25 Temmuz 2011 Pazartesi

Oyle bir haldeyim

Dunya kadar isi olup calismaya hangisinden baslayacagini bilemez haldeyim.

Toplantilar arasinda gidip gelip yapmam gerekenleri bir sonraki toplantidan sonraya erteler haldeyim.

Maillere baksam ise bogulacagimi bilip toplanti aralarinda maillerden kacmak icin blog okumak olsun, gazete okumak olsun, kisisel islerle ugrasmak olsun ne olursa olsun her careye basvurur haldeyim.

Dur bir cay daha alayim bir bardak daha su iceyim diye masamdan kalkmak icin bahane ustune bahane uretir haldeyim

Tamam artik calismayi erteleyecek halim de vakitim de kalmadi derken...
hic beklemedigim bir anda masama geliveren bogurtlenli muffin ve cappucino smoothie ile blog yazacak kadar mutlu bir haldeyim :)

Ama biraz daha oyalanir, oturup adam gibi calismazsam yarin, tabiri caizse, ayvayi yemis haldeyim :)

Ha gayret basarabilirim :)

24 Temmuz 2011 Pazar

Yolun bizi goturdugu yer

Tum pazar gununu cekmece duzenleyerek gecirince 
gecen haftasonunu hatirlayarak bugune son vermek iyi gelecek bana sanirim.
Soylesek pazartesiyi bir gun erteleyen cikar mi acaba :)


Ne kadar uzun yasarsan yasa bir ulkede yapilacaklar gorulecekler biter mi hic?
Bitmemis...
Hollanda'da gorebileceklerimiz de meger henuz bitmemis...

Yollar daha guzel oldu Rafadan Kafadan bizimle olunca
Artik onun bizi goturdugu yer
Yolun bizi goturdugu yer. 
Iste gecen hafta bizi goturdugu ilk guzel yer
Plansiz huzur...
Edam, Temmuz 2011

21 Temmuz 2011 Perşembe

Ada'ya masallar: Pembe beyaz bir masal...


Umudun rengi beyazdi, umidin rengi tozpemebe. 
Bizim de umuda ve umide itiyacimiz vardi o gunlerde.
O yuzden her gece aklimda bir hikaye vardi: karlar icinde piril piril bir toz pembe. 
Bir ruyalik zamanda guclenecek bir toz pembe, bir gun dinlesin diye…
artik dinliyor :)



Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde umudun yeryuzunu bembeyaz kapladigi, umidin onu pespembe kurdelelerle susledigi bir zamanda kucuk bir ayicik varmis.
Pembe kocaman yanaklari onu gorundugunden tombul yaparmis. Zeytin gozleri bir yaramazlik pesindeyse biraz muzur bakarmis. Yumusacik saclari dokunanin elinde tuy gibi ucarmis. Cok tatliymis, pek akilliymis. Aa bir de akli fikri Noel Baba’nin ona getirecegi hediyelerdeymis. Hele kis geldi mi kendi gibi pembe beyaz odasinda Noel Babanin onu ziyaret edecegi gunu bekler ona getirecegi hediyeleri dusunur dururmus.

Gunlerden bir gun postaci evlerine ufak bir kart getirmis. Karti gorunce bizimkinin gozlerinin ici gulmus cunku kartin ustunde Noel baba onun gibi kucuk ama uslu ayiciklara hediye dagitiyormus. 
Kucuk ayicik dusunmus:
       - Noel baba buraya gelmis bana da resmiyle haber gondermis demek ki benim odama da gelmesi yakin…

Mutlu olmus hatta mutluluktan danslar etmis… Iste o gunden sonra o pembe-beyaz odasinin camindan ayrilmaz, Noel Babadan baska bir sey dusunmez olmus. Gunler gunler gecmis. Noel baba mi? Yok gelmemis. Kucuk ayicik uzulmus gozu pencereden ayrilmaz olmus. Annesi teselli etmis onu sen uslu bir cocuksun Noel Baba sana bir gun mutlaka hediyeler getirecek demis.

Yine bir gun boyle pencereden bakarken demis ki…
-     Burada hic kar yagmiyor. Belki de Noel baba ondan buraya gelmiyor…

Oyle ya, ona anlatilan tum masallarda Noel Baba karlarin ustunde geyikleriyle ucuyormus. Yine mutlu oluvermis. Oyleyse karin yagmasini bekleyecekmis. Artik hayallerinde sadece Noel babanin pesinde, kucaginda degil kar tanelerinin de arasindaymis. Bazen yuzune dusen kar tanelerinin tadina bakiyormus, bazen yerde biriken karlarin arasinda yuvarlaniyormus, bazen elinde bir kar topu kosuyor, bazen de karin ustunde cilginca kayiyormus. Hayaller kurmus, dusunmus pembe beyaz odasinda pencerenin onunde kar yagmasini ve Noel Babanin gelmesini beklemis. Kar yagmamis… Noel baba mi? Yok gelmemis.

Bir aksam annesi onu kucaklayip yatagina yatirirken sormus annesine 
       - Noel baba ne zaman gelecek?


Yanagina bir opucuk kondururken “Sabretmelisin” demis annesi. “Karlar yaginca Noel baba da gelecek. Belki de gelmesi cok yakinda”  Sonra suzuluvermis odadan disariya.

Bizimki yataginda donmus donmus... Uyuyamayinca kalkmis pencereye yurumus. Bakmis hala kar yagmiyor, e kar yagmayinca noel baba da gelmiyor dusunmus:

-  Belki de Noel Baba beni kar yagan bir yerde bekliyor…

Kucuk ayicik Noel babanin pesinden gitmeye, bekledigi yerde onunla bulusmaya karar vermis. Takmis kafasina beresini bir de uykusu gelirse diye yanina kalpli yastigini alivermis. Annesi babasiyla ona kar gibi pamuk sekerli bir pasta pisirirken, teyzeleri oynasin diye oyuncak dikerken kucuk ayicik yollara cikmis. 
Tam o yurumeye baslamis ki gokten lapa lapa karlar yeryuzune dusmeye baslamis. Sevinmis yine bizimki:
       - Hah demis kendi kendine. Gordun mu Noel baba kari yolladi belki kendisi de yolda geliyor.

Yurumus yurumus, yorulmus pembe kalpli yastiginda uyumus. Noel babayi mi? Yok bulamamis. Yoruluvermis yine pembe kalpli yastiginda birazcik daha uyumus.

Bir uyanmis ki ne gorsun. Iki ordek basucunda ona bakiyor.
-         Hadi kak gidiyoruz  demis ordek.

Bizimki sasirmis :
-         Ama ben Noel babayi ariyorum.

Birden gulmeye baslamis ordekler. Bizimki bakma sen baya bir bozulmus. Nereden bilsin meger ordekler onu Noel babaya goturmek istiyormus. Atmislar bizimkini bir kizaga. Kizaklarin ustunde hep birlikte gitmisler gitmisler gitmisler... Noel Baba mi ? hala ortalikta yokmus…

Kucuk ayicik yorulmus. Hem artik pembe kalpli yastiginda da uyuyamiyormus.
-         Daha cok gidecek miyiz diye sormus ordege.

Ordekler daha da cok gulmus.
-         Yok az kaldi geldik demisler. Su koseyi donunce tamam.

Bizimki sabirla beklemis. Koseyi bir donmusler ki kucuk ayicik ne gorsun? Meger ordekler onu geri evine gestirmis. Durup bir catiyi gostermisler ona. Kucuk ayicik cok sasirmis. Meger Noel baba gelmis de onu evlerinin catisinda bekliyormus.

Isil isil suslerine bakmis Noel babanin. Sonra yerden koca bir avuc kar alip gokyuzune savurmus. Gulmus gulmus gulusu dunyayi doldurmus.

Karlarin icinde done done dans ederken gozlerini bir acmis ki pembe kalpli yastigi kucaginda o aslinda hala annesinin onu biraktigi yataginda. Basinda isil isil bir hediye paketi onu bekliyormus. Meger bir ruyalik zamanmis evden gidip geri gelmesi o da hemen bitivermis. Sonraki gunler o hep tatli pembe beyaz odasinda tatli tatli uyumus.

Umudun rengi beyaz, umidin rengi tozpemebe. 
Benim icim de umit doluyor yine bugunlerde. 
O yuzden bu aralar aklimda bir hikaye karlar icinde piril piril bir toz pembe. 
Bir ruyalik zamanda guclenecek bir toz pembe, bir gun dinlesin diye…
artik dinliyor :)

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Ada ile bulusma...

Bir sabah ise geldigimde bilgisayarimi acar acmaz bir mesaj geldi ekranima: “Kuzen sana bir surprizim var: teyze oluyorsun!”. Cok sevindim. Sevincten havalara uctum. Ayni yasta oldugum, birlikte buyudugum, hep hayatimin icinde olan kuzenim anne oluyordu, ailemizi kucuk bir bebekle genisletiyordu. Mutluydum. Ailece cok ama cok mutluyduk. 

Oradan buradan konusurduk hergun annesiyle o gunden sonra konustugumuz sey bebegimiz oldu.  Her ultrason resmi bana geldi onun, odasinin her ayrintisinda annesiyle resim bakar olduk. Merakla bekledik kiz mi olacakti bebegimiz erkek mi diye. Sonunda ogrendik minik bir kizimiz olacakti, pembelere kayiyordu zaten gozumuz gonul rahatligiyla pembelere bogulduk :)

Ada 5 aylikti annesinin karninda, ben ilk kez ona dokundum. Ada 8 aylikti annesinin karninda, yasadigimiz uzuntunun icinde bize umut oldu, Ada gelecekti her sey yenilecekti. Ada 9 aylikken, neseli ve heyecanli bir kalabaligin arasina dogdu. Hemen resimleri geldi bana, telefonda herkesin sesi nese doluydu. Kimilerine gore annesine kimilerine gore babasina benziyordu. Bana sorarsaniz en cok bana benziyordu J Kuzenim mutluydu biz cok mutluyduk. Ada eve geldi. Pembe beyaz kizimiz pembe beyaz odasinda uyudu. Sonra bir sureligine odasindan da bizden de uzakta oldu. 

Cok sukur ki o hatirlamayacak yasanan hic bir seyi ama gecen hergun bizim icimize yeni bir kor koydu. Orada degil de telefonun bir ucunda olmak zorunda kalmak ve annesinin her gun telefonda titreyen sesi ise cok sukur ki artik sadece kotu bir hatira oldu. Hepsi gecti bitti… Ben Ada'yi gordugumde bir aylikti, annesinin kucagindaydi, merakla eve yeni gelen yabancilara bakiyordu. O eller ayaklar hic durmuyor surekli hareket ediyordu. Korktum dokunamadim Ada’ya. Kavusmamiz icin biraz daha sabir gerekiyordu.

Ben uzaklardayken Ada daha da buyudu. Saglikli dunya guzeli bir bebek oldu. Ve Mayis ayinda gectigimiz Izmir gezisinde Ada teyzesiyle bulustu.
Benim minik bal topagim, iyi ki bizim ailemizin bebegi oldun. 
Bu uzandigin elle birlikte, etrafinda pek cok el sen buyurken hep yaninda olacak. 
Bu daha ilk bulusmalarimiz sen biraz buyu bak el ele gittigimiz ne guzellikler olacak.
Bir ruyalik zamandi bitti. Bundan sonra seninle cok guzel ruyalarimiz olacak. 

14 Temmuz 2011 Perşembe

Oley oley oley!! mi?

Sanirim ilkokul birinci siniftaydim. O zamanlar iki odali bir evimiz oldugundan abimle ben ayni odada karslikli yataklarda yatardik. Bazi sabahlar kafama yastik atarak uyandiridi beni. Sonra ben zar zor gozumu actigimda o elinde bir cetvel, kendi tarafindaki duvarda asili koca fenerbahce posterinin onunde bekliyor olurdu. Baslardi cetvelle adamlari gostermeye

-         Bu kim?
-         Ridvan
-         Bu kim?
-         Oguz
-         Aferin. Bu kim?
-         Bilmiyorum


Sen misin bilmiyorum diyen. Yerdim kafama karsi yataktan ucarak gelen yastigi. Sonra yastigi geri atmami isterdi; o sirada da bir ogretmen edasiyla bilemedigim ismi bana ogretirdi. Ben de bana geri gelecegini bile bile o yastigi geri atar sorulari cevaplamaya devam ederdim. Ne safmisim :) Boyle kafama yastik yiye yiye kadroyu ogrendim elbet ama abime yetmedi. Gercek bir fenerbahceli daha fazlasini bilmeliydi  Bir sabah yine bir yastik darbesiyle uyandim. Gosterdigi butun isimleri bildim hic kafama yastik yemeden. Aferin dedi bana. Sonra bir adami gosterdi ve sordu:

-         Bunun karisinin adi ne?

Iste o gun baskaldirdim bu gidise. Yeter be dedim. Ben senin gibi Fenerli olmam o zaman. Babam gibi Cimbomlu olurum. O gun ayrildi abimle futboldaki yollarimiz. Ben, babam ve dayim gibi cimbomlu oldum. Abim, kuzenler ve enistemlerle fenerli. Annem kendi babasindan dolayi besiktasli. Iki kuzen nereden esinlendilerse fanatik besiktasli. Hepimiz ozde goztepeli. Buyuk dayim haric o altayli. Anneannem ve babaanem torunlar uzulmesin diye ortada J Boyle boyle ligdeki bir suru takimi destekleyen, arada maclari beraber izleyip bir yandan atisan bir yandan cok eglenen bir aile olduk.

Sonra ailedeki bazi cimbomlu kuzenler fenerli damatlar getirdik aileye. Bir kismimiz nikah defteriyle birlikte transfer anlamasini da imzaladi fenerli oldu. Ben olmadim. Ama ben aslinda hic fanatik de olmadim. Zaten bizim ailede herkes takimini cani gonulden desteklese de tam anlamiyla fanatik olamadi aslinda. Cunku cimbom yense fenerliler uzulmesin istedik. Fener yense cimbomlular burulmasin. Besiktaslilar centilmen aman onlar hic uzulmesin. Karsiyakalilar uzulebilirdi ama :) Boyle boyle eglendik. Zaten futbol da eninde sonunda bir oyundu. Bos vakitlerimizi doldurmak icin bir eglenceydi. Aile icinde sakalasmalara, guruplasmalara vesile olan bir aracti.

Degilmis. Meger ben oyle sanmisim. Meger biz oyle sanmisiz. Meger bir yerlerde birileri insanlarin eglenmek icin tutundugu bu seyden kazandiklari buyuk servetlerle gozlerini doyuramamis. Meger birileri yine illa buna da bir fitne bir fesat bir duzenbazlik karistirmis. 

Simdi bu bir anda ortaya cikan temiz futbol furyasinda hapse atilanlar, gozaltina alinanlar mi sadece suclu? Yoksa daha da fazlasi hala disarida mi? Bu hapise atilanlar sadece futbolu kirlettiklerine inanildigindan mi orada? Yoksa yine bunun ardinda da bizim bilmedigimiz baska entrikalar mi gizli? Bilmiyorum. 

Simdi kime yazik? Renklere mi? O renkleri tasiyanlara mi? O renkleri fanatikce detsekleyenlere mi? Siradan taraftarlara mi? Bunu biliyorum: en cok bize yazik. Yalansiz dolansiz calisip, normal hayatlarin icinde yasayip giden, o sirada kendine bir eglence bulmaya calisan bize yazik.  Abim gibi, kuzenlerim gibi renklerin buyusune kapilip giden coluk cocuga, ogluyla kiziyla esiyle dostuyla mac izleyip eglenmeye calisanlara yazik! Cok yazik...

Herseyi kirletebilirler de anilarimizi kirletmeye gucleri yeter mi? Inadim inat ben bu kucuk animiza gulumseyerek hatirlayacagim herseyi

Hikayenin devaminda evdeki tek fenerli abim yine fenere donerim diye bir umutla, cebren ve hile ile bana takimdakilere ait bir suru baska seyi de ogretmeye calisti: yok daha once hangi takimda oynadiklari, yok o sezon kac gol attiklari, yok sakatlanip sakatlanmadiklari. Hele kendisi daha cogunu da bildi:) Ama inatci kardesi kafaya yedigi onca yastiga ragmen bir daha fenere donmedi :) Ama o da sonra dayanamadi cimbomlu kardesi cok istiyor diye O'nu cimbom izmire gelince maca goturup bir de onunla tezahuratlar etti. Iste bence futbol boyleydi siradan insanlar icin aslinda sadece eglenceliydi, guzeldi, keyifliydi... 

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails