30 Nisan 2015 Perşembe

Zamaninizin olmadigi bir yalan mi?

Hepimizin soyledigi bir sey bu; Zaman yetmiyor! Isler yetismiyor! Hayat cok hizli akiyor! Gunler hemen bitiyor! Isler bekliyor.
Ve benzerleri...



Gecen gun okudugum bir makale diyordu ki...
Gercekten oyle mi? Gercekten zaman gunluk islerinize yetmiyor mu? Yoksa baska kaygilar mi zamaninizi aliyor? 


Durun elimden geldigince makaleyi cevirecegim.

Eger isim cok zamanim az gibi bir hissiyata kapiliyorsaniz siz de zamana bagli stres yasayanlardansiniz ve muhtemelen cogunlukla bir yarista kosuyormus ve onu asla bitiremeyecekmis gibi hissediyorsunuz. (Evet, benim icin dogru)

Ama gercekte belki de  saatlerin azligi degil sizi strese sokan. Yapilan son arastirmalara gore bu stres yapilacaklar listenizdeki islerin tam da kendisinden kaynaklaniyor olabiliyor. Gercekten listenizdeki hersey daha fazla zamaniniz olsa da kisa vadede yapabileceginiz seyler mi? 

Calismasini anlatmaya Doktor Jordan Etki su sekilde basliyor: Cogumuz zamanin bizim icin yeterli olmadigi hissi ile yasiyoruz ama bu her zaman dogru degil aslinda...

Zamanimizin her zaman yeterli olmadigi tezinin her zaman dogru olmadigini dusunursek, peki bize strese sokan ne o zaman? Iste bunu bulmak icin Etkin ve ogrencileri bir calisma yapiyorlar. Calismalarina katilan insanlara yapmalari gereken seylein bir listesini cikarmalarini ve her maddenin yanina tahmini ne kadar zamani bu is icin harcamalari gerekecegini yazmalarini istiyorlar. 

Sonrasinda deneye katilanlara diyorlar ki, Simdi bu isleri yapmaya basladiginizi dusunun. Ve listenizde birbiriyle cakisan (yani ayni anda yapamayacaginiz, ya da birbirinin tersi seyler yapmanizi gerektiren ) seyleri bulmaya calisin. (Hah iste ben bunu yapmaya calistigimda cok zorlandigimi gordum.)

Dr. Etkin ve arkadaslari da diyorlar ki. Evet, cogu zaman isler zamanla yarisiyor olabilir, mesela iki seyi yapmak icin var olan zamaniniz bir birimdir ve siz ona o iki seyi sigdirmak zorunda kaliyor olabilirsiniz. 

Ama... listenizde zamanin cok otesinde seyleri gerektiren, duygusal ya da finansal noktalara dokunan maddeler de olabilir. Emekliliginiz icin para biriktirmek, guzel bir ev almak gibi maddeler var mi o listede? (Benim icin evet var. Ya sizin icin?)

Iste diyorlar ki... ne zaman ki deneyimizdeki insanlar listelerindeki bu tur aktivitelere geldiler. O zaman cok daha astresli olduklarini. ve zamanin kendileri icin asla yeterli olmadigini soyleyeme basladilar...

(Benim icin dogru. ya sizin icin? Ben ne zaman burada daha ne kadar bu yuksek kirayi odeyecegiz, ne zaman ev alabilecegiz diye dusunmeye baslasam bunaliyorum. Ya daha farkli bir is yapmam gerektigine (daha cok kazanmak icin) ya da bir an once bu pahali sehirden baska bir yere gitmem gerektigine karar vermeye calisirken kendimi yakaliyorum. Istanbulda da aynidir bu his muhtemelen. Sonra bir baski altinda hissediyorum kendimi. Zaman yetmiyor, yuzum kizariyor. Buyrun size nur topu gibi bir stres. Gundelik hayatimdaki zamansizliktan degil ki bu...)

Dr. Etkin diyor ki...
Sorun her zaman daha fazla sey yapmak zorunda olmaniz degil. Ne zaman ki aklinizdaki listenizdeki seyler bu sekilde zaman disindaki seylere de dokunmaya basliyor (finansal kaynaklar, duygular, ozlemler) kendinizi zaman acisindan kisitlanmis hissetmeye basliyorsunuz ki bu da normal...

Ancak bu kaynaklari hemen yaratamayacaginiza gore (ki evet benim Londrada ev alacak bir kaynagi yaratmam mumkun degil!) kisa vadede bu stresle basa cikmayi ogrenmek sizin icin faydali olacaktir diyor.

Yani anladigim su ki... Hayata dair genel kaygilarimiz biz de bazen gunluk siradan islere bile yetisememe hissi yaratabiliyor. Kendimizin, ailemizin, cocuklarimizin gelecegine dair duydugumuz kaygilar gunluk rutinizimizn ustune eklenince bir de bakiyoruz ki bunalmisiz. Ve zamanin bize yetmedigini dusunurken bulmusuz kendimizi.  

Ben dusundum ve evet aslinda. benim icin dogru bu. Gunluk islerim basa cikamayacagim seyler degil cogu zaman. Ya da onceliklendirme ile halledebilecegim seyler. Ama ya gelecegim? Nerede yasayacagiz? Ne zaman buradan ev alabilecegiz? Hep boyle calisabilecek miyim? Ya calisamazsam turkiyeye nasil gidecegim? Ve daha bir suru sey. Sizin kaygilariniz farkli olabilir. Ama bir durun dusunun var mi sizde de soyle kaygilar? Varsa asagida bazi oneriler vermisler. bana hepsi mantikli gelmese de cevirdim :)


Dr etkin diyor ki... 
Bunlar hemen cozebileceginiz seyler degil. Ama gunluk hayatinizin her aninda bu tur kisa vadede cozemeyeceginiz seyler sizi strese sokarsa bunalima girebilirsiniz. O yuzden bu kaygilarin etkisini azalatmak icin sunlari deneyebilirsiniz:

- Derin nefes alma
Dr Etkin diyor ki...
Bazilari buna yoga, meditasyon ya da baska seyler diyebilir. Ama isin ozunde yavasca nefes alin mesela 5 e kadar sayin nefes alirken ve yavasca birakin nefesinizi mesela yine 5e kadar sayin. 5e kadar saymanin bile ne kadar uzun bir zaman oldugunu dusunun. Zaman var. Bunu hatirlatin kendize. Ve herseyi ayni anda yapamayacaginizi hatirlatin. Sirayla, yavas yavas...

Vallahi bese kadar saymak var 5e kadar saymak var bence. O da kisa olabilir de. Neyse evet nefes almak anlik bir rahatlama sagliyor olabilir kabul ediyorum.

- Kaygiyi uretkenlige cevirme
Dr Etkin diyor ki...
Stres negatif bir duygu. ama pozitif de olabilir. Stres oldugunuzda bir sey yapmak istiyorsunuz demektir. O yuzden uzun vadeli planlariniza baslayamiyor olsaniz bile, kisa vadeli istediginiz bir seye yonledirin enerjinizi. Evet su anda bunu cozmem ama bunu yapabilirim gibi. 

- Neyin onemli oldugunu belirleme
Dr Etkin diyor ki...
Donun ve en basta yazdiginiz listeye sahip cikin.

Size uzun vadede cozemeyeceginiz seyleri bosverin gune odaklanin demiyorum. Sadece realistik olun. Ve uzun vadede sizin icin onemli olan seyleri siralayip bir plan dahilinde yapmaya calisin. (Yalniz Dr. Etkin plan her zaman ise yaramiyor demek istiyorum!)

- Yogun olmayi yuceltmeyi birakin
Dr Etkin diyor ki...
Bize kulturun dayattigi bir sey var. Zamani bosa gecirmek kotudur. Faydasizdir. O yuzden surekli mesgul olmak takdir edilesi bir seydir. Hayir, degildir. Kendinizi hicbir seye yetisemiyormus gibi hissettiginizde, bir an geri cekilin. Bu kotu bir sey degil.

Bu hatta zamanin kontrolunu elinize almaya yardimci olan bir sey. Cunku durmadan calismaya devam ederseniz zaman size asla yetmeyecektir. O yuzden yogun olmakla, oturacak bir dakikanizin bile olmamasiyla ovunmeyin. Ve hatta bu konuda endiselenin.

Zamansizliktan sikayetciyseniz, yapabileceginiz en guzel sey bir sure durmak. Hem de hicbir sey yapmadan. Durmak ve bir sonraki adimi planlamak. Zamanin kontrolunu elinize alin.

Ben iste en cok bu son maddeyi sevdim. Yogun olmayi yuceltmeyin! hatta bu yuzden endiselenin!

Bu makalede yazan herseye katlmiyorum. Ama bir konuda hakli benim adima. Benim zamansizlik yakinmalarim her zaman gunluk islerimden degil. Daha ziyade uzun vadeli kaygilarimdan kaynaklaniyor olabilir. Bir sure bakacagim gercekten oyle mi? Ha oyleyse de ne yapacagim bilmiyorum ama burada dursun bu yazi istedim. Dursun ki arada bakayim. Bir cozum bulursam onu da yazarim :)

Bu da boyle bir yazi oldu. uzun biraz ama kusura bakmayin :)

29 Nisan 2015 Çarşamba

Bugun de boyle...

Sevgili blogum,

Dun tum gun suren bir toplanti vardı. İşte klasik. Aksam da Ozan'ın işi var. Önemli değil ben de evde takılırım. Ama gün öyle yoğun, uzun ve yorucuydu ki akşam eve gidip oturmak istemedi canım. Keşke dedim. Keşke arayıp da birisiye buluşsam.

Türkiye'de olsam dedim. O zaman Gonca'yı arardım. Gonca Amerika'da şu ara olmazdı arayamazdim. Hepşen'i aradım, Sebnem'i arardım, Aylin'i arardım. Arardım bir bir arkadaşlarımı. Hangisi uygunsa onu görürdüm. Birden fazlası uygunsa hepbirlikte görüşürdük. Önceden planlamama gerek olmazdı. Arardım son anda...

Sonra düşündüm.  Burada da Banuyu arayabilirim, Aslı'yı ararım sonra, Tuba'yı ararım, Handan da var. Ama herkesin de bir planı düzeni çoluğu cocuğu var. Olsun. Belki buluşmak isterler. Hatta Banu'ya desem ki bunaldım atlar gelir biliyorum.  Ama işte aramadım. Yine kabullendim durumu. Akşam oyalanırım dedim. Film izlerim. Skype yaparız. Sosyal medya... Aslında esin var burada ama toplantısı var. Müminlere buradayım haftasonu keşke şimdi de burada olsalardı... Olsun. Oyalanırım ama ben.

Sonra toplantı bitti. Telefonumun da şarjı az. Baktım whatsupda 2 mesaj var. Biri İzmir'deki arkadaşım canımdan. Diyor ki çok özledim. Ah dedim ben de... Diğeri Özlem. Gonca vasıtasıyla tanıştık . O da buralarda. Demiş ki Gülçin hangi ofistesin ben holborndayım. Tesadüf bu ya ben de merkez londradaki ofisteydim, özlem dedim hala buralar da mısın görüşelim. Süper dedi görüşelim.

Böyle şeyleri çok söylemem ama kalbin temizmiş be bloğum. Nasıl sevindim özlemin mesajına anlatamam. Meğer gönlüm öyle haydi buluşalım densin istermiş onu anladım.

Buluştuk Özlemle. Muhabbet ettik. Dedikodu yaptık. Güldük, konuştuk. Nasıl iyi geldi anlatamam. Hani 3 seans psikoloğa, 5 posta masaja, 7 kez gyme gitsen anca bu kadar rahatlarsın :)

Yeniden anladım; 
Insanın ilacı insan. 
Bunalmanın ilacı sohbet. 
Yalnızlığın ilacı arkadaş.

Ve ben taa buralarda haydi buluşalım diyen insanlarla yaşayabilmen çok şanslı bir Gülçinim.

Evet uzaktayım. Evet hayatımın en güzel yanları ailem arkadaşlarım yanımda değil, evet bazen kendimi samimiyetle söylüyorum çok yalnız hissediyorum. Ama sonra böyle bir şey oluyor. Keşke eve gitmesem dediğim bir an whatsupdan neredeysin diyen bir mesaj geliyor. O zaman diyorum ki dur Gülçin, bir bak hayatına ve mutlu olacağın şeyleri gör.

Görüyorum.

Evet, iflah olmaz bir iyimserim. Ama çok şükür ki iyimser olmak için çok geçerli sebeplerle yaşıyorum.
Çok şükür.

28 Nisan 2015 Salı

Buika. Bu da boyle bir ani oldu :)

Dun aksam Ozanla Buika konserine gittik.
Londrada Latin Muzikleri haftasi varmis.
O kapsamda Buika da buraya gelmis.

Saniyorum Londrada hicbir etkinligin olmadigi 1 tek hafta bile bulamazsiniz.
Her hafta illa bir sey var :)
Film haftasi, muzik haftasi, moda haftasi, sokak festivali haftasi.
Hic olmadi bir yemek haftasi yapiyorlar.
Aman hafta bos gecmesin :)

Dun aksam icin cok guzel planlarimiz vardi bizim.
Hani boyle randevu gibi olacakti.
Konser 8deydi ama biz 6 gibi bulusacaktik.
Sonra bir yemek yiyecek, bir seyler icecektik.
Sonrasinda da konsere gidecektik.

Kagit ustunde cok sahane olan bu planimiz fiiliyatta hic de iyi ilerlemedi.
Zilyon tane ayarlama yapip, 5te isten cikmayi basardim.
Gule oynaya tren istasyonuna gittim bir de ne goreyim; trenler calismiyor.
Hay bin kunduz!

Normalde trenle hoop diye 1 saatte gidecegim yol, otobus, metro, obur metro falan derken 2,5 saat surdu.
Ben konser salonuna varabildigimde saat zaten 7:30du.
Hemen acele bir seyler yedim girdik salona.

Hani biz yemek yiyecektik?
Ustune de birseyler icecektik?
Neyse konsere yetistigime sukrettim.


Konser bekledigim kadar iyi degildi.
Evet Buika'nin sesi cok iyi, hakikaten cok yetenekli.
Ama konseri beni cok da etkilemedi.
Sanirim beklentilerim cok yuksekti.
Ha yine de tabi ki guzeldi.

Zaten bana sorarsaniz canli performans izlemenin ayri bir buyusu var.
Konser, tiyatro, dans hepsi boyle.
Insanin derisinde bir urperti oluyor.
Ve benim icimde de hep o sahnede olma hissi oluyor :)

Yalniz...
Konser salonlarinda cep telefonu kullanimi bunaltici bir raddeye gelmis.
Herksin elinde bir telefon.
Yok fotograf cek, yok videoya cek.
Konseri nasil dinliyorlar anlamis degilim.

Fotograf dedigin, ac interneti yuzlerce var.
Video desen, butun sanatcilarin orijinal kayitlarina spotifydan falan ulasabiliyorsun.
Sen cekeceksin de ne olacak?
Velhasil kelam dun aksamki konserde anladim ki insanlar konser  dinlemeye degil fotograf video falan cekmeye gelmis :)

Onlar fotograf cekedursun ben konserimi dinledim.
Bayilmadim ama begendim :)
Bu da boyle bir ani oldu iste :)

Buraya da cok sevdigim sarkilardan biri gelsin:
Soledad

Bence Buika sarkilarinin sozlerini okumak da insanda baska bir etki birakiyor.
O zaman cevirisi de gelsin...
bana geldin, sarkidaki siir gibi
bana tutkuyla dolu yepyeni bir dunya gosterdin
beni bencillikten uzak ve sebepsizce sevdin
bense bunun ask oldugunu bilmeksizin kalbimi korudum daha cok..

gunes batti
senin sarkini soyluyorum
yalnizlik tum duygulara hakim oluyor
eger korkum yuzunden bu buyuyu bozduysam beni affet
bana geldin
sevmeyi bilemedim
ve geriye yalnizca bu sarki kaldi..




27 Nisan 2015 Pazartesi

Gulcince cicek acti :) Bizim ev :)

Bu haftasonu cocukluk arkadasim ziyaret etti bizi.
Cuma aksami geldi.
Cumartesi Pazar deli gibi dolastik.
Soyle diyeyim Cumartesi gunu 19 km, dun 13 km yurumusuz dusunun yani nasil deli gibi dolastik:)

Bne iste o yaptiklarimi yazmayi cok isterdim bugun ama 5 gun surecek bir toplantilar silsilesine girecegim.
Ya sabir!

Ama yine de yazi yazmak istiyorum diye bloguma bakarken karsima bu yazi cikti.

2 yil once.
Biz Hollandadayken.
Tam da yilin yine bu zamanlari.
Evimizi ciceklele doldurmusum yine.
Haydi gecmise gidelim o zaman beraber :)

*********************

Burada oturan ve blogumu okuyan arkadaslarimin cogu 
"Ya Gulcin sen baska bir Hollandada mi yasiyorsun hangi bahar geldi? 
Ya da geldi de bize mi haber vermedi? 
Bu bahar sadece sana mi geldi?" 
diye beni guldurse de...
Bana bahar geldi arkadas!
O bir haftsonu gunes oldu ya bana bahar geldi.
Sonra hava yine 10 dereceye falan dustu ama olsun.
Benim kisa tahammulum bitti o yuzden bana bahar geldi :)
Bizim eve de bahar geldi iste bu ciceklerle :)


Bizim evin onunde Sali ve Cumartesi gunleri kurulan pazarda bir de cicek bolumu var.
Cicekciler gelip kuruyorlar tezgahlari.
Sonrasi sec begen al :)
Iste bizim eve her hafta gelen cicekler o cicekcilerin urunleri.
Bazi haftalarda laleler, bazi haftalarda kasimpatlari, bazi haftalarda da adini bile duymadigimiz ama benim gorunce Aaaa bu cok guzelmis ben bunu alayim diye tutturdugum boyle tanimlayamadigimiz misafirler geliyor bizim eve :)

Adi Plumrosemus, ya da Plomrose ya da Ploomrose :)
Bunlar cicekcinin soyleyisinden benim tahminlerim.
Iste bir cesit gul ama cesidini bilmiyorum :)

Diger ciceklerden farkli olarak bunlari vazoda sicak suya koyuyorsunuz.
Gunes yokken boyle kapalilar.
Gunes gelince iste boyle acildilar :)


Artik adi her neyse beni baya sevindirdiler.
Ama cok kisa bir sureligine :(
3 gun icinde hemen soldular, beni terkettiler.
Muhtemelen ben bakamadim onlara ya da omurleri cok kisa, bilmiyorum.
Ama iyi ki bizim eve geldiler gunlerimi renklendirdiler diyorum :)
Gulcince cicek acmaya devam ediyor!

Ne yalan soyleyeyim arada ozluyorum.
Hatta cok ozluyorum.


24 Nisan 2015 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim

Ne zamandi, Carsambaydi galiba bu cizimi gordugumde.
Hemen whatsupdan Goncayla, Urunikoya yolladim.
Ozana da yolladim.
Sonra actim actim baktim.
Cok sevdim.


Soyle yaziyor...
Bugun gunlerden ne diye sordu Pooh.
Bugun gunlerden bugun diye cevapladi Piglet.
En sevdigim gun dedi Pooh...

ve benim buna baktiktan sonra aklimda hikaye soyle devam ediyor...
Ve oylece ormanda yurup kayboldular...
Ayak izleri yagmurdan islanmis mis gibi kokan topragin ustunde kaldi.
Sesleri agaclarin arasinda uzaklasmaya basladi.
Uzaklardan Pooh'nun neseli kikirdemesi duyuldu yine de.
En sevdigim gun...
Hava yavas yavas soguyordu.
ORman karariyor onlarinsa birlikteyken gunleri hic kararmiyordu...
Cunku bugun gunlerden bugundu en sevdikleri gun...

Bizimkiler dediler ki bana iflah olmaz bir iyimsersin GB.
Ama sevdiler de.
Biliyorum.

Hem dogru soyleuyorlar.
Oyleyim galiba.
Iflah olmaz bir iyimserim.

Belki de o yuzden...
O gunden beri ne zaman gunun akisi zorlassa, acip buna bakiyorum.
Ve diyorum ki bugun gunlerden bugun.
Ve benim en sevdigim gun.
:)

Iyi haftasonlari...

21 Nisan 2015 Salı

Tolulouse: Fransiz isimli, Ispanyol ruhlu sehir :)

Gittik, gezdik, gorduk, donduk.
Sayili gun kesinlikle cok cabuk geciyor :)

Oncelikle sunu soyleyeyim; Toluosue kesinlikle bekledigim gibi bir yer degildi. Benim icin guzel bir surpriz oldu. 


Ben gitmeden oyle kucuk, daha once gordugumuz yerlere benzeyen bir Avrupa sehri olacagini dusunmustum. Yine de gitmeyi istedim, cunku bir araya ihtiyacim vardi. Ofisten uzakta olacagim bir kac gunun bana iyi gelecegini biliyordum. Evet, hakli ciktim. Cunku bu ara bana iyi geldi. Ama bir konuda yanildim. Toulouse hic de oyle bekledigim gibi bir yer degildi.

Dun dedim ki Ozan'a, Toulouse hakkindaki hissiyatim su: Fransiz isimli, Ispanyol ruhlu bir sehir.





Aslinda sehrin cografi konumu bu hissiyati destekliyor. Fransanin Ispanya sinirina yakin bir yerde Toulouse. Orada duyduguma gore halki da kendini Ispanya'ya daha yakin hissediyor Fransiz hukumetiyle ozellikle de Parislilerle cok gecinemiyorlarmis. Hatta Fransa ve Ispanyol takimlari arasindaki maclarda Ispanya takimlarini destekliyorlarmis. 


Gunluk hayatin pek cok yerinde de Ispanyollara benzerliklerini hissediyorsunuz zaten. Mesela oturdunuz bir yerde bira soylediniz, hop yaninda ufak bir tapas geliyor :) Insanlarin cana yakinligindan bir onceki yazida bahsetmistim zaten.  Dusununce iste ulke siniri denilen seyin kagit ustunde oldugunun buyuk bir kaniti belki de Toulouse. Gonul nereye yakinda insanin icindeki memleketi orasi oluyor...


Sehir kucuk. Hani 1 gunde gezer bitirisiniz. Hem de cok rahat bitirisiniz. 
Peki Gulcin sen 5 gun ne yaptin orada derseniz cevabim su: Keyif yaptim. Sanki orada yasiyormuscasina sehrin keyfini cikardim.


Sehri pek cok Avrupa sehrinde oldugu gibi eski sehir ve yeni sehir diye ikiye ayirmak mumkun. Eski sehir; dar sokaklari, eski evleri ve beklemediginiz yerlerde karsiniza cikan binalari ile bence sehrin en tatli kismi. Yeni sehir, tahmin ettiginiz uzere artan nufusla birlikte sehrin buyumesiyle olusmus. Eski sehire yakin kisimlari fena degil ama sehrin disina ciktikca apartmanlar, alisveris merkezleri artiyor. Ben iste o kisimlara tahmin edebileceginiz gibi pek ugramadim :) 


Ben yurudum. Eski sehirde yurudum.
Sokaklarin arasinda balkonlara, panjurlara baka baka yurudum.
Bir yandan insallah yere falan kapaklanmam diye dusune dusune yurudum :)


Fransa'da en sevdigim seylerden biri dil demistim. Insanlari dinlemeyi seviyorum. Anlamiyorum. Olsun. Dinliyorum.
Fransa'da bir baska cok sevdigim seyde balkonlar. 


Kucukken hatirlarim arada derlerdi, bilmem ne hanimlar Fransiz Balkonu yaptirmis diye. O zaman anlamiyordum da. SImdi o bilmem ne hanimlari herkes takip etseymis de etrafimiz hep fransiz balkonu olsaymis diyorum. Dusunsenize tum sokaklarimizin bu balkonlarla kapli oldugunu.


Bu balkon demirlerinin cogu mavi. Cumartesi gunu konferansin duzenledigi bir yurume turuna katildik. Rehberimiz sagolsun bize bir seyler anlatmaya calisti. Bunca yidir bir cok Fransizla calistim. Yani aslinda Fransizlarin konustugu Ingilizceye cok yabanci degilimdir. Ama yok kizcagazin dediklerinin yarisini anlamadim :) Anladiklarimdan biri su ki bu mavi renk aslinda Toulouse'un simgelerinden biriymis. Toulouse mavisi. Civit bitkisinden yaptiklari bu boyayla toulouselular zamaninda cok zengin olmus.


Bu kismi anladim ama Toulouse neden Pembe sehir olarak aniliyor bunu hala anlayamiyorum. Hangi internet sitesini, hangi yaziyi acsaniz karsiniza cikan ilk cumle bu oluyor; Toulouse Pembe Sehir. Anlatilanlara gore binalarin renginden geliyormus Toulouse'un bu ismi. 

Yani tamam, sehirdeki binalarin rengi cok guzel. Hele ustelrine gunes vurunca ayri bir guzel. Ama bana sorsaniz bu sehri pastel mavi ya da lavanta rengi diye anardim. Zaten instagramda da yazdigim gibi ulkelerin renkleri osaydi bence lila rengi kesin Fransa'nin olurdu...


Sonra ben yedim. Hem de cok ama cok yedim Toulouse'ta.
Yemekler tek kelimeyle sahane!
Fransiz mutfagi da ispanyol mutfaginin guzellikleri bir araya gelmis. Dusunun. Insan nasil yemesin?

Toulouse yemek icin ucuz bir yer degil. Baktiginiz sitelerde pahali degil diyor. Evet pahali degil. Ama ucuz da degil. Benim okuduklarim arasinda yemek konusundaki hislerimi en iyi aciklayan cumle su oldu. Toulouse'a ucuz degil leziz yemekler yiyeceginizi dusunerek gelin. Dogru. Yedigim hersey hakikaten lezizdi.


Victor Hugo, Toulouse'un gunluk marketi. Hergun 10-13 arasinda acik. Ispanyada Madrid'te ve Barcelona da gormustum bu gunluk marketleri. Ayni onlar gibi. Icinde et, balik, peynir ne ararsaniz sailiyor. Benim anladigim kadariyla iyi restoranlarin da cogu buradan alisveris yapiyor. Gunesli bir gunde marketten yiyeceklerinizi alip cilere yayilmak yapabileceginiz en guzel seylerden biri. Hah iste o durumda yemek hem leziz hem ucuz. Denemenizi tavsiye ederim :)


Bir de kucuk sandvic dukkanlari var. Peynir ekmek isterseniz jambon. Aman efendim ne guzel yemek :)

Ama gercekten oraya gidince imkanlar dahilinde guzel restoranlara da gitmek guzel olur. Secenek cok. Restoranlarin menuleri var. Alakart yemeyip menu alirsaniz hesapli oluyor. Ordek yemeden donmeyin diyorlar, Leziz kesinlikle. Ama benim gonlumu en cok calan neydi dersiniz cikolatali sufle oldu. Ozan soylemisti bu sufleyi. Yarisini yedi bakti gozum hep onun tabaginda gerisini sen ye istersen dedi. Hic hayir demedim ve hemen el koydum. Pisman degilim :)


Sonra ben dukkanlari dolastim.
O dukkan senin bu dukkan benim dolandim durdum.
Gittigim yerden illa bir sey alayim hissim yok benim. Eskiden vardi. Ama tasinma sonrasinda alisveris hissim hic kalmadi. O yuzden Toulouse'dan bir igne bile almadim. Ama Toulouse'da ozellikle Eski sehirdeki dukkanlarin cogunu dolastim.


Sehrin en guzel yanlarindan biri o dar eski sokaklardaki kucuk dukkanlar. Sabuncular, yunculer, seytinyagcilar, el yapimi ayakkabicilar, oyuncakcilar. Akliniza ne gelirse. Zincir magazalar degil. Hepsi tek tek oyle kucuk dukkanlar. Zincir magazalar da var tabi. Ama ben onlarin civarina ugramadim :) 


Bu dukkanlara giriyorsunuz kimse pesinizde kosmuyor. BonJour yani iyi gunler diyorlar, islerine bakiyorlar. Sen gonlun istedigince bak urunlere. Gul, gulumse, incele. Hic ama almiyorsunuz demiyorlar. Yalniz cikarken bir Arouvoir yani hoscakal bekliyorlar :) Ha arada bana bakma, al diyen olduysa da zaten Fransizca ben anlamamisimdir orasi da ayri :)



Sonra ben meydanlari kesfettim. 
Pek cok meydan var sehirde. Haritaya baksaniz yurunmez bunlarin arasinda uzak dersiniz. Bakmayin o haritaya. Hepsinin arasinda yurunur. Ben Cuma gunu havanin da guzelligini firsat bilip 3 tur falan attim eski sehirde. Butun meydanlara ugradim. 


Meydanlarinin en unlusu Capitol. Bizim otelimiz o meydana yakindi. Kendisi benim ofisim oldu, Ozani bekleme duragim oldu, mola yerim oldu. Zaten sehirdeki butun yollar Capitole cikiyor. Gercekten. O yuzden bir yeri tarif edeceklerse referans Capitolden basliyor :) 


Bu Capitol meydaninda bir de gorkemli Capitol binasi var. Belediye sanirim. Benim icin guzelligi nikahlara ev sahipligi yapiyor olmasi oldu. Oturdum gelin izledim :) Cumartesi gunleri disinda halka acik, icini girip ucretsiz gezebiliyorsunuz. Bir ugramaya deger :)


Ama en sevdigin meydan hangisiydi derseniz Saint Georges oldu. Boyle minnacik bir meydan. Etrafi hep kucuk dukkanlar, restoralar ve cay evleri. Ben bu cay evi konseptini cok sevdim. Cay Toulouse'da kahveden daha pahali bir sey. Cunku hakikaten ozel caylari var. Benim gibi keyif icin cayi kahveye her daim tercih edenler icin cok nefis bir sey. Caylarin, tatlilarin keyfini cikardim. Bir de zarif sunum yapiyorlar ki sormayin :)



Bir de ek cok meydanda atli karinca var. Bu neden anlamadim. Ama ben zaten ne zaman atli karinca gorsem sevinirim :)


Sonra ben uzun uzun dere kenarinda yurudum.
Oradaoldugumuz 4 gun hava sahaneydi. 5. gun yagmur ki ne yagmur. Iyi ki ilk dort gun dere kenarinda yuruyuslerin keyfini cikarmisiz. 



Benim bir sehri sevmemde icinden su geciyor olmasi buyuk bir etken. Oyle ne yapayim. Icinden su gecen sehirlere bir baska kayniyor isim. Bak belki de o yuzdn Hollandaya o kadar alistim, Her yan su :) 


Toulouse Garonne nehrinin kiyisinda kurulmus. Cok buyuk! Gercekten cok buyuk bir nehir. Anladigim kadariyla nehir Atlantik okyanusuna dokulmeden once kontrol edilebilecegi son nokta oldugundan sehri buraya kurmuslar. Doganin gucu! Bu nehir kiyisinda bol yesillik ve yurume yollari var. En sevdiklerim. 


Geceleri genclerin duragi oluyor nehir kiyisi. Eline bir sise kola, bir sise votka alan solugu nehir kiyisinda aliyor. Baya iciyorlar anladigim kadariyla :) Zaten sehirde soyle tabelalar varken evet bence cok iciliyordur :) Bakiniz 3 litre sex on the beach 30 euro :) Toptan al ucuz olsun :)


Bir de otelimiz merkezde oldugundan biz kendilerinin sabah 4-5 e kadar suren gurultulerine de baya maruz kaldik. Sikayet edecegim de yasim orataya cikacak susuyorum :)


Gece genclerin sehir, gunduz yaslilarin. Oyle garip bir denge var. Yaslilar sokakta, pazarlarda, yollarda. Sehrin gecesini de gunduzunu de ayri sevdim :)


Sonra ben tarihi binalari gezdim.
Ama cok degil. Hava guzelken muzeye falan girmek istemedi canim. Yalniz kulturel aktivitelere yatkinligimin havaya ilintili olmasi da sahane yani. Cok entel bir insanim yahu :) Budurumda tam olarak sunu soyleyebiliriz yagmurlu hava enteli :) Kinama blog sever arkadasim kinama beni bu kuzey Avrupa ulkeleri boyle yapti :))


Gezdiklerimiz icinde en begendigim Joccobins kilisesi oldu. Bu kiliseyi Katolikler Kristiyanliktan uzaklasanlari geri kazanmak icin yapmislar. Cok sade. Cok bos. Bayildim. Bence ibadet evleri oyle olmali iste. Bence.


Gezdiklerimiz icinde en begenmedigim de Tolulouse muzesi oldu. Bir ovduler muzeyi bir ovduler. Hava da yagmur, haydi gideim dedik. Bir suru de yol yuruduk. Hicbirsey yoktu vallahi. Ama sonra dusundum oenler kimdi? Tur rehberi. O'nu zaten gec. Ve konferansa katilan Amerikalilar. Amerikalidan muze tavsiyesi alirsan boyle olur :) 

Muzenin en guzel yeri bahcesi o kadar soyleyeyim :)

Iste boyle gecti Toulouse gunleri.
Bir gezinin daha sonu boyle geldi.
Buu da hatiralarimiz arasinda yerini aldi.
Ne mutlu :)

Kisa kisa:
- Havalani sehire cok yakin. Hemen onunden sehire bir otobus kalkiyor, tek yon 5,5 euro. Taksiye hic gerek yok yani. Yalniz bilet 8 euro olacakmis. Nasil bir zamnsa artik %50. Yuh!

- Gunluk tutist kartlari var, 19,5 euro. Toplu tasima ve muzeleri kapsiyor. Ben almadim. Yurudum. Ama aklinizda bulunsun.

- Begendigimiz restoralar soyleydi: Winter Garden, Occi Fast Good (kahvalti ya da ogle yemegi icin), Sherpa (krepleri nefis), Les Jardin's dela Opera (burada sufleyi Ozandan kaptim iste :))

- Restoranlarin cogu 12-3 arasinda acik. Sonra kapaniyor. Aksam yemegi servisi de 7 hatta genelde 8 de basliyor. Gezi programlarini buna gore ayarlamak iyi olabilir.



PS: Gulcince seni fotografa bogacagim demistim degil mi :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails