6 Temmuz 2012 Cuma

Bu aralar ben...

Bu aralar ben, yorgunlugumu atmaya calisiyorum. Sabahlari yataktan zor kalkiyor, gun icinde tabiri caizse ayakta uyuyarak dolasiyor, aksam koltukta uyuklamaya basliyorum. Jetlag, yorgunluk hepsi bir arada. Hani boyle direnirsiniz, direnirsiniz, kendinizi hep cok enerjik hissedersiniz de isler bitince bir anda bir yorgunluk coker ya ustunuze. Sanki birisi salteri kapatmis gibi bir anda. Iste o haldeyim. Ve o halden kurtulmak icin cabaliyorum.

Bu aralar ben, haftasonu gelecek misafirlerimiz icin enerji toplamaya calisiyorum. Biz seviyoruz misafir, hayatimiza bir hareket geliyor misafir gelince. Cok sukur arkadaslarimiz da bizi yalniz birakmiyor. Bu defa biraz yogun zamanimiza denk geldi misafirlerimiz yeterince hazirlanamadik ama olsun bu plan yapmama engel degil :) O yuzden ne yemek yapsak nereye gitsek diye planlara bakiyorum.

Bu aralar ben, kiyafet dolaplarimi temizlemek icin guc toplamaya calisiyorum. Kisliklari gecen aksam bir gayret kaldirdik Ozanla. Evet yeni kaldirabildik daha :) Ve yeniden ne kadar cok, ne kadar luzumsuz esyalarimiz oldugunu gorduk. Simdi bir vakit yaratip eleyesimiz var bir kismini.  Ama ne zaman? Zamani belli degil ama yine de planlar yapiyorum ve o planlari gerceklestirecek gucumun gelmesini ekliyorum.

Bu aralar ben, calismaya calisiyorum. Bir sure dinlenmeye ihtiyacim var farkindayim. O yuzden yavas yavas mailleri okumaya cabaliyorum. Ben yavas yavas diye planlasam da is hayati hizla akip gidiyor farkindayim. Okunmayi bekleyen mail sayisi gun be gun, saat be saat artiyor. O yuzden bir an once toparlanmaya calisiyorum.

Bu aralar ben, blog okuyorum. Her firsatta, hatta firsat yaratarak, hatta dur ben su saatlerde blog okuyayim diye planlar yaparak. Blog gundemi, Turkiye gundeminden hizli degisiyor vallaha :) Neler kacirmisim, neler! Elimden geldigince gundemi yakalamaya calisiyorum :)

Bu aralar ben, Ozanla birikmis dizilerimizi bitirmeye calisiyorum. Aliyoruz elimize soguk kolalari, biralari kuruluyoruz koltugumuza. Camlar acik, hava sicak... Karsimizda Behzat C, Dr. House... Keyif diye buna denir iste! :) Ozlemisim... O yuzden evimizin keyfine varmaya calisiyorum. 

Bu aralar ben, camasir yikiyorum. Makina makina. Ben getirdim, Ozan getirdi. Yiginla camasir var simdi evde. Renkliler, beyazlar, hasssaslar, daha da hassaslar... Kume kume yikanmayi bekliyorlar. Hic zorlamiyorum kendimi aklima geldikce gidip makinayi calistiriyorum. Yikamasi tamam da yikananlari toplamayi hic sevmiyorum :)

Bu aralar ben, haftalardir elimde olan kitabi bitirmeye calisiyorum. Guya ucakta okuyacaktim. Guya Amerikada bitirecektim. Ikisini de yapamadim :) Olsun boyle daha guzel oldu. Simdi rahat rahat okurum. Oyle elime alip kitabimi son sayfalara dalip gidiyorum. Tam bu sefer bitirecegim derken bakiyorum uykuya dalip gidiyorum :)

Bu aralar ben galiba ozetle normale, normalime, normalimize donmeye calisiyorum :) 
Size de cok guzel bir haftasonu diliyorum :)

5 Temmuz 2012 Perşembe

New York, New York

Oraya kadar gitmisken, hele de cok yakin bir arkadsim New York'ta yasiyorken, tum yorgunluga ragmen biraz New York keyfi yapmadan donmek olmazdi. 
Her ne kadar toplantilar bitip son is arkadaslarimizi da havalanina ugurladiktan sonra kendimi yerimden kalkamayacak kadar yorgun hissetmis olsam da New York'ta gezmeme bu yorgunluk engel olmazdi. 
Olamadi da :) 
Bu benim New York'a ikinci gidisimdi aslindi. Ilki gecen yil Mart ayi. 
Ve bu iki gezinin sonunda ben sunlari anladim...


New York benim icin kalabalik demek... 
Oyle ki yollarda bir insan seli akiyor sanki. Hollanda'dan sonra bana cok kalabalik gelen bir insan seli. 
Restotanlar, sokaklar, parklar, dukkanlar... 
Her yer ama her yer kalabalik. Her yer ama her yer igne atsan yere atmayacak halde. 
Her ne kadar bu kalabalik insana bir noktadan sonra gina getirse de sehri canli kilan da bu insanlar aslinda. 
O yuzden ben New York'u kalabaligiyla seviyorum...


New York benim icin yemek-yemek-daha cok yemek-demek... 
Bana sorarsaniz restoranlarda bir kisilik siparis verip iki kisi yemek lazim. 
Onlar nasil buyuk porsiyonlar! 
Bitmiyor, bitirilemiyorlar. 
Her ne kadar yasayanlar "yemek lazim bunca yuruyorsun" dese de bu buyuk porsiyonlar da benim gozumde sonsuz tuketimin basrol oyuncularindan. 
O yuzden ben New York'un yemek-yemek-daha cok yemek- kismini sevmiyorum :)


New York benim icin sicak demek... 
Gecen sefer Mart ayinda gitmis olmama ragmen buralara ragmen nispeten sicakti New York. 
Gunesi ile yuzumu guldurmustu. 
Bu sefer 37-38 gosteren derecelerle cok sicak da dedirtti. 
Sikayetim yok. 
Her ne kadar yasayanlar sen bir de kisin sogugunu gor dese de; gormedim bilmiyorum. 
O yuzden ben New York'u sicagiyla seviyorum :)


New York benim icin AC, yani klima demek... 
Ben bu amerikalilarin klima duskunlugunun boyutunu anlamadim, anlayamadim. Tamam hava cok sicak. Tamam insan bulundugu yer serin olsun istiyor diyelim. 
Ama niye insanin kanini donduracak dereceye getiriliyor ki bu klimalar? 
Bir odanin sicakligi niye 14-16 derece arasinda tutuluyor, niye donduruluyor ki insanlar. Gittigimiz kapali mekanlarin tumunde donduk! 
Hayir iceride o kadar donunca disarisi da daha sicak geliyor. Ayrica o klimalarin motorlari da sokaklari daha sicak yapiyor. Yok yok ben anlamadim bu klima isini. 
Her ne kadar yasayanlar klimasiz mahvolursun burada dese de benim gozumde sonsuz tuketimin bas rol oyuncularindan biri oldu. 
O yuzden ben New York'un klimalarini sevmiyorum :)


New York benim icin gokdelenler demek... 
New Jersey tarafindan ya da nehirin ustunden tum hasmetiyle gorunen gokdelenler. 
Gunesin dogusunu batisini bir solene donusturen gokdelenler. 
Simdi o gokdelenlerin arasina Ikiz kulelerin yerine dikilen yeni bir gokdelen daha katiliyor. 
Her ne kadar bu gokdelenlerin sehri biraz da bogdugu soylense de bence New York'a cok ama cok yakisiyorlar. 
O yuzden ben New York'u gokdelenleriyle seviyorum.


New York benim icin sehire coook yukseklerden bakmak demek... 
Bu sefer cikamadim tepelere ama gecen Martta izledigim enfes goruntuyu simdi bile hatirliyorum. 
Empire State ya da Rockefeller Centerdan bakiliyor sehire. 
Benim tercihim Rockefeller ki Empire State'i de goreyim cikmisken. 
Her ne kadar bunca bina yapilir mi kucucuk yere diye dusunse de insan tepeden Central Parki gorunce derin bir nefes aliyor. 
O yuzden ben New Yorku tepeden sehire bakabilme firsatiyla seviyorum :)


New York benim icin trafik demek... 
Her gun, her saat, her dakika. 
Hic bitmeyen azalmayan bir trafik. 
Adim adim giden insani mahveden bir trafik.
Her ne kadar gulu seven dikenine katlanir diye dusunmek gerekse de ben bu dikene katlanacak olsam Istanbulumda katlanirim diye dusunuyorum. 
O yuzden New York trafigini sevmiyorum.


New York benim icin Brooklyn koprusunden  gecmek demek... 
Yuruyerek ya da arabayla yeter ki o guzel manzara olsun karsimda. 
Her ne kadar onca kopruye tunele ragmen trafik insani bezdiriyor olsa da o kopruden gorunen manzara unutturuyor kizginligi bir anda. 
O yuzden ben New York'u Brooklyn koprusuyle seviyorum.


New York benim icin elbette alisveris demek... 
Inkar edemeyecegim sadece 3-4 saat olsa da alisveris yaptim:) 
Ama inanin ihtiyacim olan seyleri aldim. 
Zaten baktim cogunu da Ozan'a almisim. Yarabbim ne kadar da dusunceli bir esim :P 
Ama insan biz buralarda ne kadar bosa para harciyoruz demekten kendini alamiyor. Tamam biraz da sansliydim ekstra bir indirim aldim. Ancak yine de kislik bir botu 20 dolara aldigimi soylemeden gecemeyecegim. 
Bu nedir ya! 20 dolara da satilabiliyorsa biz niye burada kaziklaniyoruz?  Iste bu bot giyerim ben bunu kisin :) 
Her ne kadar bu uygun fiyatlar insani almaya daha cok almaya sevkediyor olsa da ihtiyacim olan birseyi cok ucuza aldim diye seviniyorum.  
O yuzden itiraf ediyorum ben New Yorku alisverisiyle seviyorum :)


New York benim icin insani delirten taksi soforleri demek... 
Bir sehrin butun taksi soforleri sinir bozabilir mi acaba? 
Bozarmis, ogrendim. 
Surekli bir pazarlik, surekli bir insan kaziklama hali, surekli bir ah ne koparsam kardir dusuncesi. 
Gozunu sevdigimin Hollandasi acarlar taksimetreyi odersin yazani, ayrica yolda olur olmadik sorularla rahatsiz da etmezler insani. 
Elimden geldigince toplu tasima kullandim ama toplu tasimanin olmadigi yer oyle cok ki!
Her ne kadar ee firsatlar ulkesi olacak bu kadar diye dusunmek gerekiyor olsa da yok bana fenalik geldi taksicilerden. 
O yuzden ben New York'un taksicilerini sevmiyorum.


New York benim icin doya doya gezememis olsam da Central Park demek... 
Sehrin gobeginde bir vaha, onca gokdelenin arasinda bir cennet . 
Insan bir kac gun seve seve dolasir icerisinde. 
Her ne kadar istedigim gibi gezememis olsam da kendisini bu da yeniden gitmeye bahane olsun diye avutuyorum kendimi :) 
O yuzden ben New York'u Central Parkiyla seviyorum.  


New York benim icin Down Town demek... 
Uce ayrilmis bir adacik aslinda New York. Uptown, MidTown,DownTown. 
Bir zamanlar buyuk olaylarin, kavgalarin yasandigi MidTown zamanla renkledirilerek guya huzura kavusturulmus. 
Bilinen butun buyuk binalar Midtwon'da. Ama benim gonlum de aklimda duzenli mahalleleri, harika cafeleri, guzel evleri ile cazip DownTown'da. 
Zaten bir ben degilim boyle dusunen o yuzden sanirim en yuksek kiralar da DownTown'da. 
Her ne kadar studyo daireleri bile bes alti bin gibi rakamlara kiralayarak gozlerimi yerinden firlatmis olsa da bence Down Town sehri cok guzellestiriyor. 
O yuzden ben New York'u Down Townuyla seviyorum.


New York benim icin yillarca gocmenleri heybetiyle karsilamis Ozgurluk Aniti ve gocmenlerin ilk duragi olmus Ellis Adasi demek... 
Gercekten etkileyici!
Her ne kadar kisacik gezime bu turu sigdirmak benim icin biraz zor olsa da, oraya gidebildigim icin cok mutluyum. 
Beni cok etkileyen o kisa geziyi firsatim olursa uzun uzun yazmak istiyorum. 
O yuzden ben New York'u Ozgurluk Aniti ve Ellis Adasiyla seviyorum :)


Ama elbette en onemlisi...
New York benim icin once is arkadaslarimla sonra taa universite yillarindan cok eski bir arkadasimla uzun zaman sonra guzel guzel vakit gecirmek demek... 
Zaten gidilen yeri guzel kilan da orada yasanilan guzel anilar degil mi? 
O yuzden ben New York'u en cok aklimdaki guzel anilariyla seviyorum...

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Bugun de bunu cok sevdim... Agac

Neden bilmem bugun de bunu sevdim...


Cocuklugun verdigi cesareti hic kaybetmesek keske...
Bir de...
Nasil guzel gozleri var bu yavrucugun :)
Sanirim ben bu videoda en cok onun o guzel gozlerine bayildim :)

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Dondum...


Uzun bir aradan sonra dondum...
Aslinda oralardan da yazarim diyordum, bu sefer blogumdan kopmam diyordum ama gunlerin bu kadar yogun ve yorucu gececegini tahmin etmemistim. 
Neyse gecti, bitti, artik geri dondum.
Buralardan uzakken, evimden de uzaktaydim.
Cok uzakta...
Taa New York'ta idim bu zaman zarfinda...
Yine is icin...
Ama bu seferki gezi biraz daha farkliydi benim icin, biraz daha heyecanli...
Neden mi?

Bundan tam uc ay once mudurum bana bir mail atti. Ozetle diyordu ki.... 
Gulcin ekip icin global bir toplanti duzenlemeyi dusunuyoruz. Bir araya gelelim, birlikte vakit gecirelim. eglenelim, egitimler yapalim, presentasyonlar yapalim, takim olarak birlikte bir arada bir kac gun calisalim. Ve dusunduk, acaba organizasyonun icerik kisimini sen mi yonetsen diyoruz; biliyoruz yogunsun bu da isinin ustune bir is olacak ama ne dersin? 
Baktim kaldim maile. 
Ve yillar oncesine gittim....

Universitedeydik o zamanlar. Dansla muzikle dolduruyorduk yillarimizi. 
Butun yil calisip, yil sonunda da gosteriler cikariyorduk. 
A'dan Z'ye bir gosterinin cikmasi icin gereken ne varsa herseyin de kendimiz pesinde kosuyorduk. 
O yillarda organizasyonlarla ben de ilgilenirdim. 
Farkli islere bakacak kucuk guruplar kurar sonra kosar duruduk. 
 Nasil severdim organizayon isini. 
 Ogrenci insan 7de 8 de kalkar mi? 
Ben kalkardim once idari isleri halletmeye, sonra derslere, sonra calismaya. 
Sikayet hic etmedim. 
Bildiginiz mutluydum. 

Iste o maile bakarken bunlar gecti aklimdan... 
Hayat ne garip dedim bak neler cikariyor insanin karsina... 
Ama hemen evet diyemedim.
Cunku korktum...
Islerimin yogunlugundan, becerememekten, basaramamaktan degil...
Ben beceremeyecek gibi olursam bir baskasi devralir elbette bir sekilde hazirlanir o organizasyon.
Ben, icimde besledigim umudu kaybetmekten, bak al yaptin iste becermedin demek ki o isten sana hayir yokmus, benim de sevdigim bir is var ki diye dusunmekten vazgec! noktasina gelmekten korktum. 
cok korktum...  

Ozan cesaret verdi, Uruniko hadi be Gulcin dedi, Gonjam GB yapma tam senlik is be bu dedi...
Ben dusundum dusundum...
Evet dedim yaparim...
Sarpa sarmis projelerime, okunmamis onlarca mailime ragmen bir cesaretle 
evet dedim yaparim

Iste bu yuzden son uc aydir bu kadar yogundum. 
Bir yandan hakikaten bu ara cok yogunlasan projeler, bir yandan da organizasyon olunca iste bu yuzden cok cok calisir oldum.
Bir de benim ekibimin hepsi ayri bir ulkede ayri bir saat diliminde olunca gecemi gunduzumu de ayiramaz oldum :) 
Sabahlar hindistanla baslayip, aksamlar Brezilya ile bitince bazi gunler 18 saate yakin calisir oldum.
Nelerle ugrastik bir bilseniz.
Makarna sosu bile sectim diyeyim gerisini siz dusunun :)
Simdi dusununce halimizi hakikaten guluyorum :)

Oyle boyle...
Geldik yolun sonuna...
Hazirligi 3 ay, kendisi 3 gunluk uzun bir maratondu bizimkisi.
Dunyanin dort bir yanindan gelmis 100'e yakin insanin bir arada oldugu uzun bir maraton. 
30'dan fazla ayri toplantinin, egitimin, prezentasyonun planlandigi hazirlandigi uzun bir maraton.
Cok calistik, cok yorulduk...

ama bitti...
hem de cok sukur ki guzel bitti.
ustelik bugun bir sey daha bitiyor:
Ozan'in Hollandada'dan uzak gunleri 
Iste boylece bir donemin daha sonu geldi...
Evet Gulcin de habire yazip durarak kafanizi sisirmek uzere geri geldi :)



22 Haziran 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim :) Ask...

Universite zamani tanismistim Piyale Madra'nin cizimleriyle. 
Severdim...
Hala da severim...
Bugun de bunu cok sevdim :)


e herkesin ask yazilisi kendine :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails