22 Haziran 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim :) Ask...

Universite zamani tanismistim Piyale Madra'nin cizimleriyle. 
Severdim...
Hala da severim...
Bugun de bunu cok sevdim :)


e herkesin ask yazilisi kendine :)

21 Haziran 2012 Perşembe

Tebrikler tebrikler :)

Izmir'e ayak basip annemlerle bulustugum anda annemin ilk soyledigi su oldu:
"Cok zayiflamissin annecim"

Annemi abim takip etti:
"Suratin kucucuk kalmis senin"

Sonra komsularimiz ekledi:
"Kilo mu verdin yine?"
"Suratin cok suzulmus sanki?"
"Hasta olursun ama, olmaz ki"

ve boyle boyle devam etti... 
Ortak kani suydu: 
Gulcin kilo vermisti ve ne yapip edip o kilolar en kisa zamanda Gulcin'e geri kazandirilmaliydi. 

Gercekte durumun bununla uzaktan yakindan alakasi olmasa da, 
sadece bu ara cok calistim yorgunum, o yuzden size oyle geliyor desem de 
beni dinleyen olmadi elbette. 
Boyle olmazdi, mazallah yaban elllerde hasta olurdum da sonra ne yapilirdi? 

Bu arada benim saglikli oldugumu kanitlamak icin yapmaya calistigim aciklamalarin da elbette bir faydasi olmadi :)
- enerjim yerinde benim!
- saglikli olmasam her gun bu kadar saat nasil calisirim?
- meyvemi sebezemi hepsini yiyorum.
- e bakin iste enerjiden yerimde duramiyorum...

Yok olmadi. Beni pek dinleyen olmadi :) 
Ne de olsa ebeveynler icin soz konusu kilo oldu mu, yapilan aciklamalarin zerre kadar onemi yoktu. 
Yas kac olursa olsun durum degismiyordu. 
Cocuk dedigin yemegini yiyecekti, 
kilosunu alacakti, 
ebeveynler, teyzeler, komsular da kilosuna bakip sevinecekti, 
boylece herkes saglikli mutlu yasayacakti :) 
Yani tabaktakilerin hepsi yenecekti.
Bitti! 

Annemler ve komsularimiz arasindaki Gulcin'e kilo aldirmali baslikli sozsuz anlasma, ben biliyorum siteye ayak bastigimiz ilk anda yapildi. 
Orada kaldigim sure boyunca da anlasmalarina uygun olarak,
Sunu yedin mi? 
Bundan tattin mi? 
Aa ama biliyorum sen bunu cok seversin degil mi? 
sorulari esliginde onume gelen leziz yemekler birbirini izledi. 
Yapacak bir seyim yoktu. 
Itiraf ediyorum direncim cok da uzun surmedi, suremedi. 
Ve su kisacik miniminnacik surenin sonunda, kacinilmaz son gerceklesti. 
Tebrikler tebrikler :)
Gulcin'e 1,5 kilo basariyla aldirildi.

Buradan bu basarida(!) emegi gecen herkesi gonulden kutlarken bu birlikte calisma azmini, senkronizasyonu ve sonuc odakliligi baska alanlarda da kullanmalarini gonulden diliyorum.
Zira bu azimle calisirlarsa 1-2 yila Turkiye'nin dis borcunu azaltacaklarina, 
egitim sistemizi gelistireceklerine, 
saglikta reformu saglayacaklarina da cani gonulden inaniyorum. 

Ben halimden gayet memnunum, hic o kilolari verecegim falan diye yazmiyorum bunlari.
Sadece sunu anladim ki...
Soz konusu yemek, yedirmek, kilo aldirmak olunca ebeveynlerin elinden kurtutabilecek insan yok :)
O yuzden durumu kabul ettim, Izmirde olunca onume geleni yiyorum.
Afiyet olsun :)

20 Haziran 2012 Çarşamba

Izmir gunlerinin ardindan...


Iste bitti bile. 
Gittim, gordum, konustum, guldum, bir dahaki gelisime kadar kendinize cok iyi bakin diyerek Hollandama geri dondum. 
Calistigim zamanlar, girdigim toplantilar, geceleri bile cevapladigim hatta ruyalarima bile giren mailer silindi gitti bile aklimdan.
 Ben yine kisa zamanda kendimce mutlu oldum, annem ve babam sagolsun benim icin herseyi yaptiklarindan olabildigince dinlendim, bu yazinin sonunda sakli bir surprizle baya keyiflendim ve bir yolculugun daha sonuna geldim…


Bu sefer, annem ve babamla beraber Cesmedeydik cogu zaman. 
Bir Ozan bir de abim eksikti. 
Onun disinda hersey tastamam yerindeydi. 
Ve anladim ki Cesme Haziran’da bir baska guzel bir baska etkileyici. 
Temmuzda, Agustosta insani bunaltan yogunlugun yerine bir sukunet, bir huzur hakim sanki hayata. 
Yollar sakin, sokaklar sakin, deniz sakin, hayat sakin. 
Ben o sakinligi cok sevdim…


Deniz kenarinda kucuk bir balikci kesfetmis annemler. 
Hele disarida oturursaniz denizin dalgalari ayaklariniza dogru yavas yavas vuruyor yemek yerken. 
Bir kac hafta sonra yer bulunmaz heralde orada. 
Simdi ise cok sakin. 
Ben o sakinligi de cok sevdim…

babamin eseri :)
Ildir tarafindaki gozlemecileri severiz biz ailecek. 
Firsat olunca atlar kacariz oralara. 
Gozlemeler, ayranlar bir yana bizi oraya ceken her zaman bu manzara. 
Tahta masali koy kahvelerinin her masasindan ayri bir guzel gorunur bu manzara. 
Orada cekilen dizi nedeniyle populeritesi artti bizim guzel köyün. 
Ama iste Haziran ya orasi da sakin. 
Ben o sakinligi de cok sevdim…


Ilicaya gittik bir aksam annem ve babamla. 
Once benim cok sevdigim Kumrucu Sevki’ye ugradik, oradan biraz carsiya. 
Arabaya hic beklemeden park yeri bularak, istedigimiz yerde istedigimiz kadar durarak ah bir de yolda kimselere carpmadan yuruyebilerek cok guzel sakin bir aksam gecirdik. 
Ben o sakinligi de cok sevdim…


Simdi dusununce gunler hele hele calismadigim haftasonu gunleri su gibi akti gecti aslinda… 
Kahvaltilar babamin her sabah usenmeden aldigi sicacik ekmeklerle, simitlerle lezzetlendi. 
Kahvalti sonrasinda gazeteler bir bir hatmedildi. 
Gun icinde cay, kahve keyifleri komsularla sohbetlerle suslendi. 
Hemen hemen her gun baska bir evden gelen kekler, kurabiyeler Gulcinin midesinde yerini buldu.
Izmirden, bir geceligine de olsa beni gormeye gelen kuzenlerim, yazlikta kislikta sohbetleriyle beni cok mutlu eden arkadaslarimla tatil keyiflendi. 
Ve her gun annem ve babam evin icinde disinda illa yapacak bir is bulurken (sasiyorum yaraticiliklarina) aa ne de cabuk aksam oldu diyerek gun bitti… 
Kisacik tatil de, bu kadar calismaya tatil denirse, bitti…


Ama bu yazi burada bitmedi! 
Cunku bu gezinin en buyuk surprizini yazmanin vakti geldi:  
Ve hic beklenmeyen bu bulusma hakikaten yuzumu guldurduJ 

Evren benim cok uzun yillar oncesinden, cok guzel yillari paylastigim bir arkadasim. 
Yillar hepimizi dunyanin baska yerlerine savurdu ve neredeyse 5 yildir hic gorusmedik. Her yaz bir sekilde hepimiz cesmedeydik ama bir turlu ayni donemde cesmede olmayi beceremedik. 
Bu yil ben aniden Izmir’e gitmeye karar verince, Evrenler de orada olunca tamam gun bugundur dedik
Evren bir de  surpriz hazirlamis bana. 
Surprizin basrol oyunculari da Yeliz ve Arca J 
Tahmin edin ne kadar guldum, ne kadar eglendim J 

Bu blog arkadasligi oyle degisik bir sey ki… 
Evrenle guzel muhabbetimizi bir yana koyuyorum. 
Bizim Evrenle oyle cok ortak arkadasimiz, hatiramiz var ki bir ogleden sonra degil gunlerce surebilir o muhabbet ve yine de bize keyif verir eminim. 
Ama Yelizle yeni tanismamiza ragmen, hic yabancilik cekmeden, sanki yillardir birbirimizi taniyormuscasina yaptigimiz sicacik sohbet bana "Iyi ki baslamisim blog yazmaya" dedirtti yeniden. 
Dusunuyorum da onca yil ayni sehirde yasamisiz keske daha once tanissaymisiz J 
Eminim biz oyle de Yelizle birlikte zaman gecirmek isteyen arkadaslar olurmusuz 

Laf aramizda anneleri bir yana birakiyorum, YavruSu ve Arcanin benim gibi uzaktan uzaga hayranlari bu sozlerim size: 
Cok dogru yoldayiz! 
Bir icim su bunlar vallaha J

Simdi sadece 4 gunlugune Hollandadayim. 
Sonra kuzenimin dugununu kacirmama sebep olan toplanti icin dusuyorum yine yollara… 
O zamana kadar da  aklimda Cesme gunlerinin guzel anilari bir sure daha gulumseyecegim galiba J
ve en onemlisi...
cok tesekkurler annecim ve babacim...
bu kisacik ara sayenizde cok iyi geldi bana...


18 Haziran 2012 Pazartesi

Test sorusu :)

Bu siralar sinav donemiymis ya 
(kolay gelsin o cocuklara bunca sinavla!) 
ben de bir test sorusu ile karsinizdayim. 
Hadi bilin bakalim :)

Bir site dolusu tatilci arasinda, Hollanda'dan gelen kisi nasil farkedilebilir?


a) Cikan hafif (!) ruzgarda herkes ustune hirkalar alip oturmusken ip askili bluzlarla oh ne guzel hava diye gulumseyerek oturmaktadir

b) Yok canim daha deniz havasi gelmedi, temmuz bile(!) olmadi diyenlerin saskin bakislari arasinda buldugu her firsatta deniz cantasini aldigi gibi yollara dusmektedir

c) Surekli konustugundan ya da mutemadiyen onune konan yemekleri yemek zorunda(!) oldugundan agiz cevresindeki kaslar hic durmadan calismaktadir.

d) Hepsi :)



17 Haziran 2012 Pazar

Babalar gunu...

ben bu yil babama hediye olarak kendimi getirdim.
dedi ki bana 
en guzel hediye abim ve benmisim.
Biz bu yil, yillar sonra ilk kez, babalar gununu yanyana kutluyoruz....


o yuzden can-i gonulden...
babalar gunu kutlu olsun!
kanadi kirik olanlarin da umarim akillarindaki, yureklerindeki guzel anilar onlar icin mutluluk olsun...

15 Haziran 2012 Cuma

Kacak 2

Evet isler cok yogun...
Evet haftaya pazar is icin baya uzun bir yolculuga cikmam gerekiyor; yani yine yollarda olacagim...
Evet bu ara cok seyahat ettim, ve ayni anda cok da calistigim icin yoruldum.... 
Ama yine de, herseye ragmen, cok kisa bir sureligine de olsa Izmir'e kacmaktan kendimi alikoyamadim.
Evet biraz zamansiz oldu biliyorum ama kendimi durduramadim.

Aslinda ay sonunda kuzenimin dugunu var.
Guya onun icin gelip bir de guzel tatil yapacaktim
Aama is seyahatleri nedeniyle butun planlarim degisti. 
Ustune ustluk dugunu de kaciracagim :(
O yuzden ben de kisa da olsa atladim geldim.

Tam anlamiyla bir tatil degil benimkisi bu yogunlukta elbette.
Bir yandan calisiyorum bugun.
Bir yandan ailemi, arkadaslarimi goruyorum
Bir yandan biraz dinlenmeye calisiyorum.
Yani baya yogunum :)
Gunde dort bes saati toplantilarda gecirmek dinlenmekse ben bu hafta sonu dinlenecegim :)
Hafta basi da havasi harika, havasi bir icim su, havasi insanin icinde cicekler actiran Hollandama geri donecegim :)
Ah ah havasiyla ironi bile yapilamayan Hollandam benim :)

An itibariyle sicak cok sicak Izmirdeyim...
Ve hepimize sicacik bir hafta sonu dilerim :)
Buralarda narlar cicek acmis biliyor musunuz? 
Ben onlara bakip bakip seviniyorum :)


12 Haziran 2012 Salı

Ic dokme...

Gunaydin,
Cok zor uyandigim hatta sanirim beynimin icinde hala uyanamadigim bir gunun sabahinda mailller beni, isler kendime gelmemi beklerken ben bugun sadece blog yazmak istiyorum. 
Oyle bir gun olsun ki...
Yazayim, okuyayim, elime bir cay alip, disaridan gelen yagmur sesine kulak kesileyim. 
Gozlerimi gokyuzune dikip uzun uzun yagmuru seyredeyim.
Yagmur damlalari vursun cama ben damlalarin camdan asagiya kayisini sukunetle izleyeyim. 
Her damlanin nasil olup da camda kendine farkli bir yol cizdigine, yillardir bunu izlemezmis gibi sasirayim. 
Hatta biraz da muzik dinleyeyim. 
Bir parcayi dinlerken baskasi geliversin aklima, heyecanla onu arayayim, bulup kucuk sevincler yasayayim... 
Oyle bir gun olsun ki...
Sakin, sessiz, dingin, hareketsiz...
Oyle iste... 
Olacak, o da olacak da bugun degil...
cok hem de cok yakinda olacak ama...
demedi deme :) 
Simdilik biraz sabir daha...

Bak yine ayni sey oldu.
Yazinca, paylasinca, icimi dokunce bir rahatliyorum, seviniyorum, hatta enerjik bile oluyorum.
Simdi itiraf etmek gerekirse
enerji kismi kahveyle alakali olabilir :)
Eskiden hic kahve icmezdim ben biliyor musun?
Onunla ilgili hikayeleri baska bir zaman anlatirim ama bu ara boyle biraz kahvede lazim bana. 
Gecen gun Oxford'ta soyle bir magnet gordum:


Diyor ki:
Kahve ic
Aptalca seyleri daha hizli ve daha cok enerjiyle yap...

Dogru vallahi dogru :)
Test ettim onayladim!
Dun sanirim biraz dozu kacmis kahvenin baya aptalca seyleri baya enerjik yaptim ben mesela :)
En iyisi bugun onlari bir gozden gecireyim :)

Ben aslinda kahveden olabildigince uzak durmak istiyorum.
Neden bilmiyorum aslinda bu takintim ama bir nevi ilac gibi benim icin kendisi.
Ne kadar az icersem o kadar seviniyorum bir sekilde :)
Hala anneannemin cocuklar kahve icmez kararirsin sozune takili kaldiysam kendime sunu soylemek isterim ki artik hakikaten cocuk degilim:) 
Bir de  bu yastan sonra daha da kararma ihtimalim baya dusuktur sanirim:)
Ozan da bir makale okumus gecenlerde, diyormus ki kahve icmek yerine sinav cekin ayni enerji seviyesine ulasirsiniz. 
Oldu :)
Evet ulasiriz da kahve icerken bir keyif, sinav cekerken bin eziyet onu ne yapacagiz?
Bir de bir an kendimi ofis haliyle, ofisin ortasinda sinav cekerken dusundum de :)
Yok olmadi!
Bana da bak sanki spor kiyafetleriyle, spor salonunda harika sinav cekiyorum ya 
bir sorun ofiste olmam :)
Yok yok bana sinavdan hayir yok.
Iyisi mi ben kahvemi bitirip isime doneyim.
Sana da sabah sabah beni dinledigin icin tesekkur ederim :)

11 Haziran 2012 Pazartesi

Gulcin Ingiltere'den bildiriyor... Cotswolds


Bir gun yolunuz Oxford taraflarina duserse 
ugramadan donmeyin bence. 
Biz ba-yil-dik!

Ozan’in bir sure icin Oxford'a gidecegi belli olunca soyle ustunkoru bakmistik oralarda ne yapilir diye. Nereye baksak Cotswold turu yapin diyordu. Ustune bir de yillardir gormedigim bir arkadasimla Oxford’ta karsilastigimizda (evet hayat guzel tesaduflerle doluJ) o da bize mutlaka Cotswold turuna gidin diye onerince tamam dedik Ozanla bu tur yapilmali.

Rafadan Kafadan’i aldatmis sayilmamak umuduyla kucuk bir araba kiraladik kendimize. Benim icin hava hos da ters trafikte araba kullanacak Ozan buna nasil cesaret etti bilmiyorum. Iyi de idare etti hani. Ee ne de olsa kucuk hanimin soforu J (babam duymasin! cok kiziyor ben Ozan’a boyle diyince J)

Ciktik yola... Actik muzigimizi, basladik yollarda dolanmaya... Cotswold kocaman bir bolge. Icinde irili ufakli pek cok koy ve kasaba var. Hani hepsini gezmeye kalksa insan haftalarini alabilir bu gezi. Gerci vakit olsa ne de keyifli olur o gezi. Bizim haftalarimiz yoktu elbette. O yuzden, biz turist ofisinin yaptigi tur rotasini biraz degistirerek takip ettik. Evet evet kopya cektik J 


Cotswold bolgesi haritalarda bile “olaganustu doga guzellikleri tasir” diye isaretlenmis. Daha bolgeye girere girmez karsilastigimiz goruntulerle haksiz degillermis hakikaten olaganustu burasi dedik durduk.  Hemen hemen gectigimiz her yol koyunlarla doluydu. Onlarca koyun yemyesil cayirlara yayilmis. Tahminimce Ingiltere halkinin et ihtiyacinin buyuk bir cogunlugu buradan karsilaniyor olabilir. Ama emin de degilim. Hollanda'da mesela koyun eti cok tercih edilen bir et degil. O yuzden koyunlar genelde yunleri icin besleniyor. Boyle tiknaz kocaman yunlu inanilmaz sirin hayvanlar var Hollanda'da. Buradakileri de onlara benzettim. Bunlar da yunleri icin mi besleniyor acaba?


Koyunlarin otladigi yemyesil alanlara kocaman gelincik tarlalari, papatya tarlalari ve daha ismini bilmedigim nice guzel cicek tarlalari eslik ediyordu. Gecilen yollar boyle ciceklerle bezenmis olunca da arabanin camlarini acinca iceri dolan mis gibi cicek kokusu yolculuga esliklik etti, ve bu bence cok guzel oldu. Melange soyle bir yazi yazmisti bir zaman. Diyordu ki; bazi yolculuklarda gidilen, varilan yer degil yolun kendisi keyiftir. Ne guzel bir yaziydi... Iste tam da oyle hissettik Cotswold’ta. Gidilen yerler guzel evet. Hatta cok guzeller. Ama yollar... Esas guzel olan yollar bence. O yuzden belki de bizim yolcugumuzda da yollar en cok aklimizda kalan oldu...


Cotswolda’a dair birseyler yazarken cottagelardan bahsetmemek olmaz sanirim. Cottage yani bu sari tasli, muhtesem bahceli evler bu bolgenin en fazla fotograflanan guzellikleri arasinda. Yanyana dizilmis bu sari tasli evler, muhtesem dogaya ev sahiplerinin emekleri ile renklenmis bahceleriyle eslik edip Costwold'un guzel kasabalarini olusturuyorlar ve her yil binlerce turisti buraya cekiyorlar. Yani dusunursek evet doga harika! Ama burada gorulmeye gelinen seyler dogaya sahane bir bicimde uyum saglamis evler de aslinda





Benim Cotswold’da en sevdigim seylerden biri her cottagein bir isminin olmasi oldu. Minnacik arabalarini bile Rafadan Kafadan diye cagiran bir cift olarak bizim bunu sevmemiz dusunulemezdi aslinda J Hakikaten oyle cok severim ki evlere isim verilmesini. Onlar da sanki isimleriyle kisilik kazaniyor boyle olunca. Falancanin evi degiller yani bir bir isimleri var burada. 
Mesela bu 
Hill View Cottage 

bu da
Palmrose Cottage

Tanistigimiza memnun oldum J

Gidecek olanlar icin bilmek isterseniz elbette, biz soyle bir rota izledik o gun:


Gittigimiz yerlerin hepsini ayni derecede begendik mi? 
Hayir. 
En cok sevdikleriniz hangisi derseniz... 
cevabim: 
Burford... 
Ozlellikle burada Huffkins diye bir kafe var, ev yapimi ekmeklerin taze tereyagi ile sunuldugu cok guzel bir yer. Kesinlikle tavsiye ederiz.


Bourton on the water
Suyun kenarina kurulmus sirin mi sirin bir kasaba. 
Minicik, cok sevimli...


Upper Slaughter 
Haritada oyle minnacik gorunen ama gezmeye doyum olmayan bir kasaba.


ve 
Lower Slaughter
Upper Slaughterdan akan dere burada bir degirmenle bulusuyor. 
Ve degirmenin basinda minik bir lokanta bir de rengarenk cok guzel bir dukkan. 
Yemekler ahim sahim degil ama manzara sahane.
Bence bu rotada bir cay icmelik cok guzel bir mola...


Hemen bu sirin evin kosesini donunce degirmen :)
ve bu da degirmenin yanindaki bence cok sirin dukkan :)


Cok sevmediklerimiz, hani buraya kadar gelinmese de olurmus ya da bir daha olursa buralara gelmeyiz dediklerimiz ise
Stow on the Wold 
ve 
Broadway 
Neyseki bu sahane eski arabalar vardi da orada onlari izleyerek cok degisik bir aksamustu gecirdik.


Yani belki de bu kadar genis bir daire cizilmeyip ilk ugranan kasabalarda daha uzun vakit de gecirilebilir. 


Ne uzun yazdim yine. 
Ama oyle sevdim ki oralari. 
Dogayi seviyorsaniz, boyle kucuk kasabalari gezmekten mutlu oluyorsaniz Cotswold sizi hayal kirikligina ugratmayacak bir yer.
Giderseniz eger, 
bizim icin de cicek kokulari icinde derin bir nefes alin olur mu? :)

8 Haziran 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Surprizli :)


Bir Oxford gununde, 
hava yagmura donmusken 
ve 
biz israrla botanik bahcesini gezmeye calisirken 
cikti bu guzel agac ve cicekleri karsimiza

Narin, zarif, renkli...
hava nasil olursa olsun sen umutlu ol diyor sanki...
bir de en onemlisi bence cok surprizli :)
bizim de haftasonlarimiz oyle renkli, umutlu olsun iyi mi?


7 Haziran 2012 Perşembe

Mail imzalari

Bu ara, deli gibi calisiyorum vakit kalirsa da gezmeye ugrasiyorum bir de kendimi oyle yoruyorum :)
Dolayisiyla ya gezi yazisi yaziyorum ya da yazarken bile is hayatina gomulup kaliyorum. Aslinda gezi yazisi yazacaktim ama fotograf sececek duzenleyecek vaktim olmadi. 
Hay bin kunduz! 
Neyse ne yapalim idare ediverin beni bu aralar boyle olsun :)


Gun boyu is yerinde onlarca mail geliyor gidiyor. Bazi mailer dikkatimi digerlerinden daha fazla cekiyor. Niye mi? Cunku maillerdeki imzalar mailin iceriginden uzun oluyor. Bakiyorum bu kadar uzun imzada neler yaziyordur diye; yok ne yapsam cogunu aklim almiyor :)

Isim - soyad - telefon numaralarina diyecek sozum yok. Aslinda var cunku sirket maillerinde gonderenin ismine cift tiklarsan telefonu cikiyor zaten. Orayi guncel tutsak olmaz mi? Bence olur. Ama tamam onlara sozum yok ise yariyor :)

Ya adrese ne demeli? Sirket disindan birine mail gonderirken adres yazmayi anladim diyelim, ki aslinda onu bile anlamiyorum. Her gun mektup mu gonderiyor insanlar bize? Ne yapacaklar ofisin adresini ki? Tamam belki sirket icinde bizi bulmalari icin iyi olabilir diyelim masa numarasi falan yazilirsa ama bakiyorum maillere posta kodundan postbox adresine kadar her sey var. Gorunce adresleri cok mektup falan gonderesim geliyor, bir gun tutamayacagim kendimi diye korkuyorum vallaha :)

Ama bence bu imzalarda en ilginc seylerden biri faks numarasi. Vallahi yazan var. Tamam eskiden faks kullaniliyormus hala bazi isler icin kullaniliyor olabilir ama benim mail aldigim insanlara faks gelmesi mumkun degil. Ancak sabah programlarina giden kiyafetin coook guzel faksi gonderilebilir bizim sirkette. Cunku her maili bin kere kilitleyerek yolluyoruz. E maile bunca guvenlik onlemi aliniyorken ofisin neresinde oldugu bile belli olmayan faksa bir sey gonderen olur mu acaba? 

Bir de departman ismlerini cok seviyorum. Departman ismi bakanlik isimlerinden uzun olanlar var ki bazi yazdiklari departmanlarin biraksalar dunyayi kurtaracaklari bile dusunulebilir, o kadar havalilar. Bu departman isimlerini yaratanlarin yaraticiligini takdir ediyorum hakikaten. Ama en cok bu uzun imzalari yaratma sabrini gosterenleri takdir ediyorum. Mesela bu benim asla sabir gosterecegim bir konu degil dolayisiyla benim maillerim sirket icindeyse sadece ismimle suslenerek ulasiyorlar gidecekleri yere. Ha diyelim baska bir sirkete mail atmam gerekti ismime bir de telefonum ekleniyor o kadar. Gerisi lazim olursa sorarlar heralde :)
  
Mail imzalari konusundaki sinirsiz ve gereksiz soylenmelerimi bitirmeden bugun bunlari yazmama sebep olan animasyonlu mail imzasina ve o imzayi hazirlayacak vakti ve sabri olan is arkadasima saygilarimi gondermek istiyorum: maili bir actim asagida bir animasyon, imzanin her bir satiri yavas yavas asagida beliriyor. Bir sonra ne gelecek, acaba bu ne zaman bitecek diye bakmaktan maili okuyamadim bile :) 

Tamam yeterince soylendim rahatladim ben artik isime geri donuyorum :)

Sevgiler
Gulcince Gulcin
Bloggger

havali oldu bence :)

1 Haziran 2012 Cuma

Cigrindan cikmis is hayati

Gercekten bu aralar islerin cigrindan ciktigini dusunuyorum
fazla soze gerek yok aslinda
iste tam da bu halde calisiyorum son zamanlarda


kos.. kos.. kos...
konus... konus... konus...
calis... calis... calis...

bu bir sikayet yazisi mi?
yok degil gercekten
ama sadece halimi paylasayim istedim
bir de hani eskisi gibi blog okuyamiyorum, yorum yapamiyorum ya
iste bu yuzden demek istedim
yakinda cok yakinda duzelecek ama
yani umuyorum :)
ve ben de eski duzenime geri donecegim
yani umuyorum :)
hatta arada biraz dinlenme firsati da bulacagim
yani umuyorum :)
ozellikle bu dinlenmeye cok ihtiyacim var!

Madem yogunsun her gun niye yazip duruyorsun da diyebilirsiniz tabi zira bu ara baya yazmisim
ama bir de yazmazsam patlayabilirim! 
gercekten!
bir de aksamlari yalnizim ya o zaman yaziyorum :)
yani yazamamaktan degil de okuyamamaktan yana muzdaribim :)
ben yine ise donuyorum ve okuyamadigim canim bloglarimi size emanet ediyorum :)


Bir de cok guzel bir haftasonu olsun diyorum :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails