28 Kasım 2014 Cuma

Kaldi mi sana 1 gun :)

Neye mi?
Izmir'e gitmeme :)


Son anda karar verdim yine. Daha dogrusu karar vermek zorunda kaldim. Aslinda biz yil sonunda gideriz Turkiye'ye diye dusunmustuk Ozanla. Hani gideriz. Biraz kaliriz. Orada yeni yila arkadaslarimizla girereiz diye planlamistik.



Erken bilet almak benim basarabildigim bir sey degil. Ama bu sefer baktim biletlere vakitlice. Taa Eylul ayiydi ilk biletlere baktigimda. Ama yok biletler bizim almayi mantikli bulacagimiz bir seviyeye dusmedi hic. 

Gecenlerde bir baktim, ya bilet fiyatlari firlamadan simdi gideceim Izmir'e ya da ancak Subatta falan gidebiliyorum. Is -guc yogun falan ama napayim 2 ay daha beklemek istemedim, hafta bbasinda aliverdim biletimi. Hem de baya iyi fiyata aldim vallaha :) Masallah!

Pazar gunu cikiyorum yola. Ay sansima trenler de calismiyormus iyi mi pazar. Neyse bir sekilde ulasacagim insallah havalanina. Sonra ver elini Izmir :) Yani onumuzdeki 10 gun Gulcin Izmirden sesleniyor :)

Bu arada kendimi bir seyden dolayi tebrik etmek istiyorum. 
Soyle ki, baktik Turkiyeye gidis fiyatlari firlamis yeni yil civarinda. Ya dedik bilete bu kadar para verecegimize oteli falan dahil tatil aliriz bir yerlerde. Hakikaten o kadar pahali biletler!

Ben bakiyorum oraya buraya. Tatil ayarlayayim diye. Yok olmadi. Denk dusuremedik. Ozan da Gulcin, ben biarz yorgunum evde mi kalsak dedi. Tamam karar verdik. Christmas donemini Londrada gecirecegiz.

Ama meger hic o kadar dusunmeye, tatil bakmaya gerek yokmus. 
Zira bu akli evvel Gulcin'in zaten izin gunleri bitmis:) 
Hic kalmamis hic! 

Nereye tatile gidiyordum acaba? Sanirsin babamin dukkani sirket. Dur ben gelmeyecegim diyeyim:) 

O degil de Goncanin diline fena dustum. GB olmayan tatili planladi diye :)

Ohoo hem de kac kere planladim. 

O olmayan tatilimde Turkiyeye gitmeyi planladim. Olmadi 4-5 ayri ulkeye baktim. Hani varsa olmayan tatiliniz soyleyin bana cok guzel palnliyorum ben  olmayan tatilleri :)

Bundan sonra once tatilim kalmis mi diye bakacagim ama soz!
Yoksa biletleri almis olsaydik falan artik maasimdan geri sirkete odeme yapar tatil alirdim.
Iyi fikir ha! Neden olmasin :)

24 Kasım 2014 Pazartesi

Bu sabah aklima ne geldi

Itiraf ediyorum: Ben eskiden bir Yilan Hikayesi hayraniydim. 

Yilan hikayesi ne zaman baslamisti hatirlamiyorum. Ya ben universiteyi kazanmadan hemen once ya da kazandigim sene. Bilmiyorum. Ama bildigim bir sey var, evde oldugum zamanlarda Yilan Hikayesi'nin oldugu aksamlar annemlerin odasina cekilir, oradaki televizyonu acar, bir basima kimsecikler olmadan diziyi izlerdim. Aman yarabbim o ne keyifti! Memoli, koylu kizi, Belgin Abla... 

Istanbulda oldugumda ise degil bir odada bir basima Memoli izlemek, televizyonun Tsiyle bile bulusamaz olurdum, orasi ayri :) Ben devlet universitesinde okudum. Ve okulun yurtlarinda kaldim. 8 kisi ufacik bir odada kaldigimiz donemlerde inanin bana TV aklimizda olan son eksiklikti :) Dolayisiyla aman TV olsa diye soylendigimiz zamanlar olsa da yoklugunun pek farkinda da degildik. Universite diyorum, hazirlik diyorum, dersler hafif - zaman bol diyorum, Istanbulda yasiyoruz diyorum :) Evet egleniyorduk :)

Bir ara yaz okulu mu basladi, tatil miydi bilmem, Aslicim geldi. Gulc dedi en son katta TV varmis. Iste  boylece okula basladiktan belki de iki-uc yil sonra kesfettik yurdumuzdaki TV odasini :) Bir iki Asliyla gidelim memoli izleyelim dedik ama yok olmadi. Her seferinde kendimizi baska bir seyi konusurken bulduk. Eh tabi bunda universiteli aklimizla polis dizisi ne ya, cok sacma boyle seyler diye havalara girmis olmamizin da etkisi buyuk inkar edemeyecegim. Olur oyle universiteli halleri, iyidir guzeldir o haller bence ben pek severim :)
Oyle boyle yine de  Asliyla ben, cok iyi iki arkadas, arada Memoliden eskilerden aklimizda kalan sozleri de kullanir olduk. Mesela, Seven Kalpler Hassas olur... diye basliyordu Asli'nin bana mezun oldugumuzda yazdigi yazdigi andac yazisi. Ve Gulccugum seninle biz hep seven kalplerdik diye devam ediyordu... Canim...


Oyle bir donemdi geldi gecti memoli seyretmelerimiz. Buyuduk biz de o arada. Sonra cok da hayrani olmadim Memet Ali Alabora'nin. Yuh Gulcin koca insan ne hayranligi demeyin. benim vardir oyle koca insanken hayranliklarim. Hem de ne boyutlarda bir ara anlatirim :) Velhasil kelam aramiza mesafe girdi kendisiyse. Hayat Memoliyi bir yana beni bir yana savurdu :) 

Yillar sonra Memet Ali Alabora'yi Hollanda ucaginda gordum. Bir oyunun turnesi icin Hollanda'ya gidiyorlardi. Nasil samimi, sicak. Herkese gulumsuyor, soru soranlarla konusuyor, hal hatir soruyor. Evli barkli kadin olabilirim, evet. Ama kusura bakmayin eski askimla karsilasmisken onu gormezden gelemezdim. Bir firsatini yakalayinca gulumsedim ona :) O da bana gulumsedi :) Bunu boyle gizli bir ani olarak saklayabilirdim ama yok ben geldim hemen Ozan'a anlattim :) O da biraz kiskansa yok ya nerede! Aa iyi olmus severdin sen onu dedi :) Boyle cok kiskancliklarla ihtirasla dolu bir iliskidir bizimki efendim :)


O karsilasmadan sonra Memet Ali Alabora artik benim icin Memoli degil, ucakta insanlara gulumseyen, arkadaslariyla can-i gonulden ilgilenen cok kibar, efendi bir adam oldu. Aklimdaki yerini boyle doldurdu.


Iste o kibar ve guzel gulen adami biraz daha dusunuyorum bugunlerde ben. Hayranligimdan, eskide kalmis hayranligimdan degil ama insanligimdan bu kez dusunmem. Hakikaten Mehmet Ali Alabora'ya ne oldu? Nerede simdi? Ne yapiyor? Hala oyunlari var mi gosterimde? Tehditler bitti mi? Normal bir hayat yasayabiliyor mu?



Kim bilir...

21 Kasım 2014 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim...

Game of Thrones'un muzigini alaturka sazlarla yorumlamislar.
Bu sabah Ozan dinletti bana da.
Bizim evi bu ezgiler doldurdugunda bu sabah saat daha 7 bile degildi.
Gune boyle guzel bir muzikle baslamak bana cok iyi geldi.
Ellerine saglik duzenleyenlerin de calanlarin da.
Iste ben bugun de bunu cok sevdim...



19 Kasım 2014 Çarşamba

17siydi ayin ve 1999 yiliydi dunyanin…

17siydi ayin ve 1999 yiliydi dunyanin…

Bu cumleyle baslayan bir belgesel izledim televizyonda. Canim yeniden.yandi Unuttugumuz onca seyi yeniden hatirladim. Evet ne dersek diyelim unuttuk. Yikilan evleri, yollardaki kazalari, etrafi kaplayan tozu dumani, icimizdeki aciyi unuttuk. Yok aslinda hicbirini unutmadik. Gocukleri, yaralananlari, hayatini kaybedenleri de unutmadik… Sadece gormez olduk, gosterilmeyince bilmez olduk. Insan beyni elbet kendini koruyacak dusunmez olduk.

Ben gecen gece yeniden gordum gocuk altinda kalmis insanlari. Yeniden duydum onlarin yorgun seslerini ve kurtarma ekiplerinin yakarislarini. Yeniden dusundum biz hayati normallestirirken o insanlarin acilarla yasamayi ogrenmis olmalarini, biz kaybedilenleri sadece bir toplam sayi olarak akilda tutarken, o insanlarin kaybettikleri her isimle bir parcalari eksik yasamayi ogrenmis olmalarini.

Ben gecen gece yeniden cok aci seyler gordum o belgeselde. Abartmamislardi, insanlari uzmek icin ajite etmemislerdi hicbir seyi aslinda. O gunlerden gelen kayitlari ustune yorum bile yapmadan bir araya getirmislerdi. Bir de sag kurtulan ama asla eskisi gibi olmayan insanlarla konusmuslardi. Bu kadar. Cok kisaydi. Ama cok gercekti, cok yalindi, cok aciydi. Yeniden gosterdi, yeniden dusundurdu, yeniden hatirlatti…

Ben bir otobusun icindeydim o gece. Istanbuldan Izmire gidiyordum. Tam arabali vapurdan inmis Yalovadan geciyordum. Uykuyla uyaniklik arasinda savruldugumuzu, soforun “Allahim yardim et” diye bagirdigini, kafalarimizi oraya buraya carptigimizi hatirliyorum. Sonra acilan isiklari, radyodan gelen “Istanbul yerlebir oldu, tas tas ustunde kalmadi” anonsunu, arkamda kalan onlarca arkadasima ne oldugunu bilmeden, bize ne olacagini bilmeden saskinca kaldigimi ve cok uzuldugumu hatirliyorum. Durmasi icin yalvardigimiz soforun gozunden akan yaslara ragmen “Yapmayin dursak da bir sey yapamayiz, ustelik asla buradan cikamayiz” diye gosterdigi kararliligi, belki de cok mantikli olan o karara vicdanimizin verdigi tepkiyi ve otobusun camlarina yapisip caresizce gozyaslariyla bir cehennemin icinden gectigimizi hatirliyorum.

Ben o geceyi aklimdan silmeseydim, takip eden gunlerde gordugum ruyalari hala gormeye devam etseydim, yollarda gordugum kazalari, pijamalariya oradan oraya kosusan insanlari, ne yaptigini bilmeden dizlerine vurup aglayan teyzeleri gozlerimi her kapadigimda hala goruyor olsaydim delirebilirdim biliyorum. Unutmak zorundaydim, unuttum. Daha dogrusu surekli bunlari dusunmeye devam etmemek zorundaydim, dusunmez oldum. Ama bu belgesel bana yeniden unutamayacak, o geceyi dusunmeyi benim kadar kolay(?) birakamayacak olanlari gosterdi, sarsildim.

Biliyorum arada dusunmek gerekiyor ama sadece aciyi degil almamiz gereken tedbirleri de dusunmek gerekiyor. Bilincli olmayi dusunmek gerekiyor. Arasira televizyonlarda, gazetelerde cikan sadece korkutma amacli cozum onermeyen o haberlerden ben de nefret ediyorum. Iste onlara inat sadece korkmamak, tedbir de almak gerekiyor. Bir yerden baslamak gerekiyor, nereden baslayacagimizi bulmak gerekiyor….

Belgeselin sonunda diyordu ki “Hep yasamimiz aydinlik olsun”… sanirim bu dilege de gonulden katilmak gerekiyor.

Izlemeseydim keske dedim kendime ama gozlerimi kapamak gercegi silmeyecek hatirladim sonra…


17 Kasım 2014 Pazartesi

Izledik: Interstellar

Gecenlerde arkadaslarimiz gitmisti bu filme. Begendik guzeldi ama zor film demislerdi. Ben de aynen onlarin soylediklerine aynen katildim bu filmi izledikten sonra begendik, guzeldi ama zor film.



Filmin konusu soyle:
Filmin geçtiği yakın gelecekte yeryüzünde yaşam, artan kuraklık ve iklim değişiklikleri nedeniyle tehlikeye girmiştir. İnsan ırkı yok olma tehlikesiyle yüzyüzedir. Derken yeni keşfedilmiş bir solucandeliği, tüm insanlık için umut olur. Buradan geçip boyut değiştirerek daha önce hiçbir insanoğlunun erişemediği yerlere ulaşmak ve insanoğlunun yeni yaşam alanlarını araştırmak ise bir grup astronot-kaşife kalır. Bu kaşifler, geçen 1 saatin dünyadaki 7 yıla bedel olduğu ortamda hem hızlı ve cesur olmak zorunda kalacaklardır.

Neden guzel?
Bence...
Gorsel olarak gercekten cok basarili. 
Konusu karisik olmasina ragmen ilginc. 
Oyuncular da hakkini vermisler rollerinin.



Neden zor?
Bence...
Basrol oyuncusunun ingilizcesini anlamak biraz zor. Alt yaziyla izlense bazi sahneleri anlamak cok daha kolay olabilir. 
Konusu zor bildiginiz zor. Fizik, metafizik, yildizlar, kara delikler, formuller, hesaplamalar. Neyse ki ben bunu bildigimden o kisimlari anlamak icin kendimi hic zorlamadim. Yildizlar benim icin gokyuzunde parlarken guzel. Gezegenler hakkindaki bilgim Merakli Vedat Dun Macta Jale'ye Sordu Uydular Nasil Planlandi seviyesinde kaldi. Ben boyle iyiyim :) O yuzden filmin o karmasik kisimlarini anlamak icin kendimi cok zorlamadim.

Bu arada  Merakli Vedat Dun Macta Jale'ye Sordu... sizin ogretmenleriniz tarafindan da kullanilir miydi? Bize ilkokulda gezegenlerin sirasini boyle ogretmislerdi. Hepsinin bas harfi bir gezegen. Merkur- Venus- Dunya- Mars- Jupiter - Saturn - Uranus - Neptun - Pluton :) 

Hayir cumlede anlamsiz bir sey. Onu ezberleyene kadar insan gezegenlerin sirasini ezberler daha kolay. Ayrica Vedat ile Jale neden maca gitmisler? Vedat niye Uydulari macta merak etmis? Birisi topu uzaya mi firlatmis? Kafamda deli sorular olusurdu taa o zaman :)

Ama bak sonucta aklimda kalmis :) Demek ki ogretmenlerim haklilarmis :) 



Filme donecek olursak... 
Elbetteki senaryoyu yazan gezegenler ve fizik konusunda oldukca basarili bir is cikarmis. Ben anlayan yorumcularin yalancisiyim. 
Peki o kisimlari anlamadan film izlenmiyor mu? I
Izleniyor. Ve gayet de guzel izleniyor. 

Ama insan surekli bir ya ben niye anlamiyorum bunlari, benim niye kafam bunlari almiyor acaba diye dusunuyor. Ben sahsen dusundum :) Ama bir sure sonra amaann dedim kafamin calistigi kadari bana yetsin bak cok sukur Merakli Vedat'in macta Jale'ye ne sordugunu biliyorum :) 

Sozun ozu...
Ben izledigime sevindim filmi ve begendim. Ama acikcasi daha fazla begenecegimi dusunmustum filmi izlemeden once. Begenim bekledigim seviyelere ulasamadi.  
Degisik, guzel, farkli bir film izlemek istiyorum derseniz kesinlikle tavsiye ederim.
Kafami dagitacak, beni cok yormayacak, neseli, eglenceli bir film izleyeyim derseniz bu cok da yerinde bir secim olmayabilir.



Izleyeceklere simdiden iyi seyirler.
Hepimize de iyi haftalar olsun efendim :)

Fragmani da ekleyeyim:)


14 Kasım 2014 Cuma

Bugun de buna cok guldum

Ay bunlarin yenisi gelmis hic soylemiyorsunuz :)
Her sene Amrikada bir televizyon programcisi ailelere diyor ki...
Helloweenin ertesi gunu cocuklariniza sunu soyleyin ve videoya cekin
Butun sekerlerini yedim!

Tahmin edersiniz ki tepkileri buyuk oluyor :)
Ve ben her sene bu derleme ortaya ciktimi defalarca izliyorum :)

Biliyorum cocuklar acisindan cok trajik bir durum.
Kabul ediyorum cok ayip ama guluyorum elimde degil.
O "It is ok", "Olsun" diyenleri de tek tek operim ben!
Ellerime gecmesinler :)

Haydi iyi haftasonlari hepimize :)




13 Kasım 2014 Perşembe

Bugun de bunu ogrendim... Asure

Bilmemek degil ogrenmemek ayip. Ben de bugun ogrendigim seyi, ogrenmekten dolayi cok mutluyum. O yuzden bilmemem ayip olsa da yazayim istedim.

Oncelikle sunu yazmaliyim. Asure tatlisini sevmiyorum. Cocukluktan beri de sevmezdim. Zorla degil ya sevmiyorum, sevemiyorum. Eskiden biz Izmirdeyken asure zamani gelince mutlaka bizim evde ya da anneannemde asure kaynardi. Hatirlarim baya alisverisi hazirligi da olurdu asure yapmanin. O hazirlik surecinin sonunda bana da birer ikiser o kaseleri komsulara dagitmak kalirdi. Sonra onlar da bize getirilerdi asure. Uzerinde nar varsa alirdim bir iki kasik. Yoksa pek yanina yanasmazdim. Ama evde sevilirdi yenilirdi.

Belki de sevmedigimden cok ilgim olmadi asureyle. Istanbulda yurtta yasamaya basladiktan sonra sadece yemekhanede asure olmasindan anlardim asure zamani oldugunu. Ve kendi evime tasindiktan sonra da bir kere bile pisirmisligim olmadi. 

Buraya kadar hersey tamam. Nihayetinde asure'nin tadini sevmeyebilirim. Bunda bir sorun yok bence. Ama size bir sey soyleyeyim mi ben cok buyuk bir ayip yapmisim farkinda olmadan, dun ogrendigim seyle bunu anladim. Ve gercekten utandim.

Oncelikle yaptigim ayip suydu: Twitterda mesela Asure sevmiyorum yazdim. 
Oyle gunluk konusmalarda yeter her yan asure oldu dedim. 
Goncamla yazisirken ne zaman bitecek asureler dedim. 
Buyuk bir ayip etmisim ozur dilerim.

Cunku ogrendim ki meger asurenin hemen hemen butun inanislarda bir yeri bir anlami varmis. Ben sadece Nuh tufani ile ilgili kismi hatirliyordum. Megerse asure Sunniler, Aleviler, Ermeniler, Rumlar ve daha niceleri icin baska baska hikayelere sahipmis. Goncam bir kismini soyledi. Bir kismini okuduk ogrendik. Bir kismini aa demek bundanmis diyip bulduk derken ben sunu anladim ki Asure gelenegi guzelmis, anlamliymis, arkasinda bilinesi hikayeler varmis. 

Wikipedia cok guzel anlatmis Asure ve Asure Gunu kavramlarini.

AşureHicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günü yapılan tatlıdır. İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü, Nuh'un Büyük Tufan'dan sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı yapmıştır. 
Aşure, Arapça "aşu:re" kelimesinden gelmektedir.[1] Aşure, Ermeni ve Rum kültüründe de vardır. Ermeniler, 6 Ocak'ta "anuş-abur" yaparken; Rumlar, buğday, kuru üzüm ve bal ile yaptıkları "koliva"yı kilise kapısında dağıtıp ortasına bir mum diktikleri bir tabakla mezarın başına yerleştirmektedirler.
Alevi kültüründe, Kerbela Savaşı'nda Hz. Hüseyin'in öldürüldüğü günde aşure pişirilmesi ile aşurenin hiçbir hayvansal ürün içermemesi arasında bağlantı kurulur ve şiddetin genel olarak protesto edildiği ifade edilir.

Bugun iste bunu ogrendim. Evet belki de coktan biliyor olmaliydim ama gercekten bilmiyordum. Cocuklugumdan Nuh Peygamber ile ilgili kisim var aklimda. Gerisini hakikaten ya duymamisim ya da unutmusum. Simdi biliyorum.

Yalniz bugun cok onemli bir sey daha ogrendim. Su son zamanlarda asure ile ilgili soylediklerimle buyuk ayip yapmisim. Evet hala Asure tatlisini sevmiyorum. Ama simdi onume koyun bir tabak yerim hatta ikinciyi de isterim. Cunku sunlari okuyunca yine hatirladim da inanclara saygi duymakla basliyor hersey. Varsin ben sevmeyeyim tadini ama ona bunca anlam yuklendiyse gelsin basimin ustunde olsun.

Gecen yazdan yazdan sonra bazi seylere karsi mesafeliyim. Ama inanca saygi konusunda yerim baki. Hep oldugum yerdeyim yani herkesin inancina saygiliyim. O yuzden o soylediklerimi yakistiramadim kendime. Olmamis ayip etmisim. Vallahi billahi kendimden utandim. Hayir bu kadar zor olmasa asure yapip dagitacagim. O kadar yani. Yok ya yapilisini dusundum de  o kadar degil :)

Iste ben bugun de bunu ogrendim...

11 Kasım 2014 Salı

Boyun agrisi... yine yeniden...

Gecenlerde Gonca geldiginde boynu agriyordu. Dedim ki Gonca masallah benim boyun agrilarim bitti. Ogrendim galiba basetmeyi. Masallah da dedim ama. Vallhi dedim. Oyleyse niye simdi benim yine boynum agrimaya basladi?


Nazar diye bir seye inaniyorum. Soylenenlere gore yildizim cok dusukmus. Cocuklugumdan beri bana cok nazar degermis. Deger, evet. Ama bana en cok kendimin nazari deger onu da biliyorum. Manyak miyim neyim anlamadim? Niye kendi kendime nazar ediyorum? 

Bilerek de yapmiyorum ki canim. Bak masallah da diyorum. Ama yok olmuyor. Ne zaman ay aman su da soyle sukur desem, ertesi gun o soyle tepetaklak oluyor. Bir degil, iki degil bak ben bunu kendime hep yapiyorum :)


Boyun agrilarim gecti derken Goncaya da soyle aciklamistim. Normalde hep bir agri var benim boynumda. 10 uzerinden 5 seviyesinde falan bir agri. O benim normalim. O kadar da kaldigi surece agrim var bile demiyorum. Ama bazen artiyor. 


Biraz artarsa yine agrim var demiyorum vallahi. Oldugu kadar diyerek idare ediyorum. Agrim var diyorsam biliniz ki boynumu donduremez hale gelmis, hareket ederken ince sizidan oteye bir rahatsizlikla karsilasmis durumdayim. Evet, an itibariyle tam olarak oyleyim. Su asagidakilerle yakin arkadas olmus durumdayim :)



Niye oldu peki? 
Nazar diyerek isin icinden cikmayacagim tabi ki. Tamam nazar ettim kendime diyorum da o isin eglencesi. Bir de Cuma aksami zeytin agaclariyla ilgili haberleri okuyup dinleyince sinirden iyice gerildim orasi da kesin. Ama elbette ben de bir seyleri yanlis yaptim. Evet oz elestirime basliyorum :)


- Agrim biraz azaldi ya calisma kosullarima dikkat etmeyi biraktim. Evde yukseltici olmadan, klavyesiz falan laptop ile calisiyorum. Aferin! Al sana basli basina 10 uzerinden 10luk bir agri sebebi. Yapma Gulcin!


- Agrim  hafifledi ya, sokaga cikarken falan kendime dikkat etmez oldum. Normalde boynumu sarmadan sokaga adim atmayan ben, gecen hafta sabah dus alip ay hava sicak diyerek boynumu sarmadan tren istasyonuna yurudum. Hem de fularim elimdeydi. Yapma Gulcin! 



- Agrim hafifledi ya, calisma saatlerime hic dikkat etmez oldum. Birakin beni dunyayi kurtaracagim. Dun aksam 9du mesela bilgisayarin basindan kalktigimda. Yapma Gulcin!



- Agrim hafifledi ya, akilli telefonda whatsupda cok vakit gecirir oldum. Laptop, ipad bir yana. Bence o akilli telefon kucuklugu sebebiyle tam bir agri kaynagi. Yapma Gulcin!



- Agrim hafifledi ya sporu cok azalttim. Iste en onemlisi de bu. Sonucta benim bu agrilari cekme sebebim belli. Kollarim cok esnek oldugundan boyun kaslarim yeterince calismiyormus. Yani agrimin sbebi boyun kaslarimin gucsuz olmasi. Guclenmeleri icin ne lazim? Spor. Bunu bilmek icin alim olmama gerek yok. Biliyorum tabi ki ama uzun zamandir spor isini de cok savsakladim. Iste bunu kesinlikle yapma Gulcin!



Bunlari yapmamaliyim dikkatli olmaliyim. Bunca yildir kronik olarak boyun agrisi ceken bir insan olarak biliyorum ki boyun agrisi ceken herkes bunlar konusunda dikkatli olmali. Ama yani su duruma bakinca ah agrim var ay aman diye sizlanmaya hakkim yok benim. Kendim ettim kendim buldum. Simdi de kendimi iyilestirmek zorundayim. 

Ama bence Ozan'a sizlanabilirim. Evet evet O'na sizlanabilirim. Ama yani kocalar da bunun icin var degil mi efendim :)

7 Kasım 2014 Cuma

Ah canim zeytin agaclari...

Zeytin agaclari benim hayatimin hep bir parcasi oldu. Dedemin el emegi zeytin yaglari, babaannemin her kis yilmadan yaptirdigi zeytinyagi sabunlari cocuklugumun ilk hatiralarindan oldu. Dedemin de babalarindan kalma zeytin agaclarinin mahsulleriydi onlar. Cocuklari gibi gordugu, gozu gibi baktigi zeytin agaclarinin mahsulleri. Dedem gittikten bir sure sonra babam gecti bizim zeytinliklerin basina. O gunden beri bizim evin zeytinyaglari babacigimin emegi oldu.

Zeytin kolaydir der babam. Kendi kendine bakar cogu zaman. Guclu agactir. Yeniler kendini der. 
Ama zeytin zordur der babam. Kirilgandir. Bakim ister. Emek ister. En cok da sevgi ister.

Babam, oyle cok sever ki zeytinlerini.. Bazen takilirim O'na. Yahu ben geliyorum, beni gormuyorsun zeytinlerin basina gidiyorsun yine diye. Guler babam. Gulerim ben de. Bilirim babam en cok o tarlada zeytinlerin yaninda mutlu olur.



Gecen yaz dedi ki babam bana. Gulcin biliyor musun galiba o tarlada, cesmenin basinda yalniz kaldigim zamanlarda cok mutlu oluyorum. Bakiyorum asagida isciler agaclarin arasinda. Ben agaclarin arasinda.Mutluyum. Biliyorum. Toprakla ugrasmak o zeytin agaclarinin arasinda dolasmak babami ne kadar mutlu ediyor biliyorum. O yuzden her ne kadar zeytin isi zor olsa da, her sabah 5te kalkip yollara dusse de, yorulsa da babama sesimi cikaramiyorum. Mutlu. Annem o yuzden kisin Torbalida kaliyor mesela. Babamin yaninda olsun diye. Mutlu. 

Itiraf ediyorum, cocukken, gencken cok kizardim babama. Kapilip gidiyor agaclara diye. Gunler yillar gectikce babami daha iyi anliyorum. Agaca olan tutkusunu daha iyi anliyorum. Zarar gormesinler diye makinalar pesinde kosmasini, sulansinlar diye sistemler yaptirmasini, beslensinler diye toprakla konusmasini daha iyi anliyorum.



Ve zaman gectikce ben niye tarlada yeterince vakit gecirmedim diye daha cok kiziyorum kendime. Yeterince o dedemin bile babalarinin diktigi agaclara sarilmadim diye daha cok uzuluyorum. Hep sevdim onlari evet ama sevgimi gostermedim onlara diye daha cok hayiflaniyorum.

Zeytin agaclari koklenen koyluleri gorunce bu yuzden agliyorum iste. Benim babami koyuyorum onlarin yerine. Nasil uzulecegini, nasil yanacagini dusunup o koylu teyzelerimin amcalarimin acisini da icimde hissediyorum.




Zeytin agaci candir. Zeytin agaci hatiradir. Zeytin agaci dedelerden kalma bir emanetir. Agaclarimizin bir tanesini bile boyle hunharca gelip kokleseler babamin nasil uzulecegini dusunup o gozu yasli teyzelerin amcalarin hepsine gidip sarilmak istiyorum. 

Yapacagimiz seylerin koklu degisiklikler yapabilecegine inancim neredeyse kalmadi artik. Ama yine de su kampanyayi imzalamadan edemiyorum. Taa temmuzda bu kampanyayi ilk imzaladigimda soyle yazmistim;


Ege'de zeytin agaclari, benimki de dahil olmak uzere pek cok ailenin hayatinin parcasi. O yemyesil zeytinlikler, ailelerin gecim kaynagi oldugu kadar hatiralari, gecmisleri. Yeni yasa tasarisiyla bu zeytinlikler imara aciliyor. Araziler enerji uretimi icin kullanilabilir yapiliyor.
Yeni yasayla 25 dekarin altindaki araziler zeytinlik bile sayilmayacak. Halbuki degil 25 dekar, 25 agacin verdigi zeytinden cikarilan yagi aile hatta aileleler bir yilda tuketiyor.
Babam anlatmisti; zeytin agaci koklenmedikce olmeyen bir agac. Yanginlardan sonra bile zeytin agaci kendini yenileyebiliyor. Evladiyelik derler ya oyle.
Koklenmedikleri surece, yerlerine binalar dikilmedigi surece, diplerinde zehirli atiklar olmadigi surece Ege daglari zeytinlik kalacak. Yesil kalacak. Mis gibi kalacak. Biz de destek olursak. Ilk adim yasa tasarisina tepki gostermek. Ben de varim derseniz... imza kampanyasi icin link asagida.


Olmadi... Cikardilar yasayi...Kestiler yine agaclari. 
Canim zeytin agaclari. 

Entler varlarsa gelsinler artik! 
Gun onlarin gunu! 
Ciksinlar ortaya ve gostersinler dunyanin kac bucak oldugunu!
Yoklarsa da... ben biliyorum zeytin agaci intikamini alir.
Alir mi?
Insallah alir.
Ah canim zeytin agaclari...

Bugun de bunu cok sevdim

Abartmiyorum.
Bu aralar gunde 30 kere falan dinledigim oluyor bu sarkiyi.
Sabah hazirlanirken. Ise giderken. Ofiste calisirken.
Ne zaman dur biraz muzik dinleyeyim desem bu aralar elim bu sarkiya gidiyor.
Sonra kulagima gelince bu melodi, sanki o anda baska aklimda ne varsa onemini kaybediyor.

Oyle iste bugun de hatta bu aralar da bunu cok sevdim.
Bir de dusundum de cok soyleyen oldu da bu sarkiyi bu baska olmus be.


Gokhan Turkmen.- Kursuni Renkler

Yok olamaz, dur
Dur, gidemezsin
Gozlerimin rengi dur, bulutlara donemezsin.
Yok, alamazsin
Beni deli zaman.
Dur, omrume o kursuni renkleri suremezsin...

Iyi haftasonlari olsun hepimize...

5 Kasım 2014 Çarşamba

Cumbus Cemaat

Bugun musadenizle size yine arkadaslarimdan bahsedecegim :) 
Coook uzun zamandir blog yaziyorum. Her seyi yaziyorum. Ama laf aramizda Arkadaslarimiz basliginda yazdiklarimi bir baska severek yaziyorum. 
Iyi ki varlar :)
Taa Nisanda, Istanbuldan dondukten sonra yazmistim bu yaziyi, taslakta bekliyordu.
Bugun vakti geldi demek ki :)




Cumbus Cemaat'i duydunuz mu?
Dinlediniz mi?
Hic onlarla costunuz mu?

Cevabiniz evetse, bir sonraki Istanbul cikarmamizda sahnede bulusalim. Zira bizim Istanbul'a gidip de Cumbus Cemaat ile cosmadan donmuslugumuz yok. Haydi denk gelelim de karsilikli bir oynayalim :)

Cevabiniz hayirsa, haydi gelin siz de tanisin Cumbus Cemaatle. Siz de Cumbus Cemaat seyircileri arasina katilin. Haydi denk getirelim de karsilikli bir oynayalim :)

Ben her durumda Istanbuldaysam onlarla cosacagim yani  haydi siz de buyrun :)


Cumbus Cemaat bundan birkac yil once bir ogrenci gurubu olarak cikti ortaya. Bizim gibi ogrencilik yillarini dansla muzikle ic ice gecirenler, son sinifta arada kalirlar bir sure. Bayilarak ugrastiklari dans ve muzikle devam etmek mi? Yoksa ozel sektorun karmasasina karismak mi? Cumbus Cemaatciler o cesur ilk guruptaydi iste. Bizim gibi ikinci guruptakilere de onlari keyifle izlemek dustu :)

Cumbus Cemaat gecen yillarda cok degisti. 
Gurup genisledi. Enerjileri bence yil be yil yukseldi. Parcalara yaptiklari yorumlar daha da guzellesti. Sahneleri iyice keyiflendi. 

Ama bir yandan Cumbus Cemaat gecen yillarda hep de ayni kaldi. 
Seyirciyle kurduklari ilestisim hic bozulmadi. Parca secimlerindeki kalite, isabet hic degismedi. Ve Cumbus cemaat'in tum uyleri eglendiriken eglenmekten de vazgecmedi :) Laf aramizda adamlarin her biri ayri deli :) 





Cumbus Cemaat'i sadece bir muzik gurubu olarak gormuyorum ben. Onlar basli basina bir sov gurubu benim gozumde. 
Sahnede 2-3 saate yakin bir performans sergileniyor her konserlerinde. 
Harika caliyorlar! 
Pek guzel soyluyorlar.
Dans ediyorlar.
Parca aralarinda dinlenesi seyler anlatiyorlar :)
Sahnede bazen deliriyorlar. Ama vallahi bildiginiz deliriyorlar!
Velhasil cosuyorlar, costuruyorlar.
Ha bir de yine laf aramizda, kendileri delirip cosarken seyirciyi de aralarina kativeriyorlar.
Insan ne oldugunu anlamadan kendini deliler gibi dans ederken buluyor,

Tamam ben kapi gicirtisina bile oynayabilen bir insan olabilirim.
Kabul ediyorum.
Ama onlar sahnedeyken yerinde oturan kalmiyorsa, durum bana ozgu degil :)
Hakikaten seyirciyi costurmayi iyi biliyorlar :)

Bunlarin cogunu baska guruplarda da bulabilirsiniz, belki.
Belki.
Ama benim icin Cumbus Cemaat'i farkli kilan bambaska bir sey daha var aslinda. Seyirciyle sadece sahnedeyken degil, sahnede degilken de kurduklari iliski. 

Defalarca gittim konserlerine. Bir kere bile konser baslamadan once, aralarda ya da konserden sonra kenara cekilip kendi aralarinda konustuklarini, seyircilerden ayri bir dunyada takildiklarini gormedim. Bilakis karisiyorlar seyircilerinin arasina. Biralari tokusturup hatir soruyorlar. Iyi ki geldiniz diyorlar. Biz arkadaslariyiz tamam, Eh sorsunlar hatirimizi :) Ama onlar, kendilerini dinlemeye gelen herkese boyle davraniyorlar. Bana sorarsaniz en onemlisi bu iste. Iyi muzisyenliklerinin yaninda bir de iyi insanlar :) Iyi ki boyleler...


Bak iste yazi biraz duygusallasacakmis gibi oluyor aklima sahnedeki halleri geliyor yine gulumsuyorum :) 
Iyi ki de tam boyle olduklari gibiler.
Iyi ki de boyle deliler! 
Bence dunyada en cok onlar gibi isini severek yapan cilginlara ihtiyacimiz var. 
O zaman gelsin bir parca daha :)




Dur neymis bu cocuklar bir bakalim derseniz buyrun Cumbus Cemaat facebook sayfalarina :) 

Ne demistim en basta; bir sonraki Istanbul cikarmamizda sahnede bulusalim mi ne dersiniz? Hatta bosverin siz beklemeyin beni. Siz simdi bir eglenin, gelince de barber cosalim. Iste en yakin iki konserleri de burada :)
7 Kasim Cuma - Bronx Pi - detaylar
14 Kasim Cuma - Kadikoy Karga detaylar

Haydi iyi dinlemeler, cosmalar, oynamalar o zaman :)

3 Kasım 2014 Pazartesi

Yemek mimi yazasim geldi

Kimse beni mimlememis ama bunu gordum ve ay yazmaliyim dedim. Neden derseniz? Bu aralar bana bir sey oldu. Hani bosansam hakikaten semerimi de yiyebilirim. Burada cok yedigimi ictigimi yazmamayi deniyorum da durun musade edin sunu yazayim :) 

Gecenlerde bir cumartesi aksami arkadaslarimizla yemege gittik. Uzerinize afiyet normal sartlarda 2 kisinin yiyebilecegi ve rahatlikla doyabilecegi yemegi ben bir basima yedim. O kadar cok yedim ki masadaki herkes saskinlikla beni izliyordu. Yedik bitti dedik. Ay yok. Ben acim!  Habire etraftaki masalari izliyorum. Onlar o kadar yiyemez, ay onlara giden yemekler ne guzelmis, ay bir dahakine biz de sundan isteyelim. Sanki ben degildim onca yiyen. Ozan ertesi gun bile Hala ac misin? diye benle dalga geciyordu. Pis!

Bak ama ben hep diyorum. Benim icimde bir canavar var! Zaten ac kaldim mi da gozum donuyor. Hah iste o yuzden normalde cok da mimleri yazmayan Gulcin, kimse kendisini mimlememis olsa da yemek mimi gorunce yazmadan edemiyor :)

En sevdiğiniz yemek:
Nerden baslasam :) 
Bir kere enginar dolmasi. Ama annem yapacak dereotu cok olacak.
Sonra tavuklu pilav. Onun da mumkunse tavuklar ustune dizilip pisirilmis olacak.
Kiymali makarna. Basit ama ne yapayim seviyorum.
El acmasi ispanakli borek. Babaannem, Allah rahmet eylesin, nasil guzel yapardi. Yalniz halam da efsane yapiyor. Ay gitsem de yesem bir ara :)
Yaz oldu mu kizartma. Soyle bol sarimsakli yogurt ve domates sosuyla suslenecek.
Ciger sarma! Agir evet ama arada yenir tadina doyum olmaz.
Kiymali pide. Son cesmeye gittigimizde 10 gunde 3 kere pide yemege goturdum bizimkileri. Evet zorla :)
Balik, kalamar vs. 
Durayim bence yoksa sadece bu soru kendi basina bir yazi olacak :)
Ama durmadan enginarimi suraya bir ekleyeyim :)

En sevdiğiniz tatlı:
Bu da cok!
Kazandibi. Bayilirim!
Yogurt tatlisi ama yengem yapacak.Hafifcecik yapiyor yengem cok guzel oluyor.
Baklava buralara geldikten sonra cok sevdigim bir sey oldu. Iste guzeli yok ya burada kiymete bindi:)
Yalniz baklava ailesinde favorim hep Sutlu Nuriye. Adi bile guzel :)
Kadayif, tiramisu, limonlu parfe falan da hayir demem. 
Ama ayva tatlisi, kabak tatlisi falan bak sevmem.
Sevmedigim seyler de var yani lutfen ama :)
Bu soru bana Hollandada cok severek yedigim bir tatliyi hatirlatti :)


Siz çocukken anneniz sizi.. 
Yemek konusunda disipline soktu!
Hatta yazmistim annemin disiplinini bir zamanlar :)
Var ya dusunuyorum da yemek konusunda kendi cocugum olsam sevilmem. Bazen ben kendimi bile cekemiyorum hala yemek konusunda. Mizmizin tekiydim. Ama hic oyle annemin catalla arkamdan kostugunu falan hatirlamam. Yemiyor musun? Kalk sofradan. Bir sonraki ogune kadra yemek yok. Ben bugun yemek yiyorsam (ki hala uyuzumdur bakmayin siz yukarida yazdiklarima) annem beni disipline soktugundandir. Aclikla terbiye oldum arkadas :)

Çocukken de şimdi de..  
Yemegin soganlari buyuk dogranmissa yemem. Dedim degil mi uyuzum diye!
Pismis domatesle aram cok yoktur. Domatesler de olabildigince ince dogranacak yani. Rondolar sagolsun!
Yogurt dedin mi akan sulari durdururum.
Corbalari bile yogurt karistirarak yedigimden abim bir sure benimle ayni sofrada oturmayi reddetmistir. Reddetti de ne oldu? Oturdu yine? Napsinlar sokaga mi atsinlar beni Allah Allah :)

Yemeyi sevdiğiniz ilginç şeyler:
Tavuk suyu.
Oyle sade. Icinde hicbir sey olmadan. Yani bana sorarsaniz bu hic ilginc degil. ama Ozan ben ne zaman tavuk suyu yesem saskinlikla bakiyor. Hala! 10 kusur sene olmus Ozan hala sasiriyorsa ben heralde ilginc bir sey yiyorum :) 

Türk mutfağı dışında sevdiğiniz mutfak:
Haydi hepbirlikte tahmin ediyoruz?
Evettt Gulcinceyi okuyan herkes bildi eminim :) Japon mutfagi!
Gecen gun is cikisi yaptik Ozanla. Ay nasil yedim yine :) Size bir sey soyleyeyim mi? Eger ki onceki hayat diye bir sey varsa ben o onceki hayatimda kesin Japondum :)


Yemeyi sevdiğiniz en sağlıksız şey: 
Cips yiyorum, pringles cok seviyorum.Nutella ile askim malum.
Cerez falan ver bana hayatta hayir demem. hele antep fistigi falan of aman!
Bir de cigdem citletmeye bayilirim. Olsa da yesek :)

Alerjiniz: 
Kiraz!
Ama soyle.
Insan gibi yersem bir sey olmuyor.
Yalniz tahmin edeceginiz uzere benim kantarin topuzu bazen kaciyor. Bir oturusta yarim kilo bir kilo yerim biraksaniz. Hah iste oyle birakinca ve yarim kiloyu gecince alerjiler geliyor. Of cok fena.
Biliyorum ama yine de yiyorum. O daha fena :)

En sevdiğiniz meyve:
Keisnlikle.
Ama ben hakikaten meyve canavari bir insanim. Cocukken de doktorum Oguz amcam, yemek konusunda cok uyuz olmama ragmen annemi cok da daraltmiyormus deli gibi meyve, peynir, yogurt yedigim icin. Cok daraltmiyormus ama yoksa annem ne azarlar yedi be benim yuzumden :)
Karpuz, kavun, elma, muz, cilek, kiraz ben meyvede secici degilim galiba :)


En sevdiğiniz atıştırmalık:
Leblebi.
Annem soyledi, diyetlerde de cok acikinca 1 cay bardagi kadar oneriyorlarmis sekerim hic kafami takmadan yiyeyim :)
1 cay bardagi kadar ama kendime hatirlatayim :)

En sevdiğiniz içecek:
Ayran.
Ama acik ayran olacak ya da illa cam sisede olacak. 

Asla yemeyeceğim ve içmeyeceğim dediğiniz şeyler:
Uyuz bir insanim demistim bakmayin siz yukaridakilere. Yedigimi bayilarak yiyorum ama yemedigimi de hakkaten yemem.
Eskiden yurt disina cikmadan yemediklerim coktu. Ama baya direncim kirildi. Aclik iste ne yapacaksin. Insan yoklukta herseyi yiyor. O yuzdensimdi bak aklima cok sey gelmedi.
Ama bu soruyu anneme ya da Ozanan sorsaniz sayfalarca yazarlar :)
Asla demektekten cekiniyorum artik. Bakiniz susi hikayesi
Ama uzak dogu sokak yemeklerine karsi mesafeliyim. Oyle bocuk kizartmalari, falan almayayim. Bir de fransiz mutfaginin nadide yemekleri kurbaga bacagi, salyangoz falan yemiyorum. Bu Ozan var ya salyangoz yedi! Ben yemedim. Aferin bana. Yalniz guzelmis oyle diyor :)

Sonsuz tane de olsa yiyebileceğiniz şey:
Yesil erik!
Arada pisi, boyoz falan yigsaniz onume yerim gibi geliyor da yok onlar yenmiyor :)

Çorbaların kralı:
Tarhana!
Tek gecerim arkadas. Yok boyle lezzet. Dur aksama yapayim :)
Bir de sanirim tarhanayla ilgili su yazi blogumda en sevdigim yazilardan biri :)

Kahvaltıda tercih ettiğiniz şey:
Klasik Ege kahvaltisi seviyorum.
Beyaz peynir. Domates ustune zeytinyagi ve kekik. Yine beyaz peynir, yine beyaz peynir, yine beyaz peynir.
Beyaz peynir demis miydim? :)


Açken ben...
Ben degilim! Vallahi!
Onume kimi koysaniz yikip gecebilirim. Acim yeter diye toplanti odalarindan cok cikmisligim, evden cikmak konusunda gecikiyoruz diye cok olay cikarmisligim var. Yapma. Beni ac birakma. Vallahi bak. Sonu hic iyi olmuyor soyleyeyim. :)

Bir keresinde yemek yerken...
Hungur hungur aglamistim.
Neden?
Neymis anneannem bana sarmayi asma yapragi diye yedirmis ama meger paziymis.
Yerken de agzima bir garip geliyor demistim de anneannem yok kizim yok demisti.
Yazik sonra ici el vermedi de kizim bu paziydi dedi.
Sen misin paziydi diyen?
Ben bir aglama tuttur. Ama bir yandan da son sarmalari agzina atmaya devam et. 
Ay vallahi bak ya yemek konusunda kendi cocugum olsam sevilmem demistim degil mi? Simdi o aglayan Gulcinin yanina gidip verecegim agzinin payini :)

Haydi afiyetle olsun efendim :)
Beni mimleyen yoktu boyle kendi kendime gelin guvey oldum da ay isteyen yapsin seklinde mim yazisi bitirmeyi de hic sevmiyorum.
O yuzden ben de hmmm Yelizi mimliyorum.
Baska sey olsa mimlemem bak Yeliz ama biliyorum yemek dedin mi sen de bir saygi durusuna gecersin :)

Haydi efendim en sevdiginiz yemekler tadinda bir hafta olsun :) 

PS: Yazinin basinda "Burada cok yedigimi ictigimi yazmamayi deniyorum da..." yazmistim ya, musadenizle onu bir geri aliyorum! Bu yazyi gectim ekledigim linklere de bakarsak denemisim belki de kesinlikle olmamis  :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails