12 Ocak 2011 Çarşamba

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

........
Orhan Veli Kanık

7 Ocak 2011 Cuma

Ey sehir...

Ey sehir denizini, gunesini sakla
Döneceğim bir gün
İmbatindan derin bir nefes almak için...

Bilmem dogdugum, buyudugum yer oldugu icin mi seviyorum bu kadar Izmir'i. Yoksa hala ailem ve pek cok arkadasim orada oldugu icin mi? Yoksa sadece Izmir oldugu icin mi? Nedenini bilmiyorum. Nedenini merak da etmiyorum. Ne icin olursa olsun her Izmir'e gidisimde mutlu cok mutlu oluyorum. 

Hatay caddesinde bitmeyen metro insaati devam etse de, gunden gune artan araba sayisiyla trafigi Istanbul'u aratmaz hale gelse de, gittigimiz yerlerde park yeri bulmak bazen oraya varmaktan daha uzun zaman alsa da seviyorum Izmir'i. 

Dukkanlarda guler yuzlu insanlarla konusunca, restoranlarda garsonlara merhaba nasilsiniz diyip havadan sudan sohbet edebilince, Kordona karsi bir kafede elimde sicak cayim annemlerle sohbet edince bitmeyen insaatlari aklima bile getirmiyorum.

Sabah kahvalti sofrasini yagli boyoz ve Izmir tulum susleyince, aksam ustu sokak gevreginin kavruk susamlari caya eslik edince hele bir de annemlerin hazirladigi cesit cesit yemegin yanina halamin boregi sicak sicak eklenince trafikte gecirdigimiz sureyi aklima bile getirmiyorum.

Hadi bir cikip dolasalim diye arayan arkadaslarim kuzenlerim olunca, simdi kendimize ne hediye versek ne yesek diye Nilgun ablam butun aksam etrafimda dolasinca, sonra evimizde ailece oturup gulus ahenk sohbet edince yolda yuruken sagimdan solumdan yarim metre mesafe ile gecen arabalari aklima bile getirmiyorum.

Aslinda bir sehri guzel yapan ne agaci ne binasi ne denizi. Bir sehri guzel yapan orada yasayan sevdiklerin ve en onemlisi senin orayi ne kadar sevdigin. Hani V.izontele'de dedikleri gibi: Eğer bir yeri seviyorsan orası dünyanın en güzel yeridir... eğer o yeri sevmiyorsan orası dünyanın en güzel yeri değildir. Iste o yuzden belki de Izmir'im benim icin dunyanin en guzel yerlerinden biri... 

Bekle Izmir'im geliyorum; imbatindan derin bir nefes almak icin...

2 Ocak 2011 Pazar

Isvicre'den bildiriyorduk....

Bugun hava gunesli saniyorlar. Halbuki degil. Vazgercerler mi ki buralara gelmekten? Aslinda bir gelseler gorecekler gunes degil ki bugun mutlu olmak icin ihtiyaclari olan. Once Zurih'ten Lucern’e gelecekler; 50 dakikalik bir tren yolculugu bekliyor onlari. Sonra umarim benim oldugum yere gelmeyi kesfedecekler. Oyle heyecanla bekliyorum ki onlari. Pardon ne dediniz? Gelecekler kim mi? E tabi ki Gulcin ve Ozan. Duydum ki Gulcin ve Ozan da buradaymis. Bir de kara bayiliyorlarmis. Ben de tanismak icin heyecanla onlari bekliyorum.

Aa pardon siz “Sen kimsin?” diye mi soruyordunuz? Belki sizinle de tanismisizdir ben Pilatos daginda yasayan Davos kizaklarindan biriyim. Isvicre'de bizi cok severler. 7'den 70'e tum Isvicrelilerin elinin altindayizdir. Kar oldu mu bizsiz gun gecirmezler.

Bak lafa daldik onlar gelmisler bile. Oh be gelmezler diye cok korkmustum. Turist ofisindeki gorevliyle konusuyorlar. Akillarinda ya Pilatus dagina gitmek var ya da Rigi dagina. Anladigim kadariyla once sehri gezeceklermis. Ne yapalim, cok oyalanmasalar bari, ne guzel oynayacagiz burada! Ben Pilatus'ta bekliyorum onlari. Sehirden bir teleferige bindiler mi yarim saatte yanimdalar. Rigi hemen karsi komsumuz. O da gorkemlidir baya ama kisin oralara gitmek zor. Once  gemiye binmeleri lazim sonra da trene. Gun icinde gidip gelmek en az 5-6 saat aliyor. Orada da benim arkadaslarimla bulusurlardi da simdi vakit kaybetmesinler; istiyorum ki hemen gelsinler oynayalim biz!

Bak izliyorum onlari asagida. Gulcin’in akli fikri dar sokalarda, binalarin arasinda dolasmakta. Ozan kitabi, haritalari okumasa sokaklarda kaybolacak inanin. Bizim sehrimizin adi Lucern. Belki cok duyulmamistir adi ama aslinda Isvicre'nin en cok turist gelen sehirlerinden biridir. Hele baharda yazda hava gunesli oldu mu, bulutlar bizim daglari kapatmaktan vazgecti mi gol kiyisindan  manzaranin tadina doyum olmaz. Isvicre'nin ortasindayiz. Dolayisiyla baska sehirlere gelmis olsaniz bile bize ziyarete gelmeniz en fazla 1-2 saat alir; bekleriz. Ozan ve Gulcin'in su an ustunden gectikleri tahta kopru sehrimizin simgelerinden biri. Ayni zamanda Avrupa'nin ilk koprulerinden biri. Ne yazik ki 1993 yilinda suyun ustundeki bir gemide cikan yangin ona da sicradi. Ne zordu hicbir sey yapamadan yangini izlemek. Simdi eskiye sadik kalip yenilediler kopruyu de uzuntumuz biraz azaldi. Ah iste koprunun ardindan gorunen de Pilatus yani bizim dagimiz. Sonunda Gulcin de bizim dagi gordu asagidan. Sevinci gorulmeye deger. Bilse buraya bir gelsin bak nasil sevindirecegim ben onu. Bakin nasil da guzel gorunuyor kopru ve dagimiz oradan onlarin gozunden:

Ben anlatirken onlar da unlu Lion anitinin oraya geldiler. Bu anit Fransiz Ihtilali sirasinda Fransa'da oldurulen 700 Isvicreli askerin anisina yapildi. Kral silah kullanmalarini yasakladigindan askerler, halk ayaklanmasi gerceklestiginde kendilerini savunamamislar bile. Kim hakli kim haksiz soylemek mumkun degil. Bence hep karlarda kaysin insanlar hep eglensinler ne gerek var boyle seylere ama kim beni dinlesin! Sanirim Ozan cok begendi bu aniti etrafinda dolasip kitabi okuyor. Seviyor okumayi cocuk! Hadi Ozan bosver siz benimle oynamaya gelin!
Hava bulutlu da olsa gol kiyisina gitmeden olmaz tabi onlar da hakli ne diyeyim... Ama biraz acele etseler keske. Hayda simdi de S.t.arbucks'a gidiyorlar iyi mi Gulcin biraz calisacakmis. Gulcin gel sen bosver isi misi. Ssst duyuyor musun beni? Neyse napalim biraz daha sabredecegiz. Laf aramizda onlar boyle gezerken beni eglenmek icin gelen baska birisine kiralayacaklar diye cok korkuyorum. Sabirli olayim ama degil mi? Bakin ne fotograflar cektiler sehri gezerken:

Bizim buralara gelmek icin sehirden bir teleferige binmek yeterli. Ustelik teleferige kadar olan yol da yurumesi eglenceli bir yoldur park var kilise var yol ustunde sikilmazsiniz yani. Teleferige atladiniz mi 30 dakikada benimle bulusabileceginiz yerdesiniz. Ben dagin zirvesinde degilim. Oraya gitmek icin baska bir teleferige daha binmek lazim ama kisin o teleferik kapali. Laf aramizda iyi ki kapali yoksa benimle oynamaz zirveye giderlerdi degil mi? Ama baharda yazda, yani benimle oynayamayacaginiz zamanlarda harikadir orasi, oranin manzarasi benden soylemesi! 

Hadi canim, meger Gulcin teleferikle yukseklere cikmaktan korkuyormus. Cesur gorunmeye calisiyor ama suratindan belli nasil da korkuyor. Hadi dayan Gulcin oyle eglenecegiz ki ben sana o korkulari unutturacagim inan. Ustelik sadece yarim saat ne olacak ki? Sanki Ozanin telkinleri de ise yariyor. En azindan artik beresiyle gozlerini kapatmiyor da etrafin guzelliginin keyfini cikarabiliyor. Komik bir kizmis bu ya simdi yuksekten korkup benimle de oynayamazsa. Olur mu olur. Olmaz degil mi ama ya?

Bu arada nasil guzel bir kar basladi. Pamuk gibi kapladi yine her yeri. Iste ben de o karlarda kaymak uzere bekliyorum ya Gulcinle Ozani. Oley, teleferikleri de geldi. Mujde artik cok yakinimdalar! Bizim dagimizin restoranlari da meshurdur. Once bir yemek yiyiyorlar yaninda kirmizi sarapla ve sonra eglence baslayacak. Sabirsizlaniyorum inanin!

Bir saniye geldiler mi yoksa? Evet evet buradalar. Sey pardon beni almaya gelmisler beni! Hey hey onu degil beni! Yanlis kizagi veriyorsunuz ya hayir kime diyorum ben! Beni alacaklar beni! Ya hayir olamaz. Ozan Ozan! Ah evet Ozan harikasin beni sectigin icin. Dostum  bak gor nasil eglenecegiz!

Hah simdi once surada bir deneme kayisi yapalim... Resim mi cekelim diyorsunuz tamam o da olur ama biraz acele edin.

Evet Gulcin seninle baslayalim! Soyle hafif dik bir yokus buluyoruz ve ucuyoruzzzz!!!!!!! Ozan biraz daha basarili kabul edelim ama sen de fena degilsin! Bir daha deneyelim hadi ama daha yuksekten… Ucuyoruz!!!!!!!! Evet aynen boyle tekrar kaymak icin geri donerken hizli hizli kos ki daha cok eglenebilelim. Oleyyyy ucuyoruz!!!!!

Upps nasil yani? Ama ben sadece 1 kisilik bir kizagim iki kisiyi tasiyabilir miyim acaba? Amannn sizi mi kiracagim? Ozan zaten tek basina Gulcin cok yukseklerden kayamayacak gibi. Sana guvenim sonsuz dostum basarabiliriz. Hadi bakalim ucuyoruz!!!!! Bakin ne guzel kaydiniz ki cocuklar da sizinle yaris yapmak istiyor. Hadi Ozan yarisalim mi yarisalim mi? Hooop ucuyoruz!!!!!

Hey bir dakika niye aldiniz cantalari? Nereye gidiyoruz? Yamac otarafta degil bu tarafta. Oradan kayamayiz! Nasil yani gunun sonu mu? E nolur ki son teleferik gitse kaya kaya asagiya ineriz? Neler diyor bunlar ya? Kiyafetleri uygun degilmis. Ya bosverin kiyafeti kaya kaya ineriz. Heyyy duyuyor musunuz kime diyorum ben? Aaa gercekten gidiyoruz. Oh keyfe bak bir de sarap actilar teleferikte. Madem sarabiniz da vardi kaya kaya inseydik? Neyse tamam bir dahaki sefere. Ne guzel seyler soyluyorsunuz benim hakkimda. Demek cok eglendiniz. Utandiriyorsunuz inanin beni J

Ah Gulcin inan ben de uzuluyorum gitmenize. Sevdim bu kizi bir de tesekkur etti bana iyi mi? Daha uzun gelin. Heyyy ben hep buradayim yine gelin….Unutmayin tamam mi daha tepeden kayarak inecegiz. Eh artik ben de dinleneyim ne gundu be….

Ne gundu be… Ne eglendik… Karlarin ustunde hakikaten cocuklar gibi sendik. Iste Isvicrede bir gunu daha boyle bitirmistik. Bu kez bizim dilimizden degil Davos kizagimizin dilindendi hikaye…. 

Ve Luzen gecesinden bir iki resim de bizden yine...

31 Aralık 2010 Cuma

Nice guzel yillara!

Sevgili 2011, 
Oyle cok sey degil senden istedigimiz. 
En basta saglik olsun... 
Sonra huzur olsun... 
Gonlumuzden gecen dileklerimiz yasadiklarimiz olsun... 
Ah bir de icimiz hep umut dolu olsun... 
Ne cok sey istedin demezsen seninle yasayacaklarimiz gecmis yillari aratmiyor olsun... 
Barisi bol savasi, dusmanligi az olsun...
Hos geliyorsun 2011 umarim seninle birlikte guzel gunlerimiz olsun!

Ve Sevgili 2010
Baslangicin zordu, sonun biraz bulutlu ama sagol giderayak bulutlari dagittin ya simdi dusununce zorluklar geride yasattigin guzellikler aklimizda kalsin istiyorum ben. 
Ne de guzel ilkleri yasattin sen bana, her sey icin sagol yolun acik olsun :)

Ve 2010 da Gulcince ile benimle olan tum arkadaslarim, 
Hersey icin sagolun varolun :) 
Yeni yilda hepbirlikte okuyacaklarimiz, yazacaklarimiz, resimleyeceklerimiz samimi, icten, umutlu en onemlisi bizi mutlu eden seyler olsun...
Dilerim ki hepimiz icin nice guzel yillar olsun!


2010 yilina boyle girmisti Rotterdam bakalim 2011e nasil merhaba diyecegiz :)

26 Aralık 2010 Pazar

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Selale...

Gunes bugun yuzunu gosterdi. Karlarin icine sanki milyonlarca sim yerlestirilmis gibi isil isildi her yer bugun. Yine kitabimizin onerilerinden birini dinledik biz. 45 dakikalik bir tren yolculugunun sonunda varilabilen Schaffhausen'a gittik ve kucuk sehir ile cok yakinindaki Avrupa'nin en buyuk selalesi olan "Neuhasen Rhine falls'i" gezdik. Gunubirlik bir gezi yapmak isteyenler icin "Cok guzel", daha once Turkiye'deki buyuk selaleri gezmis olanlar icin "E bu mu Avrupa'nin en buyuk selalesi" dedirtebilecek; bizim icinse "Soguga ragmen cok keyifli" diye tanimladigimiz bir gun gecirdik.

Hava soguk. Hayir hava cok soguk. Bugun dereceler gunduz bile -6'yi gosteriyordu. Dolayisiyla soguktan korunmak icin kat kat giyinen bizler Hollanda'nin dumduz yollarindan sonra Isvicre'nin inisli cikisli yollarinda gezince bu gezimizde eglenmenin disinda bacak kaslarimiza da gercekten buyuk bir yatirim yapiyoruz. Neyse ki yarindan itibaren havanin isinmasi bekleniyor. En cok daha az kat giyinebilecegim icin seviniyorum :) Ama herseye ragmen karla kaplanmis daglari agaclari izlemeye hala doyamiyorum.

Ogrendiklerimize gore Rhine Falls, Rhine nehrinin 23 metre yukseklikten dokulmesi ile olusuyor ve aslinda yaz aylarinda su kapasitesi bizim gordugumuz halinin 3 kati fazla oluyor. Muhtemelen yaz aylarinda ziyaret edildiginde biraktigi etki cok daha buyuk olacaktir. Bizim icin selaleye karsi icilen bir kadeh sarap, koprunun ustunden yapilan kisa yuruyus, gunesin akan suyun ustunde yarattigi renkler hatirlanir olacak...

Ah bir de elbet selalenin bittigi noktadaki suyun sakinligi de hatirimizda kalacak... Sadece bu resmi gorup kim der ki ayni nehir sadece 10 metre oncesinde tas tas ustunde birakmiyor?


Selaleden ayrilmak, sagolsunlar her bir acidan suya bakmak icin ayri bir oturma alani, kafe, kale gibi turist cezbeden merkezler koyduklarindan cok da kolay olmadi bizim icin. Gezimiz boyunca ben Ozan'in gulusleri esliginde neden ama neden bizim ulkemizde bu kadar cok turistik mekan yapmiyorlar diye soylenirken Ozan sagolsun ileride bakip gulumsememiz icin cep telefonuyla da olsa guzel fotograflar cekiyordu. Yani her zamanki gibi ben soyleniyordum o ise ise yarar seyler yapiyordu :)
Bugunden son olarak Schaffhausen'dan bir iki kare. Aslinda bu sehir benim sevgili sirketimin ofislerinin bulundugu merkezlerden biri. Kimbilir belki de o yuzden gezerken ben hic tam olarak turistik bir gezi yapiyormusuz gibi hissedemedim. Aklimda o ofisten insanlarla yaptigimiz toplantilar ve haftaya kullanacaklari raporlar dolasip duruyordu. Ama simdi tarafsiz bir gozle bakinca guzelmis demekten kendimi alamiyorum :)
Yarindan itibaren sadece tatilde degiliz ayni zamanda "calisiyoruz". Dolayisiyla gezme hizimizi azaltiyoruz ama calissak da hep calismak boyle olsa demekten kendimizi alamiyoruz.
** Her su damlasini bizim icin guzel bir dilek olmaktan kim alikoyabilirdi ki bugun...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails