28 Ekim 2013 Pazartesi

Dondum geldim

Gecen haftaki kisa Rotterdam gezisi bir nevi Istanbula gelmek gibi oldu benim icin. Her aksam bir aktivite, her aksam sohbet, her aksam muhabbet. Gunduzleri de tam zamanli calisarak gecirince donme vaktti geldiginde yorgunluktan bitmis durumdaydim. Persembe aksami saat dokuzda kalkmasi beklenen ucagim da surekli ertelenip 10a dogru kalktigindan ve sonrasinda Heathrowdan cikip eve gelmem 2 saati buldugundan bu gezi munasebetiyle hakikaten yoruldum. Aman olsun! Bu yorgunlugun umurumda bile olmadigini da soylemeden gecemeyecegim:)

Rotterdam benim orada oldugum tam 3 gun boyunca gunesliydi. Su ulkede onca yil kaldim. Su ulkede kac tane Ekim ayi gecirdim. Ama herhangi bir Ekim ayinda havanin ust uste 3 gun bu kadar guzel oldugunu hic hatirlamiyorum. Artik Rotterdam bana sevgisini mi gosteriyordu, yoksa bak gittin neleri arkanda biraktin diye nispet mi yapiyordu emin olamadim. Zira sevgisinden desek, gidince mi kiymete bindik arkadas! Onca yil kaldim Hollanda’da. Bak donup bakalim, su blogun yazilarinda kac tane ah yagmur, ah soguk serzenisi var. Onlar yalan miydi? O zaman sevmiyor muydun beni Rotterdam :)
Neyse simdi ustune gitmeyeyim Rotterdamimin :)

Daha gideli 3 hafta oldu. Sadece 3 hafta. Dolayisiyla oyle uzun zamandir Rotterdam’dan uzak falan degilim. Ama ozlemisim. En cok da kanallari ve Maas nehrini ozlemisim. Hele hava da gunesli olunca etraf oyle guzeldi ki, gozume hersey oyle guzel geldi ki anlatamam...


Sehrin guzelligi bir yana elbette su uc gunu en guzel yapan arkadaslarimi gormekti. Sali aksami hemen ne yemege gittik bilin bakalim desem Gulcinceyi bir suredir takip eden herkes bilecektir degil mi? 
Eveett! Susi! 
Sanirsin Hollandadan degil de Japonyadan tasindik. Memelkete geri donup susi yiyoruz iyi mi :) Napsinlar ya yazik mutfaklari yok iste her ulkeye mecburen kucak aciyorlar. Sen de ozleye ozleye baska ulkelerin yemeklerini ozluyorsun. Yoksa ne yiyecegim Hollandaya donup. Peynir ekmek mi? Aman onu da yedim zira ogle yemeginde genelde o oluyor :) Iste o kismi ozlemiyorum :)


Rotterdamdaki bu gezinin son aksaminda cok ama cok guzel bir tesaduf oldu. Buraya ilk geldigimiz zaman Ozanin universiteden bir arkadasiyla cok yakin arkadas olmustum. Ismini. Zaten boyle uzaklarda en yakin Yunanlilar gelir insana. Hani bizim gibiler ya. Iste biz de Isminiyle cok yakin arkadas olduk. Cok guzel zaman gecirdik beraber. Ama Ismini 3 yil once Yunanistana geri dondu. Hakikaten uzulmustum o gidince. Bir yanim kirilmisti sanki. Ismini ve Kasia benim buradaki ilk yakin arkadaslarimdi. Ve tam 3 yil sonra dun Ismini bir ziyaret icin Rotterdama geldi. Tam da benim de burada oldugum gun :) Kasia da bize katilinca aksam coka ma cok guzel oldu. Onlarla gorumsek. Eski gunleri yadetmek. Arada yasadiklarimizi konusmak nasil iyi geldi anlatamam. Bu da bu gezinin coka ma cok guzel bir hediyesi oldu.


Baska hediyeler de verdi bana bu gezide Rotterdam. Sanki tam da ihtiyacim olan insanlari cikardi karsima. Sanki bazi seylerin farkina varmam, geride kalan yillarda burada neler yaptigimi gormem, gelecek yillar icin guc toplamam icin elinden geleni yapti yine. 

Biliyor musunuz Hollandali iki is arkadasim dertlerini actilar bana. Bunda ne var diyorsunuz belki de. Ama oyle degil inanin. Hollandalilar anlatmaz ki dertlerini. Paylasmaz ki icindekileri hele de is arkadaslariyla hele de yabanci ulkeden bir insanla. Paylastilar ama. Keske ben de onlara yardim edebilecek olsaydim. Keske elimden dertlerine derman olmak gelseydi. Onlar bana dertlerini anlatirken aslinda bana buyuk bir iyilik yapiyorlardi. Ben iste o an kabullenildigimi hissettim Hollandada. Beni Hollandali benden en az 15-20 yasar buyuk iki insan derdini paylasacak kadar yakin buldu ya. Ben iste bunu basarmisim oradayken. Bu bile yeter bana.

Cok sey aldim yanima geldim Roterdamdan. Bu paylasimin verdigi kabullenilmislik hissi, her aksam benim yanimda olmak icin 2 saat yol gelen birisiyle olmanin onemini kavrama, arkadaslarimin gizli detsek sozleriyle kendimi daha guclu hissetme. Olacak hersey guzel olacak Ingilterede de adim adim sabirla. Bu gezide en cok sunu anladim saglik olsun da gerisi hikaye aslinda….


Velhasil kelam Rotterdam bana iyi geldi…. Ah bir de bir taksici cikti ki karsima ama onu da sonra yazayim hadi. Iste bu da Rotterdam'da son aksamda cektigim bir fotograf. Bayildigim manzara yine oyle guzeldi ki...



25 Ekim 2013 Cuma

Utancimdan yerin dibine geciyorum.

24 aralikta yazmisim bu yaziyi.
Bugun dusundum de simdi de tam olarak bunun izini suruyorlar galiba.
Ne kin yarabbim.

Anlayamiyorum agactan ne ister insan?
Agac kadar guzel sey var mi su dunyada?
Yaz olur serinligine siginirsin...
Kis olur dallarinin altinda yagmurdan korunursun...
Ruzgar eser yapraklarinin sesiyle huzur bulursun...
Her mevsim ayri bir tablo izlersin degisen renkleriyle. 
Meyvesiyle beslenirsin, kokusuyla mest olursun. 
Insana birazcik bile zarari olmaz agaclarin. Hep faydasi vardir. Hep iyiligi dokunur.
E ne istersin agactan o zaman?
Bir turlu bu sorunun cevabini bulamiyorum.

Bu kez ODTU'de devam ediyor mucadele.
Aynen Aralikta oldugu gibi.
Sizi bilmem ama ODTU gundeme yeniden gelince benim aklimada Araliktaki olaylar geldi. 
Hepimizin tek tek pesinden gelseler de sasirmayacagim artik galiba :(

24 Aralikta...
Siz nasil dusnuyorsunuz bilmiyorum.
Ama ben ODTU konusunda yasananlara cok uzuluyorum.
Hani boyle icten, boyle cok derinden bir yerden cok uzuluyorum.

ODTUlu degilim ben.
O yuzden ODTU mezunu hassasiyetiyle yazmiyorum bunlari ya da o yuzden uzulmuyorum.
Ulkemizde okumus, ulkemizin hocalarindan egitim almis bir insanin hassasiyetiyle yaziyorum bunlari, o yuzden uzuluyorum. 
Zaten en cok da galiba hocalar adina uzuluyorum.

Pek cok acidan dinledik hikayeyi, okuduk.
Ben bambaska bir acidan dusunmeye calisiyorum kendi aklimda. 
Yillarca calismissiniz.
Mezun olmussunuz.
Yuksek lisans yapmissiniz.
Yetmemis ulkenizden uzaklara savrulmus, Amerika, Avrupa artik neredeyse oralarda yasamissiniz yillarca.
Yabancilarla calismissiniz.
Bambaska bir dunyada yepyeni firsatlarla karsilasmissiniz.
Sonra demis ki icinizden bir ses; donmeliyim ben.
Kendi okulumda calismayliyim.
Donmussunuz Turkiyeye.
Orada calismaya baslamissiniz.
Ogrencileriniz olmus.
Yuzlerce binlerce ogrenciniz.
Ne biliyorsaniz ogretmeye calismissiniz.
Mezun olmuslar.
Bir suru alanda calismaya baslamislar.
Ulkene oyle ya da boyle hizmet etmis senin yetistirdigin cocuklar.

Sonra bazilari roket gelistirmis.
Roket, Turkiyenin ilk roketini gelistirmis senin ogrencilerin.
Toren duzenlenmis sen de gururla gitmissin.
Olaylar cikmis torenler duzenlendiginde.
20 yasinda bile olmayan cocuklarinin karsisina 5000 kadar polis cikmis bir anda.
Okulun tarumar edilmis.
Ogrencilerin yaralanmis.
Okulunun kresindeki bebekler yaralanmis.

Sen bunlarla ugrasirken, genclerle bir duzlemde bulusmaya calisirken bir de cikip denmis ki:
"Yaziklar olsun o hocalara! Onlara ihtiyacimiz yok bizim!"
iste bunu duyunca gozlerim doldu benim...

Politik oyunlari anliyorum bir yere kadar.
Devlet otoritesinin universite gencligiyle bu surtusmeye girmesini asla kabul edemesem de, gunumuz kosullarinda bir yere bunu bile koyabiliyorum.
Hak veriyor muyum?
Asla!
Universite ogrencisi onlar!
Ogrenci!

Ama hocalara soylenenleri asla aklimin, mantigimin ya da mantiksizligimin hicbir yerinde bir yere koyamiyorum.
Sana bir harf ogretenin bin yil kolesi ol diye ogretilen bir kulturden gelmiyor muyuz biz?
Bu mu bizlere binlerce harf ogretmis insanlara verdiginiz deger?
Bu mu saygi?
Bu mu hurmet?

Hepsini gectim.
Bu mu o cok ovundugumuz kulturumuzden ogrendigimiz?

Ben o cumnleleri dinlerken dusunuyorum her bir hocayi.
Ve utancimdan yerin dibine geciyorum.
ODTUlu olmasa da kendi hicalarimi dusunuyorum, ustumdeki emeklerini yerin dibine geciyorum.

Ve etrafimizi saran sessizligi dusunup daha da yerin dibine geciyorum.
Nerede bu ulkenin universite hocalari?
Niye seslerini cikarmiyorlar?
Bu kadar mi umutsuzuz artik biz?
Bu kadar mi karanlik etrafimiz acaba?

ve bugun
Oyleydik belki...
Hazira'na kadar.
Haziran'a kadar sesler cikmiyordu belki...
Ama artik oyle degil.
Bugun pek cok universitede hocalar ogrenciler bu zulme karsi ses cikariyor yine.
Umutsuz asla degilim.
Ama niye boyle yapiyorlar diye cok uzuluyorum.
Hala...

22 Ekim 2013 Salı

Bugun gunlerden Rotterdam

Bir toplanti icin geldim. Daha once Londra'ya gelip gitmelerim gibi kisacik bir ziyeret. 2 aksam burada kalacagim sonra yine Londra'ya donecegim. Ne de olsa ben burada artik bir misafirim… 

Oyle garip bir his ki bu. Yani burada misafir olmak. Artik burada bir evimiz yok bizim. Hani Izmir'e gitmek gibi degil. Orada hala evim var, ailem var. Istanbul'a gitmek gibi de degil. Cunku biliyorum bizim daha Istanbul'da yasanacak yillarimiz var. Ama Rotterdam. Artik burali degilim, bir daha muhtemelen burali olmayacagim. Iste burada tam bir misafirim. Bunu burada oldugum her an hissediyorum. 

Bir yandan da oyle tanidik ki her sey. Ofise giden guzelim, nehirin kenarindan giden yol. Ofisin penceresinden gorunen nefis manzara. Ucak Rotterdama inerken gordugum seyler bile tanidik, tanidik iste. Bir sure sonra bu duygusal hal bitecek biliyorum. Hani Rotterdama gelmek hicbir zaman ne bileyim Madrid'e toplantiya gitmek gibi olmayacak elbette ama biliyorum ileride boyle de olmayacak. Daha normal olacak hersey. 

Ama simdi daha normal degil. Simdi hala biraz zor burada olmak. Mesela evin o tarafa gitmek istemedigimi farkettim. Istemiyorum. Hele daha Londrada yasayacagimiz evi tam olarak bulamamisken ve ben hala buradaki evimizi deli gibi ozlerken evin oraya gitmek istemiyorum. Arkadaslarimla yemek yiyecegiz ben hep bizim evden uzak yerleri secmeye calisiyorum. Sehrin gobeginde, restoranlarin ortasinda bir yerde yasiyor oldugumuzdan bu oyle zor ki. Ama farkediyorum resmen bunu yapmaya calisiyorum. Simdilik. Biliyorum sonra bu da gececek. Biz Londrada guzel bir ev bulacagiz insallah, yerlesecegiz, alisacagiz oralara da. O zaman her sey daha guzel olacak. 

Size bir sey soyleyeyim mi? Bence Rotterdam da beni, en az benim onu sevdigim kadar seviyor olabilir. Cunku bugun hava yine piril piril gunesli. Hani benim onu gormeyi en sevdigim haliyle hazirlanmis sanki beni karsilamaya. Ha ne dersiniz o da beni seviyor olabilir mi?


Iste boyle an itibariyle Rotterdamla hasret gideriyorum. Tabi calismaktan firsat kalirsa. calismak demisken haydi ben simdi toplantiya. Guzel gunler olsun size de bana da...

21 Ekim 2013 Pazartesi

Londra Gozlemleri 4...

Bu ilk gunlerde daha cok yazabilmeyi oyle cok isterdim ki. Cunku her gun etrafimdaki seyler bana daha normal gelmeye basliyor. O ilk gunlerin saskinligi, herseyin farkli gelmesi hali yavas yavas bitiyor.Iste ben o hal bitmeden yazmak istemistim. 

Hollanda'da da boyle olmustu. Mesela trene binerken bilet kontrolunun yapilmamasi, hatta cogu zaman yapilmamsi ama insanlarin yine de duzenli olarak bilet almasi onceleri cok degisikti benim icin. Sonra normallesti. Ogle yemeklerinde hemen hemen herkesin ictigi bir bardak sut onceleri cok degisikti benim icin sonra normallesti. Ve daha bir suru sey...

Bu sefer iste oyle normallesmeden hayat yazabileyim istiyorum. Istedigim kadar yazamiyorum ama en azindan sunlari da unutmadan yazayim...

Gozlem 8: Insanlar kosuyor :) 
Buraya kadar degisik bir sey yok. Hollanda'da da cok kosardi insanlar. Hatta biz de kosuyorduk. Insallah bir yerleselim burada da kosacagiz. Peki degisik olan ne? Degisik olan su: burada insanlar sirtlarinda bavulla kosuyor :) Hayir bana mi hep boylesi denk geldi dedim. Ama yok. Ozan da ayni seyi gozlemlemis. Insanlar resmen sirtlarinda bavul gibi sirt cantalariyla sokaklarda oradan oraya kosuyorlar. 

Ben merak ettim, sizi merakta birakacak degilim sevgili blogdaslarim. Arastirdim, sorusturdum, bunun sebebini buldum: Meger insanciklar ya ev-is arasindaki yolu kostuklarindan sirtlarinda is kiyafetleri oluyormus. Trafige bulunan cozume gel! 


Yalniz bir sey soyleyeyim mi: Haklilar! Bu ulkenin trafigine ne toplu tasima cozum olur ne bir sey. En iyisi tabana kuvvet kosmak. Biz de Ozanla bunu degerlendirdik ama ikimiz de 1,5 saatten fazla yol gittigimizden kosamayacagimiza karar verdik. Ya da kosariz da her biri bir maratona sayilirsa artik :) Bir de sirtinda cantayla kosunca insanin sirti agrimaz mi? Benim sahsen agrir. Saglikli olayim diye kosup bir de sirttan olmasin insan . Aman yok ben almayayim :)

Gozlem 9: Ise bisikletle gelen var.
Sadece kosarak degil bisikletle de ise geliyorlar. Zaten Londara'ya hosgeldiniz kitaplarinin hepsinde ulasimin en ucuz yontemi bisiklettir yaziyor. Ulasim pahali da demis miydim? Evet her yere metroyla gidiliyor. Ama metro kesinlikle ucuz degil. Bir ara aylik/yillik biletleri de arastirmam gerekiyor bak. Of cok is var cok!

Neyse benim dertlerimi bir yana birakirsak ise bisiklete gelen de cok var. Ne var ki bunda? Hollanda'da ise bisikletle gitmeyen cok az vardi: mesela ben! Velakin adamlarin ayri bisiklet yollari vardi, bisiklet isiklari vardi. Bisikletliler icin her sey dusunulmustu. Bunlarin yolu falan yok. Oyle kenarda ince bir cizgi. Ve deli gibi hizla kullaniyorlar bisikletleri. Bildiginiz tehlikeli. 


Tabi hizli kullanmalarinin da bir sebebi varmis. Meger insanlar uzun yoldan geliyormus. Benim ofisteki arkadasim 1 saat 45 dakika bisiklet suruyormus sabahlari. Bildigin 1 saat 45 dakika. Allahim sana geliyorum! Hadi surdun diyelim o kadar - ki ben suremem- sonra nasil calisiyorsun? Nasil gun boyu ayakta duruyorsun? 

Bilemedim :) Bildigim tek sey var ben bunu da yapamam. Oyuzden bana tren yollari, kosanlara bisikletle gelenlere de saglikli gunler efendim.

Bugun gozlemler ulasima dair oldu, gelecek gunlerde baska gozlemlerde gorusmek uzere :)

18 Ekim 2013 Cuma

Bu bayram da boyle gecti


Gecti de...
Benim tam olarak hissiyatim 
Ben bu bayramdan hicbir sey anlamadim.

Bu sene bayram gelmis gelmemis farkinda degildim gercekten.
Bayramin ilk gunu butun gun ev aradigimizdan oyle pek de bayram gibi gecmedi bize.
Aksamustu eve gelip soyle bir ayaklarimizi uzatinca "ah bugun bayramdi" diyebildik.
Iste o dinlenebildigimiz bir an bizim icin bayramdi.
Zaten bir birimizi optuk, bir annemleri aradik, gelen bayram da oyle bitti...


Bayramin geri kalani da gunduz is mesaisi, aksam ev arama mesaisi seklinde gecti.
Yani bizim icin bayrammis, degilmis pek de degisen bir sey olmadi.
Sanirim ozetleyecek olursak;
bizim evde bayramin adi da kendi de pek yoktu bu sene.
Ne yapalim darisi gelecek bayramlarin basina :)
Bir yandan da ne soyleyeyim, gecen yaz yasadigimiz bunca seyden sonra bana bu seneki bayramlar bir garip geliyor.
Onca sey...
Ama sonra diyorum bayram sevincimiz de bizde kalsin, onu da kimse elimizden alamasin.
O yuzden gecmis bayraminiz kutlu olsun...
Dilerim sizin bayraminiz bizimkinden cok daha guzel olmustur.
Dilerim sizin bayraminiz bayram gibi olmustur.
Dilerim hepinizin bayrami da tatili de cok guzel gecmistir.
Iyi bayramlar hepimize :)

11 Ekim 2013 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Buyukanneler

Ne zamandir boyle yazilar yaz(a)miyorum ben. 
Gecen gun gordum bu siteyi ve ba-yil-dim! 
Dunyanin 34 farkli ulkesinden 34 buyukanneyi ziyaret etmisler.
Ve buyukannelerden yemek yapmalarini istemisler.

Buyrun size, 34 ulke, 34 buyuk anne ve 34 yemek :)
Ulkeler, nineler, yemekler :)

Ha oldu da ben de bu yemeklerden yapmak istiyorum dediniz...
tarifleri de bizden esirgememisler :)

Isteyenlere tarifler :)

Tabi mesela, 32 numaradaki Amerikali Susaan ninemin yaptiginin tarifine ihtiyac duymayiz muhtemelen zira eti cevirmis olmus :) 
Nasil rahatlar yahu bak nerelerden gelmisler ben bir ozeneyim demiyor. 
Eti ceviriyor hop tamam. :) 
Bayiliyorum ben bu rahatliga :)


Halbuki 31 numaradaki Turkiyeli Ayten ninem oyle mi be. 
Yapivermis vallahi karniyarigi. Alem yemek gorsun :) 
En sevdigim yemeklerden biridir vallahi. 
Nasil da guzel yapmis ellerine saglik! 


Tabi Amerikali Susaan ninem gibi projedeki pek cok ninelerimin cogunun 75 yasin ustunde oldugunu soylemeden gecemeyecegim. 
1 numaradaki Italyan Marisa nine, 4 numaradaki Arjantinli Isolina, 6 numaradki Bolivyadan Julia ninenasil da tatlilar degil mi :)
Masallah!
Nasil dincler, nasil kalkip bunlari yapivermisler. 
O yasta bizler de boyle enerjik olalaim insallah yarabbim amin :)


Yas demisken...
bu kuzey ulkelerindekiler yaslanmiyor anacim.
Bakiniz 8 numara Kanada, 15 numara Izlanda, 25 numara Norvec...
Gerci yemeklere bakinca cok da yemiyorlar galiba.
Isin sirri bu olabilir mi?
Demek cok yiyince cokuyor mu insan acaba :)


Ha bu arada tabi ki 3 numaradki Cezayirli Lebgaa'ya nine demeye dilim varmiyor.
kendisi 42 yasinda! ve nine!
42 yasinda nine mi olur yahu?
O yasta sofraya oturup kendi kendine yemek yiyen cocugu anca oluyor insanlarin :)
Degil ki o cocuk buyusun de evlensin de torun olsun.
Baya erken atilmislar hayata ne diyeyim :)


Fotograflarin hepsine gulumseyerek baktim.
28 numaradaki Ispanyol Karmina ninemin zerafetine de ayrica hayran kaldim :)
Nasil da guzel bir yemek yapmis oh!


Ben buraya bir ikisini koyabildim ama hepsi ayri ayri cok guzel. 
Ben bayildim bu calismaya.
Dusunenlerin, emek verenlerin eline saglik.
Tabi en cok da yemekleripisiren ninelerimin ellerine saglik.
34une de ayri ayri hayran kaldim.
Hepsinin ellerinden opuyorum hepimize guzel bir haftasonu olsun diyorum :)

Aa bu arada haftasonu bu yemeklerden birini yapmayi dusunurseniz bence 9 numaradaki Cayman adalarindan Maria teyzenin yemegini denemeyin.
Hayir, iguana bulmaniz zor olur diye diyorum :)


Anam iguana yiyorlar ya :)

10 Ekim 2013 Perşembe

Basardim :)

Hay hay hay 
Cok sukur dostlar
Benim de artik bir banka hesabim var :)

Bu sarkiyi bir gun bir banka hesabi ugruna soyleyecegimi hayatta tahmin edemezdim. Ama iste hayat. Neler gosterecek insan belli olmuyor :)

Kolay olmadi, beni cok yordu ama oldu iste. Burokratik islemlerden biri ve sanirim en zorlarindan biri de boylece hallolmus oldu :) Niye bu kadar uzun surdu derseniz aslinda basit bir sebebi var: Burada bankalar hesap acmak icin illa adresinize gonderilmis bir fatura istiyor. Biz de su anda gecici bir evde oldugumuzdan adimiza duzenlenis bir faturamiz yok. Fatura yoksa da hesap yok. Iste sebep bu kadar.

Durum sacma:
Yeni geldik faturamiz yok.
Fatura olmadan banka hesabi yok.
Zaten fatura odeyebilmek icin maas lazim ama banka hesabi olmadan maas yok.
Buyrun size icinden cikilmayan bir denklem :)

Neyse ki bu cilgin dugumun icinden cikmayi da sonunda basardim. Yani bir nevi daha geldigimin ikinci haftasinda Ingilteredeki kurallarin etrafindan dolasmaya baslamis oldum. Iste ne yapacaksiniz Akdeniz kani :) Simdi bu blog turkce, zaten google aramalarina da kapali. Aramizda kalsin soyleyeceklerim olur mu? Daha ulkeye girdigim ikinci haftadan boyle alternatif yollar buldugum anlasilmasin :)

Ben ugrastim, siz daha az ugrasin efendim. Buyrun Gulcinceden Ingiltereye geleceklere banka hesabi acma taktikleri:
- Herseyin basi sabir. Ingilterede banka hesabi acmak hic kolay degil. Bunu kabul ederek ve bu isin haftalarca surebilecegini hesaplayarak bu surece baslamak en iyisi. 

- Bankadan kesinlikle randevu alin ve belgelerinizi hazirlayarak bankaya gidin. YOksa sizi ciddiye bile almayabiliyorlar.

- Pasaportunuz disinda mumkunse adresinize yollanmis fatura yaninizda olsun. O zaman sirtiniz yere gelmez. Bu durumda banka hesabi acmak 1-2 gunluk bir is. 

Fatura yoksa... Eglence basliyor :)  
- Alternatif olarak onceki bankanizdan buradaki adresinize hesap dokumu yollamasini isteyebilirsiniz. Ben bunu da yapamadim zira boyle bir seyi Hollandadan bir bankadan istemek haftalar surer. Turkiyeden gelenler icin izlenebilir bir yol.

- Ya da benim gibi sirketten size banka hesabi acilmasini rica eden bir referans mektubu alabilirsiniz. Referans mektubunu da her banka kabul etmeyecek soyleyeyim. Onu kabul edecek banka bulmak da yine sabir isi. Bakiniz birinci madde :)

- Referans mektubunu 5 kere duzelttirdikten sonra ogrendim ki referans mektubunda su bilgiler olmaliymis
Sizin adiniz, soyadiniz, dogum tarihiniz, o anda bulundugunuzun evin adresi
Isveren adresi, telefonu.
Ne zamandir bu isyerinde calistiginiz, maasiniz, kontrat sureniz.
Ve anlastiginiz bankaya gore isteyecekleri daha baska seyler... (benden baska bir sey istemediler, ama isteyebilirlermis)

- Unutmadan referans mektubu mutlaka gideceginiz bankaya hitaben yazilacak. Ve sirketinizdeki Insan Kaynaklari ya da artik hangi birim yazdiysa mektubu onun tarafindan imzalanmis olacak. Tabi islak imza.

- Mektubu niye 5 defa duzelttirmek zorunda kaldin, insan kaynaklari ne yazilacagini bilmiyor mu derseniz? Hayir, Insan Kaynaklari boyle seyleri asla bilmiyor. Yolunuzu kendiniz bulacaksiniz. Evet yine sabir isi, yine bakiniz birinci madde :)

- Bir bankanin bir subesi bu mektupla size hesap acmayi reddederse o bankayi listenizden silmeyin. Anladim ki bankalarin subeleri arasinda kurallar farklilik gosterebiliyor. O yuzden baska subeleri denemeye devam etmekte fayda var.

- Daha kucuk subelerde hesabin acilma olasiligi daha yuksek gibi geldi bana. Sanirim buyuk ve kalabalik subelerdense kucuk subeleri denemekte de fayda var. 

Ben gecen hafta Carsamba gunu baslamistim banka hesabi acmaya calismaya. Tam 1 hafta surdu yani. Uzun mu? Belki degil. Ama bana gore uzundu. Bu sirada sirketin hesap kesim tarihlerini kacirdigimdan bu durum, bu ay maassiz kalmama da sebep oldu. Olsun bir dahaki ay cift maas olacak iste :) Neyse zaten onemli olan netice. Sonunda basardim :) Darisi Ingiltereye gelip banka hesabi acmaya calisan herkesin basina :)

8 Ekim 2013 Salı

Ev aramak

Gecen Cuma aksamindan beri Ozanla Londra sokaklari kazan biz kepce dolasiyoruz. Bir de Cuma gunu Ozan'in dogum gunuydu. Cocuk dogum gunun bir kismini ev arayarak gecirerek unutamayacagi bir dogum gunu yasamis oldu :) Neyse hava cok ama cok guzeldi. Fena mi iste Londra yollarinda yurumus olduk diye kendini avuttu. Tamam canim sonrasinda arkadaslarimizla bir yemek yedik. Ustune barda bir iki bira ictik. Daha ne yani degil mi? Gayet aktiviteli bir dogum gunu oldu yani :) Iyi ki dogmus da evler aramis :)

Zaten laf aramizda, biz Cumartesi basimiza gelecegi bilseydik Cuma gunu ev aramak icin cok dolastik demezdik. Vallahi demezdik. Cumartesi sabahi 10'da dustuk yola. Neymis efendim bir emlakci bize ev gosterecek. Gosterdi. Gosterdi de. Ben o gosterdigine tam olarak ev diyemeyecegim musadenizle. Oyle bir nem vardi ki evde koltuklarin altina kitap falan koymuslar yerden yukselsin diye. Artik su mu basiyor ne oluyor bilemedim. Sen bir de o evin kirasina bir servet demesinler mi? Oldu. Oldu da biz almayalim. Alana hayirli ugurlu olsun.

Iste o yikilmislikla vurmusuz kendimizi yollara. Kac emlakci dolastik, kac sokaktan gectik inanain bilmiyorum. O gunden hatirladigim tek sey ayaklarimdaki sizi. Cok sokak varmis Londrada cok soyleyeyim :)


O gun ev ararken Ozanla dusunduk de biz bugune kadar hic ev aramamisiz. Evlendik Hollandaya geldik. Zaten o zaman bize 3 ayda Allah sizi inandirsin 3-5 ev gosterebildi emlakcilar. Baska da ev yoktu kiralanacak Rotterdamda.  Ya da oyle dediler bilemiyorum :) O gosterdiklerinden birini, ki zaten gorur gormez sevmistik kiraladik. Ha o zamandan da ev bakma hikayelerimiz yok mu? Var vallahi var. Ama yani bu sefer ki gibi dolanmadik etmedik. Bu sefer ev aramak neymis iliklerimize kadar hissediyoruz efendim :)

Ne evler gorduk goruyoruz bir bilseniz. Kucuk-buyuk, eski-yeni, modern-klasik, bakimli-bakimsiz, tertipli-daginik, temiz-pis. Of fenalik geldi icime ev gezmekten yahu. Ayrica biz de tasindik, bizim de evimizin cok daginik ve hatta pis oldugu zamanlar oldu. Ama yani ic camasirlarini da otaya firlatmak hic hos degil. hele baskalari gelip evini gezecekse. Ya mecbur muyuz biz milloetin ic camasirlarinin yaninda ev hakkinda konusmaya. Rahatlik tamam da onun da bir sinir olsun yani degil mi :)

Velhasil kelam ev aramak zormus. Ayaklara kara sular indiren, bacaklarda sizim sizim sizilar birakan, bazen insani karamsarliklara surukleyen, bazen gordukleri karsisinda saskinliga ugratan, bazen yasadiklari karsisinda gulmekten catlatan degidik bir aktiviteymis. Yasadik yasiyoruz. Ve inanin bana cok ama cok yoruluyoruz. Dun isten cikip saatlerce ev dolastiktan sonra bu sabah bugunu Pazar sanarak uyanmam iste bundandir :) Ay daha Saliymis ya cok varmis daha Pazara :)

Bunca dolastik ama henuz evimizi bulamadik. Aramaya devam ediyoruz bugun isten ciktiktan sonra. Haydi insallah gorunce icimize sinen, butcemize de uyan, mutlu olacagimiz bir ev buluruz. Insallah.
Buluruz degil mi? 


6 Ekim 2013 Pazar

Londra Gozlemleri 3

Dun burokratik islemlerin pesinde kosmaya devam ettim. Artik vize, oturma izni vs. ile ilgili bir isim kalmadi. Saniyorum. Yani insallah diyorum :) Ama banka ne oldu derseniz. Bir arpa boyu yol almamis hissediyorum kendimi. Ama halledecegim. Halledecegim. Sirayla :)

Tabi dun butun gunu yollarda gecirince gozlemler de oldu. Olmaz mi. Olsun. O zaman buyrun bakalim :)

Gozlem 5: Trafik tersten akiyor
Sadece arac trafigi degil ama insan trafigi de. ben bugune kadar hangi ulkede yasadiysam yolun sagindan yuruduk. Burada hoop herkes soldan yuruyor. Pardon herkes degil. Ben haric herkes. Bir de Hollanda gibi sakin degil ki. Herkes diyince baya kalabalik bir insan toplulugundan bahsediyorum. Boyle sel gibi soldan yuruyen insanlar ve bir basima sagdan yuruyen ben :) Ben ters tarafta oldugumu farkedip de obur yana gecmeye calisana kadar verdigim emegi bir de bana sorun. Neyse merdivenlerde sagda duruyorlar ama. Yok bak Izmirli teyze ve amcalarimin genlerime islettigi bu kurali degistirmek yolun ters tarafinda yurumek kadar kolay olmayabilirdi soyleyeyim. Buna da sukur :)


Gozlem 6: Cips fazlaca tuketilen bir yiyecek
Fazlaca ama. Hakikaten fazlaca. Ogle yemegi icin alisveris yapmaya gittigimizde bir baktim. Herkes ne alirsa alsin yanina bir de cips aliyor. Corba, cips. Panini, cips. Salata, cips. Cips, cips, cips. Ekmek yerine cips yiyor bunlar kanimca. Ofisteki kantin ay sonuna kadar kapaliymis. Bir de kantin acilinca bakacagim duruma. Orada da herkes cips yiyorsa gozlemim dogrulanacak. Yalniz sekerim biz Hollanda da boyle cips yemege alismadik. Orada ne bileyim bir dilimlenmis elma, bir yogurtlu musli, top top yapilmis havuc falan yerdik. Bu ne yahu. Beslenme aliskanliklarimda insallah Hollanda etkisi agir basar yarabbim amin. Hayir boydan zaten kisayiz hollandalilardan, kilodan fazla olmayayim bir de :)


Gozlem 7: Otobusler kalabalik
Halka karistim arkadas! :) Ise cogu zaman yuruyerek giderken iyiydi tabi :) Hava soguk, karli, ya da ruzgar ucuran cinsten degilse yuruyordum ben. Olmadi otobuse biniyordum. Hollandada genelde insanlar bisikletle ise gittiginden ben hic kalabalik otobuse denk gelmedim ise giderken. Benim ofisimin guzergahiyla ilgili bir durumdu bu tabi. Yoksa kalabalik otobusler vardi elbette. Ama hakikaten kendi istegim disinda oturamadigimi hatirlamam otobuste. Bir de muzik falan calardi boyle elitist bir ortam :) Burada halka karistim arkadas :) Hangi muzik acaba? Bir de ben hani oturarak gidicem ya guya, almisim elime bagelimi falan oturucam da keyif yapicam. Yaptim keyfi :) ne oturabildim ne bagel yiyebildim vallahi :) Otobusler boyle de baska toplu tasima araclari farkli mi? Degil. Neyse ki Istanbulda yasamis insanim. Yoksa halim yamandi :)


Gozlem 8: Erkekler renkli coraplar giyiyor:)
Dost basa, dusman ayaga bakarmis derler de. Yok vallahi ondan degil. Neyine dusman olayim insanlarin daha yeni geldim. Ama evet ayaklarina bakiyorum. Cunku dikkatimi cekiyor. Ne yapayim. Rengarenk coraplar giyerlerse dikkatimi ceker tabi, ne yapayim :) Ay cok eglenceli bunlar! Jilet gibi takim elbisenin altinda renkili ve hatta puantiyeli ve hatta cicekli falan coraplari var erkeklerin. Budur arkadas! Hayata renk katmak budur. Bayildim coraplarina. Yalniz adim cikacak diye korkuyorum. metroda trende elin adamlarinin coraplarina bakan birisi var diye soylenti cikmasa bari :)


Haydi iyi haftasonlari :)

2 Ekim 2013 Çarşamba

Londra Gozlemleri... 2

Yeni-bir-yere-alisma-calismalarinin en zor kismi kesinlikle burokratik islerle ugrasmaktir. Yok vize, yok oturma izni, yok belediye kaydi. Her birini pesinden kosarken hissiyat aynidir: Ne yapiyorum ben burada? Niye ugrasiyorum ben bunlarla? Suyu mu cikti memleketimin ne isim var benim buralarda? Bilmem herkes icin ayni midir ama benim icin hissiyat tam olarak bu. Hollanda'ya ilk gittigimizde de buydu. Londra'da da bu. Hatta Londrada bunu en ck hissettigim an bu sabah oldu. Hem de nerede biliyor musunuz? Bankada. O zaman bugun gozlemi buna dair gelsin.

Gozlem 4: Burada banka hesabi actirmak tam bir iskence.
Abarttigimi dusunuyor olabilirsiniz. Ama hakikaten abartmiyorum. Bir de buradaki arkadaslarimizdan ve Ozanin gecen haftaki banka hesabi acma deneyiminden hazirlikli olarak gitmistim guya bankaya. Guya!

Bir kere oyle bankaya girip ben banka hesabi acmak istiyorum demek yok. Once gidiyorsun ve randevu aliyorsun. En iyi ihtimalle o randevu 3-4 gun ve hatta 1 hafta sonrasina veriliyor. Hollanda'da da boyleydi. Randevusuz is yok. Amenna.

Haydi diyelim randevu almayi basardin ve oraya vardin. Sanmayin ki gidiyorsunuz da size banka ve hesap cesitleri hakkinda bilgi veriyorlar. Yok. Alakasi yok. Bilakis sizden habire bilgi aliyorlar. Hatta bana kalirsa bir nevi sizi sorguya cekiyorlar. Biraz sinirliyim su anda. Evet. 

Sinirliyim ama sinirli olmakta hakliyim bence. Yahu alti ustu hesap actiracagiz. Niye? Maasimiz oraya yatsin da gun be gun bizim kullanmadigimiz kismini banka isletsin ustunden para kazansin diye. Baska seyler elbette vardir. Ama surasi kesin ki bir banka size hesap aciyorsa mutlaka o parayi isletir ustunden para kazanir. Nokta.

E o zaman ne bu bankanin afra tafrasi burada anlamadim ben. Bir noktaya kadar herseye sabrettim. Is konusunda sorduklari her soruyu cevapladim. Ev, buraya tasinma nedenimiz, Hollandada ne yaptigimiz, orada hangi bankayla calistigimiz, Turkiyede hangi bankayla calistigimiz, maasim, aylik harcamalarmin ne kadar olacagini tahmin ettigim. Bana kalirsa bu kadar detay vermeye gerek yok. Ama sabrettim cevapladim.

Tum verdigim bilgilere ragmen, bunlari arastiracagiz, dogrulaycagiz bu da bir hafta kadar vakit alir dediklerinde; tamam dedim. Pasaportumun, ev adresimin ve hatta is kontratimin kopyalarini almalarina ses cikarmadim. Sirketten bir referans mektubu goturuyorsun, o mektubun bir yerinde harf hatasi varmis yeniden yazdirin dediklerinde tamam dedim. 

Velakin ne zaman is anne ve babamin bilgilerini isteyip, mesleklerini sorup, Turkiyede ne is yaptiklari falan gibi detaylari sorgulamaya geldi. Iste o zaman patladim. Ya size ne benim Turkiyedeki annemin babamin ne is yaptigindan? Benim banka hesabi acmamla, annemin babamin isinin alakasi ne Allah askina?

Tabi ki, bu bilgileri vermeden once bana neden bunu sordugunuzu aciklamaniz lazim dedim. Aman demez olaydim. Zira aldigim cevap iyice sinirlendirdi beni. Neymis efendim? Cunku ben Turkiye pasaportu tasiyormusum. O yuzden boyle ekstra arastirma yapmalari gerekiyormus. Afedersiniz ama yuh! Ozurleri kabahatlerinden buyuk.

Adama oyle bir bakmisim ki, bunu sakin kisisel algilamayin, kesinlikle yanlis anlamayin vs diye aciklama yapmaya basladi. Kusura bakmasinlar ama ben anlayacagimi anliyorum. Adama da dedim bu yaptiklari ayip bir. Benim onlari degil, onlarin beni bu bankayla calismam icin ikna etmeleri lazim iki. CUmaya kadar bana paket hakkinda bilgi verecekler ben de dusunecegim. Bakalim.

Konustugum adam iyi niyetli bir tip. Haklisiniz dedi. Adama kizgin degilim ama bankaya kizginim. Evet her ulkenin kosullari, kurallari baska. Kabul ediyorum. Ama Turkiye pasaportu tasiyorsunuz diye... seklinde baslayan cumlelerden cok ama cok rahatsiz oluyorum. 

Simdi sakin olmaliyim. Nihayetinde bir banka hesabina ihtiyacim var. Ama alternatiflere bakacagim, insanlara soracagim. Bir tane banka yok ya bu memlekette canim. Butun sabahimi aldilar bir de sinirimi bozdular. Bugun hissiyatim budur efendim. Burokratik islerden nefret ediyorum. Nokta.

Yarin umarm keyifli gozlemlerle bulusmak uzere. Bugunluk kusuruma bakmayin :(

1 Ekim 2013 Salı

Londra'da ilk gun...



Oyle mi boye mi, gidelim mi kalalim mi, orada mi oturalim, burada mi, esyalar soyle mi tasinsin boyle mi ve daha nice sorulari gunlerce, haftalarca, aylarca dusunup tasindiktan sonra Ozanla beraber Londra'dayiz. Yavas yavas alisacagiz. Yavas yavas bir hayat kuracagiz burada da. Bakalim neler olacak, yasayip gorecegiz.

Dun elbise askisi satan yer aramak suretiyle yeni-bir-yere-alisma-calismalarima baslamis bulunuyorum. Elbise askisi diyip geciyor insan. Ama yok onemli arkadas. O minnacik seyleri satan yerleri bulmak ne zormus yahu :) Dun aksam Londra sokaklarinda elbise askisi satan yer ararken dusundum de... Sor bana, Rotterdam da sak sak sak tarif edebilirim elbise askisi satan yerleri. Hatta tahta aski mi istesin, plastik mi falan diye sorup ona gore yer bile tarif edebilirim o kadar yani :) 

Ama... Ayni seyi Istanbul icin sorarsan, tobeler olsun bilmiyorum nereden aliyorduk elbise askisini. Orada da elbise askisi aldim sonucta almadim mi? Ama yok vallahi hatirlamiyorum. Nasil da unutuyor insan. Nasil da en son yasadigi yeri benimseyip biliyor da, kendi memleketindeki detaylari bile unutabiliyor. Bir gun gelecek Rotterdamdaki ayrintilari da unutacagim belki. Buradayi bilecegim de orayi hatirlamaycak miyim? Cok garip! Bu arada, hakikaten Istanbul'da nereden aliyorsuk biz elbise askilarini?

Yeni-bir-yere-alisma-calismalarinin bana sorarsaniz en onemli bilesenlerinden biri gozlem. Insan etrafini izledikce taniyor iste. Tanidikca da alisiyor, kendini guvende hissediyor degil mi? Ben de vakit kaybetmeden dun aksam itibariyle gozlemlerime basladim. Unutmadan da yazayim.

Gozlem 1: Trafik var!
Hem de cok! Bunu biliyorduk. Hazirlikliydik diyemeyecegim ama trafik konusunda bir bocalama yasayacagimizi tahmin ediyorduk. Hollanda'da bizim evimiz ve benim ofisim cok yakindi. Dolayisiyla ben hic trafik cilesi yasamadim orada. Ve bunun buyuk bir luks oldugunun her gun, her an farkindaydim. Ozan Rotterdam-Utrecht arasinda gidip geldiginden biraz daha idmanli. Ama yok. Sanirim bu yol/trafik durumlari biraz zorlayacak bizi. Bu sabah bir saatten fazla surdu ise gelmem. Ozan yazik 2 saattir yolda. Kaza varmis da. Velhasil kelam bu ulkede trafik var hem de cok! bakalim trafikle mucadelemiz nasil olacak.

Gozlem 2: Cocuklar burada uniforma giyiyor.
Okul cocuklari yani. Hollandada giymezler. Hollanda da hersey serbest tabi kiyafet de serbest :) Ama baktim burada okul cocuklari hep uniforma giyiyor. Bir sey soyleyeyim mi evet tek tip, evet belki bazi seyleri sinirlandiriyor falan ama ben okulda forma olayini severim. Hep de severek giydim onluklerimi de formami da. Pedagog degilim etkisini falan bilemem ama faydalari var bence. Bir kere farkliliklar ortadan kalklar. Benim gibi hep devlet okullarinda okuduysaniz ve cok cesitli ekonomik kosullardan gelen cocuklarla ayni siralari paylastiysaniz demek istedigimi anlarsiniz eminim. Hollanda'da formaya ihtiyac yok. Cunku siniflar arasinda oyle buyuk farklar yok. Zenginin cocugu da orta hallinin cocugu da ayni kiyafetleri alabilir ve giyebilir. Ama bunun boyle olmadigi, herkesin herseye ayni rahatlikta ulasamadigi yererde forma guzel bence. O yuzden bu sabah yolda formali cocuklari gorunce bir gulumsedim :)

Gozlem 3: Artik orta ve hatta kisa boylu bir insan degilim :)
Hollandanin dalyan boylularinin yaninda ben tabi kucuk kaliyordum. Yoksa asla kisa oldugumu kabul etmiyorum :)) Laf aramizda bizim posta kutusu en ust siradaydi ve ben parmak ucuna kalkmadan posta kutusunu acamiyordum bile. Havasi mi suyu mu anlamadim hepsi birer fida. Ama o gunler geride kaldi arkadas. Artik Ingilterenin orta boylu irkinin yaninda uzun bile sayilabilirim neredeyse. Sokaklarda hep insanlara bakiyorum. Ha ha bundan da uzunum, ha ha bundan da uzunum diye dolasiyorum yollarda Aman ne yapayim bana da eglence lazim iste :)

Bir gune bu kadar gozlem yeter degil mi :) Aslinda daha cok var da ofisteki ilk gunumde yapilacak cok is de var. Londra'dan yeni gozlemler, Londra'dan yeni haberler onumuzdeki gunlerde yine Gulcince'de :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails