30 Mayıs 2011 Pazartesi

Barcelona'da biz yaptik firsat olursa siz de yapin :)

Yemek yemek yemek....
Suphesiz Ispanya denince harika yemekler akla geliyor ve Barcelona da bu unun hakkini veriyor. Biz arkadasimizin ve kitabimizin onerileri dogrultusunda her gun  baska baska restoranlarda yemek yedik. Ama yolumuz yine dusse oralara bu ikisinde defalarca daha yemek yiyebiliriz. Keisnlikle size de oneriririz:

El Xampanyet
Kucuk kanepeler ve domatesli ekmek bir harika. Ev yapimi cava ve ogunu kapattigimiz likore batirilarak yenilen Katalan kurabiyeleri cok lezettli. Bize sorarsaniz Ispanyada yedigimiz en guzel yemeklerden biriydi. Herseyin cok taze ve lezzetli olmasinin yaninda bir aile isletmesi olan kucuk restorandaki calisanlarinin tumunun guler yuzu ve yakin ilgisini de soylemeden gecemeyecegim. Bu guzel restoran 11:00 - 15:00 ve 19:00- 23:00 arasi acikmis yolunuz duserse kesinlikle ve kesinlikle tavsiye edilir :)


Bar Celta Pulperia
Bu cok kalabalik ama yemekleri cok lezzetli bar kitabimizda Barcelonanin en iyi ahtapot yapan mekanlarindan biri olarak anlatiliyordur. Gercekten ahtapot ve benim her zaman favorilerim arasinda olan tuzlanmis kizartilmis kucuk biberler yani pimientos tek kelimeyle sahaneydi. Bar Celta Pulperia ucuz ve cok lezzetli bir yerel tapas restorani. Yolu biraz sapa ama yurunen yola gercekten degen bir lezzet var. Yer bulmak biraz zor olabiliyor cok acikmadan yola dusmekte fayda olabilir :)


Sagrada Familia turu
La sagrada Familia kitabimiza gore Ispanyanin en cok turist ceken noktasi. Suphesiz bizim de bugune kadar gordugumuz en etkileyici yapilardan biri. Ben kiliseleri kilise olduklari icin gezmiyorum aslinda benim gozumde mimari birer sahaser onlar. Ve dua etmek isteyenler icin mekana baskalarinin verdigi anlamin degil kendi icimizde yukledigimiz anlamin onemli oldugunu dusunuyorum. Zaten La sagrada Familiaya bir kilise gozuyle bakmak cok buyuk haksizlik olur diye dusunuyorum. Bugune kadar gordugum en guzel yapilardan biri hatta en guzel mimari tasarimlardan biri. Altindaki muze boyle bir yapiyi olusturmak icin ne buyuk bir zaman ve emek gerektigini anlamak acisindan faydali. 
La Sagrada Familia Muzesi
Audio guide almanizi tavsiye ederim cunku anlattiklarinin yanisira arada calan muzikler esliginde bu harika yapiyi gezmek ayri bir keyif oluyor.

La Sagrada Familia Gaudinin en onemli eseri olarak goruluyor kendisinin bir tramvay kazasiyla son bulan omru bu eserin tamamlandigini gormeye yetmemis. Olumunden onlarca yil sonra farkli mimarlar onun cizdigi orjinal projeye sadik kalarak bu yapiyi tamamlamak icin cabaliyor. Endustri devriminin dine verlen onemi azaltmasi uzerine o donemin zenginlerinden biri Gaudi'ye bu yapiyi yapmasini teklif etmis ve destek olmus. Yine ayni zenginlerin destegiyle Park Guell ve diger eserlerini de yapiyor. 74 yillik yasaminda bence Barcelonayi yaratmis ama onun bitiremedigi La sagrada Familianin ne zaman tamamlanacagini henuz kimse bilmiyor. Kitabimiz diyordu ki eger soyle bir yolunuz dustuyse Barcelonaya ve sadece bir sey yapma sansiniz varsa La Sagrada Familiayi gorun. Ben once cok iddiali bulmustum bu sozu ama gidince icinde dolasinca anladim eve sadece bir sey yapma sansi ve vakti varsa bir turistin Barcelona da La Sagrada Familia gorulebilir, oraya ve Gaudiye hayran olup yeniden Barcelonaya gelme planlari yapilabilir J

FC Barca Turu
Metroyla rahatlikla ulasilabilen bir yerde Barcelonanin efsanevi tesisleri Nu Camp. Ben tesisleri gorunce efsanesi nereden geliyor cok anlamadim ama bu benim futbol cehaletimdenmis muzeyi gezince anladim. Barcelona kulubunu futbolun hic populer olmadigi bir donemde Isvicreli bir girisimci kurmus ve o gunden bu gune dunyanin en buyuk takimi olmayi basarmis Barcelona. Kupalar, resimler, ilk gunlerden bugunlere kramponlar formalar, onemli gollerin gosterildigi bence cok eglenceli ve siradan bir futbol izleyicisi olan beni bile heyecanlandiran video gosterileri bir yana sahaya yapilan tur bence cok ama cok eglenceli. Sahaya cikma sansi, soyunma odalarinda basin odalarinda dolasma firsati ve binbir emekle kazanilan iki kupayi ellerde kaldirma imkani. Hicbir beklentim yokken ben bu turdan cok keyif aldim hele futbolla biraz alakaliysaniz cok eglenecegize eminim.

Placa Garcia bolgesi
Nisantasini severim ben. Pahali magazalarindan ya da normalde 3 kurusa yenebilecek seyleri Nisantasi oldugundan 35 kurusa yiyebildiginiz restoranlarindan oturu degil binalarindan dolayi severim ben Nisantasini. Tabi bir de Mackayi severim hem de cok. Mesela ITU'nun Taskisla kampusu ne de cok yakisir Mackanin girisine. Iste o Macka yokusundan itibaren severim ben o bolgeyi. Kafam yukarilara kaldirip guzel binalara bakarim pahaliligi zevk adleden tuketim tutkunu insanlarin bakmayi sevdigi magzalar yerine. O yuzden belki de cok Sevdim Placa Garcia cevresini. Yine pahali magazalarla cevrelenmisti guzelim binalar. Eh ne de olsa insanoglu her yerde ayni insan. Ama binalar ama o guzel binalar. Hele araya Gaudinin iki saheseri de eklenince bakilmaya doyum olmayan o guzel binalar icin yurunur o yol hem de defalarca tepelere bakmaktan boynum agriyarak J

Park Guell
Sehrin merkezinden bir metro ve sonra sonu bitmez merdivenlerle ulasilabilen yine Gaudi'nin sehre kazandirdigi cok ama cok guzel bir park. Yuruyen merdivenlerle parka giden yol kolaylastirilmamis olsa bu kadar olumlu konusabilir miydim bilmiyorum :) En azindan bizim gittigimiz park girisine bebekli ailelerin rahatlikla gitmesi zor olabilir cunku merdivenler arasinda yokus yukari yurumek gerekiyor. Ama eminim parkin daha duz ayak girisleri de vardir. Sonunda gozler onune serilen goruntuler boyle olunca cekilen yorgunluga degiyor. 



En kisa haliyle bile park gezisi yarim gunden fazla zaman aliyor. Biz ne yazik ki hazirliksiz gittik ama sandviclerinizi alip parkin bu guzel oturma yerlerinde keyif yapmak mumkun. Bizim gibi yaninizda bir sey goturmediyseniz guzel bir kafede var parkta ben portakal suyuna bayildim :)
Park Guell
Flemenko
Derler ki askli anlatir. Derler ki yaban bir yuregin sesidir. Derler ki adimlarindaki guc aslinda isyandir. Diyorum ki Ispanyanin en guzel renklerinden biridir, izlemeye doyum olmayanidir, ah yine firlasam sahneye diye hissettirenidir, her ritmde yurek hoplatani her tinida ic sizlatanidir. Gece boyu suren icki ikrami da gosterilerin fiyalati kirk eurodan basliyordu. Gider miydik emin degilim ama kitabimizin onerdigi yerlerin hicbirinde yer zaten yoktu. Biz yine kitabimizin onerdigi kucuk bir gosteri salonunu tercih ettik ve yine cok sansliydik bence harika bir gosteriizledik. Merkezi bir yerde olan bu gosteri salonu uygun fiyatlari ile de tercih edilebilecek bir yer. Ve yine kitabimizin uyarisi her gosteri iyi olmayabilir dikkatli olmak lazim. Iyi de nasil? Yapacak bir sey yok sans!

27 Mayıs 2011 Cuma

Rengarenk Barcelona...

Oyle cok istedik ki biz sana gelmeyi. Oyle uzun zamandir bekledik ki seninle bulusmayi. Seni gormeden Madrid’i gormemizi onermisti herkes; oyle guzelmissin ki once seni gorursek Madrid’den tat alamazmisiz. Dinledik soylenenleri, once oralara gittik gezdik oralari.. Sonunda vakit geldi. Kisa bir tatili biz birazcik uzattik, haftalar oncesinden biletlerimizi de aldik ve bu yil easterda Barcelona biz seninle bulustuk. 
Fakat.... biraz bulutlu karsiladin ya bizi sonra arada gunesini sakindin bizden hatta bazen estiriverdin ruzgari biraz da hasta ettin beni. Iste o yuzden seninle ilgili hislerim cok cesitli oldu Barcelona. Ayni senin sangrainin renklerinin cok cesitli olmasi gibi, ya da paellanin sakladigi cok cesitli baliklar gibi, ya da Gaudinin o saheserlerinde kullandigi cok cesitli renkler gibi,  ya da sokaklarinda dolasan insanlarin cok ceistli ulkelerden gelmesi gibi hatta belki de futbol takiminda oynayan futbolcularin cok cesitli milletlerden olmasi gibi. Belki de guzel olan buydu degil mi? An geldi bir daha gelmem ben buraya dedirttin, an geldi bir daha ne zaman gelsek diye planlar yaptirttin, an geldi tatil bitmese dedirttin an geldi ne cok yorulduk dedirttin. 

Cesit cesit hava sartlarinla, cesit cesit yemeklerinle, cesit cesit iceceklerinle ve hangisine yetisecegimizi sasirdigimiz cesit cesit etkinliklerinle cok renkliydin Barcelona. 
Ve iste bizim gozumuzden rengarenBaRcELonA.

Mavi….
Serde akdenizlilik olunca, yolumuz denize de kavusunca, hava hazirlikli olsak denize girebilecek kadar guzel de olunca biz senin kiyilarini cevreleyen Akdeniz'e yeniden hayran olduk. Yolumuzun ustunde olmasa bile hemen hemen her gun kendimizi denize dogru yuruken bulduk. Gunduz isil isildi denizin, gece ayaklarimiza uzanan dalgalar biraz urkutucu olsa da etkileyici. Deniz kiyisina siralanmis banklarin yurumekten bitkin dusen bizler icin dinlendirici ama daha cok gunesin altinda yuzumuze esen ruzgarla gelen Akdeniz kokusunu icimize cekmek icin cezbedici idi. Yaz olsa kimbilir nasil daha da cok yakisir sana denizin. Iste o yuzden bence sana en cok yakisan renklerinden biri maviyi vermis sana denizin…

Barcelonata
Beyaz…
Eskiden cok da populer olmayan bir bolgenmis Barcelonata. Bakmislar, degistirmisler onu ama hala eskiden izler de tasimakta. Barcelonatanin bir yakasi sahil goz alabildigine uzanan kumlar bir de onu susleyen restoranlar. Biraz yuruyup eski evleri tasiyan sokaklardan gecince yolun vardigi yerse bir liman. Biz limanda dolasirken o da gunesle suslenmisti, limani kaplayan cesit cesit yelkenli de gunesle renklenmisti. Liman boyu uzanan restoranlar, oradan buradan karsimiza cikiveren cocuk civiltilari ise bana Egemin limanlarini hatirlativerdi. Goz alabildigine uzanan yelkenlileri ile sana cok yakismisti beyaz, iste o yuzden limanin aklimda beyazla yerediniverdi. 

Port Vell



Sari…
Limanin sonunda ilk gorkemli eserinle tanistim Colombus heykeli, artik ne kadar haklisin bilemiyorum ama Colombus Katalanyali dermissin. Iddialasmayacagim seninle Barcelona oyle ya da boyle hakkini verip onun icin sahane gorkemli bir heykel de dikivermissin. Tek gorkemli meydanin bu degildi elbet. Bak aklimda kalanlar harika su ve isik sovuyla ve gorkemli sarayiyla Placa Espanya.
Placa Espanya

Sokak arasinda bir anda karsimiza cikiveren guzel restoranlarla cevrili La Placa Reial, sonra yol ustunde ugramadan gecemediklerimiz Placa Rei, Placa Garcia, Plaça Saint Jaume, Santa Maria Del Mar kilisesini de barindiran guzel meydan sonra Placa Catalunya ve aklima gelmeyen niceleri daha. 
Placa Garcia


Elbet her birini susleyen cesmelerin, civiltili insan kalabaliklari, dans gosterileri ve kucuk konserlerin. Tam bir ispanya sehri gibi sen de meydanlarinla guzelsin meydanlarina yakisan renk de bana sorarsan girdigi ortami isiklandiran sari....
Barcelona sokaklari

Kirmizi…
Muzik demisken sana gelip bir de flemenko dinlemeden izlemeden donmek olmaz dedik. Kisa da olsa bir gosteriye girmek istedik. Kisa ama cok canli, kisa ama bizce cok basarili bir felemenko gosterisi ile bir aksamimizi renklendirdik. Ayaklardaki ritim mi, eteklerdeki hareket mi yoksa seslerdeki bugu mu bilmem felemenkoyu bu kadar guzel yapan ama suphesiz senin bir rengin de ondan geliyor hem de sana cok yakisan kirmizi...
Barcelona'da Felmenko


Yesil…
Biliyorsun yorulacak senin yollarinda gezenler ama bir yandan kapali mekanlara da girmek istemeyecekler hele gunesin varken guzelligini kacirmamak icin. Iste sanirim o yuzden kendini bir de gezmeye doyum olmayan parklarla suslemissin. Karsimizda sakin bir gol, etrafta gunesli gunun tadini cikaranlar, el ele dolasan sevgililer, bir arkadasla yarenlik eden yasli teyzeler ve gunun en komigi amansiz bir yaris ve kavga icindeki 5-6 yasindaki veletler. Ah o veletlerin amansiz kavgasi da arayi bulmaya calisan annenin verdigi micadele de cok keyiflendirdi bizi ama bana sorarsan bu parkin adi huzur o yuzden icimmden yesil demek geldi ona. 
Park de la Cuitadella

Turuncu...
En cok neye zaman harcadiniz dersen elbette yemege. Tapaslara Paellalara Catalan tatlilarina, likorlerine, Sangariana ve senin sayende tanistigimiz cavana. Kopuklu sarap severim elbet de sen ona cava demissin hele bir de ev yapimi olanlarini menulere eklemissin yemege icmeye doyum olmadi hal boyle olunca. Bir Akdeniz ulkesi olarak yaniltmadin bizi yine leziz yemeklerinle midemizi senlendirdin benim aklimda en cok yine kalamar yine pimientos yine dometesli ekmekler. Ne guzel rekler katiyor yemeklerin sana Barcelona bence en cok yakisan renk turuncu onlara…

Bordo lacivert...
Barca Barca Barca.... Sana gelip stada gitmeden olur muydu? Belki de olurdu ama bizim icin iyi ki olmadi. Dunyanin en buyuk takimina sahipsin ya iyi bakiyorsun onlara. Saha benim gozume biraz eski geldi senden saklayacak degilim ama soyunma odalari, basin odalari basin turbunleri ve hatta icindeki kucuk kilisyele ne de kocaman bir alan ayirmissin futbola. Saha kenarinda kucuk bir tur, tirubunlerde bir iki kosmaca ve en guzeli sampiyonlar ligi kupasi ve Ispanya ligi kupasini ellerde kaldirmaca. Futbol sevmeyeni bilmem ama benim icin harika bir ani oldu FC Barca. O yuzden aklimdaki renklerinden ikisi bordo lacivert de futboldan geldi sana...
Nu Camp

Turuncu, mor, kirmizi, yesil ne renk varsa...
Ve elbet unutulmazin Gaudi ve La Sagrada Familia, Park Guelle, Casa Battlo, La Pedrera/Casa Mila, oyle sokakaralarinda karsimiza cikan lambalar, binalar, mobilya resimlei, fener alayi eskizleri. Bir insan hayata dair neyi tasarlayabilirse tasarlamis Gaudi.  
Casa Batlio
Mimar olsaydim gece gunduz okurdum O'nu. La Sagrada Familianin projesi icin kullandigi muzede soyle bir gordugumuz her bir yontemi hatmederdim. Park Guelle'de gordugumuz harika yasam alanlarini yaratmak icin ona ilham olan dogayi da onun dogayi yorumlama bicimini de anlamak icin gecemi gunduzume katardim. Olumunden onlarca yil sonra hala onun cizdigi projeleri hayata gecirmeye calisan onlarca yuzlerce mimardan biri olmak icin cabalar durudum. Simdilik sadece ona hayran olmakla yetiniyorum Barcelona ve onu bana tanittigin icin sana tesekkur etmekle. Suphesiz ki Gaudi ve onun sokaklarini susleyen her bir eseri senin en guzel renklerin. Tek bir renk vermek ne mumkun ona. O gok kusaginin tum renklerini kullanmis eserlerinde ya benim gozumde iste oyle rengarenk Gaudi turuncu, mor, kirmizi, yesil bence ne renk varsa dunyada
Park Guell
Simdi senden an be an uzaklasirken biliyorum bu tatilin guzel anilari aklimda kalsa da bir zaman sonra bana hissettirdikleri yavas yavas silinecek. 
Ama sen bana inan benim aklimda hep renklerinde kalacaksin rengarenBaRcELonA....

PS:
Biz gezimizde Barcelona'da yasayan bir arkadasimizin (cok tesekkurler Rouge!) bize verdigi kucuk tuyolari kitabimizin da katkilariyla genisleterek olusturdugumuz bir rotayi izledik. Rota harikaydi ama zaman zaman hava sartlarindan dolayi kucuk aksakliklar yasadik degisiklikler yapmak zorunda kaldik. Ustune bir de ben hastalaninca malesef rotanin bir kismindan alacagimiz keyifin tamamini alamadik. Ama yine de izlemeye deger bir rota ihtiyaciniz olursa burada: http://bcnde.blogspot.com

26 Mayıs 2011 Perşembe

Daha aydinlik bir gune merhaba demeli

Neye neden olduğunu bilmediğiniz halde canınızın çok sıkkın olduğu günler olur mu bazen? Hani ne yapsanız içiniz açılmaz. Yediğiniz yemek sanki boğazınızda bir düğüm, içilen onlarca bardak su onları bir cm bile ilerletemez. Pencereden gelemeyen güneşe canınız sıkılır, sonra kahvenin şeker atmadan sair zamanlardan daha acı oluşuna, bilgisayarınızın normalden yavaş çalışmasına, açılmayan dosyalara ve hatta gazetelerdeki haberlere. İşte ben tam öyleyim bugün. 

İçimde bir sıkıntı. Okuduğum pozitif yazılar/ım bile bana yardım etmedi. Ne kadar yanlış olduğunu bilsem de bulunduğum an dışında herşey gözüme daha güzel gelmekte. Belki biraz yoruldum, belki hava degisimi, belki gunesin yerini alan bulutlar, belki planlar yapmak zorunda olmak, belki yapmam gerekenleri bitirememek. Bu halime neden hangisi kim bilir?

Belki de günü erken bitirip eve vakıtlice gitmeli. Sonra evi toplamalı zira ortalıktaki bavul yayıntısı da içimi ziyadesiyle sıkmakta. Güzel bir yemek yapmalı kalori falan takmadan kremalı bir makarna mesela. Sonra dusundurtmeyecek hatta komik olan güzel bir film açmalı. Yemegin ustune biraz cukulata yemeli. Belki biraz (daha) erik de yemeli. Sonra güzel de bir uyku çekmeli erken yatıp. Bu halime iyi gelen hangisi olur kim bilir? 

hepsinin yaninda bir de arasıra Deli Anne'nin şu yazısına bakmalı. Ne de güzel demiş; doneyim yüzümü sevdiğim şeylere. Sikintiyi geride birakip yuruyup gideyim. Ben de yapabilirim değil mi?

Haydi geçsin gitsin bugün yeni ve daha aydınlık bir güne üstelik Cumaya merhaba demeli…

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Yesil e.rik

Olur da bir gun birisi bana "En cok hangi meyveyi seversin?" diye sorarsa; gerci sormaz niye sorsun ama olur da sorarsa yani :) verecegim cevap hazir:
Y.esil E.rik. 
Aslinda seftali, kayisi, cilek, armut, kivi, karpuz, kavun, ahu dudu hepsini cok seviyorum. Hatta kucukken cok yemek secen bir cocuk oldugum halde saglikli olmam da bu meyve sevgime baglaniyormus. Yemedigim meyve yok sanirdim ta ki son yillarda cikan degisik meyvelerle tanisana kadar. Mesela dragon meyvesi, mango daha neler neler. Gercekten omrum boyu yemesem aramam kendilerini. Dolayisiyla aslinda Turkiye'de benim cocuklugumda bilinen klasik meyveleri cok seviyorum ama y.esil e.rik o bambaska, onu cok cok seviyorum. 

Iste o yuzden Pazar gunu ucaga yetismeye calisiyor olsam da, e.rik ugruna izmirde bir suru market dolasmak zorunda kalmis olsak da buralara valizimde 5 kilo e.rikle dondum benJ Evet yanlis duymadiniz tam 5 kilo :) Tasiyabilecegimi bilsem 5 kilo daha da alirdim :) gerci ben havalaninda e.rikleri valizime yerlestiriken cani cektigini soyleyip erik isteyen polise bir avuc verdik e.riklerimden. Dolayisiyla (5 kilo - bir avuc) e.rikle Hollandaya geldim :) Itiraf ediyorum siz hep izmirdesiniz vermem diyesim de geldi ama neyse dedim cani cekmis :) Soz konusu e.rik olunca boyle de bencilim :)

Evde bu kadar cok e.rik olunca, bugunlerde beslenme programimin bel kemigini yesil e.rik olusturuyor. Evde, is yerinde, sabah kahvaltidan sonra, yemekten once, televizyon izlerken hatta yemek hazirlarken surekli y.esil e.rik yiyorum. Kutur kutur nasil guzel.  Hic de bikmiyorum her bir e.rikge bu ne lezzet, ne guzel bir meyvedir bu diye methiyeler duzuyorum J Buyrunuz e.riklerim icin yazdigim siirlerimden biri asagida :)

                          Yemege doyum olmaz seni
                          Eksiysen hele biraz
                          Sekerden tatlisindir bana 
                          Izmirimden geldiysen yuvama
                          Lezizsin, kiymetlisin sen benim favori meyvemsin :)

                          Evde, ofiste, yolda yerim seni
                          Rica edip isteyen olursa sevinsin diye paylasirim da seni
                          Istemem yumusayip tadin kacsin
                          Karnima agrilar girse de cok yemekten, y.esil e.rik sen bambaskasin :)

24 Mayıs 2011 Salı

Uslup

Benim blogum boyle ciddi konulara aliskin degil aslinda. 
Ben boyle tercih ediyorum ama arada Gulcince yazmadan da duramiyorum. 
Bir aydan az bir zaman sonra yeni bir s.ecim yasayacak Turkiye. Yeniden onumuzdeki yillarda ulkemize ait kararlari almayi ben bu kisilere teslim ediyorum diyecek. 
Demokratik her ulkede oldugu gibi secilenler, cogunlugun s.ecimiyle basa gelenler ulke yonetiminde soz sahibi olacak. Basa gelen kim olursa olsun demokrasinin kendilerine verdigi yetkiyi kullaniyor olacak. 
S.ecimle basa gelenler yeni bir s.ecime kadar gecen surede soz sahibi olacak. 
Dogal olan bu, ulkemizin yonetim sekli bu. 

Benim dusunduklerim ne secenle ne secilenle ilgili. 
Benim dusunduklerim sadece s.ecim donemi yasananlarla ilgili. 
Aman yanlis anlasilmasin bu yaziyi yazarken kimin hangi partiye oy verecegiyle ilgilenmek degil amacim ya da benim hangi gorusu savundugumu anlatmak da degil. 
Hangi partiye oy verecek olursam olayim hep boyle dusuneceklerimi soylemek sadece. 
Iste sadece bunun icin bu defalik Gulcince birazcik siyaset konusuyor.

Izmirde oldugum kisacik surede buralardayken sadece televizyondan takip edebildigim secim donemine daha yakin oldum. Oradayken sokaklarda en cok gorduklerim etrafi kaplayan kagit/plastik bayraklar, sokaklarda dolasan anlam veremedigim muzikleri bangir bangir calan arabalar ve yerli yersiz anonslarla tanitim yapan s.ecim calisanlari oldu. Yani s.ecim propogandasini yapanlar, propogandaya alet olanlar, propaganda icin kullanilanlar. Tek bir gunun tek bir saati bile s.ecim gurultusu yasanmadan gecmedi izmir'de. Ne de olsa ulke olaganustu bir donemden geciyordu. Olagan ustu olan aslinda ne s.ecim ne de s.ecim icin kullanilanlardi. Her zamanki s.ecim calismalari gibi bu da gurultulu bir calismaydi. Ama bu kez bana sorarsaniz s.ecim donemi her zamankinden farkliydi. Cumhuriyet tarihindeki tum s.ecimleri bilmiyorum. Bu konuda bir arastirma yapmis da degilim ama bana sorarsaniz bu s.ecime damgasini vuran ve bu s.ecim donemini  diger s.ecim donemlerinden farkli kilan tam olarak siyasi usluptaki seviyesizlik oldu.

Siyasi parti baskanlarinin birbirini yalancilikla, dolandiricilikla sucladigi bir propaganda doneminde konusulmasi gerekenler yani siyasi programlar, yapilacaklar, parti gorusleri konusulmaz konu bile edilmez oldu. "Bunlari bir taraf birakalim siyasi programiniz nedir?" diye soranlara verilen cevap ise "Onlari yeri gelince konusuruz" oldu. Yeri geldi mi?  Elbette gelmedi. 

Yanlis soylenen kelimelerle gecilen dalga s.ecim eglencesi yapildi. Meydana cikan her liderin diline doladigi bu yanlis soylenen kelimeler oldu. S.ecimle uzaktan yakindan alakasi olmayan kelimeler gereksiz sekilde sempati toplamaya yardimci olur hale geldi. Mitingler mikrofon elinde bagiranla, soylediklerine gulenler arasinda surdu gitti. "Bu mudur s.ecim propogandasi?" diye soranlara verilen cevap ise "Zamani gelince konuslucak digerleri" oldu. Zamani geldi mi?  Elbette gelmedi. 

Belden asagi muhabbetler siyasi programlarin onune gecti. Kasetler birbirini kovalar oldu. Ne cok yasak iliski varmis mecliste hepsi afise oldu. Bunlarin s.ecimle alakasinin ne olduguna, bu kasetlerin nereden ciktigina dair kafamizdaki sorular cogaldi. "Bu kasetlere konu olanlar kendi vicdanlariyla hesaplassin bunun s.ecimle siyasetle ne ilgisi var?" diyenlere verilen cevap ise "Onlarin da vakti gelecek" oldu. Vakit geldi mi?  Elbette gelmedi.

Ve son okudugum roportajlardan birinde ulkemizin su andaki basbakani ana muhalefet partisinin genel baskani ile beraber nicin televizyon programina cikmadiklarini soranlara "Yalan ruzgari yeniden oynatilsin o genel baskan da orada basrol oynasin" diyordu. Sanirim televizyon programlarina casting yapmanin sirasi geldi ama siyasi programlari konusmanin sirasi gelmedi.

Bir mitingde ana muhalefet partisinin lideri basbakanin gec gittigi toplantilardan dert yaniyordu. Sanirim birbirlerinin programlarini takip etmeye vakit vardi ama siyasi programlari konusmaya vakit yoktu.

Bir baska televizyon programinda bir parti lideri partinin web sitesine koyacagi kendisi icin yapilan komik videolardan bahsediyordu, cok eglenmis cok gulmus. Sanirim web sitelerinde gulup eglenmenin yeri geldi de siyasi programlari konusmanin yeri gelmedi.

Uzun sozun kisasi bu s.ecimde yasananlar da kullanilan siyasi uslup da s.ecime yakismadi. Buralarda da s.ecim oluyor elbette. Ama insanlar sokaklarda bangir bangir muzik esliginde dolasmiyor, gurultu kirliligi yaratilmiyor. Evlere s.ecimlerle ilgili kagitlar geliyor elbet ama sokaklar kagittan hatta ne yazik ki plastikten bayraklarla donatilmiyor, dogaya s.ecim ugruna bu kadar zarar verilmiyor. Siyasi parti liderleri farkli gorusler icinde olup tartisiyor elbet ama soz konusu edilenler yalancilik, dili yanlis kullanma, yuzsuzluk gibi konuyla alakasi olmayan hatta hakarete varan seyler olmuyor. 

Ben artik bir iki konuda olsun partilerin ne yapacagini duymak hatta karsilastirabilmek hatta neyi neden farkli yapacaklarini tartistiklarini gormek istiyorum. Bilmiyorum cok sey mi istiyorum ama bu s.ecim donemi benim kafamdaki hicbir soruyu aydinlatmiyor. Aksine bu yasa gelmis kelli felli insanlari siyasi usluptan tamamen uzakta birbiriyle agiz dalasi yaparken izlemek kafamda binlerce yeni soru isareti yaratiyor. Gercekten boyle devam ederse bu s.ecim propogandalari kimi neye gore seciyor olacagiz ki biz?

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails