12 Haziran 2012 Salı

Ic dokme...

Gunaydin,
Cok zor uyandigim hatta sanirim beynimin icinde hala uyanamadigim bir gunun sabahinda mailller beni, isler kendime gelmemi beklerken ben bugun sadece blog yazmak istiyorum. 
Oyle bir gun olsun ki...
Yazayim, okuyayim, elime bir cay alip, disaridan gelen yagmur sesine kulak kesileyim. 
Gozlerimi gokyuzune dikip uzun uzun yagmuru seyredeyim.
Yagmur damlalari vursun cama ben damlalarin camdan asagiya kayisini sukunetle izleyeyim. 
Her damlanin nasil olup da camda kendine farkli bir yol cizdigine, yillardir bunu izlemezmis gibi sasirayim. 
Hatta biraz da muzik dinleyeyim. 
Bir parcayi dinlerken baskasi geliversin aklima, heyecanla onu arayayim, bulup kucuk sevincler yasayayim... 
Oyle bir gun olsun ki...
Sakin, sessiz, dingin, hareketsiz...
Oyle iste... 
Olacak, o da olacak da bugun degil...
cok hem de cok yakinda olacak ama...
demedi deme :) 
Simdilik biraz sabir daha...

Bak yine ayni sey oldu.
Yazinca, paylasinca, icimi dokunce bir rahatliyorum, seviniyorum, hatta enerjik bile oluyorum.
Simdi itiraf etmek gerekirse
enerji kismi kahveyle alakali olabilir :)
Eskiden hic kahve icmezdim ben biliyor musun?
Onunla ilgili hikayeleri baska bir zaman anlatirim ama bu ara boyle biraz kahvede lazim bana. 
Gecen gun Oxford'ta soyle bir magnet gordum:


Diyor ki:
Kahve ic
Aptalca seyleri daha hizli ve daha cok enerjiyle yap...

Dogru vallahi dogru :)
Test ettim onayladim!
Dun sanirim biraz dozu kacmis kahvenin baya aptalca seyleri baya enerjik yaptim ben mesela :)
En iyisi bugun onlari bir gozden gecireyim :)

Ben aslinda kahveden olabildigince uzak durmak istiyorum.
Neden bilmiyorum aslinda bu takintim ama bir nevi ilac gibi benim icin kendisi.
Ne kadar az icersem o kadar seviniyorum bir sekilde :)
Hala anneannemin cocuklar kahve icmez kararirsin sozune takili kaldiysam kendime sunu soylemek isterim ki artik hakikaten cocuk degilim:) 
Bir de  bu yastan sonra daha da kararma ihtimalim baya dusuktur sanirim:)
Ozan da bir makale okumus gecenlerde, diyormus ki kahve icmek yerine sinav cekin ayni enerji seviyesine ulasirsiniz. 
Oldu :)
Evet ulasiriz da kahve icerken bir keyif, sinav cekerken bin eziyet onu ne yapacagiz?
Bir de bir an kendimi ofis haliyle, ofisin ortasinda sinav cekerken dusundum de :)
Yok olmadi!
Bana da bak sanki spor kiyafetleriyle, spor salonunda harika sinav cekiyorum ya 
bir sorun ofiste olmam :)
Yok yok bana sinavdan hayir yok.
Iyisi mi ben kahvemi bitirip isime doneyim.
Sana da sabah sabah beni dinledigin icin tesekkur ederim :)

11 Haziran 2012 Pazartesi

Gulcin Ingiltere'den bildiriyor... Cotswolds


Bir gun yolunuz Oxford taraflarina duserse 
ugramadan donmeyin bence. 
Biz ba-yil-dik!

Ozan’in bir sure icin Oxford'a gidecegi belli olunca soyle ustunkoru bakmistik oralarda ne yapilir diye. Nereye baksak Cotswold turu yapin diyordu. Ustune bir de yillardir gormedigim bir arkadasimla Oxford’ta karsilastigimizda (evet hayat guzel tesaduflerle doluJ) o da bize mutlaka Cotswold turuna gidin diye onerince tamam dedik Ozanla bu tur yapilmali.

Rafadan Kafadan’i aldatmis sayilmamak umuduyla kucuk bir araba kiraladik kendimize. Benim icin hava hos da ters trafikte araba kullanacak Ozan buna nasil cesaret etti bilmiyorum. Iyi de idare etti hani. Ee ne de olsa kucuk hanimin soforu J (babam duymasin! cok kiziyor ben Ozan’a boyle diyince J)

Ciktik yola... Actik muzigimizi, basladik yollarda dolanmaya... Cotswold kocaman bir bolge. Icinde irili ufakli pek cok koy ve kasaba var. Hani hepsini gezmeye kalksa insan haftalarini alabilir bu gezi. Gerci vakit olsa ne de keyifli olur o gezi. Bizim haftalarimiz yoktu elbette. O yuzden, biz turist ofisinin yaptigi tur rotasini biraz degistirerek takip ettik. Evet evet kopya cektik J 


Cotswold bolgesi haritalarda bile “olaganustu doga guzellikleri tasir” diye isaretlenmis. Daha bolgeye girere girmez karsilastigimiz goruntulerle haksiz degillermis hakikaten olaganustu burasi dedik durduk.  Hemen hemen gectigimiz her yol koyunlarla doluydu. Onlarca koyun yemyesil cayirlara yayilmis. Tahminimce Ingiltere halkinin et ihtiyacinin buyuk bir cogunlugu buradan karsilaniyor olabilir. Ama emin de degilim. Hollanda'da mesela koyun eti cok tercih edilen bir et degil. O yuzden koyunlar genelde yunleri icin besleniyor. Boyle tiknaz kocaman yunlu inanilmaz sirin hayvanlar var Hollanda'da. Buradakileri de onlara benzettim. Bunlar da yunleri icin mi besleniyor acaba?


Koyunlarin otladigi yemyesil alanlara kocaman gelincik tarlalari, papatya tarlalari ve daha ismini bilmedigim nice guzel cicek tarlalari eslik ediyordu. Gecilen yollar boyle ciceklerle bezenmis olunca da arabanin camlarini acinca iceri dolan mis gibi cicek kokusu yolculuga esliklik etti, ve bu bence cok guzel oldu. Melange soyle bir yazi yazmisti bir zaman. Diyordu ki; bazi yolculuklarda gidilen, varilan yer degil yolun kendisi keyiftir. Ne guzel bir yaziydi... Iste tam da oyle hissettik Cotswold’ta. Gidilen yerler guzel evet. Hatta cok guzeller. Ama yollar... Esas guzel olan yollar bence. O yuzden belki de bizim yolcugumuzda da yollar en cok aklimizda kalan oldu...


Cotswolda’a dair birseyler yazarken cottagelardan bahsetmemek olmaz sanirim. Cottage yani bu sari tasli, muhtesem bahceli evler bu bolgenin en fazla fotograflanan guzellikleri arasinda. Yanyana dizilmis bu sari tasli evler, muhtesem dogaya ev sahiplerinin emekleri ile renklenmis bahceleriyle eslik edip Costwold'un guzel kasabalarini olusturuyorlar ve her yil binlerce turisti buraya cekiyorlar. Yani dusunursek evet doga harika! Ama burada gorulmeye gelinen seyler dogaya sahane bir bicimde uyum saglamis evler de aslinda





Benim Cotswold’da en sevdigim seylerden biri her cottagein bir isminin olmasi oldu. Minnacik arabalarini bile Rafadan Kafadan diye cagiran bir cift olarak bizim bunu sevmemiz dusunulemezdi aslinda J Hakikaten oyle cok severim ki evlere isim verilmesini. Onlar da sanki isimleriyle kisilik kazaniyor boyle olunca. Falancanin evi degiller yani bir bir isimleri var burada. 
Mesela bu 
Hill View Cottage 

bu da
Palmrose Cottage

Tanistigimiza memnun oldum J

Gidecek olanlar icin bilmek isterseniz elbette, biz soyle bir rota izledik o gun:


Gittigimiz yerlerin hepsini ayni derecede begendik mi? 
Hayir. 
En cok sevdikleriniz hangisi derseniz... 
cevabim: 
Burford... 
Ozlellikle burada Huffkins diye bir kafe var, ev yapimi ekmeklerin taze tereyagi ile sunuldugu cok guzel bir yer. Kesinlikle tavsiye ederiz.


Bourton on the water
Suyun kenarina kurulmus sirin mi sirin bir kasaba. 
Minicik, cok sevimli...


Upper Slaughter 
Haritada oyle minnacik gorunen ama gezmeye doyum olmayan bir kasaba.


ve 
Lower Slaughter
Upper Slaughterdan akan dere burada bir degirmenle bulusuyor. 
Ve degirmenin basinda minik bir lokanta bir de rengarenk cok guzel bir dukkan. 
Yemekler ahim sahim degil ama manzara sahane.
Bence bu rotada bir cay icmelik cok guzel bir mola...


Hemen bu sirin evin kosesini donunce degirmen :)
ve bu da degirmenin yanindaki bence cok sirin dukkan :)


Cok sevmediklerimiz, hani buraya kadar gelinmese de olurmus ya da bir daha olursa buralara gelmeyiz dediklerimiz ise
Stow on the Wold 
ve 
Broadway 
Neyseki bu sahane eski arabalar vardi da orada onlari izleyerek cok degisik bir aksamustu gecirdik.


Yani belki de bu kadar genis bir daire cizilmeyip ilk ugranan kasabalarda daha uzun vakit de gecirilebilir. 


Ne uzun yazdim yine. 
Ama oyle sevdim ki oralari. 
Dogayi seviyorsaniz, boyle kucuk kasabalari gezmekten mutlu oluyorsaniz Cotswold sizi hayal kirikligina ugratmayacak bir yer.
Giderseniz eger, 
bizim icin de cicek kokulari icinde derin bir nefes alin olur mu? :)

8 Haziran 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Surprizli :)


Bir Oxford gununde, 
hava yagmura donmusken 
ve 
biz israrla botanik bahcesini gezmeye calisirken 
cikti bu guzel agac ve cicekleri karsimiza

Narin, zarif, renkli...
hava nasil olursa olsun sen umutlu ol diyor sanki...
bir de en onemlisi bence cok surprizli :)
bizim de haftasonlarimiz oyle renkli, umutlu olsun iyi mi?


7 Haziran 2012 Perşembe

Mail imzalari

Bu ara, deli gibi calisiyorum vakit kalirsa da gezmeye ugrasiyorum bir de kendimi oyle yoruyorum :)
Dolayisiyla ya gezi yazisi yaziyorum ya da yazarken bile is hayatina gomulup kaliyorum. Aslinda gezi yazisi yazacaktim ama fotograf sececek duzenleyecek vaktim olmadi. 
Hay bin kunduz! 
Neyse ne yapalim idare ediverin beni bu aralar boyle olsun :)


Gun boyu is yerinde onlarca mail geliyor gidiyor. Bazi mailer dikkatimi digerlerinden daha fazla cekiyor. Niye mi? Cunku maillerdeki imzalar mailin iceriginden uzun oluyor. Bakiyorum bu kadar uzun imzada neler yaziyordur diye; yok ne yapsam cogunu aklim almiyor :)

Isim - soyad - telefon numaralarina diyecek sozum yok. Aslinda var cunku sirket maillerinde gonderenin ismine cift tiklarsan telefonu cikiyor zaten. Orayi guncel tutsak olmaz mi? Bence olur. Ama tamam onlara sozum yok ise yariyor :)

Ya adrese ne demeli? Sirket disindan birine mail gonderirken adres yazmayi anladim diyelim, ki aslinda onu bile anlamiyorum. Her gun mektup mu gonderiyor insanlar bize? Ne yapacaklar ofisin adresini ki? Tamam belki sirket icinde bizi bulmalari icin iyi olabilir diyelim masa numarasi falan yazilirsa ama bakiyorum maillere posta kodundan postbox adresine kadar her sey var. Gorunce adresleri cok mektup falan gonderesim geliyor, bir gun tutamayacagim kendimi diye korkuyorum vallaha :)

Ama bence bu imzalarda en ilginc seylerden biri faks numarasi. Vallahi yazan var. Tamam eskiden faks kullaniliyormus hala bazi isler icin kullaniliyor olabilir ama benim mail aldigim insanlara faks gelmesi mumkun degil. Ancak sabah programlarina giden kiyafetin coook guzel faksi gonderilebilir bizim sirkette. Cunku her maili bin kere kilitleyerek yolluyoruz. E maile bunca guvenlik onlemi aliniyorken ofisin neresinde oldugu bile belli olmayan faksa bir sey gonderen olur mu acaba? 

Bir de departman ismlerini cok seviyorum. Departman ismi bakanlik isimlerinden uzun olanlar var ki bazi yazdiklari departmanlarin biraksalar dunyayi kurtaracaklari bile dusunulebilir, o kadar havalilar. Bu departman isimlerini yaratanlarin yaraticiligini takdir ediyorum hakikaten. Ama en cok bu uzun imzalari yaratma sabrini gosterenleri takdir ediyorum. Mesela bu benim asla sabir gosterecegim bir konu degil dolayisiyla benim maillerim sirket icindeyse sadece ismimle suslenerek ulasiyorlar gidecekleri yere. Ha diyelim baska bir sirkete mail atmam gerekti ismime bir de telefonum ekleniyor o kadar. Gerisi lazim olursa sorarlar heralde :)
  
Mail imzalari konusundaki sinirsiz ve gereksiz soylenmelerimi bitirmeden bugun bunlari yazmama sebep olan animasyonlu mail imzasina ve o imzayi hazirlayacak vakti ve sabri olan is arkadasima saygilarimi gondermek istiyorum: maili bir actim asagida bir animasyon, imzanin her bir satiri yavas yavas asagida beliriyor. Bir sonra ne gelecek, acaba bu ne zaman bitecek diye bakmaktan maili okuyamadim bile :) 

Tamam yeterince soylendim rahatladim ben artik isime geri donuyorum :)

Sevgiler
Gulcince Gulcin
Bloggger

havali oldu bence :)

1 Haziran 2012 Cuma

Cigrindan cikmis is hayati

Gercekten bu aralar islerin cigrindan ciktigini dusunuyorum
fazla soze gerek yok aslinda
iste tam da bu halde calisiyorum son zamanlarda


kos.. kos.. kos...
konus... konus... konus...
calis... calis... calis...

bu bir sikayet yazisi mi?
yok degil gercekten
ama sadece halimi paylasayim istedim
bir de hani eskisi gibi blog okuyamiyorum, yorum yapamiyorum ya
iste bu yuzden demek istedim
yakinda cok yakinda duzelecek ama
yani umuyorum :)
ve ben de eski duzenime geri donecegim
yani umuyorum :)
hatta arada biraz dinlenme firsati da bulacagim
yani umuyorum :)
ozellikle bu dinlenmeye cok ihtiyacim var!

Madem yogunsun her gun niye yazip duruyorsun da diyebilirsiniz tabi zira bu ara baya yazmisim
ama bir de yazmazsam patlayabilirim! 
gercekten!
bir de aksamlari yalnizim ya o zaman yaziyorum :)
yani yazamamaktan degil de okuyamamaktan yana muzdaribim :)
ben yine ise donuyorum ve okuyamadigim canim bloglarimi size emanet ediyorum :)


Bir de cok guzel bir haftasonu olsun diyorum :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails