1 Haziran 2012 Cuma

Cigrindan cikmis is hayati

Gercekten bu aralar islerin cigrindan ciktigini dusunuyorum
fazla soze gerek yok aslinda
iste tam da bu halde calisiyorum son zamanlarda


kos.. kos.. kos...
konus... konus... konus...
calis... calis... calis...

bu bir sikayet yazisi mi?
yok degil gercekten
ama sadece halimi paylasayim istedim
bir de hani eskisi gibi blog okuyamiyorum, yorum yapamiyorum ya
iste bu yuzden demek istedim
yakinda cok yakinda duzelecek ama
yani umuyorum :)
ve ben de eski duzenime geri donecegim
yani umuyorum :)
hatta arada biraz dinlenme firsati da bulacagim
yani umuyorum :)
ozellikle bu dinlenmeye cok ihtiyacim var!

Madem yogunsun her gun niye yazip duruyorsun da diyebilirsiniz tabi zira bu ara baya yazmisim
ama bir de yazmazsam patlayabilirim! 
gercekten!
bir de aksamlari yalnizim ya o zaman yaziyorum :)
yani yazamamaktan degil de okuyamamaktan yana muzdaribim :)
ben yine ise donuyorum ve okuyamadigim canim bloglarimi size emanet ediyorum :)


Bir de cok guzel bir haftasonu olsun diyorum :)

31 Mayıs 2012 Perşembe

Bu yolun sonu nereye gidiyor?

Ne garip seyler oluyor, ne garip seyler konusuluyor bugunlerde Turkiye'de. Bazen gercekten kafami deve kusu gibi kuma gomesim ve soylenenlerin hicbirini duymayasim geliyor. Biz duymayinca soylenenler hic agizdan cikmamis olsa keske. Mesela su son gunlerde nedense cogunlukla erkekler tarafindan tartisilan kadinlara ait konular gibi. Kurtaj ve sezeryan. Hani birinin sadece annenin basina kotu bir sey gelirse mesru oldugu ama ona bile gerek olmadigi soylenilen konu. Bu konunun sadece tecavuz cercevesine tasinmaya calisilip kadinin bedeni ustundeki soz hakkinin sadece kadina ait olmasi gerektigi gerceginin tartismanin merkezinden kaydirilmasini da aklim almiyor alamiyor.

Bu durumda e ama sezeryana yonlendirilmesin insanlar denilebilir. Yonlendirilmesin tabi ki. Zorla kurtaja suruklenen kadinlar da var onlarin onune gecilebilir denilebilir. Hicbir kadin yasamak istemedigi bir seye zorlanmasin tabi ki. Ama bunlara ulasmak icin izlenmesi gereken yol bu mudur? Kadinin bedeni ustundeki soz hakkini hice saymak midir? Yasaklar getirmek midir? Gundemi degistirmek icin boyle hassas bir meseleyi kullanmak midir? Ve en onemlisi bunun bir sonraki adimi nedir? Iste beni en cok uzen de bu, gercekten ciddi ciddi dusunuyorum bu yolun sonu nereye gidiyor?

Bunlar planli hareketler elbette. Simdi bu konuyla baska konular kapatilacak. Gundem karisacak. Sonra bu konu akillarimizin bir yerinde kalacak ve ne yazik ki normallessecek. Sonra belki biraz hafifletilmis bicimiyle yeniden ortaya cikacak. Hep boyle olmadi mi bugune kadar hatirlasak ya? Bu normallesecek bir konu mu demeyin. Normallestirirler. Dizilerle tecavuzu normallestirmis bir ulkede yasiyoruz biz. Artik tecavuzcusune asik olmasi bile normale yakin  degil mi kadinlarin? Elbette degil dediginizi duyar gibiyim. Bizim icin elbette degil, peki ya baskalari icin?

Hayatta en feci seylerden biridir bence normallesmesi bazi konularin. Mesela kadin cinayetlerinin, mesela genc olumlerinin, mesela kadina siddetin. Evet karsiyiz hepimiz bunlara ama 3. sayfa haberi olmaktan oteye gidebiliyorlar mi bu haberler gunumuzde? Birincil derecede yakinimizda degilse ya da gundeme getirilmezse yeterince vurucu etkiyi yapiyor mu ustumuzde? Ya da bir gunde sadece bir kisacik gunde mansetlere tasinmamis kac kadin dovuluyor, kac kadin tecavuze ugruyor, kac cocuk iskence goruyor, kac cocuk calistiriliyor, dilendiriliyor, kac genc erkek hayata gozlerini yumuyor, kac ailenin ocagina ates dusuyor... Liste uzayip gidiyor. Ve evet planli bir politikayla hersey normallestiriliyor. 

Yapilan arastirmalar acik ve net. Insan haklari ihlallerinde, 5 yas alti cocuk olumlerinde Turkiye Avrupa'da lider, dunyada ust siralarda. Yani yasayan insanlarimizin hakkini savunabilmek icin gidilecek cok yol var onumuzde. 

Uluderedeki insanlar; dogmuslardi buyumuslerdi ve oldurulduler. 
Guldunya'yi hatirlariz hepimiz. Dogmustu, buyumustu, bir de anne olmustu. Yasadigi herseye ragmen hayata gulumsemeye calisiyor, yavrusuna sariliyordu. Olduruldu. 
Cihan; dogmustu, buyumustu, okuyordu ailesini de gururlandiriyordu. Pusisiyle eylemlere katildigi gerekcesiyle yillarca hapise mahkum oldu. 
Cayan; dogmustu, buyumustu, ailesini ziyaret ederken bir aile kavgasina karisti. Olayda kullanilan! biber gazi ile astimi tetiklendi oldu. 
Cayanin ailesi; dogmustu buyumustu, ogullarinin acisiyla yurekleri yaniyor isyan ediyorlardi. Ogullarini olduren biber gazi onlari da buldu. 
N.C, hatice, dogan, mustafa, emine... 
liste uzayip gidiyor. 
hepsinin hikayeleri baska ama hepsinin hikayeleri ayni aslinda...

Yani bizim ulkemizde once yasayanlarin en temel hakki olan yasama hakkina dair calismalar gerekiyor. Bunlar bir yanda duruken baska seyleri konusmak cok ama cok abes oluyor. Insanin icinden de biz kadinlarin bedeni ustundeki haklarina dair konusanlara bir cekin gidin demek geliyor. Hani kadinimizi korumak icin yapiyoruz diyorlar ya iste en cirkini de bu oluyor. 

Biz korunmasi gereken canlilar degiliz. 
Biz kimsenin bizim icin bir seyleri dusunmesine de muhtac degiliz. 
Merak etmesinler biz cok sukur kendi bedenimize dair kararlari verebilecek akilda ve gucteyiz! 
Ve bu aklimizla ve gucumuzle sadece gundemi karistirmasinlar ve gercek sorunlarimiza cozum bulsunlar istiyoruz. 
Cok da degil yani istedigimiz, gerisini merak etmesinler biz hallediyoruz!
Gercekten endiseleniyorum; bu yolun sonu nereye gidiyor?

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Gulcin Ingiltere'den bildiriyor... Kurek Yarislari...

Bu haftasonu Oxford kolejleri icin heyecanli bir haftasonu idi cunku bir yil boyunca hazirlanilan kolejler arasi kurek yarislari bu hafta sonu yapiliyordu. 
Tam da Ingiltere'de havanin 28-29 derece oldugu haftasonu. 
Tam da gunesin herkesi sokaklara cagirdigi haftasonu. 
Ama en onemlisi... 
Tam da benim Oxford'ta oldugum haftasonu. 
Bu sonuncusu kurekciler icin ne kadar onemliydi bilmem ama kendilerine oldukca fazla seyirci getiren guzel havadan memnun olduklari kesindi :) 


Guzel havanin da etkisiyle yaris alani oldukca kalabalikti. 
Takimlarda olanlar... 
Takimlari destekleyenler... 
Sadece bu guzel havada cimlerin ve Thames nehrinin keyfini cikarmak isteyenler... 
ve 
Dur gelmisken su yarislar da nasilmis gorelim diyenler yaris alanini doldurmustu. 
Son gurubu yalniz basima temsil ediyor olma ihtimalim yuksek olabilir tabi ama bu noktada bunun bir onemi yok elbette :)
Ben temsiliyetin onemine inanirim temsil eden sayisi muhim degil :)


Benim icin gectigimiz haftasonuna kadar; kurek yarislari Amerikan filmlerinden sahnelerden ibaret bir etkinlikti aslinda. 
Ve o filmlerde yil boyunca yaris icin calisan gurubun icinde mutlaka bir ask ucgeni, mutlaka bir cekememezlik, mutlaka hirs olurdu. 
Yetmezdi filme heyecan katmak icin mutlaka yarisa hile karisir, o hileye ragmen temiz kalplerini bu yarisa vermis genclerimiz yarisi son anda kazanir ve kazanan hep iyilik olurdu. 
Sonra bu iyi yurekli takim doyasina zaferini kutlar, gencler omuzlarda tasinir ve galibiyet mutlulugu cevrelerine yayilirdi. 
Boyleydi filmler benim de aklimda gormeyi planladigim senaryolar, sahneler buna yakindi. 
Izledigimiz hazirliklar da fimlere yakin sahneleri cagristirmiyor degildi hani :)
Ben de heyecanin doruklara cikacagi bir yaris izleyecegime dair umutluydum.



Ama yarislar baslayinca farkettik ki bizim bu hafta sonu izledigimiz yarislar daha once izledigimiz filmlerdeki yarislardan biraz farkliydi.
Bir kere yarisa katilan herkes galibiyet sevinci icindeydi. 
Tamam, birden fazla kategori vardi. 
Tamam erkekler ve kadinlar ayri guruplar halinde yarisiyordu. 
Tamam, bu durumda birden fazla gurubun galibiyet sevinci icinde olmasi dogaldi. 
Ama yarislarda biz nereye baksak sampanya patliyor, nereye baksak insanlar birbirine sariliyor, nereye baksak seyirciler cilginca Oley diye bagiriyor yani her kosede ayri bir galibiyet sevinci coskunca yasaniyordu. 
Suphesiz ki bu iste bir gariplik vardi!
Once vay be cocuklar kazanmayi degil yarismayi onemsiyor demek ki degisik bir kultur dedim. 
Hatta yok baska bir sey olmali diye dusunen Ozani da buna ikna ettim :) 
Sonra isin aslini ogrendik: 
meger hakikaten baska bir sey varmis ve yarisin kurallari farkliymis :)


Meger yilin bu doneminde yapilan yarista (ki yilin degisik donemlerinde degisik yarislar yapiliyormus) amac herkesi geride birakip yarisi en onde bitirmek degilmis. 
Meger kural, tabi ben dogru anladiysam soylemis:
Her takim bir yil once yarisi bitirdikleri siraya gore bu yilki yarisa basliyorlarmis. 
Ve amaclari onlerindeki koleji gecmekmis.
Yani diyelim ben gecen yil 4. basladim ama bu yil gecen yilin 3. kolejini gectim; hoop otomatikman kutlama sebebi oluyormus bu. 
Patlasin sampanyalar, kutlasin kazananalar. 
Ustelik bu durumda ben gelecek yil 3. olarak basliyormusum yarismaya. 
Al sana kutlanacak bir zafer daha :) 
Iste bu kurallata gore kiyasiya yarisan iki takim.
Niye ikiser ikiser bunlar diye dusunuyordum sebebi buymus :)


Ben Ozan'a dedim; 
bunlar yarismiyor, kutlamaya bahane ariyor :) 
Soyle gecsinler hepsi siraya gorelim en iyisi hangisiymis degil mi :)
Ama bir yandan da haklilar, antremanlari genelde sabah 6da falan bsliyormus. 
Tamam simdi hava guzel, tamam simdi insanin hep sokakta su ustunde olasi geliyor da karda kista Ingilterenin gri bulutlari altinda antreman yapmislarsa kutlasin fukaralar :) 
Hadi benden kutlama izni cikti onlara :)
Zaten bana sorarsaniz havanin guzel olmasi bile baslibasina sebep cilginca kutlamalar yapmaya.
Hele gunesin buralardaki son gunlerinin yasandigini da varsayarsak.
Haydi patlasin oyleyse sampanyalar! :)

29 Mayıs 2012 Salı

Tema


Bu aralar soyle bir mail dolasiyor ortalikta:

Tema Vakfından Duyurulmuştur...
Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2012) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün.Üzerine de bir bardak su dökün. Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır.

Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…
Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir !

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.

En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması. Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler...

diyor…

Tema'nin sayfasina baktim hizlica dun. Bu sene boyle bir kampanya goremedim. Belki de ben dogru sekilde bakamadim. 2007'de yapilmis sanirim bu kampanya. Belki de 2012 periyodik olarak en cok yagis alacak yillardan biri degildir. Olabilir. Ama bunun bir onemi var mi? Yok. Kesinlikle yok!

Hatirliyorum da anneannem de babaannem de atmazdi cekirdekleri. Kimi kirilir, kimi kavrulur, kimi bahceye savrulurdu. Hatta biz cocuklar icin cekirdek gommek eglenceli bir oyundu. Sanki her gomdugumuz cekirdek bir agaca donusecek gibi cok yakin gommezdik onlari. Anneannem aralarinda 3 karis birak kizim nefes alabilsin agaclar derdi. Simdi dusunuyorum da belki de en cevreci insanlar o kusakta yasiyordu. Biz cocuklarina, torunlarina ise boyle mailleri takip etmek dustu :(

Belki dogru bu mailde yazilanlar belki degil.
Ama...
Varsin bu mail dogru olmasin. 
Varsin bu yil cok yagis almayacak olsun dunya. 
Varsin oylesine dolasan bir mail olsun bu da. 
Hepsi bir yana. 
Ya bizim gomdugumuz, savurdugumuz, posetlere hapsetmedigimiz cekirdeklerden bazilari tutarda ileride birer kocaman agac olursa?
Bence kesinlikle denemeye deger :)
Hani derler ya..
Ya tutarsa?

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Gulcin Ingiltere'den bildiriyor... Oxford'ta gunler...

Ben buraya geldigimden beri bir haftadan fazla zaman gecti bile. 
Ey zaman nasil da hizla akiyorsun! 
Hafta ici Londra haftasonu Oxford derken gunler yine bir bir gidiyor.
Hollanda'nin bahardaki bir iki resmi tatilini buradaki gunlerime denk getirdigim icin burada oldugum bazi gunler calismiyorum. 
Mesela bugun onlardan biri.
Zaten toplam iki tanelerdi.
Biri gecen hafta biri bu hafta; bitti :)


Ozan calisiyor bugun.
Bense universite hayatinin emareleri ile dolu bu sehirde kendimi ogrencilik yillarima donmus gibi hissediyorum.
Doya doya yasadigim ogrencilik yillarim ah ne guzeldiniz, iyi ki benimdiniz 
ve keske bitmeseydiniz!

Sabaha tatilde olmama ragmen! katilmak zorunda oldugum bir toplanti ile baslamis olsam da ve sabah sabah butce tartismalari yapmak zorunda kalmis olsam da musadenizle bugunun anilarindan toplanti ile ilgili kisimlari silmek istiyorum.
Onun yerine sabah cimlerin ustunde yaptigim kahvaltiyla baslamis sayiyorum kendimi bugune. 
Hava oyle guzel ki su anda burada.
Ayni Istanbulda yasadigimiz guzel baharlar gibi.


Arada esen hafif ruzgar mor salkimlarin kokusunu tasiyor burnuma.
ve ben bazen simdi oldugu gibi bloguma bir seyler yazmak icin kisa surekli ekrana bakiyorum.
bazen kitabima daliyorum. 
bazen sosyal alanlardan tasidigim dergileri yayip cimlerin ustune aralarinda kayboluyorum ve ingiliz basininin bizimkileri aratmayan magazin merakina sasirip kaliyorum. 
bazen de etrafa bakip insanlari, cicekleri izliyorum.

Cikip shri dolasabilir ve biraz da alisveris yapabilirim aslinda
ama yok...
Kolejlerin sinirlarindan cikip sehrin kalabaligina karismayi hic istemiyorum galiba.
Ben burada cimlerin ustunde kitabim, dergilerim ve aklimdan gecen yazmak istediklerimle sakin cok sakin, telassiz bir gun gecirmek istiyorum.
Is yerinde gecen kosturmacali gunlere inat...
Bu hafta yasanacagini bildigim cok stresli gunlere inat...
Bakin iste saat 3 olmus bile.
Is guc bu aralar oldukca zor, hatta bugun biraz calissam da cok iyi olur ama an itibariyle bunlari dusunmeyi de reddediyorum ve bilgisayarimi da kapatip musadenizle kendimi gunesin sefkatli kollarina kendimi birakliyorum.
Yasanacak ne varsa nasilsa onumuzdeki gunlerde yasanacak...


Bir de elbette...
size de cok guzel bir hafta diliyorum :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails