27 Şubat 2015 Cuma

Bugun de buna guldum

Yalan mi?


Yaslandik :)
Sokaktan gecen dondurmaci, yogurtcu.
Ramazan davulcusu.
Kuzinede pisen ekmegin kokusu
bana hersey cocuklugumu hatirlatiyor :)

Ve ne mutlu ki Gulcin Pazar gunu insallah Izmire gidiyor :)
La la la la
la la la la
la la la la 
:)

Rengarenk

Okul zamanlarimda defterleriyle ve notlariyla unlu insanlardan biriydim ben.
Rengarenk kalemlerle not tutar ve hakikaten defterlerime ozenirdim.
Gozum gibi bakardim defterlerime.
Hatta universite sanirim 2 ya da 3. sinifta defterlerimden birini kaybetmistim de benim kadar sinifin bir kismi da uzulmustu bu ise :)

Allahtan hic oyle defterini sakinan gicik insanlardan olmadim.
Cogu zaman fotokopicide olurdu defterlerim. Renkli fotokopi olmadigindan benim icin hic anlami yokti o siyah beyaz kopyalarin.
ben rek insaniydim.
Pembeler, maviler, yesiller.
ve evet universitede bile renkli kalemlerim vardi.
bence insanin renkli kalemleri hep olmali :)

Ise basladim.
Bir ayndan da master yapiyorum o zamanlar. Allahim ne enerji varmis :)
Bu sefer de is defterlerim oldu.
Yine ozene bezene yazardim.
Renklerde azalma olmustu ama not tutma konusunda kararliligimda bir azaa olmamisti.

Yillar gectikce defterlerimin sayisi da, olanlarin duzeni de azaldi.
Bunda en buuk etken boynumdaki agrilar oldu aslinda.
ne kadar az sey tasirsam o kadar iyi diyerek is defterlerimden uzaklastim.


Ikinci etken is defterlerinde ctrl+f yani aradigini bulma ozelliginin olmamasi oldu sanirim.
Zaman artip sorumluluklar cogaldikca, ayni anda takip etmem gereken is sayisi cogaldikca notlari bilgisayarda tutmak ve aradigimi bulmak cazip hale geldi.

Ekibin farkli ulkelerde olmasi da baska bir etken oldu galiba.
eskiden hepimiz ayni ofisteyken defterden bakiveriyorduknotlara.
Simdi bir seye beraber bakmak icin elektronik ortada olmasi sart oldu.

Ama bir sey soyleyeyim mi ozluyorum defterlerimi.
Renkli kalemlerimi.
Iste o yuzden dun cok mutluydum!
Cnku sabah dolabimda eski kalem kutumu buldum.
Muhtemelen Hollandada da dolaptaydi bir zamandir. Baska kucuk bir kutunun icine koymusum kendisni o yuzden dikkatimi cekmemis.
Dun sabah bir sey ariyordum ve ba bam!
Kalem kutum.



Yani bugun Gulcin rengarenk haberiniz olsun :)

26 Şubat 2015 Perşembe

7. Hafta

Ocak ayinin 5ydi ilk kez spor salonuna gittigimde.
Ve o gun demistim ki Ozan'a 3 hafta gitsem yeter bana. Su kis bunalimina yakalanmaktan kurtulayim yeter...
Ofistekilere de ayni seyi soylemistim. Bakin sonradan ah iste gidemedin falan demek yok 3 hafta gidersem mutlu olacagim demistim.
7 hafta geride kaldi.
8. haftaya basladim.
Ve su ana kadar hasta oldugum hafta dahil her hafta en az bir kez cogu zaman iki kez spor salonuna gittim.
Onun disinda gundelik hayatimda cok daha fazla hareket eder oldum. 
Bu spor isini ben sevdim.
Simdilik :)

Haftaya Izmire gidiyorum. Mecburi bir ara olacak bu. O yuzden bu hafta kendime sunu yazmak istedim.
Sadece ara Gulcin. Son degil! Donunce ne olur bu spor isine devam et. Haydi canim benim :)

Gecen hafta Pazartesi yorgunluk galip geldi gidemedim spora.
Ama yine de gecen haftanin spor ozeti:

Sali gunu 1 saat spor
Carsamba gunu 1 saat spor
Persembe gunu Oxfordtaydim ama yagmura falan aldirmadan yuruduk Ozanla. 1,5 saat yurumus. Iyi oldu :)
Cuma aksami yemege de yuruyerek gidip geldik 1 saat de o.
Cumartesi de vurduk kendimizi yola 1,5 saat dere kenarinda yuruyuz.

Yani 2 gun spor salonu
3 gun sokaklarda yuruyuz.
Fena degil yahu :)

Umarim Izmirdden sonra da bu tempo devam eder. yarisi bile bana yeter :)

25 Şubat 2015 Çarşamba

Bir gun... Bir aksam...

Dun is yerinden guzel bir gundu. Hava mis gibiydi ve ben bizim eve yakin olan ofiste calisacaktim. Yurudum Londra sokaklarinda. Hava bulutsuz piril pirildi. 





Bizim eve yakin ofisin manzarasi hakikaten sahane. Dun hava da guzel olunca ben de cam kenari bos bir masa bulunca keyfim baya yerindeydi :) Ustelik baya stresli geçmesi beklenen bir toplantı su gibi aktı geçti. Bir iyi de iyi haber geldi. Oh daha ne olsun. Akşama bunu kutlamalıyım dedim kendi kendime.


Ozan yoktu dün akşam. Yine yemegi vardi. Hafta 7 Ozan'in yemekler 8 :) Ben böyle durumlarda hiç ay şimdi tek başıma sıkılacağım ya da tek başıma mı kutlama yapacağım diye düşünmüyorum vallahi. Bu konuda ilginç bir ikiliyiz sanırım. Laf aramızda ikimiz de ara sıra yalanız kalmayı da seviyoruz. Ne var ki Cuma da beraber kitlariz :) Bizde de böyle ne yapalım :)

Çıktım ofisten. Sen yolda yeni bir susini görmeyeyim mis. Bana da bak sanirsiniz Londra'nın bütün suşicilerini biliyorum. Yok bilmiyorum da yol üstündekilere hakimim maşallah. Bu yeni açılmış. Üstelik aksam 5ten sonra suşilerde 1/3 indirim varmış. Ertesi güne kalsa bozulacak tabi :) Sen bir de en sevdiğim somonlulardan kalmış. Oley!

Kaptım hemen bir paket. Gözüme az geldi bir paket daha kaptım. Ama ama ben almasam atılacak yazık değil mi :)


Sonra yolumun üstüne bir de güzel şarapçı çıkmasın mı? Sanki dünya bak keyfine Gülçin diyor bana! Tamam ya şarapçının o sokakta olduğunu biliyordum. Bilerek girdim ama yani keyif yapacağım şarabım olmasın mı?

Sarabimi da alsigim gibi atladım metroya. Bu yakındaki ofise bir metroya girebilmeye bayılıyorum. Ay her gün gittiğim ofiste treni yakala treni değiştir pek zor. Neyse konumuza döneyim. Metro da boş. Tabi 7de çıkarsan ofisten metro boş oluyor.


Eve geldim. Koydum şarabımı. Aldım önüme suşileri. Bir de romantik komedi açtım kendime. Durdum dedim ki... Hayatım sana teşekkür ediyorum. Bu an için. Bu huzur için. Bu keyif için binlerce kez teşekkürler... Yine siradan bir gundu. Ayni yillar once yazdigim gun gibi. Ama iste benim en sevdiklerim zaten bu saglikli, dertsiz, tasasiz, siradan gunler degil miydi? Cok sukur...

Bu arada izledigim film de 2 weeks notice. Imdbde 5 mi ne almış. 3 bile alsa şaşırmaz insan :) Hani resmen vasat bir romantik komedi. Ama tam da böyle evde yalniz oldugum, isten geldigim bir akşam için ideal :) 

Hiç şaşırtmıyor. Perşembenin gelişi çarşambadan belli. Hatta pazartesiden :) Daha 15. Dakikada insan filmin sonunu biliyor. Olsun :) Yine de izledim cok guzel oldu :)

Elimde şarabım üstümde battaniyem karşımda romantik komedi bir keyif yaptım ki anlatamam :)


Biliyor musunuz din ne dusundum... Bundan yıllar sonra bu yazıyı açıp okuyacağım ben biliyorum. Ve diyeceğim ki iyi ki fırsat varken keyfini çıkarmışım. 



Boyle hissettigim aksamlari, gunduzleri, zamanlari cok seviyorum.
Siradanlar, surprizleri yok ama cok guzeller. Cunku huzurlular.
Iyi ki varlar. :)

PS: Bak yine klayenin ayari kacti uzun oldu yazi. Okuyanlara cok tesekkur ederim :)

24 Şubat 2015 Salı

Secmen kutuk islemleri basladi

Secimler adim adim yaklasiyor.
"Gerci muhalefet partilerinden HDP disinda bir hareket goremedik daha" diye yazacaktim Cuma gunu. 
Diyecektim ki...
"Gecen gun Ozan'a diyordum. Secime kalmis 3 ay. Resmen 3 ay. Ben inanin kim secime giriyor onu bile anlamadim daha."

Sonra Cumartesi aksami Meclis TV izlerken buldum kendimi.
Sonra soyle yazdim instagramda "

Ilk defa mecliste temsil edildim bu gece. Icimden gecenler bir nebze olsun (ama baya buyuk bir nebze!) soylendi. Bunu da gorduk ama yine de gecen maddelerle kabus gibi bir gece..."



Cumartesi gecesi sunu yeniden anladim an itibariyle muhalefette olmak da hic kolay degil.
Bogazin yirtilana kadar Kahrolsun fasizm diye bagiriyorsun, ki bence harika bir hareketti, ama arkadan plak mi takildi diye bir espri! geliyor. Ilkokul 5te falan heralde yapilirdi o espriler en son?

Sen bir seyleri anlatmak icin mecliste oturma eylemi yapiyorsun. Bazi siradakiler hakikaten gevrek gevrek guluyor.
Sabir testi!

Ama yazinin bundan sonrasini Cuma gunu yazdigim gibi birakiyorum. Cunku Cumartesiden sonra muhalefet olmanin da kolay olmadigina inancim artmis olsa da hala aynen boyle dusunuyorum..

Hani bu kadar onemli bir secim oncesinde insan tabi daha aktif bir muhalefet bekliyor.
Bana sorsaniz simdiden sol partilerde bir birlesme falan olmaliydi degil mi?
Sonucta ne kadar cok parti ya da muhalefet milletvekili baraji gecerse o kadar iyi degil mi?

E oyleyse kucuk kucuk oylar bir araya gelse de baraji gecse iyi olmaz mi?
Damlaya damlaya gol olmaz mi?
Ama yok tabi herkes egosunu tatmin edemez o zaman degil mi?
Neyse acmayayim agzimi.
Ama geldigimiz su durumda hala partizanlik pesinden kosulmasinin cok sinir bozucu oldugunu soylemeden gecemeyecegim.

Bizim elimizde bir tek oyumuz var.
Verecegiz.
Ama partilerin de o oylarin en iyi sekilde kullanilmasi icin uzerine duseni yapmasi lazim onu bilirim!

Oylarimiz icin ilk adimlari YSK gecen hafta acikladi.
Secmen kutuk kayitlari.

Yurt ici icin de yurt disi icin de kayitlarin son gunu 27 Mart.
Detaylar surada

Haydi gozunuzu seveyim.
Her neredeysek bakalim su kayitlarimiza.

Yurt disinda yasayan blogsever arkadaslarim secmen ktugunde kaydiniz yoksa, inanin bana cok kisa bir islem.
Gecen sene konsoloslukta 10 dakikada halletmislerdi benim kaydimi. Hatta aileden bir temsilcinin gitmesi bile yeterli. Ben Ozanin kaydini da yapabilmistim.
Hic zor bir islem degil.
Hatta mektupla da yapilabiliyor ama o zaman erken davranmakta fayda var.

YSK'nin yurt disi icin acikladigi takvim soyle:
  •  Oy kullanılacak gümrük kapılarının ve yurt dışı temsilciliklerin ilân edilmesi:
    10 Mart 2015
  •  Askı süresi:
    14 Mart 2015 (TSİ:8:00) – 27 Mart 2015 (TSİ:17:00)
  •  Seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi:
    8 Nisan 2015
  •  Oy kullanılacak temsilcilik seçmen listelerinin ilanı:
    14 Nisan 2015
  •  Gümrük kapılarında ve yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemine başlanması:
    8 Mayıs 2015
  •  Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işleminin sona ermesi:
    31 Mayıs 2015
  •  Gümrük kapılarında oy verme işleminin sona ermesi:
    7 Haziran 2015 (Saat:17:00)

Yurt ici icin de soyle:
  • Askı süresi:
    14 Mart 2015 (Saat:8:00) – 27 Mart 2015 (Saat:17:00)
  •  Seçmen kütüklerinin kesinleştirilmesi:
    8 Nisan 2015
  •  Seçmenin nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağının ilanı:
    11 Nisan 2015
  •  Oy verme günü:
    7 Haziran 2015
Bir oy bir oy!
Haziran secimleri cok onemli cok!

20 Şubat 2015 Cuma

Kaytarma

Gecen hafta her zaman calistigim ofisten calismadim.
Hal boyle olunca benim spor programi biraz aksadi.
Biraz da kaytarmis olabilirim sporu tabi.
Sporu kaytardigim gibi buraya haftalik ozet yazmayi da kaytarmisim onu da bugun farkettim.

Carsamba aksami kizlarla skypetan konusacaktik.
Persembe aksami da ofistekiler is cikisi bir bira icelim dediler.
yani carsamba persembe sohbetin keyfi spora galip geldi.
Olur oyle.

Yani gecen hafta 1 gun spor salonuna gidebildim.
Pazartesi 1 saat 15 dakika

Ancak...
Carsamba aksami hava cok soguk olmayinca eve giden yolun bir kismini yurudum.
Bir baktim ki saate 1 saat yurumusum.
E guzel.

Pazar gunu de Ozan, Gonca ve ben vurduk kendimizi yollara.
Abartmiyorum Central Londranin yarisini yurumusuz.
Kensingtondan Embankmenta kadar.
O yuruyusu de sayarsak.

Gecen haftanin spor ozeti:
Pazartesi 1 saat spor
Carsamba 1 saat yuruyus
Cumartesi Pazar muhtelif saatler yuruyus.
Iyidir iyi :)

Laf aramizda bizim ofisin spor salonunda da bunlardan var :)


18 Şubat 2015 Çarşamba

Haziran secimleri cok onemli cok!

Dun aksam kartopu oynarken bir genc adam olduruldu.
Ayni saatlerde mecliste iktidar milletvekilleri, ic guvenlik yasasina itiraz eden muhalefet milletvekillerine saldirdi. 

Bu olaylari herkes bir butunun parcasi olarak degerlendiriyor.
Ben de oyle dusunuyorum.
Bunlar birbirine paralel yasaniyor, cunku sokakta, mecliste her yerde siddet artiyor.
Ne alakasi var ikisinin birbiriyle demeyin.
Cok alakasi var.
Cunku siddet mesrulasiyor, her yerde. 

Dun ic guvenlik yasasi gorusulmeden once Cumhurbaskani bir aciklama yapti.
Bu yasanin cikisi gec bile kaldi dedi.
Aksamina yasananlar ortada.
Alalacele yasa ciksin diye milletvekilleri karsisina cikana saldiriyor.
Bir zamanlar esnaf yeri geldiginde polistir, alperendir denildiginden sokakta da eline sopayi alan ve hatta artik bicagi alan da  karsisina gelene saldiriyor.
Kartopu bile sebep olabiliyor bu saldiriya.
Iste bu hale geldik.

Kotu niyetli diyebilirsiniz bana.
Ama ben bu yasanin hazir gundem degismisken, ve bizler hakli olarak cok uzgunken aceleyle cikarilmak istendigini de dusunuyorum.
Ama biz itiraz edemeden bitsin gitsin.
Itiraz etsek ne olacak diyebilirsiniz. Evet haklisiniz ama itirazlarimizla bir maddesi bile degistirilebilse o lanet yasanin, kardir.
Oyle felaket bir yasa bu yasa.

Dun aksam twitterda yasananlari anlamaya calisirken sunu dusundum.
Haziran secimleri cok ama cok onemli.
Bu secimler belki de yasayacagimiz en onemli secimler.
Cumhurbaskanligi seciminin sonucu az cok belliydi. 
Birinci turda olmasa (keske olmasaydi!) ikinci turda sonuc bu olacakti. 
Evet, ama bu secimler oyle degil.

Oraya yeterince muhalefet sandalyesi sokmak icin ne gerekiyorsa yapmamiz lazim.
Ben oyumu iste bunu dusunerek verecegim.
Partizanlik zamani degil, tam aksine akillica ve hatta sinsice davranma zamani.
Evet yine iktidar cogunluk olacak.
Ama olabildigince fazla muhalefet sandalyesini alabilmemiz lazim.
Lazim ki umut etmeye devam edebilelim.
Yoksa evet gittigimiz yol, yol degil...

16 Şubat 2015 Pazartesi

#sendeanlat

Anlatacagim. 

24-25 yaslarinda falandim. Calismaya yeni basladigim zamanlar. O zaman danismanlik yapiyorum. Haftanin farkli gunleri, Istanbul'un farkli koselerindeki sirketlerde toplantilara katiliyorum. Cogu zaman o sirketlerin calisani olmadigimizdan servisleri kullanamiyoruz. Zaten genelde oyle gec cikiyoruz ki isten servislere binmemiz mumkun degil. Cogu zaman, taksiyle gidip geliyorum ise.

Dikkatliyim. Elbette. Calisan genc bir kadin olup, gunun degisik saatlerinde taksilere binmek durumunda olup dikkatli olmamak ne mumkun? Olabildigince durak taksilerine biniyorum. Evimin yakininda Bogazici taksi var. Hala okul tarafina gittigimde selamlasirim taksici abilerle amcalarla oyle iyi insanlar ki. Gonul rahatligiyla biniyorum taksilerine, sohbet ediyoruz yol boyunca. Ama her zaman da bulunmuyor ki duraklarda taksi.

Bir aksamustu isten ciktim. Bir isimiz vardi, o yuzden erken de ciktim o gun. Saat daha 5 bile degil. Ben 4. Leventteyim. Ozan da karsida Umraniyede. Evin oralarda Hisarustunde bulusacagiz. Ariyorum duraklarda taksi yok. Yoldan gecen bir taksiye bindim. Elbette plakasini aklima yazdim. Hangi taksiye yalniz binen kadin plakayi aklina yazmayi ihmal edebiliyor ki? Ona bile hakkimiz yok.

Istanbullular bilir. 4. Leventten Hisarustune yol uzun degil. Ama bizim yolculuk bitmiyor. Beyefendi niye surdan gitmiyorsunuz diyorum. Yok trafik var. Yok bilmem ne. Bilindik seyi yaptim. Hemen telefona sarildim. O zaman Urunle ev arkadasiyiz. Urun dedim geliyorum. Birazdan oradayim bekle beni. Hani hep yapariz ya. Yalniz degilim ben. Bekleyenim var hali.

Ama yok. Adam kesinlikle Hisarustune gidiyormus gibi gelmiyor bana. Tamam gunahini da almayayim diyorum ama girdigi yollar hic tanidik degil. Sanayi mahallelerinin oralardan bir baktim ki Tem'e cikti. Tem? Ne isim var benim Tem'de? Niye buraya girdiniz, ne oluyor diye adamla tartisiyorum. Ama O'na kalsa trafikten kaciyor, iyilik yapiyor bana yani!

Ozan aradi o sirada. Cikiyoum Gulcin diye. Ozan ben bir taksideyim ama girdigimiz yollari bilmiyorum dedim.  Adam o sirada, yahu ne alakasi var bilmem ne homurdaniyor. Sakin kalmaya calisiyorum ama korkuyorum. Tabi korkuyorum.

Ozan neredeysen durdur taksiyi in, ben yola cikiyorum gelip alacagim seni dedi. Tem'in ortasindayiz ama umurumda degil. Durun inecegim diyorum. Durmuyor. Icimden erken ciktigim icin lanet ediyorum. Yollar bos. Trafik yok. E tabi saat erken. Adam basip gidiyor. Bir bos an yakalayip taksiden atlamam bile mumkun degil.

Bir Urun ariyor. Bir Ozan ariyor. Sakin kalmaya calisiyorum ama elim ayagim titriyor. Nasil kurtulacagim bu taksiden? O sirada tabelalar gordum. Gokturk bilmem kac kilometre. Evet baya var tabi oraya ama adam yani net olarak Hisarustu yolunda falan degil! Gokturk dedigin Hisarustunun ters istikameti. Hayatimda o kadar korktugumu hatirlamiyorum. Gozlerimi kapattim aglamamak icin zor duruyorum.

O sirada Urun aradi yine. Aklima taksi plakasi geldi. O zamana kadar nasil oldu da gelmedi inanin bilmiyorum. Urun dedim hala taksideyim. Plakasi su. Polise haber ver. Bu sofor beni dinlemiyor.

Plakayi duydugu anda adamin bei benzi atti. Yanlis anliyormusum. Bilmem nerede kaza varmis da o trafige takilmamak icin yapiyormus. Tabi... Tabi... Ilk sapaktan geri dondu. Bir yerde kurtuldum o taksiden. Eve geldim.

O takside hayatimin en kotu anlarindan bazilarini yasadim. Nasil aglamadan dayandim bilmiyorum. Sadece aglarsam gucsuz gorur beni diye dusunuyordum. Ne de olsa kadin olmak onca korktugun halde aglamayi bile kendine yasak etmeyi gerektiriyordu. Degil mi ya gucsuz gorunemezdim. Eve gidince agladim, agladim, agladim...

Niye polise bildirmedim o plakayi inanin bilmiyorum. galiba o an kurtulabilmemin sokunu yasiyordum. 

Urune sarildim. Ozana sarildim. ya plakayi bilmeseydim dedim... ya bakmamis olsaydim. ya aklimda yanlis kalsaydi. ya o an soylemeyi aklima getiremeseydim...

Simdi olsa elimden geleni ardima koymam surundururum o adami. Ama o zaman yapmadim iste. Keske yapsaydim... keske canina okusaydim!

Hala taksilerin plakasini ezberliyorum. Burada bile aklimda tutmaya calisiyorum o garip harf rakam kombinasyonlarini. ve bunu her yaptigimda, bunu yapmak zorunda kaldigim icin sinir oluyorum. 

Kadin olmak cok zor bu hayatta...

Ozgecan huzurla uyu. :(

13 Şubat 2015 Cuma

Gelenler gidenler iste oyle bir seyler

Az sonra Gonca gelecek. 
Haftasonu bizimle kalacak :) 
Gulcin, Gonca ve Ozan gezecek gezecek gezecek.
Yani degmeyin keyfimize :)

Bu haftasonu neseli olmak icin bir nedenim daha var.
1-9 Mart arasi icin Izmire bilet aldim :)
Oh mis!
Is yerinde azicik bir aralik, internette de ucuzcana bir bilet buldum mu kacarim ben arkadas.
Boyle napayim.
Benim de huyum bu :)


Dolayisiyla ben rahat bir haftasonuna inslalah basliyorum.
Gonca gelecek ya aksamustu isten kaytaracagim laf aramizda :)
Hepinize iyi haftasonlari diliyor.
13 Subatta cocuklarini okula gondermeyenvelileri, okula gitmeyen ogretmenleri de ellerinden yanaklarindna opuyorum.

Sevgiler

11 Şubat 2015 Çarşamba

Benzemez kimse sana...

Ben kucukken arada anneannem oturma odasinda pencerenin yanindaki divana oturur baslardi bir sarki soylemeye. Genelde Muzeyyen Senar sarkilari olurdu soyledikleri. Kimseye etmem sikayet aglarim ben derdime... Dinlerdim anneannemi, ne guzel soylerdi. 

O zamanlar televizyonlar boyle hep acik degildi ama bir sekilde evlerimizde hep muzik olurdu. Radyolar. Canim radyolar. Tiyatrolar dinledigimiz ve sayesinde sanat musikisi ile buyudugumuz radyolar. Annemin de sarkilara eslik ettigini hatirlarim. Aksam oldu huzunlendim ben yine. Hasret kaldim gozlerinin rengine... 

Yillar sonra sirketten arkadaslarla fasila gitmistik. Sasirmislardi nasil boyle butun eski sarkilari biliyorsun diye. E o sarkilarla buyumustum. Annem, anneannem hep onlari soylerlerdi bana. Kulagimda, zihnimde, ruhumda yer etmisler sayelerinde. Iyi ki de hep soylemisler o sarkilari bize...

Evet ben sansliydim ama annem benden de sansliymis bu konuda. Cunku ben radyodan, annemden, anneannemden dinleyerek buyumustum Muzeyyen Senari ve diger buyuk ustalari. Annemse cogunu canli canli dinleyerek buyume sansina sahip olmus.



O zamanlar Izmir fuarinin en gorkemli zamanlari. Fuar acilmadan aylar oncesinden hazirliklar baslarmis. Ben cocukken de baya hazirlanilirdi fuara. Ama annemlerin zamani daha da baskaymis. Annemler fuarda giymek uzere elbise modeli secer, kumas alir, diker dolaplarinda hazir tutarlarmis. Sonra fuar zamani gelince baslarmis fuar gezileri.

Dedem, Bosnak Mehmet o zamanlar taninirmis da Izmirde. Gazinolarin vazgecilmez musterilerinden. Annemler fuar zamani haftada en az bir kez, cogu zaman iki uc kez gazinoya giderlermis. Muzeyyen Senari iste oyle aksamlarda dinlermis annem.

Anneannem ya da annem ne zaman bu fuar hikayelerini anlatsalar cok ozenirdim ben. Dedem daha annemle babam nisanli bile degilken ayrilmis aramizdan. Cok isterdim dedemi tanimayi. 

Iki dayim var benim. Annem tek kiziymis dedemin. Ben de tek kiz torunu olacaktim. Benim de gozumun icine bakacakti dedem. Kumaslar alacak, kizima fuar elbisesi dikin diyecekti. Kisa olsun etegi dede diyecektim. Olsun dedecim benim yanimda giy hepsini diyecekti. Anneme dedigi gibi.

Sonra neredeyse her aksam gitmek isteyecekti fuar gazinolarina. Anneannem yeter Mehmet biz gelmeyelim artik dese bile cocuklarimsiz olmaz, Tefo diyecekti. Oturtacakti beni de karsisinda masaya. Kadeh kaldiracaktik beraber. Onun kadehinde alkol olacakti bana rengi tutsun diye meyve suyu verecekti.  Butun aile o masa basinda olacaktik. Dedem bana bakip bakip gulecekti... 

Adnan Senses cikacakti once. Gececekti, bir gecede butun saclari beyazlamis dedemin karsisina. Neden saclarin beyazlamis arkadas diye soylemeye baslayackti. Dedemin gozleri dolacakti ama sarkiya eslik edecekti.



Sonra Muzeyyen Senar cikacakti. En sevdigim sarkilardandir Askini bir sir gibi senelerdir sakladim... Iste tam da onu soylemeye baslayacakti. 

Dedem atacakti bir kolunu yanindaki sandalyeye. Elinde kadehi olacakti. Kafasini egecekti yana. Gozlerini kapayip sarkiya kapilacakti...  Evet, tam oyle bir fotografi vardir hic gormedigim dedemin. Masada anneannem, annem ve dayilarim. Iste aynen o fotograftaki gibi bir gazino aksami olacakti.  Bir de biz olacaktik o masada. 

Hayal bu ya, annemden dinledigim masalin icinde ben de olacaktim. Dedemle beraber Muzeyyen Senar dinleyecektim. Arada bakip gulecekti bana. Ben de dedem diyip boynuna sarilacaktim.

Olmadi...

Zaten artik Muzeyyen Senar da gitti.

Boyle bir garip hissettim kendimi O da gidince. Dedem yok. Anneannem yok. Muzeyyen Senar da yok. Galiba artik benim gazino hayallerim de yok. Muzeyyen Senarla birlikte benim cocuklugumun en buyuk hayallerinden biri de gitti...

Kabul edelim bir devir kapandi....

Ve evet, benzemeyecek kimse O'na.
Benzemeyecek hicbir hayal benim o dedemin boynuna sarildigim gazino hayallerine.

Cok tesekkurler Muzeyyen Senar, sesini duydugum her an bana hic gormedigim dedemle bu hayali hediye ettigin icin...

Simdi siz oralarda sarkilarinizi hep beraber soyleyin... Dedem de keyifle dinlesin yaninda Tefosuyla...



10 Şubat 2015 Salı

Hareket bereket 5. hafta

Gecen hafta dizimdeki agri, yok be agri bile degil sizi nedeniyle kosu bandina cikmam yasakti. 
Olur. Benim icin farketmez
Dediler ki bana sen gurup derslerine devam et, yer hareketleri yap. Bu hafta boynunu calistiralim.
Olur dedim.

Ama demeden bir dusunseymisim iyiymis.

Hani bana yillar once doktor kollarin cok esnek oldugundan omuzlarindaki boynunu destekleyen kaslar calismiyor demisti. Belki hatirlarsiniz. 
Yani koskoca doktor, vardir bir bildigi demis inanmistim kendisine. Ama acikcasi aklimda almamisti yani calismamalarini.
Kas yani orada duruyor nasil calismiyor? 
Ne demek istemis bu hafta anladim.

Gecen hafta boynumu destekleyen kaslari calisiracagini soyleyip bana bir takim agirliklar kaldirttilar, tasittilar, yapmam dememe ragmen zorla beni agirliklarla hasir nesir ettiler.
Sonuc?
Oldum bittim!

Hani uzun sure kosmayinca bacaklarda ilk kosudan sonra et kesigi olur.
Saniyorum boyun kaslarimda oyle bir agri oldu.
Yani ya boynuma ne yaptirdilarsa iyi gelecek. (uzun vadede cunku o anda sadece agri hissettim)
Ya da bosuna bana aci cektirdiler.

Velakin fizik tedavi sonrasi falan da cekilen acilari dusununce galiba boyun kaslarim ilk defa calisti.

Yalniz sunu anlatacagim.
Almisim elime 8 kilo! Yok kaldiriyorum, yok salliyorum.
Spencer gelmis bana o az 12 kiloyu al diyor.

Ah annem babam bana 2 kilo patates tasitmamis. Elin spenceri veriyor 12 kiloluk gulleyi elime tasi gulcin, savur gulcin.

Yok arkadas bu spor hocalari beni maymun etti, baska bir sey degil

Saka bir yana bu hafta o agirlik kismina katilmadan bir konusacagim kendileriyle ve sirketteki doktorlarla, devam derlerse devam degil derlerse marketten eve esyalari Ozan tasisin :)

Gecen haftanin spor ozeti:

Pazartesi 1 saat spor
Carsamba 1 saat spor (yarim saati yine boks)
Persembe sabah 30 dakika yuruyus. 
Persembe aksam 1 saat spor.

Cuma da yere serilis :)

3 gun spora gittim oley!!!!!

Bakalim bu hafta nasil olacak :)

9 Şubat 2015 Pazartesi

Izledik: Pride

Kis geldi mi bizim evde izlenen flm sayisinda ciddi bir artis gozleniyor.
Hava soguk.
Haftaici ikimiz de yogunuz, e genelde haftasonu evde oturmak en guzeli.
Kahvaltimizi ediyoruz, elimize caylarimizi alip kuruluyoruz koluga.
O gun karsimiza nasil bir film cikarsa onu izliyoruz.

Dun Izledigimiz film Pride oldu.

1980lerin Londrasinda, escinsel bir gurup. Dunyanin her yerindeki escinseller gibi onlar da ezilmeden yasamaya calisiyorlar. Polis baskisi, gaz bombalari zamaninda peslerinde...
 Ama o seneki Onur yuruyunde degil.  Sakin gecen yuruyusun ardindan iclerinden biri, Mark, diyor ki...
Bu sene oldukca sakin bir yuruyus gecirdik. Polis yoktu. Gaz bombalari yoktu. Neden?
Yoksa polis yenildigini kabul mu etti?
Kendisi cevapliyor sorusunu.
Hayir.
Cunku polis baska bir gurupla ugrasiyor su anda. Madenciler. Onlarin direnisini kirmaya calismakla mesgul.
Ne yapalim? Bu gecici rahatligin tadini mi surelim? Yoksa polise karsi onlarin yaninda mi olalim?
Madenciler ve gayler ve lezbiyenler...
Ist bu film bu bir araya gelmesi cok zor iki gurubun bir araya gelisinin oykusu...

Geziden sonra boyle filmler bir baska etkiliyor beni.
Bu film harika mi?
Degil.
Izledigim en guzel film mi?
Degil.
Ama guzel bir film.
Zaten insanlarin bir arada direnisi, birbirini desteklemesi nasil guzel olmaz ki...

Karsiniza cikarsa tavsiye ederim.
Iyi haftalar...

8 Şubat 2015 Pazar

Bugun de buna cok guldum :)

Guldugum karikatur asagida. 
Ama niye bugun guldugumu anlatmam lazim :)

Yine boynumun agridigi bir gun.
Hep haftasonuna denk geliyor sinir oluyorum
Haftasonu olmasin boyle seyler.

Neyse ben biraz uzandim o yuzden.
Ozan da evde bugun.
Eve bir elektrik supurgesi tutulsa dedik e benim boynum agriyor ya Ozan yapiverdi.

Tam o elektrik supurgesi tutarken benim karsima bu cikmasin mi?
Benim evlilikle ilgili bu kizcagiz gibi hayallerim cok olmadi da.
Yavrum, Ozan belki onun da evlilikle ilgili boyle hayalleri vardi.

Simdi elde elektrik supurgesi :)
Tutmayin beni gulecegim :)


Iyi haftasonlari dilerim :)

5 Şubat 2015 Perşembe

Bana bir yardim eder misiniz?

Bundan yillar yillar onceydi. O zaman star tv vardi sadece ozel televizyon olarak. Ve boyle diziler falan yoktu guzel guzel filmler gosterirlerdi televizyonda. E tabi ayni filmleri defelarca gosterdikleri de olurdu. Olsun. Ben izlerdim.

Iste oyle defalarca isledigim bir film vardi. Bir adam, is adami sanirim. Oldukca hareketli bir hayati var ve cocugunun olacagini ogreniyor. Saniyorum cok da istemiyor cocugu ama karisi hamileyken hasta oldugunu ogreniyor. Gunleri sayili. Ve o sayili gunlerini ileride bebeginin izleyecegi kasetler hazirlayarak geciriyor.

Evet, ben boyle mazosist olabiliyorum bazen. O zamanlarda bu filmi defalarca izledim. Her izledigimde de hickiriklarla aglardim ama yine izlerdim. Olur oyle arada insana arada bir sey izleyip aglamak iyi gelir :) 

Yine bulsam yine izleyecegim de bulamiyorum! Yok kesinlikle bulamiyorum.

Basrol oyuncusu Michael Keaton miydi acaba? Ondan da emin degilim. Ama aklima gelen her sekilde aradim internette, IMDB'de. Yok. Yok. Yok. Kesinlikle filmi bulamiyorum.

Aklima geldi size sormak istedim. bana bir yardim eder misiniz? Bu filmi hatirlayan var mi?

Varsa oyle sevinecegim ki anlatamam.

Haydi bakalim bir umut belki hatirlayanimiz olur degil mi :)

Simdiden tesekkur ederim :)

3 Şubat 2015 Salı

Hareket bereket 4. hafta

Kosu bandini sevmiyorum.
Daha once de soylemistim zaten. 
Al iste yine dizimde anlamsiz bir agri var. Hep boyle oluyor.
Bir sure sonra kosu bandi benim saniyorum yan baglarimda agriya sebep oluyor.
O yuzden kosacaksan yuruyeceksen en guzeli sokak! Kesin bilgi. 


Bizim buralar oyle soguk ki su an, sokakta kosmaya kalksam ne olur bilmiyorum.
Aslinda birseycik olmaz. Sokak kosan insan dolu. Masallahlari var vallahi.
Ama ben yine de su aralar sokakta kosmaya cesaret edemiyorum.
Son sokakta kostugumda hastalandigimi dusunursek haksiz da degilim aslinda.
Ama aslinda bir sey olmaz,gercekten olmaz.

Ben spor salonuna gidince de kosu bandinda kosmuyorum aslinda.
Sadece isinmak icin kullaniyordum kendisini.
Soyle 10 dakika kosuveriyordum ama bu haftadan itibaren aramiza bir mesafe koyacagim gibi gorunuyor.
Dediler ki en az bir hafta dizime yuklenmemeliymisim.
O kadar birseyim yok ama haydi soz dinleyeyim :)
Peki, oldu.

Diyecek tek bir seyim var; bahar, yaz gelin canim ya!  gelin de sokaklara cikalim :)

Bu arada gecen haftanin spor haftaligi

Pazartesi 1 saat spor
Carsamba 1 saat spor (boks yaptim yine oley :))
Persembe 30 dakika tempolu yuruyus.

Bu kadar :)
Haftasonu hicbirsey yapmadim.
Cok soguktu hep evde oturdum :)
Ama yani 3 gun spor yapmisim daha ne olsun?
Yola cikarken 1 gune raziydim yani.
Gerci hala raziyim :)

2 Şubat 2015 Pazartesi

Okuduk: Zikkimin Koku


Muzaffer izgü Adana'da doğmuş. Diyarbakır'da okumuş. Izmirde yaşamış.

Bu kitap onun çocukluk yıllarını yanı Adana günlerini anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor... 

Kitabı okuduğum süre boyunca anlatımını tarif edecek bir sıfat bulmaya çalıştım. Bulamadım. 
Bana verdiği keyfi anlatacak bir kelime bulmaya çalıştım. Yok olmadı, onu da bulamadım.

Nasıl desem? Su gibi okunuyor. İçi eziliyor insanın okudukları karşısında ama aslında kitap hiç duygu sömürüsü yapmıyor. Güldürüyor ama bir yandan dudağının kenarını buruk bırakıyor. Çok güzel kitap ne diyeyim insan hem hep okumak istiyor hem aman keşke bitmese diyor.

Zıkkımın kökü sinemaya da uyarlanmış. Baya fazla ödül de almış uyarlaması. Onu da izleyeceğim. Eminim onu da çok seveceğim.




Bu da bir izmir çıkarmasında annemin sahafından aldığım kitaplardan biri oldu. Çok eski bir basım değil ama sahaf kitabı. Neresinden baksanız görmüş geçirmiş :) Dolanmış beni bulmuş. Hani eski kitap kokusu vardır. Boyle acarsın kitaptan mis gibi bir koku gelir burnuna. Hah öyle bir kitap işte.

Madde olarak da eski kitap kokuyor. Okurken de insan da eski kitap kokusu gibi iz bırakıyor. Buldum işte. Eski kitap kokusu gibi bir kitap. Cok yakıştı bu sıfat tamlaması bu kitaba. Olur da denk gelirse siz de okuyun bence...

Şimdi yine aynı his...
Yeni bir kitaba başlayacağım ama Muzo bu kitaptan sonra neler yaşadı acaba merakı kafamda, yeni bir karakteri okurken muzoya ihanet edecekmiş gibi hissetme duygusu kalbimde.

Ne güzel şey kitap okumak ya...
Bu da lalelerimle birlikte kitabıma da veda edişimin fotosu :)

Lalelerim soldu... Kitabim bitti..
Ikisinin de verdikleri keyif cok guzeldi.
Simdi yeni ciceklerle yeni kitaplarla bulusma vakti :)

Iyi haftalar olsun hepimize :)




Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails