27 Ağustos 2015 Perşembe

Ic dokme

Kendinizden bikip usandiginiz anlar oluyor mu?
Benim oluyor.
Hem de cok.

Birisi bana bir sans veriyorum sana, kendindeki bir ozelligi desitirebilirsin sec dese, hic dusunmeden ama bir dakika bile dusunmeden kararsizligimi degistirmek isterdim. Alin benden bunu derdim. Alin ve onun yerine cabuk karar verebilme ve kararlarinin arkasinda durabilme ozelligi verin bana...

Yoruluyorum. Kararsizligimdan gercekten cok yoruluyorum. Oyle fena bir sey ki. Hani o yorgunlugun sucunu kimseyle de paylasamiyorsun, Bu kimsenin sucu degil. Kimsenin bana yaptigi bir sey degil. Her seyi kendime ben yapiyorum. Sadece ben...

Elimden gelse bunu ben de kendime yapmak istemem. Ama elimden bir sey gelmiyor. Endiselenmeyi birakamiyorum. 

Bunun bir sorun oldugunun, buyuk bir sorun oldugunun ve beni cok yiprattiginin farkindayim. Ustune cok dusunuyorum bu sorunun. Cozmek istiyorum. Gercekten. O yuzden sorunun bilesnlerini bulmaya calisiyorum. Bulsam ne olacaksa... Su ana kadar bulabildiklerim soyle:

- Bir seye karar verirken hayatimdaki a'dan z'ye her seyi dusunuyorum. O konuyla alakasi olsun ya da olmasin her seyi ama her seyi!

- Kararimi verirken mutlaka gecmisteki kararlarimi yeniden sorguluyorum. Ve evet bu hic bir seyi degistirmiyor. Ama o zaman sunu yapmasaydim, simdi bunu yapmak zorunda kalmazdim vs gibi seyler dusunup duruyorum. 

- Genelde kararimi cabuk veriyorum aslinda ama sonrasinda uzun suren kararsizliklar yasiyorum. Soyle mi yapmaliydim. Bunu neden dusunmedim. Aklim neredeydi. Ben bunu nasil dusunmem. Sunu da soylemeliydim. Bunu da sormaliydim. Ve daha bir suru baska sorular... Ve hepsi de artik sorulamayacak sorular...

- Bir karar verdigimde mutlaka ama mutlaka ondan pisman oluyorum. Bu elbise secimi bile olabilir. Surekli kararlarimi sorguluyorum. BOyle mi yapmaliydi, kesin obur turlu yapsam daha iyiydi. Ben kesin yanlis karar verdim diye dusunup duruyorum. 

- Karar vermeden once dusunmem gereken seyleri dusunuyorum. Hem de cok. Artilari, eksileri yanyana koyuyorum. Ama eksileri idare edebilirmisim gibi geliyor o an. Karar vermeden once hep artilar gorunuyor gozume. Kararimi verdikten sonraysa yazdigim artilarin hepsi siliniyor gozumden. O idare ederim dedigim eksilerse gogsume bir boga gibi oturuyor.

Daha liste uzar gider. Ama sanirim ozetle; karar verirken asil odaklanmam gereken seylere odaklanmiyorum, sonrasinda da artilari tamamen gozumden silip sadece eksilere odaklaniyorum, Tam bir psikolojik deli!

Cok yoruldum kendimden. 
Biktim kendimden.

Dun aksam da dedim. Olmadim ben ya. Vallahi olmadim. Bazi seylere bazen bastan baslamak, elimizdeki malzemelerle baska bir Gulcin yapmak istiyorum.

Mumkun olsa gercekten su an bunu cok istiyorum.
Iste oyle.

PS:
Ben bunlari nasil oldu da buraya yazdim bilemiyorum ama yazdim iste.
Kusura bakmayin yine basinizi agrittim...




26 Ağustos 2015 Çarşamba

Sevgili 12-13 yasindaki Gulcin


Dun aksam oyle ipadde eski notlarima bakarken o kadar sevdigim bir yazi buldum ki.
Tam 28 hafta once yazmisim.
Hatirlarsiniz belkii blogda bana bir yardim eder misiniz? demis bir filmin adini sormustum.
Ebru, bahar, gozde, miskin Gulcin My Life, Hayatim o film demislerdi. 
Ben de hemen o hafta bulup o filmi izlemis ve ayni aksam bu yaziyi yazmistim. Daha o zaman Nil Karaibrahimgil cocukluguna seslenen yaziyi bile yazmamisti :)
Neden buraya eklememisim ki...
Olsun simdi ekleyeyim...


Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin,

Aslına bakarsan bu filmi izlediğinde kaç yaşındaydın tam olarak hatırlamıyorum. Ama değil mi ki yıllarca aklında kalmış bu film, ve hatta yeniden izleyebilmek icin peşine düşmüşsün, demek ki oyle cok etkilemiş seni. 

Derler ki yaşadıklarımız bizi bugünkü biz yapanlar. Belki de bu filmde bugünkü Gülçin'e bir şeyler katmış. 

Şimdi bu film çekildikten 20küsur sene, sen bu filmi izledikten inan bilmiyorum kaç sene sonra oturdum ve izledim aynı filmi. Anlayamadım sen o yaşında bu filmi nasıl öyle sevdin? Aklının bir karış havada olması gereken zamanlarda sen bu filmden nasıl bu kadar etkilendin?

Düşündüm bunu, cok dusundum. Gecirdigin yillari getirdim gozumun onune, aklindan gecirdiklerini hatirlattim kendime ve şunu buldum. Sen hep böyleydin. 12-13 yasinda da, 20lerinde de.  Duygusal. Hassas. Az biraz melankolik. 

Haberleri izler ağlardın. Gazete haberleri, kitaplar, hikayeler hep gözlerini doldururdu. Sinemaya gidip de gozlerin dolmadan ciktigin olmazdi. Yıllar sonra karşısında oturacağın bir doktor, psikolog empatin çok yüksek diyecek sana. Öyle yüksek ki herşeye biraz sebep olduğunu düşünüyorsun. Iste o yuzden baskalarinin hayatlarina dair hikayelerden bile bu kadar cok etkileniyorsun. Yapma diyecek. Ne komik sen bu filmi izleyip evinizin salonunda ağladığında eminim ki empati kelimesini bile bilmiyordun.

Bilme. Ama şunu bil 12- 13 yasindaki Gülçin belki bir şeyi gerçekten bu filmle biraz daha iyi öğrenmişsindir. Hayatta en önemli şey sağlık, nefes aldığımız her gün güzel. Canımızın bir parçasının bile acımadığı her gün bir hediye.

Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin. Sana gelecekten sesleniyorum. O kucucuk halinle, bu filmi izlediğinde bir an bile hayatim boyunca sağlıklı olalım yeter, en çok buna şükredeceğim diye düşündüysem eğer, buyudugunde bunu başardın. Aferin sana. Belki her şeyi çok güzel yapamıyorsun ve yapamayacaksin bu hayatta. Laf aramızda tökezlediğin anlar çok olacak. Ama inan bana sağlığa şükretmeyi biliyorsun. 

Şimdi gözümün önünde, bir yaz gunu, akşamüstü uzanmışsin salonunuzda o zaman yeşil olan üçlü koltuğa. Bu filmin karşısında yanaklarındaki yaşları siliyorsun. Çok akacak o gözyaşların Gülçin. YIllar boyunca sen hep o goz yaslarini sileceksin. Ama inan bana sen sadece aglamayan, gülen, anı yaşamak için çabalayan bir insan olacaksın. Biliyorum da söylüyorum :)

Ah bir de evet sen de roller costerlardan kokuyordun. Belki de bu yuzden yakin hissetmistin o karakteri kendine.
Hep korkacaksin sen roller costerlardan. Hep lunaparklarda onlardan kacacak urkerek karsidan izleyeceksin onlari.
Ama sana bir sey soyleyeyim mi; geçen yaz bir roller costera binmeyi ve hatta o yukseklerden asagiya duserken ellerini bırakmayı başardın.

Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin bu film senin yaşın için çok ağırmış. Ama belki de sen bu filmi yıllar sonra hatırlamak için izlemişsindir. Ve şükretmeye devam etmek için. Ve belki de hayatini arkadaslarinla ve ailenle dolu dolu yasaman gerektigini hep hatirlamak icin. 
Öyleyse eger, başardın.

Simid sil o gozyaslarini ve hayatinin keyfini cikar.
Yanaklarından öperim benim küçüklük halim :)

Imza:
Buyumus kocaman olmus Gulcin...

25 Ağustos 2015 Salı

Bilincaltinda...

Dun gece ruyamda Kemal Kilicdaroglunu gordum.
hayir olsun.
Gunduz niyetine!

Simdi soyle, Kemal Kilicdaroglu bizim izmirdeki eve gelmis.
Bizim evde salonda kosede bir tekli koltuk var ona oturmus.
Neden bilmiyorum o bizim evdeyken de hummali bir temizlik var evde.
Temizligi yapan kisiyi de tanimiyorum.
Ama diyorum olmaz yani, ayip, misafir varken temizlik mi olur?
Lutfen en azindan elektrik supurgesini calistirmayin.
O da tamam diyor ama toz almaya devam ediyor.

Simdi goruntu soyle.
Kemal Kilisdaroglu bizim evde kosede oturuyor.
basinda yemenili bir teyzede onunde arkasinda toz aliyor.
Burada heralde bilincaltim CHP'de bir temizlik istiyor bilemeyecegim :)

Sonra efendim, Kemal Kilicdaroglu bizimkilerle sohbete basliyor.
Yok soyle yok boyle.
Ben o sirada ne ara uzandiysam, 3lu koltuga uzanmisim kendisini dinliyorum.
Ama bir lakayitlik ki sormayin.
Ayaklarimi uzatmisim falan. 
Oh degmeyin keyfime.

Adamcagiz konusurken bir sey soyluyor.
Su an tam hatirlamiyorum ne diyor.
Sen ben yerimden bir firliyorum.
Peki diyorum CHP'nin hic mi sucu yok! Her seyi dogru mu yapti CHP? 

Duruyor Kemal Kilisdaroglu.
Yapmadi diyor.
Bir kere senin blogunda da okumustum, haklisin yapmadi.

Ruya bitiyor.
Yalniz Kemal Kilicdaroglu'na ruyamda blogumu okuttum :)
Bunu bir kenara koyuyorum. 
Bu ruyamla birlikte bilincaltimda secim donemi acilmistir efendim.
Tamam artik 1 Kasima kadar, ve hatta sonrasinda da bir sure devam eder eminim ruyalarinda siyasilerle ugras dur.
Kemal Kilicdaroglunu gorsem hep iyi, bari naif bir insan.

Ama iste bilincalti bu en cok hic gormek istemedigim insani sokacak ruyalarima biliyorum.
Hayir onceden de basimiza geldi sonucta ilk secimimiz degil ki bu.

Yok arkadas ruyalarimizda bile huzurumuz kalmadi.
zaten sunun surasinda 1 Kasima da ne kaldi?
Olmadi biz bu ulkeyi ruyalarda da olsa kurtaracagiz.
ben bundan eminim.

Bu arada, yazin Turkiyede farkettik ki pek cok insan habire ruyasinda sityasi gormeye baslamis.
Sizde de var mi boyle ruyalar?

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Sonunda...

Hani bir sey icin cok calisirsiniz.
Ama cok!
Yine de olmaz o sey.
Hem de yillarca olmaz.

O olmadikca sizin kendinize olan guveniniz azalmaya baslar.
Sanki damla damla akar gider o icinizdeki guven.
Yavas yavas.

Guveniniz yavas yavas akar gider ama siz her damlada hizli hizli tukenirsiniz aslinda.
Cunku akip giden her damla guveninizle birlikte umudunuzdan bir parca, hem de buyuk bir parca, katar yanina.
Ne kadar isteseniz de bir turlu engelleyemezsiniz bunu.
Elinizden bir sey gelmez.

Sonra kabullenmeye baslarsiniz durumu.
Demek bu kadarmis benim kapasitem dersiniz.
Demek ben bu kadarini yapabiliyormusum.
Bu durumu kabullendikce rahatlarsiniz.
Belki de rahatladiginizi sanirsiniz. 
Kabullenmek insan ruhuna hep iyi gelir...

Ama...
Ama bir yandan bu kabullenis sizi bulundugunuz yere daha da saplamaya baslar.
Degistirmek istediginiz seyleri gorursunuz.
Durumu kabullenmis olsaniz da icten ice hala onlari degistirmek de istersiniz.
Ama zaman gectikce guveniniz ve umudunuzun yaninda cesarettinizi dde kaybetmeye baslarsiniz.
Artik haydi bir deneyeyim diyecek cesaretiniz saklanmistir bir yerlere.
Ulasamazsiniz ona.

Sonra bir seyler degismeye baslar.
Beklemediginiz seyler.
Belki etrafinizdaki insanlar, belki calistiginiz yer, belki beklentileriniz.
Ve belki de sadece zamani gelmistir...
Birisi der ki vazgecme. Birisi der ki haydi bir dene. Birisi der ki ben sana destek olacagim. Birisi der ki neden olmasin?...

Bir bakarsiniz ki umudunuz ufak ufak yesermeye baslamis. 
Bir bakarsiniz ki kendinize guveniniz yeniden gelmeye baslamis.
Bir bakarsiniz ki cesaretiniz yeniden yureginizde yerini bulmaya baslamis.

Bebek adimlari gibidir attiginiz her adim.
Oturdugunuz yerden kalkarsiniz.
Kosmaya gucunuz yoktur ama yurumeye calisirsiniz.
Dusersiniz, kalklarsiniz, dusersiniz, kalkarsiniz ve bir yere varirsiniz.
Sonunda bir yere varirsiniz...

Vardim.
Bir yere vardim.
Yillar once varmayi cok isteyip de asla varamadigim bir yere vardim.
Cok zor oldu.
Cok zor.
Ama bir adim daha attim.

O adima seviniyorum ama en cok yeniden adim atmaya cesaret edebilecek hale geldigime seviniyorum.
Bir zamanlar kaybettigimi dusundugum Gulcin'i icimde bir yerlerde bulup elinden yakalayabildigime seviniyorum.
Gitmemis hicbir yere. 
Buradaymis aslinda.
Saklanmis sadece...
Yeniden bulustugumuza cok ama cok seviniyorum.

Iste bugun de boyle...

21 Ağustos 2015 Cuma

Oldugu kadar olmadigi kader

Gecen sene tatilden ise dondugumde boyle olmamisti.
Ozlemistim bile ofisi.
Severek, sevinerek gelmistim ofise tatil sonrasinda.

Bu sene oyle degil.
Ofise gelip insanlari gormek hosuma gitti.
Cunku sadece is degiller benim icin, arkadas da olduk bir sekilde.
Mudurumle sarildik birbirimize ozlemisiz be dedik.
Bu guzel sey.
Yani insanin ofisteki insanlarla insani bir iliski kurabilmesi, guzel sey.

Mesela Hollandadaki mudurumle hic ay ozlemisiz birbirimizi dedigimizi hatirlamiyorum.
Buradaki mudurumle diyoruz bunlari.
Hakikaten kafalarimiz uyusuyor cunku.
Birlikte sohbet etmeyi seviyoruz.

Her hafta bir saatlik bir toplantimiz var, ikimiz sadece.
Benim ona rapor vermem, oturup isi gucu konusmamiz, haftayi planlamamiz lazim.
Biz pek oyle kullanmiyoruz o bir saati.
Genelde o bir saatin yarim saat 45 dakikasini muhabbet ederek geciriyoruz.

Iste onun evinde hayat nasilmis, biz ne yapiyormusuz?
Bebegi var sagligi yerinde miymis, yurumeye baslamis mi, yeni kelimeler soylemis mi?
Biz seyahat edecek miymisiz, hafta sonu ne yapmisiz?
Falan filan.
Boyle oturup bildiginiz sohbet ediyoruz.

Eskiden sabah 11deydi bu toplanti.
Degistirdik yemek sonrasina aldik.
Hani yemek sonrasi cay icerken sohbet daha uygun olur diye :)
Bir de kilif uydurduk bu sohbete.
Cok calisiyoruz bu bizim stres atma saatimiz diyoruz :)

Ne diyordum?
Hah iste o yuzden hakikaten ofistekileri ozlemisim.
Ama ofisi?
Yok emin degilim.
Hayir da diyemiyorum hala! Zira tam bir ofis insaniyim biliyorsunuz.
Ama cok da ozlememisim diyeyim.
Hani donunce ay ben bir calisayim olmadim.
Of yine mi toplantilar dusuncesi daha baskin geldi.

Normal olan da bu belki.
Zaten ister ozle ister ozleme.
Durum degisiyor mu?
Hayir.
Geldik iste kurkcu dukkanina, basladik calismaya.

Bu tatili cok da guzel planlayamamisiz biz.
O yuzden de bu halim sanirim.
Hani bir seyler tam olmadi, daha dogru planlanabilirdi hissi.
Mesela biraz daha gec ciksaydik tatile bir iki dugune daha katilabilirdik.
Icimde onun pismanligi...

Ama Canim Yelizcim ne demisti bir yazisinda 
Ay iste ne bileyim, aldigi kadar, oldugu kadar, benden bu kadar.
Bir de bu yaz sunu ekledim ben buna
Oldugu kadar, olmadigi kader.
Hah iste tam da boyle!

Haydi bakalim iyi Cumalar!
ve evet...
ben geri geldim...


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails