25 Ocak 2013 Cuma

Izledik: Life of Pi - Pi' nin Hayati

Hani demistim ya gecen Cuma biz Ozanla sinema aksami yaptik diye.
Iste o aksam biz Life of Pi' yi izledik. 
Son sozu ilk once soyleyeyim yine: 
Ben filmi cok begendim.
Hikayeyi, karakterleri, anlatimi, filmin sonunu, hepsini cok begendim. 


Ayrica sunu da soylemeden gecemeyecegim. 
Su 3 boyutlu film teknolojisi ciktigindan beri benim o kara gozluklerle mucadelem bitmedi.
Sevmiyorum sevemiyorum elimde degil.
Sinema zaten karanlik. Bir de takiyoruz o gozlukleri iyice karanlik.
Ne yalan soyleyeyim tamam filmin icinde gibiyiz falan da sikinti basiyor bana.
Cikarsan bulanik bulanik izlenmiyor.
Cikarmasan film hep karanlik geliyor.
Sevmiyorum iste.
O sikitiya katlanmama bugune kadar bir Avatar degmisti.
Life of Pi ise o kara kara gozluklere katlandigima en fazla degen film oldu.


Film konusu yine kisaca ve Gulcince soyle:
Pi bir kaza sonucunda denizin ortasinda bir snadalin ustunde kaliyor.
Ustelik yalniz da degil, Richard Parker ile....
Sonrasi guzel bir macera, hakikaten harika goruntuler ve benim hic bunalmadim izledigim bir film.

Film boyunca izledigimiz sahane onlarca sahne icin goruntu yonetmenini ayrica gonulden tebrik etme istegi uyandiran da bir film.
Ah iste cok ama cok sevdiklerimden biri...


Goruntuleri bir kenara alirsak, filmde en cok neyi sevdin derseniz benim cevabim:
Pi' nin Richard Parker demesi :)

Filmin iki sonu var pek cok yerde yazildigi gibi. 
Benim hangi sona inandigim sanirim filmde en cok neyi sevdigimin cevabiyla zaten ortada.

Beni cok mutlu etti bu film.
Izledigimize cok sevdindim.
Nacizane gorusum, izlemediyseniz  ve denk gelirse izlemeye kesinlikle deger.
Simdiden iyi seyirler dilerim.

Sunu da anlatmadan bu yaziyi bitirmeyeyim istiyorum.
Filmin basi benim icin bir surprizdi aslinda.
Pi Pondicherry dedi...
Ben nerede oldugumuzu dusunmeden "aaa Ozan" diye bagirarak dondum. Sinemadakilerin bir kismi da bize dondu :)
Hayir gorup bildigim bir yer de degil.
Yillar once ben is icin Hindistan' a gittigimde, oraya yakin bir bolgede kalmistim.
Herkes bana Pondicherry' i anlatmisti. Soyle guzel, boyle guzel.
Yakin dedigim arabayla 3-4 saat. Onlar icin yakin :)
Ben daha yakin yerleri anca gezdigimde oraya gidemedim.
Ama iste aklimda kaldi.
Kalmis!
Bir de gitsem nasil bir tepki verecektim acaba?
Heralde butun sinemadakiler donecekti bize o vakit :)
Allahtan gitmemisim :)
Neyse ben gidip goremedim ama bu vesileyle bir Pondicherry fotografi ekleyeyim bloguma da bari rezil olduguma degsin :)


Iyi seyirler izleyecek herkese :)

Bunu da ben yaptim...

dusunduklerimi yazsam cok sey yazarim bugun ama susuyorum...  
kafam dagilsin diye baska seylere daliyorum...

Kanavice isini cok sevdim ben. Ya da soyle demeliyim:
Kanavice isini cok sevdigimi yeniden kesfettim ben.
Cunku eskiden cok eskiden de islerdim ben kanavice. Hatta simdi de o gunlerden kalma iplerimi kullaniyorum. 
Ne cok ip varmis bende de sasirmadim degil, kullan kullan bitmiyor :)
Eglenceli bir is.
Kafam dagiliyor, gozum gonlum aciliyor, vaktim guzel geciyor.
Bir de boynum agrimasa. Neyse, bir orta yol buluyorum iste.

Bunu da ben yaptim.
Urunikomun pembe sevgisiyle, Balyanagimin Hello Kitty sevgisini birlestirince boyle bir sey yapayim dedim.
Goncamla sectik motifi ben de isledim.
Almanya' ya giderken yanimda onlara hediye diye iste bunu goturdum, bizim balyanak' in gorunce verdigi tepkiye de guldum. 
Miyuwww! :)



Kullandigim sablonu pinterestte buldum.
Nasil bir dunyadir orasi.
Aranip da bulunmayacak sey yok sanirim.
Benim icin ucsuz bucaksiz bir deniz.
Aklima dusen her fikir icin onlarca secenek bulabildigim harika bir kaynak.
Bol bol oralarda dolasiyorum bu ara.
Bunu da yaparim ben, sunu da yaparim diye aklima yaziyorum motifleri.

Bir sonraki asamada diyorum ki bunlari boyle yastik kiliflarinin ustune eklesem olur mu?
Olsun bence olsun.
Oraya varana kadar yolum baya uzun tabi ama hayal dunyasi iste ne yapacaksiniz.
Ben de boyle egleniyorum :)

Simdi hepimize guzel bir haftasonu olsun...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Ah be!


Sabahtan beri yazip yazip siliyorum.
Bugun cok neseli seyler yazmak istiyordum ben, taslaklarimi bile hazirlamistim ama GSU'yu yazmadan da edemiyorum...

Nasil edeyim...
Dun aksam ne kadar kotu bir sey yasandi Istanbul'da. Bir tarih kul oldu gitti. Izlerken hepimizin gozleri doldu :( 
Sebep oymus, buymus bilmiyorum ki ben. Benim tek bildigim o guzelim bina, bence bogazin en guzel suslerinden birinden alevler yukseldi. 
Cok fena :(

Yillar once bir gun gitmistim Galatasaray Universitesi'nin kapisina. Guvenlik gorevlisi amcayla soyle bir konusma gecmisti aramizda. 
- Ben burada okumuyorum ama cok merak ediyorum kampusu girip bakabilir miyim?
- Ogrenci misin sen?
- Evet
- Ogrenci kimligin var mi?
- Evet.
- E gir bak tabi o zaman; okullar butun ogrencilerin.

Girdim. Dolastim. Cok begendim. 
Disari cikarken ayni guvenlik gorevlisi amcayi gordum.
- Begendin mi?
- Cok begendim, harika. 
- E gel o zaman arada, bekleriz :)

Gulumsedim. O da bana gulumsedi. 
Ciktim Ortakoy'e dogru yurumeye devam ettim.
Bir daha hic gidemedim GSU'ne. Ama o gunu de o amcayi da hic unutmadim. 
Otobusle, cingene vapurlariyla, defalarca onunden-yoresinden gectim kampusun. Belki o sevimli amcayi gorurum diye baktim guvenlik kulubesine. 
Hic goremedim.
Belki de oradaydi bilmem. Belki dun aksam da oradaydi. 
Her neredeyse O da dun aksamki yangina cok uzulmustur diye dusundum aksam. 
Bir de O'nun sozlerini bir kez daha hatirladim.
Okullar butun ogrencilerin.


Iste o yuzden 
o bina yandigi icin, 
orasi bir universite binasi oldugu icin, 
orasi yillarca bir okul oldugu icin, 
o binanin duvarlarinda ogrencilerin, hocalarin anilari, sesleri, kokulari oldugu icin cok ama cok uzgunum....
Dilerim orasi ogrencilerin yine kalsin.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Bu haftasonu biz...

Basbasaydik.
Arada arkadaslarimizi gordugumuz bir- iki saat disinda ikimiz gezdik, dolastik, sinemaya gittik, alisveris yaptik.
Guzel bir haftasonu gecirdik...

Bu haftasonu biz... hamburger yiyip sinemaya gittik :)
Cuma aksami Ozan bu aksam disarida olalim dedi; cantalari kapidan birakip dustuk yola.
Once kocaman hamburgerler yedik sonra film izledik.
Hamburger kismini cok vurguladigimin farkindayim ama ne yapayim; seviyorum iste cok seviyorum :)

Hamburger icin Rotterdam'da en sevdigim mekanlardan biri Betty Beer benim. 
Beer Hollandaca'da ayi demek. 
O yuzden iste boyle ayiciklarla kapli mekanin ici. 
Yolunuz duserse, hamburger de seviyorsaniz hakikaten gidilesi bir yer.
Bir de sinemanin tam karsisinda o yuzden bizim icin bicilmis kaftan kendisi :) 


Bu haftasonu biz... evde temizlik olunca yollara dustuk :)
Cumartesi temizlik vardi evde.
Iyice anneme benziyorum galiba.
Sabah erkenden kalkip temizlikten once temizlik yapmaya basladim.
Annem elektrik supurgesi falan da tutar neyse ki ben sadece ortaligi topluyorum :)
Hayir elektrik supurgesini de biz tutacaksak temizlik niye yapilacak diye soruyorum anneme henuz tatminkar bir cevap alamadim.
Siz annelerinizden boyle bir cevap aldiysaniz bana da soyleyin lutfen.
Merak ediyorum :)

Temizlik baslayinca biz de mecburen ciktik evden.
Ayak altinda dolasmayalim diye.
Haftasonu temizligin zorlugu da bu; soyle bir evimde oturayim diyemiyorsun.
Hava soguk, cok soguk! sokaklarda dolasilmiyor.
Gerci sogugu bir acidan sevdigimi soylemek isterim:
Ozan isinma bahanesiyle arada dukkanlara girmeyi kabul ediyor, hatta suraya da bakmak ister misin diye bana soruyor :)
Oley be :)
Ama butun gunu alisverisle gecirmiyor elbette.
Biz de muzeye gittik Ozanla, guzel oldu.
Bu kis bolca muzeye gitmek istiyoruz zaten bu da muze gunlerinden biri oldu.

Sonra aksam bir yemek, sonra arkadasimizin dogum gunu kutlamasi derken gece yarisini geciyordu eve geldigimizde.
Ne yalan soyleyeyim soguk, moguk gezmek dolanmak baa iyi geldi :)


Bu haftasonu biz... ev keyfi yaptik...
Iyi ki Cumartesi dolanmisiz da dolanmisiz.
Dun Rotterdam'da evden burnunuzun ucunu bile cikaramazdiniz.
Kar, firtina, tipi!
Ruzgardan kuslar bile ucamiyordu surukleniyordu zavallilar havalarda.
Biz de oturduk evimizde.
Bol bol camdan disaridaki kari izledik.
Sokaklarin, catilarin an be an beyaza burunusunu, kar tanelerinin ruzgarda savrulusunu, gozgozu gormez halde yagan kari...
Keyfimize keyif katalim diye pogaca, kek de yaptik kendimize.
Kiymali patatesli pogaca, kakaolu kek, cay, sutlu kahve, dizi, film, tenis maci, camasir, bulasik... derken bir de baktik aksam olmus bile.


Cok sevdigimiz bir haftasonu daha boyle bitti bizim icin.
Halbuki ben daha kanavice isleyecektim :)

Pazar gunu cabuk geciyor, cok cabuk geciyor.
Bu performansi Pazartesiye de ogretmesini diliyorum :)
Haydi guzel bir hafta olsun hepimize :)

20 Ocak 2013 Pazar

Okuduk: Icimde Cicekler Acinca...


Izmir'deAlsancak' ta annem bir kitapci bulmus
Yeni kitaplar da var ama temelde 2. el kitap satiyorlar. 
Son izmire gidisimde gittik annemle dolastik raflarin arasinda. 
Onca kitabin arasinda, neler oldugunu gormek, kitap secmek oyle zor ki. 
Ama ben bir tane gordum iste: 
Muzaffer Izgu. Icimde Cicekler Acinca. 


Kirmizi incecik bir kitap, ustunde Saat Kulesi var.
Belli ki Izmirim var sayfalarinda. 
Ustelik Muzaffer Izgu kitabi. 
Ortaokul, lise yillarimin en severek okudugum yazarlarindan. 
Hemen aldim elime, dukkandan cikinca kadar da birakmadim. 
Arka kapak yazisi soyle kitabin:
İlk Arkadaş...
İlk Oyun...
İlk Okul...
ve
İlk Aşk... On yedi yaşındaki Sevdanın içindeki çiçeğin ilk açışı... Tutkulu, masum bir aşk... Tomurcuğa duran çiçeğin direnişi... Ve baskılar... Soluk soluğa okuyacağınız bir sevda romanı... Bir gençlik romanı...
Once Ozan okudu. 
Cok sevdim be Gulcin dedi. 
Sonra ben okudum. 
Ben de cok sevdim be. 

17 yasinda gencecik bir kiz; Sevda'nin hikayesi Icimde Cicekler Acinca. 
Oyle beklenmedik olaylar, doga ustu gucler, aklimdan gecmeyecek detaylar yok kitapta. 
17 yasinda bir kizin hikayesi var. Hepimizin olabilecek bir hikaye. 
Muhtemelen her gun binlerce evde benzeri yasanan bir hikaye. 
Cok basit, cok sade, cok yalin, cok guzel. 
Ben de cok severk okudum.
Cok ozlemisim boyle kitaplari, boyle yazarlari, Muzaffer Izgu'yu. 
Bir de duzgun Turkcenin bir kitabi okumayi ne kadar keyifli hale getirebilecegini bir kez daha anladim bu kitapla. 
Nasil guzel bir turkce kullaniyor Muzaffer Izgu. Okumanin keyfini nasil arttiriyor diliyle. 
Demis ki...
Gunes denizde yikanmaya hazirlaniyordu.
...
O benim yarim degildi yarimdi.

Fazla soze ne hacet. Iste boyle...
Iyi ki okumusum.

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails