31 Ocak 2017 Salı

Challange 9

9. Goc etmek zorunda kalsan yasamak icin sececegin ulke. 
Omrum goc etmekle gecti benim. Sectim iste once Hollanda sonra Ingiltere. daha da gitmesem mi bir yere. Bilmiyorum. Bu konuda asla buyuk konusmayacagima yemin ettim kendime.

Size bunun hikayesini anlatmis miydim ben? Neyse anlattiysam da ikinci baski olsun.

Bundan yillar once Ozan master icin Hollandaya gitti. O zaman ben daha Turkiyedeyim. Sozlendik biz. O kis ben Ozan'i ziyaret icin Hollandaya gittim. Bir suru sehrini gezdik Hollandanin. Beraber cok guzel bir tur yaptik. 31 Aralik aksami da Turkiyeye geri donuyoruz beraber. Hatta o yil yeni yila ucakta girdik biz. zaten ondan sonra da ayagimiz yere degmedi bu seneye kadar :)

Hah iste o ucak yolculugunda Ozan bana dedi ki, e Gulcin ne dersin? Yasayabilir miyiz biz Hollanda'da? 
Düşündüm, yasariz Ozan dedim ama Rotterdam'i istemem. Hayatta oraya tasinmam. Orasi zaten Hollanda gibi bile degil ki. Orada yasayana kadar Istanbul'da kalalim bence. 

Oyle kaldi orada o  konusma. Ustunden 1,5 yil kadar gecti. Beni Hollanda'ya o zaman calistigim sirket bir proje icin gonderdi ilk. Tabi bu odulu kazanmak icin baya calismam gerekti o gecen 1,5 senede. Bir aksam sirketin yemegindeyiz. Bizim kodaman mudurlerimizden biri kursude konusma yapiyor. Bizim sirket de o zaman 50 kisi falan. Herkes birbirini taniyor yani. Dolayisiyla herkes benim Hollandaya gitmek istedigimi de biliyor. 

Iste o aksam mudur konusma yaparken dedi ki: Bu arada bu aksam kutlanacak bir haberimiz var. Gülcin Hollandadaki projeyi ayarladik. Hollanda'ya gidiyorsun!

Bir alkis kiyamet kotu ki sormayin. O gurultude ben su sozleri duydum. Projen Rotterdam'da!

Yasadigim soku tahmin edebiliyor musunuz? Hani ben asla Rotterdam'da yasamazdim? Hani oraya gidecegime Istanbul'da kalirdim. Hayir istesem de kalamazdim artik. Adamlar onca ugrasmis proje ayarlamis :)

Iste o gun ben soylediklerimizin bir yerlerde dugumlendigine inandim. ve iste o gunden sonra ben artik hicbir sey icin buyuk konusmak istemiyorum.



Yine goc eder miyiz? Kim bilir? Ama insallah edersek de bu sefer insallah sicak bir ulke olsun. Subaneke, dinimiz amin :)

23 Ocak 2017 Pazartesi

Challange 7 ve 8

Ben bunlari da yazayim da bir kenarda dursun o zaman :)

7. Eger bir hayvan olsaydin hangisi olurdun? 
Kedi karakterliyim ben. Boyle evimi benimseyeyim, degisiklikleri istemeyeyim, bana bir bolge ver orayi beleyeyim seveyim. Kedi karakterliyim iste.

Ama bir hayvan olsaydim kedi olmak istemezdim. Zaten insanligim da kedilik gibi, baska bir sey deneyebilirim.

Sanirim ben zurafa ya da fil olmak isterdim. Cunku Deniz;in dogumuyla farkettim ki bu bebek milleti bu iki hayvani cok seviyor. En azindan bizim evdeki! Deniz dogmadan once alt degistirme kosesine filli bir karton asmistim. Dandik bir sey. Bakin buraya da koyayim fotografini hatta. 


Deniz bu fillere bayildi! hata bir sure sonra rahat gorebilsin onlari diye yan duvara tasidik filleri. Yoksa geriye bakmaktan boynu agriyacakti cocugun. O fille ne agular ne babular konustu Deniz. Sonra oyun halisi aldik. Onunla da bir fil geldi. Yine bizimkinin yuzunde guller acti. Zurafalara da tepkisi su ana kadar ayni. Gerci kaplumbaga ve ahtapotu da seviyor. Yani anladim ki bu bebek turu hayvanlari seviyor. 

E o beni sevsin diye olacaksam da onun sevdigi hayvanlardan olayim bence :) Iyi olmaz mi :)

8. Bir dahaki hayatinda kim olmak isterdin? 
Bana bu soruyu gecen yillarda sorsaniz bulurdum bir cevap. Bir yazar olmak siterdim mesela. Kitaplari sevilen, deger goren bir yazar. 

Sonra belli bir kisi degil ama sesi guzel, cok guzel birisi olmayi isterdim. Hani boyle bulbul gibi sakiyanindan.
Iyi bir dansci, tiyatro oyuncusu da olmak isteyebilirdim. Sanirim benim gonlum hep sanatta.

Ama simdi, daha 4 aylik bir anneyken, ben bir dahaki hayatimda da sadece Deniz'in annesi olmak isterdim galiba. Cunku tum bed sesime ragmen ben sarki soyleyince Deniz dunyalari doldurucasina guluyor. Onun gozunde bulbul gibi sakiyorum sanki. Kafadan attigim hikayeleri buyuk bir dikkatle dinliyor. Degme yazarlardan cok ilgi goruyorum gozunde. Onu sandalyesine oturtup karsisina geciyorum ve dans ediyorum. Oyle egleniyor ki. Olmak isteyebilecegim her seyim sidi Deniz'in gozunde. O yuzden bin kere hayata gelsem, bin kere Deniz'in annesi olmayi isterdim tum gonlumle...

22 Ocak 2017 Pazar

Challange 4 ve 5 ve 6!

Su Pazar aksaminda Deniz'i de uyuttugumuza gore devam edelim o zaman. Allahim insallah uyanmaz yarabbim amin :)

4. Etrafindakiler hangi sorunun cozumu icin sana gelirler?

Öyle sorun çözen bir insan miyim bilmiyorum. Ama iyi bir dinleyici olduğumu söylerler. Dinlerim ben, bana ne anlatmak isterse arkadaşım dinlerim. Is anlatirlar dinlerim, evlilik anlatirlar dinlerim, coluk cocuk anlatirlar dinlerim, Dinlerim ben. Ha arada bir şey derim de işine yararsa da ne mutlu bana :) 

5. Her zaman ve bazen ozledigin iki sey?
Benim icin cevaplamasi en kolay soru bu. Ozlemek benim hayatim. Tabi ki en cok ozlediklerim ailem ve arkadaslarim. Her zaman ve bazen hep onlar...
Bu arada bunun da yazilmisi Gulcincede var. Iste burada: Ozlemek...

6. Hatirladigin en eski anini anlatir misin?
Bu is hep benim kafami karistiriyor. Acaba fotograflarini gordugum icin mi bazi seyleri hatirliyorum, ya da annemler anlattigi icin mi? Yoksa hakikaten taa o zamandan aklimda yer etmisler mi? Bundan hic emin olamiyorum. O yuzden fotografi olmayan bir animi anlatayim.

Sanirim daha ilkokula baslamamistim. Daha benim dogdugum evde oturuyorduk, annemlerin de ilk evleri. 2. kat bir apartman dairesiydi. Evdeydik. Annem ve ben miydik sadece yoksa baskasi da var miydi hatirlamiyorum. Hatirladigim kapinin caldigi, kapiya tencere satan bir seyyar saticinin geldigi. Sonra annem ona istemedigini zoylerken ben kapidan ciktim. Bir sekilde kacmis bu annemin gozunden. Bir sekilde ben tencere satan amcanin arkasina gecmisim. Ve o tencereleri almak icin egilirken merdivenin basinda duran bana carpti. Istemeden yapti. Arkasinda oldugumu bilmiyordu. Ben merdivenlerden yuvarlandim. Top gibi dusuyordum. Bir tavani goruyordum bir yeri. 30 basamak falanmis dustugum mesafe. Annemin cigliklarini ve seyyar satici amcanin ozurlerini hatirliyorum. Hala hani bazen ruyasinda duser ya insan, ben o merdivenlerden dusuyormus gibi oluyorum. Ilk anim sanirim bu iste...

Bir sey olmadi ama sanirim hakikaten Allah korudu. Gerci abim bendeki deliligin o dusuten kaynaklandigini iddia eder yillardir :) Tahtalari acik kaldi bunun dusunce diyor. :) Belki de hakli :)

20 Ocak 2017 Cuma

Challange! Ben de varim!

Yeliz bir challange'a katilmis. Ben de heves ettim! Hani eski blog zamanlari gibi yazayim istedim. Ne guzeldi o zamanlar. Bloglar basimizin taciydi. Her gun en az 1 saat blog okurdum. Zira yazilirdi. Kalmadi o eski gunler. Hala duzenli yazan bir elin parmagini gecmez artik. Ama bence bloglarin yeri bambaska. Her ne kadar ben de instagrami cdaha cok kullaniyor olsam da buranin tadi bambaska. Yaziyorum da elimden geldigiince. O yuzden bu mimi gorunce de katilasim geldi. 

Yalniz bendeki de ne cesaretse! Ben buraya ayzi ekliyorum ya, onlarin her birini yazmam 3 gunumu falan aliyor. E o zaman bu challange benim neyime acaba? Aman heves ettim iste. Gittigi yere kadar yazarim degil mi :)

Efendim chalange'in kaynagi burada. Dedigim gibi benim kaynagim Yeliz :) Her gun bir acip bakarim ne yazmis diye zaten :) Asagidaki sorulari cevaplayacagiz. 



Aslinda her gun bir soru ama ben firsat bulmusken yazabildigim kadar yazayim diyorum. Malum bebekli insanim. Artik yazim hatasi, cumle dusuklugu falan kusuruma bakmayin. Cala kalem, cok dusunmeden yazacagim. Cumle yarim falan kalmissa bilin ki Deniz uyandi ben kactim :) E haydi baslayalim :)

1. Bes sozcukle kendini anlat:
Zor basladi insafsiz! Sanirim ilk aklima gelenler sunlar:
- Calismayi seven - sanirim itirazimiz yoktur degil mi, dogurana kadar calismis bir insanim surada :)
- Inatci - Bu kismi Ozan, annem, babam falan eminim onaylayacaktir
- Arkadaslarina duskun - Onlarsiz olmaz!
- Iyimser - Ama bazen de cok kotumser  oluyorum orasi kesin
- Zor karar veren - Bu huyumdan nefret ediyorum!

Ilk aklima gelenler bunlar oldu. Ama aslinda burayi okuyanlara sormali. Siz Gulcin'i nasil bilirsiniz diye bence :)

2. Kalbini kazanmanin 5 yolu:
Is hayatinda isini iyi yapan, caliskan ve kimsenin arkasindan kuyu kazmayan insanlara kalbim acik. hatta boyle insanlari is arkadasligindan arkadasliga hemen geciriveriyorum ki bu profosyonel bir yaklasim mi emin degilim. Cok hirsli ve hirsindan dolayi baskalarinin ustune basarak yukselmeye megilli insanlariiysa hemen siliyorum Iste boyle.

Is disinda, iyi niyetli insanlara gonlum her daim acik. Nihayetinde iyi niyetle duruma yaklasiyorsa, benden sonrasi tufan demiyorsa ben o insani kalbimin bas kosesine aliyorum.

Ikincisi samimiyet sanirim. Oyle yapmacik yapmacik agiz burun kivirarak konusan insanlari sevmiyorum. Zaten bence herkesi de kalbime almama gerek yok su yastan sonra. Benim canim arkadasim dedigim herkes de cok sukur samimi :)

Ucuncusu beni dinleyen insanlar kalbimi kazaniyor. hayatta en sinir oldugum seylerden biri siz derdinizi anlatirken karsinizdakinin o da bir sey mi, ben var ya diye soze baslamasi. O da bana bir sey demek ki ne var dinlesen?

Baska sayamayacagim sanirim. Bu yastan sonra kendiyle barisik, etrafindakilerle yarismayan, iyimser, iyi niyetli, samimi herkes kalbimi kazanabilir. Ama dedigim gibi kalbimi herkesin de kazanmasi gerekmiyor artik bence. O yasa geldim yani, kriterler yukseldi :)

3. Hayatin bir kitap/film olsa, turu ve adi neolurdu?
Kesin, kesin, kesin romantik komedi olurdu :) Soyle ailesi ve arkadaslarinindan uzakta, sevgisinin pesinde bir kadin karakter. Ay tanidik geldi mi? Adi da bence "uzak da olsak beraberiz" falan gibi bir sey olabilirdi.

Ama bu arada ben daha once yazmistim benim hayatimin filmi cekildi zaten. Julie and Julia Project. Buyrum yazilmisi var efendim :)

Ah iste deniz uyandi haydi ben kacayim, bir baska boslukta sorulara devam etmek usere efendim.

Bu arada hakikaten sormak istedim Siz Gulcin'i nasil bilirsiniz :)

19 Ocak 2017 Perşembe

Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte...

Gulcince'yi uzun zamandir okuyan herkes bizim gezmeyi ne kadar seven bir cift oldugumuzu biliyor. Zaten gezi yazilari da Gulcince'de baya bir yer tutuyor. Hamile oldugumu da bir gezi sirasinda, Floransa'da ogrenmistik mesela. Hatirliyorum annemin hastaligi ve hamileligimi ardarda ogrenmenin sokunu atlatiktan sonra aklima gelen ilk seylerden biri de muhtemelen artik bu kadar gezemeyecegimizdi. Bir digeri de hatirlarsiniz karnimin catlayacagiydi da kosup yag almistim. Ben size soyledim mi? Bir tane bile catlak olmadi :)

Uzun zamandir anne bloglari okudugumdan ne cok karamsardim, ne de pembe gozluklerle bakiyordum dunyaya. Evet hayatimiz ve gezi ritmimiz bebegimizin gelisi ile etkilenecekti. Ama gezebilen aileler de vardi. belki biz de yapabilirdik. Neden olmasindi? Yine de aklimda sorular vardi tabi. Bundan sonra hic tatil yapamayacak miydik? Tum haftasonlarimizi artik evde mi gecirecektik? Aksam bir daha hic disari cikamayacak miydik?  Ama basimda oyle isler vardi ki hemen unuttum bu sorulari. Bunlari zamani gelince goruruz dedik hayatimiza devam ettik. 

Hamileligimde de elimizden geldigince gezdik tozduk. Hatta gecen gun baktim da 38. haftanin icindeyken Richmond Park'ta 3 saatlik bir yuruyus yapmisiz Ozanla. Allah korumus da calilarin ustunde, geyiklerin arasinda dogurmamisim. Bendeki de iyi cesaretmis hani :)

Sonra Deniz dogdu ve hayatimizin yeni ritmi basladi. Ilk gunlerde Deniz de her yenidogan gibi cok kisa araliklarla emiyordu. Tas catlasin 2 saat olan iki emme arasi bizim icin cogu zaman bir saat hatta bazen yarim saat bile olabiliyordu. Baslarda emzirmede zorlaniyor da insan. Oyle disarilarda emzirivereyim rahatligina ilk gunden gelemiyorsun. En azindan ben gelemedim. Cunku Deniz'i emzirebilmek icin bir yastiga ihtiyacim oluyordu. Hatta bazen Ozan'in yardimina bile ihtiyacim oluyordu ki Deniz'i dogru pozisyona yakin tutabileyim. Meme ucu yaralarindan dolayi baya gergin oluyordum, oyle ay cikarayim memeyi vereyim agzina degildi yani halim :) Hani o brosulerdeki bebegini kucaklamis, husu icinde ona bakarak emziren kadinlar var ya, bence onlar yeni dogum yapmamis. Hani bebekleri en az 2 aylik falan ben size diyeyim. Benim icin ilk zamanlar, emzirmek baya organizasyon gerektiriyordu.  


 Ama yine de her gun sokaga ciktik Denizle. Her gun. Bazen 10 dakika anca kaliyorduk sokakta. Bazen yarim saati tamamlayabiliyorduk da sevinc nidalari atiyorduk. Sokaga cikiyorduk dediysem evin 1 km ceresinde dolanip duruyorduk. Oyle uzaklara gittigimiz yoktu. Deniz arabasini sevmiyordu, Deniz slingi sevmiyordu. Deniz her disari ciktigimizda agliyordu. Dolayisiyla acil durum aninda eve kendimizi hizla atabilecegimiz mesafelerde dolaniyorduk. Ama yine de her gun sokaktaydik iste. Bizim anne/kiz yuruyuslerimiz taa o ilk gunlerde basladi.


Bana o gunlerde sorsaniz bir gun gelip de evin ceperinden cikabilecegime pek de inanmazdim sanirim. Zira disari cikip da Deniz agladigi icin kan ter icinde kendimi eve atmadigim bir gun yoktu. Ha agladi, ha aglayacak diye evin etrafinda donup duruyordum. Ama umurumda da degildi. Kizim kucagimda gidebildigim kadar mesafenin tasini cikarmanin pesindeydim. Sonucta zaten dogum yorgunlugu, tek basina bebek bakmanin yorgunlugu Londra'da turistik gezi yapacak halde degildim :) Bazi gunler savastan cikmis gibi, aglayan bir bebekle eve donup yok artik cikmayacagim sokaga desem de, ertesi gun yine kendimi kapida buluyordum. Oyle evimin etrafindaki sokaklar, agaclar, cicekler yetiyordu bana. Simdi sorsaniz tek tek sokaklardaki evleri biliyorum kesin :)


Pazartesi sabahi Deniz'i tartilmaya goturdum. Sonrasinda bir kafeye oturdum. Once bir salata yedim, ustune kafeinsiz kahvemi ictim. Sali gunu Denizle uzun bir yuruyus yaptik, agaclari izledik. Dun yine yuruyuse ciktik hatta bir magazaya girip Deniz'e tulum bile alabildim. Sonrasinda yine parka gidip uzun zaman sonra yuzunu gosteren gunesin keyfini cikardik. Aglamadi Deniz. Yani az agladi :) Ben de 10 dakika yuruyemeyip eve dondugumuz gunleri dusundum gulumsedim. Gecen aksam 3umuz birlikte ciktigimiz yemegi dusundum gulumsedim. Yemekte nasil da etrafi izlemisti Deniz, nasil da garsonlarla oynamisti. Sonra iyi ki dedim, iyi ki o ilk zamanlarda sikayet edip kendimi kahretmemisim. Iyi ki de taa o zamandan ne kendimi ne Denizi zorlamamisim, uzmemisim de evin etrafinda dolanip durmusum. 

Cunku her seyin bir vakti varmis. Bebekle daha uzun geziler yapmanin da. Kafelere gidip oturmanin da, aksam yemeklerine cikmanin da. Eminim Denizle tatile gitmenin de bir vakti var hatta okyanuslar asmaninda. Olacak hepsi iste. Degil mi ki bunlar oldu, onlar da olacak iste. 

Gulumsedim kendi kendime ve arabasinda uyuyan kizima baktim. O oyle 10 dakika beni yurutmezken de onunla gezmeyi cok seviyordum, simdi de cok seviyorum. Taa hamileligimin basinda, bu gezip tozmalari konusurken Nilgun ablam bana demisti ki...

"Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte gezeceksiniz Gulcincim. Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte yapacaksiniz yapmak istediklerinizi. Ve gor bak nasil da egleneceksiniz."

Cok hakliymis. Ben simdi Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte kafelere gidiyorum ve kahvemi iciyorum. Biz simdi Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte ucumuz aksam yemegine gidiyoruz ve sohbet ediyoruz. Ve zamani gelince biz Deniz'e ragmen degil Denizle birlikte tatillere cikacagiz. Ve artik biliyorum hatta eminim o tatillerde de cok ama cok eglenecegiz.


13 Ocak 2017 Cuma

Deniz 4 aylik oldu

Zamnin hizla gececegini soylemisti herkes ama bu kadar hizi beklemiyordum dogrusu. Hic memnun degilim bu halden. Mumkun olsa Denizle gecirdigimiz her gunu 3 kez bastan yasayabilirim. Bunu daha once de yazmistim degil mi? Olabilir. Oyle cok dusunuyorum ki bunu daha once yazdiysam da sasirmayacagim.


Deniz 4 aylik oldu...
Artik guluyor. Hem de cok. Hem de o gulunce gozlerinin ici de guluyor. Oyle guzel guluyor ki, o gulerken gulmemek mumkun olmuyor. Deniz bu ay cok guldu. Alize ablasi onu dolastiriken guldu. Anneannesi ve dedesiyle goruntulu konusurken guldu. Babasi O'na kizim derken guldu. Annesiyle gozgoze geldiginde guldu. Yine en cok emerken bir anda durup, gozlerimin icine bakip gulcu. Ve bana keske su ani dondurabilsem de diledigimde donup donup yeniden yasasam diye dusundurdu.



Deniz 4 aylik oldu...
Gulmelerin yanina kucuk kucuk cigliklar eslik etmeye basladi. Bir aksam evde oturuyorduk ucumuz. Deniz koltugun ustundeydi biz de Ozanla karsisinda oturmus onu izliyorduk. Ben tuttum ellerinden ustune egildim, annecim seni cok seviyorum diyordum ki o icimi eriten gulusune bir de ciglik eslik etti. Sanirim, Deniz kendince annesine ben de seni cok seviyorum dedi. O gunun videosuna bakinca nasil mutlu olmayayim ki...



Deniz 4 aylik oldu...
O cigliklari her zaman bize gulmek icin degil arada bizi azarlamak icin de kullanmaya basladi. Mesela bir aksam yemek yiyoruz, Denizi de sandalyesine koymusuz. Nasil bir cesaret varsa biz de iki elimizle yemek yemek icin niyet etmisiz :) Bizimki birakir mi? Basladi cince a, u, ye diye soylenmeye. Bir Ozana bakiyor a,u, ye diyor, bir bana. Ama bildiginiz azarliyor bizi. Biz gulmeseydik aslinda Deniz cok kizgindi! Ve tabi ki o bagirmalarin sonunda kendini kucaga aldirdi! Ne yani yeni anne/ baba bir de iki eleri bos yemek mi yiyecekti?



Deniz 4 aylik oldu...
Yatmaktan sikilmaya basladi. Illa oturur pozisyona gecmek icin cabalamaya basladi. O minnak bedeniyle kendini bir dogrultmaya calisisi var ki sormayin. Yok izin vermiyoruz daha. Vucudu az daha onun istediklerini dinlese izin isteyecegi de yok ya :) 


Ayin basinda hic bilincli kaldiramadigi ellerini ayin ortasina dogru uzanmak icin daha bilincli kullanabilir oldu. Ama bir zamanda sadece bir elini kulanabiliyordu. Iki elini ayni anda kullanamiyordu. Boyle sarhos gibi :) O tek elin yerden 3 cm uzaklasmasi 15 saniye falan aliyordu. Sonra iki el kucakta birlesmeye basladi. Ayin sonuna dogru bir de baktik ki Deniz cingiraklari tutuyor. Ve Deniz artik cingiraklari 1-2 kerecik olsa da salliyor. Yaptiklari yapacaklarinin garantisi :)

Deniz 4 aylik oldu...
Hala sling denemelerimiz basarisiz. Yok kesinlikle slinge tahmulu yok. Daha karsidan gordugu anda yaygarayi basiyor. Ama kucaga bayiliyor. Ozlellikle sokakta kucaga alinsin ve etrafa baka baka dolansin, en sevdigi sey. Babasinin sol omzu favorisi. O omuzun ustunden Kensington, Soho gormedigi yer kalmadi. Boncuk gozlu kedi yavrusu diye seslendigiiz Deniz, o boncuk gozlerini en cok sokakta kucaktayken aciyor :)


Arabasina biraz daha alisti. Ozellikle serin havalarda arabasinda, surekli dolasiyorsak, bir saat kadar uyuyabiliyor. Daha onemlisi ilk kez bu ay arabasinda uyumadan ve aglamadan durdugu zamanlar oldu. Hatta bir gun biz Denizle taa Hyde Park Cornerdan eve kadar yuruduk de aglamadi. Yani az agladi :) Arabada umut var ama yine de %90 ihtimalle arabaya ilk oturtugumuzda kiyameti koparacak kadar agliyor. Bu da onun tarzi! yapacak bir sey yok :)

Deniz 4 aylik oldu...
Kendisine kitap okunmasina bayiliyor. Babasinin ona anlattigi hikayeleri cogu zaman sonuna kadar dinliyor. Yalniz ben Ozanin hikayelerden biraz sikayetciyim. Gecen gun Deniz'e benim bir zamanlar bir inegin sutunden yapilan peyniri hic sevmedigim icin, inegin beni lanetledigini ve o yuzden inek sutu alerjisi oldugunu falan anlatiyordu. Hemen mudahale ettim olaya! Deli mi ne, cocuga bu anlatilir mi :) 

Neyse ki normal hikayeler de anlatiyor. Deniz'in oyun halisinda bir maymun, bir zurafa, bir fil ve bir de timsah var. Hah iste o dort karakterin yasamadigi yok bizim evde. Ikisini hikaye zamanlarinda izlemek cok keyifli oluyor.

Deniz 4 aylik oldu...
Hala yaygaracilarin sahi. Bir inat ki sormayin. Su aralar inadini meme emmemek konusunda kullaniyor. 3 aydan itibaren etraf cok daha fazla ilgisini cekmeye basladi. Ve tabi ki dogdugu andan beri burnunun dibinde olan memeler ona artik ilginc gelmiyor.

Cenesi de guclendiginden 3-5 dakikada baya sut icebiliyor tabi ki. Ama bazen oyle bir inat ediyor ki degil 3, 1 dakika bile kalmiyor memede. Kucakta ziplatarak emziriyorum. Ha bir de agzimdan mmm diye yogacilar gibi ses cikarirsam emiyor bazen. onu da nasil kesfettim ben de bilmiyorum. Hayir ortada mm diye dolasan bir insan da degilim :)

Deniz 4 aylik oldu...
Bu ay ilk kez metroya bindi. Boylece toplu tasimanin her turlusune vakif oldu. Bir vapur kaldi. Onu da Turkiyede halledelim diyorum. Su ana kadar bindikleri icinde metro favorisi oldu. Biz de dun aksam 4. ay kutlamasi icin iki basimiza metroyla Ozanin ofisine gittik. Oradan da ucumuz Sohoya. Boylece deniz Sohoya da gitmis oldu :)


Deniz bu ay hem annesinin hem de babasinin ofislerini ziyaret ederek is hayatina da adim atti. Bir sure kendisini oralardan uzak tutacak olsak da ofislerde ilgi cektigi keisn, sanirim yine gitmek isteyebilir :)

Bu ayin bir baska ilki Denizin ilk yeniyil kutlamasina sahiplik etmesiydi. Biz de cocugu Christmas'da elf kostumu giydirerek, yilbasinda kirmizi elbiseler giydirerek maymun ettik. 


E napalim oynamayacaksak niye dogurduk degil mi :)


Christmas dolayisiyla Ozan da tatil olunca, bizim icin cok guzel bir 3 hafta oldu. Anne-baba-cocuk Londraninn tadini cikardik. Barlarda dolandik. Disari yemeklere gittik. En onemlisi susi yemege gittik susi! Ve ne oldu? O aksam deniz restoranda mis gibi uyudu. Yani tam 1 yil sonra susi yiyen annesine bir kiyak yapti kizim. Bana yeniyil hediyesi verdi :)

Deniz 4 aylik oldu...
Uykuya gecislerde bu ay bizi cok zorladi. Canindan can kopuyormuscasina aglamalari hakikaten zordu. Bu da gececek biliyoruz. Dayaniyoruz.


Bu ay 2 kez asi olarak ve asilardan sonra anne kucaginda daha cok vakit gecirerek iyice kucakci oldu. Ama o da hakli, asi olmak da kolay degil ki...


Deniz 4 aylik oldu...
Tummy time ile yildizi biraz (ama biraz) barismaya basladi. Iste 5 dakika kadar duruyor yuz ustu sonra basiyor feryadi. Buna karsilik onu dizlerimie yatirmamiz en sevdigi seylerden biri. Velakin boyu baya uzadigindan kucaga da sigmaz oldu :)


Bu ay en sevdiklerinden biri yine anne-kiz zamanlarimizdi. O zamanlarda O'nu kucagima yatirip, yuzunu sevrek soyle bir sey soyluyorum. 
Denizin saclari cok guzel
Denizin gozleri zeytin
Burnu findik, dudaklari kiraz
Yanaklari elma
Cenesi de bir nokta.
Boyle tekerleme gibi bir sey bizim icin. Bir guluyor ki sormayin ben bunu soyleyince. 

Deniz 4 aylik oldu...
Genlde O'nu Denizip diye cagirdigimizdan sanirim adi konusunda kafasi karisti :)


Bir de kim uyanmis, kim uyanmis diye seslendigimizde uykusundan aglayarak degil, gulerek uyandigini kesfettik ki hanemizde Edisonun ampulu bulmasi kadar onemli bu. Biliyorsunuz uykudan aglayarak uyanan cocuk aman aman :)

Deniz 4 aylik oldu...
Ve iste boyleydi deniz'in dorduncu ayi. Anne babasiyla cok vakit gecirdi. Boyu bir anda uzadi Deniz serpildi. Memeci bebek, memeyle kavga eder oldu. Huyu degisti ama bazi konularda guzellesti. Oyle boyle bir ay daha geride kaldi. Canim kizim, bir tanem kocaman bebek oldu :)



11 Ocak 2017 Çarşamba

Senin kucuk ellerin

Sanirim bu sarkinin yeri bende hep baska olacak.
Sanirim ne zaman duyarsam duyayim bu sarkiyi hep gozlerim bugulanacak...

Deniz'e hamileligimin 32. haftasiydi. Hani doktora gitmistik de Deniz'in karin cevresinin kucuk oldugunu, gelismiyor olabilecegini, erken almalari gerekebilecegini soylemislerdi. Ne uzulmustum. 


Iste o haftada bir gun ofiste oturuyordum. Calismanin bana hem en iyi geldigi hem de en zor oldugu gunlerden biriydi. Ne zaman konsantre olmakta gucluk ceksem muzik dinlerim ben. Zaten ofistekiler de bilir bunu. Eger kulakliklarim takiliysa cok yanasmazlar yanima. Bilirler ya konsantre olup bir sey bitirmem gerekiyordur ya da dusunmeye ihtiyacim vardir. Her iki durumda da yanima gelmemelri iyidir. Gelmezler.


O gun de gelmediler yanima. Ben kulakliklarimi taktim. Youtube'un mixlerinden birini actim, dinlemeye basladim. Kac sarki sonra bu cikti bilmiyorum. Kac sarki sonra ben bunu dinleyip bir anda aglamaya basladim hatirlamiyorum. 





Gel kızım sokul bana 
Bir kez daha alayım kokusunu 
Benim küçük bahçemin 
Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni 
Uzanmış küçük ellerin 

Benim kizim da gelseydi bana. Benim kizimi da koklasaydim ben. Benim kizimin da kucuk elleri uzansaydi bana... O gun ofiste cok agladim. Bebegim saglikli olsun diye agladim. Ona iyi bakamamis olmanin sucluluguna agladim. Kizimi cok sevdigim icin agladim. Elimden hicbir sey gelmedigi icin agladim. Ona saglikla kavusmayi cok ama cok istedigim icin agladim. Cok ama cok agladim. 

Sanirim cok gergindim ve bir kivilcima ihtiyacim vardi oylesine icimi ceke ceke aglayabilmek icin. Bu sarki cakti o kivilcimi. Ofisin ortasinda icimi ceke ceke agladim. Kimse yanasmadi yanima. Mudurum bir kutu medil birakti yanima gitti o kadar. Ben agladim.


Sonrasinda Deniz'in iyi oldugunu ogrendik. Sonra Deniz dogdu. Sonra Deniz'i kucagima aldim. Hakikaten kucucuktu elleri. Hakikaten mis kokuyordu bedeni. Sarildim kizima. Unuttum sarkiyi da gozyaslarimi da.


Gunler birbirini kovaladi, O ilk 40 gunun icinde bilmiyorum kacinci gundu, bir gun evdeydik Denizle. Ikimiz. Deniz cok agliyordu. Ben pilates topunun uzerine oturmus, kucagimda Deniz bir umut sussun diye zipliyordum. Yine muzik dinlemek istedi canim. Yine bir youtube mix actim dinlemeye basladim. 


Kac sarki sonra yine bu cikti bilmiyorum. Kac sarki sonra kulagimda yine bu sozler vardi hatirlamiyorum. 

Gel kızım sokul bana 
Bir kez daha alayım kokusunu 
Benim küçük bahçemin 
Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni 
Uzanmış küçük ellerin 

Bu sefer kucagimdaydi kizim. O kucuk elleri ellerimdeydi. MIs kokan basini boynuma gommustu. Hem cok mutluydum hem de gozlerimden inen yaslari bir turlu durduramiyordum. O an, daha kucagimda minicik oldugu o an, sanki buyumus de gidiverecekmis gibi geldi bana. Yine goz yaslarim akti. Daha cok sarilidim Deniz'e. Daha cok cektim mis kokusunu icime. Yanima yanasacak kimse de yoktu zaten. Bir Deniz bir ben. Ben de agladim.


Biraz once Deniz'i uyuttum. Yine muzik acayim deidm ve yine bu sarki cikti karsima. 32. haftadaki o ofis gununu hatirladim. O ilk 40 gunu hatirladim. Deniz'e sarilisimi hatirladim. Denizin ne kadar kucuk oldugunu hatirladim. Denizin ne kadar cabuk buyudugunu hatirladim. Yine doldu gozlerim. 


Sanirim bu sarkinin yeri bende hep baska olacak.

Sanirim ne zaman duyarsam duyayim bu sarkiyi hep gozlerim bugulanacak...
Cunku farkettim ki bu sarki benim hamileligimin, lohusaligimin bir parcasi. 
Bu sarki Denizle hikayemizin bir parcasi. 

Benim kucuk bahcem.
Benim guzel Deniz'im.
Benim mis kokulu kizim.
Hayatimdaki en guzel kucuk eller.
Iyi ki varsin annecim...
Iyi ki var bitanem senin o uzanmis kucuk ellerin...
iyi ki...
iyi ki...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails