22 Nisan 2013 Pazartesi

Gulcince cicek acti :) Keukenhof

Hollanda'nin en guzel mevsimi bahar.
Yukselen bulutlar, masmavi gokyuzu, yesilin binbir tonu, kalabaliklasan sokaklar ve elbette etrafi saran cicekler...
Sonunda geldi bahar :)
Iste simdi Hollanda o fotograflarda, resimlerde gosterildigi gibi rengarenk ve yer yer mis gibi cicek kokulu :)


Ben de dedim ki madem Hollanda' ya bahar geldi o zaman niye Gulcince' ye gelmesin ki?
Madem etrafi laleler sumbuller sardi, o zaman niye Gulcinceyi sarmasin ki?
Madem Hollanda rengarenk oldu, o zaman niye Gulcince olmasin ki?
Hah iste o yuzden bu hafta ciceklerle suslenecek Gulcince.
Cunku laf aramizda Hollandayla beraber Gulcince de cicek acti :)


Ilk ciceklerimiz Keukenhof' tan 
Keukenhof Hollanda'nin Lisse kentindeki unlu lale bahcesi.
Her sene yuzlerce insanin buyuk emek vererek hazirladigi bu guzel bahce, Mart ayi gibi kapilarini ziyaretcilere aciyor.
Sonrasi Mayis sonuna kadar suren, goreni kendine hayran birakan bir gorsel solen :) 
Ciceklerden yapilmis resimler, tablo gibi duzenlemeler, cocuklar icin oyun alanlari, buyukler icin ciceklere bakan kafeler, bakimla daha da guzellesmis agaclar, cicekler, cicekler, cicekler...
Hani tarif etmesi cok da kolay olmayan, ama bakmaya, gezmeye doyum olmayan harika bir yer. 

Madem tarif edemiyorum bol bol fotograf eklerim ben de :)
Bu sene bahar cok gec geldiginden daha tam olarak renklenmedi etraf.
Iste o yuzden bugunku fotograflarin bir kismi da eskilerden :)


Keukenhof, duyduguma gore dunyanin en buyuk cicek bahcelerinden biri.
Iste o yuzden yurumeye, cok yurumeye hazir olmali gitmeden.
Oyle cok yuruyor ki insan ciceklerin arasinda, gunun sonunda cicek kokularindan biraz basinizin donmesi bile soz konusu :) 
Saginiza baksaniz cicek, solunuza baksaniz yesil...
Onunuze baksaniz lale, arkaniza baksaniz sumbul :)
Hele bir de hava guzelse kesinlikle ziyaret edilesi bir yer :)
Oyle geliyor ki bana cenneti resmedein deseler, illa bir kismi da Keukenhof gibi olsun diye akla gelebilecek bir yer :)


Lisse ve Keukenhof, Hollandanin guneyinde Cicek bolgesi / Bulb Region denilen bolgenin gobegi aslinda. 
Bu bolge kabaca Amsterdam, Den Haag ve Leiden arasinda kaliyor ve Hollanda da uretilen ciceklerin, ki sayica oldukca fazla, buyuk bir bolumu iste bu bolgede uretiliyor.
Bolgenin tam gobeginde olan Keukenhof da o ciceklerden ornekleri gozler onune seriyor.
Kabul ediyorum; bu Hollandalilar ellerinde ne varsa en iyi sekilde degerlendirmeyi  biliyor :)
Bize de etrafin tadini cikarmak, gorduklerimizle mutlu olmak, cicek kokularini doya doya icimize cekmek kaliyor.


Keukenhof her yil yeni bir temayla cikiyor turistlerin karsisina.
O yuzden bir kere gordum, bir daha gitmeye degmez denilecek bir yer de degil. 
Biz mesela hemen hemen her sene gidiyoruz, yine de her gittigimizde seviniyoruz.
Belki bizimki de normal degil ama baksaniza guzellikleine ciceklerin hani sevinilmeyecek gibi de degil :)


Yolunuz buralara duserse Hollanda'nin pek cok sehrinden direk otobuslerle gidebiliyorsunuz buraya. 
Girisi 15 euro ama tum gunu iceride gecirebileceginiz dusunulurse, cicekler icinde bir gune degiyor bence.
Ama siz de bazen bizim gibi bahceye girmek degil de lale tarlalarinin arasinda dolanmak isterseniz, o zaman da bahcenin hemen disindan bisiklet kiralamak ve tarlalarin arasina dalmak mumkun.
Biz gecen senelerde onu da yaptik.
Ne yalan soyleyeyim onun da tadi baska oluyor :)


Guya bu cicek fotograflarina cok yazi yazmayacaktim ama tutamadim kendimi yine :)
Madem bu yazi cok uzun oldu...
Keukenhaftan baska baska fotograflar da baska gunlere kalsin o zaman.
Eh ne de olsa bu hafta Gulcince cicek acti :)
Rengarenk cicek fotograflari bu hafta hep Gulcince de:)


Yarin yeni cicek fotograflariyla gorusuruz efendim :)
Boyle rangarenk bir hafta olsun hepimize :)

19 Nisan 2013 Cuma

Gunes Amsterdam'a cok yakisir :)

Hep boyle oluyor.
Bazen yolum Amsterdam' a hic dusmuyor, bazen yollar hep Amsterdam'i gosteriyor.
Iki halden de sikayetim yok.
Gitmeyince ozluyorum o kismi guzel :)
Gidince her defasinda ama her defasinda ne guzel bir yer bu Amsterdam diyorum o kismi guzel
Yani Amsterdam bana her daim guzel.
Hele bir de hava gunesli olursa, iste o zaman Amsterdam cok guzel!
Iste gunesli Amsterdam'dan Gulcin'in gozunden kareler :)


Museum Plein
Amsterdam denince akla gelen ilk seylerden biri elbette muzeler. Harika muzeler var, ya da soyle diyebiliriz harika bakilan muzeler var Amsterdam'da. 
Bakarsan bag bakmazsan dag olurmus derler dogru!
Adamlar resmen gozleri gibi bakiyor muzelere e onlar da bag oluyor elbette :)
Rijksmuseum' un da acilisiyla Museum Plein Amsterdamin en buyuk, en guzel muzelerini barindiriyor su anda. 
Ah bir de onundeki park! 
Iste o beni her zaman cezbediyor :)


Museum Plein sehir merkezinin biraz disinda kaliyor.
Yuruyerek 20 dakika falan sanirim. Ve sehir merkezinden oraya gidebilmek icin gecilen yollar zaten turist olarak gorulmek istenecek yerler. 
Hal boyle olunca bence museum plein'e yuruyerek gitmek en guzeli oluyor :)


Bana sorarsanz Amsterdamda yasamak icin de harika bir bolge bu museum pleinin etrafi.
Bana oradaki evler, sokaklar hep bir baska guzel geliyor.
Herkese oyle geliyor olmali ki kiralar, ev fiyatlari da duyunca baya sasirtici geliyormus insana :)
Ben bilmem oyle duydum vallaha :)
Bunu bir tarafa koyarsak kaybolmak icin harika sokaklar var bence oralarda :)


Elbetteki sehrin en guzel susu kanallar.
Merkez istasyonun etrafinda at nali gibi siralanan bu kanallar Amsterdam merkezi gezerken size eslik ediyor. 
Muhtemeldir ki Amsterdam'a her giden de soyle kanalli bisikletli bir fotograf cekmeden donmuyor :)


Bu yazinin Amsterdam tanitmak gibi bir amaci yok.
Ama farkettim ki bunca yildir Hollandada yasiyoruz, Gulcince de dogru duzgun Amsterdam fotografi da yok :)
Bugun yine Amsterdam'a gitmeyi dusunuyorken tam zamanidir dedim ben Gulcinceye biraz Amsterdam fotografi ekleyeyim :)

Hele gunes olunca bana bu sehir cok ama cok guzel geliyor :)

18 Nisan 2013 Perşembe

Ara ara belki de bulursun


Bak Nisanin ortasi gelmis ben Mart' i yazmamisim.
Aman bu duzenli seri yazi isini ben beceremiyorum anladim.
E oldugu kadar, gec olsun guc olmasin.
Iste yine yeniden...
Ara ara belki de bulursun :)

Japon ofiste egzersiz
Su boyun sirt agrilariyla ugrasirken sunu anladim: Ofiste egzersiz sart!
Soyle arada bir kolunu elini omuzlarini hareket ettireceksin. Hatta mumkunse kalkip yuruyeceksin. Kesinlikle iyi geliyor.
Ama Japon ofiste egzersiz aramasiyla neye ulasilmak isteniyor anlamis degilim :)
Japon ofislerinde egzersiz desem niye arar insan bunu?
Ofisin japonu, cini mi var?
Bir Japon ofiste nasil egzersiz yapiyor diye ariyor desem, yok o da olmadi.
Hatta hic demeyeyim :)
Ama yani sorular acik olmazsa Gulcince ne yapsin :)
Sunu diyeyim egzersiz egzersidir yapmali.
Ben yapiyorum iyi geliyor :)

En iyi mail imzalari
Ah sormayi n basima geleni.
Oyle attim tuttum mail imzasi nedir, ne gerek var diye. Oyle uzun uzun imzalari niye kullanir ki insanlar diye.
Sen misin atip tutan!
Bizim sirkette de maillerde imza kullanmak zorunlu tutulmasin mi :)
Al iste soylenir misin, boyle doner gelir basina :)
Neyse ki fax numarasi falan yazmiyoruz.
Agzimin payini aldim!
Demek ki neymis mail imzani lazimmis. 
Arayin o yuzden ama en iyi mail imzalari yok burada :)

Hollanda kurabiyesi
Var tabi olmaz mi?
Ben yaptim mi hic?
Yok nerede :)
Yapayim bir ara diyecegim de beklentileri yukseltmenin alemi yok burayi okuyan biliyor ben yapmam muhtemelen onu hic soz vermeyeyim :)

Hollanda domatesi
Bunu yapmak gerekmiyor ya hemen yazayim. Guzel oluyor! Hatta babam tohumundan istedi, goturdum ama ne yapti o tohumlari kullandi mi bilmiyorum :)
Bir de Hollandada toprak sikintisi var ya suda domates yetistiriyor bunlar. 
Vallahi! 
Zaten saskinim suncacik ulkede neler yapabiliyorlar :)

bir kez daha teyze oldum
tebrik ederim :)

guzel ailenle birlikte nice guzel yillara
niye bunu aramislar bilmiyorum ama size de efendim :)

neset ertas aman bus fasulye
oldu!
Yap ortaya bir karisik oradan yagi limonu bol olsun :)

Omer Hayyam sarap
Bak uyariyorum cok tehlikeli sularda dolasiyorsunuz.
Hayir ben zamaninda Omer Hayyam yazisi yazdim, hala da arada doner bakarim o dortluklere.
Ama sizi uyarayim bu ara cok sakincali kendisi.
Hadi biz yazdik yaptik bir eseklik aman siz aramayin.
Ne me lazim bu aralar ne yasanacagi belli degil. Yazanlar zaten okkanin altinda da arayana da ceza gelebilir ben sizi uyarmis olayim!

17 Nisan 2013 Çarşamba

Bugun de bunu ogrendim... Uyan sunam derin uykudan


Ben turku dinlemeyi cok severim.
Ozellikle abimden dolayi cocouklugum, ogrencilik yillarim, Istanbul gunlerim hep bir sekilde turkulerle suslenmistir. 
E hal boyle olunca turkuleri severim ben hatta bazilarina bayilirim.
Mesela su turku de cok sevdiklerim arasindadir benim.


Safak soktu yine sunam uyanmaz
Hasret ceken gonul derde dayanmaz
Cagiririm sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan

Cektigim gonul elinden
Usandim gurbet elinden
Hic kimse bilmez halimden
Uyan sunam derin uykudan

Sozleri, ezgisi, herseyiyle guzeldir bu turku bence.
Ne zaman dinlsem vay be derim ne sevmis, kimbilir neden ayri dusmus sevdiginden, neden kaybetmis sevdigini…
Gecen sabah sagolsun Ozan sayesinde ogrendim bu sorularin cevabini. Onun da internetten ogrendigi hikaye soyleymis...

Meger bu turkunun ozani Malatyali Fahri Kayahan karisi Fahiye'ye cok asikmis. Yasadigi donemin cok unlu sanatcilarindan  olan Fahri Kayahan o yillarda gecelerde turku soyluyor, birlikte yasayip gidiyorlarmis.
En az kocasinin O' nu sevdigi kadar kocasini seven Fahriye' nin sirtinda bir beni varmis.
Eski zamanlar, evlerde banyo yok, kadinlar yikanmak icin hamamlara gidiyor.
Bu kadincagiz da gitmis hamama, orada baska kadinlar da gormus sirtindaki benini.
Nasil olduysa bir sekilde baska bir kadinin kocasinin kulagina da calinmis bu ben olayi.
Iste o kulagina Fahriye' nin beni calinan kocayla, Fahri Kayahan bir gun kavgaya tutusmus.
Nedeni bilinmezmis bu ugursuz kavganin. Sinirlenmisler birbirlerine.
Kavga sirasinda o komsu kocasi iyice damarina basmak icin Fahri Kayahan'in ne konusuyorsun ben senin karinin sirtindaki bene kadar biliyorum, ya da benzer bir sey demis.
Iyice sinirlenmis Fahri Kayahan.
O sinirle eve gitmis.
Karisiyla kavga etmis.
Ve zavalli kadini oldurmus.
Sabaha kadar karisinin cansiz bedeninin basinda beklemis.
Iste bu turkuyu o gece karisinin basinda beklerken yazmis, soylemis.
Uyan sunam diye elleriyle oldurdugu karisina dermis meger…
Yillarca hapiste yatmis.
Soylenene gore cok uzulmus, karisini cok severmis, cok pisman olmus.
Olmus da neye yarar. Zavalli kadin gitmis…
Bir kadin daha el-gun, dedikodu, o-bu ugruna yitivermis :(
Simdi bu hikayeyei bildikten sonra dinleyince sanirim bu ikinci kitayi da karisinin agzindan kendine yazmistir diye dusunuyorum...

Bunca diyar gezdim gozlerin icin
Niye kustun bana el sozu icin
Dilerim Allahtan sizlasin icin
Uyan sunam uyan derin uykudan...

O suna uyanmaz artik… Uyanamaz...
O laflari cikaranlarsa yasar gider bir sey olmamis gibi.
Ah ah nedir bu kadinlarin cektigi…
Simdi, bu turkuyu dinlerken baska bir yaniyor icim…
Uyan sunam uyan, derin uykudan...

16 Nisan 2013 Salı

Dun aksam...

Bahar geldi biliyor musunuz?
Ne kadar kalir bilmem, ama simdi burada.
Gecen hafta bogazli kazaklarla geliyordum ise bu sabah ustumde gomlek :)
Tamam hala mont giyiyorum ama gomlek diyorum gomlek :)
Ne diyeyim , gunes seni seviyorum! :)

Dun aksam hava guzel olunca, Ozan da isten gec gelecek olunca ben de eve gitmek istemedim.
Is cikisi yurudum, yurudum.
Yuruken bir iki arkadasimla telefonda konustum, seslerini duymak iyi geldi.
Telefonda da olsa sohbet muhabbet guldum eglendim :).
Sonra da hadi dedim kendime bir hediye vereyim, kendimi yemege gotureyim :)
Niye mi?
Ben de dusundum bunu ama sebep bulamadim sonunda oylesine dedim.
Oylesine iste, kendime hediye vermek icin sebep mi gerek, degil mi ama :)

Bizim burada evin dibinde Oudehaven diye bir yer var.
Burasi Rotterdam'in eski limaniymis.
Artik kullanilmiyor.
Boyle eski gemiler var icinde; etrafi da cafeler, restoranlar, barlar.
Hava guzel olunca bana sahil kasabalarini hatirlatiyor burasi.
Yuh be Gulcin amma yaptin, bunun nersi sahil kasabasi demeyin.
Bizim evin etrafinda sahil var da ben mi ona gitmiyorum :)
Elimizdekini oyle dusluyoruz iste ne yapalim :)


Tabi her zaman boyle gunesli degil Oudehaven. Her zaman boyle piril piril karsilamiyor insan.
Ben de aklimdaki resmini bozmamak icin bir yontem buldum: 
Sadece hava gunesli olursa oraya gidiyorum, Boylece Oudehaven' i hep gunesli hatirliyorum :)
Fukara avuntusu iste :)

Bu minnacik yer beni bir mutlu ediyor sormayin.
Hemen cafelerin diger tarafi bildiginiz ana cadde. 
Vizir vizir arabalar geciyor.
Ama binalarin bu tarafina gecince ne araba sesi kaliyor, ne egsoz dumani.
Nasil oluyor bilmiyorum ama mutlak bir sukunete kavusuyorsun binalarin bu tarafinda. 
Ya da ben oyle cok seviyorum ki burayi belki de bana oyle geliyor :)
Oyle ya da boyle burasi beni mutlu ediyor.


Minik falan ama oturdugunuz yerden Rotterdam' a dair birseyler ogrenebileceginiz bir yer ayni zamanda Oudehaven.
Mesela bu fotografta gorulen beyaz bina, Westermeijer.
Bir zamanlar Rotterdam' in en yuksek binasiymis.
Hollanda ile Amerika arasindaki ilk ticareti yapan sirket kullanirmis bu binayi
Ve rivayete gore 2. dunya savasi sirasinda Almanlar, en yuksek bina oldugundan, bu binayi isaret olarak kullanmislar.
Demisler ki bu binanin asagsinda kalan ne varsa bombalayin yikin!
Iste ondandir ki simdi Rotterdam' da bu binanin etrafindaki bolge hep yeni binalarla dolu.
Westermeijer da o gunleri yadetmeye vesile oluyor.

Dun nereye gitsem diye dusunurken aklima ilk gelen yer Oudehaven oldu.
Gittim. Suyun kenarinda bir masaya oturdum.
Yemegimi ve yanina da bir kadeh sarabimi soyledim. Aldim elime Momo'yu sessiz sakin okumaya basladim...
Yalnizdim.
Kitabim, sarabim, yemegim, Oudehaven ve ben.
Kendime harika bir hediye verdim.


Okudum okudum okudum.
Soyle bir ara bir de baktim ki aksam cokmus, isiklar yanmis, neredeyse ortalikta kimse kalmamis.
Ben yine de keyfime devam ettim. Ta ki aksam serinligi iyice kendini hissettirene kadar.
Sonra kapattim Momo' yu.
Soyle son bir baktim etrafa.
Bir de fotograf cektim.
Sonra kendi kendime gulumsedim. 
Gordun mu bak Momo dedim zamanimi kendim icin kullandim. Duman adamlari bu seferlik yenmis sayilir miyiz acaba?
Momo sessiz kaldi, ben gulumsedim.
Evime yurudum, bir de dun aksam icin kendime ve hayata tesekkur ettim.
Boyle gunler, aksamlar iyi ki var.


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails