Pesin pesin yazayim;
Hic begenmedim.
Film soyle tanitilmis:
Kocası ve iki çocuğu için evi geçindirmeye çalışan finans yöneticisi Kate Reddy’ nin (Sarah Jessica Parker) hayatı üzerine kurulu bir komedi filmidir.
Ben hic gulmedim.
Yine bir Amerikan ruyasi filmi.
Yine calis-calis-calis, uzul-uzul-uzul, dengeyi bul-dengeyi bul-dengeyi bul...
duzeni ile devam eden bir film.
Yine dogru/yanlis, iyi/kotu, oyle/boyle diye siniflandirma, guruplandirma yapan bir film.
Hic begenmedim.
Bir arkadasim yillar once bana soyle demisti:
"Herkesin hayat parametreleri farkli be Gulcin, dogrular, yanlislar yok aslinda"
Bu benim hayatimda duydugum kendimce en dogru cumlelerden biriydi.
Herkesin hayat parametreleri farkli.
Bulundugun yerden bir baskasinin hayatina dogru/ yanlis demek kadar gereksiz bir sey yok.
Karsindaki insanin hayati seninkine benzemiyor diye ustune gitmek, illa bana benze demek kadar gereksiz bir sey yok.
Karsindaki insanin hayati seninkine benzemiyor diye ustune gitmek, illa bana benze demek kadar gereksiz bir sey yok.
Insaniz yapiyoruz bazen diyelim hadi, ama bir filmde bunu anlatmaktan daha gereksiz bir sey kesinlikle yok.
Iste bu yuzden begenmedim ben bu filmi.
Ne diyor ki bu film?
Calisan anne cocuklariyla yeterince ilgilenemez mi?
'Yeter'i tanimlayan kim?
Calisan anne islerine degil, cocuklarina oncelik verirse dogru yapar mi?
'Dogru' ya da 'oncelikler'i tanimlayan kim?
Calismayan anne kendini kandirir aslinda calismak istiyordur, o kadar mi?
'O kadar'i tanimlayan kim?
Calisan kadin kendini paralarsa ancak basarili olur mu?
'Basari'yi tanimlayan kim?
Bilsek kim?
Ben sevmedim bu filmi cunku bunlari tanimlamak konusunda gereksiz bir israri var filmin.
Gercek hayatta yok mu filmin momster diye tanimladigi herseyin en iyisini ben yaparim diyenler?
Olmaz mi?
Bakin su blog aleminde bile yuzlerce var.
Hele konu annelik olunca.
Gercek hayatta yok mu ay calisan kadin cocugunun butun ilklerini kacirir diye manasiz bir psikolojik baski ile insanlari bunalima sokanlar?
Olmaz mi onlarca var.
Yok mu ay calis calis nereye kadar diye calismanin sadece bir yere varmak icin yapildigini dusunenler?
Ah olmaz mi?
Onlarca var!
Peki yok mu calismayan kadin anca evde durur, ilerleyemez cocuk bak cocuk bak nereye kadar diyenler?
Onlardan da onlarca var.
Ve hicbiri birbirinden daha masum degil benim gozumde.
Hicbiri bu filmden daha az rahatsiz edici de degiller bence.
Bu filmde hakli budugum tek bir nokta var:
Is dunyasinda calisan kadina, anneye negatif ayrimcilik var.
Dogru!
Anneolmadan once de sonra da var bu.
Annelikten sonra da artiyor kesinlikle.
Bir erkek cocugumla ilgilenecegim diye ofisten cikarsa musfik, harika baba... Bir kadin ayni sebepten ofisten erken cikarsa plansiz, duzensiz insan.
Boyle oluyor dogru.
Ama su da dogru ki yukarida saydigim tum baskilari hemcinslerine en fazla yapanlar da yine kadinlar.
Bakin etrafiniza calismayan kadinlar - calisan kadinlar, anne olmayan kadinlar - anne olan kadinlar, evli kadinlar - bekar kadinlar...
Illa bir guruplasma, illa bir farklilasma illa karsilasma yaratilmaya calisiliyor.
Ozunde hepimizin kadin oldugunu unutup illa bir ustunluk yarisina giriliyor.
Ozunde hepimizin kadin oldugunu unutup illa bir ustunluk yarisina giriliyor.
Halbuki tek bir dogru var benim bildigim ve bu filmi izledikten sonra daha cok kendime hatirlatmam gerektigine inandigim
"Herkesin hayat parametreleri farkli"
Kimsenin hayati, bir digerininkine benzemek zorunda, ayni yoldan ilerlemek zorunda degil, asla.
Bence bu film cok da boyle dusunmuyor.
Iste o yuzden...
Sevmedim, hic sevmedim ben bu filmi...
PS: Evet bu haftaya biraz sinirli basladigim dopgrudur, hayirlisi bakalim :)
PS: Evet bu haftaya biraz sinirli basladigim dopgrudur, hayirlisi bakalim :)




