30 Haziran 2011 Perşembe

Sut Kardesler

Yine misafirli yani bol eglenceli gunler yasiyoruz. Dun gecenin bir vakti aklimiza nereden geldiyse geldi; saate falan aldirmadan eski ama cok guzel bir film izledik: Sut Kardesler...
Afis IMDB
- Seni hic sevmiyorum sut oglaannnnn. Babani da hic sevmezdim zaten sut oglannnn
- Bir emirerinin yeri kumandaninin yanidir. Aferin emirerim Ramazan
- Gulyabani....
- Fes basima fes basima puskulu ben olayimmmm...
Daha neler neler....

Belki biz normal degiliz (ki bu olasilik yuksek) ama hepimiz ayni filmi daha once defalarca izlemis olsak da cok gulduk :) Film bitti keyfi bitmedi. Soyle bir dolastik internette. Filmden yola cikip nerelere nerelere gittik, karsimiza cikanlarin ustune ne de guzel sohbetler ettik:

à  Sut Kardesler Huseyin Rahmi Gurpinar'in Gulyabani isimli romanindan uyarlanmis.

à  Filim yonetmenligini elbette Ertem Egilmez yapiyor ama senaryosunu Sadik Sendil yazmis.

à  Ben "Sanki Sadik Sendil bir sarkinin soz yazariydi" diye soylenirken bana gulenlere inat evet kendisi benim hep bayildigim Senede Bir Gun sarkisinin soz yazariymis :)
Zeki Muren o parcayi ne de guzel soylemis:


Bu filmlere gulerek buyuyen, boyle parcalari hayatima dair bir seyleri hatirlayarak dinleyebilen bir kusagin icinde oldugum icin cok mutluyum. 

Sadece Sut Kardesleri bile dusunsem:
Sade ve guzel. 
Eglence Adile Nasit'in gozlerini acip kahkahayi patlativermesinde sakli. 
Eglence Sener Sen'in yuzundeki her mimigin ayri bir sey anlatmasinda sakli. 
Eglence Kemal Sunal'in omuzlarini sallaya sallaya oyle naif oyle guzel oynayivermesinde sakli. 
Eglence Aysen Gruda'nin capkin goz suzmelerinde sakli.
Efekt yok, harika cekimler yok, surpriz sonlar yok belki.
Ama keyif hicbir suslemeye gerek kalmadan oyunculuklariyla filmleri alip goturebilenleri izlemekte sakli.
O yuzden hele bugunlerde eski turk filmlerine dalmanin Gulcin icin tam vakti :)

29 Haziran 2011 Çarşamba

Stres yonetimi

Soz konusu sorumlu oldugum projelerle ilgili problemler oldugunda stres yonetimi konusunda engel tanimayan ben isin ucu benim hayatimi direk etkileyen konulara dayandiginda tam bir beceriksiz oluyorum. Kararlarimi sorgulayamiyorum, dogrulari yanlislari  ayirt edemiyorum hatta kendi yarattigim gerceklere (?) saplanip kalip esas kosullari goremez hale geliyorum. Yani hayatimi etkileyecek kararlar alma konusunda basarisiz ve beceriksiz bir insanim. 

Bunu defalarca tecrube ettim ve her seferinde agir darbeler alip ciktim karar verme mucadelemden. Yoruldum, orselendim, yaralandim ve kirildim. O yuzden karar vermek zorunda olmayi HIC ama hic sevmiyorum. 

Teoride saglam olmaya yakinim. Buyuk kararlarin arifesinde yapilacaklari aklimda az cok siralayabiliyorum sanki:
          - Varolan durumda nelerden hosnutsuz oldugunu belirle
          - Yeni durumun sana getirecegi artilari belirle
          - Yeni durumun sana getirecegi eksileri belirle
          - Arti ve eksileri ayri kefelere koy degerlendir
         - Sadece bu yeni duruma odaklan. hayatinda memnun olmadigin baska seylere ait negatif ya da pozitif hic bir etkinin bu karari etkilemesine izin verme
          - Karara dair problemlerin varsa siraya koy ve birer birer coz. Hepsini birden cozmeye kalkisma
bla bla bla

Peki ya pratikte bunlari uygulayabiliyor muyum? Tabi ki hayir! 

Tum bu siraladiklarimi sakin sakin yapacagim ve saglikli bir karar verme sureci yasayacagim diye yola cikan ben, karar verme anlarinda tum mantigimi bir kenara birakip tam bir beceriksize donusuyorum. Hayatimda bugune kadar cozemedigim ne varsa ortaya dokuyor onlarla uzaktan yakindan alakasi olmayan bu kararin onlari da cozmesini bekliyorum.

Cozemiyor elbet. Ben de ama su da var bu da var diye debelenip durup vermem gereken karari veremiyorum. Oyle huysuz bir insan olup kendime de etrafima da hayati zehir ediyorum. Saka degil gerecketen bunu yapiyorum. Iste bu yuzden ben karar vermek zorunda olmayi HIC ama hic sevmiyorum.

Yine geldim bir noktaya. Su anda soyleyemesem de duyuldugunda kulaga cok guzel gelen bir firsat var karsimda. Cok sukur! Bunu kazanabildigim icin elbette cok mutluyum. Ama o firsata giden yol su andaki duzenimizi yine bozmaktan geciyor aslinda. Iste bu yuzden cok mutsuzum. Yenilikler zor biliyorum. Ama bir yandan da guzeller onu da biliyorum. Iste o yuzden elimin tersiyle itemiyorum bu firsati. Ama.. ama.. ama....

Iste yine basliyor. Karar vermeye calisiyorum, beceremiyorum ve bu halden nefret ediyorum... Bu sefer daha once yasadigim seyleri yasamadan karar vermeyi basarmak istiyorum ve hissediyorum yapabilirim aslinda yeter ki yine yarattigim girdaplarda kaybolmayayim.

Sanirim sadece bizim icin en hayirli olan olsun diye dilemek istiyorum...
Siz de aynisini benim icin diler misiniz?

24 Haziran 2011 Cuma

Uykuya dalarken

Anneannem ve babaannem bize geldiklerinde benim odamdaki ek yatakta yanimda yatarlardi. Ikisinin de camasirlarini tasidiklari bir canta olurdu yanlarinda. Ikisinin de camasirlari mis gibi kokardi. Ikisinin de kumas mendilleri olurdu cantalarinda bir de beyaz bas ortuleri ve tesbihleri. Ikisi de sabah erkenden uyanip kahvaltidan once icilecek ilaclarini cikarirlardi cantadaki torbalardan. Ben sabah torba sesine uyanirdim bazen
     
                -  gunaydin anneannecim/babaannecim
                -  uyandirdim mi kizim
                -  yok ben kendim uyandim anneanne/babaanne....
                -  erken daha hadi uyu... uyu...

Ilaclari ictikten sonra ikisi de namaz kilar dua okurlardi bir sure. Fisiltilar gelirdi kulagima. Ben o fisiltilari cok sever ve o fisiltilarla uykuya dalar giderdim. Bazen de uyumaz izlerdim onlari. Ikisi de sabah namazindan sonra uyumazlarsa kahvaltiya kadar tesbih cekerlerdi. Ikinci kez uyandigimda o tesbih cekme miriltilari gelirdi kulagima. Ben o miriltilari da cok severdim. Bazen o miriltilarla da uykuya dalar giderdim.

Sonra uyanirdik; anneanne ile babaanne ile oynasma koklasma baslardi. Evde kikirdamalar duyulurdu cogu zaman; eglenirdik. Anneannemin gormedigi zamanlar oldu. Uzun zamanlar. Zor zamanlar. O zaman bazi sabahlar kalkinca usulca yanasip yanina opuverirdim onu.
     -  gulcinim uyanmis...
Bazen abim de gelirdi odaya usulca. Sariliverirdi anneanneme
     - gulcinim degilmis oglum gelmis....
Gun baslardi. Yemek yapardik. Kahve icerdik. Konusurduk. Hafta ici ise, yalniz kalirlardi evde. Ikisi de sevmezdi evde yalniz kalmayi ikisi de sıkılırdı. Sonra aksam biz gelirdik, hepbirlikte neseli olurduk. Ikisi de cok geçe kalmadan yatarlardi. Eger ben de yattiysam onlarla ayni saatte ikisi de bana bazen uykuya dalarken su tekerlemeyi soyletirlerdi:
Yattim A.l.l.a.him kaldir beni
Rahmetine daldir beni
Yattim sagima dondum soluma
Melekler sahit olsun dinime imanima....
               
               -   sagima yatip soluma donmek zorunda miyim anneanne/babaanne?
               -   hayir kizim
               -  o zaman yattim soluma dondum sagima diyecegim…
               - olur oyle de bakalim... hadi uyu... iyi geceler...

Ben uykuya dalarken kulagima son gelen sesler yine bu tekerlemeyi tekrar ediyor olurdu... Uykum huzurlu, uykum dingin, ruyalarimsa guzel olurdu...
Nedense dun aklima geldi. Farkettim ki artik soluma donup yatiyorum cogu zaman…
Ne kadar zaman gecse de arada hala ozluyor insan…

22 Haziran 2011 Çarşamba

Yurt disinda yasayarak ogren(eme)diklerim (3)

T.u.rkiye'den buralara gelmis vatandaslarimizin yaz aylarinda T.urkiye'ye rahat rahat(!) araba ile gidip donmek,  
T.u.rkiyede rahat rahat araba ile gezmek ve elbette 
memlekette araba sefasi surmek icin 
tatil oncesinde satin aldiklari luks, super luks, ultra luks 
ancak kilometresi cok yuksek 
ikinci, ucuncu el arabalara
I.z.in Arabasi denir.


Yani deniyormus. ve Gulcin yillar sonra "i.z.in arabasi" seklinde arama yapinca 750nin ustunde sonuc cikaran bu unlu g.u.rbetci konseptini yeni ogreniyormus :) Bu arabalar surekli Turkiye'ye gidip gelmek icin kullanilip yiprandiklarindan, kilometreleri cok yuksek oldugundan ve vergileri/masraflari cok yuksek oldugundan alis fiyatlari benzerlerine gore cok uygun olsa da tatil sonrasi onlari kimse elinde tutmak istemiyormus. Dolayisiyla bir tatillik luks arac olarak kullanilip gelecek nesillere devrediliyorlarmis. 


Gulcinler de izin arabasi konseptiyle asagi yukari soyle tanismis :)

          - Nasil bir araba bakiyorsunuz? I.z.in arabasi mi?
          - Araba iste
          - I.z.in arabasi mi?
          - Yani izinlerimizde de kullaniriz, gezicez
          - Hmm anladim siz i.z.in arabasi bakmiyorsunuz oyle dolanmaya araba bakiyorsunuz.
          - Evet dolanicaz da i.z.in arabasi nedir?
          - Turkiyeye gidiyorsun iste....
          - Yani?
          - Luks, genis, konforlu, bir yazlik
          - Anlamadim
          - Aliyorsun, gidiyorsun, dolasiyorsun, donunce satiyorsun. Cok yol yapmis araba elde tutulmaz
          - Sonra ne oluyor?
          - Baskasi aliyor gidiyor dolasiyor donunce satiyor
          - Hmm devre mulk gibi
          - Neyse siz oyle normal araba bakiyorsunuz yani

Biz oyle normal siradan bir araba bakiyoruz da hala bilet almadigimiz dusunulurse yakinda i.z.in arabasi bakmaya baslayabiliriz. I.z.in arabasinin genis ve luks olani makbulmus elbet. Hic durmadan kullanilirsa 2 gun icinde memlekete gitmek mumkunmus. Gidis donus bin euro civarinda masrafi oluyormus. Ucak bilet fiyatlarini dusununce mantikli vallaha :) Alicaz, gidicez, dolasicaz, donunce saticaz. Var mi katilan :)

19 Haziran 2011 Pazar

Babalar gunun kutlu olsun

Kiz cocuklari babasina duskun olur derler. 
Hele bir yasa kadar kesinlikle evet! 
O yuzdendir belki ben cocukken sokakta yere dusunce baba baba diye aglardim. 
Aklimda baba kiz anlarimizin belki de en eskisi; her banyodan sonra saclarimi sabirla yavas yavas tarayan babam.
Sevgisini gostermekten cekinmeyen bizi kucagindan indirmeyen babam.
Koca cocuk oldugunda bile abimle bogusup sakalasmaktan vazgecmeyip kaburgasini catlatsa da ya aslinda soyle oldu diye bahaneler uretip iyilesir iyilesmez bogusmalara devam eden babam.
Iyi ki varsin babam...

Aslinda babalar gununde benim babama hediye vermem gerekirdi ama o bugun telefonda bana hediyelerin en guzellerinden birini verdi. Insallah daha nice yillar saglikla bugunleri beraber yasayabilmemiz icin attigi adimlari soyleyip beni/bizi cok mutlu etti.

Babalar gunun kutlu olsun babacim, iyi ki varsin. 
Seninle birlikte tum babalarin babalar gunu kutlu olsun.
Yuzun hep bu resimdeki gibi bize bakarken gulsun!
Bu resimdeki tukenmez kalem izleri hangimize ait acaba? 
Bence abim bunu yapan abime gore tabi ki kesin ben!
************
Bugunu babasina sarilarak, onun sesini duyarak  yasayamayanlarin sabir yaninda olsun....
Bir tarafin kirik olmasi ne zor biliyoruz ne yazik ki... 
Can Dundar oyle guzel yazmis ki...
http://gundem.milliyet.com.tr/babasizlar-icin-/gundem/gundemyazardetay/19.06.2011/1404037/default.htm

17 Haziran 2011 Cuma

100


Gulcince'ye yazmaya basladigimda ne kadar yazabilecegim konusunda bir fikrim yoktu. Acikcasi bunun bir onemi de yoktu :)
Basladigi seyleri cabuk birakan bir insan degilimdir genelde. O yuzden niyeyse yuz yazi yazmadan birakmayayim ben blogumu demistim kendi kendime :) 
Ozel sektor insani iste illa bir hedef koyacak kendine. Neyse ki yavas yavas duzeliyorum :)
Bir kac ay sonra o siralardaki yazma hizima bakinca da yuz yaziyi uc yilda anca yazarim o yuzden istersem yuz yazi olmadan da giderim ben blogum diye Gulcinceyle sessiz bir anlasma da yapmistim. 
Evet tek tarafliydi biraz ama olsun anlasmistik :) 

Iste bugun o gun; blogumun yuzuncu yazisini yaziyorum
Bu yazi bir sey anlatmayacak, bu yazi sadece altmiss.... yetmis... seksennnn.... doksannnn.... yuuzzz diye Gulcince bir sevinc yasayacak :)
Soyle bir geriye bakayim dedim :)


Altmissss
Ne tesaduf ki yazildiginda bloga koyulmamis olsa da ilk yazdiklarimdan
.


Yetmisss
Ne mutlu ki sevincime uygun neseli Gulcin yazilarindan. 
Ustelik cok sevdigim bir siirle beraber:

beni bu guzel havalar mahvetti,
boyle havada istifa ettim 
evkaftaki memuriyetimden.
tutune boyle havada alistim,
boyle havada asik oldum;
eve ekmekle tuz goturmeyi
boyle havalarda unuttum;
siir yazma hastaligim
hep boyle havalarda nuksetti;
beni bu guzel havalar mahvetti.
Orhan Veli

Seksennn
Sanirim yazilarin cogu neseli :)
Yalniz bugunlerdeki havaya bakarsak havasina bakarsak 
kirmizi balik kavakta cok durmadi geri indi :)
                                               
Doksannn 
Eh bunca gezi yazsinin icinde bir tanesi denk gelecekti elbet :)

    Yuzzzz... 
    havada yuzzz :) 
    karada yuzzz :)

    Farkindayim cok, hatta hic onemli bir sey degil ama 
    o zaman dusunduklerim geldi aklima sevindim ne yapayim hor gormeyin beni :)

    Dun yazmis olmasan bu yaziyi bugunku halimle heralde bu kadar neseli bir sey hayatta yazamazdim. Bugunku halimle yazdiklarimi ise bloga koyasim bile gelmedi cunku nedense bu ofiste bugun yine yeniden karmakarisik oldum. Aman napayim yine kapatayim ustunu blogum yuzumu guldursun bari...

    Umarim guzel bir haftasonu olsun...

    16 Haziran 2011 Perşembe

    Bir zaman var...

    Dogadaki her seyin bir guzelligi var. 
    Tatilde yuzumu dusuren bulutlar, 
    gectigimiz gun bilgisayardan hassaslasan gozlerimi koruyorlardi. 
    Sevdim o gun her bulut parcasini.

    Tatilde beni uzen yagmur,
    Simdi oturdugum pencereden bana calisma istegi veriyor.
    Sevdim bugun her yagmur damlasini.

    Havanin karanligi, kasveti hic uzmuyor bugun beni.
    Anladim ki dogada her seyin guzel olacagi bir zaman var.

    Birbiri ardina dusen yagmur damlalari huzunlendirmiyor beni
    Anladim ki dogada her seyin insana keyif verecegi bir zaman var.

    Elimde taze demlenmis cayim, 
    fonda guzel bir muzik 
    ve en guzeli 
    icimde uzun zamandir benimle olmayan bir calisma istegi....

    Anladim ki bulutun da yagmurun da insani mutlu edecegi bir zaman var...

    Ben bu yaziyi yazdiktan hemen sonra duran yagmur, calismayan telefonum ve yagarcasina gelen mailler sagolun iki dakika mutlu huzurlu calisayim demistim bozmak icin bu kadar cabalamasaniz da olurdu :)

    15 Haziran 2011 Çarşamba

    Sardinya Yemekleri

    Yedigimiz ictigimiz bizim olsun gorduklerimizi anlatayim diyorum hep. Ama soz konusu Sardinya olunca bir de yemekler ustune yazi yazmak farz oldu :) Italya'nin pek cok yerinde oldugu gibi Sardinya'da da manzara insanin gozunu doyuyurken yemekler sadece midenizi degil ayni zamanda ruhunuzu da doyuruyor. Birbirinden guzel yemeklere eslik eden saraplar ogunleri bitmesini istemediginiz saatlere ceviriyor. 

    Burada kucuk bir duzeltme eklememde fayda var. Sardinya Italya'ya bagli olsa da kendi bayragi da olan ozerk bir ada. Adanin pek cok yaninda Fransiz etkisi de oldugu soyleniyor. Belki de bu yuzden adanin etrafinda Sardinya bayragi ile birlikte Italya ve Fransa bayraklarini gormek mumkun. Sardinya bayragi beyaz zemin uzerinde gozleri baglanmis dort bas ile temsil edilmis. Okuduklarimiza gore bu bayragin nereden geldigi tam olarak bilinmese de bayragin eski donemlerdeki korsanlari simgeledigi dusunuluyor. Bu bayragin, gozlerdeki bantlarin ayni kafalarin alinlarinda oldugu versiyonlari da mevcut ama biz neden farkli versiyonlari oldugunu ne yazik ki ogrenemedik.

    Italya ve Fransa'dan etkilenen bir adada lezzetli olmayan yiyecekler olmasini beklemek abesle istigal olur muhtemelen. Sardinya da ozellikle Italya'dan aldigi tatlari kendi stiliyle yorumlayarak ve kendine ozgu yemekleriyle harmanlayarak buyrun diyor yiyin yiyebildiginiz kadar :) Ne mutlu ki ayni anda denizleri de buyrun diyor yuzun yuzebildiginiz kadar. Yoksa, Sardinya gezilerini vucuda eklenen kilolar nedeniyle buruk bir gulumsemeyle hatirlamak icten bile degil :)

    Sardinya mutfaginin en unlu yemekleri deniz urunleriyle yapilan yemekler. Izgara, kizarmis ya da firinlanmis balik cesitleri restoran menulerinin buyuk bolumunu kapliyor. Biz pek cok defa tercihimizi izgara deniz urunlerinden yana kullandik ama kizarmis deniz urunleri de denedigimiz kadariyla cok lezzetli idi. Gunluk taze baliklar salatalardan pizzalara makarnalara kadar her yemege lezzet katiyor. 

    Kalamar, midye cesitleri ozellikle calms dedikleri beyaz midyeler, ahtapot, yengec, istakoz ve lufer menulerde bizim en fazla gozumuze carpan deniz urunleri oldu.  Deniz urunlu pizzalar kesinlikle denemeye deger hele kalamarli pizza denemeden donulmesin diyeceklerimizden. Izgara ya da kizarmis karisik balik tabaklari pek cok cesidi icerdiginden bizim gibi baliklar konusunda cok da deneyimli degilseniz kolayca guzel lezzetleri denemenize yardimci olabilir :)

    Biz cok tercih etmemis olsak da etler de Sardinya mutfaginin ovulen lezzetleri arasinda. En cok koyun eti yenildigi yaziyor kitaplarda ama bizim menulerde gordugumuz kadariyla geyik eti, at eti ve esek eti geleneksel Sardinya mutfaginin malzemeleri arasinda sayiliyor. Sanirim bu da neden cok et yemegi tercih etmedigimizi acikliyor olabilir :)

    Sardinya'da da ev yapimi makarnalar her restoranda menuleri susluyor. Siradan bir spagetti de olsa, ev yapimi harika raviolliler de olsa bu gezinin sonunda ben yeniden anladim ki; makarna benim damak tadima cok ama cok uyuyor :) Asagida resmi olan makarnalar ev yapimi ve Malloreddus olarak adlandirilmis. Domates sosuyla hazirlanmis olanlari gercekten sahane bizim tarafimizdan tavsiye edilir. Internetten gordugum kadariyla makarna hamurunu bambu ustunde sekillendirerek bu kucuk makarnalar yapiliyor. Lazanyadan sonra ben bu makarnayi yapayim diyorum :)

    Benim icin Sardinya ve makarna denildiginde ovguyu en cok hakeden lezzetlerden biri de raviolli. Mantar sosuyla hazirlanmis ev yapimi raviolliler benim yemekten en fazla keyif aldigim yemeklerden biri oldu. Raviollilerin peynir ya da patates ile doldurulmus olan cesitleri var. Ben peynirliyi yedim yemeye doyamadim :)

    Bizim Sardinya'da en cok yedigimiz seylerden biri de ekmek oldu! (bravo!) Daha sonra okudugumuzda anladik ki Sardinya mutfaginda ekmek cesitleri onemli bir yer tutuyor. Ekmekler genelde tam da benim sevdigim gibi beyaz unla yapilmis. (biliyorum siyah ekmek daha faydali ama beyaz ekmek de daha lezzetli ne yapayim:)) Pane Carasau diye adlandirilmis bu kitir ekmekler is bizim favorimiz oldu. Izmir'de yapilan yufka ekmeklerin iyice incesinin firinlanmis haline benzettim ben bunlari. Bazi restoranlarda tohumlarla tadlandirilmis cesitlerini de gorduk. Ozellikle dalgalarla bogusup yorulduktan sonra yemeginizin gelmesini beklerken bu guzel ekmeklerin tadina doyum olmuyor. Hele yaninda bir de zeytinyagi varsa Akdeniz lezzetleri damaginizda bir solen yaratiyor :) (bu cumleyi y.e.mekteyiz ekibine yollayayim diyorum :))

    Soguk et ve peynirler konusunda da meraklillarin Sardinya'da aradiklarini bulmasi mumkun. Marketlerde dizi dizi peynirler arasindan biz gorevlinin bize onerdigi peynirleri denedik. Ne yazik ki adlarini not etmemisim. Cogunun tadi Turkiye'de yedigimiz peynirlere yaklasiyordu ama ben yine de Izmir tulumun tadini bulamadim onlarda. Ben zaten o tadi dunyanin hicbir yerinde bulamadim :)

    Tabiki Sardinya'ya gidip pizza yemeden donmek mumkun degil. En basit pizzalar olarak tanimladiklari Margarithadan daha karmasik pizzalari deniz urunlu ya da sebzeli pizzalara kadar pizza menusunde tattigimiz hersey bizi mutlu etti. Pizzalarin ustune koyduklari malzemeler kadar hamurlari ve ustune surdukleri domates soslari harikaydi. Sanirim pizzalardaki lezzetin temeli de burada. Yuzme arasi atistirmalik, uzun bir aksam yemeginde ana yemek hatta sabah kahvaltisinda  gune merhaba hepsi icin bence tercih olarak pizza harika :)

    Tatlilar konusunda bu tatilde yeterince cesur davranmadigimizi soyleyebilirim. Deniz urunlerine oylesine kapildik gittik ki cogu zaman tatli yiyecek halimiz kalmadi. Ama elbette dondurmalar ve bazi tatlilar midemizin sinirlarini zorlamak pahasina da olsa soframizda yerini aldi :) Bizim Sardinya'da en sevdigimiz tatli ise Seadas oldu. Sicak servis edilen bu hamurlu tatli limonlu ya da portakalli olarak hazirlaniyor. Ici krem peynirle dolu bu tatlinin ustu bal ve pudra sekeri ile suslenmis. Sicak hamur peynir ve bal birlesince tahmin edebileceginiz gibi harika bir lezzet ortaya cikiyor. Giderseniz denemeniz kesinlikle tavsiye edilir :)

    Ev yapimi saraplari denememizi soyleyen kitabimizi dinledik ve saraplar konusunda hic pisman olmadik. Alkol orani biraz yuksek olsa da saraplar yemekleri tamamliyor, deniz manzarasinin keyfine kayif katiyor, denizin verdigi tatli yorgunlugu alip goturuyor. Her seyin ev yapimi guzel bu adada; saraplarda da kural bozulmuyor. 

    Umarim gidenler daha guzellerini yerler ve icerler. Unutmamak icin bizim cok begendigimiz bir iki restoran da burada:
    Alghero Nettuno Pizza 
    Cok uygun fiyatlari var diyemem ama pizzalar civardaki restoranlala ayni fiyatta ve daha lezzetli. Deniz urunlu pizzasini tavsiye ederiz.

    Alghero Casablanca 
    Ozellikle mantarli raviolisine bayildik. Soguk-sicak baslangic tabagi da fakli lezzetleri bir arada yemek icin cok guzel. Fiyatlari cok uygun ve bence restoranin ici cok sevimli.

    Costa Rei - Pink Lady
    Ogle tatili yani siestaya denk geldigimizden civarda acik bulabildigimiz tek restoranda yemis olsak da burada yedigimiz et (ki o saatte sadece bunu hazirliyorlardi) cok lezizdi tavsiye ederiz.

    Stintino Skipper
    Denize nazir cok guzel bir café. Yedigimiz her sey cok guzeldi ama Seadas tatlisini ayrica tavsiye ederim. 

    Cagliaride Cafe Degli Sipiritu
    Sehirlerde cok meydan cok kale gorduk ama bir kalenin tepesinde yapilmis bir meydana ilk kez denk geldik. Kalenin tepesindeki meydanda dolasip sehrin cesitli noktalarina tepeden bakmak mumkun, ayni zamanda meydandaki restoranlarda yemek yemek de mumkun. Sardinya sarabi Kamis cok guzeldi tavsiye ederiz. Pizzalarin ozellikle hamuru enfes. Bir de kalenin tepesindeki meydanda palmiye bile var J Tamam bu bir yemek yazisiydi ama meydanin resmini ekleyerek bitirecegim. 


    Hepimize afiyet olsun :)

    PS: Resimlerin cogu bizim makinamizdan. Makarnalarin bir kismi, peynir ve sarap resimleri ise internetten.

    14 Haziran 2011 Salı

    Sardinya Gunlukleri (5)

    Cala Ganone'deyiz. Bu sahil kasabasini cok sevdik. Bir dagin denize dogru uzanan yamacina kurulmus merkezi iki sokaktan olusan cok guzel bir yer burasi. Bize Turkiye'deki yaylari hatirlatiyor. Biraz da Kas Kalkan bolgesini. Buraya vardigimiz aksam yedigimiz harika baliklarla benim aklimda lezzetli deniz urunleriyle de yer edecek artik burasi.

    Cala Ganone tekne turlari ile unlu bir merkez. Hava bulutlu da olsa biz de bir tekne turuna katiliyoruz. Once bir magaraya ugruyor teknemiz. Deniz ve daglardan gelen akarsularin el ele vererek olusturdugu cok guzel bir yer. Benim ilk magara gezim bu ve kelimenin tam anlamiyla buyuleniyorum. Magara gezisinin tek uzucu yani eskiden bu bolgedeki plajlarin fok baliklariyla dolu oldugunu ama artan turistik aktivitelerle foklarin plajlardan bu magaralara kactigini ve magaralarda yasayamadiklari icin soylarinin bu bolgede tukenmis oldugunu ogrenmek. Kelimenin tam anlamiyla insanligimdan nefret ediyorum :( 


    Magaradan sonra Orosei bolgesinin tamamini dolasiyor teknemiz. Hava tekne gezisi icin kesinlikle uygun degil. Ugradigimiz koylar tek kelimeyle harika. Suyun soguk olmasina, gunesin bizden saklanmasina ragmen yuzmeye doyum olmuyor. 

    Bugune dair en guzel kare ise bence daglarin arasinda denize nispeten uzak bir yerde buldugumuz gizli bir plaja ait. Bu aslinda bir plaj degil eski bir akarsu yatagi. Ama bence daglarin arasinda gizli kucuk bir hediye gibi. Oylesine yuzumu gulduruyor :)






    Ertesi gun...
    Cala Ganone'ye veda vakti. Bu sabah kahvaltida yine onlarca motorcuyla ayni oteli paylastigimizi farkediyoruz. Bu tatilde ogrendigimiz bir sey daha varsa o da Sardinya'nin motorcular ve bisikletciler tarafindan cok tercih edilen bir yer olmasi. Ozellikle virajli yollarda hiz yapmayi cok sevdiklerinden araba kullanirken gercekten dikkatli olmak gerekiyor.

    Cala Ganone'den adanin guney dogusuna dogru iniyoruz. Bu yol su ana kadar gittigimiz en zor yol. Kac yaylaya cikip indigimizi sayamaz oluyorum bir sure sonra. Surekli virajlar donup yerlesim yerlerine variyor sonra onlari geride birakiyoruz. Daglarin tepesinde manzara harika. Ama mideleimiz ve basimiz icin ayni seyi soylemek cok mumkun degil J 

    Bu virajli yol 2,5 saatten fazla suruyor ve sonunda Costa Rei'ye variyoruz. Burasi 2010 yilinda Sardinya'nin en iyi plaji secilmis.Sonuna kadar hakediyor bunu. Hava ruzgarli ne yazik ki yani yine benim hayallerim gercek olamiyor ama Ozan cok mutlu. Dalgalarla deli gibi oynuyor. Onu izlemekse beni de guldurmeye yetiyor. Ozenip biraz da ben dalgalarin icine atlayayim diyorum ama bu hareketim bana kulaklarimda ve genzimde bir miktar su olarak donuyor. Dalganin icine atlamayacagim bir daha!


    Belki 2 saatten fazla dalgalarla oynayip yine yollara dusuyoruz. Bu kez varilacak hedef adanin baskenti Cagliari. 2 saat suren yolun sonunda Cagliari'deyiz. Aksam denizinin tadni cikarip pansiyona gidiyoruz. Bir surpriz daha: Kapi duvar Pansiyonun kapisinda bekliyoruz bekliyoruz ama ne etigimiz telefonlara ne de caldigimiz kapilara bir yanit alamiyoruz. Tesadufen acilan kapidan iceri suzulup pansiyonun girisinin oldugu ucuncu kata cikinca goruyoruz ki pansiyona giris saat sekizden yapilacakmis. Bize verilen kagida gore ise pansiyona giris aksam yedide bitiyor. Bu ne perhiz bu ne lahana tursusu derken halimize guluyoruz: tesadufen iceri giremesek bunu da ogrenemeyecegiz yani J Neyse ki aramizda pozitif bir insan var ve o tabi ki ben degilim:) Ama Cagliari aksami beni bile sakinlestirecek kadar guzel.

    Guzel magnetler alip ustune sahane pizzalar yiyip sevimli odamiza donuyoruz. Ertesi gun yol uzun Alghero geri donecegiz ve 250 km yol gidecegiz….

    Ertesi gun...
    Sabah erkenden yola koyuluyoruz. Insan midesi ve basinin kaldirabilecegi orandaki virajlar ve cogunlugu otoban olan yolla cok mutluyuz. Benim tek sikayetim camdan koluma gelen ve kolumu oyarak kemigime kadar acitan gunes. Sarilip sarmalaniyorum ve harika sesimle kucuk hanimin soforune iskenceme devam ediyorum J Gunes de olsa da olmasa da yaranamiyor bana :) Yolun sonun geldigi yer: Stintino...


    Burasi aslinda kucuk bir balikci kasabasi ve 2 limani barindiran kucuk bir merkez. Sehri gezmek icin bir sokagi bastan asagiya dolasmaniz yeterli. Cok guzel cok sevimli ve sasirtici derecede cok turistin oldugu bir yer. Biz de guzel bir yemekten sonra bir de sehir turu yapip kaynaklara gore adanin en guzel plajlarindan biri olan La Paleso'ya gidiyoruz. Bir ruya bizi bekliyor...



    Saniyoruz. Ama biz denizi group heyecanla plaja yuruken bir anda geliveren bulutlar ve baslayan ruzgar bizim ruyayi hafiften bir karabasana cevirmeye basliyor. Birer birer plajdan kacan insanlara inat biz kumlara uzanip gunesin gri bulutlarin arkasindan cikmasini hadi o olmadi en azindan ruzgarin dinmesini bekliyoruz. Bekliyoruz ama hic biri gerceklesmiyor J Umudumuzu yitirmeyip plaj iyiden iyiye bosalirken hatta her an etrafta olan saticilar bile pili pirtiyi toplayip plaji terkederken biz denize bile giriyoruz. Ama yine de ne gunes ne de ruzgar cabalarimizi takdir edip yuzumuzu guldurmuyor. Caresiz toplanip gidiyoruz arabamiza. Icimiz oyle buruk ki. Plaj oyle guzel ki. Ruzgar olmasa biraz da gunes olsa biz buranin keyfini oyle guzel cikaracagiz ki. Olmuyor. Hatta yolda ugradgimiz bir iki baska plajdan da boynumuz bukuk ayriliyoruz. Bugun yuzmeye doyamiyoruz. Neyse moralimizi bozmayalaim sehire yakin plajlara gideriz diye dusunurken baslayan yagmurla son umutlarimizi da toz seker misali ertip yagan yagmurla yollarda birakiyoruz. Itiraf ediyorum biraz hatta baya uzgunuz 

    Otele gelip, biraz dinlenip daha dogrusu yaz yagmurunun dinmesini bekleyip yemege gideriz diye plan yapiyoruz. Yaz yagmuru dinecek elbet. Nitekim diniyor. Biz restoranda mutlu mesut yemek yerken yeniden baslamasini saymazsak. Gerci o baslayana yagmur denir mi bilemiyorum. Sanki birisi kafamizdan asagiya kovalarla sulari birakiyor. Tepeden tirnaga islaniyoruz.... Sabah oluyor. Bulutlar gitmiyor. Bizim son sabah denizi isi de suya yatiyor. Denize doymak icin gelinen Sardinya bizi yagmurla ugurluyor. 

    Mavi tirtila veda etmek benim icin bulutlu adaya veda etmekten daha zor oluyor. Sevdim onu. Sevdim onunla dolasmayi. Sevdim onun icinde sarkilar soyleyip dans etmeyi. 

    Sagol mavi tirtil. 
    Biz yine gelince umarim sen olursun yanimizda. 
    Ve hoscakal Sardinya. 
    Unutma isimiz bitmedi seninle. 
    Ruzgarsiz dalgasiz da yuzecegim ben o denizlerde tipki bu gelisimizde 2-3 gun doya doya yuzdugumuz gibi.
    7 gece, 6,5 gun

    1020 km yol
    8 sehir
    Onlarca guzel plaj
    Onlarca leziz yemek
    Onlarca leziz sarap
    Ve unutulmaz anilar (islanmayi da bunlardan biri sayarsak)
    Herseye ragmen guzel hatirlanmak istenen bir tatil. Ama keskesi cok bir tatil. Mesela keske 2-3 hafta sonra gitseydik de su yagmuru ruzgari yasamasaydik!
    Yine de sagol Sardinya. 
    Cok iyi geldin bize/bana  :)


    BITTI :)

    PS: Gun gun ekleyecektim ama biliyorum cok bunalttim sizi o yuzden hepsini toparladim koydum bitti gitti :) Umarim bizden sonra gidenler benzer rotalari daha cok gunesle yasarlar :)

    13 Haziran 2011 Pazartesi

    Sardinya Gunlukleri (4)

    Guzel bir yemek, aksam serinliginde limanda guzel bir yusuyus. Palau aksamina guzellik katanlar bunlar oluyor. Ah bir de guzel bir uyku cekebilsek. Malesef uyku kismi biraz eksik kaliyor :) Ben neredeyse tum geceyi sivrisinekler nedeniyle uykusuz gecirmis ve tabi ki sivrisinek avlarim sirasinda Ozan'i da uykusuz birakmis oldugumdan sabaha biraz yorgun basliyoruz. Neyse ki ozenle hazirlanmis kahvelerimiz ayilmamiza yardimci oluveriyor :)


    Ustelik geldigimizden beri olmadigi kadar guzel bugun hava. Hatta o kadar guzel ki denizin isiltisi gozumuzu aliyor. Yolumuzun ustundeki her koy hadi gelin yuzun diye bizi davet ediyor. Biz adanin kuzey dogusundaki Capo de Cavalla'ya gitmek uzere yola cikiyoruz; tabi yollarin ve yol ustundeki plajlarin keyfini cikara cikara.


    Once Brendchi plajindayiz. Hava inanilmaz sicak. Hatta iyi ki Temmuz'da falan gelmemisiz nefes alamazmisiz diye dusunmemize bile sebep oluyor. Cok cabuk derinlesmeyen denizde herkes gibi biz de plajin bir ucundan bir ucuna ayaklarimiz suyun icinde yuruyup sohbet ediyoruz. Hayatimda hic gormedigim kadar temiz, berrak ve turkuaz rengi bir deniz. Yuruken dipten gecen kucuk baliklari, bir yol gibi cizgi cizgi incecik kumun bizim adimlarimizla nasil hareketlendigini gormek mumkun. Keyifleniyoruz. Iste bugun hayal ettgimiz tatili yasiyoruz diye dusunuyoruz sonunda. Gunes guzel sey....

    Ayrilmak zor ama yol uzun... O yuzden bu guzel denizi geride birakip dusuyoruz biz de yola. Yolda harika bir sey oluyor; bizim Mavi Tirtil megerse ipoddan muzik calabiliyormus! Bu nasil guzel bir haber bilemezsiniz zira ayni CDleri dinlemekten fanalik gecirmek uzereyiz. Hayir ben bir de bangir bangir soyluyorum ezberledigimden sarkilari kucuk hanimin soforune biraz iskence oluyor :) Simdi yollar bizi beklesin ne kadar normalde pek dinlemeyecek olsak da tatillik sarki varsa onu dinleyecegiz haberiniz olsun. Gelsin turkce pop muzik :)
    http://www.youtube.com/watch?v=Pk1BviQ01mo
    Brendici den sonra adanin dogu uclarindan biri olan Capo de Cavallo'nun merkezine ceviriyoruz rotamizi. Hayatmizda gordugumuz en guzel manzaralardan biri karsiliyor bizi burada. Ayaklarimizin altina serilmis deniz, denizin icinden yukseliveren kucuk tepeler ve gunes. Bakmaya izlemeye doyum olmuyor... 

    Ogle yemegini hizli yemek istiyoruz cunku asagida gordugumuz plaj bizi cagiriyor. Haziran ayi ve hava gecen yillara gore biraz daha soguk oldugundan su serin. Ama ne gam! Biz akdenizin tuzlu suyunun tadina varirken heralde bundan daha guzel bir plaj daha goremeyiz diye dusunuyoruz.  


    Laf aramizda yaniliyoruz! cunku bir sonraki duragimiz La Cinta bize bakin diyor bu adada gordugunuz her plaj birbirinden guzel olacak. Su ana kadar gordugumuz en uzun plajda sicak kumlarin ustunde biraz dinleniyoruz. Sansliyiz diye konusuyoruz burada oldugumuz icin cok sansliyiz. Ozan biraksa ben biraz da uyuyacagim aslinda ama yok denize girmek varken ne uykusu!


    Tertemiz sularin keyfini cikarirken, oradan oraya suda kostururken ne kadar yoruldugumuzu ancak yola cikinca anliyorum. Gerci yorulan sadece benim sanirim Ozanin 3,5 saat araba surerken yorgun bir hali yok. Daglarin icine oyulmus onlarca tunelden sonra, onlarca viraji gecerek bir sonraki duragimiza variyoruz Cala Ganone. Takip eden 2 gun buralarda olacagiz ve umuyoruz biraz dinlenip sonra yine yollara dusecegiz. Yollarda olmak guzel sey...

    Bunlar da ilginizi cekebilir

    Related Posts with Thumbnails