27 Şubat 2013 Çarşamba

Kar... Yagmur... Insan...

Hava yine karardi burada.
Ne uzun surdu bu sene kis. Ustelik Ozan soyledi yayinlanan istatistiklere gore son bilmem kac yilin en karanlik kisiymis bu.
En soguk, en uzun falan degil. 
En karanlik!
Kesinlikle dogru ne diyeyim.
Neyse elbet bahar gelecek.
Gelecek de haftasonu yine! kar yagmasi bekleniyormus.
Kar haberlerini izlerken dediler ki soguk hava dalgasi, sicak hava dalgasiyla birlesince kar yagisi olacakmis.
Soguk hava dalgasini anladim da sicak hava dalgasi nerede onu tam bilemedim :)
O soguk hava dalgasi da taa Sibirya ustunden geliyormus.
Ne uzun yol...

Dusundum de... Hava akimi olmak da zor...
Buyu kucul...
Surekli hareket halinde ol...
Hic durup dinlenme bir suru yol gec. 
Sonra gittigin yerde yok sicak hava olsun kara donus, yok daha soguk hava olsun kuvvetli ruzgarlar olustur. Ne buyuk is ne buyuk yorgunluk...

Ya kar olmaya ne demeli. Kar olmak kolay mi sanki? 
Olus, yag, eri. 
Yer alti suyuna donus, bir kismin buharlassin yine bulutlara karis. 
Bekle ki bir hava akimi daha digeriyle karsilassin yine kara donus. 
Kar olmakla bitse. 
Yag once mutlu olsun insanlar 
Ama bir yandan da yok trafik soyle yok ulasim cile diye soylensinler ardindan. 
Sanki sensin trafigi cile yapan, onca arabayi satan ya da insanlari ayni saatte yola cikmaya zorlayan mesaileri koyan. 
Tam biraz sevindiler benim gelisimle diye dusunurken...
 Hoop ciksinlar hepsi sokaga, 
alsinlar ellerine minciklasinlar seni, top yapsinlar atsinlar birbirlerine. 
Bakalim sen oynamak istiyor musun bir sormasinlar. Belki dinlenesin var onca hava akimlarinin yolculugundan sonra. 
Bir de kardan adam olayi var ki en fenasi o bence.
Iyice sebek etsinler seni bir de burnuna havuc taksinlar. 
En fenasi erirken vedalasmaya bir yanina ugramasinlar.
Burada sunu eklemek isterim ki ben eriyen tum kardan adamlarimla gider vedalasirim ne yazik onlara.

Ya yagmur'a ne demeli? Aslinda yagmur olmak en zor.
Ona soylenen kotu sozler kardan da fena. 
Hani kar az yagiyor ya yine bir sevindirici etkisi var. Ama yagmur oyle mi? 
Cogu zaman arkasindan soylemeyen kalmiyor.
Bir de  simsekler, gokgurultuleri...
Dusunuyorum da  ne buyuk travmadir onlar minicik yagmur taneleri icin aslinda. 

Kendimce dedim ki en iyisi gunes olmak. 
Oyle duruyor yerinde. 
Gorkemli ihtisamli. 
Ama Gonjam hatirlatti ona da carpan goktaslari var aslinda :)

Dolayisiyla bu sabah karar verdim; minnacik bir yagmur damlasi olmak bile zor bu dunyada. 
E onlara bile boyle zorken hayat soylenmeyi kesip isime bakayim dedim :) 
Dusununce hayat yine insanogluna kolay aslinda. 

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bu haftasonu biz...

Bu haftasonu biz...
Daha dogrusu ben haftasonuna erken basladim.
Burada Turkiyede de tanidigim bir arkadasim var. Iyi ki de var. Onun varligi benim icin en buyuk desteklerden biri. Beraber eski gunleri anabiliyoruz, yeri geliyor dedikodu yapabiliyoruz, yeri geliyor o gunlerden kalan anilara gulebiliyoruz. Sadece gunun nasil gecti, nerede tatil yapcaksin gibi seyleri degil hayata dair herseyi konusabiliyoruz. Yeri geliyor dunyayi kurtariyoruz birlikte, yeri geliyor hayat karsisindaki acizligimizi dusunuyoruz, yeri geliyor cosuyor dalgalaniyor konusuyor konusuyor konusuyoruz. Yani birlikte uzakta olsak da Turkiyedeki hayattan kopmuyoruz ya bu bana cok iyi geliyor iste.
Iste o arkadasim gectigimiz haftalarda dedi ki 
Gulcin bir gun 3-6 arasini bana ayirabilir misin? Sana bir surprizim var.
Surpriz!
Bayilirim surprizlere :)
Iste Cuma gunu benim surpriz gunumdu. O yuzden 3'ten sonra izinliydim Cuma gunu.
Bulustuk ve benim cok sevdigim bir aksamustu gecirdik beraber.
Surprizim Rotterdamin en sevdigim yerlerinden biri olan Hotel New York'ta aksamustu cayiymis :)
Cay bahane, sohbet sahaneydi diyecegim ama cay da sahaneydi :)
Daha guzel bir Cuma aksamustu olabilir mi acaba :)
Bayildim!
Harika bir aksamustu gecirdim.
ve bu sayede harika bir haftasonuna basladim :)


Hayatta sansli oldugum ve sanssiz oldugum konular var, herkes gibi. Ama bir seyden eminim.
Ben arkadas konusunda cok sansliyim.
Iste bu yuzden de arkadaslarimi dusununce hep mutluyum :)
Cok sukur!

Bu haftasonu biz...
Daha dogrusu yine ben alisveris yaptik.

Cuma aksami eve gitmeden bir de dukkanlara ugrayiverdim.
Bu aralar bir hal geldi ustume. Alisveris yapamiyorum. O dukkanlar ustume cokuyor sanki. Elbiselere bir nevi saldiran insanlar, havada ucusan kazaklar ceketler. Askilardan dusunce kaldirmaya bile tenezzul edilmeyen pantalonlar... Tahammul edemiyorum bu ara. 
Ama Cuma aksami hava oyle soguktuki bombostu dukkanlar. Ben de firsattan istifade uzun zaman sonra yeniden dukkanlari dolasabildim.
Ama alisveris dedigimde bir tane bluz aldim o kadar.
Olsun alisveris mi alisveris :)


Bu haftasonu biz...
Kahve keyfi yaptik.
Aslinda ev icin alisveris yapmaya cikmistik.
Ama nerede?
Hava oyle soguk ki yurunmuyor bile.
Yanaklarim yara olmus soguktan o kadar soguk yani dusunun.
Biz de sogugun etkisini azaltmak icin alisveris oncesi kahve icelim dedik.
Gittigimiz kafe marketten daha uzak bizim eve aslinda ama olsun guzel bahaneydi kabul edin :)
Kahvemi icerken kitabimi da okudum ya o bir saat haftasonunun en guzel zamanlarindan biriydi.
Sirf bu fincanlar icin bu kafeye gittigim dogrudur :)
Markete giderken kitabimi yanima alarak kahve icmeye gitme planini gizliden yaptigim da dogrudur :)
Pisman degilim!


Bu haftasonu biz...
Baris'in dogum gununu kutladik!
Iyi ki dogdun Baris :)
Nice guzel yaslarin olsun :)
Yine bizim dortlu harika bir kutlama yemegi yedik.
Muhabbet ettik, gulduk, atistik eglendik.
Gecenin sonundan bir de 80ler 90lar partisine katilip Baris'a nostaljik bir dogum gunu yasattik :)
Dans dans dans ettik.
Etraftaki 80leri yasamamis genclere ne anlar bunlar ya diye baktik.
Evet evet bunu yaptik :)




Bu haftasonu biz...
Ev keyfi yaptik.
Izmir'de Istanbul'da bahari mujdeleyen bir gun yasanmis Pazar gunu.
Boyle kedinin cigere baktigi gibi baktim butun Pazar haberlere.
Herkes sokaklara cikmis. ustlerde incecik montlar, yelekler. Top oynamalar, ip atlamalar, piknik yapmalar.
Ah ah nasil icim gitti anlatamam.
Bizim burada baharin bsi bile mujdelenmedi. Hatta kara kisa geri donuldu.
Kar yagdi!
Tipi oldu!
Hava oyle soguktu ki insanlar evlerine hapsoldu!
Biraz abartmis olabilir miyim acaba?
Olabilir. 
Sanirim sadece biz hapsolduk. Yoksa baktik pencereden pusetlerle dolasanlar bile vardi yani :)
Sonucta bizim icin pazarin adi ev keyfi oldu :)
Cay, kahve, kitap, oyun... 
derken bir de baktik aksam oldu...
Zaten nasil da cabuk geciyor su haftasonu...


Benim icin cok yogun olacak bu hafta.
Yarindan itibaren 4 gun surecek bir toplantimiz var. Evet ayni toplanti 4 gun surecek.
Dusundukce fenalik geliyor icime.
Sesim cikmazsa iste bu yuzdendir :)
Haydi bu hafta da gecsin de yine haftasonu olsun :))

24 Şubat 2013 Pazar

Okuduk: Iskender

Elif Safak'in Iskender'ini Izmir' den gelirken getirdim. Kitap Gonul teyzeminmis. Yazin en son annem okudugu icin annemde kalmis. Yaz olsa Gonul teyzeye donmus olurdu ama araya giren kis munasebetiyle bizde kalmis. Yaza kadar okurum getiririm ben dedim kaptim koydum cantama. Sonunda bizim yazliktaki kitap degisimine ben de dahil oldum ya degmeyin keyfime :)

Sevdigim bir yazardi Elif Safak benim. "di" diyorum cunku son birkac kitabinda o eski kitaplarindaki gibi keyif alamaz oldum ben. Sanirim yazma tarzi degisiyor. Ama degisim tek tarafli degil elbette. Ben de degisiyorum. Zevklerim degisiyor. Sevdiklerim degisiyor. Velhasil kelam biz Elif safakla ayri yerlere savrulduk savruluyoruz. Hayat.


Arka kapak yazisi soyle kitabin:

Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur?
İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır.

Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.
Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...

Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız.
Budur çözülmesi gereken bilmece...

Iskender bir aile hikayesi. Savrulan, dagilan bir degil birkac ailenin hikayesi demek daha dogru galiba. Hayatin o ailelere ettikleri, kaderin oyunlari, hayatin beklenmeyen surprizleri... Bana gore Kurban Kim? sorusunun etrafinda kurgulanmis bir roman. Hic bir sey gorundugu gibi degil diyen bir roman. 

Buyuk umutlarla basladim ben kitaba. Ancak hikaye guzel baslamis olsa da ben ana hikayeyi yani iskender ve ailesinin yasadiklarini sevmedim. Gocmenlik, arada kalmislik uzerine yapilmis guzel tespitler var ama hikayenin icindeki halleriyle onlari da sevmedim. Yan karakterlerden sevdiklerim oldu ama yok onlarin da cogunu sevmedim, sevemedim. 

Tum hikayeyi giris, dugum, cozum diye dusunursem. Giris fena degildi benim icin, dugume de fena degil derdim belki ama cozumdeki guya surprizden sonra kitap hakkindaki genel fikrim sabitti; yok ben iskender'i begenmedim.

Kitabi bitirdigimde us sorular vardi aklimda...
Biraz aceleye mi gelmis hikaye? 
Kliseler cok mu kullanilmis? 
Biraz ozensiz mi olmus acaba?

Gordum bir begenenler var bir de benim gibi begenmeyeneler.
ben begenmeyenlerden oldum bu sefer ama...
Okuyacaklara simdiden keyifli okumalar :)

22 Şubat 2013 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim...

Uzaklara gitmistik.
Daglara cikmistik.
Sis vardi.
Aksam coktu.
Bir baba kucaginda kizi sisin icinde kayboldu gitti...

Uzaklara gitmistik...
Daglara cikmistik.
Sis vardi.
Aksam coktu.
O kucuk kizin kahkahasi aksama karisti gitti...

ve...
yillardir bu benim hep en sevdigim tatil fotograflarimizdan biri oldu...


20 Şubat 2013 Çarşamba

Haydi bakalim...

Icimin icimi yedigi bir gun bugun...
Yine onemli bir toplanti var.
Hem de gecen sefer tam da istedigimiz gibi gecmeyen bir toplantinin devami.
Bir yandan hazirliklarin telasi bir yandan samimiyetle soyluyorum aklimda hep gecen sefer battik bu sefer ciksak bari dusuncesi...

Her sey normalmis ve kontrolum altindaymis gibi davransam da laf aramizda heyecanliyim baya.
Size de olur mu arada boyle?
Gece gunduz baska seylerde ugrasirken arkada fon muzigi gibi isle ilgili seyler gecer mi aklinizdan?
Yemek yerken, sohbet ederken, kitap okurken. 
Olduk olmadik zamanlarda oyle miril miril dusunceler dolasir mi kafanizda?
Guzel guzel uyurken bir anda uyaniverir misiniz uykunuzadan ah nasil olacak, ah nasil gececek dusuncesiyle?
Boyle gozleriniz uyur, iciniz uyur ama beyniniz uyanir bir anda. 
Sunu da yapmali, boyle olmali dusunceleriyle gun dogmus gibi hisseder misiniz bir anda?
Icinizde hafif hafif yanan bir heyecan atesi...

Is icin yapma dediginizi duyar gibiyim.
Yapmiyorum zaten elimden geldigince.
Eskiye gore baya iyi durumdayim yani :)
Ustelik bu kadar heyecan guzel de insani canli tutuyor, gunleri heyecanli kiliyor.
Sonu da guzel olsun da...

Cok calistik.
Gecen seferden daha iyi olsun hersey diye cok calistik.
Hatalarimizdan ders aldik.
Onlari yok saymadik nasil duzeltirize baktik.
O yuzden bu sefer iyi gecsin istiyorum her sey.
Icimden bin defa diliyorum ne olur bu sefer yolunda gitsin her sey diye...

Cok sey yazasim var ama bir de cok hazirlanmam gereken bir toplantim var.
O yuzden simdi gidiyorum.
Bana sans diler misiniz siz de?

18 Şubat 2013 Pazartesi

Dun cok guzel bir gundu

Dun cok guzel bir gundu.
Gunes odamizin icine dogarak uyandirdi bizi. Evet sabahin korunde. Ama olsun. Nasil da ozlemisim gune gunesle baslamayi.
Demistim ya bu aralar Ozan'in haftasonlari da calismasi gerekiyor, o yuzden bir yerlere gitmeli, gezip tozmali bir plan yapmadik kendimize.
Ama gunes disarida piril piril bize goz kirpiyorken de hep evde durmak, hic disari cikmamak olmayacakti sanki.
Olmadi.

Ozan calismaya baslamadan soyle bir kosup geleyim ben dedi.
Ben de o zaman yuruyuse cikayim guzel havayi kacirmayayim dedim.
Gecirdik spor ayakkabilarimizi ayagimiza dustuk yola. 
Kapinin onune cikinca Ozan pir dedi gitti.
Ben durdum.
Derin bir nefes aldim.
Evden cikmadan dakikalarca arayip buldugum, uzun zamandir elimin degmedigi ipodumu actim.
Muzik yavas yavas kulaklarima dolarken ben de yavas yavas adimlarimi siralamaya basladim.

Dun cok guzel bir gundu.
Kulagimda muzik, yuzumde gunes, burnumda tazecik havanin kokusu, Maas kenarinda yurudum yurudum yurudum.

Ipodlar birer hazine aslinda. 
Zamaninda dinledigimiz muzikleri anilarimizla harmanlayip saklayan birer kucuk yok yok birer kocaman hazine. 

Biz degisiyoruz, baska seyler yazisyoruz, baska muzikler dinliyor, baska hayaller kuruyoruz ama o zaman dinledigimiz muzikler, o zaman kurdugumuz hayaller, o zaman dusundugumuz hersey sanki saklaniyor ipodlarin icinde.

Biz yeniden onlari elimize alincaya kadar. Biz yeniden onlarla bulusuncaya kadar. Biz yeniden onlarla uzun yuruyuslere cikincaya kadar.
Uzun aralardan sonra yasanan bu bulusmalarin tadi da baska oluyor. 
Insan dusunuyor, bazen huzunleniyor, bolca da gulumsuyor.
En azindan ben dun bolca gulumsedim.

Sezen Aksu parcalari vardi ipodumda. 
Onlarca. Onlarca Sezen Aksu.
Ben dun iclerinden en cok Kucugum'u sevdim...

Kucugum daha cok kucugum bu yuzden butun hatalarim...


Ne guzel parcadir.
Her yasta bir daha donup donup dinleyesim gelir benim bu parcayi.
Sanki Sezen Aksu Kucugumle hepimize hayatta hatalar yapma hakki verir.
O parcanin sozlerinde hepimizin hatalarini mazur gosterecek sebepler vardir. 
Hakli sebepler.
Ben de dun o parcayi dinlerken yaptigim hatalari dusundum.
Varlar.
Benimleler.
Ama olsun. Kucuktum. Hala da kucugum. Hem de hala hatalar yapacak kadar.

Badem Sen Aglama dinledim sonra.


Cok ama cok! sevdigim arkadasim Sebnem bu parcayi gonderdiginde soyle demistim:
Sebnem bize de boyle parcalar yazsinlar bir gun be.
O da
Gercekci olalim Gulcinim. Bize de bu parcayi soylesinler yeter be... demisti.
O hep gercekcidir zaten :)

Sen aglama bir damla gozyasin yeter.
Sen uzulme gulum, gamzende gullerin biter.
Yollarima tas koysalar donecegim.
Gozlerinden yaslarini silecegim.

Uzun sure dinlemistik bu parcayi.
Vay be demistik ne sevmis bunu yazan.
Dun de dedim aynisini vay be ne sevmis bunu yazan...

Sonra Fatih Erkoc girdi siraya.
2007 miydi o albumu cikardiginda Fatih Erkoc bilmiyorum. Sadece biz yeni evlenmistik ve uzun zaman dinlemistim ben o albumu, onu hatirliyorum.
Cok sevmistim. Hala da cok severim.
En sevdigim de hala Cosacagim galiba...


Kollarini ac ben sarilacagim.
Sabrim bitiyor ah yorulacagim.
Sen bir adim at... Ben kosacagim.
Yeter ki sen cagla ben cosacagim...
Defalarca dinledim dun yine bu sarkiyi eskiden oldugu gibi.

Buena Vista caldi sonra...
Bu gurubu donlemeye doyamam ben....


Ne halde olursam olayim icimi kaynatirlar.
Icimden bir enerjiyi yukseltirler beni mutlu ederler.
Yillardir hic degismedi bu. 
Hep boyle hep boyle...

Daha neler dinledim neler.
MFO, Kardes Turkuler, Baris Manco, Paco de Lucia, Michael Jackson, Gipsy Kings, 60lar 70ler 80ler 90lar...
Eskiden dinledigim ne varsa aralarindan denk gelenler doldu dun kulagima...
Tam 2 saat muzik dinleyerek, gunesi arkadas alip kah yurumusum, kah oturmusum dere kenarinda.

Dun cok guzel bir gundu.
Gunes, ben, uzun zamandir dinlemedigim muzikler, hatirladiklarim, dusunduklerim, gulduklerim....
Biz bizeydik.
Sadece ben ve onlar...
Eve donerken arada bunu yapmali diye dusundum.
Yeni anilar biriktirmek, yeni yepyeni, guzel seyler yasamak guzel hem de cok guzel.
Evet.
Ama arada ardimizda biraktiklarimiza donup bakacak zaman da yaratmali galiba.
Orada da bizi cok mutlu edebilecek seyler var..
Ben onlarla bulustum dun...
Iste o yuzden...
Dun cok guzel bir gundu...

15 Şubat 2013 Cuma

Hala sasirabiliyorum :)

Dun 14 Subatti. Sevgililer Gunu.
Binlerce sey yazildi cizildi 14 Subat hakkinda. Ben en cok Nohut Adam Firatin yazdiklarini sevdim :)
14 Subat'a az kaldi. Telefonun icadinin bir gun oncesi... Nur icinde yat Graham Bell.
14 Subat'a az kaldi. Moskovada bir diskonun catisinin dustugu gun. Acimiz buyuk.
14 Subat'a az kaldi. Kopya Koyun Dollynin aramizdan ayrildigi gun. Iyi cocuktu.

Ama bence en guzeli
Bu ne be 13 Subatín aynisi :)

Biz 14 Subat icin ozel bir kutlama yapmiyoruz. Hic yapmadik. Hic 14 Subat icin ozel hediye almadik. Ama 14 Subat'a karsiyim demiyorum ben. Dunyadaki butun insanlar o gun birini sevdigini soylemek istiyorsa ne guzel. Soylesin elbette. Annesini, babasini, sevgilisini, cocugunu, kopegini... Her kimse sevgilisi, onu sevdigini soylesin herkes. Bundan neden rahatsiz olayim ki? Keske hep sevgi sozcukleri dolansa etrafimizda.

Ama 14 subat icin yapilan tum pazarlama calismalarina evet karsiyim. Ha hediye almak kotu bir sey mi? Degil elbette. Isteyen alsin. Ama sevgilisine sevgini anlatmak icin hediye almak baska, sevgililer gunu oldugu icin, o gune ozel tasarlanmis hediyeler almak baska bence. Bence!

Bu yuzden benim icin sinir belli. Sevgilimi sevdigimi soylerim. Canim istedigi her an soyledigim gibi 14 Subatta da soylerim. Aklima gelmezse de soylemeyedebilirim. Sorun degil yani :) Ama O'na ustunde I love you yazan bir ayicik almayi, happy bilmem ne gunu yazan bir bardak almayi tercih etmiyorum.

derken...
Dun yani 14 subat 2013 Persembe gunu Goncamin bana gonderdigi su haberle aklimdan gecen ve sacma buldugum sevgililer gunu hediyelerinin ne kadar masum kaldiklarini anladim:

Sevgililer gunu hediyesi olarak O.kan K.urt, D.e.met A.k.alin icin....
Bekleyin soyluyorum...
 Tir kaplatmis.

 http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/22598854.asp
Tir!
Hani boyle kocaman olanindan. Hani ulkeler arasi falan yuk tasiyorlar. Yani boyle yola cikinca gormemek mumkun olmayanindan. 
Tir!

Ama adam da hakli. Meger karisi da gecen yil onan billboard kaplatmis. Ne yapsin altta mi kalsin? Olur mu hic?  
Kisasa kisas.

Tabi billborad yaptiran bir sevgilinin "bizimki de bir gorgusuzluk yapmis, ben bir ortbas edeyim" demesini beklemiyoruz degil mi? Bekliyorsak da bosa bekleriz!

Bilakis kendisi daga tasa ucan kusa ilan etmis bu 'jesti'. ustelik bir de dua eklemis....

Canımm kocammmmm, kızlar sizin için dua ediyorum. Kocamın türevlerinden çıksın bulsun sizi diye...


Yuruyun be kim tutar sizi :)
Dikkatinizi cekerim bencil de degil ama. Benim var sizin de olsun diyor :)
Sagolsun!
Yalniz musadenizle ben kendi adima bu samimi duayi degistirerek kabul etmek istiyorum.

Hepimiz icin dua ediyorum. Boyle insanlarin turevleri cikmasin ve bizi bulmasin yarabbim..
Amin :)

Hala sasirabiliyorum ama ben hala :)

14 Şubat 2013 Perşembe

Isyan edesim var!

Kis da bir mevsim, guzel bir mevsim tamam.
Dunyamiza buyuk faydasi var yer alti suyu, yer ustu suyu bilmem ne tamam.
Ama elimde degil...
Oyle cok sevmiyorum kisi, sevEmiyorum!
Hic bana ama kis da guzel Gulcin demeyin.
Evet Izmir'de Antalya'da hava sicakligi maksimum 10 derecelere duserken guzel olabilir.
Ama burada zaman zaman -10lari gorurken biz hic kusura bakmayin kis oyle cok guzel falan degil.

Ekim, Kasim hadi Aralik da tamam.
Christmas yeni yil derken zaman geciyor.
Ama Ocak, Subat dedin mi orada durasim var.
21 Aralik en kisa gun diyorlar ya, sonra uzuyormus gunler.
Hollandada hic uzuyormus gibi gelmiyor o gunler bana. Hatta sanki an be an kisaliyorlar.
Sabah kalkiyoruz hava karanlik, aksam isten cik hava karanlik.
Evet gunduz var hala.
Ama ben o gunduzlerde calistigim icin bana bir faydasi olmuyor.
Gun sayiyorum resmen!
Mart  gelecek bitecek bu hal diye.

Bir de isin kotusu Ocak Subat oldu mu isler de yogunlasiyor.
Christmas tatilinden donen herkes bir enerji sariliyor islere.
Benim onlainkine yaklasacak bir enerjim bile yok su gunlerde.
Oyle agiz dolusu gulumseyerek hadi bunu yapalim diye zip zip ziplayanlarin kafasina Fame Citydeki kurbaga avlayan sopalarla vurmak istiyorum.
Hani vardi ya oyle bir oyun kurbagalar deliklerden cikar sen her cikana sopayla vurmaya calisirsin.
hah iste oyle!
Gulcin sunu yapalim mi?
Bam!
Gulcin bunu yapalim mi?
Bam Bam!!
Gulcin su nasil bir fikir sence?
Bam Bam Bam!!!

Kanavice yap, orgu or, film izle, dizi izle.
Nereye kadar?
Dexter izleye izleye icimdeki vahsi duygular artti yemin ederim.
Birine zarar verirsem sebebi Dexter dersiniz artik!
Yeni bir dizi daha izlemeye basladik: Killing. O da icimdeki vahsi duygulari besliyor diyebilirim.
Biz niye habire piskopat, katil dizisi izliyoruz onu da anlamis degilim zaten. 
Belki bu da kis etkisi. Bilmiyorum.

Ayrica su canina yandigimin memleketinde 6 da her yerin kapanmasi da bana hic yardimci olmuyor onu da soyleyeyim.
Ben isten 7den once hic cikamiyorum hatta cogu zaman saat 8 e donmus oluyor.
Bir cikiyorum ki dukkanlar kapanmis. Sokaklar bosalmis.
Evli evine koylu koyune donmus.
Donmeyip napsin zaten bu sogukta.
100 metrelik mesafeyi yurusem bile yolun yarisinda soguktan sirtim kasilmis, burnum donmus oluyor.
Her gun bugun de burnum dusmedi diye sukreder oldum ya var mi otesi.

Haa soguk demisken...
Benim bir ayi sapkam var. Evet ayi sapkasi
Boyle eskimo gibi tuylu falan. Kulaklarimi falan ortuyor.
Onu takiyorum bu sogukta cikiyorum yola.
Butun gozler ustumde. Komik geliyor gozlerine.
Donup donup bakiyorlar.
Ne bakiyorsunuz ya? Ne bakiyorsunuz?
Siz bu havada bile incecik montlarla geziyor olabilirsiniz ama ben gezemiyorum.
Usuyorum kardesim cok usuyorum var mi otesi.
O bakanlara da kurbaga sopalarimla vurucam gorecekler gunlerini bak.

Evet bunaldim!
Isyan edesim var!
Gunes gormek istiyorum!
Gecen hafta yetmedi daha cok gunes gormek istiyorum.
Su an yine yine yine disarida kar baslamisken...
Isyan ediyorum!
Bitsin kis artik ya bitsin de bahar gelsin!

13 Şubat 2013 Çarşamba

Ara ara belki de bulursun :) (2)

Bugun gulmeye ihtiyacim var benim.
Gulmeye ve kafami dagitmaya. O yuzden actim aramalara baktim yine.
Iste Ocak ayi aramalariyla Ara ara belki de bulursun...

Geziler geziler geziler...
tam da istedigim gibi gezmek isteyenler Gulcinceyi buluyor :)
ben de baska gezen bloglari buluyorum. Boyle boyle geziyoruz goruyoruz iste.
ocak ayinda en cok buralarla ilgili yazilara dusmus aramalar...
Lille..
Frankfurt
Oxford 
Utrecht
hepsine dair bilgiler var sanirim buyrun :)

Bir de filmlerle ve kitaplarla ilgili aramalara merakla bakiyorum... 
Hobbit beklenmeyen yolculuk
Ahmet Umit
Americano filminin konusu George

Budur be! E sen habire oturup George filmi izlersen arayanlar burayi bulur elbette :) George sevenler diye bir dernek mi kursak acaba :)

ve yine beni guldurenler
zilleri takti ciki ciki yapti
google amca bendeki cevheri gordu size soyleyeyim!
kimi buraya gonderecegini cozdu.
ben boyle bir yazi yazmadim tamam.
ama gerekirse zilleri de takarim ciki ciki da yaparim oyle de dans etmeyi seven bir insanim.
google amca beni anladigin icin tesekkur ederim :)

denizi andiran kiyafetler
yok olmuyor ben moda blogu izlemeye baslayacagim
kesinlikle bir seyler kaciriyorum kesinlikle!

bos durmuyorum hamaratim
ne mutlu size.
vallahi ben baya bos duruyorum.
hatta bayiliyorum bos bos durmaya.
eve gideyim cayimi alayim oyle bos bos durayim.
arada isler gucler oluyor elbette ama bos durmak da fena degil bence :)
yine de iste sagolsun google amca hamarat diyince hala beni gosteriyor.
icimde var icimde :)

el yapimi kus yemi
kirmizi kus yemini halletmistim ya simdi de el yapimi olana bakiyorum demek ki
ya hakikaten nereden dusuyor bana bu aramalar?

deri mini etek
aldim!
ama bir kere bile giyemedim daha ya!
ustune bir sey de uyduramadim.
galiba esas benim bu konuda bir google amcaya danismam lazim :)

kar kokusu kitabinin sonu
yok artik!
buraya yazana kadar acip okusa insan vallahi hemen ogrenir

en guzel guller ask yazili
iste hayatta romantik insanlar da var ne mutlu :)
gullere yazmis insanlar asklarini vay be!
yok biz olamadik boyle romantik o yuzden bu blog yardimci olamaz muhtemelen bu aramalara :)

ve bu sefer en cok guldugum...

artık seni seviyorum diyenlere tek cevabım var kaç günlüğüne?
owwww!!!
hakikaten sert olmus ne diyeyim :)
tabi askin bir de bu yuzu var!
oyle guller, ask yazili guller kac gun gelecek onu da dusunmek lazim degil mi?
Aklima yazayim bu sozu yeri gelince kullanayim diyecegim de ben bunu soyleyene kadar kahkahayi basmis olurum muhtemelen :)

Ama bu aramalardan dersimi aldim, kenara yazdim ben...
Sayili gunlerde ask yaizli gullerin olacagina, normal normal gunler olsun daha iyi demek ki:)
Insan hergun yeni bir sey ogreniyor iste :)

Bu Ara ara belki de bulursun yazisina da son verirken ogrendiklerimi aklima yaziyor guzel bir gun diliyorum efendim :)

11 Şubat 2013 Pazartesi

Bir kez daha Barcelona


Ilk kez Barcelona'ya iki sene once Ozanla gitmistik.
O zaman uzun uzun yazmistim


Neleri cok sevdik...




Bu sefer is sebebiyle gittim oraya. Pazartesi aksami vardim, Persembe aksami dondum. Sali sabahi 8'den itibaren toplantilara girmeye basladim. Aksamlari 8'den once toplantilarin yapildigi yerden cikamadim. Ve is disindaki zamanimin %95 ini is arkadaslarimla beraber gecirdim. Yaklasik %4 de uyuduysam gezecek zaman kalmadi bana :) Evet cok rakam gorduk toplantilarda hala etki altindayim :)

Is seyahatlerinin genel sorunu sudur: 
Dunyanin en guzel yerine de gitseniz sizin icin yatacak oda, konusacak toplanti salonudur o sehir. 
4 duvar sansliysan 1 pencere. Bir de havaalanina giden genelde sehirler arasi yol! 
Onca yol git, yorul, hicbir sey goremeden don.
Aman be guzel...


3 -4 yil oncesine kadar benim de gittigim yerler otel-ofis-havaalani disinda gorebildigim yer olmuyordu. Ama dur dedim bu gidise. Simdi gittigim yerde az da olsa kendime de vakit ayirmaya calisiyorum. 
Ve evet bunu yapabilmek icin de cogu zaman az uyuyorum, cok yuruyorum, cok yoruluyorum. 
Ama sikayetim yok; bu sayede ucundan kiyisindan da olsa gittigim yeri goruyorum. Bir de sadece calisiyor olmuyorum, mutlu hissediyorum.

Bu sefer de Barcelona'yi gordum gibi oldu :) 
Yalniz is arkadaslarimin israrlari sebebiyle soyle doya doya kendimi yollara vuramadim. Gulcin bira icmeye gidiyoruz, Gülçin yemege cikiyoruz, Gülçin ya gel azcik sohbet edelim. Hal boyle olunca siz durun ben bir gezip geleyim diyemedim tabi. Derdim de sevdigim insanlardi demek istemedim :) 
Ne yapalim ben de bu gezide turist yerine sosyal oldum :)

Gulcin gezemediysen bu yazidaki fotograflar ne derseniz? 
Ispanya'ya gitmisim, gunesi gormusum (kis gunu 18 derece nedir yarabbim), yollarda gulumseyen mutlu insanlar, guzelliklerine hep hayran oldugum binalar... 
Ben nasil hep kapali alanlarda durayim?


Onlar yemege kadar dinlenirken ben yurudum yurudum...
Onlar kahvaltiya inmeden ben erken kalkip yurudum yurudum...
Otelimiz Placa Espanya'ya yakindi. Bir onceki gezimizden de Barcelona'da sevdigim bir bolge. 
Merdivenlerle cikilan cok guzel bir sarayin oldugu bir meydan.
Oralari dolastim.


Bir metroyla Placa Catalunya'ya gidiliyor. 
Atladim gittim oralari dolastim. 
Metroya binmesen de meshur La Rambla yuruyerek 20 dakika. Bir firsat bulup otelden oraya kadar gidiverdim.
Yani yine buldugum her firsatta dolastim, fotograf cektim, kendimce eglendim :)


Eh azicik vaktimin cogu da La Rambla etrafinda gecince, izlenimler de o bolgeden elbette :)
La Rambla oldukca turistik bir yer dolayisiyla o yol ustunde yurumeyi sevmiyorum ben. 
Ama La Rambla'yi merkez alip sagindaki solundaki sokaklara saparsaniz iste o zaman eglence basliyor.
Kucuk kucuk butikler, kiyida kosede kalmis kafeler, enfes dondurmacilar. 
O yuzden La Rambla'yi bosveriyorum ben. Bilakis saginda solundaki sokaklarda kayboluyorum.
Sonra yolumu bulmak icin yine La Rambla'ya cikiyorum :)


La Rambla'nin saginda solunda kaybolmaya cok musait bir yer de unlu barcelona marketi La Boqueria.
Taze sebze, meyve almak icin harika bir yer. 
Ya da benim gibi pazar keyfi yapmak icin. 
Yolunuz duserse hemen giristeki taze meyve sularindan almadan gecmeyin bence. 
1 euroya karisik meyve sulari. Yine denedim yine bayildim.


La Ramblanin saginda solunda kaybolurken karsiniza cikacak guzel surprizler sadece dukkanlar degil. Bir de meydanlar var ki nasil guzeller anlatamam.
Mesela Placa Rei. 
Ozanla beraber gittigimizde de en sevdiklerimizden biriydi. Yine cok sevdim.
Placa Rei'nin oratsindaki isiklardan ikisi de Gaudi'nin dizayniymis mesela. O zaman Ozan anlatmisti, aklimda kalmis :)


Beraber gittigimiz yerlere dusunce yeniden yolum genelde gulumsuyorum. 
Su kosede yemek yemistik, su yolda yuruken mutluyduk, burayi cok sevmistik...
Anilar :)
Iste Placa Rei'de de anilarimiza daldim ben. Burada cok begendigimiz bir Flamenko gosterisi izlemistik.
10 euroya 1 saatlik gosteriler izleyebilirsiniz burada. 19:30, 20:30, 21:30. Gec kalirsaniz kesinlikle iceri almiyorlar.
Gosteri yapan guruplarin kalitesinin garantisi yok. Bizim gibi sansliysaniz cok begeneceginiz gosterilere denk gelirsiniz umarim :)


La Ramblanin sonu Colomb heykeli.
Dusundum de niye isiklandirmamislar ki boylesine gorkemli bir heykeli. 
Ben bu heykeli niyeyse cok seviyorum.
Denize dogru bakisi, yuksekligi. Karsisina gecip dakikalarca izleyebiliyorum.
O zaman da soylemistim simdi de soyluyorum, heykel cok guzel ama ustune cikmaya degmez. 
Biz yaptik siz yapmayin :)


Iste boyle boyle kayboldum yollarda zamanim el verdigince...
Biraksalar ben daha alisveris yapacak, Barcelonataya gidecek, Santa Maria Del Mar kilisesinin oralari dolsacak el xampanyette yemek yiyecektim. 
Birakmadilar yapamadim :)

Onun yerine Barcelona'ya gidersem kesinlikle gitmek isteyecegim bir restoran kesfettik.
Yine Barcelonata blgesinde, hatta metro cikisinin dibinde.
El Vaso de Oro.
Kesinlikle tavsiye ederim. yedigimiz hersey harikaydi.


Ah bir de alisveris demisken...
Ben Desigual'in tarzini cok sevmiyorum. Gozum alisamadi bir turlu. Cok da karsima cikan bir magaza degil aklima gelmiyor almak. Ama Barcelona'ya gidince her sokakta 2-3 tane Desigual olunca, bir de Ozlem firsatin olunca mutlaka bak Gulcin diyince aklimin kosesine yazildi :)
Sehirde firsat olmadi ama sagolsunlar havalanina da magaza acmislar.
Bir de indirim varmis. 30 euroya benim de bir desigual elbisem oldu :)
Indirim olmasa ben bunu almazdim bak orasi kesin ama ne yalan soyleyeyim hosuma da gitti, aldigim iyi oldu :)

Ben kizlarin flemanko danscilarina benzedigini boylece elbisenin bana Barcelona'yi hatirlatacagini iddia etsem de Ozan israrla bu kizlar Cinliye benziyorlar diyor.
Her neyse giyecegiz artik yapacak bir sey yok :)


Iste bir is gezisi daha boylece bitti...
Tahmin edeceginiz uzere benim enerjim de bitmis oldugundan gectigimiz haftasonu dinlenerek gecti :)
Simdi yepyeni bir haftaya baslama zamani.
Bakalim ne surprizler bekliyor bizi...

8 Şubat 2013 Cuma

Gittim de geldim bile...

Tilkinin donup dolasip gelecegi yer kurkcu dukkani.
Ben de Rotterdam'a donmus bulunuyorum :)
Blog yazmak blog okumak icin can atiyrorum ama sabahtan beri biriken 178 maille basbasayim.
An itibariyle ancak 70 tanesini falan okuyabildim ve yeter be diyerek bloguma bakmaya karar verdim.
Bugunun sonunda bitmezlerse yarisini silerim bence ben onlarin :)

Barcelona'daki arkadaslarimizin dediklerine gore Barcelona'nin bu kis gecirdigi en soguk haftaya denk gelmisiz. 
E cagirirsan Kuzey Avrupa' dan bir suru insani getirirler tabi yanlarinda sogugu.
Getirmeselerdi keske :)
Ama soguk dedikleri de 15 derece falan. Bizim burada maksimum bahar sicakligi o zaten. 
Hay yarabbim :)

Soguk beni etkilemedi. Yalniz ruzgar, o fenaydi iste.
Barcelonadayken degil de havalanip Hollandaya geliyorken ruzgari iliklerimde hissettim ben.
Ucagin icinde nasil hissettin demeyin.
O ucakta yasanan turbulans, ayagim yerdeyken yasanacak firtinaya bedeldi galiba.
Daglarin arasinda bilmem ne yaratiyormus ruzgar.
Uffff!!!
Ucmayi cok seviyorum da turbulansi sevmiyorumm galiba.
Evet soyle bir yere dogru hamle yapinca ucak itiraf ediyorum korktum.

Hayir turbulans oldu gecti bitti.
Ben yolculugumun geri kalanini yine keyifle gecirirdim de yanimda bir Ispanyol kiz vardi ki evlere senlik.
Kiz tam bir panik.
Ucak sallaninca bilegime bir yapisti biraktirabilene askolsun. 
Sanirsin dunyayla arasindaki bag bilegimden geciyor birakirsa kopacak.
Bagi bilmem de bir ara benim bilegim kopacak sandim.
Oyle bir kavramis ki bilegimi ceksem de kurtulamiyorum.
Neyse sonra isaret diliyle anlasabildim kendisiyle de bilegi kurtardim :)

Bir de konsuyor da konusuyor.
Tabi ki Ispanyolca.
Su dunya milletlerinin yavas konusunca karsisindaki dediklerini anlayacakmis diye dusunmesine bayiliyorum
Turkiye' de de ayni, Ispanya' da da.
Ucakta turbulans esnasinda da.
Kizcagiz kalimero gibi huzunlu bakislarla bana bakip anlatiyor da anlatiyor.
Ben anlamiyorum dedikce o daha yavas sozcuklerin ustune basa basa anlatiyor.
Hayir zaten korkmus ne yapayim ben de dinliyorum ama...

Ucak, turbulans, bilegime yapismis Ispanyolca konusan, ben anlamiyorum dedikce gozlerini kocaman kocaman acip bagirarak konusan bir kiz.
Evet Gulcin yine yollarda :)
Bir gun ben de yola cikacagim, boyle degisik hicbir sey olmadan evime donecegim inaniyorum :)
Ispanyol kiz mi?
Ucagin tekerleri yere degdi kiz kosarak kapiya dogru gitti.
Sonrasini bilmiyorum :)
Umarim Amsterdam' da guzel bir haftasonu gecirir.
Ben de haftasonuna baslamak icin saatleri sayiyorum :)

Umarim cok guzel bir haftasonu olsun hepimize :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails