10 Ekim 2012 Çarşamba

Gecen yil bu zamanlar 6... Aklimda olsun

Boyle yazip yazip buraya eklemedigim bir suru yazi buluyorum taslaklarda.
Eklemeyeceksem niye yaziyorum?
Yaziyorsam niye eklemiyorum?
Bilsem...
Neyse simdi gelmis diyeyim :)

Gectigimiz sabah ofise girerken tanidik bir yuz gordum karsimda. Aslinda tanimadigim ama asina oldugum bir yuz. Cok uzun surmedi saskinligi ustumden atmam ve o yuzun nereden aklimda oldugunu hatirlamam ama ben hatirlayana kadar yuzun sahibi de yanima kadar gelmis oldu. Bu kisa saskinligim sirketimizin en buyuk patronunun bana kapiyi acmasi ve gunaydin demesi ile sonuclandi. Meger hissettigim o asinaligin nedeni periyodik olarak gelen maillerdeki resimlermis. Tanimiyor musun sirketinizin en buyuk patronunu diyebilirsiniz. Taniyorum elbet ama insan sabah ofise girerken karsilasmayi beklemiyor kendisiyle en azindan bunca yildir hic karsilasmadik sasirdim ne yapayim :)

Meger ben uzaklardayken gelmis o gun bizim ofiste olacaginin haberi hatta ogleden sonra bir de toplanti yapacakmis hepimizle. Yapti da nitekim. Dizildik karsisina sirketimizin durumunu dinledik. Maillerden okumaktansaa bu bilgileri kanli canli bir insanin agzindan dinlemek gercekten daha faydaliydi. Sirketle ilgili pek cok sey anlatildi bugun. Sirketi ilgilendiren benim blogumu ilgilendirmeyen bir cok sey. Ben kendimi ilgilendiren cok ilgilendiren bir cumle cektim aldim icinden o 2 saatlik konusmanin. Aslinda benim yorumladigim yonuyle anlatilmamisti, benim yorumladigim yonu ima bile edilmemisti. Ama hani bazen bir cumle bir isik yakar aklinizda, bin kere benzer seyler duymus olsaniz bile o an bir isik yanar beyninizde... Sanirim benim aklimdaki isik da o gun yandi o cumleyle. Hep oradaydi o isik biliyorum ama belki o gun geldi yanmasinin vakti. Tam olarak ceviremem belki neydi o cumle ama asagi yukari soyle bir seydi:
Hayatta basari da basarsizilik da vardir; olacaktir. Yapmamiz gereken basarisizligin golgesinin basarinin isigini ortmesini engellemektir. Basarisizligin hayatinizda yarattigi etkinin, basarilarinizin hayatinizda yarattigi etkiden buyuk olmasina izin vermeyin...
Ne kadar acik ve ne kadar net. Belki pek cok kisi icin anlamsiz ama benim icin ne kadar anlamli bir cumle bilemezsiniz. Ben o kadar cok yapiyorum ki bunu... Yaptigim seyleri kucumseyip bir kenara atip basaramadigim her seyde kendime o kadar cok yukleniyorum ki. Basaramadigim seyleri unutmamak icin oyle buyuk bir caba veriyorum ki. Bu yuzden kendime ettigim iskencenin haddi hesabi yok...

Hatta bu blogu acmadan once kendim icin yazdigim yazilar hep mutsuz oldugum donemlere ait. Sanki beynim aman unuturum basaramadiklarimi diye bir de not aldiriyor bana. Unutmamak, unutturmamak icin ne gerekiyorsa yapiyor.  Hatta biraz ustune ortersem o canavar hissin hadi bakalim ac oku da yazdiklarini nasil basaramamissin gor diyor. Emek harciyor, cabaliyor ve cogu zaman unutturmamayi basariyor. Halbuki ne kadar basit bir cumleyle acikladi bizim buyuk patron bugun. Bunun olmasina izin vermeyin...

Kolay degil elbet hele de benim gibi ya atomun cekirdegini mi parcaliyoruz siradan isler iste abartmaya gerek yok diye dusunenler icin. Evet boyle dusunuyorum, hayatta insanligin gelecegine, sagligina yardimi olmayan isler disinda benim isim gibi ilserin cok da abartilmamsi gerektigini dusunuyorum. Belki de o yuzden ne is yapiyorsun diyenlee cevabim hep ayni: Ozel sektor iste sabah git aksam gelme! :)

Bir de kolay degil elbet benim gibi kendine hayran deli misali ortalikta var ya ben neler yaptim diye dolasmayi ayip bulanlar icin. Evet boyle halleri biraz ayip biraz da komik buluyorum :) yani herkes isini yapiyor bir de bundan ovunmek afedersiniz ama bana biraz komik geliyor. Hatta ofiste karsima gecip boyle anlatanlar olunca hadi egil takayim bir beslik falan diyesim bile geliyor :)

Ama yok kolay olmali. Belki insan ortada dolanmamali yine kendini ove ove (ayip ama gercekten :)) ama yaptiklarini da kucumsememeli. Evet atomun cekirdegini parcalamiyoruz belki ama yaptiklarimizla da ovunme sansimiz olmali. Daha da onemlisi basaramadiklarimizi unutma, geride birakma, oraya saplanip kalmama imkanini vermeli insan kendine. Ne guzel soyledi bugun buyuk patron basarisizligin golgesi basarinin isigini kapatmamali.

Bugunden aklimda kalacak en onemli sey buydu. Yalniz sunu da hatirlamadan edemeyecegim buyuk patron ile ayni saatte ofise geliyorum tey tey tey :)

ve bugun...
Oyle kolay degil degismek.
Ben hala ayni benim ama ogreniyorum.
Hatalari ardimda birakip yurumeyi ogreniyorum.
Onlari kabullenip, onlardan da dersler alip yoluma devam etmeyi ogreniyorum.
Unutmuyorum ama geride birakmayi ogreniyorum.
Bir de hala buyuk patron ile ayni saatte ofise geliyorum.
tey tey tey :)

8 Ekim 2012 Pazartesi

Hamarat (6)

4 Ekim Ozan'in dogum gunuydu. 
O aksam Turkiye'den bir arkadasimiz gelmisti; hepbirlikte yemege ciktik kutladik. 
Nedense haftaicine denk gelirse dogun gunleri illa haftasonu da kutlamak isterim ben. 
Boyle de cins bir insanim :) 
Zaten hediyesini de daha vermemistim ve hatta almamistim, en iyisi haftasonu yapayim kutlamayi diye dusundum :) 
Ozan, Cuma gunleri sabah 6'da cikiyor evden. 
O yuzden aksam disari cikma plani yapip, o yorgunlugunun ustune iskence etmeyim cocuga dedim. Cok dusunceliyim cok :) 
Elimde tek bir kutlama secenegi kalmisti: Evde surpriz bir sofra hazirlamak. 
Secenek iyi de de ben calisiyorum.
Isleri bitirip evimizde mutfaga kendimi atabildigimde, o gun eve erken gelmeye karar veren Ozan'in evimiz sinirlari icine girmesine 1 saat 45 dakika vardi. 
Tam anlamiyla Oh yeah baby :)

Neyse...
Yarim surpriz > Hic surpriz
dusuncesiyle basladim kucuk surprizimi hazirlamaya


Zaten laf aramizda ben dar zamanda sofra hazirlamayi tercih ediyorum.
Sebeplerim cok:
1. Oyle saatlerce ugrasip yemek saatinde ay ayagim, ay belim, ay sirtim diyecek hale gelmiyorum. Yemek yerken de enerjik oluyorum :)

2. Kararsiz bir insanim! Vaktim genisse tobe ne pisirecegime karar veremeyip iyice telaslaniyorum ve isler son ana kaliyor. 
Vaktim kisitli olunca zaten son anda oldugumdan mecburen cabuk karar veriyorum. Kararsizlik hissinden kurtuluyorum :)

3. Vakit dar olunca kendimi Yemekteyiz programinda gibi hissediyorum :) 
Boyle bir kameralara konusmalar mi dersin, 
bir pratik olucam diye yaraticilik denemeleri mi dersin, 
o yaraticilik deneyimlerinin elimde patlamasi mi dersin, 
bir "bilmem ne hanimin mutfagini da gordun mu? Ay o ne duzensizlik" diye kendi kendime soylenmeler mi dersin.
 Oyle boyle degil! Resmen egleniyorum :)



Konumuza donersek zaman aleyhime islerken ben de basladim yemekler icin islenmeye. Kafamdaki liste soyle:
 - Mercimek koftesi (Ozan cok sever de)
- Zeytinyagli barbunya
- Semizotu salatasi
- Salata
- Peynirli patatesli borek
- Mantarli biftek.

Gayet pratik :)
Mercimekler ocaga, patatesler rendelenmeye, soganlar dogranmaya... 
Mutfakta kendi capimda kosusturma surup giderken... 
Aklima sofra geldi. 
Tabi ya bir de sofra hazirlamaliydim ben. 
Hatta sorumlu bir blogger olarak once sofra hazirlamaliydim ben! 
Bloggerlik da zor is be arkadas, hep aklimizda hep aklimizda :)

Hemen hayali yemekteyiz kameralarima dondum:
"Sunum cok onemli sekerim" dedim. 
"Salatanin sosu eksik olmus onemli mi? Yok degil asla. zaten eksik kalani Ozan gelince tamamlarim. Ne yani salata sosu eksik diye surprizimi begenmeyecek degil ya :) 
Ama sofram eksik olmamali. 
Sunum cok onemli sekerim :)"


Iyi de neyle hazirlanacak acaba o sofra? 
Elimde cama asmak icin aldigim yazidan baska hicbir sey yok ki!
Benim surpriz hazirligim iste bu kadar :)
Neyse ki son anda kosusturmanin verdigi enerjiyle aklima bir fikir geldi!

Hah! Benim lavanta kesesi yapacagim diye aldigim kurdelelerim vardi. Aylar once aldim da tabi ki lavanta keseleri asla yapilmadi :) 
Tembelligim ise yaradi goruyor musun?
Iyi ki de yapilmamis o keseler :) 
Aradim, taradim, buldum!
Dagitiverdim onlari masaya. 
Arkaya da Happy Birthday yazisi! 
Oldu mu hazir bizim sofra :)


Sonrasi...
Sogan kokusu! Ustume bulasan domates lekesi! Tarumar olan minnacik mutfagim! 
Ve onu eski haline getirmek icin ustume sinen domestos kokusu!
O filmlerdeki ful makyaj bakimli kadinlarin ya vakti cok ya da isin icinde catering sirketleri var :)
Ben baska aciklama bulamiyorum vallaha :)

Neyse ki Ozan kapidan girdiginde etin firina verilmesi disinda hersey hazirdi. Onu da beraber yaptik guzel oldu :) 
Erken gelmeseydi ne yapayim :)

Ve sonuclar!
- Mercimek koftesinin eksisini unutumusum! Ama mercimek koymayi unutmadigima o telasla sukrettik :)
- Sonracigima salatanin sosunu da dokmemisim! Ama sunum cok onemliydi sekerim. Ben sofraya dalinca salatayi gozden cikardim :)
- Bir de borekleri yogurtla servis edecektim, yogurdu unutmusum. Ama allahtan yogurt almayi unutmamisim. Bak o da olabilirdi. Buna da sukur dedik :)

Bizim evdeki yemekteyizin tek juri uyesi Ozan oldugundan oylama kolay oldu. 
Bu haftanin birincisi ben secildim :)



Hayir hayir!
Jurinin tanidik olmasinin sonuclarda etkisi yok lutfen :)

Ay sarisin yarismaci tuz koymamisti yemege hatirlamiyor musunuz?
Esmerin sofrasinda pecete yoktu ayol!
Bilmem ne hanimin mutfagindaki daginikligi saymiyorum bile!
Sonuclar hakkinda asla polemige girmek istemiyorum.
Vallahi domestosla saldiriya gecerim ona gore :)

PS: Bu arada gercekten cok pratik olan mantarli biftek tarifi icin http://www.devletsah.com/firinda-mantarli-biftek/ 

7 Ekim 2012 Pazar

Kucuk Mucizeler Dukkani

Kitapcinin raflarinda bu kitabi gordugumde,
 "Hatirliyorum, bu kitabi bir yerden hatirliyorum" dedim. 
Velakin ne yapsam kitabi nereden hatirladigimi bulamadim. 
Vaktimiz de oyle azdi ki "Tamam" dedim "aliyorum"...
Sonra buldum kitabi nereden hatirladigimi; meger bloglardan aklimda kalmis :)

Bir kitap okudum ve hayatim degisti... 
derler ya...
Bu kitap degilmis benim hayatimi degistirecek onu anladim :)
Ancak beni sakinlestiren, yormayan, hatta dinlendiren bir kitap okudum.


Bir yun, orgu dukkaninin etrafinda kurgulanmis, birbirinden cok farkli ancak bu orgu dukkaninda bir araya gelmis dort kadinin hayatini anlatan bir kitap Kucuk Mucizeler Dukkani.
Kolayca okunuyor.
Hatta bir bakiyorsun okunmus bitmis.
Oyle hikayeyi takip etmek icin kafa yormuyorsun, dur bir iki sayfa once ne denmisti diye kafa karisikligi yasamiyorsun.
Basit bir kitap denilebilir.
Ama ayni zamanda umutlu bir kitap.
Insani umutlandiran, yuzunu gulduren, stresten uzaklastiran bir kitap.
Sanirim benim zamanlama olarak "kendim icin dogru zamanda" okudugum bir kitap.

Hani buyuk beklentilerle okunacak bir kitap degil kesinlikle bu.
Cok satan amerikan kitabi olmanin tum gereklerini yerine getiren, populerlik kriterlerini eksiksiz bicimde tutturan bir kitap.
Tum bunlarin farkindayim ama yine de sanirim serinin devamini da okuyabilirim.
Hani romantik komedi izlemek gibi, amerikan dizilerini takip etmek gibi.

Ne yapayim arada boyle seyler de okunur.
Yani ben okurum ama bakin size okuyun demiyorum :)

Hayir hersey bir tarafa... 
Yillarca anneme bu beyaz diziler ne anne?, beyaz dizi okunur mu anne? dedim dedim de sonunda beyaz dizi okudum ben de :)
Hah o ayarda bir kitap iste :)

5 Ekim 2012 Cuma

Bugun de bunu sevdim

Bir anda cikti karsima bu fotograf.
Cesme'de cekmistim.
Nasil guzel kokuyordu bir bilseniz.
Nasil guzel...


Unutmasam keske bu kokuyu demistim.
Keske renklerini fotografladigim gibi kokusunu da fotograflayabilsem.
Olmadi elbette.
Ama en azindan guzel koktugu hala aklimda.


Biraksinlar bizi kendi halimize.
Ters yuz etmesinler hayatlarimizi hirslar ugruna.
Kurban etmesinler insanlari nedenini bilmedigimiz oyunlara.

O zaman daha cok huzurla cicekler koklayacagimiz gunler olur.
Daha cok keske unutmasam dedigimiz cicek kokulariyla etrafimiz sarilir. 

Iyi seyler duyacagimiz, mis kokan bir haftasonu olsun hepimize.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Gonja ya :)


Su hayatta beni cok gulduren insanlar var.
Bunlardan biri Ozan, biri Gonja.
Karar verdim bundan sonra buraya ikisinin yaptiklarini not edecegim.
Gulcin ve Gonja'nin Susi diyalogu ile basliyorum :)

Buraya geldikten sonra bende yasanan degisimlerin biri de yeni yemeklere olan onyargimin azalmasi oldu. 
Eskiden yeni hemen hemen hicbir seyi yemezdim ben. 
Ama degistim. Yani belli bir oranda. Yine oyle onume geleni yiyemem de bazi seyleri yiyorum. 
Bunlardan biri susi. 
Hem de nasil yiyorum :)

Basladigimda 35-40 hatta bir keresinde 50 susi yedigimi hatirliyorum. 
50!
Yanlis duymadiniz 50 :)

Ozan saskinlikla izliyor. 
Duyan inanmiyor. 
Goren "Ne yapiyorsun sen?" diyor. 
Yiyorum iste. 
Evet sonrasinda midem mahvoluyor ama yiyorum :)

Gonja da merakla ve biraz da endiseyle izliyor benim susi sevgimi ve maceralarimi.
Yine mi susi yedin?
Kac tane yedin?
Ya bak dikkat et mide fesati gecireceksin?
GB kiziyorum ama hasta olacaksin!
diye diye pesimde :)

Bir sabah ise geldim.
Gtalktan Gonjayla konusuyoruz...

Gulcin: GG susi kursu varmis. 
Gonja: Hah bir o eksikti!
Gulcin: Bence de. Eksik kalmasin dedim, aldim yazildim. Cok mutluyum!!!
Gonja: Supermis GB iyi yapmissin canim. Peki ne ogretiyorlarmis? Insan gibi yemeyi mi?

Gonca ya :)) 
Hala guluyorum hala guluyorum :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails