Evet bazi seylerin orataya cikmasi cok guzel, cok mutluyum.
Ama ortaya cikis halini dusunmeden de edemiyorum, pek cogumuz gibi.
Nihayetinde erkin kimin elinde olacaginin savasi bu. Yeni gucun ne olacaginin savasi bu. Devletin hangi kosesini kimin tutacaginin savasi bu. 
Bugun yine Gezi olsa bir digeri otekinden daha farkli davranmayacak bize. Zaten Gezi zamani hukumete toz kondurmayan bazi insanlarin simdiki derin sessizligi de bundan degil mi? 
Unutmuyorum; onlar da bize onu, bunu, sunu diyenlerdi. 
Muhtemeldir ki yillardir suren bir mucadelenin son hamlesine gelindi. 
Bu gidisle kapanin elinde mi kalacagiz biz yani :(

Bir de su var.
Hani Gezi zamani bizi yurtdisina rezil ettiniz diyorlardi ya.
Ben o zamanda yurt disindaydim. O zamanda buardaki sorulara cevap veriyordum.
Hic de rezil olmamistik. Hic!
Ama hic dun sorulan sorulara cevap verirken evet rezil hissettim kendimi.
Neyi nasil anlatayim?
Neyin neresinde mantikli bir aciklama bulayim?
O yuzden sunu kenara not etsinler ele gune iste simdi rezil ettiler bizi. 

18 Aralık 2013 Çarşamba

Gulcin Barcelona'dan bildiriyor...

Bu yilin son is seyahati. 
Yani umuyorum. 
Pazartesi geldim, bu aksam donuyorum. 
Surada kaldigimiz iki gunde yeniden dusundum de ne varsa Akdeniz ulkelerinde var arkadas. 
Hava Aralik ayinda aksamlari bile 15 derece. 
Gunesi gormedik, baya bulutlu burasi.  Ama Aralik ortasinda disarida paltolarimizi cikarip yemek yedik daha ne diyeyim. 
Gelmisken kalsam, buraya yerlesiversem iyi de dili ne yapacagiz onu bilmiyorum. 
Pek cogumuzun basina geldigi gibi beni de cok zaman Ispanyol saniyorlar burada. 
Konusuyorlar da konusuyorlar.
Cogu zaman aciklama yapmaya calisiyorum.
Ama arada hic bozuntuya vermiyorum vallahi.
Anlamasam da soylenenleri kafami sallaiyorum, guluyorum ve Ola diyorum.
Ola, Gracias!
Artik ne diyorlarsa bilmem ben sadece bu kelimeleri biliyorum :)
Belki su iki kelimeyle yasar giderim burada yahu. Olmaz mi ki? 
Bir ara bir deneyeyim :)




16 Aralık 2013 Pazartesi

Gulcin Hamburg'tan bildiriyordu: Christmas Marketler

Gittim, calistim. olabildigince gezdim ve dondum. Gezme kismi baya az olabildi bu sefer. E ozunde calismaya gittik tabi. Ama bence is gezilerinde sirketler bir iyilik yapip fazladan bir guncuk versinler calisanlarina.  Zavalliciklar soyle gezsin, biraz dolansin degil mi ama? Ne var yani ellerine mi yapisir :)

Bana fazladan 1 gun veren olmadi ama ben gezmek icin elimden geleni yaptim :) Hamburg Almanyanin saniyorum ikinci buyuk kentiymis. Ama yine de sadece 1,8 milyon insan yasiyormus burada. Sadece diyorum zira Istanbul'un nufusunu dusunuce bu rakamlar insana cok sevimli geliyor. Sevdim ben Hamburg'u. Duzenli. Kisin ortasinda bile yesil var sehirde ki bu benim icin basli basina bir sehri sevme sebebi.  Iki nehir var sehirde. Biri daha kenarindan akiyor unlu Hamburg limanini olusturuyor. Digeri sehrin orastindan gecerken iki gol olusturuyor sehirde. Ben golleri ancak arabadan gorebildim. Soyle etraflarinda bir tur atmaya, kanal ya da gol ustunde bot gezisi yapmaya yeniden Hamburg'a gidebilirim. 


Kimilerine gore sehirde yapilacak cok sey var. Geldin mi en az 3-4 gun kalmali. Kimilerine gore turistik olarak cok ilgi cekici bir sehir degil. Soyle dolanip bakmali. Bana sorarsaniz hicbir sehir soyle bakip gecmekle anlasilmiyor. Icindeki yasama dahil olmayinca hep bir seyler eksik kaliyor. Benim de Hamburg gezimde cok sey eksik kaldi tabi ki. Ama soyle bir ilk bakista guzel bir sehir gibi geldi bana. Duzenli, keyifli. Hamburg hakkinda soyleyecek cok sozum yok. Ama bir sey hakkinda konusabilirim o da Christmas Marketleri.


Eger zamanin birinde Aralik ayinda Yurt disina gelmek isterseniz bence kesin Almanyaya gelin. Su kis gunlerinde Christmas nedeniyle hemen hemen butun Avrupa sehirleri renkli isikli. Ama Hamburg bambaskaydi. Genel olarak Almanya Christma marketleri ile unlu.  Daha once Dusseldorf'ta da Christmas markete gitmistik biz. Cok da sevmistik. Ama dedigim gibi Hamburg bambaskaydi. 


Sehirde 30 tane Christmas market varmis. Kimisi daha modern, kimisi daha eski. Kimisi daha yemek odakli, kimisi daha kiyafet odakli. Her zevke gore bir sey bulmak mumkun yani.


Ben Hamburga geldigim ilk aksam, hava yagmurlu olmasina ragmen otelin yakinindaki bir Christmas markete gittim. Sokagin iki ucuna birer tane sahne koymuslar. Bir sahnenin ustunde sarap iciliyor, digerinde bir gurup sarki soyluyordu ben gittigimde. Yagmurmus, sismis kimsenin umurunda bile degildi. Herkes almis eline sicak sarabini muzigin keyfini cikariyordu. 


Ben de katildim onlara. Urunikomun tavsiyelerini bir bir yerine getirdim. Sicak sarap, etraftaki kucuk dukkanlari gezme ve ustune cikolataya bandirilmis meyvelerden yeme. Aldigim her bir kaloriye degdi o cikolatali meyveler. Bir cilek bir muz bildigimiz cop sise dizmisler. Sonra onu cikolataya batirmislar. Boyle incecik bir cikolata katmani var ustunde. Tek kelimeyle harika.  Biz de yapalim onlardan yapalim yapalim yiyelim :)


Guzeldi o Christmas market. Ama ertesi aksam Rathaus yani sehir merkezindeki belediye binasinin onunde kurulan markete gittigimizde anladim ki benim bir onceki aksam gittigim Christmas Market'a giris olabilirdi. Rathaustaki ise Christmas Marketin kendisi. Sa-ha-ney-di.


Gorkemli guzel bir belediye binasi dusunun. Onunde kocaman bir meydan. O meydanda gordugum en kocaman yilbasi agaclarindan biri. Isiklandirilmis 500 metre oteden bile gormek mumkun. Ortamin tek agaci da o degil ustelik. Etrafta irili ufakli, cesit cesit suslenmis bir suru agac daha var. 


Bu agaclarin etrafinda kucuk tahta kulubeler. hepsi isilklansirilmis. hepsinin tezgahlari sattiklari urunlerle harika duzenlenmis. 


Kimisi yilbasi susleri satiyor. Kimisi kurabiye. Kimisi krep yapiyor muzlu nutellali (evet yedim!), kimisi muthis peynirli mantarli ekmekler satiyor (evet onu da yedim). 


Bir kisminda sapkalar suslemis tezgahi, bir kisminda tahta oyuncaklar. Bir kisminda minik mekeler satiliyor, bir kisminda mumlar. 


Ve elbette 2-3 kulubeden birinde sicak sarap almak icin insanlar kuyrukta bekliyorlar. Nasil beklemesinler? Sicak sarap da hakikaten icilesi bir sey. Hele hava soguksa, elinde sicak sarap olmadan sokaklarda dolasmak kolay degil. Bizim hava cok soguk degildi ama yine de elimizde sicak saraplarla dolanmayi tercih ettik. Maksat ortama uyalim baska bir sye degil :)


Bir de kucuk dukkancik vardi Christmas markette. Bir girdim ki iceri sanki bir masal yasaniyor orada. Duvarlar boydan boya suslemelerle dolu. Saatler gecirebilirsin sanki o duvarlarin arasinda. 


Benim gecirecek saatlerim yoktu ne yazik ki. Ama yine de o aksam mutlu olacak kadar dolastim suslerin arasinda. Su yukaridakiler yilbasi agaci susu, tahtadan. hepsi tek tek boyanmis. Hepsi tek tek hazirlanmis. Noel abalar, geyikler, bisikletler, lunapark oyuncaklari. Cesit cesit, bir suru. 


Sonra bu ternlere daldim gittim. SU ecnebilerin Aralik ayi icin bulduklari cok guzel seyler var gercekten. Bu trenin her bir cekmecesinde kucucuk bir biblo var mesela. Cocuk olsam bayilirdim! Gerci simdi de bayildim :)


Iceride tahta oyuncaklar, yilbasi susleri, kuklalar, mumlar...


Disarida isiklar, agaclar, kahkahalar. Bu yeni yil nesesi, hazirliklari, isiklari insani mutlu ediyor. Kesinlikle. Dunyanin nersinde olursam olayim bu durum benim icin boyle :) Dilerim cok guzel bir hafta sonu olsun hepimize :)


PS: Colettecim umarim yeterince fotograf cekebilmisimdir :)

11 Aralık 2013 Çarşamba

Gulcin Hamburg'tan bildiriyor

Bu hafta toplantilar nedeniyle Almanyadayiz. Pazartesi sabah geldik, yarin donuyoruz. Is seyahatleriyle bir problemim yok benim. Oyle her hafta bir yere, hele hele her hafta ayni yere gitmedikce (bak o zaman gercekten guzel olmuyor) is seyahetlerini sevdigimi bile soyleyebilirim. 

Soyle dusunuyorum. Seyahat etmesek de calisacagiz sonucta. Ofise gidip gelecegiz, toplantilara katilacagiz. Calisma acisindan bir degisiklik yok yani. Bari seyahat edince degisik bir yerde calisiyoruz. Ustelik aksamlari ya da sabah erkenden soyle dolanmaya da cikiyorum bir degisiklik oluyor. Nihayetinde tebdili mekanda ferahlik var degil mi?

Ote yandan is icin seyahat etmek kolay degil. Hatta yorucu diyebiliriz. Sabahin korunde kalkmak, havalanina gitmek, aman ucaga yetistim mi yetismedim mi stresi, o yorgunlukla gun boyu toplantilara katilmak, hatta seyahat suresince gun boyu suren toplantilara katilmak, evden duzeninden uzak kalmak... Velhasil zor. Ama basa gelen cekilir :)

Bu sefer toplanti yeri icin onumuzde 3 secenegimiz vardi: Rotterdam, Londra, Hamburg. Oylama yaptik. Christmas marketlerinden dolayi toplanti yeri olarak Hamburg'u sectigimiz kismen dogrudur. Pisman degilim yine olsa yine yaparim efendim :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails