30 Ekim 2014 Perşembe

Blogumu ozledim

Blogumu ozledim.
Ama ben bu bloga bir sey yazamiyorsam sevgili blogsever arkadasim sanma ki yazmak istemedigimden. Istiyorum. Hem de cok istiyorum. Ama yok, yazacak vakit olmuyor. 

Blogumu cok ozledim.
Ama ben bu bloga bir sey yazamiyorsam sevgili blogsever arkadasim sanma ki yazmak icimden gelmediginden. Geliyor. Hem de icimden cok yazmak geliyor.  Ama yok, yazacak vakit olmuyor.

Blogumu cok cok ozledim.
Ama ben bu bloga bir sey yazamiyorsam sevgili blogsever arkadasim sanma ki aklima yazacak bir sey gelmediginden. Geliyor. Hem de aklima bir suru sey geliyor. Ama yok, yazacak vakit olmuyor.

Vakit olsa neler var aklimda neler yazacagim. 

Mesela, Kalifoniya gezisi. Sen hayatimizin en guzel gezileinden birini yap ama onu bloga yazama. Icimden deli gibi yazmak geliyor. Ayrintilari unutacagim diye odum kopuyor. Ama...

Mesela, kitap okuyorum ben! Buyuk haber! Ahmet Umit - Beyolunun En Guzel Abisi. Baya guzel. Bunca zamandan sonra bir kitap okuyabilmisken yazsam. Ama...

Mesela, gecen gun hayatimin en kotu kekini yaptim. Bir de bana sorsaniz yeni bir yontem kesfetmis pratik kek yapmayi bulmustum. Tabi tabi :) Ben yontemi sevdim de yontem beni sevmedi. Kek biildiginiz facia :) Hah onu yazasim geliyor ama...

Mesela, bugun de bunu sevdim yazmak icin topladigim bi suru sey var. Onlari bi bloga ekleyeseim geliyor ama...

Mesela hala Izmir, Cesme ayrintilai, Istanbul ayrintilari gelmedi bloga. Onlari yazasim geliyor ama...

Mesela Londrada geziyoruz, yeni yerler kesfediyoruz. Onlari yazsam ama...

Liste uzar gider.... Yani bu Gulcinin bloga yazmak istedigi coook sey var blog sever arkadasim. Ama iste yazamiyor.

Yazacagim ama elbet yazacagim. Bak diyorum ki bu yaziya yazdiklarim, ileride bloguma yazacaklarimin teminati olsun mu? Olsun :)

Yazacagim yazacagim, Siz de aman once sunu yaz derseniz soyleyin onu da yazayim :)
Tabi ya yazayim :)

Ama simdi kacayim :)
Haydi guzel gunler olsun.

21 Ekim 2014 Salı

Ic dokme

Su an soyle bir an:
Kosarak ofisten uzaklasmak istiyorum!
ama...
tabi ki yapamiyorum.

Bugun zor bir gun oldu blogum.
Ama itiraf etmem gerekirse biraz da ben zorlastirdim gunu.
Birakamiyorum bazi seyleri.
Iyi olsunlar diye cok ugrasiyorum.
Bana ne diyemiyorum.
Ama demek lazim bir noktada.
Yoksa iste boyle beynin yaniyormus gibi hissediyorsun.
Ofisten kosarak uzaklasmak istiyorsun.
Halbuki gercekten bazi seyler "bana ne".

Kendime cok kizdim bugun.
Cunku bazi seyleri dogru yonetemedim.
Oyle.
Gercekten yonetemedim.
Fazla sinirlendim.
Fazla sabirsiz oldum.
Fazla yoruldum.
Fazla tepki verdim.
Oyle hersey fazla oldu bugun.

Halbuki sakin ol.
Rahatla.
Oluruna birak.
Hepsi biliyorsun ki yolunu bulacak.
Sonra senin icinde kalan his hep bu, 'soyle yapmasaydim', 'boyle demeseydim' olacak.

Sana soyluyorum Gulcin.
Yapma.
Bazi seylere bana ne demeyi ogren.
Bazi seyler cok iyi olmasin birak.
Bazi seyler hatta hic olmasin takma.
Sen sadece kendini ve etrafini stres etmemeye bak.

Basaramadim ben bugun bunu.
Dun de basaramamistim zaten.
Bu ara olmadi bu stres yonetimi bende iste.
Olur oyle arada, duzelir insan sonra.
Yani umarim.

Bu da aksam aksam icimi doktugum bir post olsun.
Stres de bu yaziyla birlikte benden uzaklassin.
Aman ya olacak iste bu da olacak bitecek.
Yeter ki yuzumuzde gulumseme olsun
Haydi bana ugurlar olsun :)


17 Ekim 2014 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Odul

Arada kendini odullendirmeli insan. 
Yani bence. 
Ben oyle yapiyorum arada. 
Iyi geliyor bana. 

Cok calistiysam bir sure mesela, bir iki sabah isten kaytarma hakki veriyorum kendime. 
Odul. 
Sonra cok gec saatlerde ciktiysam bir sure isten, bir iki sabah ise baya gec gitme hakki veriyorum kendime. 
Odul. 

Size bir sey soyleyeyim mi? 
Insan bunlari kendisi icin yapacak. 
Yoksa hayatimda gormedim ki ay sen cok calistim bu ara gelme desinler. 
Derler. 
Arada derler. 
Genelde olabildigince yarim agizla derler. 
Bir de oyle bir zamanda derler ki gitmen zaten imkansizdir, cikamazsin hicbir yere. 
Hah iste tam da bu yuzden ne zaman kosullar uygunsa insan bu odulleri kendisine yine kendisi verecek. 
Yani bence.
Ben oyle yapiyorum arada.
Iyi geliyor bana.

Bu sabah da mesela oyle zamanlardan biri.
Kendi ofisime degil de bizim eve daha yakin bir ofise gelecektim.
Daha fazla uyumak icin firsat!
Gec kalktim. 
Hatta yola cikmadan evde kahvalti yaptim.

Gelecegim ofis Soho'da. Londra'nin gobegi.
Guzel bir Londra sabahi yasamak icin firsat!
Ben de sanki gezmeye cikmisin gibi ofise gelmeden kendime guzel bir kafede kahve icme hakki verdim.

Daha ne olsun :)
Bildiginiz kendimi odullendirdim.
Ama yani haftalardir ofisi kapatan hep ben oldugum icin bence bunu hakkettim :)

Iyi geldi bana.
Bugun de ben bu odulumu cok sevdim...





16 Ekim 2014 Perşembe

Izledik: Her

Bir zaman once arkadaslarimiz tavsiye etmisti bu filmi. Izleyin begenirsiniz demislerdi. Bana bir haller oldu. Kitap okuyamadigim gibi film de izleyemez oldum. Uzun sure konsantre olmami gerektirecek hicbir sey yapamiyorum sanirim. Sinir bozucu bir durum. O yuzden eskiden izledigim filmleri falan izliyorum. Hani arada bir seyler kacirsam da biliyorum nasilsa filmi onemli degil :)

Iste boyle bir haldeyken uzun zamandir izledigim ilk yeni film Her oldu. Konusu soyle:

Her filmi yapay zekaya sahip işletim sistemine aşık olan yalnız bir yazarın hikayesini konu alıyor. Theodore Twombly hayatını el yazımı mektuplar yazarak kazanan birisidir. O dönemde artık insanlar bu tür şeylerle uğraşmazlar, her şeyi bilgisayar programları halletmektedir. Theodore Twombly karısından boşanır ve dairesinde yalnız yaşamaya başlar. Bir gün yapay zeka programı olan Samantha ile tanışır. Sadece bir sesten oluşan Samantha ile depresyonda olan Theodore arasında farklı bir bağ gelisir.


Film bilim kurgu gibi gelse de kulaga, yasadigimiz cagda adamin bilgisayariyla farkli bir bag gelistirmesi insana izlerken hic de sacma gelmiyor. Bana gelmedi yani. Aa olabilir dedim. Sabah gozumu actiktan, gece uykuya dalana kadar en cok neyle vakit geciriyorum? Bilgisayarim, ipad, telefon. Yalan mi? Elimizden dusmuyorlar. Kendi adima konusayim elimden dusmuyorlar. Ya biri ya digeri.

Yemek mi yiyecegiz? Foursquare'e bakiyorum. 
Evde yemek mi yapacagiz? Elimdeki malzemelerle bloglara bir goz atiyorum.
Sinemaya mi gideceiz? Programlari internetten kontrol ediyorum,
Kirami internet bankasindan yatirip biletlerimi internet ustunden aliyorum.
Daha liste uzar gider.
Yani dusununce hayatimin hemen hemen her aninda internetten, elektronik aletlerden faydalaniyorum.
Bunlari yaparken bir isletim sistemi bana yardimci olsa "hayir" diyecegimi hic sanmiyorum. Hani bak bilet bulan isletim sistemi olsa "ay sen kenarda dur ben bakarim" mi diyecegim? Hic sanmiyorum.


Iste tam da bu sebeple Theodore ile isletim sistemi arasinda gelisen bagi baslarda hic yadirgamadim. Hosuma bile gitti. Ay benim de olsa dedim. Ama baslarda. Sonra isin sekli degisiyor tabi. Nasil degistigini de yazip filmi izlemeyenlerin keyfini kacirmayayim.

Ama bence izlemediyseniz bu filmi izleyin. Ben cok begendim. 5 dalda oscara aday gosterilmesini cok dogal buldum. gercekten hic bunalmadan, ne zamana bitecek diye dusunmeden izleyiverdim. Su konsantrasyon sorunu cektigim gunlerde ben bile boyle hissettiysem gonul rahatligiyla bu filmi tavsiye edebilirim.


Aklimdaki internet diyeti fikrini destekleyen bir film oldu Her. Su anda diyetimde cok da basarili oldugumu soyleyemeyecegim. Ama kararliyim. Basaracagim. Her de bu kararima iyi geldi.

Simidden izleyeceklere iyi seyirler dilerim :)

14 Ekim 2014 Salı

Ne yaziyorum ben??


Yine o donemlerden birini yasiyorum; geriye donup yazdiklarimi okumak.

Biliyorsunuz, ben onlardanim kendi blogunu okuyanlar.
Seviyorum yazdiklarimi okumayi.
Zaten okumayacaksam niye yazayim ki?
Ara ara acip bakiyorum eski sayfalara.
Kah guluyorum, kah huzunleniyorum.
Deliriyor olabilir miyim acaba?

Iste boyle yazilara bakarken gecen gun sunu dusundum:
Ben ne yaziyorum?
Yani nasil bir blogum var benim?

Tam bunu dusunurken bir yazi cikti karsima:
Basarili bir blogger olmak icin!
Ona baktim soyle bir; diyor ki:
Kendinize bir konu belirleyin ve onun uzerine yazin!
Blogunuzun bir kategorisi olsun!
Kategori?
Hani boyle yemek blogu, kitap blogu gibi.
Hmmm!
Kategorilerden hangisine girer ki benim blogum?

Okuduklarimi yaziyorum, kitap blogu muyum?
Izlediklerimi yaziyorum, film blogu mu?
Gezdiklerimiz baya yer tutuyor blogta, gezi blogu?
Hicbir seyden de geri kalmamisim kendin yapa bile bulasmisim, DIY blogu?
El isi desen o da var, hobi blogu?
Hamarat serisi yazmisim yuzlerce yazidan 7 tanecik olsa da, yemek blogundan da biraz katilmis mi o zaman?
Hisler duygular paylasilinca kisisel blog olunuyormus. En uygun o mu bana acaba? Ama ben oyle sadece hislerimi yazmiyorum ki.

Dank etti kafama!
Benim blogum kategorisizmis iyi mi?
Kategori disi.
Bir nevi kisiliksiz.
Bir an duraksadim
Sonra ben bu hali bir seveyim!

Hayatimda ilk defa kategoriler disi bir sey yapmis oldum.
Hep sifatlarim oldu benim.
Ogrenci, evlat, es, calisan, o, bu, su!
Hep o sifatlarin unvanlarin gerektirdiklerini yaptim bakarsaniz genele.
Ama blogum oyle degil iste!

Onda herseyden var!
Kisiliksiz kategorisiz bir sey.
Biraz oyle biraz boyle.
Canim nasil isterse

Su durumda basarili bolgger olmak icin kriterlerinin hicbirine uytmuyorum.
O kriterlere gore hayatim boyunca basarili bir blogger olamayacagim.
O kriterlere gore.
O kriterler...
Hani bizi iyi es, iyi evlat, iyi ogrenci, iyi calisan yapan kriterler var ya.
Onlar gibi bir sey iste o da.
ve ben ilk defa o kriterlerin farkinda bile degilim ve hepsinden uzagim.

Kuralmis, kritermis, kategoriymis!
ben 5 yildir hepsini bertaraf etmisim hayatimin bu en sevdigim kismindan da haberim yokmus.

Blogumla kriterler disinda ozgurum ve mutluyum!

Imza:
Kategorisiz Gulcince
ve kriterlere uymayan blogger Gulcin.
Ozgurum!

10 Ekim 2014 Cuma

Bugun bunu cok sevdim...


Karsima ciktigi an, evet dedim budur!
Diyor ki..
Geri donun! Herseyi mahvetik! Bastan baslamamiz lazim!



Katiliyorum.
Olmadik biz ya.
Bu dunyaya uymadik biz.
Zaten pek cogumuz uymaya da calismadik. 
Dunya bize uysun diye orasindan burasindan cekistirdik durduk.
Oyle oyle mahvettik herseyi.
Insanoglu olarak neye eleimizi atsak zarar verir olduk.
Tas, agac, su, hava...

Hicbir sekilde bu niyetlerle yaratildigimiza ya da evrildigimize inanmiyorum.
Hangi goruste olursak olalim sonucta fikrim ayni.
An be an niyetten saptik.
Yil be yil daha da fenalastik. 
Etrafa da kendine de zarar veren bir sey olduk.
Sonucta bakin iste kontrol edilemez olduk.
O yuzden mumkunse hakikaten bastan baslayalim haydi... 

8 Ekim 2014 Çarşamba

Soyleyeceklerim bu kadar

Bu ara bile isteye gundemden uzak durmaya calisiyor(d)um. Insan gunluk hayatin fiziksel yorgunluguyla basedebiliyor da gundemin verdigi ruhi yorgunlugu artik kaldiramiyorum. Bu kadar vicdansizligi, insafsizligi, adaletsizligi artik tasiyamiyorum.

Ama bizim ulkemizde insanin kendine nefes alacak ara yaratmasi ne mumkun! Hele ki hareketler, kararlar bu kadar pervasizlasmisken. Hele ki gozumuzun icine baka baka savaslar cikarilirken. Hele ki adim adim olum etrafimizda dolanirken. Sorarim size bu ulkede insanin bir kenara cekilip ruhunu, aklini korumasi, korumaya calismasi ne mumkun?

Mumkun olmuyor tabi. Insan her firsatta haberlere bakiyor. Ama cok sukur ki ben yogunluktan yorumlara bakamiyordum bir zamandir. Pazartesi gunu azcik bos vaktim vardi. Yorumlara da bakabildim ve gercekten yuh dedim. Zaten Pazartesiden sonra hersey oyle fena degisti ki yorumlardan da gozumu alamaz oldum. Ve her okudugumla biraz daha dehsete dustum. 

Soyleyecek cok sey var. Ben bugun sunu soyleyecegim. 

Duyarlilik kusura bakmayin ama ucu size dokununca aman insafsizlik deyip, konu Kurtler olunca haketmeselerdi demekle olmuyor. Duyarlilik ortada gozunu kirpmadann kafa bile kesebilen bir orgut varken ettiklerini buluyorlar falan filan demekle de olmuyor. El insaf bayram gunu bile evlerin ustune bombalar yagarken ve bunu dine en cok sahip ciktiklarini soyleyenler yaparken Ay Allah yardimcilari olsun bile demeyip gozunuzu kapatmakla yetmeyip agziniza geleni soylemekle de olmuyor.

Vallahi sitkim siyrildi artik. Hakikaten kendimi en yersiz yurtsuz hissettigim zamanlari yasiyorum. Hukmedeninden de, ona tapanindan da, ona karsi olup ama bir yandan is kurtlere gelince ay olsunler diyeninden de gina geldi bana.

Olmesinler. Insanlar olmesinler. Hangi milletten olurlarsa olsunlar olmesinler. 
Devrimci siddet de mesru falan degil benim gozumde. Siddet mesru degil.
Yeter artik birazcik da herkes icin baris diyenlerin sesi duyulsun su dunyada.
Yeter ya.
Yeter.
Milliyetci fasizmden de, dinin arkasina siginan zulumden de, gucu arkasina alip herseye evet diyen zihniyetten de biktim.
Hepsinden azade insanca yasamak istiyorum.
Kafam artik bu kadar entrikayi almiyor. Planlari cozecek kadar zeki falan da degilim ben sadece huzurla yasamak istiyorum.

Benim gibi dusunenler de var biliyorum.
Az daha boyle devam edin. Hala sagduyulu kalmaya calisan bir avuc insani da boyle patlatin. Ben de yakinda sadece benim gibi dusunenlere yasamak istiyorum diye bagiracagim. Zira sizin fasist dunyalarinizda ruhen ezilmekten, hep ama hep vicdan azabiyla yasamaktan biktim. 

Kimseye su asatten sonra vicdan, insanlik vs diyecek degilim. Cok uzagindayiz bu konusmalarin artik. Sadece sundan emin oldum bazi insanlarla cok farkli yerlerdeyiz artik. 

Soyleyeceklerim bu kadar.

6 Ekim 2014 Pazartesi

Bu haftasonu biz Ozan'in dogum gununu kutladik

Bu haftasonu biz Ozan'in dogum gununu kutladik.


4 Ekim yani Cumartesiydi Ozan'in dogumgunu. Ama biz Cumadan basladik kutlamaya. Ilk dogum gunu hediyesi tertemiz, derli toplu bir eve gelmek olsun diye Cuma ogleden sonra ev toplama isine verdim kendimi. Hafta boyunca eve gec gidince, fitratimizda da daginik insanlik olunca biraz ipin ucu kacabiliyor arada. Arada mi dedim? Yok be genelde :) Olsun tutuyoruz ipin ucunu oluyor iste :)

Bu haftasonu biz Soho'da doalstik. Dogum gunu kpasaminda Ozana cikma teklif ettim :) Gel dedim seni Soho'ya gotureyim :)  


Biraz dolandik sonra haydi yemege dedik. Su gordugunuz minnacik restorani kesinlikle tavsiye ederim, Adi Yalla yalla. Ama bekleyecek vaktiniz varsa! 1 saate yakin bekledik. Rezervasyon da almiyorlar. Neyse ki sokagin kenarinda italyan marketi var. Baktim sira isi uzayacak ozanla oradan bir iki meze atistirdik. Guzel oldu :) Bizi cok beklettikleri icin ilk ictigimiz saraplari ikram saydilar. Tamam, olur. Ama yine de gozumde puanlari cok dustu soyleyeyim.


Bu haftasonu biz Londrada ilk kez bir rooftop bara gittik. Ne zamandir aklimdaydi bu. Londrada bazi binalarin cati katini bara donusturuyorlar. Iste mekan olsun da nerede olursa olsun  :) Sehirlere tepeden bakmayi seven bir insan olarak gidesim vardi bir tanesine ne yalan soyleyeyim. 
Yaz geldi gecti yok firsat olmadi. Haydi dedim firsat bu firsat gittik Sohodakilerden bir tanesine. Guzeldi tamam ama oyle ayilanacak bayilanack bir yer degildi gittigimiz. Olsun. yazin son guzel havali aksaminda oyle bir yere gitmek guzel oldu :) Saatler 4 Ekimin ilk anlarini gosterirken kadehlerimizi kaldirdik Ozanla iyi ki dogdun Ozan :)


Bu haftasonu biz biraz ev keyfi yaptik... Cumartesi sabahi Ozan spordan donene kadar ben evi suslemis kahvaltiyi hazirlamistim. Normalde yapmam bunlari bak. O spordayken ben keyif yaparim geldiginde beraber hazirlariz kahvaltiyi. O da benim yalniz dinlenme zamanim :) Ama dogum gunu diye kiyak yaptim kendisine :) Aferin bana! Bu sene ninjalik konusunda azimle calisan Ozan'in dogum gununu ninjalarla kutlayayim dedim. Ay neredeyse konseptli dogum gunu hazirlayan bir insan olacagim yahu :)
Bu haftasonu biz arkadaslarimizla bulustuk... Asil eglence planimiz Cumartesi aksamiydi. Buradaki arkadaslarimizla guzel bir yemek yiyecek ve sonra Londra gece hayatinin kollarina atacaktik kendimizi. Allahtan Ozan'in dogum gununde bir hocasiyla telefon gorusmesi yapmasi gerekiyordu da gunduz evden cikmamiza gerek kalmadi. Arkadas kari koca dogum gunlerimizde niye calisiyoruz biz anlamadim. Dunyayi kurtaracagiz tutmayin bizi! Tutmayin lutfen ama :)

Aksam hava soguk olmasina ragmen tam da disarida yemek yemege uygun bir gundu. Ve bizim masamizda guzel bir sohbet, karsimizda da enfes bir manzara vardi. E daha ne ister ki insan dogum gununde? Degil mi Ozan :)


Bu sefer aklimdaki herseyi Ozana bir kerede soylemeyei basardim ve dogum gunuyle ilgili her plani takribi 1 saat once ogrenebildi kendisi. Cok eglenceli oldu be boyle olunca. Ketum olacagim ben bundan sonra. Hatirlatirsiniz arada bana :) 

Bu haftasonu biz gece kulubune gittik :) Gecenin sonu tam da planladigimiz gibi Londranin unlu gece kuluplerinden birinde sonlandi. Fabric. Ay bangir bangir bir muzik. hepsi birbirinden ilginc insanlar. Uzaydan tesadufen oraya dusmus bir uzayli gibi hissettiim kendimi! Hepsi ilginclikleriyle oyle barisiklar ki yok diyorsun ilginc olan kesin ben olmaliyim :)


Kulup guzel. bak hakkini yemeyeyim. Ama o elektronik muzik dedikleri cistakli muzik emin ediyorum ic organlarimi bile yerinden etti. Ben bu kulup yorumuna burada son vereyim bence yoksa yasimin bu kulup olayina uygun olmadigini kabul edecegim. :) Yok be! etmeyecegim tabi ki :) gencim ben genc :)

Sabah 5i geciyordu eve geldigimizde. Yorulmusuz. Ama olsun gece cikmasinin hakkini verdik diye sevindik biz. Aferin bize :) Bir dogum gunun daha sonuna gelirken Ozan dun Gulcin be keske her gun dogum gunum olsun dedigine gore planlarimdan memnun kaldigini dusunuyorum :)


Gerci kendisi ona almayi planladigim 2 hediyeyi de gectigimiz 1 ay icinde kendisine alarak isimi hic kolaylastirmadi. Telefon alayim dedim bir aksam eve bir geldim kendine telefon almis. hay bin kunduz! Sonra gectigimiz hafta ona spor kiyafet ismarladim. bir de bakin ismarladim. Aksam eve bir geldim sen megerse o da ismarlamis da gelmis bile! Ay delirecektim vallahi :) Zaten hediye seciminde gayet basarisiz bir insanim. Bulduklarimi da o kendine aliyor :) Adama hediye almaya ne hacet o zaten baya baya kendine hediye aliyor :)

Ben de yazmayi ozlemisim galiba. Bu yazi ne uzun oldu. 
Sozun ozu; 
Bu haftasonu biz Ozanin dogum gununu kutladik.
Dogum gunun kutlu olsun Ozan :) 
Ama rica edecegim seneye hediye planlarimi bozma :)

Aa bu arada Ozanin dogum gunuyle kurban bayramimiz da kutlu olsun. Unutmayayim onu da :)
Iyi bayramlar tum burayi okuyanlara!

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails