8 Ekim 2012 Pazartesi

Hamarat (6)

4 Ekim Ozan'in dogum gunuydu. 
O aksam Turkiye'den bir arkadasimiz gelmisti; hepbirlikte yemege ciktik kutladik. 
Nedense haftaicine denk gelirse dogun gunleri illa haftasonu da kutlamak isterim ben. 
Boyle de cins bir insanim :) 
Zaten hediyesini de daha vermemistim ve hatta almamistim, en iyisi haftasonu yapayim kutlamayi diye dusundum :) 
Ozan, Cuma gunleri sabah 6'da cikiyor evden. 
O yuzden aksam disari cikma plani yapip, o yorgunlugunun ustune iskence etmeyim cocuga dedim. Cok dusunceliyim cok :) 
Elimde tek bir kutlama secenegi kalmisti: Evde surpriz bir sofra hazirlamak. 
Secenek iyi de de ben calisiyorum.
Isleri bitirip evimizde mutfaga kendimi atabildigimde, o gun eve erken gelmeye karar veren Ozan'in evimiz sinirlari icine girmesine 1 saat 45 dakika vardi. 
Tam anlamiyla Oh yeah baby :)

Neyse...
Yarim surpriz > Hic surpriz
dusuncesiyle basladim kucuk surprizimi hazirlamaya


Zaten laf aramizda ben dar zamanda sofra hazirlamayi tercih ediyorum.
Sebeplerim cok:
1. Oyle saatlerce ugrasip yemek saatinde ay ayagim, ay belim, ay sirtim diyecek hale gelmiyorum. Yemek yerken de enerjik oluyorum :)

2. Kararsiz bir insanim! Vaktim genisse tobe ne pisirecegime karar veremeyip iyice telaslaniyorum ve isler son ana kaliyor. 
Vaktim kisitli olunca zaten son anda oldugumdan mecburen cabuk karar veriyorum. Kararsizlik hissinden kurtuluyorum :)

3. Vakit dar olunca kendimi Yemekteyiz programinda gibi hissediyorum :) 
Boyle bir kameralara konusmalar mi dersin, 
bir pratik olucam diye yaraticilik denemeleri mi dersin, 
o yaraticilik deneyimlerinin elimde patlamasi mi dersin, 
bir "bilmem ne hanimin mutfagini da gordun mu? Ay o ne duzensizlik" diye kendi kendime soylenmeler mi dersin.
 Oyle boyle degil! Resmen egleniyorum :)



Konumuza donersek zaman aleyhime islerken ben de basladim yemekler icin islenmeye. Kafamdaki liste soyle:
 - Mercimek koftesi (Ozan cok sever de)
- Zeytinyagli barbunya
- Semizotu salatasi
- Salata
- Peynirli patatesli borek
- Mantarli biftek.

Gayet pratik :)
Mercimekler ocaga, patatesler rendelenmeye, soganlar dogranmaya... 
Mutfakta kendi capimda kosusturma surup giderken... 
Aklima sofra geldi. 
Tabi ya bir de sofra hazirlamaliydim ben. 
Hatta sorumlu bir blogger olarak once sofra hazirlamaliydim ben! 
Bloggerlik da zor is be arkadas, hep aklimizda hep aklimizda :)

Hemen hayali yemekteyiz kameralarima dondum:
"Sunum cok onemli sekerim" dedim. 
"Salatanin sosu eksik olmus onemli mi? Yok degil asla. zaten eksik kalani Ozan gelince tamamlarim. Ne yani salata sosu eksik diye surprizimi begenmeyecek degil ya :) 
Ama sofram eksik olmamali. 
Sunum cok onemli sekerim :)"


Iyi de neyle hazirlanacak acaba o sofra? 
Elimde cama asmak icin aldigim yazidan baska hicbir sey yok ki!
Benim surpriz hazirligim iste bu kadar :)
Neyse ki son anda kosusturmanin verdigi enerjiyle aklima bir fikir geldi!

Hah! Benim lavanta kesesi yapacagim diye aldigim kurdelelerim vardi. Aylar once aldim da tabi ki lavanta keseleri asla yapilmadi :) 
Tembelligim ise yaradi goruyor musun?
Iyi ki de yapilmamis o keseler :) 
Aradim, taradim, buldum!
Dagitiverdim onlari masaya. 
Arkaya da Happy Birthday yazisi! 
Oldu mu hazir bizim sofra :)


Sonrasi...
Sogan kokusu! Ustume bulasan domates lekesi! Tarumar olan minnacik mutfagim! 
Ve onu eski haline getirmek icin ustume sinen domestos kokusu!
O filmlerdeki ful makyaj bakimli kadinlarin ya vakti cok ya da isin icinde catering sirketleri var :)
Ben baska aciklama bulamiyorum vallaha :)

Neyse ki Ozan kapidan girdiginde etin firina verilmesi disinda hersey hazirdi. Onu da beraber yaptik guzel oldu :) 
Erken gelmeseydi ne yapayim :)

Ve sonuclar!
- Mercimek koftesinin eksisini unutumusum! Ama mercimek koymayi unutmadigima o telasla sukrettik :)
- Sonracigima salatanin sosunu da dokmemisim! Ama sunum cok onemliydi sekerim. Ben sofraya dalinca salatayi gozden cikardim :)
- Bir de borekleri yogurtla servis edecektim, yogurdu unutmusum. Ama allahtan yogurt almayi unutmamisim. Bak o da olabilirdi. Buna da sukur dedik :)

Bizim evdeki yemekteyizin tek juri uyesi Ozan oldugundan oylama kolay oldu. 
Bu haftanin birincisi ben secildim :)



Hayir hayir!
Jurinin tanidik olmasinin sonuclarda etkisi yok lutfen :)

Ay sarisin yarismaci tuz koymamisti yemege hatirlamiyor musunuz?
Esmerin sofrasinda pecete yoktu ayol!
Bilmem ne hanimin mutfagindaki daginikligi saymiyorum bile!
Sonuclar hakkinda asla polemige girmek istemiyorum.
Vallahi domestosla saldiriya gecerim ona gore :)

PS: Bu arada gercekten cok pratik olan mantarli biftek tarifi icin http://www.devletsah.com/firinda-mantarli-biftek/ 

7 Ekim 2012 Pazar

Kucuk Mucizeler Dukkani

Kitapcinin raflarinda bu kitabi gordugumde,
 "Hatirliyorum, bu kitabi bir yerden hatirliyorum" dedim. 
Velakin ne yapsam kitabi nereden hatirladigimi bulamadim. 
Vaktimiz de oyle azdi ki "Tamam" dedim "aliyorum"...
Sonra buldum kitabi nereden hatirladigimi; meger bloglardan aklimda kalmis :)

Bir kitap okudum ve hayatim degisti... 
derler ya...
Bu kitap degilmis benim hayatimi degistirecek onu anladim :)
Ancak beni sakinlestiren, yormayan, hatta dinlendiren bir kitap okudum.


Bir yun, orgu dukkaninin etrafinda kurgulanmis, birbirinden cok farkli ancak bu orgu dukkaninda bir araya gelmis dort kadinin hayatini anlatan bir kitap Kucuk Mucizeler Dukkani.
Kolayca okunuyor.
Hatta bir bakiyorsun okunmus bitmis.
Oyle hikayeyi takip etmek icin kafa yormuyorsun, dur bir iki sayfa once ne denmisti diye kafa karisikligi yasamiyorsun.
Basit bir kitap denilebilir.
Ama ayni zamanda umutlu bir kitap.
Insani umutlandiran, yuzunu gulduren, stresten uzaklastiran bir kitap.
Sanirim benim zamanlama olarak "kendim icin dogru zamanda" okudugum bir kitap.

Hani buyuk beklentilerle okunacak bir kitap degil kesinlikle bu.
Cok satan amerikan kitabi olmanin tum gereklerini yerine getiren, populerlik kriterlerini eksiksiz bicimde tutturan bir kitap.
Tum bunlarin farkindayim ama yine de sanirim serinin devamini da okuyabilirim.
Hani romantik komedi izlemek gibi, amerikan dizilerini takip etmek gibi.

Ne yapayim arada boyle seyler de okunur.
Yani ben okurum ama bakin size okuyun demiyorum :)

Hayir hersey bir tarafa... 
Yillarca anneme bu beyaz diziler ne anne?, beyaz dizi okunur mu anne? dedim dedim de sonunda beyaz dizi okudum ben de :)
Hah o ayarda bir kitap iste :)

5 Ekim 2012 Cuma

Bugun de bunu sevdim

Bir anda cikti karsima bu fotograf.
Cesme'de cekmistim.
Nasil guzel kokuyordu bir bilseniz.
Nasil guzel...


Unutmasam keske bu kokuyu demistim.
Keske renklerini fotografladigim gibi kokusunu da fotograflayabilsem.
Olmadi elbette.
Ama en azindan guzel koktugu hala aklimda.


Biraksinlar bizi kendi halimize.
Ters yuz etmesinler hayatlarimizi hirslar ugruna.
Kurban etmesinler insanlari nedenini bilmedigimiz oyunlara.

O zaman daha cok huzurla cicekler koklayacagimiz gunler olur.
Daha cok keske unutmasam dedigimiz cicek kokulariyla etrafimiz sarilir. 

Iyi seyler duyacagimiz, mis kokan bir haftasonu olsun hepimize.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Gonja ya :)


Su hayatta beni cok gulduren insanlar var.
Bunlardan biri Ozan, biri Gonja.
Karar verdim bundan sonra buraya ikisinin yaptiklarini not edecegim.
Gulcin ve Gonja'nin Susi diyalogu ile basliyorum :)

Buraya geldikten sonra bende yasanan degisimlerin biri de yeni yemeklere olan onyargimin azalmasi oldu. 
Eskiden yeni hemen hemen hicbir seyi yemezdim ben. 
Ama degistim. Yani belli bir oranda. Yine oyle onume geleni yiyemem de bazi seyleri yiyorum. 
Bunlardan biri susi. 
Hem de nasil yiyorum :)

Basladigimda 35-40 hatta bir keresinde 50 susi yedigimi hatirliyorum. 
50!
Yanlis duymadiniz 50 :)

Ozan saskinlikla izliyor. 
Duyan inanmiyor. 
Goren "Ne yapiyorsun sen?" diyor. 
Yiyorum iste. 
Evet sonrasinda midem mahvoluyor ama yiyorum :)

Gonja da merakla ve biraz da endiseyle izliyor benim susi sevgimi ve maceralarimi.
Yine mi susi yedin?
Kac tane yedin?
Ya bak dikkat et mide fesati gecireceksin?
GB kiziyorum ama hasta olacaksin!
diye diye pesimde :)

Bir sabah ise geldim.
Gtalktan Gonjayla konusuyoruz...

Gulcin: GG susi kursu varmis. 
Gonja: Hah bir o eksikti!
Gulcin: Bence de. Eksik kalmasin dedim, aldim yazildim. Cok mutluyum!!!
Gonja: Supermis GB iyi yapmissin canim. Peki ne ogretiyorlarmis? Insan gibi yemeyi mi?

Gonca ya :)) 
Hala guluyorum hala guluyorum :)

1 Ekim 2012 Pazartesi

Genclige donus kutlama(ma)lari

Haftasonu burada cok yakin bir arkadasimizin doktora bitirme kutlamalari vardi. 
Sunum, yemek, parti olabildigince buyuk bir eglence. 
Guzeldi.
Arkadasmiz hayatinda cok onemli bir donemin kapanmasini kutlarken ben de kendi adima cok onemli kutlamalar pesindeydim; genclige donus kutlamalari.

Bizim universite yillarimiz hic soyle hani genclerin agziyla dibine kadar eglenerek gecmedi. Cok eglendik, okuduk, dans ettik, dolandik ancak oyle dagittigimiz, cilginlarca eglendigimiz pek olmadi. 
Olgun genclik diyorum ben o doneme :)

Ha universite sonrasinda bunun acisini cikarmadik mi? Cikardik elbette. Ama genel olarak biz Ozanla oyle gece hayatinin mudavimi bir cift olmadik pek. Daha cok evimizde vakit gecirdik. Gece disari ciksak da belli saatten sonra evimize donduk. 
Olgun gec-genclik diyorum ben bu doneme :)

Velakin son yillarda yavas yavas farkediyorum ki; cilgin genclik de ozlenilecek, ileride yasanilamayacak bir sey. 
Ki bu farkindalikta okudgum anne bloglarindaki "ahhh simdi istesek de cikamiyoruz"larin etkisi buyuk. 
O yuzden karar verdim: Gencligime donecegim bu sene dedim Ozana. 
Arada gece disari cikacak, canim sitedigi kadar eglenecek, dans edecek, sabaha karsi eve donecegim. 
Evet evet bunu yapacagim! 
Henuz genc sayilabilrim. E evde bekleyen ya da bizi eve baglayan bir sey de yok. 
Bunu yapacagim! 

Olmayan biyiklarinin altindan gulse de tamam dedi Ozan bu fikrime. Nasil istersen oyle yapalim dedi. 
Cocuk ozunde uyumlu zaten de mesele o degil. Hayir dese kafasinin etini yiyecegimi biliyor, hic ugrasmiyor benimle, yap da gor diyor. 
Bilmiyor muyum ben? Biliyorum elbette. 
Ama bunu denememe engel oluyor mu? Hayir elbette :)

Neyse bu fikrim kapsaminda haftasonu partisini buyuk bir heyecanla bekledim. 
Giyindim, suslendim, yola ciktim. 
Ve gece boyunca herkesle sohbet ederken, gulup eglenirken, dans ederken dusundum de:
Gencim daha yahu!
Ustelik cok da egleniyorum!
Bunu her hafta tekrarlamaliyim!

Saat 12 civari pek cok insan ayrildi partiden. Biz devam ettik eglenmeye. Sohbet, muhabbet, gulusme. 
Fikirlerim pekisti!
Gencim daha yahu!
Ustelik cok da egleniyorum!
Bunu her hafta tekrarlamaliyim!

Eve giden bir iki kisi daha oldu ama biz eglenmeye baska mekanlarda devam ettik. Etraftaki insanlara gulerken (hayir gercekten komik tipler vardi :)), dans ederken, eglenirken kendimden emindim:
Gencim daha yahu!
Ustelik cok da egleniyorum!
Bunu her hafta tekrarlamaliyim!

Gece, pardon sabaha karsi donduk eve. Uyudum. Sabah sekiz gibi uyandim. 
Baktim televizyonda cok sevgili basbakanimiz. Oturdum dinledim. 
Ardindan Ana Muhalefet Partisi liderimiz. Oturdum onu da dinledim. 
Oyle bir aksamin ardindan siyaset bile dinleyebiliyorum daha ne olsun! Artik emindim!
Gencim daha yahu!
Ustelik cok da eglendim!
Bunu her hafta tekrarlamaliyim!

Kilicdaroglu'nun o heyecanli ve surekli soru soran konusmasini dinlerken yeniden uykuya dalmisim. 
Bir sure sonra uyandim. O gun temizlik var evde. 
Iste o anda dank etti kafama. 
Deli gibi yorgundum!

Cok icmedigimden (cok sukur!) oyle bas agrisi falan yok.
Ama dans etmekten yorgunum, uykusuzluktan yorgunum, oradan oraya kosturmaktan yorgunum, konusmaktan yorgunum. 
Bildiginiz yorgunum. 

Temizlik var mi? Soyle uzanip dinlenemiyoruz... 
Eve alisveris yapilmasi gerekiyor mu? Gidip bir yere siginamiyoruz... 
Yapilacak isler cok mu? Ya tamam bosver diyemiyoruz...

 Iste o anda anladim:
Artik o kadar da genc degildim! Yoksa evi falan dusunmez, ertesi gun temizligi iptal eder keyfime bakardim!
Evet cok eglenmistim ama cok da yorgundum! Hani gel bu aksam da disari cikalim diyene ucan tekme bile atabilirdim!
Bunu her hafta tekrarlarsam iyi olurdu. Iyi olurdu suphesiz de o durumda Gulcinden geriye ne kalir bilemiyordum!

Dank etti kafama:
Giden zaman gidiyordu...
Sonradan dur ben bunu telafi edeyim denilmiyordu!
Demek ki her seyi zamaninda doyasiya yasamaliydi!

Karar verdim 
Icimden geleni, ertelemeden, doyasiya yasayacagim, bir!
Tamam cok genc degilim ama genc sayilirim yahu, iki :)
Ev keyfi gibisi yok uc :)
Ne? Haftaya cikmak mi? Yo yo hayir, dort :)
Yorgun Gulcin iyi haftalar diler bes :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails