6 Mayıs 2013 Pazartesi

Okuduk: Sadakat

Gunesli, piril piril, cok ama cok yoruldugumuz, oksijene doydugumuz bir haftasonu gecirdik Ozanla.
Bu haftasonuna dair bir yazi yazmayi cok istiyorum.
Ama bugunden itibaren yine 3 gun 3 gece surecek bir toplanti maratonuna girdigimden fotograflarima bakamiyor, oturup soyle icime sine sine birseyler yazamiyorum.
Bu hafta benim icin 3 gun.
Gece gunduz toplantilarla gececek bir 3 gun.
Sonra aylar onceden arkadaslarimizla beraber ayarladigimiz bir tatile gidiyoruz.
Biz genelde yalniz tatillere ciktigimizdan biraz ilginc bir durum bu benim/bizim icin :)
Bakalim nasil olacak yasayip gorecegiz :)
Tatil onecsi de toplantilarla dolu olunca bu haftasonu biraz da tatil hazirliklariyla gecti aslinda.
Bir de elimdeki kitabi tatile kadar bitirme telasiyla.

Bitirmeliydim elimdeki kitabi cunku tatilime de Inci Aral'in Sadakat kitabiyla cikmak istemedim.
Iyi mi, kotu mu bilmiyorum bir huyum var.
Elimdeki kitabi bitirmeden birakamiyorum.
Hikayeyi cok benimseyemesem de, baska bir sey mi okusam diye aklimdan gecirsem de illa elimdeki kitabi bitirene kadar ugrasiyorum.

Inci Aral'in Sadakat kitabi da benim icin boyle kitaplardan biri oldu.
Bugunlerde kitap benim ruh halime cok uymadi sanki.
Bitireyim istedim.
Tatile benimle gelmesin istedim.

Surukleyici, hizla okunabilen, akici bir kitapti Sadakat.
Azra, Ferda ve Aliye etrafinda gecen bir hikaye.
Ask, ihanet, sehvet, tutku, sadakat...
Hepsine dair bir seyler var kitapta.

Azra'nin gelip giden ruh hali de okuyucuyu yormadan anlatilmisti bence.
Cok karanlik bir konu olabildigince renklerle sunulmus kitapta.
Yani tarafsiz bir gozle bakinca okunabilir bir kitapti elbette ama dedim ya benim bugunlerdeki ruh halime sanki cok uygun degildi. 
Inci Aral kitaplarini seviyorsaniz, boyle kisisel duygular, ikili iliskiler uzerine hikayeleri ilginc buluyorsaniz Sadakati de sevebilirsiniz bence.

Ben kendi adima cok cok sevmedim Sadakat'i.
Ama okuduguma da pisman degilim.
Sadece tatile biraz daha renkli, biraz daha aydinlik bir kitapla gitmekti benim derdim.
Elimde oyle bir kitap var mi?
Yok!
Eh artik bakip bulacagim :)

Okuyacak olanlara simdiden iyi okumalar dilerim :)

3 Mayıs 2013 Cuma

Hollanda'da... Kraliyet

Bahar geldi, gunes acti, sokaklara cikma vakti geldi artik kimse bizi tutamaz derken ne oldu?
Isler dag oldu!
Degil sokaga cikmak, Gulcin ofisten eve gidemez oldu :)
Buyuk konusmayacaksin arkadas! 
O gunes bir ciksin bak ben eve girer miyim demeyeceksin.
Dersen de iste boyle ofisten cikinca gecenin bir vakti hava da hala guzel diye ic cekersin ama oyle yorgun olursun ki eve gider koltuga yigilirsin.
Aman bir Cuma kaldi be, ben de haftasonu acisini cikararim napayim :)

Zaten su 3 gundur yasadigim yogunlugun sebebi ne?
Sali gununun Hollandada tatil olmasi.
Oh is yok, guc yok, Ozanla vurduk kendimizi sokaklara.
Gez, toz, ye, ic ve dans et :)
Bundan sonra herkese bir terapi yontemi olarak sokak partilerine katilmayi oneriyorum.
Vallahi!
Hic tanimadigin bilmedigin insanlarla yan yana dans et zipla.
Boyle rahatlama yok!
Sali gununun verdigi enerjiye siginarak haftanin geri kalaninda gece 11lere kadar calistim o derece iyi geldi yani :)


Tatil Carsamba degil miydi Gulcin? derseniz, bize degildi.
Hollandada 1 Mayis tatil degil.
Tatili yok ama cok sukur gaz bombasi, panzerden insan kafasina hedeflenen suyu da yok, boyle sakin sakin geciyor burada 1 Mayis

Bizim tatilimiz 30 Nisandi.
Queen's day yani Kralicenin dogum gunu. 
Hollanda da malum monarsik bir duzen var.
Yani hukumetin yaninda bir de ulke yonetiminde soz sahibi olan kraliyet ailesi var.
Aslinda sembolik bir varlik diyebilirz onlarin varligi icin.
Hatta kimilerine gore gereksiz.
Seveni de cok kraliyet ailesinin, sevmeyeni, luzumsuz bir masraf diyeni de.
Oyle ya da boyle bu ulkede kraliyet ailesinin varligini yadsimak mumkun degil.
Her yil 30 Nisan' da kralicenin dogum gunu kutlaniyor buralarda.
Her yer turuncu oluyor :)
Ben bir ara yazacagim onu da  :)


Bu sene ki 30 Nisan ise biraz daha farkliydi Hollanda icin.
Cunku Kralice Beatrix, 33 senelik kraliceliginden istifa etti ve yerini ogluna birakti.
Iste bu sene 30 Nisanda bu degisim toreni yapildi ve yeni kral Willem Alexander ve karisi yeni kralice Maxima taclarini giydi.
Kralice Beatrix'den once de annesi ve anneannesi tahtaymis. 
Boylece 100 yildan fazla zamandan sonra Hollandada ilk kez bir Kral tahta gecti.
Bu kralin oglu yok, 3 kizi var.
Yani O da taci bir kraliceye devredecek. Dolayisiyla Hollanda'da gecici bir sure icin Kraliceler yerini Krala verdi.


Hersey resmen ama resmen masal gibiydi!
Krallar, kraliceler, prensesler, prensler, pelerinler, taclar!
Hani insan gercek oldugunu bilmese bunun buyuk bir tiyatro oyunu oldugunu bile dusunebilirdi.
Ama sanirim tiyatro oyunu olsa Kofi Annan, Prens Charles ve Camilla'si, Japonya'dan  Litvanya'ya, Cin'den Ispanya'ya onlarca ulkenin prensi, prensesi, krali, kralicesi bu oyunda yer almak uzere Hollandaya gelmezdi.

Vallahi sizi bilmem ama ben sahsen dunyada bu kadar cok prens, prenses falan oldugunu bilmiyordum!
Neredeyse her ulkeden bir tane gelmis.
Su asagidaki fotograftaki herkes prens, prenses, kral ya da kralice.
Hepsi bu kadar da degil dahasi da var!
Vay arkadas bir biz prenses olamamisiz yani halimize yanalim :)


Boyle bloglarda kirmizi hali elstirileri falan yapiyorlar arada.
Cannes film festivalinde kim ne giymis, nasil olmus falan diye.
Ben de gecis toreni izleyince hah dedim bu 30 Nisanin da Kirmizi halisi yazilmali :)
Hatta dedim ben bile yazayim :)
Bak bak bak!
Eh tabi boyle elbiseleri, hele hele taclari falan gorunce insanin akli basindan gitmiyor degil :)
Bu vesileyle Ispanya Prensesi Letizia'ya de tebriklerimi iletmek isterim hakikaten elbisesini cok begendim :)


Ancak bir sure sonra baktim baktim...
Elmaslar, pirlantalar, elbiseler falan tamam!
Allahimiza bin sukur Bulent Ersoy sayesinde bunlardan bin kat buyuklerini bile gorduk biz be!
Asil olacagiz diye oyle cok gosterislisini de takmamislar.
Bizim sanatcilari koy oraya gor sen pirlantayi falan :)

Velakin sirmali kusaklari, madalyalari, kusandiklari kiliclari falan nasil yorumlayayim bilemedim.
Kilici beline geciren gelmis :)
Sanirsin 100 yil savaslarina gececekler Amsterdam'dan :)

Dedikodumu da yapmadan gecmeyecegim!
Yani su Kamila'nin koskoca torene gelirken giydigi kiyafete de bir bakin.


Hic olmus mu Allah askina?
Elinde de sanki bizim sokaga cikarken taktigimiz kaskollardan.
Cik cik cik
Yok iste insanin icinden gelecek!
Prenses de olsan olmayinca olmuyor demek ki.
Oh be hep bir gun boyle bir yorum yapayim istemisim meger iyi geldi :)

Bu torenin bir gece oncesinde Rijks muzesinde Rembrandt'in unlu The Night Watch tablosunun onunde bir Kraliyet yemegi yendi.
Oraya giderken guzel giyinmis ama simdi hakkini yemeyeyim :)


Yine de Danimarka prensesi Mary'in kiyafetiyle karisilatirinca baya sonuk klamis.
Ama olsun olur o kadar :)
Amanin!
Baya baya kiyafet yorumuna daldim ben tutmayin beni :)


Torenler keyifliydi bence.
Zaten ben seramoni insaniyim arkadas!
Seviyorum seramonileri, riituelleri.
O yuzden benim icin gayet guzel bir deneyim oldu bu 30 Nisan diyebilirim.
Yine de yeni Kral Willem Alexander kilise kapisinda pelerinle gorununce gulmedim degil :)
Rituelin parcasi dedik kabullendik ne yapalim ama itiraf ediyorum hala aklima geldikce guluyorum :)
"Baya bildigin Beyaz Atli Prens Pelerini Ozan" diyorum.
"Gulcin adam Prensti zaten" diyor Ozan da sonra yine kopuyoruz gulmekten :)


Kralin pelerini falan var, gosterisli tamam ama benim gordugum kadariyla Kraldan cok eski Prenses, yeni Kralice Maxima ilgi gordu torenlerde. 
Maxima Hollandali degil, Arjantinli.
Sevmisler birbirlerini yine masal gibi bir dugunle evlenmisler zamaninda.
Hollandali olmasa da Hollanda'da oyle cok seviliyor ki Kraliyet ailesine beslenen sempatinin en buyuk kaynagi O demek mumkun.
Nereye gitse, ne yapsa buyuk bir coskuyla karsilaniyor ulkede.
Bu sefer de kural degismedi.
Gunun Kralicesi hakikaten Maxima oldu.
Gunun Kralicesi lafi da simdi tam yerini buldu :)


Sanki Kralice Beatrix yasiyla, basiyla, gormus gecirmis haliyle, torunlariyla ilgilenen babaanne haliyle daha bir yakisiyordu o konuma ama...
Boylece Hollanda Kralicesi Beatrix ile tesekkur ederek, hatta goz yaslariyla vedalasti ve Krali Willem Alexander ve yeni Kralicesi Maxima' ya merhaba dedi.
Su yukaridaki fotograftaki guzel cocuklar da Hollanda'nin yeni prensesleri oldu.

Yani bir anlamda...
Onlar erdi muradina...
Biz cikalim kerevetine...
Bu masalin sonunda da gokten 3 elma dustu.
Ucu de guzel bir haftasonunu bekleyenlerin oldu :)

Not: Biraz uzun bir yazi olmus kusuruma bakmayin :)
Tum fotolar google images.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Sastim kaldim...

Bu sabah bir iki evrak icin belediyelerde kosuyordum.
Ise biraz gec geldim. 
Bir arkadasim Gulcin gordun mu 1 Mayis haberlerini? dedi.
Baktim.
Sastim kaldim!

1 Mayis Isci Bayrami, Hollandada tatil degil ama benim birlikte calistigim pek cok insan ofiste degil bugun.
Almanlar, Fransizlar, Ispanyollar.
Tatil yapiyorlar. 1 Mayisi kutluyorlar.
Cunku 1 Mayis kutlanmasi gereken bir bay-ram. 

Iptal edilen seferler, ulasimi durdurmak icin kaldirilan kopruler, bayrama katilacak katilmayacak herkese direk ya da dolayli yoldan yapilan tam anlamiyla iskence, panzerler, biber gazlari, yaralananlar, ambulanslar, hastaneye kaldirilanlar, taslar, sapanlar, sopalar, aglayanlar, bagiranlar...
Bunlar hic ama hic 1 Mayisa yakismiyor.


Bir de devletin, muhalefetin temsilcileri cikip hala yok sizin partiniz soyle yapti, bizim partimiz bilmem neydi, sizinki soyle dedi, bizimki sizinkini yendi falan filan diye konusuyor ya...
Onlar 1 Mayisa hic ama hic yakismiyor.

Benim gozumde, gonlumde 1 Mayis hicbir partinin, hicbir hukumetin, hicbir gurubun kontrolunde, tekelinde degil. Cunku 1 Mayis A partisinin, B gurubunun bayrami da degil.
1 Mayis Isci bayrami.
Isciler, emekciler diledigi gibi ozgurce kutlamali.
Halaylarla, turkulerle, gulumsemelerle, kahkahalarla, sloganlarla, seslerini diledikleri gibi duyurarak.
Iclerinden geldigi gibi.
Ozgurce...

O yuzden bir cekilsin gitsin herkes ama herkes iscilerin emekcilerin basindan da diledikleri gibi olaysiz, uzuntusuz kutlayabilinsin su 1 gun!
Sokakta olan, evine giden, okuluna giden, yolda olan, o gun o civarda olan kim varsa bu iskenceden nasibini almasin :(
Yeter ama ya yeter!

30 Nisan 2013 Salı

Bugun de bunu cok sevdim

Gecen sabah Ozan gosterdi bu siteyi bana.
Farkli farkli ulkelere gidip, siradan ailelere bir haftalik yiyeceklerini gostermelerini rica etmisler.
Iste ortaya bu fotograflar cikmis. 
Ben cok sevdim bu calismayi.
Dunyadaki adaletsizlik, kaynaklarin dagilimindaki esitsizlik (bakiniz diger ulkelere karsi chad ah ah!), saglikli beslenme/beslenmeme uzerine gorebilecegimiz ne cok sey var fotograflarda.

Ama sunlari da soylemeden gecemeyecegim...
O Turkiye'deki aileye konuk olmak istiyorum sarma var o sofrada sarma be :)
Ayrica Italyanlari seviyorum :)
Ayrica hala Turkiye fotografindaki ekmeklere guluyorum :)

Bakalim sizin dikkatinizi hangileri cekecek :)



Kaynak: http://imgur.com/a/mN8Zs

29 Nisan 2013 Pazartesi

Bu haftasonu biz...

Bu haftasonu biz...
Hava guzel olmayacak sandik ama gunesin surpriziyle mutlu olduk...
Buldugumuz her firsatta yollara dusup gunes keyfi yaptik durduk...
Bacaklarimizdaki agrilara da aldiris etmedik diyecegim ama uzun yuruyuslerden sonra evde pestil gibi serildik kaldik :)
Bahar carpmasi diye bir sey var!
Eskiden pek hazetmezdim kendisinden ama simdi asla sikayetim yok :)


Bu haftasonu biz...
Yani Ozan snooker izledi.
Bitmeyen snooker yapmislar!
Vallahi! 
Sabah basliyor, gece yarilarina kadar bitmiyor, bitmiyor.
Renk renk toplar yavasca kayiyorlar ekranda.
Anlatan amcanin sesi de boyle bir yumusak.
Ne zaman dur ben de azcik bakayim desem uyuyup kaliyorum karsisinda.
Ama uyuyup kacirdigim bir sey yok!
Kalkiyorum yine snooker var televizyonda.
Bitmeyen snooker yapmislar vallahi bak :)


Bu haftasonu biz.. 
Evimizde biber yetistirmeye basladik :)
Buradaki en buyuk rahatimiz, olmazsa olmazimiz, kurtaricimiz Sadife mesaj atmis hafta ici
Gulcin Cumartesi gelirken biber getirecegim, toprak ve saksi al.
Biber, toprak, saksi!
Balkonu bile olmayan bizim evimizde biber, toprak ve saksi!
Nasil olacak diye dusunmedim mi? 
Dusundum elbette.
Ama dedigi dedik caldigi duduk Sadife'ye nasil olacak bu is diyebildim mi? 
Yok diyemedim :)
Ne de olsa Sadife aklina koyduysa o biberler o saksilarda buyutulecek, mucadele etmeyeyim dedim :)
Ustelik durumun keyfini iyice arttirmak icin rengarenk saksilar aldim onlara :)
Ektik, diktik, suladik derken simdi bizim evde 4 tane biber var.
Gorecegiz bakalim bu da nasil bir macera olacak :)


Bu haftasonu biz...
Basbasa yemege ciktik.
Oyle giyindik, suslendik yollara dustuk.
Suslendik derken topuklu ayakkabi bile giydigimi belirtmek isterim.
Ki ben topuklu ayakkabi giydiysem bilin ki suslenmek istemisimdir :)
Yoksa sair zamanda o rahatsizlikla nasil basa cikiliyor anlamis degilim.
Evet evet topuklu ayakkabi giyemiyengillerdenim :)
Ama bu haftasonu giydim.
Hatta kendi sinirlarim icinde baya da bir yol yaptim kendileriyle.
Ey yarabbim su insanoglu suslu olayim diye nelere katlaniyor be :)


Bu haftasonu biz...
Rotterdamlilar Norvegian Breakaway' i misafir ettik.
Buna cruise gemisi falan diyemiyorum bildiginiz apartman! Hatta site yok yok hatta sokak!
Bu nedir boyle bilemedim :)
Bununla yola cikmayiysa aklima bile getirmek istemedim.
Koyun beni ucaga gideyim, otobus, tren hepsine varim.
Ama yok ne yapsam ne etsem gemilerle aramdaki mesafeyi azaltmaiyorum.
Bir de boyle kocaman gemi!
1600 murettebati, 4000 yolcusu varmis.
Bir sey olsa ay su da vardi iceride diye hatirlanma ihtimalim 0!
Yok ben almayayim tesekkur ederim :)
Ama renklerine bayildim soylemeden gecemeyecegim :)


Bu haftasonu biz ne zamandir aklimizda olan bir muze ziyaretini geceklestirdik.
Rotterdam Fotograf Muzesi.
Benim bekledigimden kesinlikle guzeldi!
Mesela bir fotograf sanatcisi, gezdigi tum ulkelerde evleri ziyaret edip duvardaki akraba fotograflarini fotograflamis.
Simdi boyle soyleyince anlamsiz geliyor ama sergide onlari yan yana gormek benim oyle hosuma gitti ki.
Bambaska ulkeler, bambaska ev esyalari, bambaska cerceveler...
Kiminin ustunde danteller, kiminin yaninda baska susler.
Hepsinde de akraba fotograflari.
Guzeldi....
Yine serginin bir bolumde internette yayinlanan dugun fotograflari vardi.
Tamam bu dugun fotograflari komik falan ama olacaksa da gun batarken mi olmali acaba?
Bizimkileri phptoshoplasak mi ne yapsak bilemedim :)


Bu haftasonu biz... 
Tavla turnuvasi yaptik.
Yenilen aksam keyfini hazirlar!
Aslinda ben iyi tavla oynarim. Ama zarlarin kurbaniyim sevgili blogum evet yine ben yenildim!
Hem de 5-1.
Bir de mizikcilik yaptim hep zardan kazandin son bir el daha oynamaliyiz diye.
Onda da mar olayim mi :)
Oldum :)



Dolu dolu gecen bir haftasonundan sonra dolu dolu gececek yogun bir is haftasi var sirada.
Hepimize kolay gelsin :)
Hepimize de guzel haftalar olsun :)
Hafta hemen bitsin yeniden hafta sonu da olsun :)
Amin :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails