18 Ocak 2013 Cuma

Biz nasil bir vicdansizlar cagina dustuk?

Zaman degisti,
twitter, blogger, facebook.
Hepimizin dusuncelerini ozgurce! soyleyebilecegi mecralar var artik.
Ne mutlu!
Ben dusunce ozgurlugune yurekten inaniyorum.
Saygi cercevesinde soylenen her dusunceyi de dinlerim, tartarim kafamda. Hak veririm ya da vermem ama dusunurum ustune.
O yuzden dusuncelerimizi soyleyebilmek konusunda ozgurlesiyorsak gercekten ne mutlu!
Ama ozgurce dusunmek, yazmak dusunceleri yuzunden baskalarini yargilayip infaz etmek mi?
"Hmm demek sen boyle dusunup yazmissin zamaninda, dur ben kendi dusunce ozgurlugumle seni bir yerden yere vurayim" demek mi?
Insanlar nasil bu kadar iki yuzlu oldu?

Bir de klavye cesurlari, yalakalari var ki sormayin.
Mangalda kul birakmayanlar.
Atip tutanlar!
Birilerine yaranacagiz diye yapmadigi maymunluk kalmayanlar.
Dusunce ozgurlugu atip tutmak, ilerisini bir adim sonrasini dusunmeden insanlari galeyana getirmek, ruzgar nereden eserse o yana meyletmek mi?
Insanlar nasil bu kadar yalaka oldu?

Sadece sosyal mecrayi kullanan insanlar degil ki beni sasirtan.
Ulkemizin onde gelen basini, medya kuruluslari onlara da hayret etmemek mumkun mu?
Yasadigimiz herseyde! "Hayat devam etmeli" diye burnumuza eglence programlarini dayayan kanallar, gazeteler, yayin kuruluslari...
Dun aksam yaptiginiza saygi duyuyorum, yapilmasi gerekeni yaptiniz bence ama soz konusu reyting olunca mi o suursuz eglence progralariniz dizileriniz durdurulabildi?
Bu nasil bir cikar dunyasi oldu?

Bu kadar karmasik degil ki dunya...
Dusununce bir varmis bir yokmus bu kadar hayat dedigin...
Yitip giden kim olursa olsun.
Gidene de zor kalana da zor olum dedigin.
Allah rahmet eylesin ve ailesine sabir versin demek varken ne ki bu ofke, bu hirs, bu cikarcilik, bu intikam.

Oyle bir cagda yasiyoruz ki...
Dusuncelerinden dolayi insanlar yargilaniyor hapislerde yatiyor.
Dusuncelerinden dolayi insanlar oldukten sonra bile amansizca elestiriliyor, bir Allah rahmet eylesin denmiyor da agza ne gelirse o sayiliyor, saygisizligin ulastigi seviyeyi akil almiyor.
Dusuncelerinden dolayi insanlar yerden yere vuruluyor, hedef tahtasi yapiliyor.
Ve hata...
Dusuncelerinden dolayi insanlar olduruluyor.
Yillar once 1 Subatta, 24 Ocak'ta, 19 Ocak'ta  ve daha nicelerinde oldugu gibi...
Sonra kendi dusunce ozgurlugunu onlarinkinden ustun gorenler sariliyorlar klavyelere...
Insanin okuduklarini akli almiyor, ici kaldirmiyor, vicdani kabul etmiyor.

Bugun cok sevdigim bir arkadasim soyle yazmis
Pink Freud güzel söylemiş: 
"Bazı insanlar o kadar nefret dolu ki, "Seni kim sevmedi de böyle oldun?" diye sorasi geliyor insanın."

Ne kadar dogru...
Ben de ne zamandir dusunuyorum...
Biz nasil bir vicdansizlar cagina dustuk Allahim :(

16 Ocak 2013 Çarşamba

Oyle bir gittim yine...

Pazartesi gunu Gulcince'de bu yazinin olmasinin benim icin onemli bir sebebi vardi. 
Cunku Ozan arkadaslariyla birlikte bir haftasonu gecirmek uzere Prag' a gitmisti. Ben de yine sevdiklerimi, cok ozlediklerimi gormek uzere yollara dusmustum.
Frankfurttaydim haftasonu.
Balyanak ve annesi Urunikom ile, benim Frankfurt' a gidecegimi duyunca "aa ben de gelirim" diyerek bizi sevindiren Goncami gormek icin dustum yollara.
Iste tam da boyle bir zamanda gelsin o yazi Gulcinceye dedim.
Ve ben hep ozlemek kadar ozlediklerime kavusmanin mutlulugunu da hatirlayayim istedim.

Bana cok ama cok iyi geldi bu haftasonu.
Oyle iyi geldi ki donus yolunda yasadigim onca aksilige ragmen yuzum gulmeye devam etti.
Yolda tanistigim sosyal antrapolog Alexandra, "Sen nasil hala boyle sakin durabiliyorsun bunca seyden sonra? Ben sen olmasan aglardim heralde surada"  dediginde O'na...
"Yeterli derecede arkadas ve bebek aldim ben, bu aksilikler etkilemez beni"  dedim :)

Hakliydi aslinda Alexandra.
3,5 saatte sicacik trenin icinde Hollandaya gelecegimize, 5,5 saatte 5 kere tren degistirerek varabildik evimize.
Ve sebep sadece tren sirketi calisanlarinin beceriksizligiydi.
Ama ne bileyim moralimi bozmak istemedim iste.
Bu haftasonunu oyle hatirlmak istemedim.
Ben bu haftasonunu boyle hatirlamak istedim...

Bu haftasonu biz...
Yeniden beraberdik!
Hic ayrilmamis gibi...
Hic hayat bizi bambaska yerlere savurmamis gibi...
Kaldigimiz yerden devam ettik konusmaya.
Konustuk, konustuk, konustuk...
doyamadik ama...


Bu haftasonu biz...
Balyanakla beraberdik.
O nasil tatli bir bilseniz.
Bir insan bir cocugu ne kadar cok sevebilir bir kez daha ogreniyorum onunla.
Minik elleri, mis kokan ensesi, olmadik yerlerde bizi gulduren turlu turlu halleri, beklenmedik tepkileri.
Bir zamanlar biri bana demisti ki kendi kardesinin degilse cocuk sen teyze sayilmazsin.
Ben Balyanagimla gecirdigim her gunde onun ne kadar yanildigini bir kez daha anliyorum.
Teyzesiyim ben O' nun.
O da benim canim!


Bu haftasonu biz...
Mini mini sevdik!
Onceleri hello kitty seviyordu.
Simdi yeni gozdesi mini mini.
Sabah gozunu aciyor ve macera basliyor.
Mini mini. Mini mini. Mini minii... minii miniiii!!!!
Sesin desibelinin her mini mini de biraz daha arttigini soylemem gerek yok heralde.
Derdi gucu mini mini :)
Aliyor getiriyor, sariliyor opuyor, bize onlari opturuyor, onlara bizi opturuyor.
Sabahtan aksama kadar mini mini :)
Hala kulaklarimda sesi yankilaniyor
Mini mini!!!!!!
Iste minimileri ve O'nun tombik elleri :)


Bu haftasonu biz...
Legolarla oynadik!
Oyle bir mini miniyle gun gecmiyor elbette.
Legolar da evin diger temel yapi tasi :)
O minnacik elleriyle geliyor, artik gozune hangimizi kestirirse kaldiriyor, oturtuyor legolarin basina.
Sonrasi birlestir ekle!
Evler arabalar, cicekler, hayvanlar.
Buyrun efendim:
Bunlar Balyanakla beraber eserlerimiz
Rotterdam'da binalar :)
Arkada da hayvanat bahcemiz :)


Bu haftasonu biz...
kisir yedik :)
Hem de ne yedik!
Goncam yapti tabi ki.
Gectigimiz haftalarda arkadaslarimiz Gonca' da toplaninca kisir yapmisti onlara.
O vakit ben de demistim ki bayilirim kisira!
" Tamam getirir sana da yaparim"  dedi.
Dedi ama ben taa Istanbul'dan bir kisir setiyle gelecegine inandim mi? 
Inanmadim.
Ama gelmis!
Bulgur, salca, nar eksisi, baharatlar.
Vallahi getirmis :)
Biliyorum biliyorum sansliyim :)


Bu haftasonu biz...
Soguk izin verirse dolastik.
Hoop sokaga, hoop kafeye...
Hop sokaga, hop baska kafeye :)
Pazartesi gunu o kafelerden birinde otururken dusundum.
Disarida kar yagiyordu.
Biz iceride elimizde kahvelerimiz, onumuzde paylastigimiz tatlimiz ve guzel sohbetimizle beraberdik.
Dedim ki kizlara "Su an ne guzel degil mi?"
Oyleydi, o an cok guzeldi...


Bu haftasonu biz...
Ilkler yasadik!
Mesela ilk kez anneanne olduk.
Evet, evet! Anne olmadan anneanne olduk iyi mi :)
Bizim balyanak nasil bir guruplandirma yaptiysa kafasinda Gonca da ben de anneanne diye cagiriliyoruz artik.
Yavrum teyze de, yavrum GB de, yavrum GG de.
Ugrasiyoruz ugrasiyoruz.
Sonra kimim ben Balyanak?
Anneanne :)
Buyrun buradan yakin :)

Bu haftasonu biz...
Teyze yegen ilk yuruyusumuzu yaptik.
O sogukta turtturdu mu bizimki arabadan inecegim diye.
Yahu su rahatin kiymetini bil diyoruz, keske biri bizi arabada tasisa diyoruz, sen in biz binelim diyoruz ama gel de bunu O' na anlat tabi :)
Daha ben 16 aylik bir bebegim demedi indi arabadan.
O minnacik bacaklariyla 10 dakikadan fazla yurudu.
Bu balyanak icin bir ilk degildi.
Ama teyzeleri icin bir ilkti.
Bu bizim onunla uzun yollarda ilk yuruyusumuzdu.


Guzel kuzum benim.
Yolun hep acik olsun senin.
O yolda hic tokezlemeden yuru.
Belki hep ellerini tutmayacagiz senin, belki her yoruldugunda hadi atla bakalim kucaga diyemeyecegiz sana, Belki yanibasinda olamayacagiz hep ama...
Sen yolunda yuruken hep seni izleyen, destekleyen teyzelerin olacak unutma...
Buyuyor, gozumuzun onunde buyuyor iste o da...

Boyle guzel, boyle hatirlanasi bir haftsonu oldu iste bu da...

14 Ocak 2013 Pazartesi

Gecen yil bu zamanlar (7)... Ozlemek...

Gecen yil bu zamanlar tam da Turkiye'den buralara geri donmek uzereydik.
Olabildigince cok arkadasimizi gormek icin neredeyse uyumadan yollardaydik Ozanla.
Iste o zaman yazmistim bu yaziyi.
Goncamin evindeydim.
Bir toplantiya katilmak icin bekliyordum.
2 gun sonra herkesi ardimda birakip yine buralara geliyordum...

Gurbette yasamak zor diyorlar. 
Ben her seye olumlu tarafindan bakmaya calisiyorum. 
Yeni ulkeler goruyorum diyorum. 
Bambaska deneyimler kazaniyorum diyorum. 
Bambaska bir ulkede yasarken ruhumu buyutuyorum diyorum. 
Sonra cok sukur istedigim zaman ailemi ve arkadaslarimi gorebiliyorum diyorum. 
Daha onemlisi ne zaman Turkiye'ye gitsem etrafimi saran bir arkadas ve aile cemberinin icinde simartiliyorum mutlu oluyorum diyorum. 
Daha onlarca guzel sey yazabilirim uzaklarda yasamaya dair. 
Cunku mutsuz degilim. Hatta cok sukur mutluyum. 
Belki de cok uzun yillar yurt disinda yasamayi planlamadigimizdan cok uzun boylu dusunmuyorum da sadece anin keyfini cikarmaya calisiyorum. 
O andan keyif almak icin elimden geleni yapiyorum. 
Ama Turkiye'de zaman gecirirken dusunuyorum da aslinda ben hayatimin buyuk bir kisminda bir seyi ozluyorum. 
Hollanda'dayken tabiki en cok ailemi, arkadaslarimi ozluyorum... Turkiye'deyken cogu zaman Ozan'i, oradaki arkadaslarimizi, evimizi. 
Hollanda'dayken Turkiye'deki hayatimi hatta alisveris yaptigim dukkanlari bile ozluyorum... Turkiye'deyken, Hollandanin sakinligi ve iki kisilik dunyamizi. 
Hani derler ya Turkiye'ye gittigim anda yurt disini dusunmez oluyorum hemen unutuyorum diye. Bana oyle olmuyor. 
Unutmuyorum. 
Evimin penceresinden gorunen manzarayi, derenin isiltisini yine gulumseyerek hatirliyorum. Kanallarin guzelligini, en sevdigim dukkandaki kahvenin kokusunu ozlemle aniyorum. Evimizi en cok evimizi dusunuyorum.
Turkiye'de gecen her gun ah evim diyorum ama geri donmeye yaklastigimiz her gun ayni anda icimde gidecek olmaya dair bir huzun buyutuyorum. 
Bana ozlemle sarilan, benimle heyecanla muhabbet eden arkadaslarima, aileme bakip daha gitmeden aslinda onlari ozlemeye basliyorum. 
Soyle bir cikip bogazda nefes alip her bir binanin resmini aklima cizmek istiyorum. 
Konusurken gulumseyen sevdiklerime bakip seslerini aklima kaydetmek istiyorum. 
Bir yandan evimde olsam dedigim oluyor. Soyle bir otursak Ozanla dizi falan izlesek hani bir dinlensek dedigim. 
Sonra tum yorgunluguma ragmen bir ozledigime daha doyamadan ama yine de sarilabilmek icin kendimi yollara vuruyorum. 
Anladim ki ne oradan ne buradan, ne orada yasadiklarimdan ne burada yasadiklarimdan, ne orada sahip olduklarimdan ne burada sahip olduklarimdan yani hicbirinden vazgecmek istemiyorum bu duygularin. 
Ve yine anladim ki uzakta yasamak ozlemle yasamak aslinda. 
Ozleme alismak, sonra kisacik anlarda ozleme alismayi unutmak yeniden ozlemeye baslamak aslinda. Oradayken bitmek bilmezcesine burayi, buradayken orayi ozlemek ozlemek aslinda. 
Bulundugun yerde hep otekini ozlemek ozlemek ozlemek aslinda... 
Hatta daha gitmeden gitmeye huzunlenmek, daha gitmeden buralari daha da ozlemek aslinda...
Garip biliyorum cok garip ama gercekten hissettiklerim boyle aslinda...
Ve ben ozlediklerimin bir kismina kavusmaya hazirlanirken, ayni anda cok ama cok ozleyeceklerimi de yine geride birakmaya hazirlaniyorum...

ve bugun...
hissettiklerim hic degismedi.
ozluyorum, hep ozluyorum.

13 Ocak 2013 Pazar

Izledik... Calgi Cengi

Izlemistik...
Cok eskiden
Daha Isler Gucler baslamadan.
Daha Behzat C. Pazar aksamlari oynuyorken ve bira kelimesi biplenmiyor bira siseleri buzlanmiyorken.
Ah guzel gunler! 
Ama niyeyse yine yazisi yazilmis ama eklenmemis Gulcince' ye.
O zaman simdi ekslensin :)

Cuma aksami Ozanla Behzat C.' nin reklaminda gorduk ki Calgi Cenginin kahramanlari Behzat C.' ye konuk olacakmis. Iyi de biz Calgi Cengiyi bilmiyoruz, kahramanlarini hic bilmiyoruz. 
Pazartesi gunku toplantiya hazirlik olsun diye otur iki dokuman oku desen Cuma aksami oturup okur muyum?
Okumam. 
Ama Pazar aksami Behzat C izlemeye hazirlik olsun diye otur Calgi Cengi izle dersen izler miyim? 
Izlerim :) 
Yani biz o Cuma aksami oturduk Pazar gunu Behzat C.' yi izlemeden konuklar kimmis bilelim diye Calgi Cengiyi izledik. 
Bravo bize :) 
Sen nelere kadirsin be Behzat C :)


Film absurd kelimesinin sozluk anlamini bire bir karsiliyor. Ama bence komik, baya komik :) 
K.u.furun hani derler ya biri bin para. Bir sure sonra insan artik ne dediklerini ayirt bile edemez hale geliyor. Ama bir yandan komik cok komik. 
Hikaye degisik mi desem, sacma mi desem bilemedim.
Onlar iki kuzen. Dugunlerde caligicilik yapiyorlar. Ve yine bir aksam bir dugunu costurmusken baslarina beklenmedik olaylar geliyor. 
Artik onlarin kurtulmalari gereken bir ceset var!
Yani bu film bildiginiz sacma, bildiginiz absurd, bildiginiz siradisi. Ama komik bence komik. 
Karakterler, oyunculuk hakikaten izlettiriyor. Geci itiraf edeyim ilk 50 dakikadan sonra filmden koptugum e yani dedigim de oldu benim ama yine de komik ne bileyim komik iste.


Bz gulmekten bazi kisimlari takip edememis bile olabilir miyiz? Belki de.
Biz en cok dugun sahnelerinde gulmus olabilir miyiz? Belki de
Biz konuyu fazla takip edememis ikilinin oyunculuklarinda gulmus olabilir miyiz? Belki de

Oyle ya da boyle guldum iste.
Izlemem boyle filmleri diyen ben guldum
Ozanin bile "ben bu filmi duymustum ama sen hayatta izlemezsin diye soylemedim" dedigi ben guldum bu filmde.
Hem de cok guldum
Ama siz de izleyin demiyorum
Vallahi :)
Behzat C ciler sevebilir bence ama Behzat Cyi de sevmeyenler izleyip "Gulcin sen de ne yaptin" diyebilirsiniz bana. 
Ama ne yapayim komik cok komik :)

11 Ocak 2013 Cuma

Bugun de buna cok guldum :)

Sizi bilmem.
Ama benim bazi donemlerimi kesinlikle anlatiyor :)


evettt!
Sonraaaa!!!
:)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails