27 Temmuz 2015 Pazartesi

Haydi bana eyvellah!

Bu aksam yola cikiyorum.
Uzun ve aktarmali bir yolculuk bekliyor beni.
Malum yaz aylari, malum bilet fiyatlari.
Iste bildiginiz konular.

Haftasonunu yolculugu bekleyerek gecirdim.
Ozan gecen carsamba gitti.
Akademik dunyada tatiller bizimkinden fazla.
O da azcik onceden gidip, bensiz yapabilecegi aktiviteleri tamamliyor.
Sonra bulusacagiz.

Laf aramizda bu haftasonu LOndarada yalniz olmayi pek sevmedim.
Bunu da buraya yazayim.
Bir daha tatil oncesi yalniz haftasonu gecirmeyeyim ben burada.
Ama bir yandan da baya iyi oldu bu tatil oncesi haftasonu.

Normalde tatil oncesi kosturarak hazirlanirim.
Bu sefer vaktim bol oldugundan yorulmadan sakince hazirlandim.

Alinacak son bir iki seyi tamamladim.
Camasirlari yikadim.
Cikan utuleri yaptim.
Elbise dolaplarini duzenledim

Sonra mutfaga daldim.
Buzdolabinda bozulabilecek seyleri attim.
Erzak dolabindaki herseyi kavanozlara koyup kapaklarini kapattim.

Sonra valizimi haziraldim.
Hicbir sey almama gerek yok derken niye bu kadar agir oldu bilmiyorum!
Bosalttim eledim esyalari ama yine de agir oldu.
Sanirim kitaplardan dedim konuyu kapattim.

Bu sabah da eve elektrik supurgesi tutup, toz aldigima gore bence gonul rahatligiyla tatile gidelirim :)

Eskiden annem boyle tatil cikmadan illa bir evi toparladi.
Ben vallahi oncesinde bos bir haftasonum olmasa belki de boylesine cok toparlamazdim evi ama laf aramizda su an kendimi baya iyi hissediyorum.
Donuste bizi tertemiz bir ev bekleyecek oh mis :)
Inan olsun yas aliyorum :)
Yoksa bu tatil oncesi hissiyati normal degil :)

Onumuzdeki gunlerde benden ses cikmaz muhtemelen.
Aslinda ilk gunlrede callisacagim ama bilgisayarsiz sakin gunler gecirmeyi umuyorum.
Gerci benim sagim solum belli olmaz :)
Dun de geri kalmadim.
Iste bu degisik havayi goruntuledim :)


O zaman bana iyi yolculuklar size de harika bir hafta dilerim :)


23 Temmuz 2015 Perşembe

Bir zamanlar sinir olup artik katlanamadiklarim

Dun oyle eski yazip da buraya eklemedigim yazilara bakarken bunu buldum. 
Bir zamanlar bir mim gelmis yazmisim ama eklememisim. 
Yazinin basligi "Sinir olduklarim". 
2011 yilinin subat ayinda yazmisim bunlari. 
Farkettim ki o zaman da sinir oluyorum dediklerim artik katlanamadiklarim.
Yani son 3 yilda tahammulumun kalmadigi seyler.
Cikardigim sonuc:
Farkindaymisiz basimiza gelenlerin ama bir sekilde dayaniyormusuz. Adim adim geleni gruyormusuz ama bu hale gelecegimizi de kestiremiyormusuz. Hani hakikaten bir patlama noktasi varmis. Biz de o noktaya gelmisiz.
Hakikaten...
Buyrun siz de bakin belki benzer hissedersiniz...
Yazinin basligi "Sinir olduklarim" idi ama artik soyle olsa daha uygun olur diye dusundum:
Bir zamanlar sinir olup artik katlanamadiklarim!


  • Kendim gibi olsuncular
Boyle insanlarin farkliliklara tahammulu yoktur. Onlar evli mi herkes evli olmalidir. Onlar bekar mi "Ay sekerim, evlilik basa dert"tir. Onlar yurt disinda mi yasiyor "Ay zaten Turkiye'de yasanacak hal kalmamis"tir. Onlar Turkiye'ye geri mi dondu "Zaten yurt disinda yasamak artik banal"dir.  Onlar anne mi oldu herkes anne olmalidir. Onlar bir partiyi mi destekliyor baska partilerin cani cehennemedir. Onlarin sevdigi muzik muziktir digerleri tingirti. Onlarin okudugu yazarlar yazardir digerleri karalar. Baskalarinin hayat kosullarini onemsemezler. Illa herkes kendileri gibi olsun isterler. Beni de inadina onlar gibi olmamak icin tetiklerler :)

  • Ay bana da, ay benim de!ciler
Caniniz sikkindir, bir sey anlatmaya sadece dinlenilmeye ihtiyaciniz vardir. Ama yok bu insanlar dinlemezler. Illa konuyu kendilerine cevirmeyi ve kendilerinden bahsetmeyi sizi de anlatandan dinleyen konumuna cekmeyi basarirlar. Mesela sizin isle ilgili bir probleminiz mi var onlar zaten dunyanin en kotu muduruyle calisiyordurlar. Sizin evinizde bir sorun mu cikti. Onlarin evini bilmem kac sene once su basmistir da aylarca ugrasmislardir. Sevgilinizle mi kavga ettiniz, Onlarin sevgilisi cekilmezdir. Ama bazen karsindakinin de dert dinlemeyip, sadece dinlenilmeye ihtiyaci vardir. Onu gormezler. Cunku ay benim de diye baslayan bir suru cumleleri vardir ve onlarin dertleri herkesin dertlerinden onceliklidir.

  • Takim destekler  gibi siyasi parti destekleyenler
Boyle insanlar icin partileri her seyden onemlidir. Onlari kendilerine hizmet sunmasi gereken kurumlar olarak degil, tapinilmasi, yaranilmasi, gozune girilmesi gereken aile buyukleri gibi gorurler. Sanirsin partiler amme hizmeti yapiyor. Arkadasim sen nasil gidip tas tasiyor, duvar boyuyor, yemek pisiriyor ya da ofisinde calisiyorsan, onlar da oyle isini yapiyor., Abartacak bir sey yok yani.

Ama yok, onlar abartirlar. Ne yaptiklari onemli degil , partim de partim diye futbol fanatikleri gibi dolanirlar. Partileri beyaza siyah dese, o siyahtir. Dunya duz bir tepsi gibi dese, bilimin, binlerce yiollik birikimin bir onemi yoktur. O dunya duzdur! Parti nereden eserse onlar da oraya savurulurlar. Dolayisiyla bugun kara dedikleri yarin kirmizi olursa sasmayiniz. Cunku partlerii ne derse o olur!

  • Kendi gibi dusunmeyeni otekileyenler
Iste bunlar en sevmedigim insanlar! Onlar icin kendisi gibi dusunmeyenler aptal, beyinsiz, gereksizdir. Akillarina gelen kendilerince 'kotu' her sifat bu insanlar icin mubahtir. Hatta kendileri gibi dusunmeyenin yasamaya bile hakki yoktur. Onlari bir yerde sallandirmak caizdir, uygundur ve hatta hemen uygulanmasi gereken bir karardir. Asmayip da beslesinler mi? 

E yok artik diye dusunmenize her konustuklarinda saskinliktan gozlerinizin biraz daha acilmasina sebep olurlar. Konusarak sorunlari cozmek, orta bir yol bulmak gibi bir detleri yoktur. Konussaniz da genelde dinlemezler, dinleseler de islerine gelmeyeni anlamazlar. Otekilestirip kutuplar yaratmak en sevdikleri seydir. Sorunlari cozmek gibi bir dertleri olmadigi gibi, bizim gibi cozum pesindekilerin islerini de ellerinden geldigince zorlastirilar. 
Ne de olsa onlardan iyi bilecek degilizdir!

  • 'Ben cok degerliyim'ciler
Bak iste bir gurup var. Anlatmasi en zor gurup benim icin. Cunku aslinda ustteki guruplarin hicbirine tam olarak girmiyorlar ama iste bir baskalar. 

Onlar icin sadece kendi mutluluklari onemlidir. Etraflarindaki insanlar ise onlari mutlu etmekle gorevli kucuk yaratiklardan baska bir sey degillerdir. Benden otesi tufan gorusunu benimseyen bu arkadaslarimiz, ay kendimi mi uzecegim diyerek baskasini kirmaktan uzmekten cekinmezler. Olduk olmadik yerde akillarina geleni soylemeyi, hem de bagira bagira soylemeyi kendilerine hak bilirler. Karsisindaki uzulmus, kirilmis hic onemli degil!

Bir takim 'kisisel gelisim' kitaplari en buyuk dayanaklaridir. Birsin, biriciksin, sen cok degerlisin diyen bu kitaplara dayanip eserler yagarlar. Cok degerli olduklarindan aldiklari kararlar, yaptiklari seyler de cok degerlidir. Ve onlarin yaptigini yapmayanlar kotu hissetsin diye, yaptiklarini abartmaktan cekinmezler. Calisiyorlarsa, calismayanlara surekli ofisin guzelliginden bahsederler. Ama aslinda icten ice arada bunaldilari olur. Calismiyorlarsa evde oturmak sahanedir, ofise gidenlere her daim bu hatirlatilmalidir.

Ornek cok aslinda bakiniz normal dogum yapanlarla sezaryan dogum yapanlar arasinda bir cekisme. Yahu bebek dogmadi mi sonucta? Onemli olan bu degil mi? Ya da henuz anne olmamis bir kadin olarak "anne olmadan yasamaya baslamadin bile, kadinligini yasamaya baslamis bile sayilmazsin" diyenlere kirilmamiz da belki bundandir...

Iste boyle yazmisim...

Simdi hatirladim bu yaziyi niye eklememistim. Soyle dusunmustum bu da bir guruplama degul mi Gulcin? Ayni hayati sen de yapmis olmuyor musun? Belki de.

Ama iste dun bu yaziyi gorunce baktim baktim ve dedim ki belki de zamaninda dillendirseydik bunlari boyle olmaz miydik? 

Olurduk!

Ama olsun bu da burada dursun...

21 Temmuz 2015 Salı

Nasıl güzel bir yere dönecek bu dünya?

Her geçen gün biraz daha umudum azalıyor. Insanların kötülüğü karşısında kendimi her geçen gün biraz daha aciz hissediyorum. Nasıl güzel bir yere dönecek bu dünya?

Dun gencecik insanlar oldu. 1 tane asker oldu. Bu sabah Londrada bir kisi trenin altind kaldi. O da oldu. Cok oldu yine insanlar. Cok insan oldu.

Daha gecen gun yazmistim. Kimse olmeyi haketmiyor. Ama oluyor insanlar. Her gun oluyorlar. 
Ve her gun baska cenesi tutulasica insanlar hic durmadan konusuyorlar.

Ama ile baslayan cumleleri var onlarin. 
Yaristiracak acilari var.
Bitmek bilmez bir ofkeleri, nefret dolu kalpleri var.

Cok konusmayi biliyorlar.
Ezberledikleri iki-uc cumleyi her yerde kullanmayi biliyorlar.
Sehitler ustunden, gencecik canlar ustunden atip tutmayi biliyorlar.

Aciya saygi duymaktan haberleri yok.
Insanlari anlayacak dusunceleri yok.
Kalpleri, vicdanlari hic yok.

Dun pek cok anne yavruma bakarken utaniyorum yazdi internette. Cunku baska annelerin cenazesine bakabilecekleri yavrulari bile kalmamisti oratada. Hic tanimadigin insanlarin olumune cok uzulebilmek, bir noktadan sonra empati kurabilmek, aciyi icinde hissedebilmek insanlikta ulasilan bir kademe anladim ben.

Ve bazi insanlar o kademeden cok ama cok uzaktalar... 
Dun onu dusundum. Bu agiza alinmayacak kufurleri boyle zamanda yazabilenler...
Hic genc cok genc olmamislar mi?
Hic arkadaslari olmamis mi?
Hic kardesleri, komsulari, cok sevdikleri dostlari olmamis mi?
Hic sevmemisler mi?
Hic sevdikleri bir insani kaybetmeyi tahayyul bile edemeyip uzulmemisler mi?

Aslina bakarsaniz ne yazik onlara!
Ne yazik ki hic yasamamislar bunlari. 
Hayattaki en buyuk zavallilar iste sevmeyi bilmeyip, sevdiklerini kaybedenlere uzulemeyen bu insanlar.

Ama uzulmuyorum onlar icin. Cunku bu kadar kötü insanlara hiç tahammülüm kalmadı benim artık. O ama ile başlayan cümleleri boğazlarına dizilsin. Dilerim, artık bir an önce kendi kötülüklerinde boğulsunlar.

Yoksa nasıl güzel bir yere dönecek bu dünya?

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Bir soru sorabilir miyim?

Fazlaca seyahat ettigim icin surekli tatil yapiyormusum gibi algilaniyor biliyorum. Ama aslinda tatil yapmiyorum. Sadece uzaktan calisma opsiyonumu kullaniyorum. Bu harika bir sey! Kesinlikle. Gittigim yerde aksamlar benim, haftasonlari benim. Dolayisiyla bu durumdan tabi ki cok memnunum. Ama tatil yapmis olmuyorum aslinda. Gittigim yerlerde de tam zamani olarak calisiyorum. Yani daha cok bile yoruluyorum.

Yoruluyorum, cunku normalde de oldukca yogun olan is temposunun ustune bir de yolculuklar ekleniyor. Sonra gittigim yerde durmadigimdan surekli gezdigimden -e duracaksam niye gideyim- bir de fiziksel yorgunluk oluyor. Velhasil kelam yorucu oluyor. Ama bu benim tercihim. Sikayet edecek degilim. Bilakis durumun keyfini cikariyorum.

Nasil oluyor da boyle oradan buradan calisabiliyorsun diye dusunuyor olabilirsiniz. Cok uluslu sirketlerde calisan pek cok insanin yapabildigi bir sey uzaktan calismak. Zaten calistiginiz insanlar dunyanin dort bir yanina dagilmis oldugundan cogu zaman ofiste olmaniz ya da olmamaniz cok da bir sey degistirmiyor. Zaten telefonda konustugunuz icin cogu insanla, ha ofiste konusmussunuz, ha baska bir ulkedeki ofisten. Isinizi yaptiginiz surece kimsenin umurunda degil bu. Hatta gittiginiz ulkede ofisi de zitaret ederseniz gittiginize sevinebilirler bile :)

Katiksiz bir avantajmis gibi gorunen bu durumun dezavantajlari da cok. Dusunun ki surekli telefonla konusuyorsunuz. Dusunun ki bu konstugunuz insanlar farkli saat dilimlerinde yasiyor. Evet tahmin ettiginiz uzere, sabahin korunden aksamin bir vaktine kadar toplantiniz olma ihtimaliniz yuksek. Ve hatta tum gununuzu toplantlarda gecirme ihtimaliniz de yuksek. Uzun zamandir blogumu okuyanlar benim toplanti trafigimi biliyor :) Sonra yuzyuze 10 dakikada halledebileceginiz seyler bazen telefonda saatler alabiliyor. Cinnet gecirmemek elde olmuyor bazen,  gercekten!

Her durumun avantajlari ve dezavantajlari var sonucta. Ben de avantajlarina yogunlasmayi tercih ediyorum gordugunuz uzere :) Zaten su andaki rolumden dolayi, ofiste olmami tercih ediyor mudurum. Beni gorunce enerjisi artiyormus. Tobe yarabbim :) Bir yandan ekipteki cogu insan Londrada oldugundan ofiste yuzyuze toplantilarimiz da cok oluyor artik. O yuzden eskisi kadar izmirden calisamiyorum ama sartlari zorluyorum.

Ne diyordum ben. Hah iste bu yil da cok seyahat etmis gbi gorunsem de aslinda hic soyle bir tatil yapmadim. En son Mayis ayinda Izmirdeyken Cuma gunu calismamistim ama onda da 1 saatlik toplantiya katilmam gerekmisti. Onun disinda soyle bir kafami bosaltamadim. Yorgunum. Gercekten bu sene cok yorgunum. 

Cok sukur ki bizim de tatil vaktimiz geldi. Bu sene Turkiyeye gidiyoruz dugunler sebebiyle. Haftaya Persembeden itibaren tatilde olacagim. Cok da dolasmadan kitabimi okumayi, sakinlesmeyi hayal ediyorum.

Size de iste sunu sormak istemistim. Tatilde ne okuyayim ne tavsiye edersiniz bana?

Soyle kafami dagitacak bir seyler olursa cok makbule gecer. Bu Gulcinin kafasi da azcik dinlensin :)

Simdiden tavsiyelerinize tesekkur ederim :)

16 Temmuz 2015 Perşembe

Egitim Notlari: Karar verme sureci

Yine sirkette bir egitime katildim. Elestirel Karar Verme. 

Cok iyi bir egitim degildi. Ama fena da sayilmazdi. Yine buraya yazmak istedim. Iki gurupta topladim aklimda anlattiklarini. Ozellikle ikinci gurupta anlattiklarini yazayim da unutmayayim istedim :)

Birinci gurupta anlatilanlar daha cok cabuk karar verip, aklina geleni cok da tartmadan soyleyenler icindi. Tabi ki sirket egitimi oldugundan bir konuda karar vermden ya da yorum yapmadan once projelerinizin gdisisatini dusunun vs. seklinde ogutler vardi. Ama bence ozunde sunu diyordu. Konusmadan once bir tartin! Hemen cevap vermeden, ya da ortaligi birbirine katacak aciklamar yapmadan once bir dusunun. 

Egitimin bu kismini sadece is dunyasi degil sosyal medyadaki bazi insanlar icin cok faydaki olacagini dusunuyorum. Keske sosyal medya egitimleri olsa orada da bunlar anlatilsa. Ozellikle dediler ki, bir seyi soylemeden once kendinize su sorulari bir sorun:
  1. Neden bunu soyluyorum?
  2. Karsimdaki insanlarin bilmedigi ama benim bildigim bir sey var mi?
  3. Peki bildigim sey dogru mu?
  4. Peki bildigim neye gore dogru?
  5. Peki benim bildigim dogruyu kanitlayabilir miyim? Yoksa sadece dogru olduguna mi inaniyorum? Unutmamaliyim ki kanitlayamadigim her sey sadece varsayimdir.

Tabi ki her agzimizi acmadan bu 5 soruyu sormak zor. Ama bazi durumlarda ise yarayacagina cani gonulden inaniyorum. Sozun ozu: Anneannem derdi ki kursak 9 dugum. Her birinde bir dusun. Tam oyle.

Iste internette sunu da buldum ayni zey aslinda.

Egitimin ikinci kismindaysa zor karar verenler icin bir seyler vardi. 
Yani ben! Kararsizlarin sahi Gulcin! Bu konuda maraton olsa birinci gelirim! Cok zor karar veriyorum ve hatta karar verdikten sonra da onu aylarca sorguluyorum. Bana biri dese ki hangi huyunuzu degistirmek istersiniz?, belki uzun bir liste hazirlayabilirim. Ama ilk madde kesin bu: Kararsizligim! 

Bizim gibilere soyledikleri ilk sey suydu. Hata yapabilirsiniz. Ve bu dunyanin sonu degil. O hatayi yapin. Sonra bir donup bakin neden hata yaptiniz. Guzel olan ve onemli olan bunu bulabilmektir.

Acikcasi biliyorum ama bir turlu bunu kendime anlatamiyorum. Hah tam da benim gibi kendisine bunu anlatamayanlar icin karar vermelerini kolaylastiracagini dusundukleri 6 tavsiye verdiler egitimde. Buyrun asagida...

1. Insanlara fikirlerini sorun, danisin. Kendi kendinize karar vermek icin cabalamayin. Insanlara danisin. Size yardim etmelerine izin verin.

Bu benim, buralarda ogrendigim bir sey. Hakikaten insanlardan tavsiye almak cok faydali. Ama tavsiye alacaginiz insani secmek en onemlisi. Ustune ayri bir yazi yazmali.

2. Ayni konuda baska birisi size danisiyormus gibi dusunun. Ne tavsiye verirdiniz o insana? Bunu yapmak sizin durumdan biraz uzaklasmaniza ve bir nevi disaridan bakmaniza yardimci olacaktir. Bir deneyin.

Bunu mutlaka deneyecegim! Hic boyle dusunmemistim. Aklima yaziyorum!

3. Icinizde agir basan bir secenek varsa ve siz o konuda kendinizi ikna edemiyorsaniz, tam tersi karar verdiginizi dusunun. Bir hayal edin, tam tersi karar verirseniz ne dusunuyor olacaksiniz. Hayal gucunuzu kullanin. Kararinizin sonucunu yasamaya calisin.

Ben bunu hep yaparim. Ama hic iyi bir sonuc alamadim. Bir kere bile icimden gelen sesi dinlemeyi basaramadim. Aslinda evet bu cok faydali bir sey. Ama ayni zamanda cok zor. Sanirim sonucta en zor olan insanin kendini ikna etmesi. Bunu nasil yapacagiz acaba?

4. 10:10:10 kuralini uygulayin
Yine hayal gucunuzu kullanin. Bir dusunun bakalim 10 dakika sonra bu kararinizin sonucu ne olabilir? Peki ya 10 ay sonra? Peki ya 10 yil sonra?

Bunu da mutlaka deneyeceim! Aklima yaziyorum.
Bazen insan o an kendini rahat ettirecek seyi seciyor, uzun vadeyi goremiyor. Gormek lazim!


5. Calisin. Karar vermek zordur. Ama ogrenilen bir seydir. Kendinizi karar vermeye zorlayin. Gorun bakin ogreneceksiniz.

Bunu nasil yapacagiz fikri olan var mi? Sonucta ekmek alirken karar vermek degil ki olay. Olay hakikaten zor kararlar. Mesela baska bir ulkeye tasinmak. BUnu nasil calisalim yahu? Habire tasinacak miyiz? Yok ben almayayim :)

6. Sagliginiza dikkat edin. Kararsizlik anlarinda insanlar icine kapanir, yemek yemez (ya da cok yer), su icmeyi unutur. Ve tum bunlar fiziksel olarak sagliginizi kaybetmenize sebep olur. Unutmayin beyninizin karar verebilmek icin saglikli bir bedene ihtiyaci var. Her sey bir yana sagliginiz bir yana. Su icin, meyve yiyin, yuruyuse cikin. Beyninize yardim edin. 

Bu bana cok oluyor. Kararsizligin ustumdeki ilk etkisi istah kapanmasi ve uykusuzluk. Sonrasi bir girdap! Yiyemiyorum, uyuyamiyorum, hep yorgun oluyorum, mideme kramplar giriyor. Bana iyi gelen kosmak. O da kendimi koktuktan kaldirabilirse. Cok zor. Ama yapmali.

Iste boyleydi egitim. Bence en dogru soyledikleri sey de suydu. Unutmayin amaciniz kendinizi o kararsizlik anindan olabildigince cabuk kurtarmak. BUna odaklanin. Tam da asagidaki gorselde yazdigi gibi...


Ben yazdigim seyleri daha cok hatirliyorum. O yuzden cogu bildigim seyler olsa da uygulamadigimdan yazmak istedim. belki aklima yer eder. Belki hatirlarim ve belki su kararsizliktan kurtulmayi basaririm.
Haydi insallah :)

Umarim sizin de isinize yarar
Sevgiler
Gulcin

14 Temmuz 2015 Salı

Bir dakika sessizlik

Gectigimiz haftalarda ofiste 2 gun sirenler caldi. Bu kez yangin alarmi icin degildi calan sirenler. 1 dakika sessizlik icin caldilar. 

Ilk gun, Tunusta olen Ingiliz turistler icindi sessizlik. Ikinci gun bundan tam 10 yil once Londrada metrolarda patlayan bombalar sonucunda olen 52 Londrali icindi sessizlik.

Her ikisinde de toplantilar durdu. Telefon konusmalarina ara verildi. Bir dakika sessizlik yasandi ofiste.

Her iki olayda terorist saldirilar sonucunda yasanmisti. Ve her iki olayi da Musluman guruplar uslenmisti. Bu durumun bizim gibi burada calisan muslumanlar icin ne kadar zor oldugunu kestirmek zor degil sanirim. 

Benim politik gorusum ofiste biliniyor. Bu dogru bir sey olmayabilir, ofislerde politika konusulmaz pek. Ama yasadigimiz son 3 yildan sonra bu benim engelleyemeyecegim bir seydi. Herkes hepbirlikte ulkemiz icin verdigimiz mucadeleyi biliyor burada. Ben de saklamiyorum.

Politik gorusume paralel olarak tabi ki terorun her turlusune karsiyim. Onlar da bunun farkindalar. Kimse bana aa bak gordun mu gibi bakislar atmiyor. Ama beni uzen zaten muslumanlarin bunu yapmis olamsi degil. Masum insanlarin olmus olmasi. Hic bir kutsal amac insan canindan ote olamaz benim icin. O yuzden burada o olen londralilar ya da ingilizler icin yasanan bir dakikalik sessizlige gonulden katiliyorum.

Bir yandan da dusunuyorum. Bizim ulkemizde ugruna bir dakika sessizlik yapmamiz gereken ne cok olay var. Dunyanin her yerinde de bu boyle. Dusunsenize yasanan her saldiri icin bir dakika sessizlik yapabilsek ne cok sessizligimiz olur degil mi? Keske yapabilsek. Cunku bu lanet saldirilarda olen her masum bunu hakediyor. Haketmedikleri sey zaten bu lanet olasica teror saldirisi sonucu olum...

O saldirilarin kacinin altinda Ingilterenin yurttugu politikalarin etkisi var diye de dusunuyorum. Eminim ki hic az degil. Hem de hic. Ve her o bir dakika sessizlikler yasandiginda ben bu dunya politikalarini dusunuyorum. Biz masumlarin bedelini odemek zorunda kaldigi bu dunya politikalari. Biz hic birimiz desteklemiyoruz ki bunlari... Dolayisiyla Ingilizlerin dunyadaki pek cok olumde parmagi olsa da yolda yuruyen Ingilizler mi suclusu bunun? Degil... 

Cok zor cok karmasi geliyor insana bu durumlar. Ama alinda degil. Cok basit her sey.
Bunlar yasanmamali.
Dunyanin hicbir yerinde yasanmamali...

Iste o yuzden ben her o bir dakika sessizliklerde kendi kendime yendein soz veriyorum. Bir basima, Gulcin olarak bu olumleri durdurabilecek elime ne firsat gecerse degerlendirecegim. Ve hicbir zaman bunlari normal gormeye baslamayacagim. Cunku sokakta yuruyen, isine giden, tatil yapan, askerde olan ve dahi nefes alan hicbir canli sorumlusu olmadigi kararlarin hesabini odememeli.

Ne olursa olsun hickimsenin cani tehdit edilememeli.

Unutmayacagim bunu.
Kendime soz veriyorum... 

10 Temmuz 2015 Cuma

Gulcin'den bir kucucuk dogum gunu surprizi :)

Gunler su gibi akiyor degil mi blogum?
Bir bakmissin bir yil daha gecmis de yine yeniden dogum gunun gelmis.
Bir yas daha eklenmis anilara, yenisine kucak acilmis.

Bu sene dogum gunumu yine Hollada'da kutlamak varmis.
Bugun degil, yarin dogum gunum.
Ama bugun Ozanla Rotterdamda olacagiz.
Dedi ki Ozan gel biz seninle yillarimizin gectigi sokaklarda dolasarak kutlamaya baslayalim dogum gununu.
Benim gibi anilarina gonulden baglanan bir insan icin daha guzel bir kutlama dusunemiyorum...


Simdi ikimiz de ofislerdeyiz, islerimizin basinda.
Bir an once aksam olsun da Ozan Rotterdama gelsin, "bizim" sokaklarimizda el ele dolasmaya baslayalim diye bekliyorum.

Gecen yasimi dusundum bugun.
Guzeldi bu yasim. Binlerce kez sukur.
Alismanin yasi oldu benim icin.
Yeniden alismanin.
Yeni bir yere, yeni bir ofise, yeni bir ise, etrafimdaki yeni insanlara, yurudugum sokaklara, bu yeni duzenimize alismanin yasi.
Sana bir sey diyeyim mi sevgili blogum, insan her seye alisiyor. 
Er ya da gec, kolay ya da zor alisiyor.
Yeter ki saglik olsun...

Simdi Hollandaya geri gelip, buradaki arkadaslarimla kucaklasirken, haberlesirken, bulusma planlari yaparken yeniden sunu farketim.
Bazi seyler degisiyor ama degismeyen, ayni kalan ve hatta cogalansa hayatimdaki insanlar oluyor.
Ailem, arkadaslarim, kardeslerim, blog dostlarim..
Ne mutllu!
Onlar hic degismesinler zaten.
Bu hayatta insan dunyanin neresinde olursa olsun, sevdigi insanlarla haberlestigi surece gulumseyebiliyor...

Bugun bir arkadasim bana mesajinda demis ki...
Gulcin yine gozlerinin icinin guldugu bir yasin olsun...
Ne guzel bir dilek...
Hepimizin hep gozlerinin ici bile gulsun.
O zaman bugun Gulcin blogunda da gulsun... 
Iste bu da bir kucukcuk dogum gunu surprizi olsun ve 6 yil sonra Gulcin'in Gulcincedeki ilk fotografi olsun :)


Buyuyorum ben blogum.
Yarin yine dogum gunum...
Dogum gunum kutllu olsun :)

9 Temmuz 2015 Perşembe

Gulcin Hollanda'dan bildiriyor :)

Evet Hollanda'dayim.
Ve hatta Holladadayiz.
Neredeyse iki yil sonra yine yeniden ikimiz buradayiz.


Ozan is icin Hollandaya gidecegim dediginde hic dusunmeden ben de gelecegim dedim. Ikimiz de calisiriz, sonra haftasonunu da beraber orada gecirip doneriz dedik, aldik biletlerimizi.

Hani resmen gun saydim diyebilirim gelmek icin. Tasindiktan sonra bir kez haftasonu icin beraber gelmistik Ozanla. Ondan sonra bir daha hic beraber gelmekdenk gelmedi. Zaten tasinali da ancak iki yil oldu, normal yani :) 

Dun yola cikarken bir garip hissettim kendimi. Icim icime sigmadi. Oyle tatli bir sevinc.
Belki o sevincin etkisiyle yol su gibi gecti. Bu arada ilk kez trenle geldim Londara'dan buraya. Bir daha ucagi tercih etmeyebilirim diye dusunuyorum. Oyle rahat ki anlatamam. Kesinlikle ucak yerine treni tavsiye ederim bu mesafe icin.

Sonra geldim buraya...
Her yer ayni. BIraktigimiz gibi. Sanki donmesek, iki yil once biraktigimiz yerden devam edecek hayat. 
Yollar ayni.
Trenlerin kalktigi platformlar ayni.
Binalar ayni.
Ve tabi hava ayni. Yagmurlu :)



Dun Rotterdam'a vardigimda yagmuru gorunce bana bir gulme geldi ki sormayin. Hani degil kuresel isinma, kainatsal isinma da olsa o yagmur burada yaz gunu yagacak arkadas! Baska yolu yok! :)

Cok fazla vaktim yoktu aksma Rotterdam'da. Ozanin isi dolayisiyla Utrechtte kaliyoruz bu sefer. Ama yine de istasyondan disari bir kosu ciktim. Tam istasyonun karsisinda bu otel vardir Rotterdamda. Eskiden adi Westin idi. Simdi Manhattan otel.

Biz bundan yillar once iki cocuk, evlenip eimizde bir suru bavulla Rotterdama geldigimizde ilk bu otelde kalmistik. 
Su yanindaki binada da ofisim vardi. 
Yani Rotterdamdaki ilk gunleri suralarda gecmisti...
Hey gidi gunler...

Tam 1,5 ay kaldik bu otelde Ozanla. O zamanlar Rotterdam'da ev bulmak kolay degildi, Ne cektik bu biz ev aramalardan yahu! Sonra hep burayi Westin evimiz diye andik. Cunku beraber yasadigimiz ilk yer iste bu oteldi. :) Dun de ilk bu otele baktim. Ben yine geldim dedim. Ama bu sefer kalici degilim...

Bu gezi biraz nostalji, biraz geriye donup bakma ama cokca gulumseme birakacak bize biliyorum.

Simdi onumuzde cok kisa ama uzun uzun gecmesini diledigim 2-3 gunumuz var...

Bakalim Hollanda bu sefer bize neler yasatacak :) Gercekten merakla bekliyorum :)

7 Temmuz 2015 Salı

Potansiyelinizi ortaya cikarmak (1)

10 senedir calisiyorum. Cok kotu zamanlar da gecirdim. Cok iyi zamanlar da. 10 senedir calistigimi soyledigimde gecen gun sirkette ne buyuk deneyim dediler. Aslina hep tam zamanli calistigimi dusununce sanirim oyle.

Artik gittigim egitimlere baska gozle bakiyorum. Onlar isi anlatiyor ben aliyorum o anlattiklarini hayatimin her yerine yaymaya calisiyorum. Iyi oluyor.

Birkac ay once yine bir egitime gittim. Adi Thrive idi. Sozcuk karsiligi basarmak. Ama tam olarak hissiyati vermiyor. Aslinda potansiyelinizi ortaya cikarmak demek daha dogru.

O egitimde anlatilanlari ben yine aldim hem is hayatima hem de gunluk hayatima uygulamaya calistim. Bazen ise yaradi bazen yaramadi. Ama dedim ki bunlari bloguma yazmaliyim. Yazmaya basladim bir yazi yetmedi o yuzden bu yazinin devami da umarim gelecek...

Her sey bizim sirketin CEOsunun blogunda yazdigi bir yaziyla basladi.
Diyordu ki...
Basarili olmak istiyorsaniz su 4 alana dikkat etmek zorundasiniz
- Bedensel sagliginiz
- Duygusal sagliginiz
- Zihinsel sagliginiz
- Manevi dengeniz

Oyleyse ben de once o yazinin bir ozetini buraya cevirmeye calisayim. Cok begendim bu yaziyi. Sanki bazi seyleri basitlestirdi kafamda. Umarim sizin de hosunuza gider...

                                                       *****************************************************

Bu yilin baslarinda New York Times'da bir yazi cikiyor. Neden Isimizden nefret ediyoruz? Bu yazinin temelindeki arastirmalara gore calisan insanlarin sadece  %13 civari isine bagli ve severek calisiyor. Kapitalizmin gobegi Amerikada bile bu oran ancak %30lari bulabiliyor. Gerisi mutsuz calisanlar...

Iste bu asagidaki yaziyi bizim CEOmus o yaziyi okuduktan sonra yaziyor.

Diyor ki...

Sansliydim ki ben hicbir zaman mutsuz olarak calismadim. Bazi kotu gecen gunleri ve donemsel olarak birlikte calismaktan memnun olmadigim mudurleri saymazsak genelde mutlu calistim. Sansliydim. Ama ben sansliydim, ya da sansliyim diye sunu gozardi edemiyorum; Calisanlardan beklenenler, gun gectikce kapasitelerinin cok ustunde olmaya basliyor. Ve bu artan talep kapasitemizi ortaya cikarmamiz icin gereken enerjiyi somuruyor. Sonucta ne is hayatinda ne de ozel hayatimizda varolan kapasitemizi kullanmaz hale geliyoruz.Bu talep artisinda teknolojisinin yayginlasmasinin da etkisi buyuk. Sadece isle ilgili dusunmeyin. Elimizdeki telefonlara surekli yeni bilgiler geliyor. Mailler, sosyal medyadan gelen bildirimler. Ve bu gecmiste asla benzeri gorulmemis yigilan bilgi ve istekler bizim gece gunduz surekli birseylere cevap vermek zorundaymisiz gibi hissetmemize sebep oluyor.

Size sunu soylemek zorundayim. Bu durum degismeyecek. Hayatimiz kolaylasmayacak. Tam da bu yuzden bizlerin bu kosullarin etkisini hafifletmek  ve isimizi asla basa cikamadigimiz bir yuk olarak gormekten uzaklasmak icin bir seyler yapmamiz gerekiyor. 

Cok da umutsuzluga gerek yok. New york Times'taki yazida baska bir arastirmadan daha soz ediliyor. 12.000 calisan uzerinde yapilan bu arastirmaya gore calisanlar su 4 alandaki istekleri belli bir oranda tatmin edildiginde daha mutlu ve tatmin olmus bir sekilde calistiklarini, daha da oemlisi yasadiklarini soyluyorlar. 

Physical - fiziksel, emotinal - duygusal, mental - zihinsel ve spritual - manevi.

Kullanilan terimlerin dogrulugunu tartisabilirsiniz ama mesaj gayet acik. Ben bu dort terimden anladigimi yazmaya calisacagim.

Physical - Fiziksel
Saglam kafa saglam vucutta bulunur bir klise olabilir ama dogruluk payi kesinlikle var. Iste bu yuzden Londra ofisinde calisanlar sabahin erken saatlerinde beni spor salonunda gorebilirler. Spor yaptiginizda kesinlikle beyniniz de daha saglikli dusunebiliyor. 

Emotional - Duygusal
Calistigi sirket icin degerli oldugunu hissetmek, yaptiklarinin takdir edildigini gormek herkese iyi gelir. Bunu sadece kendiniz icin beklemeyin. Sizin icin calisan insanlara da yaptiklarini takdir ettiginizi gosterin. Hem de sadece yil sonu degerlendirmelerinde degil. Her zaman. En basitinden Tesekkur ederim, iyi is cikardin gibi cumleler soylemek sadece saniyelerinizi alir. Cok buyuk efor gerektiren, zamaninizi alacak seyler degil bunlar. Bunlari yeri geldiginde yapin. Bu basit esyeler insanlari motive eder, mutlu eder. Sizin 1-2 saniyenizi alan tesekkur ederim belki 1 gun onun huzurlu calismasini saglar.

Mental - Zihinsel
O arastirmada insanlarin yorgun ve motivasyonsuz hissetmesinin en onemli nedenlerinden birinin konsantrasyon zorlugu olmasini okudugumda hic sasirmadim. Sizler de cesitli ortamlar da bize bunlari soyluyordunuz. Cogu zaman ise baslamanin, isi bitirmekten daha fazla zaman aldigini belirtiyordunuz. Bu dogru. 

Zihinsel saglik -motivasyon konsantrayon - kucuk seylerin cok buyutulmesi, dikkat dagitici gereksiz seyler, bazi seylerin oldugundan daha karmasik, kompleks hale getirilmesi, gibi seylerle dagilabilir. Onemli olan yaptiginiz isi basitlestirebilmek, gereksiz ayrintilarda vakit kaybetmeyi birakmak ve asil konuya odaklanabilmektir. 

Suphesiz ki zihinsel saglik oyle birkac cumleyle anlatilabilecek bir sey degil. Ama soylemeye calistigim sey su: Zihinsel sagliginiz cok onemli, ve bu konuda rahatsizlik duyuyorsaniz bunun cozumune odaklanmak bu konuda zaman harcamak size iyi gelecek bir sey.

Spiritual- Manevi
Ya da benim anladigim sekliyle purpose driven - amaca yonelik hareket etmek.
Yani yaptigimiz seyin bir anlami olduguna inanmak, ozel hayatinizda amaclariniza calisma hayatinizda yaptiginiz ise, sirkete baglilik duymak. Bunu aciklamak da bu konuda tavsiye vermek de kolay degil. Ama yaptiginizin bir anlami olduguna ve o anlamin sizin icin bir ey ifade ettigine inanmak onemli.

Ozetle, bu  dort alanda kendinize iyi bakin. Ve davranislarinizin baskalari ustundei etkisini dusunun. Bunlar hem sizin icin hem de isiniz icin onemli.

Tabi ki ben bu sirketi yonetiyorum. Dolayisyla bu soylediklerim sirketin iyiligi icin de gerekli. Bizlerin saglikli olmasi,guclenen bir organizasyon olmamiz ve ileriye gitmemiz icin en onemli bilesen. 

Bugune kadar birlikte basardiklarimiz icin tesekkurler.

Unutmadan... Hayattan keyif almayi ve ani yasamayi unutmayin. 


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails