13 Temmuz 2011 Çarşamba

Uzaklar yakin olurmus...

Hafta sonu cok ama cok hastaydik. Zaten on gundur aramizda pin pon topu gibi gidip gelen gribal enfesksiyondan bunalmisken butun haftasonunu da hastalikla gecirmek bizi iyice bunaltti. Dinlendikce gecer dedigimiz hastalik ne hikmetse biz uyudukca guclendi hatta aldigimiz ilaclarla vitaminleri kullanip iyice canavara donustu. Ses kisikligi, bogaz agrisi, burun tikanikligi, oksuruk, hapsuruk, bas agrisi, ates... Sahip oldugu butun silahlari kullanip bizi duvardan duvara savurdu. Yenildik! Evde ikimiz koltugun iki kosesine kivrilip hain hastaligin bizimle derdinin bitmesini bekledik.  Bizim evde hafta sonu diyaloglari kimin neyi soyledigi degismekle beraber genelde soyleydi

              - nasilsin?
              - hasta. sen?
              - ben de hasta...

*****
              - nasil oldun?
              - daha iyiyim. sen?
              -  ben de sanki.

*****
              - sicak bir sey mi icsek?
              - olur
              - dur ben yapayim.
              - emin misin? kotuysen ben yapayim
              - yok yok sen yat bu sefer ben yapayim

*****
              - ilac icelim mi yine?
              - icelim
              - dur ben getireyim...

Az biraz iyi hisseden digerine bakti. Evde surekli tavuk suyuna corba yapildi durdu. Emin olabilirsiniz yaz sicaginda bunca corbayi ictikten sonra tavuk suyu goresimiz kalmadi. Ustumuzu ortup yatsak sicak oldu, acip yatsak hastalik yenilendi derken bu yaz gribi bizi resmen tuketti ve bunaltti.

Dolayisiyla dogum gunumun sabahina hasta ve bitkin uyandim. Ama kendi kendime dedim ki bu hastaligin bugun beni bitkin tutmasina izin vermeyecegim. Bu aralar cok yapmadigim bir sey yapip guzel guzel giyindim :) Kendime kucuk bir hediye verip sevmedigim ofis yerine o penceresinden dere gorunen sevdigim ofise gitmeyi ihmal etmedim. Biraz neselenmek icin bloguma yazi yazdim hatta arsizca bugun benim dogum gunum dedim :) Sonra toplantilara daldim gittim... Basimin agrisindan firsat buldukca dinledim, konustum, yoruldum. Birbirini anlamamak icin direnen insanlarin arasini bulmak icin olan enerjimi de harcadim.  Toplantilar bitti ben de bittim ve kabul ettim: ne yaparsam yapayim, ne kadar neselenmeye calisirsam calisayim bildiginiz hastaydim. Ustelik ailemden ve arkadaslarimdan da uzaktaydim, dogum gunu kutlamak falan istemiyordum.  Yani haftaya pek de iyi baslamadim. 

Ama... elime bir cay alip maillerime bakmaya baslayinca anladim. Aslinda ben bu haftaya cok iyi baslamistim. Yalniz da degildim, uzakta da degildim. Internet sayesinde, telefonlar sayesinde, o tu kaka deinlen sosyal paylasim aglari sayesinde sevdigim herkese cok yakindim. Her gelen mesajla enerjim biraz daha yukseldi, her calan telefonda yuzum biraz daha guldu. Pozitif enerjinin iyilestirici bir gucu var diyorlar ya evet beni gercekten iyilestirdi. Kim ne derse desin hele sevdiklerimden bu kadar uzaklardayken bu hafta internet de, sosyal paylasim aglari da, blogum da beni cok mutlu etti.

Iyi ki varsin sosyal medya uzaklari yakin ettin beni mutlu mutlu mutlu ettin :) 
Iyilesmis Gulcin olarak minik dogum gunu pastamla ona da 
beni mesajlariyla mutlu eden sizlere de cok tesekkur ederim :)

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bugun...

Biliyorum boyle seyleri soylemek cok ayip. 
Ama buraya yazmayi cok istedim.
Bu seferlik hosgoruverin beni cunku 
soylemezsem icimde kalacak :)

bugun...
benim dogum gunum :)

8 Temmuz 2011 Cuma

Onlar erdi muradina biz cikalim kerevetine :)

Beyaz balaonlar…
Deniz yildizlari…
Guzel giyinmis misafirler…
Sirin mi sirin cocuklar…
Oglunun ustunu duzelten mutlu bir anne...
Misafileri karsilayan guler yuzlu bir baba...
Gozleri parlayan heyecanli bir damat...
Ve gozleri yasli babasinin kolunda guzel bir gelin...
Buyrun size buralarda deniz kenarinda cok guzel bir dugun...


Dugunler duyugulandirir beni... 
Gelinler, damatlar duygulandirir beni... 
Hele ozene bezene sectigi gelinliginin, damatliginin icinde heyecandan parlayan gozleriyle bekleyen gelinler, damatlar cok ama cok duygulandirir beni.... 
Aslinda iki insanin hayatimi gecirecegim dedigi eslerini bulmus olmasi duygulandirir beni. 
Birbilerinin gozlerinin icine bakip bundan sonra yola seve seve seninle devam edecegim diyor olmalari duygulandirir beni. 
Bizim arkadaslarimiz da icimizde birbirlerine karsi sevgilerine dair en ufak bir suphe birakmadan birbirlerine evet diyerek duygulandirdi benimle birlikte bir salon insani.

Gozleri parliyordu.
Heyecanlari uzaklardan bile belli oluyordu.
Birbirlerine bakarken isildayan gozleri ile duygulandirdilar beni ve bir salon insani...

Gordugum en komik nikah memurlarindan biriydi nikah memurlari, Hollandali duzenini tum misafirlere dikte ile uygulatiyordu. Biz zaten gelin ve damadin heyecanina kapilmis ne yaptigimizi bilmez halde sadece onlari izliyorduk.

Nikah memuru anlatti... 
Yillar once tanismislardi...
Emek verip sevgiyi buyutmuslerdi...
Gelinimiz damadimizla evlenmek istiyordu cunku...
.....
Damadimiz gelinine kavusmak istiyordu cunku....
.....
Guzel bir hayata ikisi de aslinda memleketlerinden uzakta ama birlikte bir hayat kurduklari ulkede, etraflarinda sahip olduklarindan az da olsa orada onlarla olan dostlari evet diyorlardi...
iste bu duygulandirdi beni ve bir salon insani...

Nikahlarina bir serce kusu eslik etti. 
Bize sorarsaniz o minik serce onlarin kuslar gibi cirpinan mutlu kalplerini temsil etti.
Nikah kiyilinca dalgalara dogru uctu gitti... 
Kimbilir belki onlarin heyecanini yanina katti.
Geriye onlara bol bol dans etmek ah elbet bir de bol bol fotograf cektirmek icin enerji, tum gece hatta hayatlari boyunca gulumseyebilmeleri icin de mutlulugu birakti...

Icilen saraplarin, sampanyalarin kadehleri onlarin mutlulugu icin kalkti.
Hollandali Djin muziginde cosanlar onlar icin dans etti.
Ayni DJin saskin bakislari esliginde bir salon insan Turkiyeden cok uzakta Turkiye ezgileri ile doya doya dans etti.
Ayni DJ gecenin sonunda siz gencler nasil eglenilir gercekten biliyorsunuz derken hakliydi 
cunku bu dugunun tum misafirleri cocuk demeden hamile demeden tum gece boyunca dans etti.

Hele hamilelerden bir tanesi hadi canim hamile dedigin daha da guzel dans eder gobek atar diyerek yerine oturmadi ve herkese gecenin en neseli, eglenceli misafirlerinden birisisin sen dedirtti :)

Bizim gozumuzde bu guzel cift omur boyu mutlulugu haketti....
Ve geceyi 
hep boyle elele 
hep boyle yanyana 
hep boyle mutlu olun dilekleri bitirdi...

Onlar erdi muradina biz cikalim kerevetine....
All photos by Uruniko :)

5 Temmuz 2011 Salı

Hamarat (3)

Gulcince Hamarat serisi devam ediyor :)

Pembe Kekik benim cok severek biraz da agzimin sulari akarak izledigim, pratik, saglikli, harika gorunen yemekler iceren cok guzel bir blog. Gun icinde ara sira acip gozumu gonlumu actigim, aksama pisirmek icin pratik tarifler buldugum, cok sevdigim bir durak. 

Ben rica edince, beni kirmayip kozleme patlicanla yapilan bir karniyarik tarifi hazirladi hatta yanina da yogurtlu bir makarna tarifi ekledi. Cok hastaydim haftasonu cok! Ama yine de planlarimdan vazgecmedim ve mutfaga girip sevgili Pembe Kekik'in benim icin deneyip blogunda paylastigi bu iki tarifi ben de denedim :)

Gunun ozeti: 
Ikisine de bayildik! Cok tesekkur ederiz Pembe Kekik

Gunun detaylari :
Karniyarik seven bir insansaniz ama kizartmadan uzak durmak icin cok da pisiremiyorsaniz bu tarifi denemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Biz cok begedik harika oldu! Acik mutfakli bir evde kizarma yapmadan karniyarik pisirebilmek ise tarifsiz bir mutluluk oldu :) Yoksa sadece kaloriden kacmak icin mi karniyarik yemiyoruz sandiniz? Acik mutfak olmasa gelsin kizartmalar gitsin kizartmalar! Ancak bizim evde kizartma yapmak ne yazik ki uc gun tum evin kizartma kokmasi anlamina gelebiliyor :)

Soframizda karniyariklarin yanini yine Pembe Kekik'in onerisi olan yogurtlu makarna susledi. Allahtan Hollanda kosullarini bilen bir blog yazarimiz var:) Sagolsun semizotu yerine nane de olur demis bana. Elbette semiz otu bulamadik ama nane ile denedik sahane oldu :) 

Ve iste kozleme patlicandan karniyarik ve naneli yogurtlu makarna soframizda  boyle yerini aldi :)
Ama sofrada yalniz degillerdi. Onlara davetsiz bir misafir eslik etti: Cok az, cok cok az bir patlican salatasi. Pembe Kekik hazir patlican kozlemisken bir de patlican salatasi yapin dememis. Hele hele olur da kozlediginiz patlicanlardan biri bomba gibi patlarsa uzulmeyin onu da salata yapiverin hic dememis :) Ama Gulcin gelisen bu beklenmedik olay karsisinda kendi yaraticiligini kullanmak zorunda kaldi :)

Tamam  kabul ediyorum: blogger dunyasinda patlican kozlerken patlicanlardan birini bomba gibi patlatabilen ilk ve tek insan ben olabilirim. Ama deldim ben onlari! Daha da ne yapmam lazimdi gercekten bilmiyorum. Ogrenmeye acigim :) Firini kapattiktan sonra gelen boooomm sesiyle Ozan uykudan uyandi bense sesin nereden geldigini anlayana kadar saskinliktan donakaldim. Gercekten patlican bir bomba gibi patladi! :)

Beni cok sasirtmis olsan da seni de anliyorum be patlayan patlican! 
Su fani dunyadan gocup gitmeden bir iz birakmak istediysen huzurlu olabilirsin:
 Senin ardindan benim baya zor temizledigim izler kaldi firinimizda. 
Ha illa bir fark yaratmak istedim herkesle ayni olmak istemedim dersen de;
senden geriye cok bir sey kalmamis olsa da, bak onlar karniyarik olurken sen salata oldun!
Aferin! 
Benim aklimda cok farkli bir yerin var inan; icin rahat olsun! :)
Tekrar cok tesekkurler Pembe Kekik, bu karniyariklar pek leziz oldu :)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

bir dort temmuz daha...

Uyariyorum! 
Benim hamile, yeni anne ya da maillerde telefon konusmalarinda Gulcin nasil yaziyorsun hep bizi aglatiyorsun diyen arkadaslarim siz bu yaziyi okumayin olur mu?

Bugun 4 Temmuz. Amerikanin bagimsizlik gunu. Aklimiza Dogum Gunu 4 temmuz filmini getiren gun. Pek cok insan icin siradan bir gun. Bizim ailemiz icin de dort yil oncesine kadar oyleydi. Sadece sevgili kuzenimin dogdugu gunun ertesi gunuydu. Dort yil once her sey degisti. Dort yil once bugun anneannem bize veda etti.

Ben yurt disinda calismaya yeni baslamistim. Bir proje icin ispanyadaydim. Bana hic soylemeseler de hissettim o gun bir seyler oldugunu. Cunku her gun konustugumuzda bir suredir rahatsiz olan anneannemi sorunca "iyi kizim ayni anneannen" diyen annem, o gun "anneannen agirlasti annecim" dedi. Benim icimde bir yer acidi. Sustum. Sonra havalanina gittim ve bunlari yazdim. 

Bazı şeyler insanın içine doğuyor sanırım. Annemi aradım öylesine ve anneannemin çok ağır hasta olduğunu öğrendim. Izmir'e gidecegim anneanneciğimi görmeye. Belki de son kez. Daha ortada bir şey yok belki ama o çok hazır olduğumu sandığım olayın gerçekleşme ihtmalinin olduğunu bile bilmek, anlamak üzüyor beni. Anneannemin beni karşılayışı geliyor aklıma. Geliyoruz kapıya. Annem "anne bak kim geldi" diyor kulağına eğilip anneannemin. O da "kim bakayım" diyip hiç görmediği zamanlarda bile hemen tanıyıveriyor beni. "Gülçinim gelmiş" diyor. Sarılıyor bana. Öpüyorum mis anneanne yanaklarını. Gülüşüp duruyoruz saatlerce. Şimdi annannem beni öyle karşılayamayacak. Hiç kimseyi hatırlamadığı zamanlarda bile beni tanıyan anneannem Gülçinim gelmiş diyemeyecek yüksek ihtimalle.
  
Tamam benim anneannem yaşlı, hasta. Biliyorum belki de artık dedemin yanına gitmek, o yıllardır dilinden düşürmediği, anlattıkları ile hayran olduğum dedeme kavuşmak istiyor. Asla A.llah'a isyan etmiyorum. Neden demiyorum. Anneannemin huzurlu olduğuna inanmak istiyorum ama o benim anneannem yine de çok üzülüyorum. Yıllarca gözbebeği gibi görülmüş, el üstünde tutulmuş, sevgi içinde yetiştirilmiş bir torun olarak çok ama çok üzülme hakkımı kullanıyorum.

Anneannem, gittiği her yerden bize bir şeyler taşıyan, bebekken taze mama yiyelim diye her gün kemeraltına inip taze pirinç unu  yaptıran pamuk anneannem benim. Öyle çok şey var ki onunla ilgili aklımda. Beş vakit namaz kılmasına rağmen biz rahat davranalım diye yılbaşı partilerinde bizimle bira içişi, lades tutuşup her yıl bilerek bana ya da abime yenilişi. Onun harika anlatışı ile defalarca dinlemekten bıkmadığımız fıkraları. Hayatla ilgili verdiği hep aklımda olan öğütleri. Sessiz sedasız kendi kendine kimseye yük olmadan yaşamaya çalıştığı evinde bizi ağırlayışları. Ve daha neler neler…

Anneannecim inşallah hep yüzünü güldüren hep seni mutlu eden bir torun olmuşumdur. Bir öğretmenliği kazanamdım ama :) biliyorum sen beni hep cok sevdin… ben de seni... Hep de çok sevecegim. Umarım izmire geldiğimde gözlerinde hala o muzip ışıkları görebilirim…

Bir gun sonra....
Göremedim anneannecim o muzip ışıkları. Ama senin istediğini düşündüğüm gibi seni ugurlamaya sadece dualara gözyaşları ile değil, senin anılarını anarak tebessümlerle de katıldım...

Güle güle anneannecim. Seni çok seviyorum.
Temmuz, 2007

Aynen o zaman yazdigim gibi ben sadece Ozan taksiden indigimde beni beklerken ve hicbirsey soylemeden bana sarilirken agladim. Sonra hic aglamadim. Aglamiyorum da. Ben anneannemi neseli cok neseli hatirliyordum. Mesela sarki soylerdik beraber
               Sepetcioglu sepetini satamamis
               Uc cocukla karisina bakamamis J

Yetmezdi bir de kalkar evin icinde deli gibi oynardik J

               Tin tin tini mini hanim
               Tin tin tini mini hanim
               Neler istiyor canim…

Hop diye kalkar manti, borek acar. Yoldan gecen manavdan karpuz alir sogusun da yiyelim diye sabirsizca beklerdik. Firindan aldigimiz karsiyaka ekmegi ile simitleri sobanin ustunde demlenen cayin yaninda peynirle domatesle oh ne guzel diye yerdik. Cabucak ocaktan cekmeden kisik ateste kahve pisirir azcik da dedikodu yapardik.

-         ne olmus biliyor musun sen?

Gazetelerdeki televizyondaki gittikce acilan kiyafetleri konusur anneannemi moda konusunda ikna etmeye calisirdik

-         E anneannecim ortuverseler soyle omuzlarini olmaz mi?
-         Olmaz anneanne moda boyle
-         Amann moda. 3 cm uzun olsa kollar olmicak mi moda?

Sonra siir okurdu anneannem. Ne yazik ki tam hatirlamiyorum dizeleri ama oyle inceden mesajlar veren siirlerdi sanki soyleydi
               Bir sevdanin pesine takilip gittin
               Hayatini hice saydin
               Birakti gitti seni
               Oldu mu simdi kadin… J

Boyle bir siir hic olmayabilir bana mesaj vermek icin yazmis bile olabilir. Cunku oyle de yapardi J Mesaji alirdim okuyacak meslek sahibi olacaktim J

Oldum anneannecim. Tam senin istedigin gibi kendi ayaklarimin ustunde duruyorum ama bir yandan da bana destek olan birinin elini tutuyorum. Senin dedigin gibi beni ayakta tutsun diye degil birlikte ayakta duralim diye o eli birakmiyorum. Buralarda her sey iyi. Annem, dayim cok sagliklilar. Inanmazsin babam sigarayi birakiyor. Torunlar bir bir mezun oluyor. Bahcendeki agaclardan asmalardan ara sira bize limonlar koruklar bile geliyor :) Sen oralarda rahat ol. Bir de dedelerime ve babaanneme selam soyle. Hepinizi arsizca opuyoruz J Sen bilirsin aniden gelen torun opucuk saldirisi ne demek J 

Iyi ki vardin iyii ki bana boyle guzel anilar biraktin....

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails