Londra'da en cok sevdigim seylerden biri parklar. Sehir cok kalabalik.
Ve bazen gercekten cok yorucu.
Hele Hollanda'nin sakinliginden sonra bazen benim icin gercekten cok yorucu...
Ama iste parklar var ya o parklar...
Onlar insanin yorgunlugunu atmasina yardimci oluyorlar.
Bizim evin cok yakininda da bir park var: Holland Park.
Evet koskoca Londra'da sen biz git adinda Hollanda gecen yerlere yakin otur :)
Cekti demek ki ne yapayim :)
Bizim evin yakininda bu park var biliyorum ama ne zamandir parki bulamiyorum.
Saka yapmiyorum. Gercekten bulamiyorum.
Koca park yahu insan nasil bulamaz.
Ama bulunmayinca bulunmuyor iste :)
Haritadan bakiyorum hemen yurume mesafesi 5 dakika.
Ama yola cikiyorum, dolan dolan parki bulabilene askolsun.
Neyse ki gecen gun Ozan bulmus parkin girisini.
Pazar gunu de beraber gittik ama ben kendim bulabilecek miyim henuz emin degilim.
Uzun uzun yuruduk parkta Pazar sabahi.
Oyle uzun yurumusuz ki kahvaltiya gidelim diye yola cikmistik, ogle yemegine yetistik.
O kadar yani.
Iyi oldu. Iyi geldi.
Selale bile vardi parkta.
Sonra kopekler, kediler, tavus kuslari...
Parkin disina ciktiniz mi evet, kalabalik Londra hayati.
Arabalar, otobusler, insanlar insanlar...
Ama parkin ici butun Londralilar icin bir siginak.
Ustelik bir tane de degil bir suru var boyle park Londra'da.
Evet dunyanin en buyuk, en kalabalik sehirlerinden birinde...
Demek ki isteyince oluyor.
Iyi ki biz de HOlland Parkin yarisi bile olmasa da Istanbulumuzda varolan parkimiz icin birakin park kalsin demisiz.
Ve diyoruz hatta...
Boyle guzel seyleri bizim de Istanbulda yasamaya hakkimiz var sonucta...
Bir firsat bulsam da gitsem yine park oyle guzeldi ki...