31 Aralık 2014 Çarşamba

Mutlu Seneler!

Kisin en tatli zamanlarinin son gunu...
Herkes icin ayni olmayabilir ama yeni yil suslemelerinin benim mutlulugumla kesinlikle bir ilgisi var,
O yuzden hic usenmiyorum yilin bu doneminde elimden geldigince susluyorum evimi.
Sonra geciyorum isiklarimin karsisia; elimde kahvem, cayim, sarabim kisin keyfini suruyorum.
Her sene..,
Hic bikmadan...


Kucukken de boyle yeni yil suslerine merakliydim ben.
Hic unutmam annemle plastik bir agac almistik bana. 
Bir de susler.
Yetmemisti susler bana da kibrit kutularini kaplarla kaplayip ek susler yapmistim kendime.
Her sene suslerdim agacimi.
Evdeki ayakkabi kutularindan da hediye paketleri yapardim altina,
O zamandan belliymis yani halim :)

Annem de hala evmizde agac kuruyor :)
Hatta hediye fuarina gitmis de yeni susler bile almis kendisine :)
Hele bir de pamuktan karlar yapmis ki agaca tek kelimeyle bayildim :)
Bana da fotografini yollamis, canim :)
Eh iste armut dibine dusuyor ben kesinlikle annemin kiziyim :)


Annem bizim adimiza da suslemis sayilsin agaci dedim ve ben bu sene de agac almadim :)
Agacin yerini evimizdeki somine ile dolduruyorum.
Zaten yakmamiz yasak kendisini. 
Evde yanmayan bir somine varsa ben de onu suslerim :)
Bunu hakketti kendisi!



Biraz abartmisim galiba az biraz pavyon etkisi olmadi degil simdi :))
Amann olsun!
Yilin bu donemi de evim boyle rengarenk olsun.
Ellerimizde kahvelerimiz, caylarimiz, saraplarimiz yeni yilimizin her gunu huzurlu, mutlu olsun.
Hepimize iyi yillar olsun :)


Mutlu seneler!

30 Aralık 2014 Salı

Gule Gule 2014

Bu sene eski yili 2 yaziyla yolluyorum. Aslinda diger yaziya bu yazidkileri yazma niyetiyle baslamistim da neye niyet neye kismet :)

Bir Gulcince klasigi...
Donup gecen yila bakiyorum... 

Ocak
Tasinmamizin ustunden 3 aydan fazla zaman gecmisti ama ben hala Londraya alismaya calisiyordum. Cok yazi var Ocak ayinda. Yazmisim da yazmisim :) Ama bir tanesi benim icin cok kiymetli...

Hani taa Ekim ayinda tasindiktan sonra buraya ilk gelldigimizde soyle yazmistim ya...
Bir sure sonra bu duygusal hal bitecek biliyorum. Hani Rotterdama gelmek hicbir zaman ne bileyim Madrid'e toplantiya gitmek gibi olmayacak elbette ama biliyorum ileride boyle de olmayacak. Daha normal olacak hersey. 

Biliyor musunuz, o gunden sonra Rotterdam'a gitmek hep daha kolay oldu benim icin. Oyle sevdim ki oradki evimizi bazen hala cok ozluyorum. Ama o aksamdan sonra ben kabul ettim... Rotterdam bitti... Londra basladi... 

Subat
Is acisindan cok zorlandigim zamanlardi. Ama iste bir onceki yazida da dedim ya 30 lu yaslar sagolsun is hayati beni karanliginda yokedemedi gecen sene :) O yuzden hayatimin en bunaldigim zamanlari olsa da eglenmege gulmeye devam etmisim Subatta :)

Bir kere gecen yilin en onemli olaylarindan biri SUbatta gerceklesmis Gulcin ve Ozan evde susi yapmis :)

Su an olsa hepsini yerim!

ve tabi gundem yine bize bir rahat vermemis. Gulcin de rahat duramamis yazmis da yazmis.

Nacizane Tavsiye

Bence tavsiyelerime uyulsaydi iyiydi :) Hatta cok iyiydi :( 
Ama sanki o gunlerden sonra Turkiyede hersey daha da kotuye gitti. 
Ah! Dokunmayayim yaramiza!

Mart
Her gecen gun Londraya daha da cok alistigim zamanlar. Ama hala bir ayagimin is dolayisiyla Rotterdamda oldugu zamanlar. Bu yeni is iyi de arada beni Rotterdama da gonderseler daha iyi olacak :)


ve Marttan en sevdigim yazilar...

Bir dizi izleyeyim dedim :)

Evimizde biz bize hallerimiz... 
Arkadaslarim...

ve ne yazik ki kaybedilen secim... Suphesiz donum noktalarindan biri :(

Nisan
Yeni is Oh be!
Hani soyle diyeyim bu yeni isle omuzlarimdan apartmanlar kalkti sanki. Evet, tam da o kadar :) 
Zaten yazidan da anlasilmis sevindim :)

Bir haberim var size


Ve uzun zaman sonra dolu dolu sadece Istanbulumla gecirdigim 2 hafta. Bence gecen yilin en en en guzel anilarindan bir kismi :)

Mis gibi Istanbul haftalari :)

Bu yazinin fotograflarini cok sevdim bir an bakinca. Bu yazinin icerdigi gunleri de oyle cok sevmistim ki. O iki hafta sanki ben yeniden Istanbulda yasadim. Yeni ise gecmenin sevincini arkadaslarimla paylasmak. Hakikaten iyi gelmisti be :)



Mayis

Neredeyse sadece gundemle ilgili yazdigim bir ay olmus. Nasil olmasin?
Mayis'in adi Soma :(
Ve gercekten kendi blogumda en sevdigim yazilardan biri de iste o madenci yurekler icin gelmis.

Yas... Ne kadar?


Ardindan Gezinin yildonumu

Anne ben yeniden politik oldum...


Simdi o gunlerde aldigim maillerdeki Gulcin cok politika yaziyorsun, neredeyse sadece politika yaziyorsun cumleleri hakliymis belki. Ama ben de bunca sey yasaniyorken nasil yedigimi, ictigimi palasacaktim ki? Hep yasadigimi yazdim ben Gulcinceye. Yasadigim duygular da bunlardi o zamanlar. Kendi adima iyi ki boyle yazmisim diye dusunuyorum. Okuyani bunalttiysam affola.

Haziran
Acikcasi bu aylar hakikaten delice calistigim, yazmaya bile firsat bulamadigim zamanlar. Ama ofiste de gulunecek bir sey bulmusum iste :)

Gulcin ofisten bildiriyor

20 sn. Lutfen 20 sn :)


ve ofisin dort duvari (2 taraf cam aslinda :)) arasinda tatil fotograflarina bakan Gulcinin caresizligi yazimiz

Yilin en zor zamanlari


Fotografin olayla ilgisi yok da baska bir yazida gordum sevdim :)


Temmuz
Dogum gunu haftasonumu ofiste sabah 5e kadar calisarak gecirmis bir insanim ben be! 
Yalniz sonrasinda o 2 geceye karsilik 4 gun izin aldim :) 
Sormadim alabilir miyim diye. Sorsam vermezler. Ben kendime izin verdim. 
E 30dan sonra boyle :)

O yuzden...

Bugun de bunu cok sevdim




Agustos
Gozunu sevdigimin tatili! 
Hic bu kadar ihtiyacim olmamisti :)
Oyle bir calisma temposunun ustune gittik ki bu tatile resmen ilac gibi geldi :)
3 hafta Amerikada kalirsan Agustos ayinda tabi sadece 2 yazi olur.
O tatili yazacagim ama ahdim var!


Simdilik fotograflar si yazidan

Iste geldim burdayim



Bu yazida da cok guzel fotograflar varmis yahu. 
O zaman bir tanecik daha gelsin buraya :)


Donup bakinca hepsini yeniden yapmak istedim hepsini!

Eylul
Izmir'im...

Bu yaz da bitti...



ve ayni zamanda George'un artik bekar olmadigi gercegiyle tanistgimiz gunler.
Bak yine aklima geldi. 
Ay resmen evlendi adam!

Sunun da farkindayiz degil mi? George evlendi!


Git! Koymicam fotograf falan karisiyla!

Ekim
Gundem... 
Evet yaziyorum ve hep gundeme dair yazilar yazacagim. 
Hepimizin soyleyecek sozu olmali diyoe dusunuyorum.
Yaziyorsun da ne oluyor diyenler de var, evet.
Siz de haklisiniz.
Ben yazinca hicbirsey degismiyor ama ben, kendim, kafami cevirip yurumus olmuyorum. Sadece bu aslinda...

Soyleyeceklerim bu kadar



Kasim
Cok ayip etmisim yemek mimi yazmisim

Yemek mimi yazasim geldi


Sonra zeytinlere yapilanlari yazip lokmamiz kursagimizda kaldi demisim.
 Kaldi inmiyor...

Ah canim zeytin agaclari...



Aralik
Izmir'im'e kavustugum gunler.
Ne garip her seferinde sanki hic gitmemisim gibi ve her seferinde sanki hic donmeyecekmisim gibu.
Memelket sevdasi sanirim tam da boyle bir sey.

Gulcin Izmir'den bildirmeye devam ediyor...


.Yilin son gunleri de Londrada Ozanla bizbize zamanlar...

Londra'da Yeni Yil




Iste boyle bir yil olmus 2014.
Cok yazmamisim.
Ama cok da yazmisim.
Farkettim gundemden kendimi ayiramamisim. Laf aramida iyi ki boyle yapmisim. Yillar sonra bu yazilara donup baktigimda iste bunlari yasamisiz ve ben bunlari yasarken boyle hissetmisim diyebilecegim icin sevdim bu hali. 
E ama Londra cok da gelmemis yazilarima.
Buraya alisamadigimdan, sevmedigimden degil. Iste o vakitsizlikten. Fotigraf duzenlemek zor is...
Sanirim gunluk hayatta instagram kolay gelmis. Londra resimleri instagramda gulcince de :)
E oyleyse bir de instagram 2014u lazim :) 
Sosyal mecralar cogaldikca anilari da toparlamak zorlasiyor mu ne :)

Oyle boyle iste benim 2014um boyle...
Gule gule 2014'um. 
Acinla tatlina hoscakal...

29 Aralık 2014 Pazartesi

Yeni yil yaklasirken...

2014 de bitti... 
Bizim Londra'da dolu dolu yasadigimiz ilk seneydi bu. 
Cok yogundu, cok kalabalikti, cok hareketliydi, cok cok cok bir yil oldu 2014 benim/bizim icin.

Geriye donup bakinca inis cikislari cok olan bir yildi 2014. Dibe, en dibe dogru gittigimi hissettigim cok anlar oldu 2014'te benim. 30lu yaslarimda oldugumu en fazla hissettigim senelerden biriydi. Hem 30lu yaslarin ne istedigini bilen halini cok hissettim bu sene, hem bu yasa geldim artik bazi seyler olup bitmeliydi hissini, hem de hala gencim denemeliyim diyen heyecanini. 

Cok uzuldugum anlar oldu bu sene. Ama cok sukur hicbiri saglikla ilgili olmadigindan yere dusmedim. 30 lu yaslarda en cok bunu seviyorum galiba. Sagliktan otesi yalan diyebilmeyi bir nebze olsun ogrenmis olmayi...

Cok hayatimi, kararlarimi sorguladigim anlar oldu bu sene. Ama cok sukur saglikliyim, ailem saglikli, bunca guzel arkadasim var etrafimda bulacagim bir caresini diyebildim. 30lu yaslarin bu  yonunu de cok seviyorum galiba. Cok caresiz hissetsen de etrafindakileri gorebilecek gucun oluyor. 20ler boyle degildi. 

Cok mutlu oldugum anlar oldu bu sene. Ailemi gordugum her an. Yeni heyecanlara yelken actigim her gun. Evde, ofiste, yollarda, Ozanla, ailemle, arkadaslarimla cok mutlu oldugum anlar oldu bu sene. Hep sukrettim hayatimdaki insanlarin varligina. Ama 2014 hayatimdaki her guzel insan icin daha bir sukrettigim sene oldu. Hepsi ayri ayri iyi ki varlar.

Cok calistigim anlar, gunler, aylar oldu bu sene. 2014un ilk 3 ayini is acisindan tek kelimeyle ozetliyorum; Kabus. Boguluyorum sandim. Nasil mutsuzdum anlatamam. Ise gitmek bile istemiyordum. Biliyorsunuz yeter dedim. Iyi ki dedim. Isim degisti. 2014un son 9 ayini is acisindan tek kelimeyle anlatamam. Ama cok mutlu calistim. Eskisine gore 10 kat belki 50 kat fazla calistim. Ama hevesle calistim. Cok sukur.

2014'e donuyorum bakiyorum ve gulumsuyorum. 
Sagligimiz icin sukrediyorum.
Annemin babamin sagligi icin binlerce kere sukrediyorum.
Abimin yeni hayati icin binlerce kez sukrediyorum.
Bazi tatsizliklar oldu ailemizde saglikla ilgili ama aile oldugumuz ve onlari da beraber asabilecegimiz icin sukrediyorum
Arkadaslarim icin sukrediyorum. Hep yanimda olduklarini hissettirdikleri icin sukrediyorum.
Ve hala yazmaya devam ettigim bu blog ve onun araciligiyla bana hayatta neyin en onemli oldugunu hep gosteren sizler icin sukrediyorum.
Yeri geldiginde sadece is diyebiliyorsam, hayatimdakilerin kiymetini boyle bilmeye ozen gosteriyorsam, ve her karanlikta bir isik aramaya devam edebiliyorsam bunlar hep yularida yazdiklarim sayesinde.

Guzeldin 2014.
Cok sagol.
Soyle 2015e seni aratmasin...

Ben aslinda geleneksek yeniyila hoscakal yazimi yazacaktim ama bugun boyle oldu. Peki. O da yarina kalsin :) Bu fotografta bu yazida olsun.
Bilmem oyle huzur falan diyince aklima ilk bizim yazlik geldi. :)


24 Aralık 2014 Çarşamba

Londra'da Yeni Yil 2

Bir onu yaziyorum, bir bunu yaziyorum bu ara. 
Neyi ne zaman yazdigim belli degil benim :)
 Bugun Kaliforniya Dalgasina devam etmeyi dusunmustum ama dun aksam yuruyuse ciktigimizda yine yeni yil isiklarini gorunce fotograf cekmeden edemedim. 
Fotograflar cekildiyse Gulcince'ye de gelsin degil mi? 


Elimden gelse Londranin sokaklarini tek tek dolasir habire fotograf cekerdim. 
Hepsi bir birinden guzel suslenmis dukkanlar...
Isiklarla donatilmis evler...



Christmas marketleri..
Renk renk suslenmis agaclar...


Agac susleri...
Hediye paketleri...
Elimden gelse hepsini bir bir fotograflardim...


Buralarda Christmas doneminin vazgeceilmezlerinden biri de buz pistleri.
Hollanda da boyleydi.
Christmas dedin mi cikardi bu buz buz pistleri ortaya,


Benim asla ama asla cesaretim yok ustlerine cikmaya.
Zamaninda duz yolda spor ayakkabiyla yuruken bile bilegini burkup liflerini koparabilmis bir insan olarak ben asansimi zorlamasam iyi olur diye dusunuyorum :)
Gerci olacagi varsa da oluyor iste. Orasi da oyle :)


Ben daha ziyade kayanlari karsidan izliyorum bu ara.
Dukkanlarin vitrinlerine bakiyorum.
Sokak isiklarindan gozlerimi alamiyorum.


Yilin is acisindan en sakin zamanlari...
Ben de keyfini suruyorum.
Sayili gun cabuk geciyor.
Bakin iste yarin Christmas...


Sonra yavas yavas eski duzenine donecek hayat.
Londra her zaman rengarenk bir sehir ama etraf uzun sure bir daha boyle isil isil olmayacak.


Iyi ki bizim evlerimiz yilbasina kadar suslu duruyor.
Laf aramizda ben yilin bu donemine bayiliyorum :)


23 Aralık 2014 Salı

Kaliforniya Dalgasi... 1

Bu sene hayatimizin en guzel gezilerinden birini yaptik biz. Kaliforniya turu. Daha geziyi planlarken hayatimizda muhtemelen bir defa cikabilecegimiz bir turun bizi bekledigini biliyorduk Ozanla. Daha iyi planlamis olabilmeyi, hazirliklara daha cok zaman ayirmis olabilmeyi isterdim. Ama bir yandan da bunlari hic istemezdim. Iyi ki de oyle yapmadik. Cunku o zaman elimizde koca bir yapilmasi gerekenler listesiyle dolasacak, aktiviteler, gorulecek yerler arasinda kosacaktik. Boyle anlik palnadik herseyi. O gun nasil hissediyorsak oyle yaptik. 

Ha tabi burada ay cok iyi oldu, dinlendik, kosturmadik, bir kac seyi yapip gerisini bosverdik falan dememi beklemiyorsunuz degil mi? Bekliyorsaniz sadece sunu soyleyecegim. Ben Ozanla evliyim yahu :) Ozanla cikilan tatilin ayak uzatip yatmasi mi olur? Ozanla cikilan tatilde bos gecen gun mu olur :) Gulcinceyi bir suredir okuyanlar biliyor. Olmaz :) Olmadi da. Oyle cok gezdik, oyle cok yuruduk ki ikimiz de 3 haftada 3er kilo vermisiz :) Geri almasaydik iyiydi :)


Ben boyle gezileri doner donmez yazarim aslinda biliyorsunuz. Ama bu sene oyle olmadi. 
Fragman tatilden dondugumuzde gelmisti. 


Filmin devami da onumuzdeki gunlerde Gulcince'de 
Bu yazilar bol fotografli ama ayni zamanda bol da anilarla dolu olacak simdiden soyleyeyim :)
Haydi bakalim gelsin o zaman ilk yazi

KALIFORNIYA DALGASI

Ben yola cikarim da olay cikmadan olur mu? 
Olmaz. 
Olmadi. 

Yolculugumuzun ilk 10 saatlik kismi bildiginiz "sahane" gecmis olsa da Houstan'a inen ucak park esnasinda rotar yapti, pasaport kuyrugna ulastigimizda kuuk resmen arsa uzaniyordu... Derken bizim baglanti ucagi kacti. Gerisi fena fellah bir hikaye. Iptal olan ucaklar, o, bu, su derken Havalaninda gecen 6 saat, Neyse ki corona ve leziz burgerler vardi da oyaladik kendimizi. 


Yine de aksamustu 4'te varmamiz gereken San Diegoya vardigimizda saat gece yarisini gosteriyordu. Bizim aksam gezme dusuncemiz hayal olmustu bile. Bir gece once bavul toplamak icin 3 saat uyuyan 18 saat yolculuk yapan ve 10 saatlik saat farkiyla sarsilan bedenlerimiz sadece ve sadece uyumak istiyordu. Uyuduk...

Ve boylece o zorlu yolculugun bize buyuk bir faydasi oldu. Amerikanin gecesiyle uyuyan Gulcin ve Ozan Amerikanin sabahiyla uyanmis ve enerjik bir sekilde gunes baslamislardi. 

GUNAYDIN SAN DIEGO!


O gunu yine de cok hareketli planlamadik. Duyduk ki San Diego'da cok tatli bir sahill kasabasi varmis La Jolle (La ho ya diye okunuyor). San Diegodaki ilk sabahimizda kalktik oraya gittik. Oh mis gibi gunesli hava, etrafi saran iyot kokusu... Bana sorarsaniz bu iyot kokusunun mutlulukla kesinlikle bir ilgisi olmali :)


Gune guzel bir kahvaltiyla baslayalim dedik. Ve o sabah bize servis yapan amcanin masamiza yazdigi wireless sifresiyle gune gulerek basladik. "Eat well, live well". Iyi ye, iyi yasa... Hayat bize tatilimizin ilk sabahinda bir mesaj veriyorsa eger biz de o mesaji alip basimizin ustune koymaya raziydik. :) Evet bu tatil boyunca mottomuz bu olacakti oyleyse eat well, live well. Ok :) 


Kahvaltidan sonra dustuk yine yollara gozumuze kestirdigimiz bir kiyida durduk. Sanki tam da bizim gibi insanlar gelsin de oturup keyif yapsin diye bir tepeye ufacik bir bank koymuslar. Biz o bankta seyre dalmisken kafami diger tarafa cevirince bir de ne goreyim. Bir dugun! Megerse o banki insanlar buradaki dugunlere sahitlik etsinler diye de yapmislar... Aynen fragmanda soyeldigim gibi

Daha San Diegodaki ilk gunumuzdu.
Yolculugun da yorgunlugu atalim diye plaja atmistik Ozanla kendimizi.
O sirada rastladik iste bu dugune.
Tatillerde boyle seylere denk gelince nasil seviniyorum anlatamam.
sanki bir anda oradaki hayat dahil oluvermisiz gibi.




Keyfimiz yerindeydi. Denizi goren Gulcin'in keyfi her zaman artar, biliyorsunuz. Bence deniz suyunun da mutlulukla bir ilgisi olmali. Yalniz bu sefer denizde beni bir surpriz bekliyordu; denizdeki dalgalarin boyu beni geciyordu :) O dalgalarin boyu biz kaliforniyadayken hep beni gecti :) Hatta o dalgalar beni yeri geldi alip alip yerlere caldi. Vallahi! Ama ne gam! Gulcin ve Ozan yine de Pasifik okyanusunda yuzdu :)


Aslinda gelin biz buna tam olarak yuzmek demeyelim. Suyun durumu yuzmekten cok sorfe uygundu aslinda. Yuzmek dediginiz sey orada dalgalarla oynamaktan ibaret. Ama nasil diyeyim yuzmesem olmazdi. Bu Gulcin o okyanusun suylariyla mutlaka bulusmaliydi. Bulustu :) Dalga pesinde kosan sorfculerin arasinda, dalgalarin onu sesem etmesine aldirmadan oynadi durdu :)


Yuzmek disinda San Diego'da yapmaktan en keyif aldigimzi seylerden biri bir aksam tam da gun batimi saatinde deniz kiyisinda yaptigimiz yuruyustu kesinlikle. San Diego'nun cok guzel bir sahil seridi var. Gun batimlari unluymus zaten. Biz bilmiyorduk ama sansimiza denk geldik :)


Bu heykel, "Mechul denizci ve sevgilisi" San Diego'ya gelen tum turistlerin mutlaka ziyaret edip onunde fotograf cekildikleri bir heykelmis. Aslinda bulundugu yeri onemli yapan tek basina bu heykel degil. Arkasinda bulunan savas gemisini su anda bir muze. Ve aslinda San Diego 2. dunya savasindan sonra Amerikan donanmasina ev sahipligi yapan onemli bir sehir. Vaktimiz olsa bu muzeyi gezmek guzel olabilirdi ama biz sadece  Mechul denizci ve sevgilisi' nin gun batimiyla suslenen guzel goruntusunu izlemekle yetindik...


Aksamin geri kalini meksika yemekleri ve margaritalar susledi... San Diego meksika sinirina cok yakin oldugundan Kaliforniya'nin en iyi meksika yemeklerinin burada oldugu soyleniyor. Ben meksika yemegi cok sevmem ama ben bile begendiysem galiba dogru :)

Yalniz... Siz benim yaptigim hatayi yapmayin. Margarita menusune bakip. Gecen yilin en iyi margaritasi secilmis diye icerigine bakmadan ickinizi soylemeyin. Yoksa margaritanin icinde kocaman bir kirmizi aci biber gelir onunuze konur. Ve aci biberi hiccc yemeyen siz de benim gibi yana yana o margaritayi icersiniz. O neydi yarabbim :) Yandim! Yandim!



San Diegodaki son gunumuzun aktivitesi de San Diego hayvanat Bahcesi gezisi oldu.


Hayvanat bahcelerini sevmiyorum aslinda. ama gercek bir hayvansever olan GG bile oraya git diyince koyulduk yola ve gittik San Diego hayvanat bahcesine. San DIego hayvanat bahcesi, non-profit yani kar amaci gutmeyen bir organizasyon. Yani biletlerden kazanilan tum para yine hayvanat bahcesinin ihtiyaclarini karsilamak icin kullaniliyor. O yuzden ucuz degil. Biletler 50$ civarinda. Ama degiyor mu? Kesinlikle!


10 saatten fazla kaldik biz orada. Hic de ne yapsak diye dusunmedik. Vaktimiz olsa daha da gezerdik. Bayildik! Hayvanlarla vakit gecirmek hep iyi gelir bana. Onlari izlemek hep beni dinlendirir. Iste tam da o gun, isi gucu unutmaya basladim ben. San Diegodaydik! Onumuzde burada gecirecegimiz 3 hafta vardi! Ve ben her aninin keyfini cikarmaya kararliydim :)


O gun, aslarlarla, jaguarlarla gozgoze geldim, koalalarin kutup ayilarinin telassiz hareketlerini izledim, zurafalarin pesinden kostum, maymunlarla ne kadar benzedigimze bir kere daha sasirdim. 


Bilmedigim envai cesit hayvanla tanistim. Ismini kitaplardan bildigim hayvalari gordum, baska hayvanat bahcelerinde gorup bayildigim hayvanciklarin pesinden kostum. Derken,,,, cocuklar gibi sendim. Yok, onlar galiba hulahop cevirme yarismasi yaparken bizden daha senlerdi :) 


Ah simdi yazarken aklima geldi. Yarismada kural hulahop yere dusmeyecek! Ay hepsi de nasil guzel ceviriyorlar. En sona 2 tane kiz cocugu kaldi. Bir tanesi bir yerde hile yapmisti biz de gorduk. Ama canim cocuk onlar, egleniyorlar. Sunucu da onemsemedi. Yarisma bitti bizim minik, daha once hile yapan, kaybetti. Ay sen bir aglama krizine gir! Yavrum nasil agliyor boyle bir sey yok. Annesi teselli ediyor yok, sunucu yok. Bana bir gulme gelince usulca oradan uzaklastik. Hirs dedigin o yasta gelmis konmus yavrucagin yuregine :)

Sonra biz veda ettik San Diegoya.
Kaliforniya Dalgasi bizi Los Angelas'a goturuyordu... 
Biz Kaliforniyadayken , hayat yollarda guzeldi.


Kisa Kisa:
- San Diego bizim en cok begendigimiz sehirlerden biri oldu bu gezide. Biz uzun kalamdik ama sizin vaktiniz olursa daha uzun gezmeye kalmaya kesinlikle deger. 

Amerikaya aktarmali ucacaksaniz mumkun oldugunda Houstan'dan aktarma yapan ucaklari secmeyin. Bize sonradan verilen tavsiyelere gore Washington aktarma icin guzel bir noktaymis. Ben denemedim. Ama Houstoni denedim ve aman diyorum, uzak durun :)

- Arabanizi mutlaka gitmeden once kiralayin ve havalanindan almak uzere ayarlayin. Taksiler cok pahali ve istediginiz her zaman bulunamayabilmiyorlar. Arabanin bekliyor olmasi sahane :)


- Araba kiralarken bize illa convertible yani ustu acilabilen araba kiralayin dediler. Fiyat farki var biraz. O yuzden cok dusunduk ama haydi dedik bir kere gidecegiz bu tatile. Ve dogru karar vermisiz. Kesinlikle fiyat farkina deger! Inanilmaz eglendik o arabayla. Mutlaka tavsiye ederiz :)

- Baksa yerlere giderken ben de cok onemsemeyebiliyordum ama bence Amerikaya giderken saglik sigortasi cok onemli. Biz buradaki sigortacimizla konustuk ve 28gunden az oldugu surece sigortamizin yurt disinda gecerli oldugunu ogrendik. Yalniz 28 gun kalacak sekilde alinmissa biletimiz 3. gunde bile saglik sigortamiz gecerli degilmis. Yola cikmadan bir kontrol etmekte fayda var :)

22 Aralık 2014 Pazartesi

Londra'da Yeni Yil

Gulcince'ye uzun zaman sonra boyle bool fotografli bir yazi yazabilmenin sevincni yasiyorum suu an.
Oh be!
Baslayabiliriz o zaman :)

Bana sorarsaniz Londra'nin en guzel zamani iste tam da bu siralar. 
Yani Aralik ayi. 
Etraf isil isil suslenmis, insanlar Christmas heyecanina kapilmis, sokaklar civil civil.
Bir de bu sene bonusu var bu isikli donemin, hava cok soguk degil :)
Yurumeye gezmeye musait.
Oh daha ne olsun degil mi :)



Iste bu guzel donemin keyfini cikarmak icin Cumartesi gunu biz de  Ozanla uzun bir yuruyuse ciktik.
Yavas yavas, sokaklara, parklara baka baka saatlerce yuruduk.
O yuruysun sonunda da kendimizi Hyde Park'ta acilan Christmas marketi ve lunaparki Winter Wonderland'de bulduk.



Normalde bu Winter Wonderand'in onunde deli gibi sira oluyor.
Giris de ucretsiz oldugundan duyan buraya geliyor.
Ama sen biz bir sansli olalim :)
Hic sira beklemeden elimizi kolumuzu sallayip Winter Wonderland'e girelim :)
Oley!!!



Bu Christmas marketlerin en guzelleri bana sorarsaniz Kuzey Avrupa'da. 
Ama yine de bu da fena degildi.
Sosili sandvicleri, sicak saraplari ile bu market de biz eglendirmeye, kis coskusuyla neselendirmeye yetti :)


Hele su sokaklara kurduklari odun sobalari beni cok ama cok mutlu etti,
Cocuklugumdan beri bayilirim odun kokusuna.
Gecenlerde Izmirdeyken babamlarla koy evinde kaldik.
Hah iste ayni odun kokusu orada da vardi.
Bu Cumarteside cektim icime kisin en guzel kokusunu.
Elimdeki sicak sarabin dumaniyla odunlarin dumani birbirine karisti.
Kis mevsimi iste o an bana bile guzeldi :)


Cumartesi gunun benim icin en guzel tarafi ise yine yeniden Gulcince icin fotograflar cekebilmek oldu.
Ne kadar uzun zamandir soyle icime sinen fotograflar cekip bloguma eklyeyememistim.
Bu Cumartesi bana guzel bir firsat oldu.



Oyleyse bu yazinin bundan sonrasinda Gulcin sussun fotograflar konussun.
Aylardir Gulcin bir bir konusmus zaten blogda, bu yazi da fotograflarin olsun :)
Tabi butun gunu orada gecirmedigimizden fotograflar kah winter wonderland kah oradan buradan Londra sokaklari olsun :)



Isil isil Londra sokaklari



Normalde ige atsan yere dusme zburalarda ama simdi boyle bombos mis!


Izlemeye doyamadigim vitrinler...

Bence Londranin en guzel suslenmis caddelerinden biri bu; Regent Street...


Ve tabi gokyuzu boyle olsun, butun sokaklar bizim olsun :)

Haydi hepimizin haftasi boyle rengarenk olsun...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails