30 Nisan 2013 Salı

Bugun de bunu cok sevdim

Gecen sabah Ozan gosterdi bu siteyi bana.
Farkli farkli ulkelere gidip, siradan ailelere bir haftalik yiyeceklerini gostermelerini rica etmisler.
Iste ortaya bu fotograflar cikmis. 
Ben cok sevdim bu calismayi.
Dunyadaki adaletsizlik, kaynaklarin dagilimindaki esitsizlik (bakiniz diger ulkelere karsi chad ah ah!), saglikli beslenme/beslenmeme uzerine gorebilecegimiz ne cok sey var fotograflarda.

Ama sunlari da soylemeden gecemeyecegim...
O Turkiye'deki aileye konuk olmak istiyorum sarma var o sofrada sarma be :)
Ayrica Italyanlari seviyorum :)
Ayrica hala Turkiye fotografindaki ekmeklere guluyorum :)

Bakalim sizin dikkatinizi hangileri cekecek :)



Kaynak: http://imgur.com/a/mN8Zs

29 Nisan 2013 Pazartesi

Bu haftasonu biz...

Bu haftasonu biz...
Hava guzel olmayacak sandik ama gunesin surpriziyle mutlu olduk...
Buldugumuz her firsatta yollara dusup gunes keyfi yaptik durduk...
Bacaklarimizdaki agrilara da aldiris etmedik diyecegim ama uzun yuruyuslerden sonra evde pestil gibi serildik kaldik :)
Bahar carpmasi diye bir sey var!
Eskiden pek hazetmezdim kendisinden ama simdi asla sikayetim yok :)


Bu haftasonu biz...
Yani Ozan snooker izledi.
Bitmeyen snooker yapmislar!
Vallahi! 
Sabah basliyor, gece yarilarina kadar bitmiyor, bitmiyor.
Renk renk toplar yavasca kayiyorlar ekranda.
Anlatan amcanin sesi de boyle bir yumusak.
Ne zaman dur ben de azcik bakayim desem uyuyup kaliyorum karsisinda.
Ama uyuyup kacirdigim bir sey yok!
Kalkiyorum yine snooker var televizyonda.
Bitmeyen snooker yapmislar vallahi bak :)


Bu haftasonu biz.. 
Evimizde biber yetistirmeye basladik :)
Buradaki en buyuk rahatimiz, olmazsa olmazimiz, kurtaricimiz Sadife mesaj atmis hafta ici
Gulcin Cumartesi gelirken biber getirecegim, toprak ve saksi al.
Biber, toprak, saksi!
Balkonu bile olmayan bizim evimizde biber, toprak ve saksi!
Nasil olacak diye dusunmedim mi? 
Dusundum elbette.
Ama dedigi dedik caldigi duduk Sadife'ye nasil olacak bu is diyebildim mi? 
Yok diyemedim :)
Ne de olsa Sadife aklina koyduysa o biberler o saksilarda buyutulecek, mucadele etmeyeyim dedim :)
Ustelik durumun keyfini iyice arttirmak icin rengarenk saksilar aldim onlara :)
Ektik, diktik, suladik derken simdi bizim evde 4 tane biber var.
Gorecegiz bakalim bu da nasil bir macera olacak :)


Bu haftasonu biz...
Basbasa yemege ciktik.
Oyle giyindik, suslendik yollara dustuk.
Suslendik derken topuklu ayakkabi bile giydigimi belirtmek isterim.
Ki ben topuklu ayakkabi giydiysem bilin ki suslenmek istemisimdir :)
Yoksa sair zamanda o rahatsizlikla nasil basa cikiliyor anlamis degilim.
Evet evet topuklu ayakkabi giyemiyengillerdenim :)
Ama bu haftasonu giydim.
Hatta kendi sinirlarim icinde baya da bir yol yaptim kendileriyle.
Ey yarabbim su insanoglu suslu olayim diye nelere katlaniyor be :)


Bu haftasonu biz...
Rotterdamlilar Norvegian Breakaway' i misafir ettik.
Buna cruise gemisi falan diyemiyorum bildiginiz apartman! Hatta site yok yok hatta sokak!
Bu nedir boyle bilemedim :)
Bununla yola cikmayiysa aklima bile getirmek istemedim.
Koyun beni ucaga gideyim, otobus, tren hepsine varim.
Ama yok ne yapsam ne etsem gemilerle aramdaki mesafeyi azaltmaiyorum.
Bir de boyle kocaman gemi!
1600 murettebati, 4000 yolcusu varmis.
Bir sey olsa ay su da vardi iceride diye hatirlanma ihtimalim 0!
Yok ben almayayim tesekkur ederim :)
Ama renklerine bayildim soylemeden gecemeyecegim :)


Bu haftasonu biz ne zamandir aklimizda olan bir muze ziyaretini geceklestirdik.
Rotterdam Fotograf Muzesi.
Benim bekledigimden kesinlikle guzeldi!
Mesela bir fotograf sanatcisi, gezdigi tum ulkelerde evleri ziyaret edip duvardaki akraba fotograflarini fotograflamis.
Simdi boyle soyleyince anlamsiz geliyor ama sergide onlari yan yana gormek benim oyle hosuma gitti ki.
Bambaska ulkeler, bambaska ev esyalari, bambaska cerceveler...
Kiminin ustunde danteller, kiminin yaninda baska susler.
Hepsinde de akraba fotograflari.
Guzeldi....
Yine serginin bir bolumde internette yayinlanan dugun fotograflari vardi.
Tamam bu dugun fotograflari komik falan ama olacaksa da gun batarken mi olmali acaba?
Bizimkileri phptoshoplasak mi ne yapsak bilemedim :)


Bu haftasonu biz... 
Tavla turnuvasi yaptik.
Yenilen aksam keyfini hazirlar!
Aslinda ben iyi tavla oynarim. Ama zarlarin kurbaniyim sevgili blogum evet yine ben yenildim!
Hem de 5-1.
Bir de mizikcilik yaptim hep zardan kazandin son bir el daha oynamaliyiz diye.
Onda da mar olayim mi :)
Oldum :)



Dolu dolu gecen bir haftasonundan sonra dolu dolu gececek yogun bir is haftasi var sirada.
Hepimize kolay gelsin :)
Hepimize de guzel haftalar olsun :)
Hafta hemen bitsin yeniden hafta sonu da olsun :)
Amin :)

28 Nisan 2013 Pazar

Okuduk: Momo


Momoyla vedalastim. Haftalardir trende otobuste, evde, sokakta, kanal kenarinda her firsatta elimde olan Momo simdi kutuphanemizde. Biraz uzun surdu Momoyu bitirmem cunku bazi sevdigim kisimlari bir daha bir daha okudum. Momo bir cocuk kitabi aslinda ama sanirim benim icin cocuk kitaplarina donmenin tam vaktiydi. O yuzden keyfine vara vara okudum.

Kitapta yazdigi gibi...
Cok az kimse gercekten iyi bir dinleyicidir. Dinlemek konusunda da MoMonun esi benzeri yoktur.

Yoktu gercekten. Insanlar anlatti Momo dinledi. Hatta beraber gecirdigimiz sure zarfinda bazen Gulcin anlatti Momo dinledi. Biliyorum bundan sonra da dinleyecek. O yuzden onun raflarimizda olmasindan cok mutluyum. 

Momo beni duman adamlarla tanistirdi... Momo bana hepimizin icinde bir duman adam oldugunu ogretti.... Momo zamanimin, benim zamanimin pesinde benden baskalarinin da oldugunu gosterdi... Momo bana bildigim ama tum detaylarini bir araya getirip gozumde canlandirmaya korktugum bir filmi izletti. Ama en guzeli Momo bana ben istersem, biz istersek o filmin mutlu sonla bitecegini gosterdi.O yuzden onunla tanistigimiz icin cok mutluyum.

Belki kapildik gittik hayatin telasina bazi cok sevdigimiz seyleri yapamaz olduk. Belki kapildik gittik hayatin akisina bazi seylere istedigimiz kadar zaman ayiramaz olduk. Belki oyle cok kosturmamiz gerekiyor ki bir durup nefes alamaz olduk. Ama biliyorum daha hersey bitmedi. Daha bizim hayatlarimizin oyununu da duman adamlar kazanamadi. O yuzden Momoyu okuduktan sonra daha da umutluyum ben artik.

Ise giderken gec kalmak pahasina durup bir gokyuzune bakiyorum mesela, o benim zamanim.
Is donusu yemek yapmaya girismeden buz gibi bir soda dolduruyorum kendime, bir de muzik acip dans ediyorum bazen evde mesela, o benim zamanim.
Evde yapilacak bir suru is oluyor bazen ama ben arkadaslarimla bulusmaya gidiyorum mesela, o benim zamanim. 

Yaptiklarimin yaninda yapamadiklarim da cok cok cok olsa da... Hayatimin buyuk bolumu ofisin dort duvari arasinda geciyor olsa da... Cogu zaman seveiklerimle en buyuk baglantim internet olsa da... Eylemlerim devam edecek :) Yok duman adamlar bu is burada bitmedi...

Bitmedi degil mi Momo? El ele verirsek duman adamlar bizi yenemez degil mi? Ben bazi seyleri iyice unutur, onemli ayrintilari hatirlamaz olursam sen bana hatirlatirsin degil mi?
Hatirlat Momo, bana bize hepimize hatirlat.
Zaman sahip oldugumuz en guzel hazine sen bunu hep bize hatirlat...

Sozun kisasi ben Momoyu cok sevdim. Momo bir cocuk kitabi ama arka kapaginda yazdigi gibi hem cocuklara yazilmis hem de cocuk kalmaya calisan buyuklere...  Siz de onlardan biriyim diyorsaniz okumanizi cani gonulden tavsiye ederim...

26 Nisan 2013 Cuma

Gulcince cicek acti :) Cicek Festivali!

Tahminimce cok uzun bekleyislerden sonra bahara ulasildigindan Hollanda' da bahar coskuyla karsilaniyor.
Zaten genelde karsilanmasiyla kendisine veda edilmesi arasinda gecen sure de cok uzun olmuyor :)
Mesela gecen hafta coskuyla bahar karsilaniyordu, an itibariyle disarida yagmur yagiyor.
Bize de olsun canim ne yapalim bahar ugradi ya buna da sukur diye sevinmek dusuyor :)


Bahari karsilamak icin yapilan en guzel etkinliklerden biri de Cicek festivali. 
Hollandadaki adiyla Bloemencorso.
Cicek festivali kapsaminda pek cok kocaman ama gercekten kocaman figur Hollanda' nin Noordwijk kentinde ciceklerle susleniyor.
Sonra bir Cumartesi sabahi uzun bir kortej halinde yola dusuyor bu cicek arabalar.


Tam 40 kilometre yol aliyor bu kortej.
Bolca muzik, yollarin etrafindaki neseli kalabalik da korteje eslik ediyor.
Cumartesi aksami yani tum gunu yavas yavas 40 kilometreyi katederek gecirdikten sonra kortej Haarlem'e variyor.
Ertesi gun de bu cicek arabalar Haarlem' de ziyaretcilerini karsiliyor.


Cicek festivali her yil baska bir temayla hazirlaniyor. 
Her yil o temaya uygun figurler oyuncaklar festival icin seciliyor.
Bu yilin temasi Bon Apetite!Afiyet Olsun idi mesela :)
Iste o yuzden hazirlanan figurler de yemekler ya da yemek yiyenlerle alakaliydi cogu zaman.
Iste alin size cicekten koca bir yumurta :)



Soyle bir de afiyetle icmeniz icin sampanya....


Bir de kocaman pasta :)


Bizim cumartesi gunu cok isimiz oldugundan bir de Belcika'dan gelecek arkadasimiz oldugundan korteji yolda izleyemedik.
Ama Pazar gunu dustuk Haarlem yollarina.
Haarlem cicek festivali olmadan da gezilebilecek, cok guzel bir sehir.
Ve evet Amerika'da ki Haarlem' in ismi de yine bir Hollanda kenti olan bu sehirden geliyor :)



Cicek festivali sebebiyle cok kalabalik olsa da..
O gun Haarlem cok ama cok guzeldi.
Hele su kocaman arabalarin etrafa yaydigi cicek kokusu var ya...
Iste o kokuyla Haarlem o gun daha da guzel oldu :)
Gulcine dusen de buldugu her firsatta, kalabaliga falan aldirmadan, arabalarin arasinda dolasmak oldu :)



Onlarca araba vardi o gun Haarlemde.
Cilekler, pastalar, gemiler, meyveler...
Benim gorduklerimiz arasinda en sevdigimse iste bu maymunlar oldu :)
Maymundaki keyife bakin keyife :)
Oh bir elinde muz, bir elinde elma! Umurunda mi ki bu dunya :)


Bir cicek festivali daha boyle gecti Hollanda'da...
Benim de Gulcince cicek acti serimin sanirim sonu geldi.
Ama belki de yeni cicekler cikar karsima.
Bahar daha bitmedi degil mi :)
Tadini cikarabilecegimiz baharlar, cicek kokulariyla dolu bir haftasonu diliyorum hepimize :)

Haydi kadehler havaya efendim !
Serefinize ve Bon Apetite :)

25 Nisan 2013 Perşembe

Gulcince cicek acti :) Keukenhof (3)...

Hollanda'da bahar devam ediyor.
Gulcince de Keukenhof turuyla cicek acmaya devam ediyor :)
Bugun Gulcince'nin konuklari orkideler :)


Hollanda'ya geldigimde beni en cok sasirtan seylerden biri de orkide fiyatlari olmustu.
Eh ne de olsa Turkiye'deyken orkide dedigin pahali cicekti bizim icin.
Cicekcilerde bile baskosede durur, kendisine ozel bir alan ayrilirdi.
Orkide almak istersen hatiri sayilir bir miktari gozden cikarman gerekirdi.
Dizilerde falan bile beyler orkide aldiklarinda "Goruyor musun nasil seviyormus kizi, bak hicbir seyden sakinmadi" falan diye sebebini anlamadigimiz bir sekilde takdir edilirdi.
Hele gunluk hayatta birine orkide alindi mi degmeyin artik onun keyfine :)
Bildiginiz orkide statu gostergesi bir cicek olmustu yani :)


Hollandaya bir geldim ki ne goreyim?
Orkide de bildigimiz cicekler arasinda.
Ve hatta bildigimiz ciceklerin fiyatinda :)
Hemen hemen her yerde karsiniza cikabiliyor, akil cercevesinde fiyatlarla alinabiliyor.
Ne yalan soyleyeyim sasirdim orkidenin durumuna:)


Gel zaman git zaman pek cok yerde orkideler gormeye alistim.
Alistim da...
Yine de Keukenhoftaki orkideleri gorunce sasirmaya devam etmiyor degilim.
Sayilari...
Renkleri...
Guzellikleri...
Oraya gittim mi neye sasiracagimi bilemiyorum diyebilirim :)


Keukenhof' ta dun de dedigim gibi sadece laleler yok.
Pek cok baska cicek de bahceyi susluyor.
Orkideler de Keukenhoftaki kocaman bir odayi susluyorlar.
Rengarenk bir suru orkide.
Ama yanlarina yanastiniz mi hepsi yine birbirinden zarif iste...



Onlari suslemeye, oyle sekilden sekile sokmaya bile gerek yok aslinda...
Girdikleri ortami onlar ozene bezene susluyor ne de olsa...



Ama yine de...
Su eski koltugu degerlendirerek yaptiklari saksidaki orkideler de 
insanin gozune bir baska guzel gorunuyor :)



Sizce de oyle degil mi :)
Bugun de Gulcince orkide acti!
Bakalim yarin bizi hangi cicekler bekliyor :)

24 Nisan 2013 Çarşamba

Gulcince cicek acti :) Keukenhof (2)...


Dun ciceklerime cocukluguma donerek ara vermis olsam da bugun Keukenhof'a geri donuyorum.
Eh ne de olsa Gulcince cicek acti bu hafta :)


Bu guzel cicek bahcesi hakkinda da bir seyler ogrendim bu arada.
Meger bugun Keukenhof' un bulundugu alan 15. yyda avlanma yerlerinden biriymis.
Ayni zamanda bolgede bulunan bir satonun mutfagi icin baharatlar da bu bolgede toplandigindan Keukenhof ismi keuken yani mutfak kelimesinden geliyormus :)


 Yillarca pek cok oldukca! zengin insanin bahcesi olarak kullanilmis Keukenhof.
Ilk olarak 1949 yilinda burada acik bir cicek gosterisi duzenlenmis. 
Sonra da bu yillik gosteriler bir gelenek halini almis ve Keukenhof bugunlere gelmis.


Bugun 32 hektar kadar yer kaplayan bu bahcenin duzenlenmesi icin her yil 7 milyondan fazla cicek dikiliyormus. 
Zaten Hollanda dedigin yer 17 milyon.
Neredeyse 2 kisiye 1 cicek var yani bahcede ne diyeyim :)


Sadece laleler yok elbette Keukenhofta.
Akliniza gelebilecek pek cok cicegi gormek mumkun.
Ama benim gibi ciceklerden cok anlamiyorsaniz da gordugunuz lalelerin cesitleri karsisinda saskina donmek de mumkun.
Ben laleyi aklimda bir sekilde cizmisim, ne yalan soyleyeyim cesit cesit laleri gorunce "aa boyle de lale olur muyumus!" demekten kendimi alamiyorum :)


Ciceklerin, ozellikle lalelerin yetistirilmesiyle ilgili bilgiler de veriliyor bahcede.
Ben de her okudugumda o bilgileri ne cok emek isteyen bir is bu diye dusunmeden edemiyorum.
Ama ortaya cikan guzellige bakinca unutuyordur heralde insan yorgunlugunu degil mi :)


Cicekler, laleler, laleler...
Bu ara tahmin edeceginiz uzere gozum hep sokaklarda.
Fotograf makinam hep elimde.
Ve o cicek kokularindan mest olmus aklimla, hafif saskin bir gulumseme hep yuzumde :)
Cektigim fotograflar da hep Gulcincede :)
Bitti saniyorsaniz cok yaniliyorsunuz!
Hollandadan baska baska cicekler onumuzdeki gunlerde yine Gulcince de :)


bu arada her zamanki gibi fotograflariyle blogumu susleyen Urunikoma sevgilerimle :)

23 Nisan 2013 Salı

Ben kucukken... 23 Nisan


Ben kucukken…
23 Nisanlara bayilirdim!
Ilkokuldayken, yani tam da 23 Nisan benim bayramimken, 23 Nisanlari folklor oynayarak gecirirdim.
Oyle severdim ki dans etmeyi, ben kucukken 23 ninsanlarda sanki dunyanin en mutlu cocuguydum :)

Ben kuckken…
Hatirliyorum da 23 Nisanlarda hava hep cok guzel olurdu.
Sonra cocuklar hep guzel giyinir, anne babalar da hep gulerdi.
Ya da bilmiyorum, belki de ben 23 Nisanlar da oyle mutluydum ki bana oyle gelirdi J
O zamanlar bana cok buyuk gelen, simdi gidip bakinca ah bu kadar miymis burasi dedigim, okulumuzun bahcesinde toplanan kalabaliga bakar simdi onlarin karsina cikacagiz diye heyecanlanir, arkadaslarimla kikirder dururdum J

Bugun eski 23 Nisanlari dusunurken su fotografi buldum :)
Bu fotografta yanindakine hararetle bir seyler anlatan cocuk benim :)
Muhtemeln bu son sahne ben de soyle bir sivisp gidecegim obur gosteriye hazirlanacagim, onun telasi icindeyim :)
Ama belli ki eglenmekteyim :)


 Dilerim tum cocuklarin bayramlariyla ilgili guzel anilari olsun.
Dilerim tum cocuklar dunyanin her yerinde, her bayramlarinda neseyle dolsun :)
Bu fotograf da bugun benim 23 Nisan mutlulugum olsun :)

22 Nisan 2013 Pazartesi

Gulcince cicek acti :) Keukenhof

Hollanda'nin en guzel mevsimi bahar.
Yukselen bulutlar, masmavi gokyuzu, yesilin binbir tonu, kalabaliklasan sokaklar ve elbette etrafi saran cicekler...
Sonunda geldi bahar :)
Iste simdi Hollanda o fotograflarda, resimlerde gosterildigi gibi rengarenk ve yer yer mis gibi cicek kokulu :)


Ben de dedim ki madem Hollanda' ya bahar geldi o zaman niye Gulcince' ye gelmesin ki?
Madem etrafi laleler sumbuller sardi, o zaman niye Gulcinceyi sarmasin ki?
Madem Hollanda rengarenk oldu, o zaman niye Gulcince olmasin ki?
Hah iste o yuzden bu hafta ciceklerle suslenecek Gulcince.
Cunku laf aramizda Hollandayla beraber Gulcince de cicek acti :)


Ilk ciceklerimiz Keukenhof' tan 
Keukenhof Hollanda'nin Lisse kentindeki unlu lale bahcesi.
Her sene yuzlerce insanin buyuk emek vererek hazirladigi bu guzel bahce, Mart ayi gibi kapilarini ziyaretcilere aciyor.
Sonrasi Mayis sonuna kadar suren, goreni kendine hayran birakan bir gorsel solen :) 
Ciceklerden yapilmis resimler, tablo gibi duzenlemeler, cocuklar icin oyun alanlari, buyukler icin ciceklere bakan kafeler, bakimla daha da guzellesmis agaclar, cicekler, cicekler, cicekler...
Hani tarif etmesi cok da kolay olmayan, ama bakmaya, gezmeye doyum olmayan harika bir yer. 

Madem tarif edemiyorum bol bol fotograf eklerim ben de :)
Bu sene bahar cok gec geldiginden daha tam olarak renklenmedi etraf.
Iste o yuzden bugunku fotograflarin bir kismi da eskilerden :)


Keukenhof, duyduguma gore dunyanin en buyuk cicek bahcelerinden biri.
Iste o yuzden yurumeye, cok yurumeye hazir olmali gitmeden.
Oyle cok yuruyor ki insan ciceklerin arasinda, gunun sonunda cicek kokularindan biraz basinizin donmesi bile soz konusu :) 
Saginiza baksaniz cicek, solunuza baksaniz yesil...
Onunuze baksaniz lale, arkaniza baksaniz sumbul :)
Hele bir de hava guzelse kesinlikle ziyaret edilesi bir yer :)
Oyle geliyor ki bana cenneti resmedein deseler, illa bir kismi da Keukenhof gibi olsun diye akla gelebilecek bir yer :)


Lisse ve Keukenhof, Hollandanin guneyinde Cicek bolgesi / Bulb Region denilen bolgenin gobegi aslinda. 
Bu bolge kabaca Amsterdam, Den Haag ve Leiden arasinda kaliyor ve Hollanda da uretilen ciceklerin, ki sayica oldukca fazla, buyuk bir bolumu iste bu bolgede uretiliyor.
Bolgenin tam gobeginde olan Keukenhof da o ciceklerden ornekleri gozler onune seriyor.
Kabul ediyorum; bu Hollandalilar ellerinde ne varsa en iyi sekilde degerlendirmeyi  biliyor :)
Bize de etrafin tadini cikarmak, gorduklerimizle mutlu olmak, cicek kokularini doya doya icimize cekmek kaliyor.


Keukenhof her yil yeni bir temayla cikiyor turistlerin karsisina.
O yuzden bir kere gordum, bir daha gitmeye degmez denilecek bir yer de degil. 
Biz mesela hemen hemen her sene gidiyoruz, yine de her gittigimizde seviniyoruz.
Belki bizimki de normal degil ama baksaniza guzellikleine ciceklerin hani sevinilmeyecek gibi de degil :)


Yolunuz buralara duserse Hollanda'nin pek cok sehrinden direk otobuslerle gidebiliyorsunuz buraya. 
Girisi 15 euro ama tum gunu iceride gecirebileceginiz dusunulurse, cicekler icinde bir gune degiyor bence.
Ama siz de bazen bizim gibi bahceye girmek degil de lale tarlalarinin arasinda dolanmak isterseniz, o zaman da bahcenin hemen disindan bisiklet kiralamak ve tarlalarin arasina dalmak mumkun.
Biz gecen senelerde onu da yaptik.
Ne yalan soyleyeyim onun da tadi baska oluyor :)


Guya bu cicek fotograflarina cok yazi yazmayacaktim ama tutamadim kendimi yine :)
Madem bu yazi cok uzun oldu...
Keukenhaftan baska baska fotograflar da baska gunlere kalsin o zaman.
Eh ne de olsa bu hafta Gulcince cicek acti :)
Rengarenk cicek fotograflari bu hafta hep Gulcince de:)


Yarin yeni cicek fotograflariyla gorusuruz efendim :)
Boyle rangarenk bir hafta olsun hepimize :)

19 Nisan 2013 Cuma

Gunes Amsterdam'a cok yakisir :)

Hep boyle oluyor.
Bazen yolum Amsterdam' a hic dusmuyor, bazen yollar hep Amsterdam'i gosteriyor.
Iki halden de sikayetim yok.
Gitmeyince ozluyorum o kismi guzel :)
Gidince her defasinda ama her defasinda ne guzel bir yer bu Amsterdam diyorum o kismi guzel
Yani Amsterdam bana her daim guzel.
Hele bir de hava gunesli olursa, iste o zaman Amsterdam cok guzel!
Iste gunesli Amsterdam'dan Gulcin'in gozunden kareler :)


Museum Plein
Amsterdam denince akla gelen ilk seylerden biri elbette muzeler. Harika muzeler var, ya da soyle diyebiliriz harika bakilan muzeler var Amsterdam'da. 
Bakarsan bag bakmazsan dag olurmus derler dogru!
Adamlar resmen gozleri gibi bakiyor muzelere e onlar da bag oluyor elbette :)
Rijksmuseum' un da acilisiyla Museum Plein Amsterdamin en buyuk, en guzel muzelerini barindiriyor su anda. 
Ah bir de onundeki park! 
Iste o beni her zaman cezbediyor :)


Museum Plein sehir merkezinin biraz disinda kaliyor.
Yuruyerek 20 dakika falan sanirim. Ve sehir merkezinden oraya gidebilmek icin gecilen yollar zaten turist olarak gorulmek istenecek yerler. 
Hal boyle olunca bence museum plein'e yuruyerek gitmek en guzeli oluyor :)


Bana sorarsanz Amsterdamda yasamak icin de harika bir bolge bu museum pleinin etrafi.
Bana oradaki evler, sokaklar hep bir baska guzel geliyor.
Herkese oyle geliyor olmali ki kiralar, ev fiyatlari da duyunca baya sasirtici geliyormus insana :)
Ben bilmem oyle duydum vallaha :)
Bunu bir tarafa koyarsak kaybolmak icin harika sokaklar var bence oralarda :)


Elbetteki sehrin en guzel susu kanallar.
Merkez istasyonun etrafinda at nali gibi siralanan bu kanallar Amsterdam merkezi gezerken size eslik ediyor. 
Muhtemeldir ki Amsterdam'a her giden de soyle kanalli bisikletli bir fotograf cekmeden donmuyor :)


Bu yazinin Amsterdam tanitmak gibi bir amaci yok.
Ama farkettim ki bunca yildir Hollandada yasiyoruz, Gulcince de dogru duzgun Amsterdam fotografi da yok :)
Bugun yine Amsterdam'a gitmeyi dusunuyorken tam zamanidir dedim ben Gulcinceye biraz Amsterdam fotografi ekleyeyim :)

Hele gunes olunca bana bu sehir cok ama cok guzel geliyor :)

18 Nisan 2013 Perşembe

Ara ara belki de bulursun


Bak Nisanin ortasi gelmis ben Mart' i yazmamisim.
Aman bu duzenli seri yazi isini ben beceremiyorum anladim.
E oldugu kadar, gec olsun guc olmasin.
Iste yine yeniden...
Ara ara belki de bulursun :)

Japon ofiste egzersiz
Su boyun sirt agrilariyla ugrasirken sunu anladim: Ofiste egzersiz sart!
Soyle arada bir kolunu elini omuzlarini hareket ettireceksin. Hatta mumkunse kalkip yuruyeceksin. Kesinlikle iyi geliyor.
Ama Japon ofiste egzersiz aramasiyla neye ulasilmak isteniyor anlamis degilim :)
Japon ofislerinde egzersiz desem niye arar insan bunu?
Ofisin japonu, cini mi var?
Bir Japon ofiste nasil egzersiz yapiyor diye ariyor desem, yok o da olmadi.
Hatta hic demeyeyim :)
Ama yani sorular acik olmazsa Gulcince ne yapsin :)
Sunu diyeyim egzersiz egzersidir yapmali.
Ben yapiyorum iyi geliyor :)

En iyi mail imzalari
Ah sormayi n basima geleni.
Oyle attim tuttum mail imzasi nedir, ne gerek var diye. Oyle uzun uzun imzalari niye kullanir ki insanlar diye.
Sen misin atip tutan!
Bizim sirkette de maillerde imza kullanmak zorunlu tutulmasin mi :)
Al iste soylenir misin, boyle doner gelir basina :)
Neyse ki fax numarasi falan yazmiyoruz.
Agzimin payini aldim!
Demek ki neymis mail imzani lazimmis. 
Arayin o yuzden ama en iyi mail imzalari yok burada :)

Hollanda kurabiyesi
Var tabi olmaz mi?
Ben yaptim mi hic?
Yok nerede :)
Yapayim bir ara diyecegim de beklentileri yukseltmenin alemi yok burayi okuyan biliyor ben yapmam muhtemelen onu hic soz vermeyeyim :)

Hollanda domatesi
Bunu yapmak gerekmiyor ya hemen yazayim. Guzel oluyor! Hatta babam tohumundan istedi, goturdum ama ne yapti o tohumlari kullandi mi bilmiyorum :)
Bir de Hollandada toprak sikintisi var ya suda domates yetistiriyor bunlar. 
Vallahi! 
Zaten saskinim suncacik ulkede neler yapabiliyorlar :)

bir kez daha teyze oldum
tebrik ederim :)

guzel ailenle birlikte nice guzel yillara
niye bunu aramislar bilmiyorum ama size de efendim :)

neset ertas aman bus fasulye
oldu!
Yap ortaya bir karisik oradan yagi limonu bol olsun :)

Omer Hayyam sarap
Bak uyariyorum cok tehlikeli sularda dolasiyorsunuz.
Hayir ben zamaninda Omer Hayyam yazisi yazdim, hala da arada doner bakarim o dortluklere.
Ama sizi uyarayim bu ara cok sakincali kendisi.
Hadi biz yazdik yaptik bir eseklik aman siz aramayin.
Ne me lazim bu aralar ne yasanacagi belli degil. Yazanlar zaten okkanin altinda da arayana da ceza gelebilir ben sizi uyarmis olayim!

17 Nisan 2013 Çarşamba

Bugun de bunu ogrendim... Uyan sunam derin uykudan


Ben turku dinlemeyi cok severim.
Ozellikle abimden dolayi cocouklugum, ogrencilik yillarim, Istanbul gunlerim hep bir sekilde turkulerle suslenmistir. 
E hal boyle olunca turkuleri severim ben hatta bazilarina bayilirim.
Mesela su turku de cok sevdiklerim arasindadir benim.


Safak soktu yine sunam uyanmaz
Hasret ceken gonul derde dayanmaz
Cagiririm sunam sesim duyulmaz
Uyan sunam uyan derin uykudan

Cektigim gonul elinden
Usandim gurbet elinden
Hic kimse bilmez halimden
Uyan sunam derin uykudan

Sozleri, ezgisi, herseyiyle guzeldir bu turku bence.
Ne zaman dinlsem vay be derim ne sevmis, kimbilir neden ayri dusmus sevdiginden, neden kaybetmis sevdigini…
Gecen sabah sagolsun Ozan sayesinde ogrendim bu sorularin cevabini. Onun da internetten ogrendigi hikaye soyleymis...

Meger bu turkunun ozani Malatyali Fahri Kayahan karisi Fahiye'ye cok asikmis. Yasadigi donemin cok unlu sanatcilarindan  olan Fahri Kayahan o yillarda gecelerde turku soyluyor, birlikte yasayip gidiyorlarmis.
En az kocasinin O' nu sevdigi kadar kocasini seven Fahriye' nin sirtinda bir beni varmis.
Eski zamanlar, evlerde banyo yok, kadinlar yikanmak icin hamamlara gidiyor.
Bu kadincagiz da gitmis hamama, orada baska kadinlar da gormus sirtindaki benini.
Nasil olduysa bir sekilde baska bir kadinin kocasinin kulagina da calinmis bu ben olayi.
Iste o kulagina Fahriye' nin beni calinan kocayla, Fahri Kayahan bir gun kavgaya tutusmus.
Nedeni bilinmezmis bu ugursuz kavganin. Sinirlenmisler birbirlerine.
Kavga sirasinda o komsu kocasi iyice damarina basmak icin Fahri Kayahan'in ne konusuyorsun ben senin karinin sirtindaki bene kadar biliyorum, ya da benzer bir sey demis.
Iyice sinirlenmis Fahri Kayahan.
O sinirle eve gitmis.
Karisiyla kavga etmis.
Ve zavalli kadini oldurmus.
Sabaha kadar karisinin cansiz bedeninin basinda beklemis.
Iste bu turkuyu o gece karisinin basinda beklerken yazmis, soylemis.
Uyan sunam diye elleriyle oldurdugu karisina dermis meger…
Yillarca hapiste yatmis.
Soylenene gore cok uzulmus, karisini cok severmis, cok pisman olmus.
Olmus da neye yarar. Zavalli kadin gitmis…
Bir kadin daha el-gun, dedikodu, o-bu ugruna yitivermis :(
Simdi bu hikayeyei bildikten sonra dinleyince sanirim bu ikinci kitayi da karisinin agzindan kendine yazmistir diye dusunuyorum...

Bunca diyar gezdim gozlerin icin
Niye kustun bana el sozu icin
Dilerim Allahtan sizlasin icin
Uyan sunam uyan derin uykudan...

O suna uyanmaz artik… Uyanamaz...
O laflari cikaranlarsa yasar gider bir sey olmamis gibi.
Ah ah nedir bu kadinlarin cektigi…
Simdi, bu turkuyu dinlerken baska bir yaniyor icim…
Uyan sunam uyan, derin uykudan...

16 Nisan 2013 Salı

Dun aksam...

Bahar geldi biliyor musunuz?
Ne kadar kalir bilmem, ama simdi burada.
Gecen hafta bogazli kazaklarla geliyordum ise bu sabah ustumde gomlek :)
Tamam hala mont giyiyorum ama gomlek diyorum gomlek :)
Ne diyeyim , gunes seni seviyorum! :)

Dun aksam hava guzel olunca, Ozan da isten gec gelecek olunca ben de eve gitmek istemedim.
Is cikisi yurudum, yurudum.
Yuruken bir iki arkadasimla telefonda konustum, seslerini duymak iyi geldi.
Telefonda da olsa sohbet muhabbet guldum eglendim :).
Sonra da hadi dedim kendime bir hediye vereyim, kendimi yemege gotureyim :)
Niye mi?
Ben de dusundum bunu ama sebep bulamadim sonunda oylesine dedim.
Oylesine iste, kendime hediye vermek icin sebep mi gerek, degil mi ama :)

Bizim burada evin dibinde Oudehaven diye bir yer var.
Burasi Rotterdam'in eski limaniymis.
Artik kullanilmiyor.
Boyle eski gemiler var icinde; etrafi da cafeler, restoranlar, barlar.
Hava guzel olunca bana sahil kasabalarini hatirlatiyor burasi.
Yuh be Gulcin amma yaptin, bunun nersi sahil kasabasi demeyin.
Bizim evin etrafinda sahil var da ben mi ona gitmiyorum :)
Elimizdekini oyle dusluyoruz iste ne yapalim :)


Tabi her zaman boyle gunesli degil Oudehaven. Her zaman boyle piril piril karsilamiyor insan.
Ben de aklimdaki resmini bozmamak icin bir yontem buldum: 
Sadece hava gunesli olursa oraya gidiyorum, Boylece Oudehaven' i hep gunesli hatirliyorum :)
Fukara avuntusu iste :)

Bu minnacik yer beni bir mutlu ediyor sormayin.
Hemen cafelerin diger tarafi bildiginiz ana cadde. 
Vizir vizir arabalar geciyor.
Ama binalarin bu tarafina gecince ne araba sesi kaliyor, ne egsoz dumani.
Nasil oluyor bilmiyorum ama mutlak bir sukunete kavusuyorsun binalarin bu tarafinda. 
Ya da ben oyle cok seviyorum ki burayi belki de bana oyle geliyor :)
Oyle ya da boyle burasi beni mutlu ediyor.


Minik falan ama oturdugunuz yerden Rotterdam' a dair birseyler ogrenebileceginiz bir yer ayni zamanda Oudehaven.
Mesela bu fotografta gorulen beyaz bina, Westermeijer.
Bir zamanlar Rotterdam' in en yuksek binasiymis.
Hollanda ile Amerika arasindaki ilk ticareti yapan sirket kullanirmis bu binayi
Ve rivayete gore 2. dunya savasi sirasinda Almanlar, en yuksek bina oldugundan, bu binayi isaret olarak kullanmislar.
Demisler ki bu binanin asagsinda kalan ne varsa bombalayin yikin!
Iste ondandir ki simdi Rotterdam' da bu binanin etrafindaki bolge hep yeni binalarla dolu.
Westermeijer da o gunleri yadetmeye vesile oluyor.

Dun nereye gitsem diye dusunurken aklima ilk gelen yer Oudehaven oldu.
Gittim. Suyun kenarinda bir masaya oturdum.
Yemegimi ve yanina da bir kadeh sarabimi soyledim. Aldim elime Momo'yu sessiz sakin okumaya basladim...
Yalnizdim.
Kitabim, sarabim, yemegim, Oudehaven ve ben.
Kendime harika bir hediye verdim.


Okudum okudum okudum.
Soyle bir ara bir de baktim ki aksam cokmus, isiklar yanmis, neredeyse ortalikta kimse kalmamis.
Ben yine de keyfime devam ettim. Ta ki aksam serinligi iyice kendini hissettirene kadar.
Sonra kapattim Momo' yu.
Soyle son bir baktim etrafa.
Bir de fotograf cektim.
Sonra kendi kendime gulumsedim. 
Gordun mu bak Momo dedim zamanimi kendim icin kullandim. Duman adamlari bu seferlik yenmis sayilir miyiz acaba?
Momo sessiz kaldi, ben gulumsedim.
Evime yurudum, bir de dun aksam icin kendime ve hayata tesekkur ettim.
Boyle gunler, aksamlar iyi ki var.


12 Nisan 2013 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim...

Bu fotografin altina soyle yazmislar...
Yasadigin yeri cennet yapmadigin surece kactigin her yer cehennemdir.

kaynak: internet
Bayildim!
Hem o renklere, hem bu guzel fikre hem de bu soze.
Resmen ba-yil-dim!

Bu fotografin verdigi keyifle gune devam ederken karsima su fotograf da cikmasin mi?
Bence bunun altina da sunu yazmali
Kacarken cennetini yaninda tasiyanlar :)

kaynak: internet

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails