29 Mayıs 2015 Cuma

Benim Oyum Benim Kararim

Secimler yaklasti ya herkes siyasi analist.

Herkes herseyi cok biliyor.En cok da karsisindakinin kime oy vermesi gerektigini biliyor.

Bilmeyin rica edecegim.
Rica edecegim oyuma karismayin.

Cok sukur herkesin kendine gore bir siyasi gorusu var.
Bunu dile getirmekte de herkes sonuna kadar serbest.
Ve hatta ben cani gonulden her ortamda siyaset konusulmasini destekliyorum.
Konusa konusa bir orta yol bulacagiz.

Su blogda 5-6 yildir hep siyasetle ilgili seyler yazdim.
Hep de yazacagim.
Ama hic suna oy verin diye yazmadim.
Asla da yazmayacagim.
Ama asla suna oy veren soyledir, boyledir de yazmadim.
Asla da yazmyacagim.

Butun partilere oy verecek insanlari takip ediyorum.
Arkadaslarim, sosyal medya sebebiyle tanisik oldugum insanlar.
Herkesi takip ediyorum.
Hepsinin de soylediklerini anlamaya calisiyorum.

Ama...
Ama sen benim fikrimi asagiliyorsan, sinirlenip agzindan kopukler sacarak oyumu etkilemeye calisiyorsan dur lutfen.
O kadar degil.

Biktim bagiran facebook statuleri, tweetler, instagram resim altlari falan okumaktan.
Ogrendigim bir sey varsa o da bu isler bagirmakla olmuyor.
Bu isler konusmakla oluyor.
O yuzden bagirmayin.
Lutfen bagirmayin.


Bir insanin siyasi gorusu az cok oturmussa sizin bagirmanizla zaten fikrini degistirmez.
Yok ahmak, yok salak, yok g.t kili yazmanizla kimse fikrini degistirmez.

Daha ziyade uzaklasir, sinirlenir insanlar.
Iclerine kapanirlar.
Kutuplasmamiz artar.
O kadar.

Simdi ben ne icime kapanacak, ne de gucenecek bir insanim.
A partisine oy verenler gerizekali yazmanizla gerizekali olmuyorum.
B partisine oyunu vermeyen gerzektir yazdiginizda gerzek de olmuyorum.

Sadece hakikaten sinirleniyorum.
Size soracak degilim.
Kimseye soracak degilim.
Benim Oyum benim kararim.
Oy verme kabinine girecegim, elbette ulkemin gelecegini dusunerek gonlumden gectigi gibi oyumu kullanacagim.
Bu kadar. 

Bagirmayin.
Lutfen bagirmayin.

28 Mayıs 2015 Perşembe

2.yil bitti

2. yil bitti.

Bundan iki yil once yasadigimiz duygu firtinasini hatirlamak bile heyecanlandiriyor beni. Kaybettiklerimizi hatirlamaksa hala icimi sizlatiyor.

Kiydilar. Gozlerini kirpmadan kiydilar gencecik cocuklara.

Bu sene secimlerin Geziyi yasadigimiz zamanlara denk gelmesi hakkinda ise ne dusunecegimi bilemiyorum. Londra icin oy verme islemi bu Cumartesi ve Pazar. Yani Turkiye'den bir hafta once. Heyecan bir hafta once basliyor ve 8 Haziran'a kadar bitmeyecek.

O oylari verirken Ali Ismal'in yuzu gelsin insanlarin gozune umarim. Umarim Abdocan'i hatirlasinlar, umarim tek tek kaybettigimiz, yaralanan, sokaklarda kosan insanlar gozlerinin onune gelsin. Ve oyle versinler oylarini. Vicdanlari herseyin onune gecsin dilerim. Ve dilerim onumuzde bir kapi acsin bu secim. Bir umut kapisi...

Simdi iste tam da Gezi zamaninda yasadigimiz birlige ihtiyacimiz var. Muhalefet yaratabilmek icin. O, bu, su demeden muhalefet yaratabilmek icin. Ancak o zaman iktidar yaratacagimiz gunler de gelecek.

Gecenlerde de yazmistim, yaptigimiz seylerin kisa vadede bir seyleri degistirecegine dair inancim neredeyse kalmadi artik. Ama umudum? Iste onu kaybedemem. Ulkemin gelecegine dair umudumu kaybedemem. O yuzden haftasonu sandik basinda olmaya calisacagim.

Bugun sabah instagramda pek cok takip ettigim insan #geziyihatirla etiketiyle fotograflar paylasti. Yine icim sizladi. Yine kalbimde bir kipirti oldu. Bu hisler hic bitmeyecek biliyorum. Bitmesin zaten. Hem ne demistik "Unutursak Kalbimiz kurusun"

Iyi ki dogdun Gezi.
Ama keske seni yasarken azalmamis olsaydik...


26 Mayıs 2015 Salı

Ozel sektorde tatil dedigin

Ozel sektorde tatil dedigin, 
tatile cikmadan once ve tatilden dondukten sonra fazla mesai yapmak.
Nokta.
10 senedir falan calisiyorum. 
Dunyanin cesitli ulkelerinde, baska baska sirketlerde calistim.
Hic bundan farklisini gormedim.

En calisanina saygili is yerinde bile durum bu.
Gitmeden isleri topalamak icin kos.
Dondun mu isleri yakalamak icin kos.
Kos kos kos.

Neymis efendim dostlar tatilde gorsun!

Vallahi tatile cikmasan daha az yoruluyorsun.
Hic olmazsa insani bir tempoda calis dur.

Simdi dusundum de ben yillar once de boyle bir yazi yazmistim sanki?
Simdi donup bulamayacagim ama sanirim yazmistim.
Demek ki ne is kosullari degismis.
Ne de benim hissiyatim degismis.

Oylese boyle gider bu duzen diyelim.
Isimize donelim :)

Ne olursa olsu.
Tatil guzel sey ya :)

15 Mayıs 2015 Cuma

Kisa bir ara zamani

Bu ara neden bilmiyorum yorgunum.
Bahardandir.
Is guc.
Sebep neyse iste.
Yorgunum.

Bu durum calismami, gezmemi falan etkilemiyor.
Hani oyle bir enerji dusmesi yok.
Sadece tahammulum cok azaldi.

Cabuk sinirleniyorum.
Bir anda parliyorum.
Sabredemiyorum.

O yuzden bir araya ihtiyacim olduguna karar verdim.
Orada diyordu ya yogun olmayi yuceltmeyin diye.
Iste tam da onu yapmaya karar verdim.

Kelimelerle anlatamayacagim kadar yogunum. 
Calisan pek cok insan gibi.
Dun sadece 20 dakika yemek yiyecek aram oldu mesela. 
O kadar.

Bu durumda ise kapilip gidiyor insan.
Ama farkediyorum bedenimden ziyade ruhum ve beynim alarm veiyor.
Yapma diyorlar.
Sakinles diyorlar.
Dinlen diyorlar.

Iste o yuzden ben bir hafta Izmire kaciyorum.
Ara veriyorum yani.
Yogunlugumu yuceltmiyorum.
Bir geri cekiliyorum.
Daha iyi baslayabilmek icin.

Pazar sabahi cikiyorum yola.
Iyi gelecek bana bu ara...
:)

12 Mayıs 2015 Salı

Bu sabah

Bu hafta Ozan evde yok.
Isvicrede bi konferans varmis, orada. 
Cuma gecesi donecek.

Simdi dun ben su yaziyi yazdim.
Yaptim bunu.
Sonra aksam uyudum.
Allahim saat sabah 6ya ceyek kala yani 5:45te evde bir gurulu. 
Kapilar carpiyor, tangur tungur bir seyler oluyor.
Uyandim.
Anladim ki sesin kaynagi alt komsumuz.

Nomalde sessiz bi insandir.
Ne yapiyordu da o kadar ses cikti bilmiyorum ama bence ben o yaziyi yazdigim icin oldu butun bunlar :)
Ilahi gucler al bakalim dediler, sen uyuyamamk neymis gor.

Gordum.
Tesekkur ederim.
Dersimi aldim.
Bir daha gurultuye gerek yok, mesaji anladim :) 
Ozan'a buradan sevgilerimi yolluyorum :)

Sabahin korunde kalkmis Gulcin bakalim bugun nasil calisacak da aksam bir de sirket yemegine gidecek gorecegiz :)

Yine de soyleyecegim iste: Birakin ya uyuyalim :)

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Uyku

Öncelikle bu satırları okuyan annelerden özür diliyorum. Hatta okumayın siz bu yazıyı. Vallahi bak okumayın :)

Uykuyu seven bir insanım ben. Uykusuzluğa gerekirse dayanırım. Ya da şöyle diyeyim dayanırDım. Üniversite yıllarında gezip gezip son anda sınavlardan önce çalışayım diye 1 saat uykuyla sınava girmişliğim çoktur.

Çalışkan bir öğrenciydim. Hiç öyle çalışmadan 0  bilgi sınava girmişliğim olmadı. Ama son ana kadar gezip, sonra az daha çalışmak için saati 3 dakika sonraya kurup vallahi bak 3 dakika uyuyup kalkıp çalışmaya devam etmişliğim vardır. Gençlik işte. Dur şimdi uyuyayım diyip gamsız tassız yastığa 5 kala uyuyabildiğin, 3 dakika uykuya bile şarj olabildiğin zamanlar. Gençlik işte. Güzel be :)

Bebekliğinden beri uykuyu sevirmişim ben. 
Mis gibi uyumak gibisi var mı yahu? Gençlik mençlik eğlenmek için -gönüllü olarak- az uyuduğumuz zamanları çıkarırsak hayatım boyunca uykuyu seven bir insan oldum. Oh mis. 
Yalnız bu uyku hikayesinde uyumama engel tek bir şey var: 
Ozan !

Arkadaş bir insan bu kadar mı uykuyu sevmez? Haftanın 7 günü bir insan neden en gec 7 -ki cogu zaman daha erken- ya da bilemedin 8de -o da çok ender- kalkar? Hafta içi tamam işe gidiyoruz ama haftasonu neden 7 de kalkıyoruz biz? Deli miyiz? Divane miyiz? Çoluğumuz yok, çocuğumuz yok biz neden uyumuyoruz? 
Neredeyse 8 yıllık evlilik hayatımızda Ozanla EN anlaşamadığımız konu bu: Uyku. 
Temel noktada fikir ayrılığı yaşıyoruz. 
Ben uykuya bayılıyorum. Ozan evet uykuyu seviyor am bir noktadan sonra vakit kaybı olduğunu düşünüyor. Uyuyacağına gezermiş, okurmuş, eğlenirmiş vs. 
Ya ben sana bunları yapma demiyorum. Yap yine yap. 
Ama önce uyu sonra yap!
Ya da tamam sen uyuma. Git ne yaparsn yap bana ne. 

Ama yok arkadaş beni de uyutmuyor! 

Ona sorsanız öyle bir niyeti yokmuş. Ha tabi tabi. Bence de yok! O beni uyandırmak asla istemiyormuş. Sadece bir karısına sarılmak istiyormuş. Sarılma! Dur bir karımı öpeyim diyormuş. Öpme ya! Öpme! Uyuyacağım ben öpme!

Neyse çemkire çemkire bu konuda bir ilerleme sağladım sandım ben. Evlendikten hatrı sayılır yıllar sonra baktım Ozan yine sabahın esselatında uyanıyor ama bana dokunmuyor. Akıllı çocuk biliyor dokunsa söylene söylene kafasının etini yiyorum. 


Ha böyle oldu da uyuyabildiğin mi sanıyorsunuz? Yok!

Tamam sarılmıyor, tamam öpmüyor. Iyi de bu sefer de sabahın köründe evde garip sesler oluşmaya başladı.

Elinden kaçmış da kapı çarpıvermiş.
Nasıl oldu anlamamış bardak bir anda düşmüş kırılmış.
Terlikleri o hep öyle yürürken yere sürtermiş!

Allah Allah! Bütün gün dublörün mü yürüyor evde yahu? 
Niye sadece sabah ben uyurken o garip sesi çıkarıyor terlikler? 
Bir de sanırsın Ziyagillerin yalısında yaşıyoruz! 
Ya arkadaş sabahın köründe bizim evde bu kadar yürüyecek ne olabilir? 
Bir insan bu kadarcik bir evin neresinde boylesine uzun uzun! yürüyebilir?

Yok kabul ettim. Uyandı mı beni de uyutmuyor. Nokta.

Aslında hakkını yemeyeyim genelde kendisi 6:30 - 7 gibi uyanıyor. Dayanıyor dayanıyor 8 gibi bu istemsiz uyandırma faaliyetlerine başlıyor. Istemsiz tabi tabi istemsiz :) 7 neredeyse 8 yıldır bu hep böyle. Bunca yıldır şu bedenim haftasonu da dahil 9u uyuyarak göremiyor.

Neden ama neden?

Çocuğumuz bile yokken bu uykusuzluk neden? Bıraksan ben zaten en geç 9 da uyanacağım. Çok mu şey 9 a kadar uyumak istemek?


Derken....
Geçenlerde bir Cumartesi 10:00 da uyandım ya ben. Vallahi bak. 10:00 diyorum.
Şok olmuşum. Ozan yoktu o sabah. Yeni tutkusu aıkıdonun kollarındaydı. Ve evet Cumartesi sabahlari az daha uyumak icin aikidoya gitmesi icin ben kendisini tesvik ettim. Ama normalde gitmeden uyandırır illa -nedense?-. Nasıl olduysa o sabah bırakmış beni uyuyayım diye. 10:00 a kadar uyumuştum. Oh mis.

Anneler okuduysanız kusura bakmayın. Ama bunu yazmasam olmazdı. Insaf edin çoçuksuz haliyle 7-8 yıl sonra ilk defa uzun uzun uyuyabilmiş bir insan olarak çok mutluyum. Evlendiğimizde beri ilk defa 10:00 kadar uyudum. Kalktım sanki gençleşmişim. Cildim parlamış, ruhum cilalanmış.

Uyku güzel şey arkadaş. Bırakın uyuyalım.

Blogum sana yazıyorum Ozan sen dinle :)

Bırakın uyuyalım :)

8 Mayıs 2015 Cuma

Cocuklugum... Guzel cocuklugum...

Cocukluguma donecegim...

Kocaman bir aileyiz biz denir ya.
Biz hakikaten tam da oyle kocaman bir aileydik.
Hala da oyleyiz cok sukur.
Babamlar 4 kardes.
4 kardesten 10 kuzeniz biz.

10 kuzen hep birlikte buyuduk.
Babanemler ve halamlardan ikisi Torbali'da yasarlardi.
Biz ve diger halam Izmirde.
Ama yaz oldu mu hepimiz firsat buldukca Torbalidaydik.
Babanem ve Emel halamlar altli ustlu otururlardi.
Alt katta babanem, ust katta halamlar kocaman bahce icinde bir ev.
Hah iste o evlerde o bahcede olurduk yazin arada.
Coluk, cocuk, torun torba derler ya oyle.

Cocukluk anisi dediniz mi, aklima ilk gelenlerdir o bahceli evde yasadiklarimiz.
Enistem, canim, cocuklara asiktir.
Gercekten.
Hic yahu 10 cocuk zor oluyor demezdi. Hic ama sessiz olun demezdi. Hic aa yeter demezdi.
Aksine biz beraber olalim, birlikte oynayalim, orada kalalim diye herseyi yapardi.
Hala da yapar.

Mesela kucuk bir sus havuzu vardi bahcede. 
Enistemin tepesinde ziplardik doldur eniste diye.
Usenmez kalkar havuzu temizler, doldurur, bizi oynatirdi.
Bahceye isik ceker, mangallar yakardi,
Bir de ust evin balkonuna bizi serer videolar izlerdi bizimle.

Hatirlarsiniz bizim cocuklugumuzda VHS videolar vardi.
Enistemin hakikaten baya buyuk bir arsivi vardi o zaman icin.
Eski turk filmleri, en cok Kemal Sunal filmleri. 
Bir de biz seviyoruz diye cokca Adile Nasit filmleri.
Ama en cok kabereler.


Evet, en cok kabereleri izlerdik.
Yasaklar, Deli Deli, Devekusu. 
Kabareler.
Sarkilarini ezbere bilirdik cogunun.
Onlarla beraber biz de soylerdik.
Biz cok ama gercekten cok kabere izlerdik.

Ne gulerdik. Ne guzel gunlerdi. Ne mutluyduk.

Zeki Alasya vefat etmis bugun.
Allah rahmet eylesin.
Bence cok genc. 
Duyunca icim bir ciz etti...
Aldi beni cocukluguma goturdu bu haber.


Enistemin gobegine bak ansil gucluyum diye yumruklar attigim, babanemin yufka ekmeklerine tulum peynirleri sarip gulus ahenk kahvalti ettigim, halamla doktorum ben de diye hastalara baktigim, sus havuzunda olimpik havuz edasinda yuzdugum, kuzenlerimle videolar seyrettigim cocukluguma.

Guzel cocuklugum.
Benim cok guzel cocuklugum.

Zeki Alasyanin da katkisi vardi iste o guzelim cocukluguma.
Sagolsun.
Gonlumun taa icinden O'na hersey icin tesekkur ediyorum.
Nur icinde yatsin.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Gulcin'in Hidrellez mucadelesi

Ay ben dun aksam kendim ne guldum :)

Dun hidrellezdi malum.
Yani malum degil aslinda, bana degildi en azindan.
Gunduz okumustum hidrellezi ama gun icinde aklimdan cikmis gitmis.

Ama aksam bi baktim instagrama ay her yan Hidrellez.
Sokakta ateslerden atlayanlar, suslu kagitlarda dilekler, gul agaclari, sular...
Hidrellez he yerde :)

Ben eve gelmisim.
Evde gul agaci yok, hayir bu sene gul bile yok.
E ne olacak?
Hidrellezden geri mi kalacagim?

Sana bi sey soyleyeyim mi?
Bence soyal medya baskisi diye bi sey var :)
Inan bana var :)

Boyle isten gelmissin, uzanmissin koltuga, gozlerin kapaniyor hafiften.
Bir bakiyorsun instagrama dilekler dilendi mi? Gul agacina asildi mi? Pencereler acildi mi? diye sorular.

Yorgundum, uyuyasim vardi ama nasil oldu bilmiyorum kendimi sorulari cevaplarken buldum:
Dileklerimi dilemedim. 
Gul agaci nerede bulacagim yahu?
Hava 10 derece camlari acmasam olmaz mi?
Olur neden olmasin!
Ama yok instagramdaki fotografla ve sorular devam ediyordu.
Uyku sersemligiyle soyle bir hal geldi ustume o dilekler bu gece dilenecek!

Velhasil kelam blogsever arkadasim.
Bu sosyal medya beni o koltuktan kaldirdi.
Dilekleri kagida yazdirdi.
Dilekleri yazdim da hangi agaca asacagim?
Yola bakim hic oyle gul benzeye bi bitki yok!

O sirada an komsunun balkonundaki saksi dikkatimi cekti.
Gul degil.
Ne oldugunu hic bilmiyorum.
Ama bitki!

Olur mu?
Olur dedim kendime.

Ne olur yahu?
Insan komsunun balkonundaki cicegine kagit sokusturur mu?
Hayir o sirada komsu ciksa hidrellezi nasil aciklayacagim?
Daha gorusup gunaydin demisligimiz yok birbirimize, garip bi adam acikcasi, gecenin vakti dileklerimi adama mi anlatacagim?
Ama yok gozum donmus.
Baya bir ben saksiya baktim, saksi bana bakti.
Pencerede kilitler var, eger cicege ulasmak istiyorsam onlari sokmem lazim.
Anahtar arandi bulundu.
Tam kilide soktum anahtari, donmuyor.
Hah iste o anda aklim basima geldi.
Dileklerimi usulca saksiya bakan pencere kenaina birakip uzaklastim.
Tabi evdeki vazo ciceklerimi de dileklerimin basina koydum.

Cicek var, dalinda degil.
Agac var, dileklerim altinda degil.
E ama oldugu kadar :)

Artik bende bu kadar!
Canim Hizir ve Ilyas umaim beni mazu gorur dileklerimin gerceklesmesi icin bir el atarsiniz.
Ben elimden geleni yaptim.
Tam gelenege uygun olmadi ama beni idare ediverin :)

Yalniz du aksam tum bunlari yapip yataga yattigimda bana bir gulme geldi ki sormayin.
Hey sosyal medya sen nelere kadirsin :)
Dileklerim olursa, bak soz yanaklarindan opecegim :)

5 Mayıs 2015 Salı

Ic dokme

Bir sey olsun hem cok istiyorum.
Hem de hic istemiyorum.

Hem cok heyecanlaniyorum.
Hem de cok korkuyorum.

Hem istedigim bu diyoum.
Hem de emin olamiyoum.

Hem iyi olacak diyiyorum.
Hem de ya olmazsa diye korkuyoum.

Hem olsun diye elimden geleni yapiyorum.
Hem olmasa mi diye dusunurken kendimi yakaliyoum.

Hem oyle.
Hem boyle.

Anlayacaginiz cok karistim.
O yuzden sadece hayirlisi olsun diyorum.

Hayirlisi neyse o olsun.

Degil mi?
Oyle olsun...

Boyle ustu kapali oldu azicik ama kusuruma bakmayin.
Daha sonra uzun uzun yazarim...

Hayirlisi neyse o olsun.

Degil mi?
Oyle olsun...


1 Mayıs 2015 Cuma

Cok kisa

1 Mayis.

Alninin teriyle ekmegini kazanan herkes icin kutlu olsun.

Bu kadar.


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails