26 Haziran 2015 Cuma

Haftamin "en"leri...

Bu hafta ne zaman basladi, ne zaman bitti anlamadim.
Isler yogun olunca boyle oluyor.
Oyle boyle bir hafta daha gecti iste...

En saskin an; Pazartesi aksami isten eve donerken yolun yarisinda anahtarimin olmadigini farkettigim andi. 

Hah yazdim da iste zaten.  O giden vaktime mi yanayim. Onca yorgunlugun ustune yasadigim strese mi?
Ama anahtarimin olmadigini farkettigim o an vardi ya. O sadece saskinlik :)


En sakin an; Sabah ise giderken yolu uzatip parka ugradigim andi. 

Bu aralar cok yogunum. 
Ama bildiginiz gibi degil. Gece uykumda bile toplantilara giriyorum. O derece. 
Bazi sabahlar hic ofise gitmek istemiyorum. Cunku biliyorum gidince bir daha bir duracak, nefes alacak vakit kalmiyor.
Yalan degil ya bazen bilerek gec gidiyorum ise.
Uzak durakta iniyorum.
Bir 20 dakika yuruyorum ofise kadar. Parklardan geciyorum. Biraz kendime ayrilmis zaman, biraz sakinlik.
Sakinlik, evet iste Sali sabahi ben parkta yapayalniz yururken haftamin en sakin aniydi benim...


En stresli an; Sali!

Efendim soyle oldu. Bu bizim sirket ve ingiliz vergicileri, nedense benim yilda 300.000 pound (YUH!) kazandigima karar verip benim vergi dilimimi yukseltip bir de beni vergi affindan muhaf etmisler. 
Maas bordrosu bir geldi kus! 
Dedim bismillah! Tabi meger o maas bordrosu Nisandan beri kusmus da ben pek oyle bordroya bakmadigimdan anca farketmisim.

Telefonda gecen saatler ama hakikaten saatler sonunda tamam duzeltecegiz dediler.

Hayir, madem o parayi kazandigima kanaat getirdin (ki ben onu calistigim yillarin toplaminda kazanmam) o zaman o parayi verseydiniz bari. 
Bence degerimi anladilar :)))

Guluyorum da parami da alabilirim insallah :) Urunikom diyor ki GB Kate'in cocugun yeni dadisini odemeleri lazim ya ondan kesmislerdir belki ek vergi :) Olabilir :)
O yuzden parami vermezlerse Kralicenin sapkalarina haciz gondermeyi dusunuyorum :D Gecen haftasonu Kraliyet at yarislari vardi. Orada su sapkayi takti. Begendim ben. Mavi de severim zaten :)



En sevincli an, Carsamba gunu sirkette hediye kazandigim an.

Cocuklugumza donus konsepti varmis ogle yemeginde. 
Neden?
Ben de bilmiyorum :)
Iste yarisma yapmislar, masa ortulerinin ustune resim ciziyorsun. Bir kisi odul kazanacak. Cizdim tabi hemen. Hic kacirmam boyle eglence firsatlarini.
Kim kazandi?
Gulcin.
Ay ben bir sevineyim!
Bir gun yetenegimin kesfedilecegini biliyordum :D
Bakin iste benim resmim :) Baliklara dikkat efendim :)




En guldugum an, Carsamba aksamiydi,

Ozanla randevulastik :)
Gorusemiyoruz napalim. Biz de arada randevulasiyoruz :) 
Once bir yemege gittik, sonra da sinamaya:)
Film: Mad Man.
Ay dunya sacmasi! Sacmaligina guldum. Hem de katila katila guldum 
Sevgili kadin arkadaslarim, bence gitmeyin filme. Internete duser nasilsa :)
Erkekler kesin seversiniz :)



En huzurlu an; dun sabah.

Yine ise gidiyordum. Yine uzatmistim yolu. Su sokaga rastladim.
Nasil huzurlu...
Sonra ofise geldim. Bir arkadasim dedi ki Gulcin bu sabah gokyuzunu gordun mu? Gordum dedim. O da bir fotograf cekmis. Ayni benimki gibi. Gulumsedik birbirimize. Etrafini farketmeye calisan insanlarla calistigim icin mutlu oldum.
Huzur vardi dun sabah. Ne mutlu.


En heyecanli an; insallah bu aksam olacak.

Cunku Oxford'ta bir yemek var yine bu aksam. Geldik Ozanla. 
Seviyorum ben bu yemekleri :)
Ve seviyorum Oxford'a gelmeyi.
Hele hava gunesliyse gercekten her taraf tablo gibi oluyor.


Bak iste, nasil gectigini anlamadim dedigim haftaya bile donup bakinca neler neler buldum ileriden hatirlayacak.
Sevdim ben bu haftanin enlerini vallahi :)

25 Haziran 2015 Perşembe

Kaliforniya Dalgasi 3... Las Vegas

Yeniden yaz geldi ben daha gecen ayzin tatilinin yazilarini bitiremedim.
Kendimi ayipliyor, yine de yazmaya devam ediyorum :)

Yahu bunlar neredeydi, ne yapiyordu diye hatirlamak isterseniz buyrun efendim...

En son demistik ki...
Sonra biz veda ettik Los Angeles'a.
Bu kez Kaliforniya Dalgasi bizi Las Vegas'a goturuyordu... 
Yollar uzundu ve Gulcinle Ozan'in keyfi de yerindeydi...


What happens in Vegas stays in vegas
Vegasta yasanan vegasta kalir


demisler. O yuzden ben de Vegasta yasananlari orada birakiyorum diyecegim de bir Hangover filmi ya da Oceans Eleven aksiyonu yasamadigimizdan bizim Vegasta kalsin diyecegimiz bir sey pek olmadi. O yuzden ne yaptiysak yazayim yine ben :)


Las Vegas bir caddenin etrafna siralanmis luks, cok luks, ultra luks otellerle kapli bir sehir. En azindan turistik kismi boyle...


Asil Vegaslilarin yasadigi sehir ise buradan arabayla gidebileceginiz ayri bir bolge. Orada oteller, kumar falan boylesine cok yok. Bildiginiz sehir. Sehirmis daha dogrusu. Gidip gormeyi cok isterdik ama malesef bizim bunu yapacak vaktimiz olmadi...


Bizim zamanimiz o caddede gecti. O caddenin adi Stripe ve Vegasta yasanan ne varsa Strip'ta hepsine dair izler var... 


Tabi ki oncelikle kumar. Gecenin ucunde bardan donerken elinde iki kocaman kahve makinanin basina zombi gibi ilerleyen teyzeyi gordukten sonra emin olduk Vegasta kumar cok oyaniyor. Insanlar resmen yemeden icmeden o masalarin, makinalarin basinda oturuyor.

Istatistiklere gore Vegasa gidenlerin sadece %13u kumar oynamak amaciyla buraya geliyormus Ama ziyaretcilerinin %87si kumar masalarinda oturduktan sonra evlerine donuyormus. O Vegas'a gelip de hic kumar oynamadan donen %13e saygilarimi sunuyorum. Ne yazik ki ben onlardan degilim :)

Biz de Ozanla bir sansimizi denedik. Azcik. Kendimizi eglendirecek kadar. Abartmadik. Kafamizda bir butce vardi. Onu kaybedince kalktik dans etmeye gittik. Zaten bana en buyuk eglence dans :)


Bir suru kumarhane var Vegasta. Cogu 5 yildizli otellerin icinde. Otellerin hepsi ayri bir konseptle duzenlenmis. Bizim priceline.com'dan hakikaten kelepire tuttugumuz otel 5 yildizli suit odali sahane bir sey olmasinin yaninda Venice otelinie de bagli olunca tercihimiz Venice'in kumarhanesinde oynamak oldu. 

Bu arada Vegasta aksamlari yapabileceginiz en guzel seylerden biri Stripe cevresindeki otelleri dolasmak. Hepsine istediginiz kadar girip cikabiliyorsunuz. Biz dolastiklarimiz arasinda Ocean's 11'in cekildigi Belagio otelini ve bizim otelimizin dahil oldugu Venedik otelini begendik en cok. 


Bellagio'nun onunde her yarim saatte bir bir su gosterisi var. Izlemeye deger. Ama o gosteriden daha guzeli kesinlikle icinin dekorasyonu. Giderseniz mutaka ugrayin bence. 

Paris otelinin icinde bir nevi Pariste geziyorsunuz. Venice'in icinde kanallari, gondollari ve italyanca sarkilar soyleyen gondol suruculeri ile sanki Venedikte dolasiyorsunuz. Hepsi sahane. Zannimizca Amerikalilar ulkeden cikmamak icin Avrupa'nin gorulecek yerlerini Amerika'ya tasimayi tercih etmisler :)


Aslini sorarsaniz kumarla bizim gibi biraz eglenmek disinda cok da alakaniz yoksa, otelleri gezmek ve Stripe'in etrafini dolasmak disinda cok da yapilacak bir sey yok Vegasta. Gunduzleri havuz basinda yatip dinlenmek, aksamlari giyinip suslenip yiyip icip dolasmak Vegas hayatinin yapilabilecekleri. 

Ama Vegas disina cikmak isterseniz Grand Kanyon 2 ila 5 saatlik araba yolculugu mesafesinde. 



Biz de ciktik. Bana sorsaniz cikmasak da olurdu. Yani gelmisiz Vegas'a. Yatmisiz havuz kenarina. O havuz kenarinda nasil iyi bakiyorlar musterilere anlatamam. Bir buz gibi salatalik geliyor, bir buz gibi bira. OH keyif!

Ama biz o keyfi biraktik ve Grand Kanyona dogru yol almaya basladik. Hayir kabul ediyorum. Firsat varsa hayatta bir kere gorulsesi bir yer. E biz de dibine kadar gitmisiz. Ama diyorum havuz diyorum, dinlenmek diyorum, bir gece once 4te mi 5 te mi ne donmustuk danstan diyorum. Diyemedi. Dustuk yola :) Napalim ben de Ozanla evliyim :)

Grand Kanyon Guney ve Kuzey kapilarindan ziyaret edilebliyor. Guney kapisindan olan manzara sahaneymis. Ama oraya 5 saat araba surmemiz gerektiginden biz Kuzey kapisina gittik Ozanla. Bu kapinin sorumlulugu, eskiden Buyuk Kanyonun sahibi olan Kizilderililere ait. Giris parali. Bunun karsiliginda size bedava ogle yemegi veriyorlar :)





Kizilderililerin Amerikadaki hikayesi beni hep duygulandirmistir. Ama laf aramizda burayi isletenler Amerikalilardn bile daha para goz olmuslar. Simdi ne kadar odedik hatirlamiyorum ama baya pahaliydi giris. Diyecegim vaktiniz varsa mutlaka Guney Kapisina gidin. Ve hatta bir gece o civarlarda kalin. Benim bu uzun tatile dair icinde kalan en buyuk sey bu oldu. Vegas tarafi bir kac gun fazladan ayirmaya kesinlikle deger. Bence.

Biz Grand Kanyona vardigimizda saatler ogleye yaklasiyordu. 
Buyulendim. 
Buyulendik. 
Hakikaten bambaska bir yer. 
Insan doganin mucizesine bir  kez daha hayran oluyor. 



Bu kuzey kapisinda ilginc bir sey var. Skywalk. Kanyonun 4000 feet yani 1250 metre kadar yukseliklte bir yerine camdan bir yuruyus yolu yapmislar. Yahu ben yuksekten korkan insanim! Ama olsun dayanamadim ciktim. Cok feci bir his. Yine olsa yine cikarim diyecegim ama cikmam :) Orada fotograf cekmeniz yasak. O yuzden internetten bir fotografini ekleyeyim :)



Paraniz varsa kanyon icin helikopter turlari var. Sizi sabah aliyorlar. Kanyonun ustunde helikopterler dolastiriyorlar. Hatta asagilara indiriyorlar, Rafting yaiyorsunuz. Guzel bir sey kesinlikle. Ama pahali, tabi ki. Kisi basi 500 dolar civari. Iste kumarda sansimiz gulseydi de kazansaydik ondan yapacaktik biz Ozanla ama olmadi :)





Biz de pasa pasa surduk arabamizi donduk otelimize. 
Bir Vegas aksamini da daha oteller ve oyun masalari basinda gecirdik.
Genelde kumarhanelerde ictikleriniz bedava. Hani parayi kumardan kazaniyorlar ya. Biz hem onlara para kazandirmadik hem de bedava icecekleri ictik :)
Ertesi gun yine dustuk yola...


Ertesi gun yine dustuk yola...
Kaliforniya Dalgasi bu kez bizi cok baska bir yere goturuyordu: Yosemite... 
Ve Gulcin basina geleceklerden habersiz hala mutlydu...


Kisa Kisa:
- Kimilerine gore Vegasta hicbir sey yok. Hakli olabilirler. Ama ben yine giderim. Benim icin otelleri dolasmak bile inanilmaz eglenceliydi.

- Otel icin priceline.com'u kullanmanizi tavsiye ederiz. Soyle bir sistemleri var. Kampanyalar oluyor. Size bolgeyi ve otelin genel ozelleiklerini gosteriyor sistem. Ama hangi oteli aldiginizi bilmiyorsunuz. Ne cikarsa bahtiniza. Bizim bahtimiza hep cok guzel oteller cikti, tavsiye ederiz.

- Vegasin acik bufe yemekleri unlu. Ama inanmazsiniz biz hic gidemedik. Olmadi denk gelmedi. Siz giderseniz mutlaka gidin tavsiye ediyorlar. Ben diyorum az kaldik, bizim Vegas olmadi. Bir daha gitmeli :)

24 Haziran 2015 Çarşamba

Kafa bi dunya!

Benim kafamdan bahsediyorum.
Resmen bir dunya!
Iyice sacmalamaya basladim son gunlerde, Sonum hayir olsun diyorum sadece.

Pazartesi aksami Ozan Oxford'ta bir yemekte olacakti.
Ben isten ciktim. Markete ugrayip bir dunya alisveris yaptim ve eve dogru yola ciktim.

Yolun yarisini gecmisken bir anda anahtarimin olmadigini farkettim.
Elimde alisveris torbalari, sirtimda canta, olmayan anahtarim ve kocamin evimizden minimum 1,5 saat uzakta olmasi ve o aksam katilacagi yemekten dolayi gece 1de falan gelecek olmasi gercegiyle beraber evimize dogru ilerliyordum.

Ozan, ben gitmeyeyim yemege atlayim geleyim dedi.
Hayir dedim.
Aptal olan benim, ceremesini de ben cekmeliyim. Sen planini bozma.

Ne var, bozsun degil mi?
Ne olur yani katilmasin yemege. 
Ben niye boyle herseyi kendime zorlastiriyorum anlamiyorum. Hayir kendimi cezalandirmaya olan bu tutkum nereden geliyor bilemedim.

Neyse Ozan baya israr etti ama en sonunda tamam dedi.
Tamam da sen ne yapacaksin?
Hakikaten ben ne yapacaktim?

Dedim ki eve giremezsem bir yerde yemege giderim, sonra sinemaya girer bir film izlerim, heralde o saate sen gelmis olursun.

Kulaga cok guzel gelen bu planim bir acidan icime sinmiyordu. 
Yorgundum. Cok yorgundum. Ve ertesi sabah erkenden ofiste olmam gerekiyordu.

Sonra aklima bir sey geldi!
Dedim ki ev sahibini arayayim. Onun anahtarini isteyeyim. 
Onlar da haftanin sadece 2 gunu Londrada oluyorlar ama sansima evdelermis.

Neyse akilsiz basin cezasini ayaklar cekti. Yurudum onlara kadar 45 dakika, Aldim anahtari dondum.
Yurumeseydin diyorsunuz biliyorum da, evlerimiz cok ters.
Toplu tasimayla 40 dakika, yuruyerek 45. 
Ay yururum!

Anahtari aldim, tamam.
Eve girdim, tamam.
Ama niye bu ara boyle kafam bi dunya anlayamiyorum.

Gecenlerde de ofiste unutmustum anahtari. 
Ben sirket yemegindeydim, Ozan yine Oxford'ta yemekte.
Neyse ben cikarken, o da cikti, sadece 1 saat bekledim kendisini eve gidik.

Ama bu iki oldu.
Sadece bu da degil ki.
Herseyi unutuyorum bu ara.
Gecen sabah toplantiyi acarken, toplantinin konusunu bile unuttum. Neyse geveledim hallettim.

Velhasil kelam kafa bi dunya!
Sonum hayir olsun.
Bir de su 5 hafta da gecsin de artik Gulcin bir tatil yapsin.
Evet, yorgunum.
Tum bunlarin bas sebebi de bu aslinda...


22 Haziran 2015 Pazartesi

Bugun de bunu cok sevdim

Ama nasil sevmeyeyim...


Hep biraz cocuk kalsak keske...

19 Haziran 2015 Cuma

Haftamin "en"leri...

Ben bu haftamin enleri isini cok sevdim :)
Yine yazacagim.

En neseli an; Dun aksam Ozan eve elinde bir avuc kirazla girdi. 
Boyle bir avuc kiraz! 
Mahallede bizim kiraz agaci var oradan toplamis. Bu ingilizler dalindan meyve yemegi bilmiyor ben anladim. Artik yolda belde agac pesinde kosacagim :)


En stresli an, bakmayin boyle neseli neslei olduguma. Cok yorgunum. Is cok yogun. 
Bir de ustune ofistekilerin huysuzluklari eklenince hayat kolay olmuyor. 
Carsamba sabahi ise gittim yine stres, karmasa. Durdum ve dedim ki kendime Kac Gulcin. Yoksa kalp kiracaksin.
45 dakika yemek aram vardi, attim kendimi gym'e. 
Kostum kostum. Biraz rahatladim.
Ama o Kac Gulcin anina geldigim noktada, tam orada iste stres neymis yeniden anladim. 
Calismak zor ya!



En huzurlu an, Pazartesi aksami isten eve geldim. 
Hava nasil guzel. 
Evde mi otursaydim yani? Aldim kitabimi ve azcik meyvemi parka gittim. 
Kendi kendime mini piknik yaptim yani :)
Oyle oturdum kitap okudum parkta. 
Cok ama cok huzurlu bir andi.



Aa bu arada parka yuruken bir ingiliz cift bana yol sordu. Karisik gidecekleri yer. 
Haydi dedim sizi ben goturuyeim, Nasilsa yuruyorum. Acelem yok. 
Goturdum neyse. 
Sonra kendi kendime bir sevineyim, baya ogrenmisim ben buralari yol bile gosterebiliyorum yani. Bu da o zaman En sevincli an :)

Onlari gidecekleri yere birakip donerken biraz kaybolmus olabilirim.
Olsun.
Bak kaybolunca su sahene evin oldugu sokagi da kesfetmis oldum.
Bu evi soran olursa artik alir gotururum :)
  Yasasin en sevincli an :)





En sevdigim gun, tabi ki yine Cuma. 
Ya ne olacakti. 
Hafta bitmis. 
An itibariyle saat sayiyorum, 6 saat sonra artik calismiyor olacagim :)




Haydi hepimize iyi haftasonlari :)
ve tabi bir de huzurlu mutlu ramazanlar :)



18 Haziran 2015 Perşembe

Bugun de bunu cok sevdim

Hani gecen haftasonu kendi kendime kaldim demistim.
Yurudum, izledim, okudum ve muzik dinledim.
Evet o haftasonu ben cok muzik dinledim.

Youtubeda bir kanal var Joy Turk Akustik.

Ara ara parcalara denk geliyordum ama oturup arka arkaya o kanaldan parcalar pek dinlememistim.
Cumartesi ve Pazar gunu dinledim.
Ve cok sevdim.

Sanki yaninizda soyluyorlar.

Sanki siz de o odada onlarla beraber oturuyormussunuz hissiyati verdi bana.
Hosuma gitti.

Bilgi Universitesi ogrencilerinin bir projesiymis.

Sanatcilari davet edip, kayitlari ve cekimleri onlar yapiyorlarmis.
Bence basarili.
Ve kendimi taniyorum, ben bu kanali uzun sure dinlerim.

Bu ara en cok takildigim parca da bu iste.

Ben gercekten bugun bunu cok sevdim.
Dilerim size de keyif verir:)

Gokhan Turkmen Susma


17 Haziran 2015 Çarşamba

Dunya hic de...

Gecenlerde mudurum geldi ve dedi ki Gulcin haftaya 2 haftalik bir program kapsaminda stajerler gelecek, onlarla ilgilenebilir miyiz?

Sizi tutmayayim, buyrun. Ama ben almayayim.

diyecektim. Tam olarak oyle diyemedim. Ama cok isimin oldugunu ima ederek, bu isi bir takim daha genc arkadaslara devrettim. Pisman degilim. 

Bugun ne kadar dogru bir sey yapmisim, anladim. Stajerler geldi. 2 tanesi 17, biri 16 yasinda. Bebe! Bebeee diye seslenesim var arkalarindan.

Arkadas 17 ve hatta 16 yasinda ne staji yahu! Vallahi ben ustume alinmamakla durumu cok iyi etmisim ondan eminim. Zira gercekten 16-17 yasinda arkadaslarla genel olarak vakit gecirmeyi cok sevsem de isimin basimi astigi gunlerde kendileriyle birlikte olmasam da olur.

Ama sorun su ben cocuklara uzuluyorum yahu. Yani gitsinler gezsinler, ne isleri var ofiste degil mi?

Degil!

Durun soyleyeceklerim bitmedi. Meger bu 16 ve 17 yasindaki arkadaslarimiz taa Amerikadan kalkmis buraya gelmis. Meger boyle 2ser 3er hafta sirketleri dolasacaklarmis. Bu arada Londarayi da gormus olacaklar tabi.

Size bir sey soyleyeyim mi. Dunya hic adil bir yer degil!

Bu tabi bizim bebelerin sorunu degil. Bebelerle ilgileniyor bizim gencler. Iste anlatiyorlar, is veriyorlar falan. Ama yani ben onlar her benim toplantilarima girdiklerinde ayni seyi dusunuyorum. Dunya hic adil bir yer degil Hic.

Ha bu arada bence Amerika bir yerde hata yapiyor olabilir. Beni 17 yasinda sirkete koysan ardima bakmadan kacardim heralde. Ya da belki simdiki aklimla boyle dusunuyorumdur.

Ama kacarlarsa onlar da bilin ki kapitalizmin sonu bebeleri staja gonderen duzenden olabilir.

16-17 hoh!

15 Haziran 2015 Pazartesi

Kendimle başbaşa

Cuma akşamı işten çıkarken, bakalım ne yapacağım bu haftasonu diyordum. Yalnız olacağım, sıkılacak mıyım? Kendimi oyalayabilecek miyim? Derken bir önceki yazıya gelen yorumları okumaya başladım. Ah ben de yalnız kalabilsem diyen anneleri görünce sustum. 



Her seyin bir zamani vardi. Yalniz kalabilmenin de. Zamaninda her seyin kiymetini bilmek lazimdi. Sikayet etmeyip, keyfini surebilmek lazimdi. Ileride lazim olurdu :) Iste o an karar verdim; bu haftasonunu guzel gecirmek icin elimden geleni yapacaktim. Gozunu seveyim blogger olmanin :)

Eve giderken en sevdiğim şeyi yani suşi aldım kendime. Bir de beyaz şarap. Sonra eve gidip bir de romantik komedi açtım kendime. Böylece kendimle başbaşa haftasonum başlamış oldu...


Aldigim karari uyguladim ve mis gibi bir haftasonu gecirdim. Sanırım arada yalnızlık iyi geliyor insana. Bu birlikte olduğumuz, hayatı paylaştığımız insanları sevmediğimizden değil. Ve hatta belki de cok sevdigimizden. Onlara verebilecegimizin en iyisini vermek istedigimizden. Oyle ya da boyle sadece arada yalnızlık iyi geliyor insana. Yoğunluğu yüceltmeyelim gibi, insan ilişkilerini de yüceltmemek mi lazım acaba? Daha iyi olabilmek için ilişkilerimizde arada bir kendimizle başbaşa kalabilmek mi lazım acaba?


Ben kendime iyi davrandım bu hafta sonu. Canım ne istiyorsa onu yaptım. 
Canım istedi evi topladım. Canım istedi film izledim. Canım istedi alışverişe gittim kendime yüz peelingi aldım. 
Canım istedi yemek yaptım. Canım istedi dışarıdan yedim. 
Canım istedi dizi izledim. Canım istedi müzik dinledim. 
Keyfimin kahyası derler ya hani, ben sanırım bu hafta sonu tam olarak keyfimin kahyası oldum :)

Dün evi toparlama ve bir romantik komedi üstüne bir kahve içip eve dönme niyetiyle yola çıktığımda saat 3tü. Ozanla her zaman gittiğimiz bir kafe var oraya kadar yürüdüm. Sonra söyledim kahvemi ve kekimi, oldukça sıradan ve tam da bu haftasonuna uygun köpük kitabımı okumaya başladım.


Kafenin sahibini İtalyan sanıyorduk biz ama Arnavutmuş. Bana ozanı sordu. Böyle şeyleri çok seviyorum. Rotterdamda da olurdu. Hani insani bir bağ :) sohbet ettik biraz. Sen demesin mi bana geçenlere arnavutkuktaydım sizin başkanınız da oradaydı. Hiç anlamıyoruz bize neden cami yaptırıyor? Yani Londra'da yaşıyorum, Londra'da yaşayan bir arnavut bana bunu diyorsa ben başka bir şey demiyorum. Nokta.

Sonra vurdum yine kendimi yollara. Hava bir açıp bir kapıyordu. Güneş bir görünüyor bir bulutların ardına saklanıyordu. Ben yürüdüm. Yorulunca oturdum bir banka kitabımı okudum, insanları izledim. Ben yürüdüm. Acikinca girdim bir Kafe'ye atıştırdım, birşeyler içtim. Ben yürüdüm. Arada kulaklıklarımı takıp müzik dinledim. Ve hatta hayal bile kurdum. Ve hatta hayaller...


Akşam eve geldiğimde saat 9a geliyordu. 5 saatten fazla kalmisim sokakta. Bir tarhana çorbası yaptım kendime. Sonra bir şey izlemek istemedi canım. Müziğe teslim ettim kendimi. Dinledim. Dinledim. Dinledim.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, Goncama whatsuptan konusşuyorduk. Ne iyi etmişsin GB, bak bunlar da bir nevi terapi dedi. 
Haklıydı.
Bunlar da bir nevi terapi...
Ve galiba benim bu terapiye ihtiyacim vardi...


12 Haziran 2015 Cuma

Haftamin "en"leri

Sabah kalktim. 
Haftanin son gunu dedim kendi kendime. 
Bak hayatimizdan bir hafta daha gecti gitti.

Sonra dusundum nasil bir haftaydi bu diye. 
Soyle boyle, aklima gelenler oldu.

Ise geldim.
Kahvemi icip, soyle bir bloglara bakarken bir Vintage Duygularin yeni postunu gordum.
Bu haftanin "en"lerini yazmis Vintage Duygular.
Hosuma gitti.
Ben de deneyeyim dedim :)

Iste benim haftamin "en"leri :)

En sevdigim gun Cuma oldu yine. Bu hafta yalniz bir Cuma ama olsun. Cumalar hep guzel bana :)

En sevdigim an Carsamba aksamiydi. Evdeydik. Malum hastalik, esya hazirlama falan. Aksam yemekten sonra mutfagi toplayip mor koltuguma oturdum. Pencereden disari baktim ve o an bu evimizi de cok sevdigimi hissettim. Hatta hemen instagrama da yazdim. "Insanin evini sevmesi ne guzel sey aslinda." diye. Tam da oyle. Iste haftamin en aklimda kalan ani da o galiba.


En zor an is-guc tabi. Bu hafta zordu. Ama haftaya daha da zor olacak biliyorum o yuzden sesimi cikarmiyorum su anda...

En keyifli an Dun aksam urunikomla facetime sohbeti yaptik. O anlatti, ben anlattim. O anlatti ben anlattim. Arkadas guzel sey vesselam.

En leziz an Calisan bir insan olarak en leziz yemek, aksam eve gidince hazir olan yemek :) Bir gun once biz hazirlamis olsak da yemegi bu boyle :) O yuzden carsamba pisirdigim, dun aksam yedgim dinlenmis zeytinyagli ispanak gibisi yoktu bu hafta. Ellerime saglik.

En huzurlu an Ozan sag salim varmis, cok kotu de degilmis idare ediyormus. Onunla konusunca aksam iste huzur dedim. Saglikli olalim, sevdiklerimiz de saglikli olsun daha ne degil mi ama :)   



En saskin an Bu hafta 4 blog yazisi yazmisim! Soyle bakinca vallahi sasirdim :)

Ben Londra'da yalniz gecirecegim bir haftasonuna basliyorum. bakalim beni neler bekliyor :)
Size de iyi haftasonlari.
En huzurlu, en eglenceli olanindan olsun hem de :)

bakalim haftasonu ve yeni hafta neler getirecek bize? :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails