31 Mart 2014 Pazartesi

Yazmam lazim

Uzgunum.
Hem de cok uzgunum.
Hayallere kapilmis degildim. Yine birinci parti cikacaklarini hepimiz gibi ben de biliyordum. 
Ama iste bir umudum vardi.
Istanbul'u ozellikle de Ankara'yi vermemekten yana bir umudum vardi.
Oy oranlarinin daha da dusmesinden yana bir umudum vardi.
Aklimdan gecen rakamlar yuzumu gulduruyordu.
Olmadi.

Sundan eminim.
Vatandaslar uzerine dusen herseyi yapti.
Arkadaslarimin cogu dun sabah 6da basladilar gune.
Ve gun boyu sandik basinda olmalarina ragmen, gece yarilarina kadar oylarin pesindelerdi. 
O yorgunluk yetmezmis gibi bir de insanlarla ugrasmak ve devlete karsi, demokratik haklarimiz olan oylari korumaya calismak.
Ve bazen yenilmek...
Bir ulkenin vatandasi daha ne yapsin Allah askina?
Hersey bir yana, onlara tesekkurumuz ayri bir yana.
Emeklerine saglik. Hesi tek tek muhtesem insanlar.

Dun aksam okudugum yorumlarin cogunda su deniyordu.
Oy kaybetmeleri icin daha ne lazim?

Bir kere sunu bir kenara koyalim.
Oy kaybettiler.
10 yilda %15 artan oy orani bir yilda %5ten fazla dustu.
Bunun adi tam olarak oy kaybi.

Evet daha yuksek bir dusustu umudumuz ama bardagin sadece bos tarafina da bakmamali. 
Su noktadan sonra daha fazla oy kaybinin olmasi icin ustune gorev dusen yapi da artik kesinlikle muhalefet .
Proje uretmeleri, teskilatlari guclendirmeleri, bizim enerjimizi dogru sekilde kullanabilmeleri lazim.
Bunu yonetmek de onlarin isi.

Biliyoruz, merkez sagda alternatif yok. Olanlari da zamaninda yiyip bitirdiler.
Solda ise alternatif cok.
Ve o alternatiflerin hepsi burnundan kil bile aldirmaz bir araya gelmezse bu isin sonu iyi degil.

Su an oyle kritik bir yerdeyiz ki.
Ya iyice uclara savrulacagiz.
Hicbir sekilde bir araya gelemez olacagiz.
Ya da bu yasadiklarimizdan ders cikarip yahu biz nasil bir duzlemde bir araya gelebiliriz su %55 olarak diyecegiz.
Ben tahmin edeceginiz uzere 2. secenekten yanayim.
Herkesle kolkola yasarim arkadasim. Ozgur olalim, ozgur olalim!

Yazinin basinda dedigim gibi, uzgunum hem de cok uzgunum.
Dun zaman zaman cok umutsuzluga kapildigim anlar da oldu.
Ama yok.
Umutsuz olmayacagim.
Ne demistik alanlarda Bu daha baslangic, mucadeleye devam.
Benim arkadaslarim dun oy pesinde kostuysa, bir suru insan is seyahatlerini bile oy verme takvimine gore ayarladiysa umut var. Mucadeleye devam.

Ha sinir bozucu bir durumda miyiz?
Kesinlikle evet.
Dun Nagehan'i gordugum her saniye tam anlamiyla tepemin tuyu kalkti.
Ama dinlenecegiz.
Ama sakinlescegiz.
Ve yola devam edecegiz.
Olmasi gereken bu...
Biraz zamana ihtiyacimiz var sadece.
En azindan benim kesinlikle.
Hem birazdan da fazla belki de...
Ama umutsuzluk.. Yok onu almayayim iste.

28 Mart 2014 Cuma

Evet, biraz romatigim bugun

Cok yorulduk degil mi?
Cogumuz uyuyamiyoruz bile.
Yedigimizin, ictigimizin, gordugumuzun tadi eski tat degil.
Guluyoruz tabi. Gulmeden yasar mi insan?
Ama hep icimizde bir yerde o ayni his.
Olmayasica bildiginiz pis...

Iki gun kaldi yerel secime.
Bir yildan fazla zaman var genel secime. 
Yani bir nevi yeni basliyoruz.

Pazar aksami eminim hepimiz bir heyecan oturacagiz televizyonun, internetin basina.
Sandiklar acilacak bir bir...
Dilerim bizim istedigimiz gibi olur.

Ama Pazartesi sabahi ne olursa olsun biz umutlu olalim olur mu?
Uyandik.
Cok yol aldik.
Ama daha alinacak cok da yolumuz var bizim.
Birlikte, yanyana.
Ne umutsuzluga, ne zafer sarhosluguna kapilarak.
Ne olursa olsun basladigimiz yeri unutmayarak.
Daha cok yolumuz var bizim.


Pazartesi icin su fotografi sectim ben kendime.
Buna bakip umut verecegim ruhuma.
Diyecegim ki...
Bir gun benim ulkemde de huzurlu bir sessizlik olacak.
Cicek kokulari, taze pismis kahve kokularina karisacak. 
Agaclarin dallarinda bir bir acan cicekler gibi umutlar yeserecek gonullerimizde.
Biz evlerimizi, dukkanlarimizi susleyecegiz o umutlarla ve ciceklerle.
Oyle guzel olacak ki etraf...
Baska ulkelerin insanlari yoldan gecerken duruverecek... 
Ve "Ah ne guzelmis" diyerek gulecek...

Evet biraz romatigim bugun.
Cunku buna ihtiyaci var ruhumun.
Yola devam edebilmek icin. 
Hem de ayni inancla ve gucle.
Deniyorum. 
Ne olursa olsun, ne kadar yorgun hissedersem hissedeyim kendimi denemeyi de birakmayacagim iste.

Pazartesi gunu gorusmek uzere...

26 Mart 2014 Çarşamba

Bugun Gulcin bir degisik

Sevgili blogum,
Hayat zor. Bilet almak daha zor. 

Bir gun boyle yuksek mevkilere geleyim diye bir hirsim kalmadi benim. Vardi bak yoktu demiyorum da inan olsun kalmadi. Al yuksek mevkidekileri goruyoruz. Aman tesekkur ederim ben almayayim. 

Ama tek bir sebepten dolayi soyle az biraz yukseleyim diyorum. Hani sekreterim olsun. Gerci oseviye icin az biraz yetmez ama konumuz bu degil bosver. Vallahi bak hicbir is istemeyecegim ondan. Sadece bana bilet baksin. Programima gore, butceme gore bir bilet bulsun alsin, beni seyahatlerime yollasin. Yeter ki su bilet bakma isinden kurtulayim. Inan bana bu isi hic mi hic sevmiyorum. 

Yine niye bilet bakiyorsun yeni Turkiyeye gittin ya diyor olabilirsin. Evet haklisin. Ama arkadasim evleniyor. Dugunune gitmeyeyim mi? Biletler bana neden engel be blogum. Niye bu kadar pahalanniyorlar, niye bir inip bir cikip beni tepe sersemi ediyuorlar? Bildigin magdurum!

Dun aksam bu kez 4 kadin bir araya geldik. Sarap, sohbet, muhabet derken... bu sabah ise bir Gulcin geldi. Ama tam olarak Gulcin mi kendisi bilmiyorum. Boyle bir yorgun, boyle bir ne yaptiginin farkinda degil. Bunun adi aksamdan kalma olmakmis sanirim. Oyle dediler. Ama katilmiyorum!

Katilmiyorum, cunku ben tamam arkadaslarimla sohbet etmis sarap icmis olabilirim ama 12 gibi uyuyacaktim. Dinlenip sabah isime gelecektim. Neden gelemedim? Cunku tam ben yatacagim yeni tape gelmesin mi? Tape gozluklerimi getirin diye seslenirken ben de ipadimin sarjini getirin diyordum. Insan merak ediyor.

Daha yazasim var. Ama inanmazsin secim yasaklari bizi de etkiliyormus. Meger blog dedigin de bir yazili yayin organiymis. Bir havaya girdim ki sorma. Bugune bugun bir yazili yayin organinda yaziyorum yahu, kolay mi :) 

Boyle bir deli gibi, boyle bir leyla gibi, boyle bir degisigim bugun fakrettin degil mi? Ama ne yapayim. Inan olsun su yasadiklarimizi kaldiracak kafam, aklim, sabrim kalmadi sanki artik benim. Bazen diyorum ki eskiden ne guzel, sakin, siradan, huzurlu bir hayatimiz vardi. Ne guzeldi. Sonra tam biz o kadar sakin ve huzurluyken simdi dinledigimiz herseyin yasandigini hatirlayip kendime geliyorum.

Agiz tadiyla bir yazi bile yazamaz olduk. Konu ne yaparsak yapalim buralara baglaniyor iste. 
Amann iste oyle yazili yayin organinda yazmak da zor be sekerim :)




25 Mart 2014 Salı

Rotterdam'dan fotograflar

Dun sabah Rotterdam'a geldim. 
Toplanti, is-guc. 
Oyle seyler iste. Gun bunlarla gecerken aksamlari arkadaslarimla gecirmeye calisiyorum. 
Bir nevi is seyahati bahane eski dostlar sahane.


Evsen beni dun aksam oyle guzel agirladi ki sormayin.
Soyle kadin kadina guzel bir sarap esliginde konustuk, dertlestik, ayol dedikodu bile yaptik :)
Pek iyi geldi...
Sabah da bir uyandim ki Kralingen golu bizi boyle selamliyor.
Daha ne olsun efendim :)


Rotterdamdan sevgilerimi sunar, takinda gorusmek uzere derim :)

21 Mart 2014 Cuma

Yasak ne ayol!

Gulcince'de siyasetle ilgili, gundemle ilgili yazilar yaziyorum. Twitterda, facebookta, instagramda gundemle ilgili, dusunduklerimle ilgili seyler paylasiyorum. Cunku yasiyorum. Cunku ulkemde yasananlarin bir parcasiyim. Bana yetti siyaset diyenlere de o sizin gorusunuz diyorum. Benim gorusum de bu. Siyaset hayatimizin bir parcasi ve ben hayatimi yaziyorsam siyaset de Gulcincenin bir parcasi. 

O yuzden bugun de Gulcincede siyaset yaziyorum. Cunku dun aksam Turkiyede twitter yasaklandi. Aynen kurtajin bir kac gun once yasayla yasaklandigi gibi. Aynen saat 10dan sonra alkollu icki satisinin birkac ay once yasaklandigi gibi. Yasaklandi. Bir egemen guc tamam bitti dedi ve twittera ozgur girisler engellendi. Oldu bitti mi? Tabi ki hayir.


Dalga mi geciyorsunuz siz ya! 
Biz mahallede mac yapip gurultu eden cocuklariz da siz cizgili pijamanizin ustunde atletinizle ogle uykunuzdan uyanip, balkona firlayip topumuzu  mu kesiyorsunuz?  


Tam da Gezi agziyla soyleyecegim
YASAK NE AYOL!
Tum dunyayi kendinize gulduruyorsunuz!


En az bizim kadar, bu yasagi koyanlar da biliyor ki istenirse degil twittera, CIA'in gizli dosyalarina bile girilir. Nitekim dun aksamdan beri pek cok insan hacker olma yolunda ziyadesiyle ilerledi. O zaman niye koydular bu yasagi? 

25 Martta gelecegi soylenen tape yuzunden mi? Oyleyse daha tape ortaya cikmadan gercekligini kabul etmis oldular soyleyelim.

Bugune kadar olan tapeler yayilmasin diye mi? E hani montajdi onlar? Montaj olmadigini kabul etmis oldular soyleyelim.

Yoksa halk galeyana gelsin sokaklar secim oncesi karissin diye mi? Benim sahsi kanaatim bunun en guclu ihtimal oldugu yonunde. Ama iste biz o oyuna gelmeyecegiz onu da soyleyelim! Simdi sokak vakti degil. Simdi her ne saklaniyorsa onu ortaya cikarma vakti. 

Twitteri da yasaklamislar. Peh!
YASAK NE AYOL!
Haydi bir gidin!

19 Mart 2014 Çarşamba

Biz donduk

Bir Izmir seyahatinin daha sonuna geldik. Cok sey yaptik Izmir'de. Cok guzeldi gunler. Bir suru fotograf cektim, gezdim. Hepsini yazacagim onumuzdeki gunlerde umarim. Bugun soyle genel bir girizgah yapayim...

En son Haziran ayinda gitmistim Turkiyeye. Tam da gezi olaylarinin patladigi zamanlar. Her duyguyu "en" yasadigimiz donemler. Aradan 9 kocaman ay gecti. Biz o dokuz kocaman ayda ulke degistirdik, yeni bir ulkede yeni bir hayat basaldik. O dokuz kocaman ayda Turkiyede de cok sey degisti. Ve evet o dokuz kocaman ayin sonunda Turkiye biraz baska artik sanki. Bunu oraya gidince biraz daha iyi anladim.


Bu baskalik cogu zaman guzel. Ama bazen de dusundurucu. Mesela sokaktaki insanlarin ne kadar gergin oldugunu bu gidisimde daha iyi anladim. Yurudugunuz yolda, oturdugunuz kafede bir gerginlik var. Iliklerinize kadar hissediyorsunuz bunu. Ha biz burada huzurlu muyuz degilsiz tabi ki ama icine girdigimiz ortamlar bizim kadar gergin de degil tabi ki. Turkiyedeki gerginlikteki artis belki biraz secim etkisi. Biraz da tabi Berkin'in hepimizi sarsan gidisi. Ama ne bileyim hani soyle huzurla ardarda gecen saatler yok sanki artik sokakta. Gecen bir secim arabasi sinirinizi oynatabiliyor. Ya da yolda oylesine yuruken karsiniza cikan bir duvar yazisi bogazinizi dugumleyebiliyor. Bu kotu demiyorum. Ama dusundurucu.

Buradayken evet gundemden kopmuyoruz. Sagolsun sosyal medya. Ben hakikaten sosyal medyaya hayranim. Hayatimin en onemli parcalarindan biri diyebilirim. Ama Turkiyedeyken bir baska turlu etkileniyorsun sosyal medyadan. Hani ben hep soyle dusunuyordum; burada olmasan bence sosyal medyayi bu kadar kullanmam. Yok kesinlikle yanlis. Bilakis Turkiyedeyken insan sosyal medyaya bagimli oluyor sanirim. Cunku televizyonlar yalanci. Gazeteler yanli. Sosyal medya disinda beyninize bir seyleri empoze etmeye calisan bir suru sey var. Ve o bilgi kirliliginden kacabileceginiz tek yer sanirim sosyal medya. O da ne kadar kacilirsa... Sosyal medyadaki bilgi kirliligi de az degil ki. Bunca yalan, dolan ve tarafli bilginin etrafimizda olmasi dusundurucu... 


Sanirim gunluk hayatin en buyuk parcasi basbakanin konusmalari olmus artik Turkiyede. Burada takip etmiyor muyuz? Ediyoruz elbette. Dinlemedigim cok az konusmasi vardir kendilerinin. Hatta arada Ozan'a diyorum ben bugun azarimi istmedim dur acayim da dinleyeyim. Yalan mi? Her konusmasinda azarlamiyor mu bizi? Ama Turkiyedeyken bu his de bir baska. Surekli bir yerden basbakan cikiyor ve surekli sirekli insanlari azarliyor sanki. Burada ben kendim istedigimde acip dinliyorum konusmasini yani azarlanacagimi bilerek oturuyorum bilgisayarin basina. Oradaysa isteginizin disinda, evinizde, gittiginiz kafede, orada burada surekli bir basbakan azarina muhatap kalma durumu var sanki. Iste bu gercekten dusundurucu...

En fenasi sanirim sokakta bile hissettiginiz bolunmusluk hissi. Iste buna nasil uzuldugumu anlatacak cumlelerim yok benim. Izmir gorece gorusu belli bir tarafta yogunlasmis bir sehir. Ama orada bile toplu alanlarda konusurken dinlendiginizi hissediyorsunuz. Yorum yaparken bazen geriliyorsunuz. Ne bileyim bir taraf hali gelmis ki sokaga iste asil bu dusundurucu...

Benim hislerim biraz abartili biliyorum. Hassas gunler gecirirken bir de kisa bir sure kalinca Turkiyede bazi seylere duygusal yaklastigimi kabul ediyorum. Ama iste boyle hissettim Turkiye'de. Sanirim halimiz hakikaten dusundurucu... 

11 Mart 2014 Salı

Gule gule Berkin...

Uzerine yildizlar yagsin...


7 Mart 2014 Cuma

Bir dizi izleyeyim dedim :)

Ozan is dolayisiyla bazi aksamlar baya gec geliyor eve. Ben yalniz oluyorum. Ne yapayim. Evi topla, biraz is yap, film izle. Egliyorum kendimi iste. Sikayetim kesinlikle yok. Vallahi bunca Allahim bana benimle gececek 5 dakikacik ver diye yalvaran anne varken, ay yalnizliktan sikayet ediyorum demem. Diyemem. Dersem de tas olurum tas :) Halimin kiymetini bilip, keyfni suruyorum :)

Gecenlerde iste yine boyle yalniz bir aksamda twitterdaki muhabbete dayanamayip Calikusuna bir bakayim dedim. Bakmaz olaydim! O aksam Ozanin yoklugunda bana Kamran eslik etti. Bundan sonra Ozanin olmadigi her aksam da kendisi bana eslik edecek sanirim. O ne be! Vallahi Allah ozenmis bezenmis yaratmis. Dizi kitaba uygun degil falan, cogu kismi siradan, iste klasik dizi konular cek cek uzuyor falan da aman bosverin ya. Adam o takim elbiseleriyle ekranda gorunsun vallahi insan yetiyor :)

E tabi malum Turk dizilerinin en onemli ortak ozelligi su: Uzunlar! 1,5 saat dizi mi olur kardesim. Vallahi calisanina da izleyenine de eziyet. 45 dakikalik diziler gibisi yok ama onlardan da Turkiyede yok. Neyse dizi uzun olunca Ozan geldiginde de hala izlemeye devam ediyordum. O da gecti oturdu yanima.

- Ne bu Gulcin
- Calikusu, dizi.
- Kitaptan mi uyarlamislar
- Evet ama ayni degil.
- E okumadin mi sen o kitabi?
- Okudum 5 kere falan.
- Sonunu biliyorsun yani.
- Evet
- Neden izliyorsun o zaman.
- Izin versen izlicem de sayende izleyemiyorum ki Ozan.
- Ya kitabini okumussun neden izliyorsun ki zaten?
- Cocuk cok yakisikli ondan izliyorum canim.
- Yok artik!
- Ozan kaciriyorum. izletmiyorsun ya.

Arada bir 15 dakika telefonuna bakti. Sustu. Ama dayanamadi yine.

- Uff ne zaman bitecek bu.
- Var baya daha.
- Sevgili mi bunlar?
- Olacaklar
- E ayni evde kaliyorlar.
- Teyze cocuklari. Kizin annesi babasi olmus. Teyzelerinde buyumus.
- Kuzenler yani.
- Evet.
- Ensest!
- Ozan ya deme oyle. O zamanin sartlari
- Neymis o zamanin sartlari. Kuzenlik yok muymus o zaman.
- Varmis.
- Ensest iste.
- Ozan susacak misin?
- Evelenecekler mi sonunda?
- Okumadin mi sen bu kitabi?
- Okumadim. Soylesene evlenecekler mi?
- Soylemicem.
- Ya soylesene
- Soylemicem izle iste gorursun.
- 100 bolume anca gelir sonu hic izleyemem. Sen de izleme bence.
- Ben 200 bolum bile izlerim. Adama baksana ne kadar yakisikli.
- Dogru ondan izliyordun sen zaten.
- Kiz da cok guzel iste sen de izle onu izle.
- Sen daha guzelsin.
- Oo askim sagol.
- Bu kadar mi?
- Pardon?
- O izledigin dizide adam kiza bunu soylese kiz dizi izlemeye devam etmez ama.
- O dizi :)

Bir 10 dakika daha sustu yine dayanamadi :)

- Cocuklari sakat olur.
- Ne?
- Evlenirlerse cocuklari sakat olur.
- Ay Ozan ya :)

Ben o diziyi nasil izledim bilmiyorum :) Bidir da bidir bidir da bidir beynimi yedi :)
Iste bu sebeptendir ki dizicilerden rica ediyorum, dizilerin surelerini kisaltsinlar. Kisaltsinlar ki ben de Ozan gelene kadar izleyip bitireyim diziyi yoksa gulmekten izledigimi de anlamiyorum :)

5 Mart 2014 Çarşamba

Dengesiz Gulcin!

Oyle butun insanlari seviyorum, yeter ki biri istesin kim oldugu onemli dgil varimi yogumu onune sererim diyen bir insan degilim ben. Evet insanlari seviyorum kimsenin hayatinda zorluk olmasin istiyorum ama elbette kendi ailemi yakinlarimi ayri tutuyorum baska insanlardan. Normali bu mudur degil midir bilmem ama boyleyim. Gelgelelim bazi insanlara karsi resmen icimde bir yer eziliyor. Cok az taniyor olsam da onlari hani derler ya ayaklarina tas degmesin istiyorum. Onlar uzulunce ben de uzuluyorum. Garip cok garip bir his ama hani mumkun olsa bu insanlari boyle kanatlarimin altina alayim da incinmesinler istiyorum.

Is yerinde de oyle calismasi cok kolay bir insane degilimdir ben. Yapilan ise ozenilmemisse, sacma sapan hatalarla vakit kaybedilmisse falan ciddi sertlesebilirim. Caliskan olunsun hata yapilsin muhim degil ama calismayan insan karsi da biraz tahammusuzumdur kendimi bilirim. Gel gelelim hani yazinin basinda bahsettigim tipte insanlar var ya onlardan cikarsa karsima resmen ve alenen musama gosteren bir insana donusuyorum. Garip cok garip.

Cocuklar ve yaslilara karsi bir zaafim var zaten onu aldim kabul ettim ama bu bahsettigim insanlar oyle de degil. Kimisi benim yasimda kimisi benden kucuk kimisi benden buyuk ya da baya buyuk. Yani bildigin bizim yaslarimizda bizim gibi insanlar anlamiyorum neden boyle hissediyorum. Mesela universite zamani aldigim derslerden birinde bir ogrenci vardi. Oyle cok samimi oldugum biri degil. Hani bir iki defa sohbet etmisizdir bir de derslerde gormusumdur o kadar. Dersin finali geldi catti. Boyle onde carprazimda oturuyor. Ben yaziyorum haril haril baktim kagidi bos. Nasil uzuldum anlatamam. O kagisi alip doldurasim geldi. Halbu ki bana ne? Hala da o ani dusununce bir icim ezilir.

Sonra ders vermeye basladim asistan oldum. Ama hani dersten ogrenci kovmuslugum bile varir benim oyle de sertim o zamanlar. Ama bir ogrenci var sessiz sakin. Iyi bir insan velakin basarisiz. Ona not verirken ne kadar zorlandigimi dusundukce yine icim ezilir. Ama adil davrandim merak etmeyin :) Zaten sonucta adil davraniyorum ama o arada vicdanim beni mahvediyor iste asil sorun olan bu.

Is hayatinda da oldu boyle insanlar elbette. Ve simdi yine birlikte calistigimiz arkadaslardan biri. Oyle cok birlikte de calismiyoruz sadece ayni ofisteyiz. Ama belli iyi bir insan. Rejim yapiyor bu ara. Ve demin yemek yerken onu gordum. Al iste yine icim ezildi. Ya bana ne. Sagligi icin oyle yiyor birak yesin.

Hayir her zaman boyle merhamet timsali de degilim onu gordum uzuldum sonra toplantiya girdim birisini baya da bir azarladim. Ona da canim sikildi zaten :(

Yok yok ben karar verdim kesinlikle dengesizim!

4 Mart 2014 Salı

Ne guzel bir gun ve Londra fotograflari

Bulutsuz apacik bir gokyuzu.
Tren camindan yuzume vuran gun isigi.
Yolda yururken  sirtimi isitan gunes.
Bugun oyle guzel bir gune uyandi ki Londra, sabah evden ciktigimdan beri dilimde ayni cumle;
Ne guzel bir gun.
Ne guzel bir gun.
Ne guzel bir gun :)


Bu guzel gune birkac baska Londra fotografi ile devam edeyim :)
Bundan sonraki fotograflar  Cumartesi Ozanla gezerken cektiklerim.

Bu haftasonu da pek cok haftasonunda oldugu gibi nereye gidecegimizi bilmiyorduk Ozanla.
Ne gam.
Bu sefer de dedik ki atlayalim metroya canimizin istedigi bir yerde inelim. 
Canimiz Covent Garden tarafini gezmek istedi biz de oraya gidiverdik. 
Gittik de metro istasynundan cikinca bir de ne gorelim Ortalik bildigin mahser gunu :)


 Meger mac varmis o gun.
Ve takimlardan birinin taraftarlari destek icin Londraya maca gelmis.
Elbetteki barlari doldurmus ve hatta sokaklara tasmis kalabalik.
Londra sokaklarinda tezahuratlar cinliyor.
Sokaklar bildiginiz stadyum :)
Nasil guzel egleniyorlar anlatamam.
Laf aramizda arasira bayilirim ben oyle coskulu kalabaliklara.
Izledim izledim guldum :)


Insanlara bakip bakip gule gule kalabaliktan siyrilip attik kendimizi Covent Garden'in icine Ozanla.
Burayi cok seviyorum ben.
Bizim pasajlar gibi.
Bir damin altinda acilmis bir suru kucuk guzel dukkan ve cafe.
Hemen hemen her gittigimizde canli muzik oluyor bu alanda.
Dinlemesi, izlemesi hep keyif bana :)
Size de keyif verir belki iste bu haftasonunun minik konserinden minicik bir video:

video

Bir de guzel dukkanlar var ki icinde sormayin.
Bu mesela tutun dukkani.
Vitrininde envai cesit pipo var.
Sigaraya karsiyim!
Ve hatta nefret ediyorum sigaradan.
Ama bir gun pipo kolleksiyonu bile yapabilirim oyle seviyorum pipolari.
Tutarsiz bir insanim vesselam :)


Ve bir baska bayildigim da bu kart dukkani.
Bir gun ozellikle gidip fotograf cekecegim orada.
Oyle zarif oyle guzel kartlar var ki hepsini toplamak istiyorum :)


Biz boyle boyle gezerken ve cok aciktigimizdan nerede yemek yesek diye dusunurken yavas yavas aksam coktu Londra'ya.
Sanirim burada gunun en cok o saatlerini seviyorum.
Gunes yavas yavas cekiliyor.
Gokyuzu her aksam baska bir renge burunuyor.
Bazen kizil, bazen bulutlardan koyu mavi, bazen dalgali.
Ama benim icin illa illa etkileyici.
Iste o saatlerde birakin beni yuruyeyim ben Londra sokaklarinda...


Hicbir yeri de bilmiyorum ya.
Birakin beni kaybolayim sokaklarda.
Yeni dukkanlar goreyim.
Yeni yerler kesfedegim.
Sonra yeniden nasil bulsam buralari acaba diye kendimce isaretler belirlemeye calisayim ve her defasinda bunu beceremeyeyim :)

Birakin beni ben bu yeni sehrimde acemi olayim.
Bilmemenin, kesfetmenin keyfine varayim.

Birakin beni yanimda Ozan olsun.
Arada O'na bakip bambaska bir ulkede, bambaska bir sehirde yine bizim siradan hayatimizin izlerini bulmanin huzuruna varayim.

Birakin beni ben her aksam boyle manzaralar bulup, fotograflar cekip, sonra bin defa Ozan'a 
Ne guzel bir gun, Ne guzel bir aksam diyeyim...


Birakin beni defalarca defalarca ayni yerin onunden gecip yine de sevineyim.
Cunku bazi aksamlar orada gezmek bir filmin icinde gezmek gibi bana.
Hani ayni filmi defalarca izleseniz de baska tatlar alirsiniz ya her seferinde.
Iste oyle.

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails