31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu mutlu mutlu seneler hepimize :)

2012 nin son gunu...
Bir yil daha su gibi gecip gidiverdi.
Iyisiyle, kotusuyle.
Yasadigim hersey icin binlerce kez sukrediyorum ben yine.

2012nin son gunleri evimize yeni gelen bu minisin karsisinda gecti benim icin.
Yeni yil koseme bizim evin noel babasinin katkisi :)


Dilerim 2013' te hepimizin evinde boyle sicacik isiklar yansin.
Dilerim bacalarimizdan hep huzur tutsun.
Dilerim evimizin icindeki mutluluk camlarimizdan disari tassin.
Hepimiz icin cok guzel bir yil olsun.

Gule gule 2012!
2013 hosgeldin birlikte guzel gunlerimiz olsun :)

Mutlu mutlu mutlu seneler hepimize :)

30 Aralık 2012 Pazar

Izledik: Hobbit - Beklenmeyen Yolculuk

Ben uzun zamandir hicbir filmi boyle heyecanla beklememistim...


Yuzuklerin Efendisi serisi basladiginda biz universitedeydik. 
Kacinci filmdi bilmiyorum ama birinde istanbul'un o unutulmaz kar yagislarindan biri olmustu. 
 Oyle cok kar yagmisti ki o vakit gunlugume merdivenler yokus oldu yazmistim. 
Tam vize zamaniydi. 
Sinavlar iptal, okul tatil ve sinemalarda Yuzuklerin Efendisi var. 
Bir universite ogrencisi daha ne ister hayattan?
Benim aklimda bir sey var: Sinemaya gidecek otobus! 
Hah bir o yoktu bizde iste. 
Ama heyhat! 
Bunu sorun eder miyiz biz o zaman.
Otobus yoktu; yuruyerek gitmistik sinemaya. 
Soyle diyeyim o aksamki yolculuk, ustune film derken o gece unutulmaz olmustu. 
Sonra deflarca izledik serinin herbir filmini. 
Hala da bunalmadan izlerim. 
Boyle cok sevdigimiz bir seriden sonra Hobbit'in vizyona girmesini de heyecanla bekledik elbette.
Ve evimizde gecirdigimiz bu noel tatilini de Hobbiti izleyerek senlendirdik :)

Yagmurlu bir Rotterdam gununde uzun uzun edilmis bir kahvalti, keyifle icilmis caylar ve okunmus kitap sayfalarindan sonra bulustuk Hobbit ile.
Guzeldi. 
Ama benim beklentilerim de cok ama cok yuksekti. 
Begendim.
Ama ne diyeyim, izlediklerimiz sanki bana yetmedi. 

Bu kisa hissi ozetten sonra iste hobbitten aklimda kalanlar:
- Hobbit mekaninda gecen tum sahneleri cok sevdim. 
Filme gitmeden de umarim uzundur o sahneler diyordum. Eh 3 film cikarmak kolay degil tabi bana yine de yetmese de LoR'e gore daha fazla hobbit diyari izleyebildim :)


- Gandalf cok yaslanmis cok :( 
Halbuki LoR'e gore yillarca oncesine gitmisken O'nu da daha genc gorecegiz sanmistim.

- LoR serisinde en sevmedigin 10 seyi say deseniz benim listemin degismez elemanlarindan biri suphesiz Frodo olurdu. Bir turlu icim isinmadi O'na. 
Zorla mi iste sevemedim. 
Ukala gelirdi bana. 
Hele o Sam'e davranislari! Yok sen yapmazsin yok sana agir gelir. 
Gorduk filmin sonunda ne yapti Sam. Evet ben biraz Frodo'yu sevmiyordum belli olmustur sanirim.
Frodo'dan sonra Bilbo Baggins nasil guzel olmus! 
Sempatik, akilli, terbiyeli, asla ukala degil! 
Versinler bizim eve beraber yasayalim gidelim :) 
Bayildim!


- Film kitaba bagli kalmis, guzel. Ama eklemeler surprizler de var. 
Ben kendi adima surprizlerin hepsini sevmedim. 
Ama 3 film cikarmak icin baska care yok galiba. Neden 3 film? sorusu elbette akillarda. 
Peter Jakson'in tercihi mi Hollywood dayatmasi ben bilmiyorum ama heralde ikincisidir diyorum. 
Pardon umuyorum.

- Cucelere bayildim! 
Bu kisim biraz ipucuna girebilir aman izlemeyenler okumasin!
Yalnizca kendi adima kitaptaki Thorin'i filmdeki hero Thorin'e tercih ederim. 
Uzaklara dalip dalip giden,  buyuk savaslari hatirlayip vakur bakislar atan bir Thorin okumadik biz :)
Ama filmdeki oyleymis.
 Eh filmlere kahramanlar lazim galiba.


- Ve Gollum. 
Lor de en sevdiklerim listesinin hep bas taci. 
Cok seviyorum!
Hic kiyamiyorum.
Hepsi bir yana Gollum bir yana benim icin :)
Yine o filmde gorundu film benim gozume baska gorundu. 
Bir de sunu soylemeden gecemeyecegim.
Bir bakiniz Frodo'nun Gollum'a davranislarina. 
Bir bakiniz Bilbo Baggins'in Gollum'a davranislarina. 
Iki hobbit arasindaki fark iste benim icin orada ayni zamanda.


- Filmden sonra pek cok insan gibi biz de, yerini bulursak Hobbit diyarina tasinmanin hayalleri icindeyiz. 
Boyle yuvarlak camin yanina fiskos masasi koyarim. 
Manzaraya karsi kahveler icerim. 
Hem boylece Hobbit olurum ne guzel.
Yoksa filmden sonra beni cucelere benzeten Ozanla nasil basa cikacagim bilmiyorum.
Bir de benzettigi cuce: Bombur!
Su alttaki fotografta en sagda agzina kek tikistiran :)


Yani tamam tatliya dayanamayabiliyor olabilirim ama yani pek benzemiyorum be ben Bombur'a :)
Ayrica insan karisina Bombur der mi ya :)
Oldu :)
Benim Hobbit'ten payima dusen Bombur oldu :)
Hayat!

Neyse filme donecek olursak...
Izlemeyenlere iyi seyirler dilerim
Bir de bizim gibi yeniden yeniden izleyecek olanlara.
Evet biraz beklentilerimin altindaydi ama ben yine de sevdim. 
Yine de deflarca izlerim :)

* tum gorseller google images

28 Aralık 2012 Cuma

2012 de bitiverdi...

Bir yili daha ugurlarken biraz geriye bakayim dedim.
Neler yapmisiz 2012'de?
Nasil gecmis gunler?
Neler dusunmusuz?
Nelere gulmusuz?

Yazilara resimlere bakarken farkettim ki cok sevdim boyle geriye donup bakmayi.
Anilara dalip gitmeyi.
Yasadiklarimizi gozden gecirmeyi.
Aradan fotograflar yazilar secmeyi...
Bugun de boyle olsun mu o zaman Gulcince?
Gulcin biraz 2012 anilari arasinda gezsin, fotograflar yazilar secsin :)

Ocak...
Istanbulumuzdaydik dostlarla...
 Kendi sehrimizde turist olmak...


Subat...
Cok usuduk hatta donduk, sonra ilk firsatta kendimizi yollara vurduk :)
Antwerp...



Mart...
Iste yil boyunca cok cok gulduklerimden biri Kurallar :)
Ve Mart'in fotografi da bir Mart sabahinda Rotterdam...



Nisan...
Bugune kadar yaptigimiz en guzel kacamaklardan biri...
Tam da o buralardan gitmeden 10 gun once.


ve sonra...
Yalnizlik Senfonisi...

Mayis...
Oxford gunlerinin acilisi
Beklenmeyen bir macera :)


Haziran
Bu yilin en yogun zamanlari.
Kesinlikle son uc dort yilda en cok calistigim zamanlar...
Ama Haziran'in fotograflari araya sigdirdigimiz gezmeler :)


ve...


Temmuz
Iyi ki dogdum...
Gordun mu bak xx oldum :)
xxin yerine ne koyamacagimizin bir onemi yok :)
Rakamlar goreceli seyler :)

Temmuz'un sevdigim fotografi...
Elis adasindan...

ve Temmuz'un en sevdigim yazisi...
Biraz once bizim ofiste...

Agustos
Agustos'un adi tatildi bizde.
Yok yok 
Fasulye :)


Eylul...
Yine bu yil en sevdiklerimden, en cok gulduklarimden biri
Gel Vatandas Gel!!!!

 ve Eylul'un fotografi birtanem, balyanagim :)



Ekim...
Sonbahar...
Ekim'in en sevdigim yazilari galiba :)
Hadi Gel Fotograf Cekelim...

ve hatta ilk defa bir parcacik da olsa Gulcin gorundu twitterda ve Gulcince'de :)



Kasim...
filmler, diziler,kitaplar...
sanirim izlediklerimiz arasinda beni en cok etkileyen ve hatta bir anda costuran 
Julie & Julia Project 
Ve kasim ayinin en sevdigim fotografi da Ozanin cektigi bu fotograf...



Aralik...
Ve geldi yilin son ayi.
Sanirim en sevdigim yazi evimizden cok izler tasidigi icin Yeni Yil hazirliklarimiz oldu :)

ve en sevdigim fotograf da bu...


Iste 2012 de boylece btiverdi...
Zaman yine su gibi akti gecti...
Dusunuyorum da blogum olmasa aklimda bu kadar cok sey kalabilir miydi?
Yok kalmazdi bence.
O yuzden 2013ten de yazabilmeyi, yazabilecek kadar, saglikli, umutlu ve enerjik ve vakitli olmayi diliyorum once :)
Bloguyla mutlu olan hepimiz adina :)

Tesekkurler 2012!
Yasattigin her sey icin...

26 Aralık 2012 Çarşamba

Hollanda'da... Yeni yil hazirliklari (4)... Bizim Ofis :)

Noel tatili geldi.
Bir dun, bir de bugun.
O kadar.
Su yabancilarin tatili de 9 gun olsa cok guzel olurdu ama elimizdekiyle yetiniyoruz artik ne yapalim :)
Tatilin azina coguna bakmam zaten ben.
Aman az olsun bizim olsun :)



Ofisler bosaldi.
Pek cok insan haftanin gerisini de izin aldi Cumadan beri tatilde.
Pazartesi bombos olan koridorlarda cektim bu fotograflari.
Bizim bosalttigimiz koridorlari simdi isiltilariyla onlar bekliyorlar.


Sadece ofisler degil, sokaklar da bosaldi.
Dukkanlar kapandi.
Biz de yaptik yiyecek stogumuzu evimizde keyif yapiyoruz :)

Insanoglu ne komik; dukkanlar 2 gun kapali olmasin oncesinde raflar hemen bosaliyor :)
Aman ha ac kalmayalim biz aman ha!



Ben yeni yil hazirliklarinin son demlerinin keyfini cikariyorum elimden geldigince.
Renklerin arasina daliyorum.
Izliyorum...
Izliyorum...
Ne de olsa cok yakinda bu renkler yavas yavas azalacak cevremizde :)



Ama simdi boyle rengarenk bizim ofisler iste...

24 Aralık 2012 Pazartesi

Hollanda'da... Yeni yil hazirliklari (3)... Gulcin evi suslemeye doyamazken :)

Hafta sonu surekli yagmur yagdi Hollanda'da.
Hava zaten erken karariyor ama bulutlardan gun icinde de garip bir karanlik vardi haftasonu boyunca.
Hani normal zamanda ah yeter! denilecek bir grilik.
Ama Christmas alisverisi nedeniyle kalabalikti her yer, civil civildi sokaklar.
Biz de havaya aldirmadan aldik semsiyemizi yuruyuse ciktik Ozanla.
Bazi magazalar disariya muzikler vermisler.
Insanlar yuruyor, konusuyor, guluyor..
Havaya ragmen oyle neseliydi ki Rotterdam.

Bu kisa yuruyursler ve arkadaslarimizla harika bir kahvalti disinda genelde evimizdeydik.
Yagmurlu gunlerde evde olmayi seviyoruz biz.
Uzun kahvaltilar yapmayi, cam kenarinda kahve keyfini, dizi izlemeyi, kitap okumayi, tembellik yapmayi seviyoruz.
Bir de ben elisi yapmayi seviyorum oyle gunlerde.
Camin kenarina oturup renk renk iplerin arasinda kaybolmayi.
Bu haftasonu da kayboldum iplerin desenlerin arasinda ve iste bunu yaptim yilbasi oncesinde :)



Ne Desem Begenirsin de gormustum bu yilbasi agaci sablonlarini. 
Ah ne guzellermis hangisini yapsam diye dusunurken karar veremedim elbette.
Zaten benim hizli karar verdigim nerede gorulmus :)
Boyle sorulardan hic hoslanmasa da Ozan'i fikrini beyan etmesi icin zorlayinca (!) bunu secti. 
En zorunu secmis iyi mi :)
E sorar misin hangisini yapayim diye :)


Minnak minnak motifler, habire say, habire ip dugule, ip kopar :)
Ama yine de cok zor degildi tabi nihayetinde minicik bir agac yaptim :)
Ustelik cok sevdim onu islemeyi.
Cok eglenerek ugrastim renklerle.
Cok da severek yerlestirdim onu agacimizin yanibasina.


Bizim yilbasi kosemiz de renkleniyor gun gectikce.
Simdi de kartlarimizi ekledim agacimizin altina :)
Once yerlestiriyorum onlari,
Sonra yerlerini degistiriyorum.
Sonra gozume kalabalik geliyorlar bir sureligine topluyorum.
Sonra renklerini ozluyorum yeniden yerlestiriyorum.
Benim de cok isim var yani evde bildiginiz gibi degil :)



Minicik seyler nasil da renk katiyor aslinda insanin evine.
Zaman olsa insan hep ugrassa aslinda boyle seylerle.
Ben de firsat bulmusken renklerle oynuyorum da oynuyorum bu ara.
Havanin griligine inat ben evimize renklendirmek icin ugrasiyorum kendi kendime.
Ne dersiniz?
Yakismis mi minnak agac kosemize?
:)




23 Aralık 2012 Pazar

Okuyoruz: Hobbit

Oradaydik simdi buradayiz
diye basliyor kitabina Bilbo Baggins.
Gandalf'in O'na ettigi oyunla ciktigi, cucelerle yoldaslik ettigi yolculugunda basindan gecenleri anlatiyor kitabinda.

J.R.R Tolkien de Hobbit ile Bilbo Baggins' in bu guzel hikayesini anlatiyor bize. 
Bu aralar film nedeniyle oldukca gundemde olan bu kitabi 2-3 ay once okumustum ben de.
Evet filmini kitabi okumadan izlemeyeyim diye :)

Her yerde anlatildigi uzere;
Hobbit, her ne kadar kendisinden daha unlu olsa da, Yuzuklerin Efendisi serisinin oncusu. 
J.R.R Tolkien'in Yuzuklerin Efendisinden once yazdigi ve hikayenin, kahramanlarinin cercevesini yarattigi kitabi. 
Aslen oglu icin yazdigi bir cocuk kitabi.
Ama yillardir her yastan insan pesinden surukleyen bence cok cok guzel kitabi.
Bu sefer bir degisiklik yapip once kitabi okumak istedim. 
Ozan'in " Bitirmezsin sen onu"  demelerine inat, keyifle okudum bitirdim. 
O, " Ben oyle demesem okumazdin"  diye kendine pay cikaradursun ben kitaptan sonra Hobbit filmi daha buyuk bir merakla beklemeye basladim.

J.R.R Tolkien de Oxfordlu yazarlardan. 
Oxford' ta iken o ve yazar arkadaslarinin uzun yillar haftada bir gun duzenli olarak yemege gittikleri bir kafeye gittikleri Ozanla. 
Tolkien ve arkadaslari, her hafta ayni masada, Rabbits roomda yerlermis yemeklerini. 
O haliyle korumuslar, bari da odayi da. 
Bu yazar gurubu inklings olarak anilan unlu bir edebiyat gurubuymus o zamanlar. 
Haftanin belli gunleri, hepsi Tolkien'in kolejlerden birindeki odasinda toplanirlarmis. 
Her hafta birinin yazdiklarini okur, yazilanlar uzerine konusur, elstiriler, oneriler yaparlarmis. 

Cok etkiledi bu hikaye beni. 
Egolara esir olmama, baskalarinin dusunlerine deger verme, gelismek gelistirmek icin emek harcamak. 
Gunumuzde var mi bunlar bilmiyorum. 
Keske olsa. 
Ama bu birliktelik ruhunun cok etkileyici oldugunu dusunuyorum.
 Kim bilir belki bu yuzden baska yazdiklari. 
Belki bu yuzden bence bir adim onde edebiyatlari.

Pek cok cevirisi var kitabin. 
Ben Ithaki yayinlarinin Gamze Sari cevirisini okudum. 
Ozellikle yaptigim bir secim degildi, Cesmedeki kitapcida bu cevirisi vardi. 
Ceviriyi cok begendim harika; ama keske direk ingilizcesini okuyacak kadar cesur ve dile hakim olsaydim. 
O zaman eminim bambaska bir tat alirdim.

Haydi Hobbit, ben hazirim artik sinemalarda bir an once bulusalim :)

21 Aralık 2012 Cuma

Hollanda'da... Yeni yil hazirliklari (2)... Bizim Agac :)

Haftasonu heyecanla indim bizim esyalarin durdugu kilere.
Aradim, taradim, malzemelerimi buldum.
Bir gayret tasidim hepsini evmize, merakla hepsine bir bir bakmaya basladim.
Agac - Tamam
Susler - Tamam
Isiklar - Tamam
Noel baba?- Aa evet Nole babam da vardi benim; Tamam!
Daha cok sus? - Ne zaman almisim ki ben bunlari? - Olsun olsun; Tamam.
Daha da cok sus? - Hmm en iyisi bu yil yenilerini almayayim ben; Tamam :)

Evet hazirdim!
Ozan hasta oldugundan uzandigi yerden yardim etti bana bu sene.
Cok guzel muzikler acti bana.
Ben de kis muzikleri esliginde yeni yil agacimizi kurdum.
Ah iste dinledigimiz guzel muziklerden biri de burada :)

Leonard Cohen - Hallelujah

Minik miniminnacik bir agacimiz var bizim.
Benim suslemelere doyamadigim miniminnacik bir agac.
Ozan' in hayret dolu bakislari icinde boyuna bakmadan, ben bunu da agacima koyayim diye susler alip durdugum miniminnacik bir agac :)
Bu sene de yine, elimden geldigince agacimizi susledim de susledim :)



Pek kiymetli yeni susleri vardi bu sene agacimizin.
Taa Istanbullardan kalkip bize gelmis arkadaslari.
Benim tanidigima cok ama cok sevindigim, her yaptigini bayilarak izledigim ve onu okurken sanki bir yandan elimizde caylarimiz karsilikli sohbet ediyormus gibi hissettigim cok sevgili bir arkadasimin hediyeleri.
Bir Amsterdam gecesinde bana geldiler.
Paketi acar acmaz, "Aaa bunlari gormustum ben, bunlar benim miydi?" diye sevinc nidalari attigim benim icin cok ama cok kiymetli hediyeler.
Belki siz de gorunce hatirlayacaksiniz onlari...
Iste bizim agacimizda da boyle guzel oldular :) 


Agacin neresine koysam ayri yakistilar :)
Her bir yaninda agacimi bir baska guzel yaptilar.
Cam agacim, noel babam, yildizim.
Hepsi agacimizi cok ama cok guzel yatilar.
Nasil tesekkur edeyim bilmiyorum ki.
Cok ama cok tesekkurler Nohut! Ellerin dert gormesin diyorum :)


Aslinda bizim evin Nohut eli degmis ilk misafirleri degildi onlar.
Yaz-kis camimizin onunu susleyen minnak agac da cok sevindi bence onlari gorunce.
Ne de olsa ayni ellerden cikmis yeni dostlar gelmisti evimize.
Evet o cok guzel bir cam agaci ama ne yapayim camin onunde oyle guzel duruyor ki yilin her mevsimi izleyelim diye hic kaldirmiyorum onu ben de:)


Benim suslerim cok ama agacimizda yer az olunca...
Kalan suslerimle de etrafi susleyeyim dedim kendimce.
Bunu suraya, onu buraya derken...
Iste boyle bir yeni yil kosesi hazirladim kendimize :)


Sonra gectigim yeni yil kosemizin karsisina, sagolasin Nohut dedim :)
Ne de olsa neredeyse hersey onun elinin emegi :)
Minnak agacim, mumlarim, yeni yil kartim, yeni yil suslerim :)
Ah ben nasil tesekkur edeyim :)


Simdi eve gidince hemen salona kosup agacimin ve noel babamin isiklarini yakiyorum.
Yemek yaparken, evi toplarken, bir seyler hazirlarken hep bir gozum onlarda oluyor.
Keyiflenip gulumsuyorum kendi kendime mutlu oluyorum :)
Hele isiklar yanip sonerken ben de aliyorum elime cayimi, sarabimi, kitabimi, tatlimi ya iste o zaman dusunuyorum da 
Yeniyil hazirliklari sizi seviyorum!

Iste boyle isikli bizim ev bugunlerde :)


19 Aralık 2012 Çarşamba

Hollanda'da... Yeni yil hazirliklari

Istir gecer ben baska seylere bakayim :)

Dusundum, burayi elimden geldigince yeni yil yazilariyla doldurmaya karar verdim.
Renk renk olsun Gulcince, isil isil olsun benim de icim acilsin.
Basarabilecek miyim bakalim :)


SinterKlaas donemi bitti mi christmas ve yilbasi hazirliklari baslar Hollanda'da.
Saniyorum hazirda bekletiyor agaclari falan, Sinterklaas 5 Aralikta kapidan, yilbasi agaclari 6 aralikta bacadan.
Bir anda ortaya cikiverir o agaclar, susler.
Bir anda isil isil olur etraf.
Ve kim ne derse desin, kim nereye baglamaya calisirsa calissin, benim icin kisin en guzel zamanidir bu zaman.


Farkli farkli sehirlerde farkli farkli etkinlikler olur.
Ama su kisacik zamana oyle cok etkinlik planlanir ki hepsine birlikte yetismek na-mumkun de olur :)
Birine yetistik biz ama bu sene.
Gouda- Candle night.
Yani Gouda- Mum gecesi.


Gouda Rotterdam ile Utrecht arasindaki kucuk bir sehir. 
Ozanin guzargahi dolayisiyla her gun gectigi ama bugune kadar, nedense, bir kere bile gitmedigimiz bir sehir.
Peyniriyle ve Hollanda'nin gelirin en dusuk olan sehri olmasiyla unlu.
Her yil kurulan peynir pazarina da henuz gitmemis oldugumuzu yazmadan gecemeyecegim.
Cok ihmal etmisiz cok biz Gouda'yi.

Goudanin o gece sergilenen resimlerinden biri...

Gectigimiz hafta gelen bir mailde diyordu ki...
Bu aksam Gouda'da geleneksel mum gecesi yapilacak ve Hollandanin en buyuk yilbasi agaclarindan biri bu gece isiklandirilacak.
Iste dedik sonunda Gouda'ya gitmek icin harika bir firsat!
Kalktik gittik.
Iyi ki de gitmisiz.


Kocaman bir sehir meydani dusunun.
Meydanin ortasinda Hollandanin en eski Gotik belediye binalarindan biri.
Yaninda Hollandanin en yuksek kiliselerinden biri.
Ve meydanin etrafini saran tipik Hollanda evleri.
Meydandaki tum isiklar sonmus.
Ortami aydinlatan sadece mumlar.
Kilisenin camlarinda, evlerin pencerelerinde, dukkanlarin vitrinlerinde.
O titrek isiklariyla etrafi aydinlatan mumlar.
Abartmiyorum binlerce.
Ve etrafta insanlar, canli  orkestra esliginde soylenen sarkilar.
Bir de bulundugu ortamdan cok mutlu bir Gulcin ve de Ozan :)


Bu etkinligin ilginc bir de baslangic hikayesi varmis.
Bundan yillar yillar once, Goudadaki mum fabrikasi, kurulusunun 100. yilini kutlamak icin belediye binasini mumlarla donatmis.
Oyle sevmis ki halk bu goruntuyu, her yil artan bir katilimla ekinlik bugunku haline gelmis.

Bugun tam 1500 mum belediye binasinin aydinlatilmasinda kullaniliyormus, kimbilir kac yuz tanesi de evlerin dukkanlarin aydinlatilmasinda. 
Benim okudugum kadariyla 6000 den fazla mum yaniyormus o aksam sehirde.

Mumlar, insanlar, golgeler, muzik, soguk ve sicak sarap.
Evet keyfimiz buyuktu yani o aksam.



Gecenin en guzel anlarindan biri devasa cam agacinin aydinlandigi andi galiba.
Bu cam agaci cok uzun bir yoldan gelmis.
Taa Norvec'ten baslamis yolculuguna ve Gouda'ya gelip Hollandayi suslemek istemis :)

Hollanda'da agac mi kalmamis da buncagazi Norvecten getirmisler ben de bilmiyorum.
Uzumunu yedim bagini sormadin ne yapayim.
Gelenekmis, sesimi cikarmadim :)
Agaci susleyen sadece mumlar degil elbette.
Ama aralara serpistirilmis ozel fanuslarin icinde mumlari da vardi agacin.
O da uymustu yani mum gecesi gelenegine :)


Cok sevdim ben bu etkinligi.
Mumlarin aydinlattigi sokaklarda dolasmayi.
Golgelerle oynamayi.
Daha cok gorecek sey varmis Hollandada bir de onu hatirlamayi :)

Yalniz sunu da soylemeden gecemeyecegim, 
isiklar olmadan fotograf cekmek ne kadar zormus.
Gece belli bir saatten sonra isiklari bir actilar...
Sanki fotograflarimin da ici acildi bir anda :)


Iste oyle isil isil bir aksamdi bu da...

18 Aralık 2012 Salı

Ic dokme

Sevgili blogum,
Dun kotu bir gundu.
Hani hersey ters gider ya bir sekilde; oyleydi.
Ozan hasta evde.
Benim islerim cok yogun.
Haftalardir calistigim bir toplanti var.
Zaten haftasonu biraz da onun stresiyle gecmis.
Ve ne oldu biliyor musun?
Toplanti kotu gecti.
Kotu.
Bildigin kotu.

Basarisiz oldum yani.
Beceremedim.
Olmadi.
Yapamadim.

Ben saniyordum ki basa cikabiliyorum artik bu durumlarla.
Kafama takmayip yoluma devam edebiliyorum.
Hersey oyle ya da boyle yolunda giderken, sadece ufak tefek aksilikler varken oyle dusunmek kolaymis onu anladim.
Soyle yuksekten bir cakilinca, galiba dengeyi kurabiliyorum artik havalari da bir anda patliyormus.

Dun gercekten uzuldum.
Hakikaten
Boyle icimden bir yerden uzuldum.

Tabiki en onemlisi saglik.
Tabiki su an Ozanin iyilesmesi en onemlisi.
Bir de Balyanagim hastalanmis, o da iyilessin, bu en onemlisi.
Ama saklayacak degilim ya senden uzuldum.
Keske boyle olmasaydi dedim.
Soyle yapsaydim, surada bu karari vermis olsaydim...
Dusundum, dusundum.
Gece de pek uyuyamadim.

Bu sabah ise geldim.
Hicbir sey olmamis gibi...
Yine ayni telasin icine girdim.
Yine kosturmaya basladim.
Yine toplantilar arasinda bolunmeye basladim.

Oyle bir dunya ki bu is hayati uzulmeye bile hakki yok insanin.
Bir kabuguna cekilip dertlenmeye bile vakti yok.
O yuzden istersen basarisizligi arkanda birakip yurume.
Mecbursun.
Yoksa baska seylerin de basarisiz olmasina, o hissin bir cig gibi buyumesine engel olamazsin.
Ne fena.
Bir nefes alacak aran yok.

Kimbilir belki de boylesi en guzeli ama.
Dusunmuyorsun o zaman.
 Hem ne demisti bizim patron:
Iyi ki yazmisim, donup donup okuyorum iyi geliyor.
Simdi benim cok calisip isigi biraz arttirmam lazim.
Zira bana bu ara baya isik lazim...

Bak yine ayni sey oldu. 
Yazdim rahatladim.
Iyi ki varsin...

17 Aralık 2012 Pazartesi

Izledik: Michael Clayton

Turkiye'den gelirken alip getirdigim filmlerden biriydi bu.
Itiraf ediyorum; DVD'nin kapaginda George Clooney'i gorunce attim filmi sepete.
Konusu neymis, ne zaman cekilmis, baska kim oynamis...
Hic bakmadim.
Takdir edersiniz ki bunlar o an icin gereksiz ayrintilardi.
Filmde George varsa gerisi teferruatti.
Hem sorarim size; soyle bir DVD kapagi gorup nasil almayayim ben o filmi acaba? 


Iyi ki de almisim.
Michael Clayton bu haftasonumuza cok yakisti. 

Bu haftasonu Ozan cok hastalandi.
Grip, nezle, boyun agrisi ve hatta alerji tamam.
Bunlara karsi belli bir deneyim seviyesine ulastik.
Ama ates.
Konu ates olunca hic deneyimimiz yok ki bizim.
Ne yapsak bilemedik.
Bir an cok iyi, sonra bir anda alev oluyor sanki vucudu.
Ilac, soguk havlular.
Ugrastik durduk.
Bugun ben isteyim, Ozan evde; yani benim aklim da evde.
Sabredecegiz, bu da gececek yakinda.
Yani umarim cok yakinda. 
Bu arada "Ah Gulcin bak soyle de yapabilirsiniz atesle mucadele etmek icin" derseniz, sizi dort kulagimla dinleyecegime emin olabilirsiniz. Simdiden cok tesekkurler.

Ozan hasta olunca biz de evimizde oturduk haftasonu.
Evde oturulan bir haftasonuna en cok yakisan sey: Filmler elbette.
Michael Clayton'u da izledigimize cok sevindik.
Konusu kisaca soyle:
New York'un en buyuk hukuk firmalarindan birinde sorun cozucu olarak calisan Michael Clayton, bir poker oyunundan cikar, yeni bir dava ile ilgilenmesi icin bir telefon alir.
Biz o davanin bu filme etkisi ne olacak diye dusunurken bambaska olaylarin akisi filmi surukler gider...


Biraz zor bir film Michael Clayton.
Iliskileri anlamak, karakterleri tanimak neredeyse filmin ilk yarim saatini aliyor diyebilirim.
Kiminle konustu?, O adamin adi neydi?, Bunun isi tam olarak neymis simdi?
Sorular sormakla bitmiyor.
Ama heyecan da bir an olsun eksilmiyor.
Ve ilk yarim saatten sonra hani nasil diyeyim, film akip gidiyor. 

George Clooney sanki daha da baska oynamis bu filmde, diger oyuncular da cok basarili.
Ama sanirim en buyuk ovgunun yonetmene, Tony Gilroy'a, gitmesi gerekiyor.
Oyle cekmis ki 2 saatlik film su gibi akip gidiyor.

Eger kafami dagitacak bir film ariyorum derseniz, izlemeyebilirsiniz.
Cunku cok kafa dagitiyor diyemem.
Ama soyle merakla izleyecegim guzel bir film ariyorum derseniz bu filmi bizim gibi begenebilirsiniz.
Biz cok begendik.

Hayir ben aht ettim George'un oynadigi tum filmleri izleyecegim.
O yuzden siz bana bakmayin.
Ama IMDB gibi Ozan da filmi cok begendi.
O yuzden tavsiye ederiz, cok guzel bir film. :)

George da bir guzel oynamis ki ama ya :)

14 Aralık 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Recycled Orchestra

Bugun de bunu cok sevdim.
Hatta bayildim!

Paraguay'da coplerin ustunde kurulmus bir sehir.
Bir yanda muzikle ilgilenmek isteyen cocuklar.
Bir yanda bir viyolinin bir ev fiyatindan yuksek oldugu bir ulke.
Fakirlik, imkansizlik.
Derken...
Copleri geri donusturerek yapilan enstrumanlar.
Geri donusturulmus ensturumanlari calarken ne kadar mutlu olduklarini anlatan cocuklar, gencler.
Dahasi geri donusturulmus enstrumanlarla olusturulmus bir orkestra. 

Diyorlar ki...
Insanlar sunu farketmeli... 
Esyalari, onlarin ne kadar guzel seylere donusebilecegini dusunmeden, ise yaramaz diyip kenara atmamaliyiz. 
Insanlari da...

Sadece bu soz bile yetiyor etkilenmeye ama 
daha fazlasi kendi deyimleriyle "copleri" muzige, aska, cesarete ve yaraticiliga donusturmelerinin filminde...



12 Aralık 2012 Çarşamba

Hollanda'da... Bir SinterKlaas donemi daha bitti.

Gecen hafta tam bir toplantinin ortasindaydim ki bir gurultu koptu ofiste.
Aman ne oluyor ki demem kalmadan bir de ne goreyim ZwartePietler gelmis bizi ziyarete :)
Onlar da nedir diyenleri hemen gecen yil yazdigim su yaziya aliyoruz :)



Cok uzgundum bu sene.
Zira Sinter Klaas'i da zwartepietleri de goremedim.
Hayir gecen yil mesela tokalastik kendisiyle, nasil guzel gecti senem.
Bu yil niye denk gelemedik bilemedim.
Ama demek ki neymis zwartepiet dedigin ummadigin anda ortaya cikabiliyormus :)


Ben toplantidayim.
Disarida kiyamet kopuyor, gulusmeler, senlik, ahenk.
Hayir biliyorum uzun da kalmazlar ofiste.
Nasil toparladim konuyu kendim bile sastim vallaha.
Attim kendimi disari.
Tam gidiyorlarmis ben ciktigimda ama olsun gorustuk en azindan.
Kurabiyeleri pepper nutlarimi da kaptim tabi ki :)

Bu vesileyle Kasim ayi ve Aralik' in basinda Hollanda'da her yerde gorebileceginiz yiyeceklerden de bahsedeyim dedim :)
Bunlardan ilki pepper nuts.


Gecen yil anlattigim gibi SinterKlaas Hollandaya gelince, Kasim ayinda, seramoniler basliyor buralarda.
Cocuklar cilginca danslarla, sarkilarla SinterKlaasi karsilarken zwartepietler de iste bu kucuk kurabiyeleri dagitiyor cocuklara.
Pepper nuts buralarda geleneksel SinterKlaas sekerlemesi olarak biliniyor.
Bir cesit zencefilli kurabiye.
Yollarda, dukkanlarda, ofislerde ve hatta otobuslerde yilin bu doneminde cokca gorebilirsiniz bu kurabiyelerden.
Alistim artik saniyordum ama bir sabah otobus soforu gunaydin diyerek pepper nuts uzatinca sasirmadim da degil :)

Bir diger bolca gorebileceginiz kurabiye de Speculaas koekjes.
Ana malzeme bildigim kadariyla pepper nuts ile ayni.
Ama bunlar daha buyuk ve sekilli zencefilli kurabiyeler.
Agac, cocuk, adam, kadin akliniza ne gelirse cesit cesit sekillerde yapiliyor.
Marketlerde bunlari yapmak icin satilan karisimlari gormeniz, sekil verebilmek icin kullanilan tahta kaliplara her yerde rastlamaniz mumkun.
Ben bugune kadar niye hic yapmadim bunlardan bilmiyorum.
Simdi aklima geldi bir ara yapayim :)



Yilin bu doneminde en cok tuketilen seylerde biri de Choclate Letter yani cikolata harfler.
Tercihen herkesin isminin bas harfi olan cikolatalar hediyeler arasinda yer aliyor.
SinterKlaas buralardayken hemen hemen herkesin bir cikolata harfi oluyor.
Bana da sirketim hediye etti mesela bir tane :)


Iste boyle renkli oluyor Hollanda Kasim ayinda.
Boyle lezzetli bir de.
Hepsi SinterKlaas ve Zwarte Pietler serefine.

Sizi bilmem ama ben kendi adima boyle geleneklerin surdurulmesini cok seviyorum.
Dusunsenize her yil yaklasik 3 hafta bu senliklerle renkleniyor Hollanda.
Cocuklar oyle naif ki hala inaniyorlar SinterKlaas ve Zwartepietlerin onlarla olduguna.
ve aileler de katiliyor onlarin bu coskusuna.

Pek cok evde 3 hafta boyunca aksamlari yatarken ayakkabilar bacanin altina birakiliyor.
Ayakkabilarin icine de SinterKlaas' in ati icin havuc, seker ya da cocuklarin kendi elleriyle cizdigi resimler koyuluyor.



Sabah heyecanla kosuyor cocuklar bacanin altina.
Cunku eger sanslilarsa SinterKlaas ve zwartepietleri hediyelerini alinca onlara da oyuncaklar birakiyor.
Ama Hollanda kalabalik, her gun ugrayamayabilir onlara elbette zwartepietler.
Kimi cocuk sabredip bekliyor.
Kimi aile her gun ufak bir hediye birakiyor cocugunun ayakkabisina.
Kimisi de umitlenip durmasinlar diye 3 hafta icinde bir kac kez yapiyor sadece bunu.

Ama 5 Aralik aksami oldu mu...
Iste o aksam herkesin ayakkabilari bacalarin altinda oluyor.
Cunku o aksam hepsi icin birer hediye bacalardan asagiya iniyor :)

Cocuklar sarkilar soyluyor.
Aileler cocuklarini sevindirmenin ama bence bir donemi daha atlatmanin sevincini yasiyor.
Eh elbette en onemlisi, cocuklar mutlu oluyor.



Bir Sinter Klaas doneminin daha sonu geldi Hollanda'da.
5 Aralik aksami cocuklar bacanin dibine bu yil icin son kez ayakkabilarini birakti.
Sinter Klaas ve zwartepietleri de evlerin bacalarindan birer birer suzulduler evlere ve yil boyunca uslu durmus cocuklara hediyelerini dagitti.
Uslu durmayanlar da Ispanyaya gitmek uzere cuvalda yerini aldi :)

Bizim eve hediyeler birakmis baya uslu durmusuz desenize :)

PS: tum resimler goodle'dan. Ama tum yazilar Gulcinden :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails