18 Ocak 2016 Pazartesi

Mavi Pazartesi

Sabahlari ise gelirken trende gazete okuyorum.
Londraya tasindiktan sonra hayatimda yasadigim en guzel degisimlerden bir bu.
Gazeteleri, dergileri okuyabilmek.
Yasadigimiz anda, yasadigimiz ulkedeki olaylardan haberdar olmak.

Gazete okuyorum dediysem.
Trende bedava dagitilan gazetelerden okuyorum.
Hani buranin Takvim'i, Posta'si kivaminda gazeteler.
Yani oyle politik olaylara vakif falan olmuyorum.
Ama 3. sayfa haberleridir, magazindir bunlari benden sorun!
Aslinda dusundum de magazin de cok okumuyorum.
Aman neyse ne iste, onume ne cikarsa okuyorum :)

Bu sabah da gazetede soyle bir haber vardi: Are you ready for Blue Monday? - Mavi Pazartesiye hazir misiniz?
Vallahi ben kendi adima hicbir Pazartesiye hazir olmuyorum.
Haftasonlari hep yetmiyor bana.
Hep keske bir guncuk daha haftasonu olsa diye soylenirken buluyorum kendimi.
Her Pazartesi yataktan zor kalkiyorum, her pazartesi ise gitmek istemiyorummmm diye soyleniyorum.
Dolayisiyla cevabim hazirdi: Hayir.
Ama yine de bir okuyayim haberi dedim ki.

Efendim durum soylemis:
Istatistiksel olarak bugun yani Ocak ayinin ucuncu Pazartesisi calisanlar icin en zor gun olarak kabul edilyormus.
Yil boyunca morallerin en dusuk oldugu, enerjinin en dibe vurdugu gun bugunmus. 
Sebepsiz degilmis.
Bilakis Christmas coskusunun bittigini insanlar en cok bu hafta kabul ediyormus. Idraklari gec biraz heralde 3 hafta oldu yahu :)
Ve Christmas doneminde yaptiklari alisverisleri nasil odeyeceklerine dair sikintilar bugunlerde en cok akillarina gecliyormus.
Ve en onemlisi yeni yil icin yapilan planlarin cogunu insanlar bu haftadan itibaren geride birakmaya basliyormus.
Aha!
Ben de sabah bu hafta spora gitmesem mi diye dusunuyordum vallahi billahi!

Uzmanlar bugun kendinize yuklenmeyin diyorlarmis.
Herseyi biraz akisina birakin.
Aklinizdaki karmasayi sakinlestirmeye calisin.
Muzik dinleyin, derin nefesler alin.
Ama unutmayin bu pazartesi de gececek.

Ben bilime inanirim arkadas!
Blue Mondayse, blue monday.
Kendimi uzmanlarin goruslerine teslim ediyorum bugun.

Tam 8 tane toplantim var bugun.
Ama ben ofiste kimsenin beni goremeyecegi, ve dolayisiyla soru soramayacagi bir kose buldum kendime.
Once Yelizin blogunu okudum.
Sonra blogcu anne ve deryanin hikayesini. -evet gozlerim biraz dolmus olabilir. sanirim bunun blue monday ile alaksi yok-
Simdi de oturdum bloguma bu satirlari yaziyorum.

Madem bugun Mavi pazartesi ben de herseyi biraz agirdan alip gune boyle bir blog terapisi ile baslamisim cok mu?
Bence degil.

Diyecegim o ki.
Dunyadaki her sey ustunuze geliyormus gibi olursa bugun, bosverin gitsin.
Mavi pazartesiymis iste, gececk bitecek.
Sonra yine sakin gunler gelecek.
Boyle dusunun, rahatlatin kafanizi gitsin :)
Ben oyle yapmaya calisacagim, size de haber vereyim dedim :)

Gulcin ofisteki gizli kosesinden bildirdi :)
Sevgiler efendim :)


14 Ocak 2016 Perşembe

Hadsizlik!

Hadsizlik!
Onumuz, arkamiz, sagimiz, solumuz hadsiz doldu!
Dun artik bu durum ayyuka vardi!

Yillarca oku, calis, uret, akademisyen ol.
Yetmesin onlarca ogrenciye emek ver, yetistir.
Sonra elif gorse mertek sanacak bir adam ciksin seni tehdit etsin.

Noluyoruz ya!
Bu nasil bir terbiyesizlik, bu nasil bir hadsizlik artik inanamiyorum.

Okuyana, bilgiye, bilmeye saygi ve hurmet oyle azaldi ki ulkede mafya cikip ogretim gorevlilerini tehdit ediyor.
Mafya.
Tehdit.
Akademisyen.
Insan bu uc kelimeyi ayni cumlede kullanmayi bile aklina getirmez, getiremez normalde.

Ne saniyor kendini bunlar?
Bu nasil bir terbiyesizlik artik benim aklim almiyor.

Kitaplardan kacan, bilgiyi kucumseyen bir ulkede bunlarin yasanmasina sasmamak lazim tabi.
Okuyan tu kaka artik bizde.
Okumak vakit kaybi.

Kadinlar zaten okumasin hemen cocuk yapsin.
Kulucka makinasiyiz ya biz.
Erkeklerde okumasin, vakit kaybetmesin de hemen askere gitsin.
Cocuklarimiz sayi cunku, insan degil!

Bu degil mi?
Halimiz bu artik!

Biliyorsunuz ben insan ayirmam, kimse hakkinda kotu bir sey soylememeye calisirim.
Ama kusura bakmayin bir mafya cikip akademisyenleri tehdit ederse artik kendimi tutamam.
O yuzden bu yazinin dilinden dolayi sizden ozur dilerim ama gercekten artik dayanamiyorum.

Beni yetistiren akademisyenler.
Arkadaslarim akademisyenler.
Sevgilim bir akademisyen.
Ve bir akademisyenle evli bir kadin olarak, bu meslegin cefasini da zorluklarini da cok iyi biliyorum. 
Hepsiyle, verdikleri emekle, gosterdikleri cabayla gurur duyuyorum.
Ve o hadsizlerin cikip onlari boyle tehdit etmesine katlanamiyorum.

Bu kadari artik hadsizlik.
Hele bunu savunanlar, o tehditi hakli cikarmaya calisanlar size hic ama hic inanamiyorum.
Bir mafyanin ardindan gidecek halde misiniz?
Akliniz bu kadar mi devre disi?
Vicdaniniz bu kadar mi sagir?
Bu kadar mi insanliktan umidinizi kestiniz.

Hakikaten artik soyleyecek soz bulamiyorum.
Bu gunlere geldik.
ne yazik ki bu gunlere geldik :(

Her birimiz asla haketmedigimiz seyleri yasiyoruz artik.
Ayni ortamda olmaya tahammul edemeyecegimiz insanlarla muhatap ediliyoruz.
Yaziklar olsun bu duzene
Daha da diyecek bir sey bulamiyorum :(

13 Ocak 2016 Çarşamba

#damladakiokyanus

Zor gunler geciriyoruz.
Son yillarin zaten her gunu baska bir zor.
Dun iste oyle internette dolanirken bu yaziyla karsilastim. Bir arkadasim paylasmis. 
Gelin ben konusmayayim bugun, bu yazi konussun...

Nemrud, ona karşı gelen Hz İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış. Nemrud, ne güçlü bir kral olduğunu herkes anlasın, görsün istemiş. Nemrud’un askerleri İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış.
Bu sırada göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:
– Acele ile nereye gidiyorsun?

Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:
– Haberin yok mu? Nemrud, İbrahim peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.

Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:
– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?

Bir damla su taşıyan karınca devam etmis yoluna. Donup diger karincaya:
– Olsun demis. Hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.
...

Oyle sevdim ki donup donup okuyorum. 
Olsun, hic olmazsa hangi taraftan oldugum anlasilir....

Duydunuz mu bilmiyorum. Biz birbirini genelde sadece bloglar uzerinden taniyan insanlar dunyanin dort bir yanindan goklere yukselen kotululuklerin atesine bir damla su dokmeye niyetlendik. Iyilikle. Akliniza gelebilecek herhangi bir iyilikle. Tanidiginiz, tanimadiginiz herhangi bir insanin hayatina dokunacak elinizden gelen herhangi bir iyilikle.

Maksat dunyada sadece kotuluk olmasin. Iyilikler de sarsin etrafimizi. En azindan bizim ellerimizin uzandigi yerlerde bir anlik da olsa gulumseyen insanlar olsun. Elimizden gelen ne varsa #damladakiokyanus olsun. Detaylar sevgili deli anne'nin bloogunda

Insan ne olur ki bizim yapacagimiz iyiliklerden diye dusunuyor bazen. Ama hikayeyi okuyunca daha da heyecanlandirdi bu fikir beni. Dedim ki kendi kendime evet belki sadece birer damla su var bizim de elimizde ama olsun. Hic olmazsa iyilikten taraf oldugumuz anlasilir. 

Az sey mi?
Bence degil. 
Oyleyse iyiliklerle dolu bir gun olsun...

12 Ocak 2016 Salı

Bu gidis iyi bir gidis degil. Bu gidisin sonu hic iyi degil.

Ben bu satirlari yazip bloguma eklerken Istanbul'da bir patlama oldu.
Yine bir suru insanin cani yandi, evine ates dustu.
Nasil bir duzenin parcasi olduk biz, nasil pis hesaplarin icinde mahvediyorlar hayatimizi bilemiyorum.
Ama hic iyiye gitmiyoruz onu su siyasetten anlamayan halimle ben bile gorebiliyorum.

Bu gidis iyi bir gidis degil.
Bu gidisin sonu hic iyi degil.

Gectigimiz haftasonu bence buyuk bir kirilmaydi.
Televizyonda "cocuklar olmesin" dedigi icin bir insan propoganda yapmakla suclandi.
Orada o sozleri alkislayanlar vatan hainidir hepsi ozur dilesin dendi.

Dinlemediyseniz o konusmayi dinlemenizi tavsiye ederim.
Ben 5 kere falan dinledim.
Propoganda yapan tek bir cumle duyamadim.
Iste kirilma dedigim bu.

Artik vatan haini olmaniz icin "cocuklar olmesin", "insanlar burada sogukta ve ac", "lutfen tepkisiz kalmayin" gibi cumleler bile kurmaniz yeterli oluyor.
Bu kadarina bile tahammulun olmadiginin kanitiydi gecen haftasonu yasananlar.

SImdi ustune bugunku patlamanin haberi gelince.
Daha nasil bir kutuplasmayi korukleme hesabidir bu diye dusunmeden edemedim.
Belki oyle degil, belki oyle.
Ama iste...

Bu gidis iyi bir gidis degil.
Bu gidisin sonu hic iyi degil.

Bu karamsarlik icinde icimi aydinlatan seyler de olmuyor degil.
Cok sukur ki hala akli basinda olan insanlar var.
Onlarin yaptiklarini gorup umudumu taze tutmaya calisiyorum.
Hala bir isik var ve ona tutunmak icin ugrasiyorum.

O umut isiklarindan bir tanesi yarin istanbulda. 
Ve o gecede toplanan kitaplarla Diyarbakirda bir kutuphane acilacak.
Cocuklar kitap okusun diye.


Bu bir caba. Yeterli ya da degil. Ama bir caba. Hem de cok guzel bir caba.


Orada insanlar bu sogukta sokaklarda yatiyor. 
Orada cocuklarin anneleri kahvalti sofrasinda, arkadaslari mahalle arasinda, ogretmenleri camdan gelen kursunla evlerinde olduruluyor. 
Simdi gozumuzu kaparsak, gormezsek, duymazsak o cocuklarin cigligini Onlar bu yalnizlikla ve umutsuzlukla buyuyecek. 
Biz bunlari yasarken kimsenin sesi cikmadi diye dusunecek. 
Ve siz ne derseniz diyin cok hakli olarak kalplerine nefret ekilecek. 

Siz sevgili "ya ama teror.." diye soze baslayacaklar. 
Cocuklar diyorum. 
Lutfen ama ile baslayan cumlelerinizi yazmayin bana. 
Sizin yazacaginiz her cumleyi binlerce kez duydum, okudum, tartistim. 
Siz kafanizi cevirmek istiyor olabilirsiniz. Ben cevirmiyorum. Ben cevirmeyecegim.

Diyarbakirda yasananlari goruyorum, duyuyorum, biliyorum. 
ve ulkemin gelecegi hakkinda cok ama cok endiseleniyorum.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Dun Londrada cok guzel bir gun yasandi

Dun Londrada muhtesem bir hava vardi.
Evet soguktu, kis sonucta soguk olabilir bence sorun yok.
Ama bulutlar yuksekti, gokyuzu maviydi ve gunes parliyordu.
En sevdigim hava!

Sabah disari mi ciksak, evde mi kahvalti etsek diye dusunurken Ozan haydi cikalim dedi.
Iyi ki de oyle demis.
Nasil guzel bir sabah vardi disarida anlatamam.
Biz ciktigimzda saat daha yeni 9 civari oldugundan bombostu sokaklar.
Bir yanda o guzel hava, bir yanda Londrada cok da aliskin olmadigimiz sessizlik.
Hani nasil diyeyim MIS gibiydi dun sabah MIS.

Uzun uzun kahvalti ettik Ozanla.
Yetmedi kaldik kafede uzun uzun kitap da okuduk. 
Kahvaltinin ardindan, Ozanin calismasi gerektigi halde donemedik eve.
Haydi biraz daha yuruyelim, haydi parka da bakalim derken 1 saatten fazla da kahvalti sonrasi yurumusuz.
Nasil iyi geldi anlatamam.


Etrafta civil civil kosan cocuklar.
Guzel havada kendini kaybetmis kopusler.
Gencler, yaslilar.
Butun Londra sanki parklardaydi.
Bu sehrin en sevdigin yani ne derseniz zaten sehirde nefes almaniza firsat veren  parkalri :)

Eve dondugumuzde ikimizde ne guzel bir sabahti diyorduk.
Daha cok ben diyordum tabi.
Ozan oyle cok kendi kendine konusma, o delilik evimizde bana mahsus :)


Yetmedi bana sabah yuruyusu.
Ozan calisrken yine ciktim sokaga.
Evet bir yandan hava cok soguk ama durduramiyor insan kendini iste. 

Yurumusum saatlerce yurumusum.
Bir baktim havada bir kizillik.
Gunesin batma saati gelmis.
Hammersmith'e yakin oldugumdan haydi dere kenarina gideyim dedim.
Ve bu enfes manzarayla karsilastim.
Nefesim kesildi diyebilirim.


Izledim izledim izledim gun batimini.
Taki son kizllik da gokyuzunden kayboluncaya kadar kaldim dere kenarinda. 
Sonra yine gitmeye gonlum el vernedi.
Bu gun batimini bir kadeh sarap ve kitabimin sayfalarina dalarak kutladim gorsel solen bitince, dere kenarindaki bir barda. 
Ozan da evde duramayip bana katilinca aksam daha da guzel oldu.
Hani diyecegim o ki blogsever arkadasim dun Londrada cok guzel bir gun yasandi. :)


Iyi haftalar olsun hepimize :)

8 Ocak 2016 Cuma

Yetti bana sosyal medyanin bu boks ringi hali!

Instagrami aciyorum kavga.
Twitteri aciyorum kavga.
Habire kavga.
Yok sen bilmem neyi niye sevmedin.
Yok oyle olur mu ne kadar gereksiz bir sey soylemissin.
Yok bilmem ne hanim siz hic onlara aldirmayin, cok guzelsiniz.

Takip etme Gulcin diyor olabilirsiniz.
Cogu takip etmedigim insanlar zaten.
Ama takip ettigim insanlarin fotograflarinin altindaki yorumlarda olabiliyor bunlar.
Ya da kesfette cikiyor.
Karsima cikinca da okuyorum.
Okumamaliyim.
Evet okumamaliyim ama okuyorum.
Gerci dun aksamdan itibaren o takip ettigim ama kavgalara dahil olan kimseyi de artik takip etmiyorum.
Cekemeyecegim bu kavgalari ben.

Surada kendi kendimize bicir bicir blog yazdigimiz zamanlari ozledim.
Kimimiz gezerdik, kimimiz elisi yapardik, kimimiz okurduk, kimimiz izlerdik.
Kimse kimseye ay sen neden benim izledigim filmleri izlemiyorsun, ay boyle yemek mi yapilir, ay bu sofra ne falan demezdi.
O zaman okudugum bloglardan yilbasinda ev suslemelerimizi, kitap tavsiyelerimizi, birbirimize destek olusumuzu hatirliyorum.
Ne guzel zamanlarmis. 

Yillardir anne blogu okuyorum; neredeyse yazmaya basladigimdan beri.
Kimse kimseye cocuga o ilac verilir mi be, ay bilmem ne mamasi mi ne kadar cahilsin, o kiyafet cocuga giydirilmez falan da demezdi.
Belki de derdi bilmiyorum ama bu kadar gozumuze sokulan bir durum yoktu en azindan.
Ben o zaman okudugum anne bloglarindan cocuklarin o tatli ilk konusmalarini, okuduklari kitaplari falan hatirliyorum.
Ne naif bir dunyamiz varmis meger bizim.

Simdi aynen su yazidan dedigim gibi herkes her seyin uzmaniymis gibi. Ve dahi herkes herkese karisma, mudahale etme hakkina sahipmis gibi.
Ortalik birbirine cirlayan, saldirmak icin firsat kollayan ve sagli sollu kroselerle birbirine dalan kadinlarla dolu.
Biktim ve yoruldum vallahi.

Diyorlar ki e o zaman sosyal medya kullanmayin.
Niye?
Bizim kullanmaktan zevk aldigimiz bir ortami siz boks ringine ceviriyorsunuz diye biz niye sosyal medya kullanmayalim ki?
Bence siz sosyal medyayi boyle kullanmayin. 
Boylece hepimiz rahat ederiz olmaz mi?

Yahu yasayip gidiyoruz iste.
Hicbirimizin yaptigi hicbir sey vazgecilmez, biricik ve tek degil.
Surada kisisel hatiralar birakiyoruz, yaziyoruz, egleniyoruz, paylasiyoruz.
Kimseden bana engin bilgiler sunsunlar diye beklendtim yok kendi adima.
Kimseden bana bir sey ogretmesini beklemiyorum.
Eskisi gibi herkes hosuna gideni yazar, ben zaten o yazilanlardan hosuma gideni denemek istedigimi denerim.
Yani kimsenin bizlerle engin bilgiler paylasmak, tavsiyelerde bulunmak icin kendisini paralamasina gerek yok ki.

Bloggerlik bir is, bir meslek olamaz mi diyorlar.
Olur tabi ki olur.
Ama herkes icin olmaz.
Mesela muzisyenlik ve oyunculuk da birer meslek.
Ama bakiniz gazetelere herkes oyuncu.
Kendilerine oyuncu demeleri hicbirini bir Turkan Soray yapmiyor degil mi?
Ayni sey bloggerlik icin de gecerli.

Geciniz allah askina.
Eski halimize donsek.
Biz bize eglensek
Su dunyayi kurtariyorum halini, kavgalari falan bir kenera biraksak olmaz mi?

Biz ne guzel egleniyorduk ya.
Sunu da bir hirs gosterisi, bir kisilik mucadelesi bir ego tatminine cevirmesek olmaz mi?
Hakikaten yetti bana sosyal medyanin bu boks ringi hali!
Egede dedigimiz gibi.
Hakikaten yetti gari!

5 Ocak 2016 Salı

Gunde sadece 15 dakika

Duzenli bir insan degilim.
Oyle aradigim herseyi her zaman elimi attigim yerde bulamiyorum.

Ofiste masam, cekmecelerim oyle mum gibi duzenli olmuyor.
Evde durum biraz daha iyi ama yine de oyle dizilerden firlamis gibi bir evimiz yok.
Masanin ustunde, sehpanin ustunde orada olmamasi gereken seyler bulunabiliyor. 

Cocukken de odam oyle duzenli olmazdi benim.
Annem aldigini aldigin yere koysan odan dagilmaz annecim derdi.
Hah iste ben onu hala yapamiyorum.
Ve hatta biz yapamiyoruz.
Temelde sorunumuz bu yani.
Aldigimizi aldigimiz yere koymuyoruz.

Hep aklima annemin bu sozleri geliyor.
Gelmiyor degil.
Ama ne yalan soyleyeyim cogu zaman useniyorum.
Baya useniyorum.
Sonucta aldiklarim, almadigim yerlerde birakilinca ortalik dagiliyor.
Ye he ya :)

Simdi yeni yil baslarken klasik hepimiz ay sunu da yapayim bu sene ay bunu da yapayim diyoruz.
Ben diyorum en azindan.
Mesela kitap okumaya devam edeyim, film izlemeye devam edeyim diyorum.
Bir de sporu arttirayim ve genel olarak duzenimi arttirayim diyorum.
Ne kadarini yapabilcegimi bilmesem de insan iste plan yapmaktan vazgecemiyor.

Tam da bunlar ustune dusunurken dun bir yazida soyle bir paragraf okudum. Cevirmeye calisayim...
Duzen saglamak icin gunde 15 dakikanizi ayirin. Daha fazla degil. Bir gun 15 dakika ofisinizdeki cekmeceleri duzeltin. Bire gun 15 dakika kisisel maillerinizde bir temizlik yapin. Bir gun 15 dakika kiyafet dolabiniza bir goz atin. Gunde sadece 15 dakika. Bitmedi mi? Birakin kalsin. Ertesi gun 15 dakikaniz daha olacak.
Acikcasi 15 dakikada ne yapabilirim bilmiyorum. 
Yetmez15 dakika hicbir seye gibi geliyor.
Ama bir yandan 15 dakika 0 dakikadan iyidir.
Hem zaten daha fazla zamani da cekmece falan duzeltmek icin harcamaya benim gonlum yok ki.

Hah iste o yuzden ben bu Gunde sadece 15 dakika olayina bir bakayim diyorum.
Olur olur.
Olmazsa da olmaz.
Gorecegim.
Haydi bakalim gunde sadece 15 dakika :)


4 Ocak 2016 Pazartesi

Baslasin yeni yilin calisma gunleri!

Yeni yil, yeni yil, yeni yil.
O da geldi gecti iste.

Bizim icin oldukca degisik bir yeni yil aksamiydi.
Arkadaslarimizin evinde toplanacaktik.
Bize de icecek alma gorevi verilmisti.
Markette alisveris yaparken Ozan raftan bir sise aliyordu. 
Ve bom!
Sanirim belimi incittim dedi.
O an ne kadar ciddi oldugunu anlamadigimiz durum eve gelince anlasildi.
Ozan yerinden oynamakta bile zorlaniyordu.

Ona kalsa bir yarim saate gececekti durum ama suratindaki aci dolu ifadeden ben o kadar kolay olmayacagini anladim.
Sonrasi ilaclar, kremler ve daha bir suru sey.

Dolayisiyla biz yeni yila evimizde girdik.
Hatta Ozan yazik saat 12de uyumustu bile.
O kadar cok kas gevsetici aldi ki bayildi kaldi.
Ben de Londradaki havai fisek gosterisini izledim televizyondan.
Pek de begenmedim.

Ozan planlarimiz bozuldu, evde kaldik diye baya uzulse de ben acikcasi pek de uzulmedim.
Sonucta uzuldugum tek sey o kadar aci cekmesi oldu.
Aman ne olacak yilbasi dedigin her sene var.
Dugun mu bu bir kere kacirinca uzulesin.

Evimizde basbasa oturduk iste.
Gerci o yatti yazik ben oturdum :)

O yuzden bu yildan en buyuk dilegimi yeniden tekrarladim o gece.
Saglik!
Aman sagligimiz yerinde olsun da gerisi bos :)

Yilin ilk calisma gununde ofislerde mutlu oldugunuzu temenni eder, hepimize sabirlar dilerim :)
Haydi baslasin yeni yilin calisma gunleri :)


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails