9 Mayıs 2013 Perşembe

Kendimle ilgili cok onemli bir sey kesfettim

Kendimle ilgili cok onemli bir sey kesfettim: 
Ayaklarim 37 numara.

Bu yasa geldin bunu yeni mi farkettin derseniz. Cevabim evet. Cunku ben hep ama hep ayaklarim 36 numara saniyordum. Yillarca ayaklarin 36 numara san, bazen ayakkabilari denemeden bile 36 numara al, sonra bir gun ayaklarinin 37 numara oldugunu farket. Eh bir nevi kucuk sok :)

Benim annemin ayaklari 36 numaraydi. Eh ben de herkes gibi bir donem annemin ayakkabilarina dadandim. Hatta hala Izmir'e gittigimde bakayim annemin ayakkabilarindan bana ne uyar diye baktigim da olmuyor degil. Eh annemden asirdigim ayakkabilar 36 numara. Bugune kadar aldigim butun ayakkabilar 36 numara. Bana ayaklarin ne kadar kucuk kac numara dediklerinde verdigim cevap hep 36 numara. Ama gel gor ki benim ayaklar 37 numaraymis iyi mi :)

Bu gercekle tanismam adim adim oldu aslinda. Gecen yil Amerikaya gittigimde kendimi indirimdeki bir converse magazasina attim. 10 dolara converse. Pazar fiyati. Eh malum amerikanin numaralama sisitemi de farkli. Tabi ben de 36 neye denk gelir ne olur bilmiyorum. Daldim iceri numaralara falan takilmadan ayagima uyani aldim geldim. 

Sonra eve gelince bir gordum ki onceden aldigim ayakkabilardan baya buyuk almisim yenileri. Bir panik! Ah gordun mu kullanamayacagim bunlari telasi! Yabana gitti param telasi! Yahu zaten 10 dolar diyeceksiniz de bir degil birkac tane almis olabilirim kabule diyorum. Ayrica biraz kiymetlidir param yabana harcamayi hic sevmem o da var tabi :)

Nihayetinde ben o ayakkabilarla bir rahat ettim anlatamam! Baktim 37 numaraymis o ayakkabilar. Ama konduramadim kendime bu durumu. Yok dedim bu Amerikalilarin olculerinde bir sorun var. Ne de olsa benim ayaklarim 36 numara!

Son Izmire gidisimde annemle baharlik babetlere bakarken 37 numaralara attim elimi. Bir babet aldim geldim... Gunes yuzunu gosterince de siftahi yaptim. 

Hayatimda ilk defa bir babet ilk giyisimde ayagimi vurmadi iyi mi :) 
Bir rahat ettim anlatamam :) 
Meger ayakkabilarin giyildikce acilmasina luzum yokmus. 
Meger hemen giydigin gunden ayakkabi rahat rahat giyiliyormus.
Meger benim ayaklarim 37 numaraymis :)

Gerci Ozanla gezilerimize basladiktan sonra mahalle agziyla it ayagi yemis gibi yurumemizin bu ayak numarasi degisikliginde katkisi olduguna neredeyse eminim ama oyle ya da boyle...
Kendimle ilgili cok onemli bir sey kesfettim: Ayaklarim 37 numara :)
Neyse canim bilmemek degil ogrenmemek ayip degil mi :)
37 numara babetlerim ve ben mutluyuz efendim :)



8 Mayıs 2013 Çarşamba

Bir sey soracagim

Bir sey soracagim:
Onceki hafta 2 haftalik calisacaksak niye 1 hafta tatile cikiyoruz ki biz?
Gercekten niye?
Bir de izinlerimizden yiyoruz yani.

Gitmesek bari rutin olarak insan gibi calisiriz.
Simdi cok afedersiniz tatile cikmadan once her gun ve her aksam esek gibi calis!
Haftaya yapilacaklari da bu haftadan bitir.
Dondugunde biriken maillerle nasil basa cikacagini bileme.
Neymis dostlar tatilde gorsun!

Neyse ki bu hafta toplantilar nedeniyle bir otelden calistik.
Hayir ofiste bir saatten sonra herkes gidince keyifsiz oluyor yalniz yalniz calismak.
Otelde bari her daim insan var.
Arada garsonlar falan geliyor iki muhabbet oluyor :)
Bir de ac kalmiyor insan tabi.
Dun aksam mesela garson cocuklardan biri bana, gec oldu acikmissinizdir diye, sandvic getirdi :)
Dedim bu nereden cikti?
Yan taraftaki sirketin acik bufe aksam yemegi varmis, oradan almis getirmis :)
Canim zaten acik bufe 2 tane de siz yiyin ne olacak dedi.
Afiyetle yedim bir de sayesinde o yogunlukta gulumsedim ya anneannem gibi dua ettim vallahi 
Onun da sandvic getirenleri cok olsun insallah :)

Aman sikayet etmiyorum aslinda. Her aksam mesai yapiyor degilim
Genelde boyle ama hep boyle degil.
Simdi tatile gidecegim diye iyice cozuttu orasi ayri.

Iste tam bu noktada onemli soruya geliyoruz yine:
Onceki hafta 2 haftalik calisacaksak niye 1 hafta tatile cikiyoruz ki biz?
Iste dostlar tatilde gorsun ne diyeyim...

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Okuduk: Sadakat

Gunesli, piril piril, cok ama cok yoruldugumuz, oksijene doydugumuz bir haftasonu gecirdik Ozanla.
Bu haftasonuna dair bir yazi yazmayi cok istiyorum.
Ama bugunden itibaren yine 3 gun 3 gece surecek bir toplanti maratonuna girdigimden fotograflarima bakamiyor, oturup soyle icime sine sine birseyler yazamiyorum.
Bu hafta benim icin 3 gun.
Gece gunduz toplantilarla gececek bir 3 gun.
Sonra aylar onceden arkadaslarimizla beraber ayarladigimiz bir tatile gidiyoruz.
Biz genelde yalniz tatillere ciktigimizdan biraz ilginc bir durum bu benim/bizim icin :)
Bakalim nasil olacak yasayip gorecegiz :)
Tatil onecsi de toplantilarla dolu olunca bu haftasonu biraz da tatil hazirliklariyla gecti aslinda.
Bir de elimdeki kitabi tatile kadar bitirme telasiyla.

Bitirmeliydim elimdeki kitabi cunku tatilime de Inci Aral'in Sadakat kitabiyla cikmak istemedim.
Iyi mi, kotu mu bilmiyorum bir huyum var.
Elimdeki kitabi bitirmeden birakamiyorum.
Hikayeyi cok benimseyemesem de, baska bir sey mi okusam diye aklimdan gecirsem de illa elimdeki kitabi bitirene kadar ugrasiyorum.

Inci Aral'in Sadakat kitabi da benim icin boyle kitaplardan biri oldu.
Bugunlerde kitap benim ruh halime cok uymadi sanki.
Bitireyim istedim.
Tatile benimle gelmesin istedim.

Surukleyici, hizla okunabilen, akici bir kitapti Sadakat.
Azra, Ferda ve Aliye etrafinda gecen bir hikaye.
Ask, ihanet, sehvet, tutku, sadakat...
Hepsine dair bir seyler var kitapta.

Azra'nin gelip giden ruh hali de okuyucuyu yormadan anlatilmisti bence.
Cok karanlik bir konu olabildigince renklerle sunulmus kitapta.
Yani tarafsiz bir gozle bakinca okunabilir bir kitapti elbette ama dedim ya benim bugunlerdeki ruh halime sanki cok uygun degildi. 
Inci Aral kitaplarini seviyorsaniz, boyle kisisel duygular, ikili iliskiler uzerine hikayeleri ilginc buluyorsaniz Sadakati de sevebilirsiniz bence.

Ben kendi adima cok cok sevmedim Sadakat'i.
Ama okuduguma da pisman degilim.
Sadece tatile biraz daha renkli, biraz daha aydinlik bir kitapla gitmekti benim derdim.
Elimde oyle bir kitap var mi?
Yok!
Eh artik bakip bulacagim :)

Okuyacak olanlara simdiden iyi okumalar dilerim :)

3 Mayıs 2013 Cuma

Hollanda'da... Kraliyet

Bahar geldi, gunes acti, sokaklara cikma vakti geldi artik kimse bizi tutamaz derken ne oldu?
Isler dag oldu!
Degil sokaga cikmak, Gulcin ofisten eve gidemez oldu :)
Buyuk konusmayacaksin arkadas! 
O gunes bir ciksin bak ben eve girer miyim demeyeceksin.
Dersen de iste boyle ofisten cikinca gecenin bir vakti hava da hala guzel diye ic cekersin ama oyle yorgun olursun ki eve gider koltuga yigilirsin.
Aman bir Cuma kaldi be, ben de haftasonu acisini cikararim napayim :)

Zaten su 3 gundur yasadigim yogunlugun sebebi ne?
Sali gununun Hollandada tatil olmasi.
Oh is yok, guc yok, Ozanla vurduk kendimizi sokaklara.
Gez, toz, ye, ic ve dans et :)
Bundan sonra herkese bir terapi yontemi olarak sokak partilerine katilmayi oneriyorum.
Vallahi!
Hic tanimadigin bilmedigin insanlarla yan yana dans et zipla.
Boyle rahatlama yok!
Sali gununun verdigi enerjiye siginarak haftanin geri kalaninda gece 11lere kadar calistim o derece iyi geldi yani :)


Tatil Carsamba degil miydi Gulcin? derseniz, bize degildi.
Hollandada 1 Mayis tatil degil.
Tatili yok ama cok sukur gaz bombasi, panzerden insan kafasina hedeflenen suyu da yok, boyle sakin sakin geciyor burada 1 Mayis

Bizim tatilimiz 30 Nisandi.
Queen's day yani Kralicenin dogum gunu. 
Hollanda da malum monarsik bir duzen var.
Yani hukumetin yaninda bir de ulke yonetiminde soz sahibi olan kraliyet ailesi var.
Aslinda sembolik bir varlik diyebilirz onlarin varligi icin.
Hatta kimilerine gore gereksiz.
Seveni de cok kraliyet ailesinin, sevmeyeni, luzumsuz bir masraf diyeni de.
Oyle ya da boyle bu ulkede kraliyet ailesinin varligini yadsimak mumkun degil.
Her yil 30 Nisan' da kralicenin dogum gunu kutlaniyor buralarda.
Her yer turuncu oluyor :)
Ben bir ara yazacagim onu da  :)


Bu sene ki 30 Nisan ise biraz daha farkliydi Hollanda icin.
Cunku Kralice Beatrix, 33 senelik kraliceliginden istifa etti ve yerini ogluna birakti.
Iste bu sene 30 Nisanda bu degisim toreni yapildi ve yeni kral Willem Alexander ve karisi yeni kralice Maxima taclarini giydi.
Kralice Beatrix'den once de annesi ve anneannesi tahtaymis. 
Boylece 100 yildan fazla zamandan sonra Hollandada ilk kez bir Kral tahta gecti.
Bu kralin oglu yok, 3 kizi var.
Yani O da taci bir kraliceye devredecek. Dolayisiyla Hollanda'da gecici bir sure icin Kraliceler yerini Krala verdi.


Hersey resmen ama resmen masal gibiydi!
Krallar, kraliceler, prensesler, prensler, pelerinler, taclar!
Hani insan gercek oldugunu bilmese bunun buyuk bir tiyatro oyunu oldugunu bile dusunebilirdi.
Ama sanirim tiyatro oyunu olsa Kofi Annan, Prens Charles ve Camilla'si, Japonya'dan  Litvanya'ya, Cin'den Ispanya'ya onlarca ulkenin prensi, prensesi, krali, kralicesi bu oyunda yer almak uzere Hollandaya gelmezdi.

Vallahi sizi bilmem ama ben sahsen dunyada bu kadar cok prens, prenses falan oldugunu bilmiyordum!
Neredeyse her ulkeden bir tane gelmis.
Su asagidaki fotograftaki herkes prens, prenses, kral ya da kralice.
Hepsi bu kadar da degil dahasi da var!
Vay arkadas bir biz prenses olamamisiz yani halimize yanalim :)


Boyle bloglarda kirmizi hali elstirileri falan yapiyorlar arada.
Cannes film festivalinde kim ne giymis, nasil olmus falan diye.
Ben de gecis toreni izleyince hah dedim bu 30 Nisanin da Kirmizi halisi yazilmali :)
Hatta dedim ben bile yazayim :)
Bak bak bak!
Eh tabi boyle elbiseleri, hele hele taclari falan gorunce insanin akli basindan gitmiyor degil :)
Bu vesileyle Ispanya Prensesi Letizia'ya de tebriklerimi iletmek isterim hakikaten elbisesini cok begendim :)


Ancak bir sure sonra baktim baktim...
Elmaslar, pirlantalar, elbiseler falan tamam!
Allahimiza bin sukur Bulent Ersoy sayesinde bunlardan bin kat buyuklerini bile gorduk biz be!
Asil olacagiz diye oyle cok gosterislisini de takmamislar.
Bizim sanatcilari koy oraya gor sen pirlantayi falan :)

Velakin sirmali kusaklari, madalyalari, kusandiklari kiliclari falan nasil yorumlayayim bilemedim.
Kilici beline geciren gelmis :)
Sanirsin 100 yil savaslarina gececekler Amsterdam'dan :)

Dedikodumu da yapmadan gecmeyecegim!
Yani su Kamila'nin koskoca torene gelirken giydigi kiyafete de bir bakin.


Hic olmus mu Allah askina?
Elinde de sanki bizim sokaga cikarken taktigimiz kaskollardan.
Cik cik cik
Yok iste insanin icinden gelecek!
Prenses de olsan olmayinca olmuyor demek ki.
Oh be hep bir gun boyle bir yorum yapayim istemisim meger iyi geldi :)

Bu torenin bir gece oncesinde Rijks muzesinde Rembrandt'in unlu The Night Watch tablosunun onunde bir Kraliyet yemegi yendi.
Oraya giderken guzel giyinmis ama simdi hakkini yemeyeyim :)


Yine de Danimarka prensesi Mary'in kiyafetiyle karisilatirinca baya sonuk klamis.
Ama olsun olur o kadar :)
Amanin!
Baya baya kiyafet yorumuna daldim ben tutmayin beni :)


Torenler keyifliydi bence.
Zaten ben seramoni insaniyim arkadas!
Seviyorum seramonileri, riituelleri.
O yuzden benim icin gayet guzel bir deneyim oldu bu 30 Nisan diyebilirim.
Yine de yeni Kral Willem Alexander kilise kapisinda pelerinle gorununce gulmedim degil :)
Rituelin parcasi dedik kabullendik ne yapalim ama itiraf ediyorum hala aklima geldikce guluyorum :)
"Baya bildigin Beyaz Atli Prens Pelerini Ozan" diyorum.
"Gulcin adam Prensti zaten" diyor Ozan da sonra yine kopuyoruz gulmekten :)


Kralin pelerini falan var, gosterisli tamam ama benim gordugum kadariyla Kraldan cok eski Prenses, yeni Kralice Maxima ilgi gordu torenlerde. 
Maxima Hollandali degil, Arjantinli.
Sevmisler birbirlerini yine masal gibi bir dugunle evlenmisler zamaninda.
Hollandali olmasa da Hollanda'da oyle cok seviliyor ki Kraliyet ailesine beslenen sempatinin en buyuk kaynagi O demek mumkun.
Nereye gitse, ne yapsa buyuk bir coskuyla karsilaniyor ulkede.
Bu sefer de kural degismedi.
Gunun Kralicesi hakikaten Maxima oldu.
Gunun Kralicesi lafi da simdi tam yerini buldu :)


Sanki Kralice Beatrix yasiyla, basiyla, gormus gecirmis haliyle, torunlariyla ilgilenen babaanne haliyle daha bir yakisiyordu o konuma ama...
Boylece Hollanda Kralicesi Beatrix ile tesekkur ederek, hatta goz yaslariyla vedalasti ve Krali Willem Alexander ve yeni Kralicesi Maxima' ya merhaba dedi.
Su yukaridaki fotograftaki guzel cocuklar da Hollanda'nin yeni prensesleri oldu.

Yani bir anlamda...
Onlar erdi muradina...
Biz cikalim kerevetine...
Bu masalin sonunda da gokten 3 elma dustu.
Ucu de guzel bir haftasonunu bekleyenlerin oldu :)

Not: Biraz uzun bir yazi olmus kusuruma bakmayin :)
Tum fotolar google images.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Sastim kaldim...

Bu sabah bir iki evrak icin belediyelerde kosuyordum.
Ise biraz gec geldim. 
Bir arkadasim Gulcin gordun mu 1 Mayis haberlerini? dedi.
Baktim.
Sastim kaldim!

1 Mayis Isci Bayrami, Hollandada tatil degil ama benim birlikte calistigim pek cok insan ofiste degil bugun.
Almanlar, Fransizlar, Ispanyollar.
Tatil yapiyorlar. 1 Mayisi kutluyorlar.
Cunku 1 Mayis kutlanmasi gereken bir bay-ram. 

Iptal edilen seferler, ulasimi durdurmak icin kaldirilan kopruler, bayrama katilacak katilmayacak herkese direk ya da dolayli yoldan yapilan tam anlamiyla iskence, panzerler, biber gazlari, yaralananlar, ambulanslar, hastaneye kaldirilanlar, taslar, sapanlar, sopalar, aglayanlar, bagiranlar...
Bunlar hic ama hic 1 Mayisa yakismiyor.


Bir de devletin, muhalefetin temsilcileri cikip hala yok sizin partiniz soyle yapti, bizim partimiz bilmem neydi, sizinki soyle dedi, bizimki sizinkini yendi falan filan diye konusuyor ya...
Onlar 1 Mayisa hic ama hic yakismiyor.

Benim gozumde, gonlumde 1 Mayis hicbir partinin, hicbir hukumetin, hicbir gurubun kontrolunde, tekelinde degil. Cunku 1 Mayis A partisinin, B gurubunun bayrami da degil.
1 Mayis Isci bayrami.
Isciler, emekciler diledigi gibi ozgurce kutlamali.
Halaylarla, turkulerle, gulumsemelerle, kahkahalarla, sloganlarla, seslerini diledikleri gibi duyurarak.
Iclerinden geldigi gibi.
Ozgurce...

O yuzden bir cekilsin gitsin herkes ama herkes iscilerin emekcilerin basindan da diledikleri gibi olaysiz, uzuntusuz kutlayabilinsin su 1 gun!
Sokakta olan, evine giden, okuluna giden, yolda olan, o gun o civarda olan kim varsa bu iskenceden nasibini almasin :(
Yeter ama ya yeter!

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails