25 Mayıs 2012 Cuma

Bir gun de bunu cok sevmistim

Bazen boyle oluyor. 
Bir bakiyorsun aklindan gecen basina gelmis. 
Bazen iyi, bazen kotu.
 Bazen mutlu edici, bazen dusundurucu. 
Oyle, bakiyorsun hayat sana bir surpriz yapiveriyor. 
Neresinden baksan sasirtici...


Demistim ya aslinda biraz da is icin buradayim.
O yuzden hafta ici Londra'da oluyorum ve oradaki ofisimizden calisiyorum.
Sanirsiniz butun Avrupa bu ara Londra'da.

Sokaklar tiklim tiklim.
Metrolarda insanlar birbirinin ustune cikarak ancak metroya sigabiliyor.
ve evet bu tiklim tikis metro yolculuklarini hic sevmiyorum!
Yollarda arabalarin arasindan suzulerek yuruyebiliyorsunuz.
Zaten trafik ters nereden araba cikacak kafam karisiyor 
bir de trafik tam oluyor :)
Yaklasan olimpiyatlar, tenis turnuvasi, rugby maclari derken turistler de akin akin Londra'ya geliyor.
Bir de ustune hava 27-28 derece olunca (ki bundan sikayetim asla yok) evinde oturan da yok.
Dolayisiyla sehir tabiri caizse kalabaliktan yikiliyor :)



Oteller de bu kalabaliktan nasibini almis tabi. 
Ne mumkun yer bulmak.
Bana da dediler ki her zaman ki otellerimizde uygun fiyatli yer yokmus, yeni bir otel acilmis bana ancak ondan yer bulabilmisler.
Benim icin hic farketmez epi topu bir iki aksam tapusunu mu alicam.

Aksam ofisten cikarken otele nasil gidecegime bakarken bir de ne goreyim.
Ona sadece 15 dakikalik yurume mesafesinde.
Iste o an icimden bir tesekkur ediverdim hayatin bana surprizine :)



Otele vardigimda aksam sekizdi.
Olsun.
Ben aldim makinami firladim yola.
Biraz kayboldum, biraz dolandim derken Neal's Yard'i buldum :)
Dukkanlar kapaniyordu o yuzden ne Nohut icin bir meyve suyu icebildim ne de dukkanlari gezebildim.

Ben de hazir oraya kadar gitmisken biraz fotograf cekip renklere dalip gideyim istedim.
O yaziya yaptigimiz yorumlari dusunup zaten minnacik bir sokak olan bu renk cumbusunu dolandim durdum.




Guzeldi kesinlikle...
Ama ne bileyim ben orayi gezerken mekanin kendisinden fotografindan etkilendigim kadar etkilenmedim.
Guzel ama ne bileyim oyle vay be! demedim.
Begendim kesinlikle begendim
ama sanirim o ilk fotografi gordugumdeki hislerimi daha cok begendim :)
bir de dusundum de...
Demek ki bazi yerler oyle fotograflarda, hayallerimizde daha guzelmis dedim ...
yani tabi sadece bence boyle dedim :)


Guzel cok guzel haftasonlari olsun hepimize :)
Gunesin piril piril oldugu Ingiltere'den sevgilerimle :)

22 Mayıs 2012 Salı

Gulcin Ingiltere'den bildiriyor... Oxford

Bu sefer Ingiltere semalarinda biraz Oxford'ta biraz Londra'dayiz. 
Yani ozetle cokca yoldayiz :) 
Oxford'a bu ilk gidisim benim. Yillarca okullarda okudugumuz Ingilizce kitaplarinin geldigi bu yeri ilk gorusum. 
Izmir'de sevgi yolunda satilirdi Oxford sozlukler ve ders kitaplari az peslerinde kosmadik zamaninda :) 
Insan kucukken kafasinda herhangi bir seyle ozdeslestirdigi yerleri baska seylerle gormeye, anmaya kolay alisamiyor galiba.  
Oxford mesela sadece ingilizce ogrenilen ogretilen bir yerdi benim aklimda. 
Gercekte oyle mi? 
Yok asla degil....


Yine bilimle, ilimle, ogrenme ve ogretmeyle anmak mumkun muhtemelen bu sehri. Cunku Oxford denilince buradakilerin aklina ilk gelen de Oxford Universitesi oluyor. Sehrin sokaklarina yayilmis 41 ayri kolej de bu universitenin en onemli bilesenleri. Kolejlerin bir kismi halka acik yani turistik amacla da gezilebiliyor. Tabi sadece belirli kisimlari. 




Tum kolejler halka acik olmasa da, acik olanlarin sadece belirli alanlari gezilebiliyor olsa da kolejleri gezmek insanin 2-3 gununu rahatlikla alabilir. Siz varin dusunun sehrin ne kadar buyuk bir kismini kapliyorlar. Biz de firsattan istifade bol bol kolej geziyoruz burada.  


Kolejler yemyesil bahcelere ve bu bahceleri kollarina almiscasina saran saran cok guzel binalara sahipler. Bu kolej binalarinda calisma alanlari, kutuphaneler, hocalarin odalari, yemekhaneler, kutuphane, ogrencilerin yurtlari, bar, televizyon odasi, sohbet odasi gibi sosyal alanlar ve hatta bazen kucuk kiliseler bile bulunuyor. Yani kolej binalari ogrencilere ve hocalara yasamalari icin gereken pek cok seyi bir arada sunuyor. Hani istese insan sehire hic cikmadan burada gunler gecirebilir.


Harry Potter filmindeki okul, buradaki kolejlerden birinden esinlenerek hazirlanmis biliyor musunuz? Ben bilmiyordum gecen hafta sonu ogrendim mutluyum :) Hatta sehirde hangi kolejlerin hangi parcalarinin filmde kullanildigini anlatan ozel bir tur var. Biz cok Harry Potterci degiliz dolayisiyla bizim icin cok ilgi cekici degil bu tur ama tek bir Harry Potter resmi bile gormus birinin bu esinlenmeleri farketmemesi de mumkun degil. 


Sadece binalar degil, kolejlerdeki seramoniler, gunluk hayatin akisi da gordugum ve duydugum kadariyla Harry Potter fimleri gibi :) Yemekhaneler mesela bildiginiz filmlerden firlamis gibi geliyorlar bana. Bu kocaman yemekhanelerde ogrencilere kolejler tarafindan ogle ve aksam yemekleri veriliyor. Buraya kadar tamam. Bizim de bu kadar satafatli olmasa da yemek verilen bir yemekhanemiz vardi cok sukur :) Ama mesela "high table dinner" yani "yuksek masa aksam yemegi" diye bir kavram varmis burada. Gercekten asagidaki resimdeki gibi digerlerine gore yuksekce bir yerde duran bir masada yeniyormus bu aksam yemegi bosuna bu adi almamis yani :) 



Seramonisi duydugumuza gore oldukca ilginc olan bu aksam yemegini gormedik henuz ama dedigim gibi gunluk hayatta filmler gibi bazen. Mesela gunun herhangi bir saatinde etrafta iki dirhem bir cekirdek giyinmis insanlar gormek mumkun burada. Elbette herkes oyle dolasmiyor, cogunluk bizim gibi ama var boyle dolasanlar da :) Sabah kahvalti ediyoruz oylesine bir kafede, onumuzdeki yoldan basinda kus tuylu sapkalar, ayaklarinda topuklu ayakkabilar genc bayanlar geciyor mesela. Zavalli kuslar kahvalti edemeden bunlar almis tuylerini kafasina koymus sanki! Ya okula gidiyorlar, ya partiye gidiyorlar sehirde durekli bir ogrenci faaliyeti var.


Bir de sunu soylemeden gecemeyecegim kolejlerin bir kisminda sinavlara takim elbise ve papyonla falan giriliyormus. Ustune ustelik ogrenciler arasinda "bu duzenin kaldirilmasini ister misiniz" diye yapilan ankette sonuc "Hayir" cikmis. Dusunuyorum da belki ben de hayir derdim bu sorunun cevabina. Cunku bu cagda bir ortacag havasi esiyor bu sehirde. Ilginc ve komik :)


Tum bunlar bir yana, bu hafta sonu gezimizden sonra kolejler diyince benim aklima gelen ilk kelime huzur oluyor artik. 
Buyuk, kocaman kapilardan giriliyor kolejlere.
Kapilarin ardinda yemyesil sessiz bir dunya karsiliyor sizi. 
Aslinda sehrin gobeginde her bir kolej 
ama kapiyi kapatinca sehrin tum gurultusu disarida kaliyor bir sekilde. 
Kolejlerin icine girince etrafta var olan sadece kocaman tas duvarlarda yankilanan garip bir huzur. 
Hatta bazen bu sessizligin icinde derinlerden gelen, belki de bir ogrencinin bos vaktini degerlendirmek icin caldigi piyanonun sesi eslik ediyor adimlariniza... 
Etrafta kitap okuyanlar, kocaman agaclarin golgesinde bir seyler yazanlar, kolejlerin koselerinde sohbet edenler...
cogu bahcede siril siril akan sularin sesi ve tum bunlara eslik eden harika kus sesleri...

Ben daha cok yazmak isterim vaktim olursa Oxford hakkinda; ama simdilik sanirim su kisa kisacik video burda oldugumuz surece hissettiklerimizin ozeti...

bana oyle geliyor ki buralar bir nevi huzurun yeryuzune resmedilmis bicimi...

20 Mayıs 2012 Pazar

Gulcin Ingiltere' den bildiriyor...

Hollanda' da gectigimiz Persembe ve Cuma gunleri tatildi. Ben de tatili, bir iki isle birlestirip biraz Ozan' in yanina kactim. 
Ve bu seyahatle Yalnizlik Senfonisi'nin de ilk ayaginin sonuna gelmis oldum. 
Cok uzun degil ama cok da kisa degildi bu ilk yari, oyle boyle derken bir ayi geride biraktim :) 

Acikcasi basta baya zor olacagini dusunmustum ama simdi dusununce... 
bu bir ay bana iyi geldi. 
Gercekten. 
Bazen belki de yalniz kalmaya da ihtiyaci var insanin. 
Hani bir nevi hayata kisa bir mola. 
Rutinin disina cikma, yeni bir rutin yaratma, ona da alisma, onu da sevme.... 
Dolayisiyla bu bir ayi ben gercekten keyif aldigim zamanlar olarak aklima yazdim. 
Dinlendim, eglendim, cok calistim yoruldum, dusundum, cok kiymetli misafirler agirladimarkadaslarimi gordum, meleklerimle bulustum :)... 
Oyle... 
Kendimce yine mutlu oldum...

Ozan Hollanda' ya Temmuz basinda donecek. 
Yani aslinda daha 1,5 ay var onumuzde. 
Ama ben bundan sonrasi nasil gidecek bilmiyorum. 
Buraya gelirken sadece gidis bileti aldim, donus biletim yok diyeyim ben size siz gerisini anlayin :)

Belki bir hafta sonra donerim, belki daha uzun kalirim, belki buradan baska bir yere toplantilara gecerim. 
Hic bilmiyorum! 
Sadece yanima biraz is biraz haftasonu icin kiyafetler bir de bir iki kitabimi aldim, yola ciktim. 

Bu sefer oyle plansizim ki hakikaten ben de neler yasayacagim merak ediyorum :)
Bir kucuk macera belki de...
Yasayarak gorecegim.
Simdilik sadece guzel cok guzel gunler gecirmeyi diliyorum :) 
bir de... 
bir sureligine Ingiltere' den bildiriyorum :)
bir de...
en onemlisi
hepimize simdiden guzel bir hafta diliyorum :)

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Yaptim bir hata!

Evet yaptim. 
ve 
Evet pismanim!
Bunca yildir dikkat ettim.
Bunca yildir direndim.
Bunca yildir sabrettim.
Bunca yildir usenmedim yollara dustum.
Ama evet sonunda gecen haftasonu nasil bir gaflet anima denk geldiyse Hollanda sinirlarinda bir kuafore gittim.
Sonuc:
1. Bunca yildir saclarima ve kaslarima bu ulke sinirlari icinde dokundurtmamakta cok! hakliymisim.
2. Iyi ki, iyi ki bu defa da saclarima dokundurtmamisim.
3. Artik sanirim kas modeli bakimindan Adile Nasit'i andiriyorum :)


Ben kendisini cok ama cok severim!
Ona andirmak bile bana mutluluk verir bana
Ama yok, kaslar haric!
Bir o yonden benzemesem iyiydi ama elimizde bu var ne yapalim :)

Bir arkadasimla aramizda gecen diyalog aslinda durumu tam olarak ozetliyor:
.....
Gulcin sen hic boyle seyler yapmazdin. Neden yaptin bunu?
Salakligimdan!
...
Soylenecek baska soz yok:)
Bekleyip sabredecegiz baska da care yok!
Abartiyor muyum?
Evet, biraz.
Ama iste biz kadinlar :)

Ben en iyisi bu vesile ile babanemin bize ogrettigi adiyla Adile Ninemi izleyip keyifleneyim :)
Ne guzel soyluyorlar! 
Ne de guzel egleniyorlar burada :)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Oy tombulum tombulum

Bu haftasonu bu tombul melek katildi bizimkilerin arasina :)
Bakmayin boyle masum gorundugune beni baya bir ugrastirdi :)


Aslinda daha duz gorunuyor bu melekcik digerlerine gore ki ben de onun bu haline kanip daha buyuk olmasina ragmen onunla bulusmak istedim :) 
Velakin islemeye baslayinca gordum ki gorundugu kadar da duz degilmis.
Koseleri kisa yoldan donmeler, soyle bir yuvarlayivermeler, yanindan gecmeler kenarindan dolanmalar. 
Neler neler :) 
Nihayetinde su minik oglan melegimin yuzunu guldurune kadar baya bir zaman gecirmek gerekti. 


Ama sikayetim var mi? 
Asla!
Cok egleniyorum; bildiginiz gibi degil :)

Buraya kadar niye tombul dedi Gulcin bu minise diyen varsa iste kendisinin gecen haftaki meleklerimin yanindaki resmi.
Resmen tombul oldu bu yahu :)


O yuzden bizim melek toplulugundaki adi da tombul oldu :)
Ustelik sarkisi da var:
Oy tombulum tombulum 
islerken pek bir yoruldum :)

Hadi bakalim guzel bir hafta olsun :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails