25 Aralık 2010 Cumartesi

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Kar daha cok kar

Butun gece yagan kar sehri bembeyaz kapladi. Artik buraya gelen ucaklar sanirim calismiyor sehrin ici de oyle cok kalabalik degil zira herkes ailesiyle birlikte Christmas kutlamalarinda. Biz mi? Biz de sehir bu kadar sessizken biraz uzaklara gidelim dedik.

Uetliberg, Zurih gezisini gunubirlik turlarla suslemek isteyenler icin gidilebilecek guzel yerlerden biri olarak oneriliyor kitabimizda. Sehirden sadece 25 dakika uzaklikta, trenle gidilebilen, yazin piknik kisin ise doga sporlari icin ideal bir merkez olarak anlatiliyor. "Above Zurich" yani "Zurih'in ustunde/tepesinde" diye bir baslik da atmis bolgeyi anlatirken kitabimiz. Bu betimlemeyi de havanin acik oldugu zamanlarda Zurih'i tepeden izlemek icin ideal bir alan oldugu icin aldigini soyluyor. Hatta bulutsuz bir gunde tepeden Avusturya'ya kadar bir manzarayi izlemek mumkun olabiliyormus. 

Biz ne yazik ki o bulutsuz gunlerden birine denk gelemedik. Arada kar hizina ara verdiginde ya da bulutlar birazcik kenara cekildiginde Zurih golunu ve sehri biraz gorme sansimiz oldu ya onunla avunuyoruz. Ama uzaklari gorememeyi bir kenara birakirsak... 

Kar her yer kardi...

Hatta oyle cok kar vardi ki arada tadina bakmadan gecmek olmazdi :)

Agaclarin her biri beyazin icinde ayri guzeldi...


Hatta oyle guzellerdi ki onlara sarilip fotograf cektirmeden olmazdi..


Kar biraz acilinca manzara sahaneydi. Bir de hava gunesli olsa kimbilir nasil olacakti..


Hele isiklar da yaninca karin keyfi bir baska oldu...


Ve yemek yedigimiz restorandaki Christmas hazirliklari bence sahaneydi..


Ve bugun de etrafimizi kaplayan herbir kar tanesi bize umut oldu...
Bakalim gelen gun bize neler gosterecek

24 Aralık 2010 Cuma

Gulcin Isvicre'den bildiriyor....

                                                 *Zurich resmi sitesinden
Sayili gun gercekten her kosulda cabuk geciyor mu bilmem ama bizim icin bu sefer cabuk bitti diyebiliriz; buna seviniyorum. Bu karda kista Kuzey Avrupa'da trafik boylesine felc olmusken sadece yarim saat rotarla Zurich'e ulasmayi basardigim icin daha cok seviniyorum. O yarim saatte havada cizdigimiz daireler midemi tam anlamiyla mahvetti ama ne gam ucak geri donmedi ya buna daha da cok seviniyorum.

Bizde havalar hala biraz bulutlu. Aylar oncesinden ayarlamis olmasak bu geziyi gelirmiydik bilmiyorum. Hatta gelmeyecegimizi hissediyorum ama buradayiz. Yasadigimiz anin tadini elimizden geldigince cikarmaya calisiyoruz. Gittigimiz her yerde aklimizda ayni seyler, konusmalarimiz vardigi nokta hep ayni yer. O yuzden ben de Christmas hazirliklariyla isil isil olmus sehre bakiyorum ve her bir isigin bizim icin bir umit daha, bir iyi dilek daha olmasini dileyerek sokaklarda yuruyorum.

Hava soguk degil ama karli, puslu. Zurichi daha once gormedim ama bu halini sanirim sevdim. O pasparlak dunyaca unlu onlarca markanin ev sahibi vitrinlere bakan iyi giyimli gencler, dukkanlarin icinden cikip isil isil yollarda yuruyen modanin yakindan takipcisi guzel kadinlar erkekler, fiyatlarini gorunce bile sasirdigim saatlerin mucevherlerin karsisinda dakikalar geciren orta yasin ustundeki hanimlar beyler karlar icinde soguktan korunmaya calisarak yuruyunce daha gercekci daha insan geliyorlar bana. Onlari oyle gorunce bir hayal aleminde degil de gercekten bizimle ayni dunyayi paylasan bir ulkede oldugumuzu hissediyorum.  

Biz bir hafta buralardayiz, hava izin verdigince, Gulcin calismaktan firsat buldukca gezip gorecegiz ve umariz bulutlari dagitacak haberler gelirse daha da eglenecegiz. 

Bu yaziyi yazmak ve bloguma koymak icin sevgili esim tarafindan bana taninan sure sadece yarim saat oldugundan musadenizle ben kaciyorum ve size karli Zuric'ten bir iki kare yolluyorum...

17 Aralık 2010 Cuma

Bulutlu


Oyle cok guzel gecmiyor iste bazen gunler. Hep umut dolu olmuyor iste bazen icim. Her seyden nese cikaracak enerjide olmuyor iste bazen Gulcin. Arada uzucu haberler geliyor icim golgeleniveriyor. Varligindan hic de hosnut olmadigim bir sikinti gelip icime yerlesiyor.

Aslinda bu sikinti dedigin sey ne de guclu ne de baskin... Geldi mi senin emek emek buyuttugun neseyi ezip geciyor. Ayrica ne de bencil.. Neseliyken bile seni rahat birakmayabiliyor, yuzunu bir anda dusurebiliyor. Ya sikintiliyken oyle mi? Ne yapsan ne kadar neseli anlara gitmeye calissan yuzune hele hele gozlerine o gulumseme gelemiyor. Sikinti oyle bencil ki neseye azicik bile rol kaptirmaktan olesiye korkuyor. Bir de bu sikinti dedigin sey kendine yer acmakta nasil da basarili... Sen tamam iste mutluyum; icimde sikintiya yer olamaz ki derken bakiyorsun o icindeki neseyi itekleyip kocaman bir alani kendine ayiriveriyor. Azcik disaridan bakmaya calissan kendine sanki o alanin ortasinda sisler icinde, ellerin kucaginda oylece oturuyorsun. Hele derde sifa elinde degilse yapacak bir seyin yok, orada sadece oyle bekliyorsun. 

Iste boyle zamanlarda yeniden anliyorum sifasiz dert olmasin gerisi muhim degil diye dusunenleri. Ne kadar da haklilar. Caresi bende olan dertlere harcadigim zamana enerjiye nasil da uzuluyorum boyle zamanlarda. Halbuki hakikaten sifasiz dert olmasin gerisi yalan degil mi?

Biraz bulutluyum yani bugunlerde. Beklemede belki biraz da endiseli. Dun aksam ofis dar gelince, calismak gozumde buyuyunce hatta calismak yerine sadece orada oturdugumu farkedince gitmek vaktidir dedim kendime. Arada diyorum ya bazen gercekten sansliyim. Tam da ben boyle bunalmisken bir christmas etkinligi vardi ofiste. Uzaklastim masamdan once bir sirt masajina teslim ettim kendimi. Keyiften degil yanlis anlamayin sadece bu aralar sirtim cok agridigi ve bir anda sagliktan otesinin yalan oldugunu anladigim icin. Sarap tatma etkinligi varmis ona katildim 5 dakika, biraz daha kendimden uzaklasabilmek icin. Sonra elimde kucucuk bardak sicak sarap ofisin bahcesinde yagan karin altinda durdum oylece. Yok sadece durmadim aslinda; yuzumu gokyuzune yagan kara cevirip o bir anlik huzur icin tesekkur ettim hayata. Bir de iyiyi diledim. Sadece kendim icin degil bu ara etrafimda buna gercekten ihtiyaci olanlar icin.

Dedim ya biraz bulutluyum bugunlerde. Beklemede belki biraz da endiseli. Ama Deli Anne demis ki “…bir an aydinlik umidime duser bir golge. Lakin gene de umitvar olmali!..."   Cok sevdim ne de guzel demis bence. Icimden defalarca tekrarliyorum simdi umitvar olmali, icimde umide yer acmali. Sadece kendim icin degil bu ara etrafimda buna gercekten ihtiyaci olanlar icin...

PS: Benim buralardaki kucuk hayatimda hersey yolunda da insanin hayati sadece kendi kucuk dunyasina ait sevinc ve sikintilardan olusmuyor. Iyi ki de olusmuyor. Paylasilmayan sikintiyi da neseyi de ben neyleyeyim. O yuzden sikayetim yok biraz bunalmis olmaktan sadece beklemek zor derde sifa bizde degilken. Ama yok gercekten umitliyim inaniyorum her sey guzel olacak!

13 Aralık 2010 Pazartesi

Dogum gunun kutlu olsun Annecim...

Dogdugumda ilk onu gormusum, hatirlamiyorum. O, cok iyi hatirliyor. Abimden sonra cok da guzel bir bebek degilmisim oyle diyorlar. O, hic oyle dusunmuyor. Usluymusum, uyurmusum, yermisim. Annesini hic yormazdi diyor. Bu ben daha 40 gunlukken bir resmimiz. O cok guzel ve benim gozlerim yine ondan ayrilmiyor.

Bugun annemin dogum gunu. Dedem yillar once ozlemle bekledigi kizi dogdugunda demis ki talihi de yuzu gibi guzel olsun; adi Talih olsun. Bir evin bir kizi olarak buyumus sonra da abimle benim biricik annemiz olmus. Bilmem bunun disinda talihi dedemin istedigi gibi olmus mu ama benim talihim onu benim annem yapmis ya bence guzel olmus.

Herkesin annesi kendi kiymetlisi. Benimki de oyle. Kizinin bir tanesi. Kimse yokken hep olan, herkes varken hep ayri olan o benim icin. Uzgunsem siginacagim liman, neseliysem nesemi paylasacagim insan benim icin. Hata yaparsam takmayan “Olsun annecim bunu da denemis oldun” diyenim benim icin. Daha neler neler bilseniz o benim icin…

Mesela benim annem en guzel evcilik oynayan anne benim icin. Cocuklugumdan aklimda kalan evcilik oyunlarim hep annemle cunku evdeyse hep annem de oynardi benimle birlikte. Komsuya gider misafir olurduk oyunlarda, seyahatlere cikar yorulup donerdik sonra kucuk tencerelerde yemek yapar, cay icerdik onunla.

Mesela benim annem en guzel sac oksayan anne benim icin. Karanfil sularina batirilmis taraklarla taradi saclarimi yillarca. Gerci okula giderken kafa derimi koparan at kuyruklarindan, kafamdan buyuk kurdelelerden sikayetciydim. Ha bir de belime kadar olan saclarimi kisacik kestirmisti bir gun cok iclenmistim. Olsun kucagina yatinca ne guzel oksar saclarimi ama.

Mesela benim annem en guzel yemek yapan anne benim icin. O’nun eli degsin de kuru yufka ustu peynir bile en lezzetli yemek olur o anda.

Mesela benim annem en guzel gobek atan anne benim icin.  Bir sahne dolusu insan oynasin o ellerini kaldirdi mi havaya; bence bir anda butun gozler doner ona.

Mesela benim annem en becerikli anne benim icin. Tablo gibi kazaklar orer bana, evimizi bastan basa suslu yapiverir bir anda. Ondan iyi kimse valiz yerlestiremez, ondan iyi kimse ev duzenleyemez bence bu hayatta.

Mesela benim annem en guzel kahkaha atan anne benim icin. O bir gulsun ortam senleniverir bir anda.

Mesela benim annem en guzel dikis diken anne benim icin. Ama bu sadece benim icin degil tum Ege universitesi icin J Mezuniyet elbisemi annem dikti benim, nisanligimi, en onemlisi gelinligimi. Kimse ondan daha iyi bilemez ne yakisir bana. Zaten annem diksin de en pahali markalardan daha kiymetlidir bana.
  
Mesela benim annem en guzel giyinen anne benim icin. Hic tarzim olmasa da o tasli buluzlar, o pariltili kazaklar nasil da yakisir ona.

Mesela benim annem en guzel alisveris arkadasi anne benim icin. Tum dukkanlari gezeriz onunla, sikilmadan butun elbiseleri dener cogunu da begenmeyiz hatta. Ayaklarimizi en sicak tutacak ayakkabilari hep beraber buluruz, en sevdigimiz elbiseleri de cantalari da.

Mesela benim annem en guzel sohbet arkadasi anne benim icin. Hergun dakikalarca telefonda konusuruz onunla. Ben eve gidince salonda kahvelerimizi icer uzun uzun sohbet eder, yollarda dolanirken de durmadan konusuruz. Hergun konussak da anlatacak yeni seyler de buluruz illa.

Mesela benim annem en guzel gezme arkadasi anne benim icin. Ben yetisebilsem enerjisine daha cok gezecegiz de, sokak sokak arsinlariz gittigimiz yerleri onunla. Oturup bir de tatli yemezsek ustune olur mu ama?

Herkesin annesi kendi kiymetlisi. Benimki de oyle. Kizinin birtanesi. Nazimi cekenim, benimle benden cok gulenim, ben uzulunce benden cok uzulenim. Birtanecik annem benim dogum gunun kutlu olsun! Sen bu yasinda da benim en tatli annem olacaksin ama insallah bu yasin bugune kadar ki tum yaslarindan guzel olsun! Yaninda degilim ama bu seneki hediyem de kocaman bir “Seni cok seviyorum” olsun!

Iyi ki dogdun annecim dogum gunun kutlu olsun…

9 Aralık 2010 Perşembe

Aralik ve Hediyeler


Yine yeni bir yilin esigindeyiz. Aralik ayini seviyorum cunku bu soguk Avrupa kislarinin en renkli gunleri Aralik ayinda yasaniyor. Gorseniz her yer isil isil yine. Insanlar neseli. Sokaklar susleniyor, dukkanlar susleniyor, evler susleniyor. Tabi bir de bizim ofis susleniyor. Ve bizim ofiste zaman zaman aklini mi kacirdi bu insanlar dedirecek raddeye varabiliyor suslemeler ve yaptiklari organizasyonlar. Mesela bu sabah ofise girereken kocaman bir ari bana sarildi! Yanlis duymadiniz koca koca insanlar ari elbisesi giymis gelene gidene sariliyor. Bu sahne bir okulun girisinde, bir alisveris merkezinin girisinde, bir sinemanin girisinde yasansa yadirgamam elbet; ne guzel coluk cocuk eglensin derim de bizim ofiste zannederim 25 yasin altinda kimse yok. Dolayisiyla evet biz koca koca insanlar egleniyoruz!

Elbette hediyeler de verilmeye basladi. Daha 10 aralik olmadan 3 guzel hediye aldim ben; ne sansliyimJ

Birinci hediye sokakta zwarte pitlerden geldi. Kendileri Noel babaya hediye dagitmada yardimci olduguna inanilan kucuk siyah adamlar. Onlari anlatan bir yazi yazabilsem ne guzel olur. Nasil anlatsam degisikler evet degisikler. Sevimliler ama bir yandan... Neyse dedim ya uzun uzun anlatilsalar daha guzel olur. Simdilik diyeyim ki bu aralar sokaklarda onlari gormek mumkun. Cocuklara kurabiye ve kraker dagitiyorlar. Cok hevesle bakmis olmaliyim ki bana da verdiler bir kurabiye. Bir dakika, yoksa cok genc mi gorunuyorum hala J

Ikinci hediye sirketimden. U harfi seklinde bir cikolata. Burada Christmasa yaklasirken insanlara isimlerinin bas harfi seklinde cikolatalar hediye etmek de cok yaygin. Ama organizasyonu yapanlar hepimize ismimizin bas harfi seklinde cikolata ismarlamak icin ugrasmamislar. Onun yerine sirketin isminin bas harfini tercih etmisler. E olsun ne yapalim olmaz alin geri diyecek halimiz yok; dusunmeleri yeter.

Ucuncu hediye en sevdiklerimden Urunum almis gobekli bir bir teddy bear. Pembe geceligi kafasinda sapkasiyla nasil sirin nasil guzel. Ayakkabisinin altinda da kendisini daha anlamli kilan bir yazi. Losemili cocuklarin tedavilerine destek olmak icin Almanya'da bir dernek tarafindan yilbasi hediyesi olarak satiliyor. Urun’e eski bir kucuk savascinin anisini yasatan ailesi araciligiyla gelmis bu ayiciklar. Satisindan elde edilen gelir yine hasta cocuklarin tedavisi icin kullanilacak. Yani hem hediye gelip bizi sevindiriyor hem de baska canlara destek oluyor. Kucucuk bir ayicikla ne cok insan mutlu oluyor.

Urun’e bu anlamli hediye icin cok tesekkur ederken yeniden anladim ki hediye donemini hem etrafimizdakileri mutlu edecek hem de baskalarina yardimci olabilecek sekilde gecirmek belki de mumkun. Hediye almak sart degil elbet ama almak istersek Urunumun hediyesi bir ornek. Baska ornekler de sevgili Nehirin sayfasinda. Mesela asagidaki linki kullanarak bir yilbasi agacina susler asabilir bu sene kendimize boyle bir hediye verebiliriz. Bu hediyemiz arastirmalarin butcesinde de katkida bulunacak. Kimbilir belki baska cocuklar daha iyi ilaclara kavusacak.

Bu linkten de kucuk savascilarin ailelerinin gonderdigi yemek tariflerinin toplandigi bir kitabi siparis edebiliriz. Yine elde edilen gelir arastirmalarda kullanilacak

Baska ornekler eminim vardir simdilik benim bildiklerim bunlar. Sizin bildiginiz baska ornekler varsa ogrenmeye cok hevesliyim inanin.  Neseli bir Aralik gecirelim hepbirlikte neseye ihtiyaci olduklarini bildiklerimize de elimiz ulasir diye umarak..

                                         * Resimler yine gectigimiz kislardan...

PS: Bazen Turkiyedeki arastirmalara destek olan bir calisma olsun tercih ediyorum ki derman pesinde kosan aileler uzaklara gitmek zorunda kalmasin. Ama dusunuyorum da onemli olan bir yerlerde bir seylerin yapiliyor olmasi degil mi sinirlara cok da kafayi takmadan.  Belki de onume hazir gelenle yetiniyorum, bilmiyorum. Daha cok arastirmak elbette lazim ama bir yerden baslamak da cok kotu olmasa gerek diye avunuyorum. 

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails