29 Haziran 2016 Çarşamba

Kim bizim neyimizi cekemesin Allah askina!

Ataturk havalimaninda bomba patladi. Ne yazilir ki...

Cok sinirliyim, cok kizginim. Herkes gibi. Daha dogrusu akli basinda herkes gibi. Cunku ben de akli basinda herkes gibi bunu talihsiz bir olay, dusmanlarin oyunu, bizi cekemeyenlerin tuzagi olarak falan gormuyorum.

Kim cekemesin bizi ya? Bu nasil bir kendini dari ambarinda sanmaktir kardesim. Kim bizim neyimizi cekemesin Allah askina. 

Basimizdaki essiz hukumeti cekemiyorlarsa, buyursunlar verelim. Lutfen ama lutfen onlarin olsun. 
Agzindan cikani kulagi duymayan politikacilari cekemiyorlarsa, bizde surusune bereket. Cekinmeslinler alsinlar lutfen.
Ulkenin en islek havalani, ellerinde kalasnikoflar(!) olan adamlarca basilmisken, bu durumu abartmayalim diyen, danismanlari(!) cekemiyorlarsa, bir alana bir bedava kampanyasi yapalim. Stok cok.
Insanlar orada can pazarindayken, firsatcilik yapan, 200 Tl vermezsen almam diyen taksiciler gibi firsatci vatandaslari cekemiyorlarsa, keske hepsi birden onlarin olsa.
Olen sayisi an be an artarken, mecliste yalapsap yasa geciren milletvekillerini cekemiyorlarsa 100lerce var bizde ne yazik ki.
Ve bunca olaydan sonra -sadece bu patlama degil, yasadigimiz her seyi diyorum- hala ay siz de hukumete laf atacak yer ariyorsunuz diyen secmeni cekemiyorlarsa, o cekemeyenlerin de aklina tukureyim!

Guvende degiliz, biliyoruz. Bunlarin basit saldirilar olmadiginin her zaman farkindayiz. Ama lanet olsun ki hicbir sey yapamiyoruz.

Artik anlayamiyorum bile cogu seyi, cunku onlarin pislik planlarini anlayacak bir akil yok bende. Insanlarin piskinliklerine katlanamiyorum. Hala siz biz diye laf yaristirmalarina dayanamiyorum. gercekten bir el bogazimi tutmus birakmiyor. Biliyorum hepiniz icin durum ayni. Daha dogrusu vicdani olan, akli basinda olan hepimiz icin durum ayni.

Dun hamilelikte ucak yolculuguyla ilgili bir sey sormak icin Izmir havalimanini aramistim. Cok tatli bir kizla konustum. Sonra dedi ki, istanbulda daha cok uluslararasi ucus oluyor, ben sizi onlara da bir baglayayim, onlarla da teyit edelim bunu. Oradan da cok tatli bir kizla konustum. Baya gulduk de beraber telefonda. Yardiminiz icin tesekur ederim, iyi aklsamlar dedim O'na telefonu kapatirken. Dun aksam patlamayi duyfugumda o kiz geldi aklima. Orada miydi acaba? O da yaralananlar ya da olenler arasinda miydi acaba? 

Oradaydi ya da degildi, surasi kesin ki her iki durumda da o tatli kizcagazin aksami hic iyi gecmedi... Hangimizin ki iyi gecti ki :(

27 Haziran 2016 Pazartesi

28. hafta

Ve hosgeldin 3. trimester!

Hamileleigimin 2/3u bitti.Kaldi elimizde sadece 1/3. 

Hamileleigimin basindan beri gunlerin, haftalarin ne kadar cabuk gectigini soyluyorum, yaziyorum. Ucuyorlar sanki ve ben gercekten her gun hamileligin cok kisa olduguna kanaat getiriyorum. Bence soyle olsun: Ilk 3 ay, 6 ay olsun. Ikinci 3 ay da 6 ay olsun. Son 3 ay yine 3 ay olarak kalsin. Bu hesapla 6+6+3 =15 ay hamile olacagiz. Bence guzel. Ben varim bu ise :)

Biliyorum en zor kisim simdi basliyor. Karnim buyuyecek, hareketlerim kisitlanacak. O  yuzden son 3 ay bence 3 ay olarak kalabilir :) Ama onceki 6 ayin uzamasinda kendi adima hicbir sakinca gormuyorum. Hele o 2. trimester. Ne tatli bir seydi o 2. trimester. Iyi ki daha onceden hamile bloglarini okuyordum da, o zamanlarin tadini doya doya cikardim. gezdim, tozdum, dans ettim, calistim, eglendim. Cok sevdim seni 2. trimester cok. Iyi ki kiymetini bilmisim. 

Simdi geriye bakinca o bana kisacik gelen 2. trimestera neler sigdigina sasip kaliyorum aslinda. Yogun calisma gunleri. Ozanla londrada eglenmelerimiz. Izmir seyahati. Istanbulda gecen cilgin bir hafta. Asla hatirlamak istemedigim soguk alginligi zamanlari. Ve yeniden saglikli olmamla baslayan tatli bebek icin hazirlanma telaslari. Ne guzel gecti, ne mutlu bana...

28. hafta yani 2. trimesterin son haftasinda siradan hayatimiz devam etti. Ise gittik geldik. Ozanla birlikte vakit gecirdik. Arkadaslarimizla bulustuk. Bir de Ozanlarin kolejde yapilan bir yemege katildik. Biliyorsunuz seramonileri seviyorum. Dolayisiyla boyle iki dirhem bir cekirdek giyinip katilmamiz gereken yemekleri de seviyorum. Cuma gunu de keyifle haizrlandim. Hele bir de butun gun cilginca yagan yagmur biz tam yemege gidecekken durunca iyice keyiflendim. sgaolsun Ozan da keyfime ortak oldu, iste elimizde o gunden bu fotograf kaldi :) 28 haftalik hamile Gulcin :)


Nasil guzel bir aksamdi, anlatamam. Sanirim katildigimiz en keyifli yemeklerden biriydi. Ustune bugun yeniden Oxford'a gittik Ozanla. Cunku bu sefer de kolejin piknigi vardi. Hava her daim gunluk guneslik olmasa da en azindan yagmur yagmadigindan benim icin cok keyifli bir Pazar gunu oldu. Zaten acik hava, bol yesillik varsa bir de ustune canli muzik eklenirse o pazar nasil guzel olmasin degil mi ama? Velhasil kelam hamileligimin 28. haftasi Oxfordla ve etkinlikleriyle dolu dolu gecti :)



Ah bir de bu hafta, kizimizin ilk tulumundan sonra, araba koltugunu da aldik. Boyle adim adim alacagiz esyalarini iste.

O araba koltugu eve geldiginde, ikimiz de biraz garip hissettik aslinda. Simdi bos olan o araba koltugunun icinde bebegimiz evimize gelecek. O araba koltuguyla hayatimizin kucucuk ama kocaman yeniligi evimizin kapisindan girecek. O simdi bos olan araba koltugu cok yakinda bizim bebegimizle dolacak. Insallah... O siradan araba koltuguna her baktigimda bunlar gecti aklimdan. Bir araba koltuguna bakip da gozleri dolar mi insanin? Dolarmis iste... 

Hayatimiza giren butun bebeklerde benzer hisler gelmisti bana. Hepsi icin hazirlanirken icimde bir yer titremisti. Simdi tabi hazirlandigimiz bebek benim icimde buyuyor. O yuzden gozlerim dolunca sasirmiyorum. Boyleyim ben biliyorum. Kendimi engellemektense, yasadigim her duygunun tadina varmaya calisiyorum. 

Canim bebegim... Yolun cogunu bitirdik beraber. Harika bir yol arkadasi oldun bana. Simdi son duzluge giriyoruz. Ve ben yolculugumuzun kalan kisminda da en cok ama en cok sana guveniyorum. Ve birlikte yasayacagimiz her seyi merakla ve heyecanla bekliyorum... Iyi ki varsin bebegim...

24 Haziran 2016 Cuma

Ingiltere'de tarihi bir gun

Dun Ingilterede referandum vardi. Halka soruldu: 
Ingiltere Avrupa Birliginden ciksin mi yoksa Avrupa Birliginde kalsin mi?

Aylardir devam eden kampanyalarin son gunuydu dun. Aslinda buralarda secimler oyle cok hareketli gecmez. Ama bu kez kampanyalar gercekten atesliydi. Hatta, bizimki de dahil olmak uzere, pek cok sirketin CEOlari bile katildi kampanyalara. Sirketler Avrupa birliginde kalinmali diyordu.

Sadece sirketler degildi kalinmali diyen. Pek cok dunya lideri, sanatci, futbol takimlarinin yonetim kurullari, sosyal yardim kuruluslari... Liste uzar gider. Hepsi kalinmali diyorlardi. Ama bir de cikalim diyenler vardi elbet. Ve bunu diyenler genelde milliyetcilik duygulari agir basanlardi. "Biz tek basimiza da gucluyuz!",  "Gocmenleri istemiyoruz!", "Tehlikenin farkinda misiniz Turkiye 76 milyon insanla Avrupa Birligine girecek!" gibi cumleler onlarin kampanyalarinin bel kemigini olusturuyordu.

Son ana kadar anketle sonuclari bicak sirti gosterdi. Ingiltere Kalalim da diyebilirdi, cikalim da. Gecen hafta anketler daha cok kalalim'a donmustu. Malesef trajik bir sebeple. Ingilterede gecen hafta 42 yasinda kadin bir milletvekili olduruldu. Kendisi gocmenlere ve ozellikle savas gocmenlerine destegiyle bilinen, 2 cocuk annesi, barisci bir siyasetciydi. Gocmen karsiti, fanatik bir Ingiliz tarafindan olduruldu. Ozetle gencecik bir kadin, bir fasist tarafindan katledildi. Gecen hafta haberlerden kacirmak istedim gozlerimi. Ne o kadincagizin resimlerine, ne de geride kalan kocasi ve 2 cocugun resimlerine bakamadim.

Ibreler bu fasit saldiridan sonra Kalalim'a donmustu. Biz milliyetcilikle buyuyecek bir ulke degiliz diyenler cogalmisti. Ama hala biz mi besleyecegiz Avruoanin sacma sapan insanlarini diyenler de vardi.

iste tum bunlarin isiginda dun referandum yapildi. Ve Ingilizlerin yaklasik %52si Avrupa birliginden cikalim dedi.  

Bu, cogu insan icin beklenmedik bir sonuctu. Ingilterenin onunde uzun bir yol var simdi. 2-3 sene isler degismez diyorlar. O 2-3 sene icinde Avrupa birligi ile gorusmeler yapilacak. Yani Ingiltere su anda Avrupa birliginden cikmasi ama cikis icin surec basladi.

Ben ne mi dusunuyorum? Bu sonuc bence, ne yazik ki dunyadaki milliyetciligin ve fasizmin artisini onaylayan bir durum. Ingiltere gibi adinda "United- Birlesik" kelimeis gecen bir ulkede yasanmasi da ayrica dusundurucu. Kisa vadeli sonuclar ne olacak bilmiyorum. Bizim icin sonuclari ne olacak onu da bilmiyorum. Ama uzun vadede dunyanin feci bir yere gittiginin gostergesi bu bence.

Diyorlar ki sirada Hollanda ve danimarka var. Gorecegiz. Tarihi bir gun oldu bugun. 2 dunya savasinda buyuk yaralar alan, sonra bir arada olmaliyiz diyerek Avrupa Birligi altinda birlesen Avrupa ulkelerinden ilk kpous yasandi.

Bugun Ingiltere'de is yerlerinde, sokaklarda, otobuslerde yani her yerde konusulan tek konu bu. Sirketin whatsup guruplarinda yer yerinden oynuyor. Ulkede yasayan diger Avrupa ulkelerinin vatandaslarini dusunurseniz bu cok normal. Gorecegiz bakalim onumuzdeki gunlerde neler yasanacak...

23 Haziran 2016 Perşembe

Sanirim insan yasi ilerledikce icinde yasadigi cemberi daraltiyor

Kendimi dis dunyadan biraz soyutladim. Bu Ocaktan beri yavas yavas, adim adim gelisen bir sey oldu. Hamilelik ve annemin durumu bir araya gelince onceliklerim kendiliginden belirlendi. Icime kapandim biraz. Aileme dondum. Bilincli bir tercih degil ama kendiliginden yasanan bir sey oldu,

Iyi bir dinleyici oldugum soylenir benim. Arkadaslarim benimle dertlerini paylasir, fikrimi sorar. Sevdigim, sevindigim bir sey bu. Hala mesaj atan, telefon eden herkesi dinliyorum. Ama farkindayim bazen herkese nasilsin diye sormaz soramaz oldum. Sanirim su an sadece onumdekilerle basa cikabiliyorum. Ancak annemin durumunu, hamileligi ve hazirliklari bir arada idare edebiliyorum. Yetisemedigim kaliyor.

Bu benim icin cok yeni bir durum. Cunku Gulcin yetisememyi kabul etmezdi. Hic etmedim. Hep her seye, herkese yatismeye calistim ben. Sasirirlardi bana nasil yetisiyorsun diye. beni besleyen bu diyordum. Hayat enerjimi, herkese her seye yetisebilmekten aliyorum. Peki simdi ne degisti?

Bilmiyorum. Bunun sadece bir arada yasadigim seylerden mi kaynaklandigini da bilmiyorum. Aslinda son yillarda gelisini adim adim hissettigim bir seydi bu. Sanirim yasin etkisi de buyuk. Sanirim insan yasi ilerledikce icinde yasadigi cemberi daraltiyor

Ama belki de etrafimdaki herkesin bana kendiliginden gelisecek dedigi sey gercekten gerceklesiyor. Bebegin de gelisiyle aklim, ruhum zorunlu bir onceliklendirme yapiyor. Istesem de enerjimi her yere yaymama izin vermiyor beynim ve vucudum. Diyorlar ki bana, bu enerji simdi sana sunun icin lazim. O yuzden idareli kullanmalisin onu. Dinliyorum bedenmi. Dinliyorum ruhumu.

Cunku daha once, ise ayiracagim vakitten alip daha cok yere yetisiyordum. Cok mantikli. Oyle olmali bence.
Daha az uyuyordum, daha cok yere yetisiyordum. Olabilir genclik, uyku sonra da tamamlanir.
Kendi dinlenecegim saatlerden alip daha cok yetisiyordum. Olsun, yine dinlenirdim. Oyle de yapiyordum.

Simdi vucudum hayir uyuyacaksin diyor, cunku icinde bir bebek buyuyor. Dinleneceksin diyor cunku bu vucut guclenmek istiyor, bebegi buyutmek ve dogduktan sonra bakmak icin enerji biriktiriyor. Ve aklim isten caldigin her vakti ailene ve ozana ayiracaksin diyor.Cunku onlarin sana ihtiyaci var.

Buna alismam zaman aliyor. Cunku ben her zaman her seye yetisen bir insandim. Cunku ben uzakta olsam da herkese yakindim. Cunku ben hic icine kapanan bir insan olmadim. Ama vucudumu ve ruhumu diniyorum. Cunku belki yas, belki annemin durumu, belki hamilelik.... Hangisi bilmiyorum ama sakin kalmam gerektigini hissediyorum. Devam edebilmek icin. Bu enerjiyle onlara yetisebilmek icin. Bu da bir donem belki. ben de iste o donemi kabullenip icinden yuruyorum.

O kadar. Gerisi yok...

Burayi okuyan, ne zamandir benim ne yaptigimi sormuyorsun diyen, bana gonul koyan arkadaslarim, anlayin beni. Sadece onumdekilere yetisebiliyorum. Simdi iste boyle bir durmaya ihtiyacim var. 

O kadar. Gerisi yok. Baska bir sebebi hic yok..

Bekleyin donecegim....


20 Haziran 2016 Pazartesi

27. hafta

Cok mutluyum! 

Sonunda soguk alginliginin butun etkilerinden kurtuldum. Evet, bu kadar uzun surdu malesef. O karnimdaki sizi da gitti, ki bu beni nasil mutlu etti anlatamam. Haftasonu yeniden yuruyuslerime de basaldim. O kadar hafiflemis hissediyorum ki kendimi anlatamam. Musadenizle kendime bir masallah diyecegim :) Ah bu hamilelik insani bak ne hallere getiriyor :) Olsun diyelim hepbirlikte bir masallah artik :)

Bu sikayetleri de hayatimizdan cikarinca, geriye keyifli bir hafta kaldi. Sanirim hamileligin en keyifli zamanlarindan birindeyim. Yuvarlacik bir karin, hala iyi olan bir enerji seviyesi ve her gun artan bebegimizin hareketleri. ana sorarsaniz, en ama en keyifli zamanlardan biri bu haftalar, o kadar sevdim bu haftalari. Biliyorum, ileride cok ozleyecegim bu gunleri. O yuzden, her zaman oldugu gibi, yine keyfini cikarmaya calisiyorum. 

Bebegimiz buyuyor. Bazen boyle karnimin en onune dogru iktiriyor kendini. Oraya yerlesip bir sure orada kaliyor. Saniriyoruz poposunu ya da kafasini yasliyor karnimin on tarafina. O zaman dokunabiliyoruz O'na. Bildiginiz elimize geliyor. Avucumuzun icini dolduruyor. O'na boyle de olsa dokunabilmek cok eglenceli, cok heyecanli bir sey. Biz onu bir sure oksadiktan sonra yine arkaya kaciyor kucuk balik! Boyle onu sevmemizden hoslaniyor mu, yoksa rahatini bozuyoruz o yuzden mi arkaya kaciyor bilemiyoruz. Ama ben ona dokunabildigim bu anlari cok sevdigim icin, kendimi onu oksamaktan alamiyorum. Minigim. Resmen buyuyor. Ve ben hala icimde bir insan yavrusunun gun be gun buyumesine inanamiyorum. Cok garip bir sey!

27. hafta ile birlikte, biz de anne-baba adaylari olarak bebegimize ilk kez bir sey aldik. Oyle buyuk bir sey degil. Ama bizim kizimiz icin aldigimiz ilk sey :) Hastaneden cikarken kullanmak icin bir tulum takimi. Penye guzel bir battaniyesi falan var. Filli bir takim. Cok sevdim. Ustune eve gelip de, yeni dogan minnak (!) bir fille ilgili bir belgesel izleyince daha da sevdim aldigimiz seyi. O fil de bebek. Hem de nasil tatli bir bebek. Iste dedim bizimki de boyle bir bebek olacak. Ne farkeder insan yavrus olmus, fil yavrusu olmus, hepsi bebek :)

Bunun disinda, buyuk esyalari icin yavas yavas bakmaya devam ediyoruz. Ve evimizi bosaltmak icin elimizden geleni yapiyoruz. Iste rutin durumlar. Bizim cephede baska degisen bir sey yok yani :)

Bu arada sunu da yazmadan gecemeyecegim, gecen hafta is yerinde de yogun ama cok guzel bir hafta gecirdik. Benbu haftalarin planini yaptigimda kimse o plani gerceklestirebilecegimize inanmamisti. Ama planladiklarimin bir kismini gecen hafta basardik. Takimimla gurur duydum. Bunu basarabildigimiz icin gercekten kendimizle gurur duydum. Onumuzde daha cok is var ama olsun. Gecen hafta bize iyi geldi.

Ve biliyorum, benim is yerinde mutlu olmam, basaridan tatmin olmam kizimiza da iyi geldi. Cunku annesinin kizi :) Bebegimiz dogdugunda, boyle surekli bize is yaptiran, planlar yapan bir sey olursa hic sasirmayacagim. Simdiden baya toplanti idare etmeyi falan ogreniyor :) Tehlikenin farkinda miyiz :)

Iste bitti 27. hafta. Dilerim her gelen hafta bir oncekinden guzel olsun. Iyi ki varsin bebegim. Iyi ki seninle geciyoruz bu yollardan. Umarim sen de benim kadar egleniyorsundur :)


17 Haziran 2016 Cuma

Kaldi onumuzde tam tamina 3 ay...


Havadan cok bunaldim blogsever arkadasim. Ama gercekten cok bunaldim. Haziran ortasi ve durmadan yagmur yagiyor. Hava gri. Bulutlar sanki ustume ustume geliyor. Cok bunaldim.

Bir yandan hamilesin sen, sicagi ne yapacaksin diyorlar. Haklilar. Sicak neme lazim benim. Ama biraz gunes olsa. Gokyuzu mavi olsa. Hani yazi gectim ama en azindan hava bahar gibi olsa. Gercekten disariya bakmak bile icime kasvet dolduruyor.

Buyuk ihtimalle tatile gidemeyecek olmamiz da cabasi. Malum neredeyse 27 haftalik hamileyim. Hala ucabilirim. Ama ucmasam daha iyi. E niye simdiye kadar gitmedin diyeceksiniz. Cunku ebeler 20. haftadan sonra su kan uyuzmazligi ignesini olana kadar, mumkunse gezme artik dedi. Kan igneleri 28. haftanin basinda yani 27 haziranda yapilacak. Biz bir de arada Turkiyeye gittik.Cunku bu konusmadan once biletleri almistik. Bir sey olmadi cok sukur. 

Size soylemedim galiba ben. Bir de bizim 20. haftada yapilan kontrollerde plesanta dusuklugu cikti. Hayatimda ilk defa duydugum seyler. Neyse anlattilar bize hastanede. Bebegin bir esi oluyormus anne karninda, plesanta. O plesanta bazi gebelerde -benim gibi- asagida oluyormus ve dogum yolunu kapatiyormus. Bunu yasayan cogu hamilede bebek dolayisiyla rahim buyudukce plesantada yukari cekilirmis. Yani ortada sorun kalmazmis. Ama cekilmezse normal dogum yapmiyorlarmis burada, sezeryana yonlendiriyorlarmis.Bu yuzden 34. haftada bir  daha bakacaklar ultrasonla. Plesanta cekilmediyse de sezeryana yonlendirecekler.

Her seyin dogalindan yanayim. Ama bu konuda hic takintim yok. Dogum benim icin bebege kavusma. Bebegim ve benim icin en saglikli yol neyse, o yolla kavusalim istiyorum. Gorecegiz bakalim neler olacak.

Yine ebe ve doktor bana dedi ki, normal hayatinda hicbir degisiklik yapmana gerek yok. Kafana takma bu durumu. Hayatina devam et. Oyle yapiyorum.Sonucta ben ne yaparsam yapayim sonuc degismeyecek.

Ama bir de dediler ki, plesanta dusuklugunde kanama cok gorulur. Ve sizde kan uyusmazligi da oldugundan, kanama igneyi olmadan once mumkunse yasamamani istedigimiz bir sey. O yuzden Turkiyeye git, don (mayistaki gidisimiz) ama sonra igneleri olana kadar burada kal. Peki. 

Oyle her seye karismadiklarindan, bir sey soylediklerinde dinliyorum. Zaten olabildigince rahat ol diyen insanlar, buna dikkat et diyorlarsa vardir bir bildikleri diyorum. Risk almaya gerek yok.

Ama bir yandan da gercekten gunes gormek istiyorum. Bedenimi bilmem ama ruhumun gercekten buna cok ihtiyaci var.

Yanisira devam eden bir vize karmasamiz, benim ucmama izin verip vermeyecklerini bilmeyisimiz, islerin cok ama cok ama cok yogun olmasi gibi sebeplerle hakikaten tatile cikabilecek miyiz bilmiyorum. 31, 32. haftadan sonra zaten kipirdamasam iyi olur diye bir dusunce de var aklimda. Aktif bir hamileyim ama agirlasiyorum.

Dusunuyorum, dusunuyorum ve dusunurken hep kendimi bir deniz kenarinda oldugumu, dalgalar ayaklarima gelirken yurudugumu hayal ederken buluyorum. Biliyorsunuz ben yaz insaniyim... Ama olsun bu yazin bir de seneyesi var. Ne olacak ki yeter ki kizimiz saglikli olsun. yeter ki guzel guzel buyusun. Bakmayin siz bana.

Ah bir de bizim kizimiz icin verilen tahmini dogum tarihi 17 Eylul. Yani bugun itibariyle dolu dolu 3 ay kaldi sadece onumuzde. Ben bu hamilelikte hafta, ay olayini bir turlu anlayamadim :) Simdi galiba ben dolu dolu 6 aylik bir hamileyim. Vay be :) Ama iste ay hesabi-hafta hesabi kafami karistirdigi icin onumde 3 ay var diye hesaplamak daha kolayima gidiyor :)

3 ay... Allahim ne kadar az! Her sey olur gider. yeter ki bebegimiz saglikli buyusun. 3 ay sonra kavusmayi heyecanla  bekliyorum :)

15 Haziran 2016 Çarşamba

Avrupa Kupasi ustune soylenesim gelmis!

Avrupa kupasi basladi. Insafsizlar, neredeyse her gun, gunde 3 mac koymuslar. Evdeyken butun gun mac acik oluyor. Oradan oraya kosan adamlar.

Ben futbol izlemeyi seviyorum. Ama izlemek icin iyice havamda olmam lazim. Yoksa icimde cilgin bir taraftar oldugu son Istanbul gezimizde de gorduk. Sansimiza bizim Istanbul'a gectigimiz aksam, Besiktasin da sampiyonlugu neredeyse kesinlesmisti., Yollarda taraftarlar cosuyordu. Ozan ve Goncanin saskin bakislari arasinda ben de kutlamalara katildim. 
Besiktasliyiz besiktasli, lay la lay la lay la la la la! 
Anlayamaz kimse bu aski, lay la lay la lay la la la la! 
Bekcisizyiz kopas kiyameettttt...
Siyah beyaz bize menaetttt... 

Evet, yollarda boyle dolastigim dogrudur! Gerci sonra yanimizdan bir kamyon dolusu (gercekten kamyona dolusmuslar), ellerinde bira, anlamadigim bir dilde boguren cilgin besiktas taraftari gecince, ben kendimi biraz geri cektim. Neme lazim! Cok da galeyana gelmemek lazim:) 

Iste boyle cilgin (!) bir taraftar olan ben, Avrupa kupasinda pek de havaya giremedim. Henuz sarmadi beni bu maclar.

Bir kere Hollanda yok turnuvada. Turkiye elemis Hollandayi. Baska takimi eleseymisiz iyiymis bence. Hollandasiz turnuva mi olur?

Sonra Alman takiinin teknik direktoru, beyaz gomlek giymiyor bu sene. Boyle dandik bir gri tisort gecirmis ustune. Neden? Ben sirf onlar jilet gibi giyiniyor diye seviyordum Almanya maclarini. ldu mu simdi?

Sonra maclardan cok holiganlarin rezilliginizi izliyoruz televizyonda. Bu sabah gazetede okudum Rusya taraftarlari Ingiliz bir taraftari dovup komaya sokmus. Ingiliz holiganlar Lille'de cam cerceve birakmamis. Bu ne ya!

Hadi maclara odaklanayim diyeyim. Ofiste turkiye'nin macindan sonra rezil olmus durumdayim. Heralde bilmem ne mahallesinin takimi ciksa daha iyi oynardi! Bir de herkes Fatih Terimin turnuvanin en cok kazanan 3. teknik direktoru olmasi hakkinda ne dusundugumu soruyor bana ofiste. Tabi insanlar o paraya ortaya efsane bir takim cikmasi lazim, bu takimin hali ne diye dusunuyor muhtemelen.

Onlara da soyluyorum, buraya da yazayim: Fatih Terimi hic sevmem. Ve itiraf ediyorum, sirf takimin basinda o var diye can-i gonulden takimimi destekleyemiyorum. Hayatta gicik oldugum insanlar listesinde ilk 10'a bile girebilir; o kadar hazetmiyorum kendisinden.

Neden dediler bana sirkette. Dusundum buldum. Simd soyle olmustu. Bu Fatih Terim Italya'dan teklif alip, Galatasarayi (sanirim) tak diye birakip gitisti. O zaman daha Gezi olmamisti ben Carsili degil Galatasarayliydim. Ay bir ovgu Italyaya itmis de bilmem ne de. Iyi gitsin, yolu acik olsun.

O zaman milli takimin basinda Senol Gunes vardi. Oyle cok tanidigim bir insan degildi. Simdi daha cok taniyorum ve seviyorum kendisini. Futbol disinda da konusmalari cok hosuma gidiyor. gayet akli selim bir insan. Iste o zamanlar Senol Gunes, Milli takimi baya basarili yapmisti da bir yerlerde ilk uce girmistik. Nerede hatirlamiyorum. Iyiydi takim yani. ve Senol Gunes gayet mutevazi bir maasla calisiyordu.

Bu Fatih Terim italyada hicbir sey beceremedi. Bildiginiz rezil oldu. Ama bir sekilde bir kral edasiyla Turkiyeye geri dondu. Senol Gunes'i kovdurdu. Yerine, dudak ucuklatacak paralarla, milli takimin basina gecti. Bildiginiz kiskandi adami. Isinden gucunden etti. Kendi basarisizligini da bir sekilde (guya) orttu. Hah iste o gun, bugundur ben bu Fatih Terimden hic hazetmem. O yuzden o takimin basindayken de havaya giremiyorum kimse kusura bakmasin.

Bunun yanisira, Mehmet Agar gibi birinin kankasi olmasini, iktidarda kim gucluyse ona yanasmasini, ve ben cok saygin bir aile babasiyim edasiyla herkese tepeden bakmasini saymiyorum bile. Bildiginiz itici geliyor bana. Velhasil kelam, sirkettekiler sorunca dusunup dusunup bunu buldum ve kendisini sevmemekte cok hakli olduguma karar verdim. 

Ne doluymusum be adama!

Ama milli takimin durumuna iliskin tek elstirim de bu degil. O futbolcularin hali ne Allah askina! ozellikle Arda ve Ozan. O nasil bir kilo! Kosamiyorlar bile. Eskiden futbolcular fit olurdu. Bunlarin haline bk. Olur mu oyle yahu! Arda topu alacak da, kosacak, da atak yapacak. Peki. 

Umarim duzelirler, cunku insan yine de tabi ki takimi basarili olsun istiyor. 



Bu sabah da bir icimi dokesim varmis. Bir huysuzmusum megerse. Ama olsun yazdim rahatladim: Fatih terim aldigin parayi da , bulundugun yeri de haketmiyorsun. ve ben haksizligi hic sevmiyorum. O yuzden seni de sevmiyorum. 

Yine de dilerim isler iyi gider de takim bir seyler yapar turnuvada. Cunku sana ragmen hala o takim benim de takimim!

Bir de rica edecegim kalecinin formasinin rengine biri el atsin!

Soylenmem bitti tesekkur ederim :)

13 Haziran 2016 Pazartesi

26. hafta

Haftalar bir bir geciyordu blogsever arkadasim. sunun surasinda onumuzde 14 hafta kadar kaldi. Heyecanim artiyor. Karnim buyuyor. Bebegimiz daha cok tekmeliyor. Ve bizim evde resmen bebek bekleme havasi an be an buyuyor. Cok eglenceli!

Bir yandan 26. hafta beni biraz zorladi. Gecen haftanin cogunda bana, karnimdaki ince bir sizi eslik etti. Oyle buyuk bir agri degil. Ama iste hic kesilmeyen bir sizi. Surekli bir rahatsizlik hissi. Biliyorsunuz pek kendimi dinleyen bir insan degilim. O yuzden baslarda cok onemsemedim. Ama 4 gun boyunca gecmeyince ebeyi aradim. 

Bu haftalarda bunlarin yasanmasi normalmis. Bebek ve dolayisiyla rahim hizla buyudugunden agrilar olabilirmis. Ama yine de uzun surmesi hos degilmis. Dinlenmemi tavsiye etti. Soz dinledim. Cuma aksami arkadaslarimla yemege cikacaktim, beni affedin dedim. Cumartesi Ozanla bir yere gidecektik iptal ettik. Pazar gunu yaptigimiz 1,5 saatlik mothercare ziyareti disinda bu haftasonunu hep evde, cogunlukla da uzanarak gecirdim. 

Agri gecti. Bu sabah ise gelirken yine biraz yokladi ama gecen haftaki gibi degil. Farkettim ki cok hizli yurudugumde oluyor. Ama ben de bazen oyle hizli yuruyorum ki inanamazsiniz. Nilgun ablam Izmirdeyken her evden ciktigimda arkamdan yavas yuru diye sesleniyordu, o kadar. Biraz tempomu yavaslatinca farkettim ki agri da azaldi. Simdi bu haftayi da biraz sakin gecireyim diyorum. Fazla kosturmadan. Oradan oraya yetismeye calismadan bir hafta planlayayim. Iyi gelir bence. Gelir. Gelir.

26. haftada bunun disinda bebegimizin buyuk esyalarina bakarak zaman gecirdik. Arabasi, yatagi, hala karar veremedigimiz buyuk kalemler. Evimiz kucuk oldugu icin oyle buyuk planlarimiz yok. Olamiyor da zaten. Eve biz zor sigiyorduk, simdi bir de bebekle nasil sigacagiz diye dusunuyoruz. Ama bir sure daha sartlar geregi bu evimizde kalmak durumundayiz. Esyalari atiyoruz, bebegimizin esyalarina yer acmaya caisiyoruz. Ama yine de yerimiz dar. O yuzden kucuk esyalar ve cozumlerle ilerlemeye calisacagiz.

Boynumdan dolayi bir de her seyin en hafifine yonelmeye calisiyoruz. Yoksa benim boyumu biliyorsunuz. Zaten marazli. Gerci cok sukur eskisi kadar degil ama yine de marazli. O yuzden bazi seyler sekil olarak cok hosumuza gitmese de, sagligimi dusunup hafiflere yoneliyoruz. Ne de olsa bebek buyutmek bir iki gunluk mesela olmayacak. Bu uzun aratonda, boynuma iyi davranmam sart!

Bir de tecrubeli anneleri cok dinliyorum bu konuda ben. Hepsi diyorlar ki bebek dogmadan deli gibi alisveris yapmayin. Temel seyleri alin. Sonra bebege gore alisveris yapmaya devam edersiniz. Onlardan iyi bilecek degilim ya. Soz dinliyorum yine. Gonul herseyi istiyor. Tabi ki hevesimi alacak kadar bir seyler aliyorum. Ama abartmadan. Sakince ilerliyoruz alisveris konusunda. Sonucta bebegimiz bir gelsin. Onun ihityaclarina gore daha almamiz gereken ne varsa alacagiz. Nihayetinde Londrada yasiyoruz, her sey elimizinn altinda. Aceleye gerek yok diye dusunuyorum.

Belki hislerim onumuzdeki haftalarda degisir ama su anda boyle iste. Bir hafta daha gecip gitmisken ben de her gunun, her haftanin keyfini cikarmaya calisiyorum. Sonucta yasadigimiz hangi donem geri geliyor ki. Bu da geri gelmeyecek. Hah iste tam da o yuzden, her bir gunun kiymetini biliyorum. Ve, evet artik yavas yavas ayaklari gorememeye basliyorum :)





10 Haziran 2016 Cuma

Bebegime mektuplar...

Canim bebegim.

Son haftalarda oyle hareketlendin ki, o icerideki minnacik alanda nasil bu kadar hareket ediyorsun sasiriyorum. Bir saga gidiyorsun, bir sola. Bir bakiyoruz durulmussun, bir bakiyoruz tekmeler yumruklar savuruyorsun. 

Gectigimiz hafta ilk kez o minik hareketlerini disaridan da gorduk. Dizi izliyorduk babanla. Bir anda karnimda bir hareket hisettim. Sen... Babani da eli bos birakmadin tabi. O baktiginda da kucuk bir tekme daha sallayiverdin. Bu seni karnimin disindan ilk kez farkedisimizdi bebegim.

Geceleri daha cok hissediyoruz hareketlerini. Muhtemelen bu yerinde durmayan annen, bir uzandiginda sen de huzura eriyorsun. Bazen seni cok mu yoruyorum acaba diye korkuyorum. hem de cok korkuyorum. Ama bir yandan sanki hareketli olmami sen de seviyorsun. Umarim oyledir bebegim, umarim seni yormuyorumdur.

Artik karsidan bakanlar da seni farkedebiliyor. E kolay degil tam 26 haftalik olsun. Boyle yuvarlacik bir karin verdin bana. Genelde 6 aylik olduguna inanmasalar da bence kocamansin. Kocaman, saglikli, enerjik bir bebeksin. Bizim bebegimizsin.

Diger bebek kardeslerin gibi tatliyi seviyor, tatli bir sey yersem daha da hareketleniyorsun. Bir de anlamadigimiz bir sekilde ete duskunlugun var. O kismi kitaplar yazmiyor ama sen de benim gibi mangal insani mi olacaksin acaba diye sakalasiyoruz arada. Umarim yemegi seven ve en cok yediginden keyif alan bir bebek olursun. 

Artik daha cok konusuyorum seninle. Bazen gittigimiz yerleri anlatiyorum. Bazen yapacaklarimizi. Bazen iyigeceler diyorum, bazen gunaydin. Sen de bir kucuk tekme ya da yumrukla karsilik veriyorsun bazen bana. Yoksa gercekten dediklerimi duyuyor musun? Anliyor musun?

Arada dans ediyorum. En cok o zamanlarda neseleniyormussun gibi geliyor bana. Sen dogunca, kucagima alacagim seni, daha cok danslar edecegiz seninle. Artik, cogu zaman bunlari hayal ederken buluyorum kendimi.

Cok kalmadi. 14-15 hafta var insallah bulusmamiza. Hazir miyiz? Seni sevmeye evet! Hem de cok ama cok haziriz bebegim. Seni buyutmeye de hazirlaniyoruz iste yavas yavas. Hic korkma sen, bir sekilde kotaracagiz her seyi. Seninle cok guzel bir takim olacagiz. Dusecegiz, kalkacagiz ama bir sekilde halledecehiz bebegim. 

Hic korkma sen. Guzel guzel buyu. 
O icimde hissettigim minnacik ellerinden ayaklarindan operim....

8 Haziran 2016 Çarşamba

Su an...

Oxfordtayiz bugun. Aksam bir yemege katilacagimiz icin sabahtan geldik. Yoksa ben isten cikip yemege yetisemiyorum. 

Ozan bir konferansta su anda. Ondan cikacak baskasina girecek. Aksama kadar yanima gelemez muhtemelen.
Hava cok sicak. O yuzden ben de kolejin serin odalarini bir bir dolasip ofisimi oraya kuruyorum. 



Simdi bulundugum bu odada benden baska kimse yok. Ben, bilgisayarim, bu guzel manzara ve tatli bir sessizlik basbasayiz. Oyle guzel bir an ki. Bir an durup o sessizligin tadina varinca, bunu gulcinceye yazmaliyim dedim. Bu sayede keyfime bir de blog yazmak eklendi. Tahmin edebileceginiz uzere blog yazmak, calismaktan cogu zaman daha keyifli.

Iyi ki bugun buraya gelmisim. Iyi ki. Bazen rutinin disina cikmak cok iyi geliyor insana. Baska bir mekan, baska bir ortam. Iyi geliyor. Bana da iyi geldi. Su penceremden gorunen tatli manzara iyi geldi. Ogle yemeginde yaptigimiz yuruyus iyi geldi. Ozanla sohbet etmek iyi geldi.

Hayat, calismak, yasamak her zaman cok kolay degil. Ama kucuk anlarda bile bir suru keyif sakli.

Ben mesela su anda sacma sapan bir suru insanla konusuyorum, proje icin calisiyorum, bazi seyler olmuyor duzenlensin diye ugrasiyorum. Zor yani. Ama izin vermeyecegim 'su an'i bozmalarina.

Cunku simdi bulundugum bu odada benden baska kimse yok. Ben, bilgisayarim, bu guzel manzara ve tatli bir sessizlik basbasayiz. Iste o yuzden 'su an' cok keyifli... 

6 Haziran 2016 Pazartesi

25. hafta

Ben de inanamiyorum ama 25 haftalik hamileyim. Ve artik disaridan bakinca da hamileyim. O kadar yani :) Surpriz yazinin sonunda :)

Gecen hafta yasadigim soguk alginliginin ustune, gectigimiz hafta kendimi cok zorlamak istemedim. Hava da oyle kotoydu ki burada, Mayis demezsin. 12-13 dereceler, ruzgar, soguk, yagmur. Bildigin kis. O yuzden ben de biraz yavastan aldim her seyi. Isi, evi, kosturmalarimi. Bir nevi vites kuculttum. Iyi oldu.

Kendimi sunu kabul ettirdim gecen hafta. Evet hasta degilim, hamileyim. Ama hamileyim. Yani hicbir sey yokmus gibi ayni tempoyla devam etmeye calismak da biarz abes oluyor bazen. Tabi ki evde oturacagim demiyorum. desem de siz de inanmazsiniz sanirim :) Ama biraz yavaslattim kendimi. Iyi oldu. Iyilestim. Artik sesim kendi sesim. Burnum hala biraz tikanik olsa da idare edilebilir seviyede ve kendimi daha iyi hissediyorum. Oh be!


Bunun disinda 25. haftanin hayatimiza ekledigi bir yenilik de artik karsilardan bile belli olan gobegim oldu. Nereden bakarsaniz bakin artik hamileyim :) Bir anda firayiverdi gobek. Turkiyede almistik biz bu sinyalleri. Orada da buyumustu ama sanki bu son hafta iyice buyudu. Gorduklerimiz goreceklerimizin teminati farkindayim :)

Gobegin buyumesiyle birlikte, bel ve sirt agrilarina da merhaba demeye basladim. Sanirim soguk alginliginin da etkisi bu. Gorecegiz gececek mi kalacak mi. Onun disinda fiziksel bir sikayetim yok, cok sukur. Minnakla yuvarlanip gidiyoruz. Ha tabi bu sekilde genislemeye devam edersem bir sure sonra hakikaten yuvarlanarak bir yerlere gitmemiz de gerekebilir :)

Fiziksel degisimlerin yaninda, hissi degisimler de kapimizi daha cok caliyor artik. Bazen kendimi taniyamayacak kadar sinirli oluyorum. Yok yere. Saman alevi gibi bir sey. 5-10 dakikaya geciyor. Ama o 5-10 dakika da bildiginiz ates topu olabiliyorum. Is yerinde daha kontrolluyum de evde bu patlamalar daha cok olabiliyor. Incir cekirdegini doldurmayacak seyler denir ya, hah tam oyle! Bazen sacmalik bildiginiz. Mesela Istanbuldayken Ozan'a sen beni artik sevmiyor musun dedim. Tobe bismillah! Ya ben bunu soyleyecek insan miyim? Ne alakasiz, ne sacma bir soru. Ama iste diyorum ya bana ne oluyor bazen ben de anlamiyorum.

Bu dibi gormelerin disinda bir de asiri mutlu olma halleri var. Dengesiz mi dediniz? Buyrun benim! Bazen bir gulme geliyor, kendimi durduramiyorum. Gozumden yas geliyor o kadar guluyorum. Bunlar ilk haftalardan beri var  aslinda. Iste hamile kafasi :)

Farkettim ki o sinirlilik hali, cok yorgun oldugumda yasadigimiz bir sey. bakiniz Istanbulda gercekten yorulmustum. Vitesi dusurmemin sebeplerinden biri de bu aslinda. Bedenim yorgun oluyor ama ruhum bunu kabul etmek istemiyor. Sonra oyle patliyorum gibi geldi bana. Belki oyle. Belki de hamilelikten normal. Ama iste sanki dinlenince daha bir kontrol edebilir hale geldim durumu :) Hadi insallah!

Eger hamile olmasaydim an itibariyle, is icin, Brezilyada olacaktim. Oradan New York'a gececektim. Ve donup 1 hafta sonra Guney Afrika'ya gidecektim. Icimde kalmadi dersem yalan olur. Seyahati ne kadar sevdigimi biliyorsunuz. Saklayacak degilim. Icimde kaldi.  Zika virusu olmasa giderdim diye dusunuyorum. Ama o riski goze alamadim. E tabi 17 saat suren yolculuk da gozumde buyudu, yalan degil. Kismet. Bizim de payimiza dusen bu bu sene :)

Ama olsun hamile kafasi var ya idare ediyoruz. Zaten buyudu de bu minnak! Ne zaman ah be gidebilseydim desem, icimden bir tekme geliyor. O zaman seyaht falan gozumde olmuyor. Elimi karnima koyup tekmelerini dinliyorum :) Delilik mi? Evet. Ama napayim. Delilikse de, iste bunu da yasiyorum :)

Bir de bakin ben kocaman oluyorum :)




3 Haziran 2016 Cuma

Okuduk: Korkma Ben Varim

Ben Murat Mentes'in kitaplarini seviyorum. Bu kitabini da cok sevdim. Ama nedense cok uzun surdu okumam. Bu ara yine oyle bir donemdeyim, biraz uzun suruyor kitaplari bitirmem. Donemsel ama biliyorum daha once de olmustu. Gecer.

Korkma Ben Varim, Murat Mentes'in Ruhi Mucerret'ten onceki kitabi. Ben Ruhi Mucerreti gecen kis, Christmas zamani okumus ve bayilmistim. Ozan da cok sevmisti. O yuzden Mart ayindan Turkiyeden donerken bu kitabi da aldik yanimiza. Yine sevdim. Ama Ruhi Mucerret mi, Korkma Ben Varim mi derseniz; tercihim Ruhi Mucerret olur.


Korkma Ben Varim'in arka kapak yazisi soyle: 
Oldurdugum insanlarla iyi arkadas olacagimizi dusunmusumdur hep.
Dublorun Dilemmasi'nin yazarindan komik, hizli, soke edici bir roman daha. 
Gonul Isleri Bakanligi'nda basin musaviri dovus ustasi Fu.
Baskalarinin intikamini alaraka hayatini kazanan Gicirbey.
Tarih ogretmeni dilber Sebnem Sibumi.
Padisah yorganlari satici Enver Pasa.
Dul Gangster Hayati Tehlike.
Mr. Spock, Abdulcabbar, Ruhiye Hanim, papagan Huduni, cin Jajha, Atom Bombaciyan, Ucan Kiz, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve digerleri...
Korkma Ben Varim'in her sayfasi surprizlerle dolu. Ask, dostluk, intikam, yalnizlik ve siddetin ustaca harmanlandigi roman, olaganustu bir enerji saciyor.

Acikcasi kitap ilk sayfalarindan itibaren ilgimi cekmis olsa da bana baslari biraz karisik geldi. Belki de cok uzun surede okudugum icindir. Karakterleri birbirine baglamakta biraz zorlandim. Ama sonradan farkettim ki kitabin oyle bir derdi yok zaten. bile isteye karakterleri bir sure birbirinden baglantisiz tutuyor. Ve bir noktadan sonra o birbirine nasil baglanacak dediginiz karakterler bir bakiyorsunuz aklinizda yanyana. Belki de kitabin guzelligi bu.

Ben kitabin en cok, son kismini begendim diyebilirim. Belki de bu aralar yasadigim ruh haline en cok o kismi iyi geldi. Hele su paragrafi buraya da yazayim istedim.


Baba olmak, insanin hayat hakkindaki fikirlerinin degismesirdir. Kizlar, henuz uc yasindayken ellerine bir oyuncak bebek alarak annelige hazirlaniyorlar. Erkekler oyle degil. Bir adam, cocugu dogduktan sonra sersemlesir, aptala doner. Bu kacinilmazdir. Cocuk, babanin dunyasini yonetmeye baslar ve onun hareket kabiliyetini kisitlar. Hayatin bebeginin minik ellerindedir. Ben birini oldururken ya da Nadiyeyi ozlerken Gercek (oglum) araya giriyor. O'nu nasil yetistirecegimi bilemiyorum. Bizim kusagin ebeveynleri cocuklarinin okuyup buyuk adam olmasini isterlerdi. Biz ise cocuklarimizin super kahraman olmasini istiyoruz. Ote yandan onlarin uzerine titriyoruz. Sokaga cikmalarina izin vermiyoruz. Prizlere otomatik kapak, dolaplara, otomobil kapilarina kilit uyduruyoruz. Emniyet kemerleri evreninde yetisen cocuk sahiden guclu olabilir mi?
Sanirim annelik de babalik da asla hakkiyla yerine getirilemeyecek gorevler: Mission Impossible...


Baslardaki cinsiyetci cumleler karaktere uygun, bana degil. O kisim degil hosuma giden. Ama su son cumleler dusundurdu beni. Ben daha o kisimlari tecrube etmedim ama arkadaslarima bakiyorum, kendi yegenlerim icin dusunduklerime bakiyorum, ve daha simdiden kizimiz icin hissettiklerimi tartiyorum... Hem ozgur olsunlar, bizden ceesur olsunlar istiyoruz hem de onlari her seyden korumak istiyoruz. Bu da normal tabi ki guvenlikleri herseyden onemli. Ama iste ozgurlukleri de bir o kadar onemli degil mi? Hah iste o yuzden tam da Murat Mentesin yazdigi gibi... 
Sanirim annelik de babalik da asla hakkiyla yerine getirilemeyecek gorevler: Mission Impossible...

O yuzden belki de akisina birakmali :)

Bu yaziyi iki noktayla kapatayim:
  • Benim buraya ayzdigim paragrafin kitabin butunuyle alakasi yok. Gayet fantastik, suruleyici, guzel bir kitap. Tavsiye ederim. Ama yine de favorm Ruhi Mucrerret, soylemedne gecemeyecegim.
  • Evet, bu aralar ben de algida secicilik artti farkindayim :) Hormonlar idare ediverin :)
Guzel haftasonlari olsun hepimize...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails