30 Ekim 2015 Cuma

Guzel bir veda...

Sevgili blogum,
Dun ileride hatirlamak isteyecegim bir gundu.
Eger bugun telefonumu evde unutmamis olsaydim, fotograflar da ekleyecektim dunden sana.
Ama unutmusum iste.

Malum Pazartesi itibariyle yeni bir donem basliyor benim icin.
Eski rolumle vedalasip, yenisine merhaba diyecegim.
Bizim sirkette boyle biraz uzun suruyor gecis donemleri.

Ben veda yapmayin bana demistim. 
Duygusal bir insanim agir gelir bana demistim.
Ama olmaz dediler.

Ya zaten epi topu 2 kat asagiya tasiniyorum, ayni binadayiz bosverin demistim.
Ama olmaz, zaten kucuk bir sey aramizda toplanip birer kadeh icip dagilacagiz dediler.
Peki dedim.

Dun aksamdi o veda.
Dun aksam soyledikleri yere gittigimde beni balonlarla suslenmis bir masa bekliyordu.
Bir suru arkadasim oradaydi.
Hatta cocuklari, bebekleri olanlar bile bakici ayarlayip gelmisti ki Londrada bakici ayarlamak ne zor ben bile biliyorum.

Yedik, ictik, sohbet ettik.
Bana kartlar verdiler. Hatta hediyeler bile verdiler.
Direktorum de benimle ilgili soyledikleriyle bana en guzel hediyelerden birini verdi.

Ve dediler ki...
Buradayiz, unutma bizi, Biz seni cok ozleyecegiz, sen de ozle bizi.

Ozleyecegim.

Dun aksam bu son 2 yildaki emegimin, cabamin hic de bosa gitmedigini hissettim,
Iyi ki de oyle calismisim dedim.
Iyi ki de boyle yasamisim bu iki yili.
BU his, gercekten cok guzel.

Boyle projelerden ayrilirken hep sunu soylerim.
Umarim arkamda kotu bir hatira birakmamisimdir.
Cunku en onemlisi bu.
Basarilar da, basarisizliklar da unutulur.
Ama kalp kirdiysan o fena.
Sanirim kirmamisim.
Ya da umarim.

Guzel, tadinda, beni cok mutlu eden bir veda oldu bu.
Simdi yeni maceraya basliyorum.
Ve bu kadar guzel insanlarla yolum kesistigi icin sukrediyorum.
Boyle olsun da calisma hayati, seve seve calisalim.

Iyi haftasonlari efendim...


28 Ekim 2015 Çarşamba

Sikayetciyim blogger arkadasim!

Gun icinde ofisteyken Gonca ve Urunle surekli haberlesiriz biz.
Mail, gtalk artik ne oliursa. 
Birimizden biri mesgulse daha az konusuyoruz ama sonucta gun icinde mutlaka birbirimizden haberimiz oluyor.

Bu konusmalar sirasinda dinledigimiz muzikleri falan da paylasiyoruz. 
Hani bak sunu dinliyorum cok guzel, sen de dinle falan diye konusuyoruz.
Hah iste bir gun boyle konusurken bu Gonca insani bana bu sarkiyi yolladi,
GB super sarki, takildim dinliyorum, sen de dinle.

Iyi dinledim.
Ezginin gunlugu - Zerdali. 
Sarki cok guzel. Cok cok guzel. 
Takildim ben de bir sure.
Donuyorum dolasiyorum dinliyorum.



Sessizlik sensiz gecelerim
Fincana kahve koydum gel.
Bugun seytana uydum gel.
Ay dogdu dagin ustunden aman aman.
Dallarda beyaz cicekler.

Dinliyorum da dinliyorum. 
Ama bir sure sonra farkettim ki ustumde bir gariplik var. 
Boyle canim sikkin.
Gozlerim dolu dolu.
Anlamsiz bir ic bunalmasi.
Ya ne oluyor bana, bu sebepsiz melankoli de nereden cikti derken...
Farkettim ki bu haller hep sarkidan!
Ne zaman donup donup bu sarkiyi dinlesem iste o garip ruh hali gelip ustume yapiysiyor. 
Biraktim dinlemeyi.
Hemen bir iyilesme gozlemlendi ruhumda.

Ama bu Gonca birakmiyor ki uzak kalayim sarkidan.
Toplantilardan geliyorum bir link. Aciyorum bu sarki.
Arada ay GB cok guzel bir sarki diye bir sey yollamis. Bakiyorum bu sarki. 
Ya surekli yolluyor bu sarkiyi bana.
Sikayetciyim blogger arkadasim bunalima sokuyor beni yahu :)
Olmaz ki efendim.
Olmaz ama!

Huzurlarinizda beni bunalimlardan bunalimlara sokan bu sarkiyi, Goncanin surekli bana gondermesinin yasaklanmasini rica ediyorum.
Evet sikayetciyim blogger arkadasim!

Ama bir saniye!
Yasaga karsiyiz biz ya.
Olmadi simdi.
O zaman ben kaderime razi mi olsam?
Sarki da cok guzel alsinda.
Bir daha mi dinlesem?

E hadi o zaman.
Fincana kahve koydum gel.
La la la la...

26 Ekim 2015 Pazartesi

Lutfen musahit olun

Uzun uzun yazasim var ama secimle dolu dolu gecen haftasonundan sonra yorgunum be blogum. 

Kisaca, Ingiltere'de gectigimiz haftasonu oylar kullanildi. Ben de yine gittim musahitligimi yaptim. Bizim icin artik 1 Kasim'i bekleme vakti.

1 kasim'a kadar umarim baska aci yasanmasin.
Umarim bu hafta sakin gecsin.
Ve umarim, imkani olan herkes 1 Kaismda musahit olsun ve gidip sandiklarin basinda dursun.

Oy ve Otesi'ne katilmak icin hala gec degil. Musahit olmak sadece bir tik uzaginizda...
http://oyveotesi.org/

Bu secimde ben genel olarak sunu hissettim. 
Varligimiz bile yetiyor cogu zaman. 
Bazilarini rahatsiz etmek icin. 
Bazilarina guven vermek icin.
Daha ne olsun.

Bu secim gecen secime gore cok daha sekin gecti burada. Ama yine de bunu bana hissettiren bir suru sey yasandi haftasonu. 

Buyrun bir ornek.. 
Bana partli musahitlerden biri siz hangi partidensiniz? diye sordugunda, biz LDP musahiti olarak geliyoruz ama bir partiye bagli degiliz dedim. Haydi canim dediginde sandik baskani donup, onlar adil secim icin buradalar, o yuzden her partiye esit uzaklikta davraniyorlar her secim. O yuzden de bizim onlara guvenimiz sonsuz dedi. Bu algiyi olusturdugu icin Oy ve Otesi ayaktan alkislanmali bence.

Sonra baska bir ornek...
Sirada bekleyen 5-6 kisilik bir gurup var. Aralarindaki bir beyefendi surekli konusuyor. Dikkat ettim, oy vereceklere su sirada falan diyor. Tabi ki yasak. Mudahale ettim. Baskana da mudahale etmesini rica ettim. Neyse zaten onlarin parti temsilcisi beni hic sevmemisti ve o siradakiler de tanidiklari, Biliyoruz opustuler geldiklerinde falan. beni isaret edip "Oy ve Otesi" dedi "Onlar geldiginden beri bir rahat konusamaiyoruz". Evet sandik basinda secmeni etkilemek icin rahat rahat konusamiyorsunuz ve konusamayacaksiniz. Oyle...

Zaten genel olarak, bu sefer kaybetmeyecegiz diye yola cikan partinin gorevlilerinin gerginligi hepimizi yordu haftasonu. Gecen secime kiyasla en buyuk fark ne derseniz, bence onlarin sinirlerindeki artis diyebilirim. Sinirlilerdi, agresiflerdi ve tartisma ciksin diye ugrasiyorlardi her firsatta. Ama diger partiler ve mushaitler sakin davraninca ortami germe sanslari olmadi. 

Daha bir suru sey yasandi haftasonu. Hani tahminimce musahitler oturup yasadiklarini yazsa roman olur. Aslinda iyi fikir ha!

Sonucta diyecegim su ki, kundakta bebeginiz, yatakta hastaniz yoksa lutfen musahit olur. 
Hepinizin emegi cok degerli ve oy veren herkesin sizin emeginize ihtiyaci var. 

365 gunde 1 gun. 
52 haftada 1 pazar. 
Inanin bana sonuc vereceginiz zamana da emege de deger.

Biz beklemeye geciyoruz.
Artik gozumuz 1 Kasim'da Turkiye'de...



22 Ekim 2015 Perşembe

Bir gunluk mola

Dun, Ozanla beraber buradaki yogun hayatimiza bir gunluk bir mola verdik.
Ikimizde islerimizden bir gun izin aldik.
Planladigimiz yapmamiz gereken seyler falan yoktu.
Sadece bir gun ise gitmeyelim dedik. Yollara dusmeyelim. Kalabalik trenlerde otobuslerde yolculuk etmeyelim. 
Bir ara verelim.

1 Kasimda yeni ise baslayacagim artik.
Ondan once bir nefes alma arasi olsun dedik.
Kis yaklasiyor, iyice hava sogumadan bir ofise tikilmayalim dedik.
Ozanin dogum gunu icin aldigim hediyeyi de kullanalim dedik.
Bahanemiz cok, ise gitmemek icin hevesimiz bol, bu tatil gunu icin heyecanimiz da sonsuzdu.
Aldik izinlerimizi, dun bir gun keyfimize baktik :)


Arada bunu yapmak lazim diyordum kendime.
Biliyordum yani iyi gelecegini.
Yanilmamisim.
Hakikaten iyi geldi.

Carsamba gunu saatin sesini duymadan uyanmak iyi geldi.
Evde sabah kombinin kontrolu vardi, yani oyle uzun uzun uyuyacak, kahvaltilar yapacak vakit yoktu.
Ama olsundu.
Carsamba gunu tren istasyonuna gitmemek iyi geldi.

Ev sahibimiz de bize bir ugramak istedi kombi kontrolu varken.
Seviyoruz ev sahibimizi.
Sohbeti tatli bir insan.
O da gelince, eve kahveye misafir gelmis gibi oldu.
Kahve, cikolata, sohbe derken bildiginiz bizimki sabah keyfi oldu :)

Sonra Ozanla haftasonlari kalabaliktan yanina bile yanasilamayacak kafelerden birine gittik.
Carsamba gunu bombostu tahmin edebileceginiz gibi.
O sakinlikte kahvalti edip, kahve sohbeti yapmak, evet iyi geldi.


Ve gunun devami Ozan'in dogum gunu hediyesiydi.
Ikimiz icin buradaki otellerden birinde bir spa gunu almistim.
Masaj, sauna falan filan.
Emin degildim.
Sever mi?
Eglenir mi?
Ama sen bizi bir guzel agirlasinlar :)

Ozan sevdi.
O'na alip kendim de faydalandigim bu hediyeyi ben de cok sevdim :)

Yalniz bu spa gunleinden sonra insanin bir dinlenmis hissetmesi gerekmiyor mu?
Biz resmen pelte gibiydik sonrasinda.
Guya aksam sinemaya gideriz diyorduk :)

Alternatif olarak evimize gelmek cok daha cazipti.
Normalde aksamlari eve gelince bir internete bakarim mutlaka.
Hani elimden dusmez o telefon.
Ama telefona bakacak halim bile yoktu :)
Boylece bu islerimizden uzak gecirdigimiz gun, internetten ve telefonlardan da uzak gecirdigimiz bir gun oldu. 
Hani dedim ya bu bir gunluk mola iyi geldi :)

Aa bir de bugun pazartesi degil persembe degil mi?
O la la!
Bak simdi keyfim daha da yerine geldi :)

19 Ekim 2015 Pazartesi

Ek is: Vatandaslik

Yeniden yazmali diye dusundum kendi kendime bu sabah.
Bir yandan hic yazasim gelmiyor.
Bir yandan beni en cok yazmak motive ediyor.

Sanirim tatilde olmadigim halde elimin yazmaya varmadigi en uzun ara oldu bu.
Uzun derken 1 haftanin nesi uzun dersiniz belki.
Haklisiniz.
Ama iste benim ici uzun.

Yazmak istemedim.
Okumak da istemedim.
Bir iki blog disinda hicbir sey de okumadim.
Sosyal medyadan uzak kalmak istedim bir sure.
Oyle ay dur ben soyal medyadan uzak kalayim diye bir karar almadim.
Ama elim varmadi iste.
Kendiliginden gelisen bir uzak kalma durumu oldu yani.

Ne yaptin bu zaman zarfinda derseniz...
Calistim, cok calistim.
Herkesin kendini bir mesgul etme bicimi var. 
Kafasini dagitma bicimi var.
Benimkisi calismak sanirim.

Sonra baya bir temizlik yaptim sosyal medya hesaplarimda.
Bunca zamandir hic yapmadigim bir seyi yaptim.
Bazi onceden takip ettigim hesaplari takip etmeyi biraktim.
Iyi geldi bu sadelesme bana.

Kimsenin ne yaptigi beni cok ilgilendirmiyor,
Herkesin her duyguyu yasama sekli baska ve hepsi herkesin kendi secimi.
Uzulup, uzulmemek bile insanin kendi secimi.
Ama bana biraz sadelesmek iyi geldi.
Bu da benim secimim sonucta.

Sonra okudum, cok okudum.
Ededbiyat iyi geliyor insana.
Okudugum kitap, tam da bugunlerde okudugum iyi oldu dedigim bir kitap oldu.
Amin Maalouf, Dogu'nun Limanlari.
Savasa karsi bir mucadelenin oykusu.

Ne savasi canim, savas dusmana karsi olur diyenlerin tam tersine kendimi tam bir savasin icinde hissettigim su gunlerde iyi geldi bu kitap bana.
Savas kime karsi diyenlere de cevabim cok net artik.
Devlete karsi!
Kendimi devlete karsi buyuk bir savunmanin (bitmek bilmez saldirilara karsi kendimizi, ruhumuzu savunmak zorunda kaldigimiz icin bilincli olarak bu kelimeyi kullaniyorum) icinde hissediyorum.
En cok guvenmen gereken, basini en cok derde sokansa hayat daha da zor oluyor.
Iste bununla basa cikmanin kendisi savas.

Sonra bol bol buradaki gazeteleri okudum bu arada.
Trenlerdeki zamanimi gazetelerle gecirdim.
Bizim medya allayip pullamaya devam etsin, burada evet Turkiyede rejim kendi insanlarini mi olduruyor yaziyorlar.
Turkiye halki cok mutsuz yaziyorlar.
Erdogan'in akil almaz hareketleri yaziyorlar.
Bizim medyadansa buradaki medyanin yazdiklarini daha gercekci buldugumdan onlari okudum.

Sonra bol bol yurudum bu arada.
Trenlerden erken indim yurudum.
Haftasonlari yurudum.
Oksijen ruhuma iyi gelir dedim yurudum.
Geldi.
Ama bir yere kadar.

Bu hafta persembe gunu Ingilterede secim sureci basliyor.
Ben de Cumartesi bir aksilik olmazsa musahit olacagim.
Ofisteki arkadaslarim da benden dolayi yakindan takip ediyorlar olaylari.
Biri gecenlerde dedi ki. 
Gulcin, sana bakiyorum da. Turkiye vatandasi olmak sanki ekstra tam zamanli bir is daha yapmak gibi. Gidiyorsun secimde calisiyorsun, surekli kafan bunlarla mesgul. Yaziyorsun, okuyorsun, tartisiyorsun. Bazen uyumuyorsun gundemi takip ediyorsun. Anladim ki Turkiyede insanlar cok caliskan hepiniz hem is olarak vatandassiniz hem de baska isler yapiyorsunuz.

Dusundum hakli.
Gercekten Turkiye vatandasi olmak ek is gibi. Ustelik fiziken degil ruhen sizi tarumar eden bir is.
Ne yapalim calisiyoruz iste.
Bir gun calistik ama kazandik demek icin.

Calistik ama kazandik.

Evet kazanacagiz.
Insallah yine kazanacagiz.

O zaman haydi sandik basina...


12 Ekim 2015 Pazartesi

Ne yazayim ki?

Geçtim bilgisayarın karşısına öyle bakıyorum.
Ne yazayım ki?

Onlarca, yüzlerce insan öldü. Ben yeter mi yazayım?
Gencler, cocuklar yok artık. Ben bitsin mi yazayım?
Insanların kardeşleri, sevgilileri, arkadaşları, anaları, babaları öldü. Ben bir daha olmasın mı yazayım?

Ne yazayım ki?
Ne yapayım da değişsin bu dünya?
Bu çaresizlikten, bu acizlik hissinden, bu hiçbir şeyi değiştirememenin hiçbir şeye yetememenin verdiği acıdan nasıl kurtulayım?

Bilmiyorum. Bilemiyorum...
Fotograflara bakiyorum. Kendimi engelleyemiyorum, hep fotograflara bakiyorum. 

Fotograf ciglik atar mi?
Atarmis.
Ben bunu yine yeniden anliyorum.

Kan gölünün içinde yatan iki küçük ayak...
Bir gelin bir de damat... 
Tertemiz entarisinin içinde başında beyaz örtüsüyle bir teyze...
Halay ceken genclerin ardinda patlayan bomba..

Aci aci ciglik atiyor her fotograf.
Her birine baktigimda kulaklarimda o keskin cigligi duyuyorum.
Beynimde yankilaniyor, yuregimde titriyor o ciglik.
Her fotografta parca parca oldurdukleri bizi goruyorum.
Baris isteyen biz.
Umuda tutunan biz.
Birlikte yasamak isteyen biz.
Biz hepimiz...

Bu ilk de degil. Aylardir asker, sivil, polis, ogretmen, coluk, cocuk...
Cok eksildik biz.
Cok olduk biz.

Patlamayi duydugum saniyeden itibaren, bunu kimin yaptirdigina dair bir suphem olmadi.
Oncekilerde de olmadigi gibi.
Ama iste degitiremiyorum hicbir seyi.
Bilmek yetmiyor.
Haykirmak yetmiyor.
Degistiremiyorum. 

O yuzden iste ne yazayim ki? 
Ne yapayım da değişsin bu dünya?
Bu çaresizlikten, bu acizlik hissinden, bu hiçbir şeyi değiştirememenin hiçbir şeye yetememenin verdiği acıdan nasıl kurtulayım?
Bilmiyorum.

Sadece...
Cok ama cok uzgunum.
Bunu biliyorum.


9 Ekim 2015 Cuma

Yeter ki onursuz olmasin ask

Hani bazi sabahlar aklinizda bir sakiyla uyanirsiniz.
Bir gun once dinlememissinizdir o sarkiyi.
Hatta uzun zamandir dinlememissinizdir.
Ama gelip yerlesir dilinize.
Kafanizin icinde doner durur.
Arada gun icinde kendinizi o sarkiyi soylerken de bulursunuz.

Neden o sarki?
Neden bugun?
Nereden cikti?

Cevapsiz sorular.
Bildigim tek sey var sabahtan beri aklimda bu sarki var.


Olurum yoluna olurum de yine boyun egmem
Yakarim dunyayi ugruna ama sana egilmem.
Oyle sinirsiz oyle derin oyle cok severim ki korkarsin.
Kuruyup cole donsem de pare pare olsam da egilmem. 

Ne guzeldi bu sarkilar.
Ne guzeldi bu kasetler.
Biz ne sansli cocuklardik ki bunlari dinliyorduk.

Ozluyorum o zamanlari.
Deryayla odaya kapanip kaset dinlemelerimizi.
Radyodan sevdigimiz sarkilari kaydedisimizi.
Sonra basa sarip sarip bikmadan ayni sarkilari sevmemizi.

Guzel cocuklardik biz guzel.
Guzel seyler dinler, guzel seyler okurduk,
Guzel kederlenir, guzel gulerdik.

Ah ne diyeyim.
Ben bizim ergenligimizin naifligini seveyim!

8 Ekim 2015 Perşembe

Is gezisi bahane diyecegim de...

2 gun icin Liverpool'a gittim.
Bir sey degil aslinda evden cikip oradaki ofise varmam 3-4 saat.
Hani taaa kuzeye gittigimi dusunursek yapilabilir bir mesafe.
Gunubilrlik gidip donenler bile var bizim sirkette. 
Aman iyi ki biz en azindan bir gece kaldik :)


Yeni isimin ilk gezisiydi bu.
Yeni ekip arkadaslarimla tanistim.
Iyi insanlar.
hani gercekten beni bagirlarina bastilar desem yeri.
gayet iyi anlastik, sevindim :)

O kadar cok genc var ki yeni ekipte.
Bir suru universiteden yeni mezun olmus, ya da maksimum 3-4 senedir calisan insan.
Heyecanlari yuzumu gulduruyor.
Ogrenme istekleri beni de motive ediyor. Cok guzel.

Artik orta yas sinifina dahil oldugumu daha bir farkettim bu gezide.
Olsun.
Deneyim guzel sey :)
(Blogger burada kendini teselli ediyor :)))


Su durumda kendimi alkole verebilirdim tabi.
Ama prensip olarak is yemeklerinde 1-2 kadeh saraptan oteye gecmeyen bir insanim.
Neden?
Vallahi ben de bilmiyorum.
Halbuki bedava sirke baldan tatli degil mi?
Sirket oduyorken ye is her seyi!
Ama yok, bu bende bir huy oldu artik.

Aslinda nedenini biliyorum.
Bundan yillar once bir is yemeginde, icip icip cilgin danslariyla bizi cok gulduren bir abimiz vardi.
Normalde tersliginden yanina yanisilmayan bir insani o halde gorunce bende bu takinti olustu sanirim :)
Adamcagazin arkasindan gunlerce konusmuslardi.
Bu ofis ortaminda kimsenin diline dusmeyeceksin arkadas :)
O yuzden ben yine prensiplerimden odun vermedim; cilek-nane karisimlarimla mutlu mesut oturdum.
Fazla alkol zaten vucuda zarar!
(Blogger iste kendi kendine egleniyor :)))


Bu sefer otelle ofis arasindaki cemberden disari adimimi dahi atamadim. 
Daha once de is icin gitmistim.
Ama sabahin 6sinda kalkip kendimi yollara vurmaktan geri kalmamistim.
Bu sefer hic oyle bir firsatim da enerjim de olmadi.
Yaptim toplantimi dondum.


Iste o yuzdendir eski LIverpool fotograflarina bakip ic gecirisim!
Halbuki ben Ben Beatles muzesine gidecek, barda canli muzik dinleyecektim.
Sonra buraya gelecek "is gezisi bahane gezmek sahane!" diye yazi yazacaktim. 

Ne oldu Gulcincim?
"Is gezisi bahane sabahin korunde kalkip yollara dusmek sahane" nasil?
Ya da ya da
"Is gezisi bahane 2gun 8er saatlik toplantilar sahane" olur mu?
Ay dur dur bu da var
"Is gezisi bahane bavul toplayip acmak sahane"!

Sec begen al canim.
Simdi bu is gezisi yorgunlugunun ustune sana 2 gun daha iyi calismalar dilerim :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails