30 Ocak 2013 Çarşamba

Makaronlar...

Gecenlerde bir sabah, aslinda baya oldu, taa Aralik ayindaydi bu anlatacagim olay.
Hani boynumun agridigi zamanlarda bir sabah is yerinde oturuyorum.
Isler yiginla!
Yapilacaklar listemde o gun icin 24 kalem var.
Bir cay aldim elime, 5 dakika izin verdim kendime, dondum yuzumu dereye, oyle dururken...
Bir paket farkettim masamda.
Boyle guzel bir paket.


Neyse benim icin degildir belki diye elimi surmuyorum ama paketin ustunde Laduree yaziyor.
Acmamak icin zor tutuyorum kendimi.
Bir bilgisayara bakiyorum bir pakete.
Bir bilgisayara bakiyorum bir pakete.
Derken...
Calisma arkadaslarimdan biri geldi.
Paketi aldi, bana uzatti
"Gulcin senin icin getirdim" bunu dedi.

Fransa'dan geliyor her hafta.
O hafta gelirken benim hasta oldugumu hatirlamis.
Bir de Laduree'yi makaronlari cok sevdigimi.
Belki biraz iyi gelir, moralim duzelir diye bana iste bu makaronlari.hediye getirmek istemis.
Ne yalan soyleyeyim gozlerim doldu...



Evet calisma hayati zor.
Calismak zor.
Yorgunluk, stres, uzuntu, uykusuzluk ve hatta boyun agrilari...
Bunlarin hepsi calismanin hayatima kattigi hos olmayan misafirler.

Ama sadece bunlar degil iste.
Bir de guzellikler var.
Arkadasliklar, anilar, gulumsemeler.

Dusununce rengarenk bir dunya aslinda calisma hayati.
Bazen siyahi bol rengarenk bir dunya :)
Benim renklerimden bir kismi da iste bu bana nasil geldiklerini asla unutmayacagim makaronlar...



Ayni gunun sonundaki bir toplantida hepberaber yedik bu makaronlari.
Ama toplantidakilerin hepsini yemelerine izin vermedim :)
Ikinciyi alabilir miyiz diye soranlara oyle bir baktim ki kendileri vazgectiler yemekten :)
Bana gelmis canim onlar!
Birer tane herkese 3-5 tane Gulcin'e
Adil bir paylasim oldu bence :)

Bugun, zor bir gun ofiste.
Hani biraz siyaha yakin bir gun.
Ama ben bu fotograflari buldum bilgisayarimda ve hatirladim mutlaka rengarenk gunler de olacak yine burada :)

28 Ocak 2013 Pazartesi

Bu haftasonu da boyle gecti...

Gecen hafta isler cok yogundu
Bir suru aksilik, bir suru tatsiz surpriz.
Velhasil yorucu bir haftaydi.
O yuzden Cuma aksami ofisten ciktigim an kanat takip havalara ucmak istedim!
Gerek kalmadi.
Oyle bir ruzgar vardi ki kanatsiz da ucabilecektim neredeyse Rotterdam semalarinda. 
Bu yil kis hakikaten kis olsu bizim buralarda.
Biraz bunaldigimizi soyleyebilirim ama sabrediyoruz.
Ey yaz duy sesimi!
Ayni performansi senden de bekliyorum bak haberin olsun :)


google images

Guya hava haftasonundan itibaren duzelecek dediler ama Cumartesi sabahi yine lapa lapa kar yagiyordu.
Cumartesileri bizim evin onunde pazar kuruluyor.
Bu pazarcilik ne zor is.
O sogukta butun gun tezgahlarin basindalardi.
Hadi yuruyunce biraz isiniyor insan da oyle tezgah basinda durmak ne kadar zor.
Ama insanlar yaratici bir kez daha gorduk.
Tezgahlarin onunu naylonla cevirmisler iceriye sicak hava ufluyorlar.
Oh mis!
Musteri memnuniyeti budur.
Insan gitmisken herseyi o tezgahtan alip evine donmek istiyor vallaha :)

google images

Pazar gunu her ne kadar hava daha guzelse de biz evimizdeydik.
Bu aralar Ozan cok yogun.
Haftasonu en-az bir gun calismasi gerekiyor.
Genelde Pazarlari.
Hic sikayetim yok, ben de evimizin keyfini cikariyorum o arada.
Dun de oyle bir gundu.
Ozan calisti.
Kar yerini yagmura birakti, neredeyse butun gun yagmur yagdi.
Karin ardinda kalan camuru temizledi, bitirdi.
Ben de bize patatesli kek yaptim.
Cogunlukla kitap okudum.
Sali aksam yemegine gelecek misafirlerimiz icin biraz hazirlik yaptim.

Ozan aksama dogru istersen yuruyelim falan dese de ne yalan soyleyeyim evden cikmak istemedim.
Disarida bir yagan bir duran yagmur...
Iceride sakinlik, kitabim, caylarim, patatesli kekim ve ben...
Oyle hosuma gitti ki evin o hali hicbir yere gitmek istemedim.


Hem bir ara soyle bir durdum baktim etrafa
kulagimda disaridan gelen yagmurun sesi
burnumda taze pismis turk kahvesi kokusu
damagimda kahvenin yanina es ettigim cikolatanin tadi...
gozlerimde okudugum kitabimin satirlari
etrafimda evimizin sakinligi...
Ne gerek vardi disari cikmaya ben zaten bes duyumla evimde mutluydum :) 

Hepimize huzurlu bir haftasonu diliyorum :)

25 Ocak 2013 Cuma

Izledik: Life of Pi - Pi' nin Hayati

Hani demistim ya gecen Cuma biz Ozanla sinema aksami yaptik diye.
Iste o aksam biz Life of Pi' yi izledik. 
Son sozu ilk once soyleyeyim yine: 
Ben filmi cok begendim.
Hikayeyi, karakterleri, anlatimi, filmin sonunu, hepsini cok begendim. 


Ayrica sunu da soylemeden gecemeyecegim. 
Su 3 boyutlu film teknolojisi ciktigindan beri benim o kara gozluklerle mucadelem bitmedi.
Sevmiyorum sevemiyorum elimde degil.
Sinema zaten karanlik. Bir de takiyoruz o gozlukleri iyice karanlik.
Ne yalan soyleyeyim tamam filmin icinde gibiyiz falan da sikinti basiyor bana.
Cikarsan bulanik bulanik izlenmiyor.
Cikarmasan film hep karanlik geliyor.
Sevmiyorum iste.
O sikitiya katlanmama bugune kadar bir Avatar degmisti.
Life of Pi ise o kara kara gozluklere katlandigima en fazla degen film oldu.


Film konusu yine kisaca ve Gulcince soyle:
Pi bir kaza sonucunda denizin ortasinda bir snadalin ustunde kaliyor.
Ustelik yalniz da degil, Richard Parker ile....
Sonrasi guzel bir macera, hakikaten harika goruntuler ve benim hic bunalmadim izledigim bir film.

Film boyunca izledigimiz sahane onlarca sahne icin goruntu yonetmenini ayrica gonulden tebrik etme istegi uyandiran da bir film.
Ah iste cok ama cok sevdiklerimden biri...


Goruntuleri bir kenara alirsak, filmde en cok neyi sevdin derseniz benim cevabim:
Pi' nin Richard Parker demesi :)

Filmin iki sonu var pek cok yerde yazildigi gibi. 
Benim hangi sona inandigim sanirim filmde en cok neyi sevdigimin cevabiyla zaten ortada.

Beni cok mutlu etti bu film.
Izledigimize cok sevdindim.
Nacizane gorusum, izlemediyseniz  ve denk gelirse izlemeye kesinlikle deger.
Simdiden iyi seyirler dilerim.

Sunu da anlatmadan bu yaziyi bitirmeyeyim istiyorum.
Filmin basi benim icin bir surprizdi aslinda.
Pi Pondicherry dedi...
Ben nerede oldugumuzu dusunmeden "aaa Ozan" diye bagirarak dondum. Sinemadakilerin bir kismi da bize dondu :)
Hayir gorup bildigim bir yer de degil.
Yillar once ben is icin Hindistan' a gittigimde, oraya yakin bir bolgede kalmistim.
Herkes bana Pondicherry' i anlatmisti. Soyle guzel, boyle guzel.
Yakin dedigim arabayla 3-4 saat. Onlar icin yakin :)
Ben daha yakin yerleri anca gezdigimde oraya gidemedim.
Ama iste aklimda kaldi.
Kalmis!
Bir de gitsem nasil bir tepki verecektim acaba?
Heralde butun sinemadakiler donecekti bize o vakit :)
Allahtan gitmemisim :)
Neyse ben gidip goremedim ama bu vesileyle bir Pondicherry fotografi ekleyeyim bloguma da bari rezil olduguma degsin :)


Iyi seyirler izleyecek herkese :)

Bunu da ben yaptim...

dusunduklerimi yazsam cok sey yazarim bugun ama susuyorum...  
kafam dagilsin diye baska seylere daliyorum...

Kanavice isini cok sevdim ben. Ya da soyle demeliyim:
Kanavice isini cok sevdigimi yeniden kesfettim ben.
Cunku eskiden cok eskiden de islerdim ben kanavice. Hatta simdi de o gunlerden kalma iplerimi kullaniyorum. 
Ne cok ip varmis bende de sasirmadim degil, kullan kullan bitmiyor :)
Eglenceli bir is.
Kafam dagiliyor, gozum gonlum aciliyor, vaktim guzel geciyor.
Bir de boynum agrimasa. Neyse, bir orta yol buluyorum iste.

Bunu da ben yaptim.
Urunikomun pembe sevgisiyle, Balyanagimin Hello Kitty sevgisini birlestirince boyle bir sey yapayim dedim.
Goncamla sectik motifi ben de isledim.
Almanya' ya giderken yanimda onlara hediye diye iste bunu goturdum, bizim balyanak' in gorunce verdigi tepkiye de guldum. 
Miyuwww! :)



Kullandigim sablonu pinterestte buldum.
Nasil bir dunyadir orasi.
Aranip da bulunmayacak sey yok sanirim.
Benim icin ucsuz bucaksiz bir deniz.
Aklima dusen her fikir icin onlarca secenek bulabildigim harika bir kaynak.
Bol bol oralarda dolasiyorum bu ara.
Bunu da yaparim ben, sunu da yaparim diye aklima yaziyorum motifleri.

Bir sonraki asamada diyorum ki bunlari boyle yastik kiliflarinin ustune eklesem olur mu?
Olsun bence olsun.
Oraya varana kadar yolum baya uzun tabi ama hayal dunyasi iste ne yapacaksiniz.
Ben de boyle egleniyorum :)

Simdi hepimize guzel bir haftasonu olsun...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Ah be!


Sabahtan beri yazip yazip siliyorum.
Bugun cok neseli seyler yazmak istiyordum ben, taslaklarimi bile hazirlamistim ama GSU'yu yazmadan da edemiyorum...

Nasil edeyim...
Dun aksam ne kadar kotu bir sey yasandi Istanbul'da. Bir tarih kul oldu gitti. Izlerken hepimizin gozleri doldu :( 
Sebep oymus, buymus bilmiyorum ki ben. Benim tek bildigim o guzelim bina, bence bogazin en guzel suslerinden birinden alevler yukseldi. 
Cok fena :(

Yillar once bir gun gitmistim Galatasaray Universitesi'nin kapisina. Guvenlik gorevlisi amcayla soyle bir konusma gecmisti aramizda. 
- Ben burada okumuyorum ama cok merak ediyorum kampusu girip bakabilir miyim?
- Ogrenci misin sen?
- Evet
- Ogrenci kimligin var mi?
- Evet.
- E gir bak tabi o zaman; okullar butun ogrencilerin.

Girdim. Dolastim. Cok begendim. 
Disari cikarken ayni guvenlik gorevlisi amcayi gordum.
- Begendin mi?
- Cok begendim, harika. 
- E gel o zaman arada, bekleriz :)

Gulumsedim. O da bana gulumsedi. 
Ciktim Ortakoy'e dogru yurumeye devam ettim.
Bir daha hic gidemedim GSU'ne. Ama o gunu de o amcayi da hic unutmadim. 
Otobusle, cingene vapurlariyla, defalarca onunden-yoresinden gectim kampusun. Belki o sevimli amcayi gorurum diye baktim guvenlik kulubesine. 
Hic goremedim.
Belki de oradaydi bilmem. Belki dun aksam da oradaydi. 
Her neredeyse O da dun aksamki yangina cok uzulmustur diye dusundum aksam. 
Bir de O'nun sozlerini bir kez daha hatirladim.
Okullar butun ogrencilerin.


Iste o yuzden 
o bina yandigi icin, 
orasi bir universite binasi oldugu icin, 
orasi yillarca bir okul oldugu icin, 
o binanin duvarlarinda ogrencilerin, hocalarin anilari, sesleri, kokulari oldugu icin cok ama cok uzgunum....
Dilerim orasi ogrencilerin yine kalsin.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Bu haftasonu biz...

Basbasaydik.
Arada arkadaslarimizi gordugumuz bir- iki saat disinda ikimiz gezdik, dolastik, sinemaya gittik, alisveris yaptik.
Guzel bir haftasonu gecirdik...

Bu haftasonu biz... hamburger yiyip sinemaya gittik :)
Cuma aksami Ozan bu aksam disarida olalim dedi; cantalari kapidan birakip dustuk yola.
Once kocaman hamburgerler yedik sonra film izledik.
Hamburger kismini cok vurguladigimin farkindayim ama ne yapayim; seviyorum iste cok seviyorum :)

Hamburger icin Rotterdam'da en sevdigim mekanlardan biri Betty Beer benim. 
Beer Hollandaca'da ayi demek. 
O yuzden iste boyle ayiciklarla kapli mekanin ici. 
Yolunuz duserse, hamburger de seviyorsaniz hakikaten gidilesi bir yer.
Bir de sinemanin tam karsisinda o yuzden bizim icin bicilmis kaftan kendisi :) 


Bu haftasonu biz... evde temizlik olunca yollara dustuk :)
Cumartesi temizlik vardi evde.
Iyice anneme benziyorum galiba.
Sabah erkenden kalkip temizlikten once temizlik yapmaya basladim.
Annem elektrik supurgesi falan da tutar neyse ki ben sadece ortaligi topluyorum :)
Hayir elektrik supurgesini de biz tutacaksak temizlik niye yapilacak diye soruyorum anneme henuz tatminkar bir cevap alamadim.
Siz annelerinizden boyle bir cevap aldiysaniz bana da soyleyin lutfen.
Merak ediyorum :)

Temizlik baslayinca biz de mecburen ciktik evden.
Ayak altinda dolasmayalim diye.
Haftasonu temizligin zorlugu da bu; soyle bir evimde oturayim diyemiyorsun.
Hava soguk, cok soguk! sokaklarda dolasilmiyor.
Gerci sogugu bir acidan sevdigimi soylemek isterim:
Ozan isinma bahanesiyle arada dukkanlara girmeyi kabul ediyor, hatta suraya da bakmak ister misin diye bana soruyor :)
Oley be :)
Ama butun gunu alisverisle gecirmiyor elbette.
Biz de muzeye gittik Ozanla, guzel oldu.
Bu kis bolca muzeye gitmek istiyoruz zaten bu da muze gunlerinden biri oldu.

Sonra aksam bir yemek, sonra arkadasimizin dogum gunu kutlamasi derken gece yarisini geciyordu eve geldigimizde.
Ne yalan soyleyeyim soguk, moguk gezmek dolanmak baa iyi geldi :)


Bu haftasonu biz... ev keyfi yaptik...
Iyi ki Cumartesi dolanmisiz da dolanmisiz.
Dun Rotterdam'da evden burnunuzun ucunu bile cikaramazdiniz.
Kar, firtina, tipi!
Ruzgardan kuslar bile ucamiyordu surukleniyordu zavallilar havalarda.
Biz de oturduk evimizde.
Bol bol camdan disaridaki kari izledik.
Sokaklarin, catilarin an be an beyaza burunusunu, kar tanelerinin ruzgarda savrulusunu, gozgozu gormez halde yagan kari...
Keyfimize keyif katalim diye pogaca, kek de yaptik kendimize.
Kiymali patatesli pogaca, kakaolu kek, cay, sutlu kahve, dizi, film, tenis maci, camasir, bulasik... derken bir de baktik aksam olmus bile.


Cok sevdigimiz bir haftasonu daha boyle bitti bizim icin.
Halbuki ben daha kanavice isleyecektim :)

Pazar gunu cabuk geciyor, cok cabuk geciyor.
Bu performansi Pazartesiye de ogretmesini diliyorum :)
Haydi guzel bir hafta olsun hepimize :)

20 Ocak 2013 Pazar

Okuduk: Icimde Cicekler Acinca...


Izmir'deAlsancak' ta annem bir kitapci bulmus
Yeni kitaplar da var ama temelde 2. el kitap satiyorlar. 
Son izmire gidisimde gittik annemle dolastik raflarin arasinda. 
Onca kitabin arasinda, neler oldugunu gormek, kitap secmek oyle zor ki. 
Ama ben bir tane gordum iste: 
Muzaffer Izgu. Icimde Cicekler Acinca. 


Kirmizi incecik bir kitap, ustunde Saat Kulesi var.
Belli ki Izmirim var sayfalarinda. 
Ustelik Muzaffer Izgu kitabi. 
Ortaokul, lise yillarimin en severek okudugum yazarlarindan. 
Hemen aldim elime, dukkandan cikinca kadar da birakmadim. 
Arka kapak yazisi soyle kitabin:
İlk Arkadaş...
İlk Oyun...
İlk Okul...
ve
İlk Aşk... On yedi yaşındaki Sevdanın içindeki çiçeğin ilk açışı... Tutkulu, masum bir aşk... Tomurcuğa duran çiçeğin direnişi... Ve baskılar... Soluk soluğa okuyacağınız bir sevda romanı... Bir gençlik romanı...
Once Ozan okudu. 
Cok sevdim be Gulcin dedi. 
Sonra ben okudum. 
Ben de cok sevdim be. 

17 yasinda gencecik bir kiz; Sevda'nin hikayesi Icimde Cicekler Acinca. 
Oyle beklenmedik olaylar, doga ustu gucler, aklimdan gecmeyecek detaylar yok kitapta. 
17 yasinda bir kizin hikayesi var. Hepimizin olabilecek bir hikaye. 
Muhtemelen her gun binlerce evde benzeri yasanan bir hikaye. 
Cok basit, cok sade, cok yalin, cok guzel. 
Ben de cok severk okudum.
Cok ozlemisim boyle kitaplari, boyle yazarlari, Muzaffer Izgu'yu. 
Bir de duzgun Turkcenin bir kitabi okumayi ne kadar keyifli hale getirebilecegini bir kez daha anladim bu kitapla. 
Nasil guzel bir turkce kullaniyor Muzaffer Izgu. Okumanin keyfini nasil arttiriyor diliyle. 
Demis ki...
Gunes denizde yikanmaya hazirlaniyordu.
...
O benim yarim degildi yarimdi.

Fazla soze ne hacet. Iste boyle...
Iyi ki okumusum.

18 Ocak 2013 Cuma

Biz nasil bir vicdansizlar cagina dustuk?

Zaman degisti,
twitter, blogger, facebook.
Hepimizin dusuncelerini ozgurce! soyleyebilecegi mecralar var artik.
Ne mutlu!
Ben dusunce ozgurlugune yurekten inaniyorum.
Saygi cercevesinde soylenen her dusunceyi de dinlerim, tartarim kafamda. Hak veririm ya da vermem ama dusunurum ustune.
O yuzden dusuncelerimizi soyleyebilmek konusunda ozgurlesiyorsak gercekten ne mutlu!
Ama ozgurce dusunmek, yazmak dusunceleri yuzunden baskalarini yargilayip infaz etmek mi?
"Hmm demek sen boyle dusunup yazmissin zamaninda, dur ben kendi dusunce ozgurlugumle seni bir yerden yere vurayim" demek mi?
Insanlar nasil bu kadar iki yuzlu oldu?

Bir de klavye cesurlari, yalakalari var ki sormayin.
Mangalda kul birakmayanlar.
Atip tutanlar!
Birilerine yaranacagiz diye yapmadigi maymunluk kalmayanlar.
Dusunce ozgurlugu atip tutmak, ilerisini bir adim sonrasini dusunmeden insanlari galeyana getirmek, ruzgar nereden eserse o yana meyletmek mi?
Insanlar nasil bu kadar yalaka oldu?

Sadece sosyal mecrayi kullanan insanlar degil ki beni sasirtan.
Ulkemizin onde gelen basini, medya kuruluslari onlara da hayret etmemek mumkun mu?
Yasadigimiz herseyde! "Hayat devam etmeli" diye burnumuza eglence programlarini dayayan kanallar, gazeteler, yayin kuruluslari...
Dun aksam yaptiginiza saygi duyuyorum, yapilmasi gerekeni yaptiniz bence ama soz konusu reyting olunca mi o suursuz eglence progralariniz dizileriniz durdurulabildi?
Bu nasil bir cikar dunyasi oldu?

Bu kadar karmasik degil ki dunya...
Dusununce bir varmis bir yokmus bu kadar hayat dedigin...
Yitip giden kim olursa olsun.
Gidene de zor kalana da zor olum dedigin.
Allah rahmet eylesin ve ailesine sabir versin demek varken ne ki bu ofke, bu hirs, bu cikarcilik, bu intikam.

Oyle bir cagda yasiyoruz ki...
Dusuncelerinden dolayi insanlar yargilaniyor hapislerde yatiyor.
Dusuncelerinden dolayi insanlar oldukten sonra bile amansizca elestiriliyor, bir Allah rahmet eylesin denmiyor da agza ne gelirse o sayiliyor, saygisizligin ulastigi seviyeyi akil almiyor.
Dusuncelerinden dolayi insanlar yerden yere vuruluyor, hedef tahtasi yapiliyor.
Ve hata...
Dusuncelerinden dolayi insanlar olduruluyor.
Yillar once 1 Subatta, 24 Ocak'ta, 19 Ocak'ta  ve daha nicelerinde oldugu gibi...
Sonra kendi dusunce ozgurlugunu onlarinkinden ustun gorenler sariliyorlar klavyelere...
Insanin okuduklarini akli almiyor, ici kaldirmiyor, vicdani kabul etmiyor.

Bugun cok sevdigim bir arkadasim soyle yazmis
Pink Freud güzel söylemiş: 
"Bazı insanlar o kadar nefret dolu ki, "Seni kim sevmedi de böyle oldun?" diye sorasi geliyor insanın."

Ne kadar dogru...
Ben de ne zamandir dusunuyorum...
Biz nasil bir vicdansizlar cagina dustuk Allahim :(

16 Ocak 2013 Çarşamba

Oyle bir gittim yine...

Pazartesi gunu Gulcince'de bu yazinin olmasinin benim icin onemli bir sebebi vardi. 
Cunku Ozan arkadaslariyla birlikte bir haftasonu gecirmek uzere Prag' a gitmisti. Ben de yine sevdiklerimi, cok ozlediklerimi gormek uzere yollara dusmustum.
Frankfurttaydim haftasonu.
Balyanak ve annesi Urunikom ile, benim Frankfurt' a gidecegimi duyunca "aa ben de gelirim" diyerek bizi sevindiren Goncami gormek icin dustum yollara.
Iste tam da boyle bir zamanda gelsin o yazi Gulcinceye dedim.
Ve ben hep ozlemek kadar ozlediklerime kavusmanin mutlulugunu da hatirlayayim istedim.

Bana cok ama cok iyi geldi bu haftasonu.
Oyle iyi geldi ki donus yolunda yasadigim onca aksilige ragmen yuzum gulmeye devam etti.
Yolda tanistigim sosyal antrapolog Alexandra, "Sen nasil hala boyle sakin durabiliyorsun bunca seyden sonra? Ben sen olmasan aglardim heralde surada"  dediginde O'na...
"Yeterli derecede arkadas ve bebek aldim ben, bu aksilikler etkilemez beni"  dedim :)

Hakliydi aslinda Alexandra.
3,5 saatte sicacik trenin icinde Hollandaya gelecegimize, 5,5 saatte 5 kere tren degistirerek varabildik evimize.
Ve sebep sadece tren sirketi calisanlarinin beceriksizligiydi.
Ama ne bileyim moralimi bozmak istemedim iste.
Bu haftasonunu oyle hatirlmak istemedim.
Ben bu haftasonunu boyle hatirlamak istedim...

Bu haftasonu biz...
Yeniden beraberdik!
Hic ayrilmamis gibi...
Hic hayat bizi bambaska yerlere savurmamis gibi...
Kaldigimiz yerden devam ettik konusmaya.
Konustuk, konustuk, konustuk...
doyamadik ama...


Bu haftasonu biz...
Balyanakla beraberdik.
O nasil tatli bir bilseniz.
Bir insan bir cocugu ne kadar cok sevebilir bir kez daha ogreniyorum onunla.
Minik elleri, mis kokan ensesi, olmadik yerlerde bizi gulduren turlu turlu halleri, beklenmedik tepkileri.
Bir zamanlar biri bana demisti ki kendi kardesinin degilse cocuk sen teyze sayilmazsin.
Ben Balyanagimla gecirdigim her gunde onun ne kadar yanildigini bir kez daha anliyorum.
Teyzesiyim ben O' nun.
O da benim canim!


Bu haftasonu biz...
Mini mini sevdik!
Onceleri hello kitty seviyordu.
Simdi yeni gozdesi mini mini.
Sabah gozunu aciyor ve macera basliyor.
Mini mini. Mini mini. Mini minii... minii miniiii!!!!
Sesin desibelinin her mini mini de biraz daha arttigini soylemem gerek yok heralde.
Derdi gucu mini mini :)
Aliyor getiriyor, sariliyor opuyor, bize onlari opturuyor, onlara bizi opturuyor.
Sabahtan aksama kadar mini mini :)
Hala kulaklarimda sesi yankilaniyor
Mini mini!!!!!!
Iste minimileri ve O'nun tombik elleri :)


Bu haftasonu biz...
Legolarla oynadik!
Oyle bir mini miniyle gun gecmiyor elbette.
Legolar da evin diger temel yapi tasi :)
O minnacik elleriyle geliyor, artik gozune hangimizi kestirirse kaldiriyor, oturtuyor legolarin basina.
Sonrasi birlestir ekle!
Evler arabalar, cicekler, hayvanlar.
Buyrun efendim:
Bunlar Balyanakla beraber eserlerimiz
Rotterdam'da binalar :)
Arkada da hayvanat bahcemiz :)


Bu haftasonu biz...
kisir yedik :)
Hem de ne yedik!
Goncam yapti tabi ki.
Gectigimiz haftalarda arkadaslarimiz Gonca' da toplaninca kisir yapmisti onlara.
O vakit ben de demistim ki bayilirim kisira!
" Tamam getirir sana da yaparim"  dedi.
Dedi ama ben taa Istanbul'dan bir kisir setiyle gelecegine inandim mi? 
Inanmadim.
Ama gelmis!
Bulgur, salca, nar eksisi, baharatlar.
Vallahi getirmis :)
Biliyorum biliyorum sansliyim :)


Bu haftasonu biz...
Soguk izin verirse dolastik.
Hoop sokaga, hoop kafeye...
Hop sokaga, hop baska kafeye :)
Pazartesi gunu o kafelerden birinde otururken dusundum.
Disarida kar yagiyordu.
Biz iceride elimizde kahvelerimiz, onumuzde paylastigimiz tatlimiz ve guzel sohbetimizle beraberdik.
Dedim ki kizlara "Su an ne guzel degil mi?"
Oyleydi, o an cok guzeldi...


Bu haftasonu biz...
Ilkler yasadik!
Mesela ilk kez anneanne olduk.
Evet, evet! Anne olmadan anneanne olduk iyi mi :)
Bizim balyanak nasil bir guruplandirma yaptiysa kafasinda Gonca da ben de anneanne diye cagiriliyoruz artik.
Yavrum teyze de, yavrum GB de, yavrum GG de.
Ugrasiyoruz ugrasiyoruz.
Sonra kimim ben Balyanak?
Anneanne :)
Buyrun buradan yakin :)

Bu haftasonu biz...
Teyze yegen ilk yuruyusumuzu yaptik.
O sogukta turtturdu mu bizimki arabadan inecegim diye.
Yahu su rahatin kiymetini bil diyoruz, keske biri bizi arabada tasisa diyoruz, sen in biz binelim diyoruz ama gel de bunu O' na anlat tabi :)
Daha ben 16 aylik bir bebegim demedi indi arabadan.
O minnacik bacaklariyla 10 dakikadan fazla yurudu.
Bu balyanak icin bir ilk degildi.
Ama teyzeleri icin bir ilkti.
Bu bizim onunla uzun yollarda ilk yuruyusumuzdu.


Guzel kuzum benim.
Yolun hep acik olsun senin.
O yolda hic tokezlemeden yuru.
Belki hep ellerini tutmayacagiz senin, belki her yoruldugunda hadi atla bakalim kucaga diyemeyecegiz sana, Belki yanibasinda olamayacagiz hep ama...
Sen yolunda yuruken hep seni izleyen, destekleyen teyzelerin olacak unutma...
Buyuyor, gozumuzun onunde buyuyor iste o da...

Boyle guzel, boyle hatirlanasi bir haftsonu oldu iste bu da...

14 Ocak 2013 Pazartesi

Gecen yil bu zamanlar (7)... Ozlemek...

Gecen yil bu zamanlar tam da Turkiye'den buralara geri donmek uzereydik.
Olabildigince cok arkadasimizi gormek icin neredeyse uyumadan yollardaydik Ozanla.
Iste o zaman yazmistim bu yaziyi.
Goncamin evindeydim.
Bir toplantiya katilmak icin bekliyordum.
2 gun sonra herkesi ardimda birakip yine buralara geliyordum...

Gurbette yasamak zor diyorlar. 
Ben her seye olumlu tarafindan bakmaya calisiyorum. 
Yeni ulkeler goruyorum diyorum. 
Bambaska deneyimler kazaniyorum diyorum. 
Bambaska bir ulkede yasarken ruhumu buyutuyorum diyorum. 
Sonra cok sukur istedigim zaman ailemi ve arkadaslarimi gorebiliyorum diyorum. 
Daha onemlisi ne zaman Turkiye'ye gitsem etrafimi saran bir arkadas ve aile cemberinin icinde simartiliyorum mutlu oluyorum diyorum. 
Daha onlarca guzel sey yazabilirim uzaklarda yasamaya dair. 
Cunku mutsuz degilim. Hatta cok sukur mutluyum. 
Belki de cok uzun yillar yurt disinda yasamayi planlamadigimizdan cok uzun boylu dusunmuyorum da sadece anin keyfini cikarmaya calisiyorum. 
O andan keyif almak icin elimden geleni yapiyorum. 
Ama Turkiye'de zaman gecirirken dusunuyorum da aslinda ben hayatimin buyuk bir kisminda bir seyi ozluyorum. 
Hollanda'dayken tabiki en cok ailemi, arkadaslarimi ozluyorum... Turkiye'deyken cogu zaman Ozan'i, oradaki arkadaslarimizi, evimizi. 
Hollanda'dayken Turkiye'deki hayatimi hatta alisveris yaptigim dukkanlari bile ozluyorum... Turkiye'deyken, Hollandanin sakinligi ve iki kisilik dunyamizi. 
Hani derler ya Turkiye'ye gittigim anda yurt disini dusunmez oluyorum hemen unutuyorum diye. Bana oyle olmuyor. 
Unutmuyorum. 
Evimin penceresinden gorunen manzarayi, derenin isiltisini yine gulumseyerek hatirliyorum. Kanallarin guzelligini, en sevdigim dukkandaki kahvenin kokusunu ozlemle aniyorum. Evimizi en cok evimizi dusunuyorum.
Turkiye'de gecen her gun ah evim diyorum ama geri donmeye yaklastigimiz her gun ayni anda icimde gidecek olmaya dair bir huzun buyutuyorum. 
Bana ozlemle sarilan, benimle heyecanla muhabbet eden arkadaslarima, aileme bakip daha gitmeden aslinda onlari ozlemeye basliyorum. 
Soyle bir cikip bogazda nefes alip her bir binanin resmini aklima cizmek istiyorum. 
Konusurken gulumseyen sevdiklerime bakip seslerini aklima kaydetmek istiyorum. 
Bir yandan evimde olsam dedigim oluyor. Soyle bir otursak Ozanla dizi falan izlesek hani bir dinlensek dedigim. 
Sonra tum yorgunluguma ragmen bir ozledigime daha doyamadan ama yine de sarilabilmek icin kendimi yollara vuruyorum. 
Anladim ki ne oradan ne buradan, ne orada yasadiklarimdan ne burada yasadiklarimdan, ne orada sahip olduklarimdan ne burada sahip olduklarimdan yani hicbirinden vazgecmek istemiyorum bu duygularin. 
Ve yine anladim ki uzakta yasamak ozlemle yasamak aslinda. 
Ozleme alismak, sonra kisacik anlarda ozleme alismayi unutmak yeniden ozlemeye baslamak aslinda. Oradayken bitmek bilmezcesine burayi, buradayken orayi ozlemek ozlemek aslinda. 
Bulundugun yerde hep otekini ozlemek ozlemek ozlemek aslinda... 
Hatta daha gitmeden gitmeye huzunlenmek, daha gitmeden buralari daha da ozlemek aslinda...
Garip biliyorum cok garip ama gercekten hissettiklerim boyle aslinda...
Ve ben ozlediklerimin bir kismina kavusmaya hazirlanirken, ayni anda cok ama cok ozleyeceklerimi de yine geride birakmaya hazirlaniyorum...

ve bugun...
hissettiklerim hic degismedi.
ozluyorum, hep ozluyorum.

13 Ocak 2013 Pazar

Izledik... Calgi Cengi

Izlemistik...
Cok eskiden
Daha Isler Gucler baslamadan.
Daha Behzat C. Pazar aksamlari oynuyorken ve bira kelimesi biplenmiyor bira siseleri buzlanmiyorken.
Ah guzel gunler! 
Ama niyeyse yine yazisi yazilmis ama eklenmemis Gulcince' ye.
O zaman simdi ekslensin :)

Cuma aksami Ozanla Behzat C.' nin reklaminda gorduk ki Calgi Cenginin kahramanlari Behzat C.' ye konuk olacakmis. Iyi de biz Calgi Cengiyi bilmiyoruz, kahramanlarini hic bilmiyoruz. 
Pazartesi gunku toplantiya hazirlik olsun diye otur iki dokuman oku desen Cuma aksami oturup okur muyum?
Okumam. 
Ama Pazar aksami Behzat C izlemeye hazirlik olsun diye otur Calgi Cengi izle dersen izler miyim? 
Izlerim :) 
Yani biz o Cuma aksami oturduk Pazar gunu Behzat C.' yi izlemeden konuklar kimmis bilelim diye Calgi Cengiyi izledik. 
Bravo bize :) 
Sen nelere kadirsin be Behzat C :)


Film absurd kelimesinin sozluk anlamini bire bir karsiliyor. Ama bence komik, baya komik :) 
K.u.furun hani derler ya biri bin para. Bir sure sonra insan artik ne dediklerini ayirt bile edemez hale geliyor. Ama bir yandan komik cok komik. 
Hikaye degisik mi desem, sacma mi desem bilemedim.
Onlar iki kuzen. Dugunlerde caligicilik yapiyorlar. Ve yine bir aksam bir dugunu costurmusken baslarina beklenmedik olaylar geliyor. 
Artik onlarin kurtulmalari gereken bir ceset var!
Yani bu film bildiginiz sacma, bildiginiz absurd, bildiginiz siradisi. Ama komik bence komik. 
Karakterler, oyunculuk hakikaten izlettiriyor. Geci itiraf edeyim ilk 50 dakikadan sonra filmden koptugum e yani dedigim de oldu benim ama yine de komik ne bileyim komik iste.


Bz gulmekten bazi kisimlari takip edememis bile olabilir miyiz? Belki de.
Biz en cok dugun sahnelerinde gulmus olabilir miyiz? Belki de
Biz konuyu fazla takip edememis ikilinin oyunculuklarinda gulmus olabilir miyiz? Belki de

Oyle ya da boyle guldum iste.
Izlemem boyle filmleri diyen ben guldum
Ozanin bile "ben bu filmi duymustum ama sen hayatta izlemezsin diye soylemedim" dedigi ben guldum bu filmde.
Hem de cok guldum
Ama siz de izleyin demiyorum
Vallahi :)
Behzat C ciler sevebilir bence ama Behzat Cyi de sevmeyenler izleyip "Gulcin sen de ne yaptin" diyebilirsiniz bana. 
Ama ne yapayim komik cok komik :)

11 Ocak 2013 Cuma

Bugun de buna cok guldum :)

Sizi bilmem.
Ama benim bazi donemlerimi kesinlikle anlatiyor :)


evettt!
Sonraaaa!!!
:)

9 Ocak 2013 Çarşamba

Ara ara belki de bulursun :)

Tamam buraya kadarmis!
Dayanamiyorum ben de basliyorum aramalarla ilgili yazi yazmaya :)

Benim blogum aramalara kapaliydi eskiden. Google da falan cikmiyordu.
Ama ne zaman gezilerden once bloglara bakmadan edemez oldum, o zaman blogumu aramalara acmaya karar verdim. Belki benim gezi yazilarimin da ise yaradigi olur. Hani belki :)
Olur da ise yararsa yazdiklarim, biri de gorduk yaptik/yapmadik bunlari derse fena mi olur dedim.
Bence olmaz. Hatta ben cok sevinirim :)

Iste bu blogu aramaya acma isiyle istatistik kismi eglenceye donustu benim icin.
Gulcinceye Ulasan Aramalar.
Soyle bir baktim...

Cogu gezilerle ilgili aramalar :)
Floransa'da'de gezilecek yerler
Lille'de ne yemeli
Floransa Vaftizhanesinin kuzey kapilari.
Cinque Terre yuruyus turu
Barcelona'da ne yapmali
vb...
ne guzel ne mutlu bana :)

Bir kismi Hollandayla ilgili aramalar :)
SinterKlaas kimdir?
Hollandaca
Amsterdam'da alisveris
vb...

Sonra kitaplar, film adlari, dinledigim muzikler.
Hobbit
Midnight at Paris
vb...

Bir de beni en cok guldurenler
Hepsini yazdigim yazilara bagdastiramadim aklimda ama arayan gelmis iste ne diyeyim.
Anca bunu diyorum...
Ara Ara belki de bulursun :)

Fransiz etek modelleri
Boyle bir kategori de mi var?
Anneme soracagim.
Varsa hemen edineyim kendime aman eksik kalmasin :)

Kirmizi sarabi kim sevmez?
Bence de.
Sahsen ben severim.
Serefinize :)

Ofis ekmegi
Bak yine hic bilmedigim bir sey.
Bizim ofisteki ekmekler bildigin ekmek.
Sizin ofislerde degisik ekmek mi var?
Varsa da bizde olmaz ama soyleyeyim.
Hollandada ofiste yemek bulduguna sukret!
Oyle ofis ekmegi, o ekmegi arasam ben hepten ac kalirim be :)


Kus yemleri / Kirmizi renkli kus yemleri?
Hmmm.
Bu soruyu pas gecmek istiyorum :)

Gunesin dunyaya faydalarini gosteren gorseller.
Yazik odev yapiyor bu kesin.
Keske yardimci olabilseydim ama ders notlarimin hicbirini getirmedim buraya inan ki. 
Gunesin beni mutlu ettigini soyleyebilirim ama :)

Benim guller guzel
Bunu ogrendigime cok sevindim.
Ne guzel bakin bakin sevinin bence :)

 Oley Co!
Bence Goncayi kastediyor :)
Bence de oley oley oley :) 

Yayalarin oynarken uymasi gereken kurallar
Yayalara yardimci olabilmeyi can-i gonulden isterim.
O yuzden once soruyu anlamaya calisayim.
Yaya var.
Oynuyor.
Hmmm...
Yaya var.
Oynuyor.
Yok ben burada tikaniyorum iste.
Yaya niye oynuyor?
Ha illa oynayacaksa bosverin kurali falan kendini muzigin ritmine birakin gitsin.
Yandan yandan!

Kus Kas modeli
Hicbir seye baglayamiyorum ki ben bunu.
Bak Zeki Muren Kirpigi de hemen anlatayim. Yapamam ama bilirim.
Velakin Kus Kas Modeli yok hic duymadim :)
Bilen var mi nasil bir sey bu?
Hayir yazayim arayan size gelsin bari :)

Ne is yapsak da para kazansak?
Ben de dusunuyorum hep bunu.
Bir zaman oneriler de getirdim kendi capimda ama uzgunum
bu sorunun cevabi yok ne yazik ki bu blog'da.

En guzel manzaralari google amca bana goster
Google amca!
Google amca bana da goster :)
Google amcam benim be!
Bana gondermis en guzel manzara arayanlari.
Google'a bu sicaklikla yaklasan kimse o da hosgelmis bloguma basimin ustunde yari var :)

Hamarat o
Bir seyi kirk kere soylersen olurmus ya.
ben de 40 kere hamarat yazisi yazarsam hamarat olur muyum acaba?
Aman hamarat diye arayinca bile ben cikiyorum iste daha ne.
Hamarat o...
Buyrun benim :)

ve beni en sasirtan arama...
bugun ne giysem universite dil bilen
Iste boyle bir aramayi bloguma tasiyan bir yazi da yazdiysam ben kendimden utaniyorum :)

Bu utancla bu ilk "Ara Ara Belki de Bulursun" yazima son veriyor.
Yazdiklarima daha dikkat edecegime soz veriyorum :)
Saygilarimla

7 Ocak 2013 Pazartesi

Hastalik, tamam sen kazandin!

Cok havaliydim!
Cok kendime guveniyordum!
Cok buyuk konustum!

Etrafimdaki herkes bir bir grip, nezle kis virusleriyle tanisirken ben masallahim var diyordum. Bana hic bir sey olmuyor. Cok saglikliyim!
Sabahlari portakal suyu, ogleden sonra meyve...  Boyle saglikli besleerek bu kisi atlatacagim ben diyordum.
Hatta Ocak gelmis ben hala yun bogazli kazaklarima gecmemistim.
Iyice havaya girip dili ogrenemedim ama saglik konusunda dutchlara benzedim galiba diye aklimdan gecirdigim de oluyordu.
Saklayamayacagim oluyordu.

Ilk sinyalleri gecen hafta vermeye baslamisti vucudum.
Etrafimdaki herkes hasta. Zavalli Gulcin ne yapsin.
Ictim portakal sularini. Yesil yaprakli sebzeler, meyveler, onlar bunlar. Ne bulursam yedim durdum.
Atlatirim ben dedim.
Hatta anneme telefonda herkes hasta ama ben demir gibiyim anne de dedim.
Saklamayacagim dedim.

Sonra ne oldu?
Cuma aksami bir konsere gittik.
Rotterdam Filarmoni Orkestrasinin Yeni Yil konseri.
Bizim sirketin Filarmoni Orkestrasiyla her yil birlikte duzenledigi bir konser.
Ilk defa denk geldik, iyi ki de denk gelmisiz..
Sahaneydi! 
Cok sevdim!
Hatta bayildim!


Konser bitince direk eve gelseydik iyi olacakti ama gelmedik iste.
Biraz daha eglenelim dedik. 
Eglendik de hatta harika vakit gecirdik.
Velakin bu da vucut.
Butun hafta calis, etrafindaki hastaliklara gogus ger, bir de ustune aksam disari cik.
Bir yerde yeter be dedi iste.
Evet hastayim.
Hatta zaten hasta olan Ozan daha da hasta.
Yani evcek hastayiz.
Ama onemli bir sey degil, nezle.

Tavuk suyuna yapilabilecek tum corbalari yapmis bile olabilirim.
Sabah ogle aksam tavuk suyu corba ve bol sebze ye.
Ihlamur, karanfil, tarcin kabugu kaynat.
Ilac ic, vitamin takviyesi yap.
Bizim de boyle geciyor gunler iste.

Tamam hastalik.
Sen kazandin!
Ama ne olur Cumaya kadar gec olur mu?
Eger cumaya kadar gecersen bak soz veriyorum bir daha seninle inatlasmayacagim :)
Vallahi soz.

Simdi hastaliklari bosvereyim de gecen aksam konserden aklimda kalan parcalara doneyim...


Haydi hepimize saglikli bir hafta olsun :)

6 Ocak 2013 Pazar

Okuduk: Patasana

Okudugum ilk Ahmet Umit kitabi Kar Kokusu idi. 
Yine Goncamin getirdigi Patasana da ikincisi oldu.
Yine merakla okudum. 
Hatta bilgisayara bakma suremi elimden geldigince kisaltmaya calistigimdan hemen okudum bitirdim. 
Insan bilgisayar ve turevlerine bakmayinca ne kadar da guzel kitap okuyormus.

Yalniz bu sefer kitabi merakla okumamin bir sebebi de katil tahminim dogru olup olmadigina dair duydugum merakti. 
Cinayetin sebebini bilemesem de katili bildim ben bu sefer. 
Yok yok, okumayanlar merak etmeyin katili soylemeyecegim :)

Kitabin arka kapak yazisi diyor ki...
BEN ZALIMLER CAGINDA YASAYAN BIR ALCAKTIM...
Bir cografyanin kanli gelenegi anlatiliyor Patasana'da. Anadolu'nun guneydogusunda bugun yasananlar ile uc bin yil once yasananlar parallel bir bicimde gozler onune seriliyor. ... Patasana trajik oykulerle dolu bir kitap, ama asla karamsar degil. Tum iyi romanlarda oldugu gibi, Patasana'da da bilgelik, belirsizligin ustunde yukseliyor. 


Kurgusunu cok begendim ben kitabin. 
Paralel hikayeler, kesismeler...
Velakin anlatilanlarin hepsini sevdigimi, verilen mesajlarin hepsine katildigimi soyleyemem. 
Bir onceki kitaptan sonra soyle demistim:

Kar Kokusu severek okumus olsam da donup donup bir daha okuyacagim bir kitap oldu diyemem. 
Kitabi bir cirpida okumus, sayfalar arasinda neler olacak acaba diye merakla dolanmis olsam da,
 heyecanli bir cinayet takibi nasil sonuclanacak diye meraklanmis olsam da 
kitabi bitirdikten sonra kendimi soyle dusunurken buldum: 
"Tamam guzelmis... Simdi ne okusam"...
Sanki kitabin son sayfasini kapatinca kitap ve kitabin aklima yazdigi hersey bitti. 

Patasana ise biraz daha farkli oldu sanki. 
En azindan hatirlamak icin isaretledim cumleler daha fazla oldu.
Mesela...
....
bize hep tanrilari kizdirirsak savaslarin, felaketlerin yasanacagi ogretilmisti. 
Peki tanrilarin ne cikari vardi insanlarin bu kadar aci cekmesinden? 
Kullari olurse onlara kim gorkemli tapinaklar yapacak, kim dua edecekti?
Yoksa bu vahsetin nedeni tanrilar degil de insanlar miydi? 
.... Yoksa kraliyla, soylusuyla, halkiyla, kolesiyle vahset biz insanlarin icinde miydi?

Patasanayi okumayi sevdim ben. 
Ama yine yeniden okumak isteyecegim kitaplar arasina da yazmadim kendi adima.  
Ote yandan yine Ahmet Umit okur muyum?
Okurum.

Patasanayi okuyacak olursaniz size de iyi okumalar dilerim...

PS: Okuduklarimi zamaninda yazmadigimdan bir sure 2012'de okudugum kitaplari da yazacagim galiba. En azindan not dusegim de ileride ne zaman okumustum hatirlatsin bana :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails